
İçindekiler 13
- Kısa Cevap
- Şikâyetin Ön Koşulu: Başvuru Yolunun Tüketilmesi
- Şikâyet Süresi: Üç Senaryo
- Şikâyet Nereye ve Nasıl Yapılır?
- Kurul İncelemesi Nasıl Yürür?
- Altmış Gün İçinde Cevap Gelmezse: Zımni Ret
- İhlal Tespit Edilirse: Giderim Kararı ve Otuz Gün
- Kurul Kararına Karşı Dava Yolu 2024te Değişti
- Dava Yolu Nerede Biter? Temyiz Sınırı
- Hangi Tarihteki Metin Uygulanır? — (c) bendi mülga edildi
- Tazminat Yolu Şikâyetten Bağımsızdır
- Sık Yapılan Hatalar
- Özet
Kısa Cevap
Kişisel Verileri Koruma Kuruluna şikâyet, doğrudan başvurulabilen bir yol değildir. Kanun önce veri sorumlusuna başvurulmasını, ancak bu yol tüketildikten sonra Kurula gidilmesini şart koşar. Bu sıra atlanırsa şikâyet esasa girilmeden reddedilir.
Süreler iki katmanlıdır: veri sorumlusunun cevabını öğrenme tarihinden itibaren otuz gün, her hâlde başvuru tarihinden itibaren altmış gün. Kurul, şikâyet tarihinden itibaren altmış gün içinde cevap vermezse talep reddedilmiş sayılır.
Kurul kararına karşı dava yolu 2024te değişti. Kurulun verdiği idari para cezalarına karşı artık sulh ceza hâkimliğine değil idare mahkemesine dava açılır. Bu değişikliğin bir de geçiş kuralı vardır ve hangi dosyanın nerede görülmeye devam edeceğini belirler.
Şikâyetin Ön Koşulu: Başvuru Yolunun Tüketilmesi
Kanun, şikâyet hakkını üç hâlde açar ve hemen ardından bir ön koşul koyar:
MADDE 14- (1) Başvurunun reddedilmesi, verilen cevabın yetersiz bulunması veya süresinde başvuruya cevap verilmemesi hâllerinde; ilgili kişi, veri sorumlusunun cevabını öğrendiği tarihten itibaren otuz ve her hâlde başvuru tarihinden itibaren altmış gün içinde Kurula şikâyette bulunabilir. (2) 13 üncü madde uyarınca başvuru yolu tüketilmeden şikâyet yoluna başvurulamaz. (3) Kişilik hakları ihlal edilenlerin, genel hükümlere göre tazminat hakkı saklıdır.
(6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu m.14)
İkinci fıkra bir usul kuralıdır ve Kurul tarafından fiilen uygulanır. Şikâyetin kabul edilebilmesi için üç şıktan birinin gerçekleşmesi gerekir: başvurunun reddedilmesi, verilen cevabın yetersiz bulunması ya da süresinde hiç cevap verilmemesi. Veri sorumlusuna hiç başvurmadan yapılan bildirim, hukuken şikâyet değil ihbardır; Kurul bunu resen inceleme kapsamında değerlendirebilir ama ilgili kişiye şikâyet süreci sonunda verilmesi gereken cevabı doğurmaz.
Başvuru yolunun nasıl tüketileceğini, başvurunun zorunlu unsurlarını ve başvuru tarihinin nasıl hesaplandığını veri sorumlusuna başvuru yazımızda ayrıntılı anlattık.
Şikâyet Süresi: Üç Senaryo
Kanunun 14. maddesindeki iki sürenin nasıl birlikte uygulanacağı uygulamada farklı yorumlanmıştır. Kurul, bu farklılığı gidermek için 24.01.2019 tarihli ve 2019/9 sayılı Kararı ile üç senaryoyu ayırmış ve süreleri her senaryo için tek tek belirlemiştir.
Birinci senaryo — cevap otuz gün içinde verilir. İlgili kişi, cevabı izleyen otuz gün içinde şikâyette bulunabilir. Kurul bu hâlde başvuru tarihinden itibaren altmış günlük bir sürenin bulunmadığını açıkça belirtmiştir. Yani cevap erken gelirse ilgili kişi kendisini altmış günle değil, cevaptan itibaren otuz günle sınırlı sayacaktır.
İkinci senaryo — hiç cevap verilmez. Süre, veri sorumlusuna başvuru tarihinden itibaren altmış gündür.
Üçüncü senaryo — cevap otuz günlük süre geçtikten sonra verilir. Kurulun kararına göre ilgili kişi, Kanunda veri sorumlusuna tanınan otuz günlük süre sonrasında verilecek cevabı beklemekle yükümlü değildir; veri sorumlusuna tanınan sürenin dolmasıyla şikâyet hakkı doğar. Bu nedenle süre, cevabın verildiği tarihten itibaren yeni bir otuz gün değil, başvuru tarihinden itibaren altmış gündür.
Üçüncü senaryo pratikte en çok hak kaybına yol açan noktadır. Veri sorumlusu kırk beşinci günde bir cevap gönderdiğinde, ilgili kişi sıklıkla “cevabı yeni öğrendim, otuz günüm var” diye düşünür. Kurulun yorumuna göre bu doğru değildir: geciken cevap yeni bir süre başlatmaz ve toplam süre başvurudan itibaren altmış günle sınırlıdır. Kırk beşinci günde gelen cevap, geriye yalnızca on beş gün bırakır.
Şikâyet Nereye ve Nasıl Yapılır?
Şikâyet, Kişisel Verileri Koruma Kurumuna yapılır. Kurumun elektronik şikâyet sistemi bulunduğu gibi yazılı başvuru da mümkündür; şikâyetin elektronik ortamda iletilmesi Kanunun aradığı içerik şartlarını ortadan kaldırmaz.
Kanun şikâyet dilekçesi için ayrıca bir şekil şartı getirmez, ancak dolaylı bir şekil şartı koyar. Kurulun inceleme usulünü düzenleyen madde, 3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanunun 6. maddesindeki şartları taşımayan ihbar veya şikâyetlerin incelemeye alınmayacağını söyler. Bu, dilekçede kimlik ve adres bilgilerinin bulunması, dilekçenin imzalı olması ve konunun belirli olması gibi temel şartların şikâyet dilekçesinde de aranacağı anlamına gelir. Adı ve adresi bulunmayan ya da konusu belirsiz bir şikâyet bu süzgeçte durur.
Dosyaya eklenmesi gereken en önemli belge ise başvuru yolunun tüketildiğini ispatlayan evraktır: veri sorumlusuna gönderilen başvurunun tebligat belgesi ya da KEP teslim raporu ve varsa veri sorumlusunun cevabı. Bu belgeler olmadan Kurul, hem ön koşulun gerçekleştiğini hem de sürenin içinde kalındığını denetleyemez.
Kurul İncelemesi Nasıl Yürür?
İnceleme usulünü düzenleyen madde, hem Kurulun yetkilerini hem de veri sorumlusunun yükümlülüklerini birlikte gösterir:
MADDE 15- (1) Kurul, şikâyet üzerine veya ihlal iddiasını öğrenmesi durumunda resen, görev alanına giren konularda gerekli incelemeyi yapar. (2) 1/11/1984 tarihli ve 3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanunun 6 ncı maddesinde belirtilen şartları taşımayan ihbar veya şikâyetler incelemeye alınmaz. (3) Devlet sırrı niteliğindeki bilgi ve belgeler hariç; veri sorumlusu, Kurulun, inceleme konusuyla ilgili istemiş olduğu bilgi ve belgeleri on beş gün içinde göndermek ve gerektiğinde yerinde inceleme yapılmasına imkân sağlamak zorundadır. (4) Şikâyet üzerine Kurul, talebi inceleyerek ilgililere bir cevap verir. Şikâyet tarihinden itibaren altmış gün içinde cevap verilmezse talep reddedilmiş sayılır.
(6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu m.15)
Üçüncü fıkra, veri sorumlusu tarafında ciddi bir yükümlülük doğurur: Kurulun istediği bilgi ve belgeler on beş gün içinde gönderilmek zorundadır ve gerektiğinde yerinde incelemeye imkân sağlanacaktır. Bu süreye uyulmaması, şikâyetin esasından bağımsız olarak ayrı bir aykırılık tartışması yaratır.
Birinci fıkra ise şikâyet ile resen incelemeyi aynı maddede birleştirir. Kurul, bir ihlal iddiasını başka bir yolla öğrendiğinde de kendiliğinden inceleme başlatabilir. Bu nedenle şikâyet süresini kaçıran ilgili kişinin ihbarı da tümüyle sonuçsuz kalmaz; ancak resen inceleme ilgili kişiye bir talep hakkı vermez, kamusal denetim yolu olarak işler.
Altmış Gün İçinde Cevap Gelmezse: Zımni Ret
Kanunun 15. maddesinin dördüncü fıkrası bir zımni ret kuralı kurar: şikâyet tarihinden itibaren altmış gün içinde cevap verilmezse talep reddedilmiş sayılır.
Bu hükmün pratik önemi, sessizliğin bir karar sayılmasıdır. Kurul cevap vermediği için “dosya hâlâ inceleniyor” varsayımıyla beklemek, dava açma süresini kaçırma riski taşır. Altmış günün sonunda ortada hukuken bir ret kararı vardır ve bundan sonraki adım idari yargıdır.
İhlal Tespit Edilirse: Giderim Kararı ve Otuz Gün
İnceleme ihlalin varlığını gösterirse Kurul, tespit ettiği hukuka aykırılıkların veri sorumlusu tarafından giderilmesine karar verir ve bunu ilgililere tebliğ eder. Kanun, bu kararın yerine getirilmesi için de süre koyar: karar, tebliğden itibaren gecikmeksizin ve en geç otuz gün içinde yerine getirilir.
Bu otuz günlük süre, uygulamada iki kere kritik hâle gelir. Birincisi, giderim kararının yerine getirilmemesi ayrı bir kabahat oluşturur; Kanun, Kurul kararlarını yerine getirmeyenler hakkında idari para cezası öngörür. İkincisi, giderim kararı ile idari para cezası aynı Kurul kararında birlikte yer alabilir; yani bir dosyada hem talimat hem ceza çıkabilir.
Kanun ayrıca iki özel yetki tanır. İhlalin yaygın olduğu tespit edilirse Kurul ilke kararı alır ve yayımlar; bu kararlar tek dosyayı aşan bağlayıcı bir yorum ortaya koyar. Telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve açıkça hukuka aykırılık bulunması hâlinde ise Kurul, veri işlenmesinin veya verinin yurt dışına aktarılmasının durdurulmasına karar verebilir. Bu, idari yargıdaki yürütmenin durdurulmasına benzeyen, ancak idari süreç içinde işleyen bir tedbir yetkisidir.
Kurul Kararına Karşı Dava Yolu 2024te Değişti
Bu, yazının en çok güncellik taşıyan bölümüdür ve piyasadaki içeriğin büyük kısmı hâlâ eski rejimi anlatmaktadır. 2 Mart 2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanun, Kanunun 18. maddesine yeni bir fıkra ekledi:
(3) (Ek:2/3/2024-7499/35 md.) Kurulca verilen idari para cezalarına karşı, idare mahkemelerinde dava açılabilir.
(6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu m.18)
Bu hükümden önce, Kurulun verdiği idari para cezalarına karşı itiraz Kabahatler Kanunu düzeni içinde sulh ceza hâkimliğine yapılıyordu. Değişiklikle uyuşmazlık idari yargıya taşındı. Fark biçimsel değildir: görevli merci, uygulanacak usul kanunu, dava açma süresi ve kanun yolları tümüyle değişir.
Değişikliğin bir geçiş kuralı da vardır ve hangi dosyanın nerede görülmeye devam edeceğini belirler:
(2) 1/6/2024 tarihi itibarıyla sulh ceza hâkimliklerinde görülmekte olan başvurular, bu hâkimliklerce görülmeye devam olunur.
(6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Geçici m.3)
Kesim tarihi 1 Haziran 2024tür. O tarihte sulh ceza hâkimliğinde görülmekte olan başvurular orada tamamlanır; bu nedenle eski dosyalarda sulh ceza hâkimliği kararlarına rastlanması bir usul hatası değildir. Yeni açılacak davalar ise idare mahkemesindedir.
Bu geçişin neden gerekli olduğu, eski rejimin doğurduğu sorunda görülür: aynı Kurul cezası hakkında hem adlî hem idarî yargı yolunun işletilebildiği dosyalarda, iki yargı kolu aynı uyuşmazlığı farklı sonuçlandırabiliyor ve ortaya kesinleşmiş çelişkili hükümler çıkabiliyordu. Görev sorununun kanunla tek merciye bağlanması bu riski ortadan kaldırmaya yöneliktir.
Dava Yolu Nerede Biter? Temyiz Sınırı
İdare mahkemesinde açılan davanın kanun yolu haritası, çoğu ilgili kişinin beklediğinden daha kısadır. Danıştay 10. Dairesi, Kurulun 850.000 TL idari para cezası verdiği ve otuz gün içinde sicile bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmesi hususunda talimatlandırdığı bir işleme karşı açılan davada, bölge idare mahkemesi kararının temyiz edilemeyeceğine karar vermiştir:
iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın değerinin, temyiz parasal sınırının altında kaldığı ve 2577 sayılı Kanun’un 46. maddesinde sayılan davalar arasında yer almadığı görüldüğünden
(Danıştay 10. Daire, E. 2024/5206, K. 2024/3786, T. 08.10.2024)
Daire, bölge idare mahkemesi kararında temyiz yolunun açık gösterilmiş olmasının sonucu değiştirmediğini de açıkça belirtmiştir:
istinaf başvurusunun reddi yolunda verilen karar her ne kadar temyiz yolu açık olmak üzere verilmişse de kesin olup, temyizen incelenmesine hukuki olanak bulunmamaktadır.
(Danıştay 10. Daire, E. 2024/5206, K. 2024/3786, T. 08.10.2024)
Bu, uygulamada ciddi bir tuzaktır: kararın altında “temyiz yolu açıktır” yazması temyiz hakkı doğurmaz. Parasal sınır tutmuyorsa bölge idare mahkemesi kararı kesindir ve temyiz harcı iade edilerek istem reddedilir.
Temyiz sınırının dayanağı 2024 yazında yeniden yazılmış, 2026 yazında bir kez daha değişmiştir. Anayasa Mahkemesi, E. 2023/36, K. 2023/142, T. 26.07.2023 sayılı kararıyla İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 46. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendini iptal etmiş; 28 Temmuz 2024 tarihli ve 7524 sayılı Kanun bendi yeniden düzenlemiştir. Bendin bugün yürürlükteki lafzı şudur:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.46/1-b
Konusu dokuz yüz yirmi bin Türk lirasını aşan; vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemler hakkında açılan davalar.
Hangi Tarihteki Metin Uygulanır? — (c) bendi mülga edildi
Aynı Kanunla (7524 sayılı Kanun m.53) 2024’te (c) bendi eklenmişti; bu bent, konusu iki yüz yetmiş bin lirayı aşıp dokuz yüz yirmi bin lirayı aşmayan ve istinaf incelemesinde kaldırma kararı üzerine yeniden karar verilen davalara ikinci bir temyiz penceresi açıyordu.
Bu bent 16 Temmuz 2026 tarihli ve 7589 sayılı Kanun’un 6. maddesiyle mülga edilmiştir; bugün yürürlükte değildir. Kanunun güncel metninde (c) bendi boştur. Dolayısıyla bugün, o parasal aralıktaki bir dosya için “kaldırma kararı vardı, o hâlde temyiz açıktır” denemez. Buna karşılık hangi metnin uygulanacağı dosyanızın tarihine bağlıdır; 16 Temmuz 2026’dan önceki dönem bakımından bendin yürürlükte olduğu gözden kaçırılmamalıdır. Bu ayrım teknik bir değerlendirme gerektirir.
Ayrıca bu tutarlar sabit değildir. İdari Yargılama Usulü Kanunu, öngörülen parasal sınırların her takvim yılı başından geçerli olmak üzere yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanmasını öngörür. Bu nedenle kanun metnindeki rakam ile davanızın açıldığı yıl fiilen uygulanan rakam farklıdır ve sınır, karar tarihindeki değere göre hesaplanır. Yukarıdaki Danıştay kararında da 2024 yılı için uygulanan sınır 920.000 TL olarak esas alınmış, 850.000 TL’lik dava bu sınırın altında kaldığı için karar kesin sayılmıştır.
Tazminat Yolu Şikâyetten Bağımsızdır
Kanunun 14. maddesinin üçüncü fıkrası, kişilik hakları ihlal edilenlerin genel hükümlere göre tazminat hakkının saklı olduğunu belirtir. Bu, iki sürecin birbirini beklemediği anlamına gelir: Kurula şikâyet idari bir denetim yolu, tazminat davası ise özel hukuk yoludur.
Pratik sonucu şudur: Kurul şikâyeti reddetse bile tazminat davası açılabilir; buna karşılık Kurulun ihlal tespiti, tazminat davasında hukuka aykırılık unsuru bakımından güçlü bir delil oluşturur. Bu nedenle zararı bulunan dosyalarda iki yolun sırası taktik bir tercihtir. Kanunun 11. maddesinin (ğ) bendindeki zararın giderilmesini talep etme hakkı da veri sorumlusuna yapılan başvuruda ileri sürülebilir; bu, tazminat davasının yerine geçmez ama ihtilafı erken aşamada çözme imkânı verir.
Sık Yapılan Hatalar
- Veri sorumlusuna başvurmadan doğrudan Kurula şikâyet etmek. Kanun başvuru yolunun tüketilmesini şart koşar; bu hâlde şikâyet esasa girilmeden reddedilir.
- Geciken cevabın yeni bir otuz gün başlattığını sanmak. Kurulun 2019/9 sayılı Kararına göre bu hâlde süre, başvuru tarihinden itibaren altmış gündür.
- Cevap erken geldiğinde altmış güne güvenmek. Cevap otuz gün içinde verilmişse süre, cevaptan itibaren otuz gündür; altmış günlük süre bu hâlde yoktur.
- Kurulun sessizliğini “dosya inceleniyor” saymak. Altmış gün geçmişse hukuken ret kararı vardır ve dava süresi işlemeye başlar.
- Başvuru evrakını dosyaya koymamak. Tebligat belgesi ya da KEP raporu olmadan ne ön koşul ne süre denetlenebilir.
- Şikâyet dilekçesini imzasız veya adressiz göndermek. Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanunun aradığı şartları taşımayan şikâyet incelemeye alınmaz.
- Eski rejime göre sulh ceza hâkimliğine gitmek. İdari para cezasına karşı yeni davalar idare mahkemesindedir; sulh ceza hâkimliği yalnızca 1 Haziran 2024 itibarıyla orada görülmekte olan başvurularda görevli kalır.
- Kararda “temyiz yolu açıktır” yazmasına güvenmek. Danıştay, parasal sınır tutmuyorsa bölge idare mahkemesi kararının kesin olduğunu ve bu ibarenin sonucu değiştirmediğini belirtmiştir.
Özet
- Şikâyetin ön koşulu başvuru yolunun tüketilmesidir; atlanırsa şikâyet esasa girilmeden reddedilir.
- Süreler: cevabı öğrenmeden itibaren otuz gün, her hâlde başvurudan itibaren altmış gün.
- Kurulun 2019/9 sayılı Kararına göre geciken cevap yeni bir süre başlatmaz; süre başvurudan itibaren altmış günle sınırlıdır.
- Dilekçe, Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanunun aradığı şartları taşımıyorsa incelemeye alınmaz.
- Veri sorumlusu, Kurulun istediği bilgi ve belgeleri on beş gün içinde göndermek zorundadır.
- Şikâyetten itibaren altmış gün içinde cevap verilmezse talep reddedilmiş sayılır (zımni ret).
- İhlal tespit edilirse giderim kararı tebliğden itibaren en geç otuz gün içinde yerine getirilir.
- 2024 değişikliği: Kurulun idari para cezalarına karşı artık idare mahkemesinde dava açılır; kesim tarihi 1 Haziran 2024, o tarihte sulh cezada görülen başvurular orada devam eder.
- Bölge idare mahkemesi kararında temyiz yolu açık yazması temyiz hakkı doğurmaz; parasal sınır tutmuyorsa karar kesindir.
- Tazminat hakkı şikâyetten bağımsızdır ve genel hükümlere göre ayrıca kullanılır.
İlgili yazılar: KVKK Kapsamında Veri Sorumlusuna Başvuru: Haklarınız, Usul ve Süre · KVKK İhlalinde Ceza: İdari Para Cezası ile Suç Arasındaki Fark · Veri İhlali Bildirimi: Kime, Ne Kadar Sürede Yapılır?
- Önce veri sorumlusuna başvurulurBaşvuru yolu tüketilmeden şikâyet yoluna başvurulamaz. Şikâyet hakkı, başvurunun reddedilmesi, cevabın yetersiz bulunması veya süresinde cevap verilmemesi hâllerinde doğar.m.14
- Şikâyet süresi hangi senaryoya göre işler?m.14
- Cevap otuz gün içinde verildi → cevabı öğrenme tarihinden itibaren otuz günm.14
- Hiç cevap verilmedi → veri sorumlusuna başvuru tarihinden itibaren altmış günm.14
- Cevap otuz günlük süre geçtikten sonra verildi → geciken cevap yeni süre başlatmaz, yine başvurudan itibaren altmış günm.14
- Şikâyet Kuruma yapılırDilekçe hakkı kanununun aradığı şartları taşımayan ihbar veya şikâyetler incelemeye alınmaz. Başvuru yolunun tüketildiğini ispatlayan evrak dosyaya eklenmelidir.m.15
- Kurul inceleme yaparDevlet sırrı niteliğindekiler hariç, veri sorumlusu istenen bilgi ve belgeleri on beş gün içinde göndermek ve gerektiğinde yerinde inceleme yapılmasına imkân sağlamak zorundadır.m.15
- Şikâyet nasıl sonuçlanır?m.15
- Şikâyet tarihinden itibaren altmış gün içinde cevap verilmezse → talep reddedilmiş sayılırm.15
- İhlal tespit edilirse → giderim kararı verilir ve tebliğden itibaren gecikmeksizin, en geç otuz gün içinde yerine getirilir
- Kurul kararına karşı dava nerede açılır?m.18
- Kurulca verilen idari para cezalarına karşı → idare mahkemelerim.18
- 1/6/2024 itibarıyla sulh ceza hâkimliklerinde görülmekte olan başvurular → o hâkimliklerce görülmeye devam olunurGeçici m.3
- Kişilik hakları ihlal edilenlerin tazminat hakkı saklıdırTazminat yolu şikâyetten bağımsızdır ve genel hükümlere tabidir.m.14
Sıkça Sorulan Sorular
KVKK şikâyeti nereye yapılır?
Kişisel Verileri Koruma Kurumuna yapılır. Ancak öncesinde veri sorumlusuna başvurulmuş ve bu yol tüketilmiş olmalıdır; Kanun, başvuru yolu tüketilmeden şikâyet yoluna başvurulamayacağını açıkça söyler.
KVKK şikâyet süresi kaç gün?
Kanun iki süre koyar: veri sorumlusunun cevabını öğrenme tarihinden itibaren otuz gün ve her hâlde başvuru tarihinden itibaren altmış gün. Bu iki sürenin hangi hâlde uygulanacağını Kurul 24.01.2019 tarihli ve 2019/9 sayılı Kararı ile üç senaryoya ayırmıştır.
Veri sorumlusu cevap vermezse ne kadar sürem var?
Hiç cevap verilmeyen hâlde şikâyet süresi, veri sorumlusuna başvuru tarihinden itibaren altmış gündür.
Cevap otuz günden sonra geldi, yeni bir sürem var mı?
Yok. Kurul, ilgili kişinin geciken cevabı beklemekle yükümlü olmadığını ve sürenin cevap tarihinden itibaren otuz gün değil, başvuru tarihinden itibaren altmış gün olduğunu belirlemiştir. Kırk beşinci günde gelen bir cevap, geriye yalnızca on beş gün bırakır.
Doğrudan Kurula şikâyet ederse ne olur?
Şikâyet, ön koşul gerçekleşmediği için esasa girilmeden reddedilir. Bu arada başvuru ve şikâyet süreleri işlemeye devam eder; bu yüzden hata yalnızca zaman değil hak kaybına da yol açabilir.
Kurul kaç günde karar verir?
Kanun, şikâyet tarihinden itibaren altmış gün içinde cevap verilmezse talebin reddedilmiş sayılacağını öngörür. Yani altmış gün, Kurul için bir karar süresi olmaktan çok zımni ret süresidir.
Kurul ihlal tespit ederse ne olur?
Kurul, tespit ettiği hukuka aykırılıkların veri sorumlusu tarafından giderilmesine karar verir ve ilgililere tebliğ eder. Bu karar, tebliğden itibaren gecikmeksizin ve en geç otuz gün içinde yerine getirilir. Kararın yerine getirilmemesi ayrı bir kabahat oluşturur.
Kurul kararına karşı nereye dava açılır?
Kurulca verilen idari para cezalarına karşı idare mahkemelerinde dava açılır. Bu kural, 2 Mart 2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunla Kanunun 18. maddesine eklenmiştir; öncesinde itiraz sulh ceza hâkimliğine yapılıyordu.
Dosyam sulh ceza hâkimliğinde, ne olacak?
Kanunun geçici 3. maddesine göre 1 Haziran 2024 tarihi itibarıyla sulh ceza hâkimliklerinde görülmekte olan başvurular, bu hâkimliklerce görülmeye devam olunur. Dosyanız o tarihte orada görülüyorsa yeni bir merciye taşınmaz.
İdare mahkemesi kararına karşı temyize gidebilir miyim?
Her kararda gidilemez. İstinaf incelemesinden sonra bölge idare mahkemesi kararı, İdari Yargılama Usulü Kanununun 46. maddesinde sayılan davalardan biri değilse ve parasal sınırı aşmıyorsa kesindir. Danıştay, kararda temyiz yolunun açık gösterilmesinin bu sonucu değiştirmediğini belirtmiştir.
Kurul şikâyetimi reddetti, tazminat davası açabilir miyim?
Açabilirsiniz. Kanun, kişilik hakları ihlal edilenlerin genel hükümlere göre tazminat hakkının saklı olduğunu belirtir; iki yol birbirinden bağımsız işler. Kurulun ihlal tespiti ise tazminat davasında hukuka aykırılık bakımından güçlü bir delil oluşturur.
Şikâyet süresini kaçırdım, hiç yolum kalmadı mı?
Şikâyet yolu kapanır, ancak Kurul ihlal iddiasını öğrenmesi durumunda resen inceleme yapabilir; bu nedenle ihbar yine sonuç doğurabilir. Ayrıca tazminat hakkı şikâyet süresine bağlı değildir ve genel hükümlere göre ayrıca değerlendirilir.
İlgili çalışma alanı: Bilişim Hukuku ve KVKK
← Tüm makaleler