Dizindeki deftere kalemle yazan el

Çalışma Alanı

Sözleşmeler Hukuku

Sözleşmelerin hazırlanması, incelenmesi, müzakere edilmesi ve sözleşmeden doğan uyuşmazlıklarda hukuki danışmanlık.

Sözleşme kurulurken: şekil ve gerçek irade

Bir uyuşmazlığın seyri çoğu zaman metnin kurulduğu anda belirlenir. TBK m.1, sözleşmenin tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulduğunu, irade açıklamasının açık veya örtülü olabileceğini düzenler. Şekil bakımından kural serbestidir: TBK m.12, sözleşmelerin geçerliliğinin kanunda aksi öngörülmedikçe hiçbir şekle bağlı olmadığını, kanunda öngörülen şeklin ise kural olarak geçerlilik şekli olduğunu ve öngörülen şekle uyulmaksızın kurulan sözleşmelerin hüküm doğurmayacağını belirtir. Bu yüzden ilk soru her zaman aynıdır: bu sözleşme için kanun bir şekil arıyor mu?

Metnin içeriği de sınırsız değildir. TBK m.27, kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmelerin kesin olarak hükümsüz olduğunu; hükümlerden bir kısmının hükümsüz olmasının diğerlerinin geçerliliğini etkilemeyeceğini, ancak bu hükümler olmaksızın sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılırsa sözleşmenin tamamının kesin olarak hükümsüz olacağını düzenler. İleride kurulacak bir sözleşmenin bugünden bağlanması da mümkündür: TBK m.29, bir sözleşmenin ileride kurulmasına ilişkin sözleşmelerin geçerli olduğunu, önsözleşmenin geçerliliğinin kanunlarda öngörülen istisnalar dışında ileride kurulacak sözleşmenin şekline bağlı olduğunu söyler. Uyuşmazlıkta tarafların yazdığı sözcükler her zaman belirleyici de olmaz; TBK m.19, sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın gerçek ve ortak iradelerinin esas alınacağını düzenler.

Size hazır sunulan bir metni imzalayacaksanız

Karşı tarafın önceden hazırlayıp önünüze koyduğu metinler ayrı bir denetime tabidir. TBK m.20, genel işlem koşullarını, bir sözleşme yapılırken düzenleyenin ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla önceden, tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleri olarak tanımlar ve bu koşulların her birinin tartışılarak kabul edildiğine ilişkin kayıtların tek başına onları genel işlem koşulu olmaktan çıkarmayacağını belirtir. TBK m.21, karşı tarafın menfaatine aykırı koşulların sözleşme kapsamına girmesini düzenleyenin bu koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi vermesine, içeriğini öğrenme imkânı sağlamasına ve karşı tarafın da kabul etmesine bağlar; aksi takdirde genel işlem koşulları yazılmamış sayılır. Sözleşmenin niteliğine ve işin özelliğine yabancı olan koşullar da aynı hükme tabidir.

Bir koşulun yazılmamış sayılması sözleşmeyi çökertmez. TBK m.22, sözleşmenin yazılmamış sayılan genel işlem koşulları dışındaki hükümlerinin geçerliliğini koruduğunu ve düzenleyenin, yazılmamış sayılan koşullar olmasaydı diğer hükümlerle sözleşmeyi yapmayacak olduğunu ileri süremeyeceğini düzenler. Belirsizlik de düzenleyenin aleyhinedir: TBK m.23, genel işlem koşullarında yer alan bir hüküm açık ve anlaşılır değilse veya birden çok anlama geliyorsa düzenleyenin aleyhine ve karşı tarafın lehine yorumlanacağını söyler. TBK m.24 ise düzenleyene tek yanlı olarak karşı taraf aleyhine sözleşmenin bir hükmünü değiştirme ya da yeni düzenleme getirme yetkisi veren kayıtları yazılmamış sayar. Bu üç hüküm, matbu metinlerde en çok tartışılan kalemlerin hangi zeminde ele alınacağını belirler.

İmzanız iradenizi yansıtmıyorsa

İmza atılmış olması her zaman bağlanmış olmak anlamına gelmez. TBK m.30, sözleşme kurulurken esaslı yanılmaya düşen tarafın sözleşme ile bağlı olmayacağını düzenler. Hangi yanılmanın esaslı olduğunu kanun kendisi sayar; TBK m.31, özellikle aşağıda sayılan yanılma hâllerinin esaslı olduğunu belirtir:

  • Yanılan, kurulmasını istediği sözleşmeden başka bir sözleşme için iradesini açıklamışsa
  • Yanılan, istediğinden başka bir konu için iradesini açıklamışsa
  • Yanılan, sözleşme yapma iradesini, gerçekte sözleşme yapmak istediği kişiden başkasına açıklamışsa
  • Yanılan, sözleşmeyi yaparken belirli nitelikleri olan bir kişiyi dikkate almasına karşın başka bir kişi için iradesini açıklamışsa
  • Yanılan, gerçekte üstlenmek istediğinden önemli ölçüde fazla bir edim için veya gerçekte istediğinden önemli ölçüde az bir karşı edim için iradesini açıklamışsa

Aldatma hâlinde ölçüt daha da düşer: TBK m.36, taraflardan biri diğerinin aldatması sonucu bir sözleşme yapmışsa yanılması esaslı olmasa bile sözleşmeyle bağlı olmadığını; üçüncü bir kişinin aldatması hâlinde ise karşı tarafın aldatmayı bilmesi veya bilecek durumda olmasının arandığını düzenler. Bu hakkın bir de ömrü vardır. TBK m.39, yanılma veya aldatma sebebiyle ya da korkutulma sonucunda sözleşme yapan tarafın, yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmemesi veya verdiği şeyi geri istememesi hâlinde sözleşmeyi onamış sayılacağını belirtir; aynı madde, onanmış sayılmanın tazminat hakkını ortadan kaldırmadığını da ekler.

Karşı taraf edimini yerine getirmediğinde

İfa edilmeyen bir borçta ispat yükünün yönü belirleyicidir. TBK m.112, borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlunun, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlü olduğunu düzenler. Alacağın muaccel olması tek başına yetmez; TBK m.117, muaccel bir borcun borçlusunun alacaklının ihtarıyla temerrüde düşeceğini, ifa gününün birlikte belirlendiği ya da sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanılarak usulüne uygun bildirimle belirlendiği hâllerde ise o günün geçmesiyle temerrüdün doğacağını belirtir. Temerrüdün ilk sonucu gecikmedir: TBK m.118, temerrüde düşen borçlunun, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat etmedikçe borcun geç ifasından dolayı alacaklının uğradığı zararı gidermekle yükümlü olduğunu düzenler. İhtarın ne zaman ve nasıl çekildiği bu yüzden dosyanın en somut kalemidir.

Süre verme, dönme ve fesih

Temerrüt doğduktan sonra alacaklının önünde birden çok yol açılır. TBK m.123, karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde taraflardan biri temerrüde düştüğünde diğerinin borcun ifa edilmesi için uygun bir süre verebileceğini veya uygun bir süre verilmesini hâkimden isteyebileceğini düzenler. Süre sonuçsuz kalırsa TBK m.125’in seçimlik hakları doğar: alacaklı her zaman borcun ifasını ve gecikme sebebiyle tazminat isteme hakkına sahiptir; ayrıca ifadan ve gecikme tazminatı isteme hakkından vazgeçtiğini hemen bildirerek ifa edilmemeden doğan zararın giderilmesini isteyebilir veya sözleşmeden dönebilir. Dönme hâlinde taraflar karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulur ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilirler. Sürekli edimli sözleşmelerde yol farklıdır: TBK m.126, ifasına başlanmış sürekli edimli sözleşmelerde alacaklının, ifa ve gecikme tazminatı isteyebileceği gibi sözleşmeyi feshederek sözleşmenin süresinden önce sona ermesi yüzünden uğradığı zararın giderilmesini de isteyebileceğini düzenler. Dönme ile fesih arasındaki bu ayrım, talep edilecek kalemleri baştan değiştirir.

Cezaî şart kararlaştırılmışsa

Sözleşmeye konulan ceza, alacaklının konumunu iki yönden güçlendirir. TBK m.179, bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklının ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebileceğini; ceza belirlenen zaman veya yerde ifa edilmeme durumu için kararlaştırılmışsa hakkından açıkça feragat etmiş ya da ifayı çekincesiz kabul etmiş olmadıkça asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebileceğini düzenler. TBK m.180, alacaklı hiçbir zarara uğramamış olsa bile kararlaştırılan cezanın ifası gerektiğini, zararın ceza tutarını aşması hâlinde ise aşan miktarın ancak borçlunun kusuru ispat edilerek istenebileceğini belirtir. Buna karşılık ceza sınırsız değildir: TBK m.182, tarafların cezanın miktarını serbestçe belirleyebileceğini, asıl borç herhangi bir sebeple geçersizse cezanın ifasının istenemeyeceğini ve hâkimin aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indireceğini düzenler.

Koşullar olağanüstü değiştiğinde

Sözleşme kurulduktan sonra dengenin bozulması ayrı bir başlıktır. TBK m.138, sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durumun borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkması, bu durumun mevcut olguları kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirmesi ve borçlunun borcunu henüz ifa etmemiş ya da ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olması hâlinde, borçlunun hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahip olduğunu düzenler. Sürekli edimli sözleşmelerde borçlu kural olarak dönme hakkının yerine fesih hakkını kullanır ve madde hükmü yabancı para borçlarında da uygulanır. Haklarını saklı tutarak ifa etmiş olmak koşulu, uygulamada davanın kaderini belirleyen kalemdir.

Alacağı veya sözleşmedeki tarafı değiştirmek

Bir sözleşme ilişkisi taraflar sabit kalmadan da devam edebilir; ancak üç işlem birbirinden farklı koşullara tabidir. TBK m.183, kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklının, borçlunun rızasını aramaksızın alacağını üçüncü bir kişiye devredebileceğini düzenler. Borcun tarafını değiştirmek ise daha ağır bir işlemdir: TBK m.195, borçlu ile iç üstlenme sözleşmesi yapan kişinin, borcu bizzat ifa ederek veya alacaklının rızasıyla borcu üstlenerek borçluyu borcundan kurtarma yükümlülüğü altına gireceğini belirtir. Sözleşmenin bütünüyle devri ise üç taraflıdır: TBK m.205, sözleşmenin devrini, devralan ile devreden ve sözleşmede kalan taraf arasında yapılan ve devredenin bu sözleşmeden doğan taraf olma sıfatı ile birlikte bütün hak ve borçlarını devralana geçiren bir anlaşma olarak tanımlar; aynı madde devrin geçerliliğini devredilen sözleşmenin şekline bağlar. Hangi işlemin yapıldığı, karşı tarafın rızasının gerekip gerekmediğini doğrudan belirler.

Ne kadar süreniz var, nereye başvurulur

Alacağın kendisi kadar süresi de belirleyicidir. TBK m.146, kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça her alacağın on yıllık zamanaşımına tabi olduğunu düzenler. Ancak sözleşmeler hukukunun en sık karşılaşılan alacaklarının bir bölümü bu genel süreye tabi değildir; TBK m.147, aşağıdaki alacaklar için beş yıllık zamanaşımının uygulanacağını belirtir:

  • Kira bedelleri, anapara faizleri ve ücret gibi diğer dönemsel edimler
  • Otel, motel, pansiyon ve tatil köyü gibi yerlerdeki konaklama bedelleri ile lokanta ve benzeri yerlerdeki yeme içme bedelleri
  • Küçük sanat işlerinden ve küçük çapta perakende satışlardan doğan alacaklar
  • Bir ortaklıkta, ortaklık sözleşmesinden doğan ve ortakların birbirleri veya kendileri ile ortaklık arasındaki; bir ortaklığın müdürleri, temsilcileri, denetçileri ile ortaklık veya ortaklar arasındaki alacaklar
  • Vekâlet, komisyon ve acentalık sözleşmelerinden, ticari simsarlık ücreti alacağı dışında, simsarlık sözleşmesinden doğan alacaklar
  • Yüklenicinin yükümlülüklerini ağır kusuruyla hiç ya da gereği gibi ifa etmemesi dışında, eser sözleşmesinden doğan alacaklar

Nereye başvurulacağı da baştan bilinebilir. HMK m.10, sözleşmeden doğan davaların sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabileceğini düzenler; yani genel yetkili mahkemenin yanında ikinci bir seçenek vardır. Ticari nitelikteki alacaklarda ise dava öncesinde bir aşama zorunludur: TTK m.5/A, Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasını dava şartı sayar. Aynı madde arabulucunun başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandıracağını, bu sürenin zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla iki hafta uzatılabileceğini belirtir. Zamanaşımının işlemeye devam ettiği bir dosyada bu takvim, ihtar ve arabuluculuk adımlarının ne zaman atılacağını belirler.

Sözleşmenin hangi aşamasında ne yapıyoruz

Sözleşmeyi kurulmadan önce, yürürken ve sona ererken aynı dosya içinde ele alıyoruz: metnin hazırlanması ve müzakeresi, mevcut bir metnin risk incelemesi, ihtarname ve temerrüde düşürme adımları, arabuluculuk başvurusu ile dava ve icra takibi. Aşamaların birbirini beslemesi, sözleşme kurulurken yazılan tek bir kaydın uyuşmazlık çıktığında tarafların konumunu baştan belirlemesinden ileri gelir.

Bu alanda ele aldığımız işler

Sözleşmenin Kurulması ve Geçerliliği

  • Ticari sözleşmelerin hazırlanması ve müzakeresi
  • Genel işlem koşullarının denetimi
  • Ön sözleşmeden doğan uyuşmazlıklar
  • Yanılma, aldatma ve korkutma nedeniyle sözleşmenin iptali
  • Muvazaa iddialarına dayalı uyuşmazlıklar
  • Sözleşmenin kesin hükümsüzlüğü (mutlak butlan) davaları

İfa Etmeme ve Alacak Talepleri

  • Temerrüt faizi ve gecikme tazminatı talepleri
  • Cezaî şart ve cezanın indirilmesi uyuşmazlıkları
  • Müteselsil sorumluluk ve rücu uyuşmazlıkları
  • Sebepsiz zenginleşmeye dayalı iade davaları

Sözleşmenin Sona Ermesi ve Uyarlanması

  • Sözleşmenin feshi, dönme ve ihtarname süreçleri
  • Sözleşmenin değişen koşullara uyarlanması davaları
  • Mücbir sebep ve ifa imkânsızlığı değerlendirmesi
  • Kaparo (pey akçesi) ve cayma parası uyuşmazlıkları

Taraf Değişikliği ve Kişisel Teminat

  • Alacağın temliki (devri) ve sözleşmenin devri işlemleri
  • Borcun üstlenilmesinden doğan uyuşmazlıklar
  • Kefalet sözleşmesi ve kefilin sorumluluğuna ilişkin davalar

İş Görme Sözleşmeleri

  • Eser (yüklenici) sözleşmeleri ve ayıplı ifa uyuşmazlıkları
  • Vekâlet sözleşmesi, azil ve vekâlet ücreti uyuşmazlıkları
  • Danışmanlık sözleşmelerinden doğan ücret uyuşmazlıkları
  • Simsarlık ve emlakçı komisyon ücreti alacakları

Ticari Dağıtım ve Özel Sözleşme Türleri

  • Bayilik, tek satıcılık ve distribütörlük sözleşmeleri
  • Gizlilik (NDA) ve rekabet etmeme sözleşmelerinin düzenlenmesi
  • Araç kiralama sözleşmelerinden doğan hasar uyuşmazlıkları

Sık sorulan sorular

Karşı taraf sözleşmeyi ihlal ederse ne isteyebilirim?
TBK m.112, borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlunun, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlü olduğunu düzenler. Temerrüt doğmuşsa TBK m.125 uyarınca ifa ve gecikme tazminatı istenebileceği gibi, ifadan vazgeçildiği hemen bildirilerek ifa edilmemeden doğan zararın giderilmesi istenebilir ya da sözleşmeden dönülebilir.
Şekil şartına uyulmadan yapılan sözleşme ne olur?
TBK m.12, kanunda sözleşmeler için öngörülen şeklin kural olarak geçerlilik şekli olduğunu ve öngörülen şekle uyulmaksızın kurulan sözleşmelerin hüküm doğurmayacağını düzenler. Aynı madde, kanunda aksi öngörülmedikçe geçerliliğin hiçbir şekle bağlı olmadığını da belirtir. Bu yüzden bir metni değerlendirirken ilk bakılan, o sözleşme türü için kanunun bir şekil arayıp aramadığıdır; şekil aranıyorsa eksiklik metnin tamamını etkiler.
İmzaladığım sözleşme aldatma sonucu kurulduysa süre var mı?
TBK m.39, yanılma veya aldatma sebebiyle ya da korkutulma sonucunda sözleşme yapan tarafın, yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirmemesi veya verdiği şeyi geri istememesi hâlinde sözleşmeyi onamış sayılacağını düzenler. Aynı madde, onanmış sayılmanın tazminat hakkını ortadan kaldırmadığını ekler.
Sözleşmedeki cezaî şart çok yüksekse ne olur?
TBK m.182, tarafların cezanın miktarını serbestçe belirleyebileceğini, ancak hâkimin aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indireceğini düzenler. Aynı madde, asıl borç herhangi bir sebeple geçersizse cezanın ifasının istenemeyeceğini de belirtir. TBK m.180 uyarınca alacaklı hiçbir zarara uğramamış olsa bile kararlaştırılan cezanın ifası gerekir.
Koşullar aşırı değişirse sözleşme yeniden düzenlenebilir mi?
TBK m.138, sözleşmenin yapıldığı sırada öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durumun borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkması hâlinde, borçlunun hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteyebileceğini düzenler. Uyarlama mümkün değilse dönme, sürekli edimli sözleşmelerde ise kural olarak fesih söz konusu olur. Madde, borçlunun borcunu henüz ifa etmemiş ya da haklarını saklı tutarak ifa etmiş olmasını arar.
Ticari bir alacak için doğrudan dava açabilir miyim?
TTK m.5/A, ticari davalardan konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasını dava şartı sayar. Aynı madde arabulucunun başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandıracağını, bu sürenin zorunlu hâllerde en fazla iki hafta uzatılabileceğini belirtir.
Sözleşme hazırlarken neye dikkat ediyorsunuz?
Edimlerin ve ödeme sırasının açık tanımı, temerrüt ve fesih mekanizmaları, cezaî şart, sorumluluk sınırlaması, gizlilik ile uyuşmazlık çözümü ve uygulanacak hukuk kayıtları önceliklidir. Şekil şartı aranan sözleşmelerde TBK m.12 gereği geçerlilik şekline uyulması ayrıca kontrol edilir. Bu kalemler uyuşmazlık çıktığında tarafların konumunu baştan belirler.
Elimdeki sözleşmeyi inceletebilir miyim?
İnceletebilirsiniz. Mevcut bir metinde öncelik risk haritasıdır: karşı tarafın tek taraflı çıkış imkânları, faiz ve cezaî şart düzeni, devir ve alt yüklenici kayıtları ile yetki ve tahkim şartı değerlendirilir. Metin karşı tarafça hazır sunulmuşsa TBK m.20-24 kapsamındaki genel işlem koşulu denetimi de yapılır. Gerekiyorsa revizyon önerisi hazırlanır.
AraWhatsApp