
Çalışma Alanı
Ceza Hukuku
Ceza hukuku, suçları ve bunlara uygulanacak ceza ve güvenlik tedbirlerini düzenler. İfadeye çağrılmaktan infaz ve adlî sicil kaydına kadar her aşamada şüpheli, sanık, mağdur ve müşteki tarafında danışmanlık ve temsil.
Ceza hukuku nedir? Temel ilkeleri
Ceza hukuku, hangi fiillerin suç olduğunu ve bu fiillere hangi ceza ve güvenlik tedbirlerinin uygulanacağını belirleyen hukuk dalıdır. Türk Ceza Kanununun amacı kişi hak ve özgürlüklerini, kamu düzen ve güvenliğini, hukuk devletini, kamu sağlığını ve çevreyi, toplum barışını korumak ve suç işlenmesini önlemektir; Kanun bu amaçla ceza sorumluluğunun temel esaslarını, suçları, ceza ve güvenlik tedbirlerinin türlerini düzenler (TCK m.1).
Alanın temel kuralı kanunîlik ilkesidir. Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz; idarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamaz ve suç ile ceza içeren hükümlerde kıyas yapılamaz (TCK m.2). Suç karşılığında uygulanan cezalar iki türdür: hapis ve adlî para cezası (TCK m.45).
Bu konudaki yazılarımız
Ceza davası hangi aşamalardan geçer?
Ceza yargılaması soruşturma ve kovuşturma olmak üzere iki evreden oluşur. Soruşturma, yetkili mercilerin suç şüphesini öğrenmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evredir; kovuşturma ise iddianamenin kabulüyle başlayıp hükmün kesinleşmesine kadar sürer (CMK m.2). Savunma hakkı bu yüzden dosya mahkemeye gelmeden çok önce, kolluk veya savcılık önünde alınan ilk ifadede başlar. Sürecin sırası şöyledir:
- Soruşturma: ifade alınır, deliller toplanır; gerekiyorsa gözaltı veya tutuklama gibi koruma tedbirlerine başvurulur.
- Savcılık kararı: Cumhuriyet savcısı deliller yeterli şüphe oluşturuyorsa iddianame düzenler, oluşturmuyorsa kovuşturmaya yer olmadığına karar verir (CMK m.170, m.172).
- Kovuşturma: iddianamenin mahkemece kabulüyle başlar; şüpheli sanık sıfatını alır ve deliller duruşmada tartışılır.
- Hüküm ve kanun yolları: mahkemenin hükmüne karşı istinaf ve temyiz yolları değerlendirilir.
- İnfaz ve adlî sicil: kesinleşen cezanın çektirilmesi ve mahkûmiyetin sicil kaydındaki akıbeti.
Bu konudaki yazılarımız
İfadeye çağrılmak: ifade nasıl alınır, sonra ne olur?
İfadeye çağrılan kişiye davetiye gönderilir; davetiyede çağrılma nedeni açıkça belirtilir ve gelinmezse zorla getirileceği yazılır (CMK m.145). Çağrıya uymamak dosyayı kapatmaz; ifadenin zorla getirme yoluyla alınmasına yol açabilir. İfade alma, şüphelinin kolluk görevlileri veya Cumhuriyet savcısı tarafından soruşturma konusu suçla ilgili olarak dinlenmesidir (CMK m.2).
İfade ve sorgu, dosyanın seyrini en çok belirleyen anlardan biridir; tutanağa geçen her beyan sonraki bütün evrelerde tartışılır. İfade alma ve sorguda şu hususlara uyulur (CMK m.147):
- Kendisine yüklenen suç anlatılır
- Müdafi seçme hakkının bulunduğu ve onun hukukî yardımından yararlanabileceği, müdafiin ifade veya sorgusunda hazır bulunabileceği, kendisine bildirilir
- 95 inci madde hükmü saklı kalmak üzere, yakalanan kişinin yakınlarından istediğine yakalandığı derhâl bildirilir
- Yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanunî hakkı olduğu söylenir
- Şüpheden kurtulması için somut delillerin toplanmasını isteyebileceği hatırlatılır ve kendisi aleyhine var olan şüphe nedenlerini ortadan kaldırmak ve lehine olan hususları ileri sürmek olanağı tanınır
Bu bentlerin pratikteki karşılığı şudur: susmak bir kusur değil, maddede adı konmuş bir haktır; ve delil toplanmasını istemek yalnız iddia makamının elindeki bir yetki değildir.
İfade verildikten sonra soruşturma sürer. Soruşturmanın sonunda Cumhuriyet savcısı, deliller yeterli şüphe oluşturuyorsa iddianame düzenler, oluşturmuyorsa kovuşturmaya yer olmadığına karar verir (CMK m.170, m.172); iki ihtimal aşağıda ayrı bölümde ele alınır.
Bu konudaki yazılarımız
Zorunlu müdafi: ifade verirken avukat zorunlu mu?
İfade verirken avukat bulundurmak kural olarak şüphelinin tercihidir; şüpheli veya sanık soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında müdafi yardımından yararlanabilir ve avukatın ifade veya sorgu süresince yanında olma hakkı engellenemez, kısıtlanamaz (CMK m.149). Zorunlu müdafi hâlleri ise kanunda sayılıdır: müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz ise ya da soruşturma veya kovuşturma alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren bir suçtan yürütülüyorsa, istemi aranmaksızın müdafi görevlendirilir (CMK m.150).
Avukatsız verilen ifadenin değeri de ayrıca düzenlenmiştir: müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz; yasak usullerle alınan ifade rıza ile verilmiş olsa da delil olarak değerlendirilemez (CMK m.148).
Bu konudaki yazılarımız
Gözaltı ve tutuklama hangi şartlarla yapılır?
Gözaltı ve tutuklama, soruşturmada kişinin özgürlüğünü kısıtlayan ve her biri ayrı şarta bağlı koruma tedbirleridir. Gözaltına alma, bu tedbirin soruşturma yönünden zorunlu olmasına ve kişinin bir suçu işlediği şüphesini gösteren somut delillerin varlığına bağlıdır (CMK m.91/2). Tutuklama kararı için kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut deliller ve bir tutuklama nedeni birlikte aranır; işin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmayan tutuklama kararı verilemez (CMK m.100/1).
Adlî kontrol ve el koyma da bu evrenin koruma tedbirlerindendir. Tedbirlerin şartları, süreleri ve kararlara karşı başvurulacak yollar aşağıdaki yazılarımızda ayrı ayrı ele alınır.
Bu konudaki yazılarımız
- Gözaltı Süresi Ne Kadar? CMK 91'e Göre 24 Saat ve 4 Gün
- Tutuklama Nedir? Şartları, Süresi ve İtiraz (CMK 100)
- Katalog Suçlar Nedir, Nelerdir? CMK 100, 135 ve Tüm Listeler
- Tutukluluğa İtiraz Dilekçesi: Süre, Merci ve Örnekler
- Adli Kontrol Nedir? Şartları, Süresi, İmza ve İtiraz
- El Koyma Kararı Nedir? Kim Verir, İtiraz ve İade
İddianame ve takipsizlik (kovuşturmaya yer olmadığına dair) kararı
İddianame, soruşturmanın sonunda Cumhuriyet savcısının kamu davasını açtığı belgedir. Savcı, topladığı deliller suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa görevli ve yetkili mahkemeye hitaben bir iddianame düzenler (CMK m.170); mahkemenin iddianameyi kabulüyle kovuşturma evresi başlar ve şüpheli sanık sıfatını alır.
Deliller yeterli şüphe oluşturmuyorsa ya da kovuşturma olanağı yoksa savcı kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir ve kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir (CMK m.172/1).
Bu karara itiraz hakkı suçtan zarar görene aittir: suçtan zarar gören, kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde, kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir (CMK m.173/1). Karar verildikten sonra yeni delil elde edilmedikçe ve bu hususta sulh ceza hâkimliğince bir karar verilmedikçe aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz (CMK m.172/2).
Bu konudaki yazılarımız
Mağdur ve müşteki tarafında: şikâyet, katılma, itiraz
Ceza sürecini yalnız şüpheli ve sanık tarafında değil, mağdur ve suçtan zarar gören tarafında da yürütüyoruz. Şikâyetin usulüne uygun sunulması, delil toplanmasına ilişkin taleplerin iletilmesi, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlara itiraz ve davaya katılma bu kapsamda ele alınan işlerdendir. Şikâyete tabi suçlar, şikâyetten vazgeçme ve uzlaştırma bu tarafın en sık karşılaştığı konulardır; ayrıntıları aşağıdaki yazılarımızda ele alınır.
Bu konudaki yazılarımız
- Şikayet Dilekçesi Örneği ve Savcılığa Suç Duyurusu
- Şikayete Tabi Suçlar: TCK ve Özel Kanunlardaki Liste
- Şikayetten Vazgeçme: Sonuçları, Süresi ve Dilekçe Örneği
- Mağdur Ne Demek? Ceza Hukukunda Mağdur ve Hakları
- Müdahil Ne Demek? Müdahil (Katılan) Kimdir, Hakları Nelerdir?
- Uzlaşma (Uzlaştırma) Nedir? Uzlaşmaya Tabi Suçlar ve Süreç
Hüküm türleri ve kanun yolları: istinaf ve temyiz
Kovuşturma evresi duruşmanın sona ermesinden sonra verilen hükümle biter. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı hükümdür; beraat kararının hangi hâllerde verileceği de aynı maddede sayılır (CMK m.223). Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) bunlardan ayrı bir kurumdur ve şartları aşağıdaki yazımızda ele alınır. Hüküm hukuka aykırıysa istinaf ve temyiz yolları değerlendirilir.
Bu konudaki yazılarımız
İnfaz ve adlî sicil: hüküm kesinleştikten sonra
Ceza yargılaması hükümle bitmez. Kesinleşen cezanın nasıl infaz edileceği ve mahkûmiyetin kayıtlarda ne kadar süreyle görüneceği, çoğu zaman müvekkilin günlük hayatını duruşma salonundan daha uzun süre etkiler. Bu aşamada koşullu salıverilme, denetimli serbestlik ve açık kuruma ayrılma gibi kurumlar devreye girer; her biri ayrı şartlara ve ayrı başvuru yollarına tabidir.
Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun (5275) m.107, koşullu salıverilmeden yararlanabilmek için mahkûmun kurumdaki infaz süresini iyi hâlli olarak geçirmesi gerektiğini düzenler. İyi hâl bir temenni değil, değerlendirmeye bağlanmış bir ölçüttür; bu yüzden infaz da kendi başına takip edilmesi gereken bir aşamadır.
Mahkûmiyetin kayıttaki izi ayrı bir konudur ve uygulamada en çok karıştırılan noktalardan biridir: adlî sicil kaydı ile arşiv kaydı aynı şey değildir. Adlî sicildeki bilgiler cezanın veya güvenlik tedbirinin infazının tamamlanması, ceza mahkûmiyetini bütün sonuçlarıyla ortadan kaldıran şikâyetten vazgeçme veya etkin pişmanlık, ceza zamanaşımının dolması ya da genel af hâlinde silinerek arşiv kaydına alınır (Adlî Sicil Kanunu m.9). Yani infaz bittiğinde kayıt ortadan kalkmaz, yer değiştirir. Arşiv bilgilerinin silinmesi aynı Kanunun m.12 hükmünde ayrıca düzenlenmiştir; memuriyet, ruhsat ve benzeri başvurularda karşılaşılan sorunların kaynağı çoğu zaman bu ikinci aşamadır.
Bu konudaki yazılarımız
Ceza sürecinde her aşamada yaptığımız iş
Bu aşamaların ortak yanı, sonradan hükmü belirleyen şeyin çoğunlukla çok daha erken bir anda kayda geçmiş olmasıdır: ilk ifadede kurulan savunma, istenmemiş bir delil, süresinde yapılmamış bir itiraz. Soruşturma evresinde yaptığımız iş bu kaydı doğru kurmaktır; ifade ve sorguda hazır bulunmak, koruma tedbirlerine itiraz etmek, lehe delillerin toplanmasını talep etmek. Kovuşturma evresinde savunma ve müşteki vekilliği duruşma düzeni içinde sürer; hüküm hukuka aykırıysa istinaf ve temyiz yolları değerlendirilir.
Bu alanda ele aldığımız işler
Soruşturma ve Koruma Tedbirleri
- İfade ve sorgu aşamasında müdafi olarak hazır bulunma
- Gözaltı, yakalama, arama ve el koyma tedbirlerine itiraz
- Tutuklama kararına itiraz ve tahliye taleplerinin sunulması
- Adlî kontrol kararlarının değiştirilmesi ve kaldırılması talepleri
- Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz
Kovuşturma ve Kanun Yolları
- Ağır ceza mahkemesinin görevli olduğu suçlarda savunma ve müşteki vekilliği
- Asliye ceza mahkemesinde görülen suçlarda savunma ve temsil
- Uzlaştırma ve önödeme süreçlerinin yürütülmesi
- Etkin pişmanlık, hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve erteleme talepleri
- İstinaf ve temyiz başvurularının hazırlanması
İnfaz ve Adlî Sicil
- İnfaz hukukundan doğan uyuşmazlıklar ve koşullu salıverilme talepleri
- Müsadere kararlarına karşı başvurular
- Adlî sicil ve arşiv kaydının silinmesi başvuruları
Kişilere Karşı Suçlar
- Kasten öldürme, nitelikli öldürme ve taksirle ölüme neden olma
- Kasten yaralama, neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama ve taksirle yaralama
- Cinsel saldırı, cinsel taciz ve çocuğun cinsel istismarı suçları
- Tehdit, şantaj, cebir ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
- Hakaret, sosyal medyada hakaret ve kişilerin huzur ve sükûnunu bozma
Malvarlığına Karşı Suçlar
- Hırsızlık, nitelikli hırsızlık ve yağma (gasp)
- Dolandırıcılık, nitelikli dolandırıcılık ve güveni kötüye kullanma
- Mala zarar verme, karşılıksız yararlanma ve suç eşyasının satın alınması
- Banka ve kredi kartlarının kötüye kullanılması ve IBAN kiralama
Topluma Karşı Suçlar
- Uyuşturucu madde ticareti, kullanmak için bulundurma ve etkin pişmanlık
- Kaçakçılık, vergi kaçakçılığı, tefecilik ve kara para aklama
- Yasadışı bahis suçları ve hesabını kullandırma
- Ruhsatsız silah bulundurma ve silah kaçakçılığı
- Resmî belgede, özel belgede ve parada sahtecilik
- Suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme ve üye olma
Kamu İdaresine ve Adliyeye Karşı Suçlar
- Zimmet, irtikap, rüşvet, görevi kötüye kullanma ve ihaleye fesat karıştırma
- İftira, yalan tanıklık ve firar
Sık sorulan sorular
- Ceza hukuku nedir kısaca?
- Ceza hukuku, hangi fiillerin suç olduğunu ve bunlara hangi ceza ve güvenlik tedbirlerinin uygulanacağını belirleyen hukuk dalıdır. Türk Ceza Kanunu bu amaçla ceza sorumluluğunun temel esaslarını, suçları, ceza ve güvenlik tedbirlerinin türlerini düzenler (TCK m.1). Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez (TCK m.2).
- Kaç tür ceza vardır?
- Suç karşılığında uygulanan cezalar iki türdür: hapis cezası ve adlî para cezası (TCK m.45). Güvenlik tedbirleri ise ceza değildir; Kanun onları cezalardan ayrı bir yaptırım türü olarak düzenler (TCK m.1).
- İfade verirken avukat bulundurabilir miyim?
- Evet. Şüpheli veya sanık, soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında bir veya birden fazla müdafiin yardımından yararlanabilir. Avukatın şüpheli veya sanıkla görüşme, ifade alma veya sorgu süresince yanında olma ve hukukî yardımda bulunma hakkı engellenemez ve kısıtlanamaz (CMK m.149).
- Hangi durumlarda avukat (müdafi) zorunludur?
- Müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz ise istemi aranmaksızın müdafi görevlendirilir. Aynı kural, alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada da uygulanır. Bu hâllerin dışında müdafi seçemeyeceğini beyan eden kişiye istemi üzerine müdafi görevlendirilir (CMK m.150).
- Avukatsız verilen ifade geçersiz mi?
- Kendiliğinden geçersiz değildir, ama değeri sınırlıdır. Müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz. İşkence, aldatma, cebir veya tehdit gibi yasak usullerle alınan ifade ise rıza ile verilmiş olsa da delil olarak değerlendirilemez (CMK m.148).
- İfadeye gitmezsem ne olur?
- İfadesi alınacak kişiye gönderilen davetiyede çağrılma nedeni açıkça belirtilir ve gelmezse zorla getirileceği yazılır (CMK m.145). Yani çağrıya uyulmaması ifadeyi ortadan kaldırmaz; ifadenin zorla getirme yoluyla alınmasına yol açabilir.
- İfade sırasında susma hakkım var mı?
- Vardır. İfade alma ve sorguda şüpheliye, yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanunî hakkı olduğu söylenir. Aynı maddeye göre kendisine yüklenen suç anlatılır, müdafi seçme hakkı bildirilir ve lehine olan hususları ileri sürme olanağı tanınır (CMK m.147).
- İfade tutanağını imzalamak zorunda mıyım?
- CMK m.147, ifade veya sorgunun bir tutanağa bağlanmasını öngörür ve bu tutanakta yer alacak hususları sayar. Sayılan hususlar arasında tutanak içeriğinin ifade veren ile hazır olan müdafi tarafından okunduğu ve imzalarının alındığı, ayrıca imzadan çekinme hâlinde bunun nedenleri de bulunur. Yani kanun imzadan çekinme ihtimalini ayrıca düzenlemiştir; bu durumda çekinmenin nedeni tutanağa yazılır.
- Takipsizlik (kovuşturmaya yer olmadığına dair) kararına kim itiraz edebilir?
- İtiraz hakkı suçtan zarar görene aittir. Suçtan zarar gören, kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde, kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir (CMK m.173/1).
- Mağdur veya şikâyetçi tarafında da temsil ediliyor mu?
- Ediliyor. Soruşturma ve kovuşturma süreçlerinde mağdur ile suçtan zarar gören tarafın vekilliğini de yürütüyoruz. Şikâyetin usulüne uygun sunulması, delil toplanmasına ilişkin taleplerin iletilmesi ve kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlara itiraz bu kapsamda ele alınan işlerdendir.