Atölyede büyüteç lambası altında seramik boyayan zanaatkâr

Çalışma Alanı

Fikri Mülkiyet Hukuku

Marka, patent, tasarım ve telif haklarına tecavüz, hükümsüzlük ve iptal uyuşmazlıklarına ilişkin dava ve danışmanlık.

Hakkınız hangi anda korunmaya başlar?

Fikri mülkiyette tek bir koruma rejimi yoktur ve ilk soru hangi rejimde bulunduğunuzdur. Markada ölçüt açıktır: SMK m.7, bu Kanunla sağlanan marka korumasının tescil yoluyla elde edildiğini söyler. Aynı madde korumanın sınırını da çizer; tescilden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir ve yasaklama yetkisi, tescilli markayla aynı veya benzer bir işaretin tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması üzerinden tanımlanır. Bu yüzden başvuruda mal ve hizmet listesinin belirlenmesi, sonradan telafisi güç bir karardır.

Telif tarafında dayanak noktası farklıdır. FSEK m.8, bir eserin sahibinin onu meydana getiren kişi olduğunu söyler; hak, bir sicile yazılmakla değil eserin meydana getirilmesiyle doğar. FSEK m.13 bunu tersinden doğrular: film ve fonogram yapımcıları dışında kayıt ve tescil, eser sahiplerinin talebi üzerine yapılabilen ve maddenin kendi ifadesiyle "hak ihdas etmek amacı taşımaksızın", hak sahipliğinin belirlenmesinde ispat kolaylığı sağlamak için öngörülmüş bir işlemdir. Dolayısıyla "tescil ettirmedim, hakkım yok" çıkarımı markada doğru, telifte yanlıştır.

İhlal iddiası nasıl ölçülür?

Markada tecavüz sayılan fiiller kanunda tek tek sayılmıştır. SMK m.29, marka sahibinin izni olmaksızın markayı m.7’de belirtilen biçimlerde kullanmayı, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanarak taklit etmeyi, taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu markayı taşıyan ürünleri satmayı, dağıtmayı, ticaret alanına çıkarmayı, ithal veya ihraç etmeyi, ticari amaçla elde bulundurmayı ve lisansla verilmiş hakları izinsiz genişletmeyi veya devretmeyi tecavüz sayar.

Tartışmanın merkezi çoğu kez karıştırılma ihtimalidir. SMK m.7, tescilli markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan bir işaretin, halk tarafından tescilli markayla ilişkilendirilme ihtimali de dâhil olmak üzere karıştırılma ihtimali bulunacak biçimde kullanılmasını yasaklar. Aynı madde tanınmış markalar için ayrı bir ölçüt kurar: mal veya hizmetlerin aynı, benzer ya da farklı olmasına bakılmaksızın, markanın itibarından haksız yarar elde edecek, itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki kullanım da yasaklanabilir.

Tasarımda ve patentte ölçüt kendi maddelerindedir. SMK m.59, tasarımdan doğan hakların münhasıran tasarım sahibine ait olduğunu düzenler ve tescilsiz tasarımı ayrıca ele alır: tescilsiz tasarım sahibine, korunan tasarımın aynısının veya genel izlenim itibarıyla ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kopyalanarak alınması hâlinde engelleme hakkı verir. SMK m.141 ise buluş konusu ürünü kısmen veya tamamen üretme yoluyla taklit etmeyi, taklit suretiyle üretildiğini bildiği hâlde bu ürünleri ticaret alanına çıkarmayı ve buluş konusu usulü izinsiz kullanmayı patent veya faydalı model hakkına tecavüz sayar.

Hakkınız ihlal edildiyse ne talep edebilirsiniz?

Talep listesi kanunda kapalı biçimde sayılmıştır. SMK m.149, sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibinin mahkemeden şu taleplerde bulunabileceğini düzenler:

  • Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti
  • Muhtemel tecavüzün önlenmesi
  • Tecavüz fiillerinin durdurulması
  • Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini
  • Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde elkonulması
  • (d) bendi uyarınca elkonulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması
  • Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere (d) bendine göre elkonulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası
  • Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi

Bu sayım iki yönlü okunur. Hak sahibi için hangi talebin ileri sürülebileceğini gösterir; kendisine tecavüz isnat edilen taraf için ise savunmanın neye karşı kurulacağını belirler. Karşı yönde bir imkân da vardır: SMK m.154, tecavüzün mevcut olmadığına ilişkin dava ve bunun şartlarını ayrıca düzenler.

Karşı tarafın tescili varsa: hükümsüzlük mü, iptal mi?

Bu iki yol aynı sonuca benzese de ayrı mercilerde yürür ve karıştırılmaları usul kaybına yol açar. SMK m.25, kanunun 5 inci veya 6 ncı maddesinde sayılan hâllerden biri mevcutsa markanın hükümsüzlüğüne mahkeme tarafından karar verileceğini düzenler; menfaati olanlar, Cumhuriyet savcıları veya ilgili kamu kurum ve kuruluşları hükümsüzlüğü mahkemeden isteyebilir ve aynı madde hükümsüzlük davalarında Kurumun taraf gösterilmeyeceğini açıkça söyler.

İptal ise Kurumun işidir. SMK m.26, sayılan hâllerde talep üzerine markanın iptaline Kurum tarafından karar verileceğini ve ilgili kişilerin markanın iptalini Kurumdan isteyebileceğini düzenler. İptal sebeplerinin başında kullanmama gelir: SMK m.9, tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verileceğini düzenler; aynı madde markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden farklı unsurlarla kullanılmasını ve yalnızca ihracat amacıyla mal veya ambalajlarda kullanılmasını da kullanma saymıştır.

Bu yüzden "karşı tarafın tescili var" cümlesi tek bir stratejiye değil, iki ayrı yola işaret eder; hangisinin işletileceği somut olayın hangi sebebe dayandığına göre belirlenir.

Kurum kararı aleyhinize çıktıysa

Kurum önünde biten süreç yargı yolunu kapatmaz. SMK m.156, Kurumun bu Kanun hükümlerine göre aldığı bütün kararlara karşı açılacak davalarda ve Kurumun kararlarından zarar gören üçüncü kişilerin Kurum aleyhine açacakları davalarda görevli ve yetkili mahkemenin Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi olduğunu düzenler. Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu kararlarının iptali istemi de bu hükmün kapsamındadır ve dava süreye bağlıdır.

Aynı madde genel görev kuralını da kurar: bu Kanunda öngörülen davalarda görevli mahkeme fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi ile fikri ve sınai haklar ceza mahkemesidir; bu mahkemelerin kurulmadığı yerlerde dava ve işlere asliye hukuk ve asliye ceza mahkemelerince bakılır. Hak sahibinin üçüncü kişiler aleyhine açacağı hukuk davalarında yetkili mahkeme ise davacının yerleşim yeri veya hukuka aykırı fiilin gerçekleştiği yahut etkilerinin görüldüğü yer mahkemesidir.

İnternetteki kullanım, alan adı ve taklit ürün

Markanın internetteki kullanımı ayrıca düzenlenmiştir. SMK m.7, işaretin aynısının veya benzerinin, kullanan kişinin işarete ilişkin bir hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla, internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı ve yönlendirici kod gibi biçimlerde kullanılmasını yasaklanabilir fiiller arasında sayar. Alan adı uyuşmazlıkları bu nedenle marka hukukunun dışında bir teknik konu değil, doğrudan tescilden doğan hakkın kapsamı içinde bir sorudur.

İşaretin markasal kullanımı yoksa uyuşmazlık haksız rekabete kayabilir. TTK m.54, rakipler arasındaki veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışları haksız ve hukuka aykırı sayar; TTK m.55 bu hâllerin başlıcalarını sayar. Talep tarafını TTK m.56 gösterir: fiilin haksız olup olmadığının tespiti, haksız rekabetin men’i, haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılması ve yanıltıcı beyanların düzeltilmesi ile kusur varsa zarar ve zıyanın tazmini istenebilir. Ticaret unvanında iltibas iddiaları çoğu kez bu eksende tartışılır.

Taklit ürün dosyalarında uyuşmazlığın cezai bir yüzü de vardır. SMK m.30, başkasına ait marka hakkına iktibas veya iltibas suretiyle tecavüz ederek mal üretmeyi veya hizmet sunmayı, satışa arz etmeyi, satmayı, ithal ya da ihraç etmeyi, ticari amaçla satın almayı, bulundurmayı, nakletmeyi veya depolamayı suç olarak düzenler; marka koruması bulunduğunu belirten işareti yetkisiz kaldırmak ve başkasına ait marka hakkı üzerinde yetkisiz tasarrufta bulunmak da ayrı fiiller olarak sayılmıştır. Telif tarafında ise internette yayımlanan içeriğe karşı işletilecek yol, olayın niteliğine göre ayrıca değerlendirilir.

Hangi aşamada ne yapıyoruz

Hak sahibi tarafında yaptığımız iş, kullanımın tecavüz oluşturup oluşturmadığının değerlendirilmesi, delil tespiti ve ihtiyati tedbir başvurularının hazırlanması, tecavüzün tespiti, durdurulması ve önlenmesi ile tazminat davalarının yürütülmesi, kullanmama nedeniyle iptal ve hükümsüzlük yollarının somut olaya göre ayrıştırılması ve Kurum kararlarına karşı açılacak davaların takibidir.

Kendisine tecavüz isnat edilen tarafta savunmayı kuruyor, karşı tarafın tescilinin hükümsüzlüğü veya iptali koşullarının bulunup bulunmadığını inceliyor ve tecavüzün mevcut olmadığının tespiti yolunu değerlendiriyoruz. Marka hakkına tecavüz suçlarında hem müşteki vekilliği hem şüpheli ve sanık müdafiliği üstleniyor, lisans ve devir ilişkilerinde sözleşmeyi uyuşmazlık çıkmadan önce yazıyoruz.

Bu alanda ele aldığımız işler

Marka Uyuşmazlıkları

  • Marka hakkına tecavüzün tespiti, durdurulması ve önlenmesi davaları
  • Marka hakkına tecavüz nedeniyle maddi ve manevi tazminat davaları
  • Karıştırılma ihtimali ve tanınmışlık iddialarının değerlendirilmesi
  • Marka hükümsüzlüğü davaları
  • Markanın kullanılmaması nedeniyle iptali talepleri
  • Tecavüzün mevcut olmadığının tespiti davaları

Patent, Faydalı Model ve Tasarım

  • Patent ve faydalı model hakkına tecavüz davaları
  • Patent ve faydalı model hükümsüzlüğü davaları
  • Tasarım hakkına tecavüz davaları
  • Tescilsiz tasarım korumasına dayalı talepler

Telif Hakkı ve Eser Sahipliği

  • Eser sahipliğinin tespitine ilişkin uyuşmazlıklar
  • Mali ve manevi hakların ihlalinden doğan davalar
  • İnternette telif ihlali ve içeriğin kaldırılması talepleri
  • Umuma açık mahallerde müzik yayını ve meslek birliği talepleri

Kurum Kararlarına Karşı Dava

  • YİDK kararlarının iptali davaları
  • Kurum kararlarından zarar görenlerin açacağı davalar

Sözleşmeler, Haksız Rekabet ve Alan Adı

  • Marka lisans sözleşmelerinin hazırlanması ve uyuşmazlıkları
  • Lisans ve devir sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar
  • Franchise sözleşmelerinin hazırlanması ve uyuşmazlıkları
  • Haksız rekabetin tespiti, men’i ve maddi durumun ortadan kaldırılması davaları
  • Ticaret unvanında iltibas uyuşmazlıkları
  • Alan adı uyuşmazlıkları ve devir talepleri

Ceza Kolu ve Geçici Koruma

  • Marka hakkına tecavüz suçunda müşteki vekilliği
  • Marka hakkına tecavüz suçunda şüpheli ve sanık müdafiliği
  • Delil tespiti ve ihtiyati tedbir başvuruları

Sık sorulan sorular

Markam tescilli değilse hiç korumam yok mu?
Soru rejime göre değişir. SMK m.7, bu Kanunla sağlanan marka korumasının tescil yoluyla elde edildiğini söyler; markada tescil kurucu niteliktedir. Telif tarafında ise FSEK m.8 bir eserin sahibinin onu meydana getiren kişi olduğunu düzenler ve FSEK m.13, kayıt ve tescilin hak ihdas etmek amacı taşımaksızın, ispat kolaylığı sağlamak için öngörüldüğünü belirtir. Eser niteliğindeki bir ürün için hak, tescile bağlı değildir.
Benzer marka kullanımı her hâlde tecavüz müdür?
Hayır. SMK m.29, marka hakkına tecavüz sayılan fiilleri tek tek sayar. Değerlendirmede SMK m.7 ölçüt verir: işaretin ve mal veya hizmetlerin benzerliği ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali birlikte ele alınır. Tanınmış markalarda ölçüt ayrıca genişler; mal veya hizmetler farklı olsa bile markanın itibarından haksız yarar sağlayan veya ayırt edici karakterini zedeleyen kullanım yasaklanabilir.
Hakkım ihlal edilirse neler talep edebilirim?
SMK m.149, sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibinin mahkemeden ileri sürebileceği talepleri sayar: fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti, muhtemel tecavüzün önlenmesi, tecavüz fiillerinin durdurulması, tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini, tecavüz oluşturan ürünlere ve bunların üretiminde münhasıran kullanılan araçlara elkonulması, bunlar üzerinde mülkiyet hakkı tanınması, tecavüzün devamını önleyecek tedbirler ve kesinleşmiş kararın ilanı. Delil tespiti ve ihtiyati tedbir yoluna da gidilebilir.
Hükümsüzlük ile iptal aynı şey mi?
Hayır; ikisi ayrı mercilerde yürür. SMK m.25, sayılan hâllerden biri varsa markanın hükümsüzlüğüne mahkeme tarafından karar verileceğini düzenler ve hükümsüzlük davalarında Kurumun taraf gösterilmeyeceğini açıkça belirtir. SMK m.26 ise talep üzerine markanın iptaline Kurum tarafından karar verileceğini ve ilgili kişilerin iptali Kurumdan isteyebileceğini düzenler. Kullanmama, SMK m.9 uyarınca iptal sebepleri arasındadır. Hangi yolun işletileceği somut sebebe göre belirlenir.
Kurumun kararı aleyhime çıktı; nereye başvurabilirim?
SMK m.156, Kurumun bu Kanun hükümlerine göre aldığı bütün kararlara karşı açılacak davalarda ve Kurumun kararlarından zarar gören üçüncü kişilerin Kurum aleyhine açacakları davalarda görevli ve yetkili mahkemenin Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi olduğunu düzenler. Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu kararlarının iptali istemi de buraya götürülür. Dava süreye bağlı olduğundan kararın tebliğ tarihi baştan belgelenmelidir.
Taklit ürün satışının cezai boyutu da var mı?
Evet. SMK m.30, başkasına ait marka hakkına iktibas veya iltibas suretiyle tecavüz ederek mal üretmeyi veya hizmet sunmayı, satışa arz etmeyi, satmayı, ithal ya da ihraç etmeyi, ticari amaçla satın almayı, bulundurmayı, nakletmeyi veya depolamayı suç olarak düzenler. Marka koruması bulunduğunu belirten işareti yetkisiz kaldırmak ve başkasına ait marka hakkı üzerinde yetkisiz tasarrufta bulunmak da ayrı fiiller olarak sayılmıştır. Aynı olay hakkında hukuk davası ile ceza soruşturması birlikte yürüyebilir.
AraWhatsApp