Önlüklü bir hekimin elinde stetoskop

Çalışma Alanı

Sağlık Hukuku

Sağlık hukuku, hasta ile hekim ve sağlık kuruluşu arasındaki ilişkiden doğan hak ve sorumlulukları konu alır. Tıbbi uygulama hatası (malpraktis) tazminatı, aydınlatılmış onam, sağlık raporuna itiraz ve hasta haklarının ihlalinden doğan uyuşmazlıklarda danışmanlık ve temsil.

Sağlık hukuku nedir, hangi uyuşmazlıkları kapsar?

Sağlık hukuku, sağlık hizmetini alan hasta ile hizmeti sunan hekim ve sağlık kuruluşu arasındaki hak, borç ve sorumlulukları konu alır. Alan tek bir kanunda toplanmaz: hekimle kurulan ilişkiye Türk Borçlar Kanunu, tıbbi müdahalenin rızaya bağlanmasına 1219 sayılı Kanun ile Hasta Hakları Yönetmeliği, kamu hastanelerine karşı açılan davalara İdari Yargılama Usulü Kanunu, yargılamadaki teknik incelemeye Hukuk Muhakemeleri Kanunu uygulanır.

Uyuşmazlıkların büyük bölümü dört başlıkta toplanır: tıbbi uygulama hatasından (malpraktis) doğan tazminat, aydınlatılmış onamın eksikliği, sağlık kurulu, heyet ve Adli Tıp raporlarına itiraz ve hasta haklarının ihlali. Hasta Hakları Yönetmeliği m.42, hastanın ve hasta ile ilgili bulunanların hasta haklarının ihlali hâlinde mevzuat çerçevesinde her türlü müracaat, şikâyet ve dava hakları bulunduğunu belirtir.

Malpraktis nedir, hekim ile hasta arasındaki ilişki hukuken ne sayılır?

Malpraktis, halk arasında doktor hatası olarak bilinen tıbbi uygulama hatasıdır: bir tıbbi uygulamanın gerekli özen gösterilmeden yapılması sonucunda hastanın zarar görmesi. Zararın hangi kurala göre giderileceği, tarafları bağlayan ilişkinin hukuki niteliğine bağlıdır; nitelendirme hem beklenen özenin ölçüsünü hem de ispat düzenini değiştirir. Hekim ile hasta arasındaki ilişki kural olarak vekâlet sayılır. Türk Borçlar Kanunu m.502, vekâlet sözleşmesini vekilin vekâlet verenin bir işini görmeyi veya işlemini yapmayı üstlendiği sözleşme olarak tanımlar. Vekâlette üstlenilen, belirli bir sonucun elde edilmesi değil, işin özenle görülmesidir.

Bu kuralın önemli bir istisnası vardır. Uygulamanın sonucu baştan taahhüt edilmişse ilişki eser sözleşmesine yaklaşır; TBK m.470 eser sözleşmesini yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, işsahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşme olarak tanımlar. Estetik amaçlı girişimler bu ayrımın en sık tartışıldığı alandır, çünkü orada beklenen belirli bir görünüm sonucudur. Eser sözleşmesinde sonucun sağlanmamış olması başlı başına sözleşmeye aykırılık oluşturabilirken, vekâlette aranan, özenin gösterilip gösterilmediğidir.

Zarar sözleşme dışı temelde ileri sürüldüğünde TBK m.49 uygulanır; kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Uygulamada bu üç temel çoğu zaman birlikte tartışılır ve hangisinin öne çıkacağı, girişimin niteliğine ve taraflar arasındaki sözleşmeye göre belirlenir.

Malpraktis ile komplikasyon farkı nedir?

Her kötü sonuç malpraktis değildir. TBK m.49 sorumluluğu kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille zarar verilmesine bağlar; özen eksiksiz gösterilse de gerçekleşebilen bilinen tıbbi riskler, yani komplikasyonlar, bu nedenle kendiliğinden kusur sayılmaz. Tartışma çoğu dosyada komplikasyonun kendisinden, önceden anlatılıp anlatılmadığına ve gerçekleştikten sonra nasıl yönetildiğine kayar. Bu ayrım genellikle bilirkişi incelemesiyle ortaya konur; öngörülebilir bir komplikasyonun onam sürecinde anlatılmış olup olmaması da değerlendirmeyi doğrudan etkiler.

Doktor hatası davası kime karşı açılır?

Uygulama özel hastanede, özel tıp merkezinde veya muayenehanede yapıldıysa talep, uygulamayı yapan hekime, kuruluşu işleten kişiye ya da her ikisine karşı ileri sürülebilir. Kuruluşun sorumluluğu yalnız hastayla kurduğu sözleşmeden doğmaz: TBK m.66 uyarınca adam çalıştıran, çalışanın kendisine verilen işin yapılması sırasında başkalarına verdiği zararı gidermekle yükümlüdür. Hasta Hakları Yönetmeliği m.43 de hasta haklarının ihlali hâlinde personeli istihdam eden kurum ve kuruluş aleyhine maddi ve manevi tazminat davası açılabileceğini belirtir.

Uygulama devlet hastanesinde, eğitim ve araştırma hastanesinde veya devlet üniversitesi hastanesinde yapıldıysa dava hekime açılamaz. Anayasa m.129/5 uyarınca memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak, ancak idare aleyhine açılabilir. Bu durumda davalı hastaneyi işleten idaredir; rücu, idare ile hekim arasındaki ayrı bir ilişkidir.

Malpraktis davası hangi mahkemede açılır?

İzleyeceğiniz yol, uygulamanın yapıldığı kuruluşun niteliğine göre baştan ayrışır ve bu ayrım sonradan kolayca düzeltilmez. Özel sağlık kuruluşunda hasta ile kuruluş arasındaki ilişki, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun tüketici işlemi tanımına bağlanır; Kanunun 3. maddesi bu tanımda eser ve vekâlet sözleşmelerini de açıkça sayar. Tüketici işlemlerinden doğan uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir ve dava tüketicinin yerleşim yerindeki tüketici mahkemesinde de açılabilir (6502 sayılı Kanun m.73/1, m.73/5).

Tüketici mahkemesinde görülecek uyuşmazlıkta dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır; tüketici hakem heyetinin görevi kapsamındaki uyuşmazlıklar bu şartın dışındadır (6502 sayılı Kanun m.73/A-1). Kamu sağlık kuruluşlarında ise uyuşmazlık idari yargıya taşınır ve idari eylemden doğan zararın giderilmesi tam yargı davasının konusunu oluşturur. İdari Yargılama Usulü Kanunu m.13, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemelerini arar. Bu ön başvuru bir usul ayrıntısı değil, dava yolunun açılabilmesi için aranan bir aşamadır.

Doktor hatası için dava açma süresi ne kadardır?

Tek bir süre yoktur; süre, talebin dayandığı temele ve davalının kim olduğuna göre değişir. Kanunun öngördüğü süreler şunlardır:

  • Haksız fiile dayanan talepte zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenildiği tarihten başlayarak iki yıl, her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yıl; tazminat, ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa o süre (TBK m.72/1)
  • Sözleşmeye dayanan talepte kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça on yıl (TBK m.146); vekâlet sözleşmesinden doğan alacaklar ile yüklenicinin ağır kusuru dışında eser sözleşmesinden doğan alacaklar için beş yıl (TBK m.147)
  • Kamu hastanesine karşı dava açmadan önce, eylemin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvuru; istek reddedilirse ya da otuz gün içinde cevap verilmezse dava süresi içinde dava (İYUK m.13/1)

Hangi sürenin işlediği, talebin sözleşmeye mi haksız fiile mi dayandırıldığına göre belirlenir ve sürenin başladığı an çoğu dosyada ayrı bir tartışma konusudur.

Doktor hatasında hangi tazminat kalemleri istenebilir?

Kanun malpraktis için sabit bir tazminat tutarı belirlemez; talep edilebilecek zarar kalemlerini sayar ve tutar, somut dosyada ispatlanan zarara göre hesaplanır. TBK m.54 bedensel zararları özellikle tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak sayar. Uygulama ölümle sonuçlanmışsa TBK m.53 cenaze giderlerini, ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücü kayıplarını ve ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıpları sayar.

Manevi tazminat ayrıca istenir. TBK m.56 uyarınca hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir; ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat ödenmesine karar verilebilir.

Aydınlatılmış onam nedir, neden belirleyicidir?

Aydınlatılmış onam, hastanın tıbbi müdahaleden önce müdahalenin konusu ve sonuçları hakkında bilgilendirilerek verdiği rızadır; aynı belge hasta bakımından iddianın, uygulayan bakımından savunmanın dayanağıdır. Tıbbi müdahalenin hukuka uygunluğu kural olarak rızaya dayanır ve bunun kanuni dayanağı 1219 sayılı Kanunun 70. maddesidir. Madde, tabipler, diş tabipleri ve dişçilerin yapacakları her türlü girişim için hastanın; hasta küçük veya kısıtlı ise veli ya da vasisinin muvafakatini önceden almalarını arar ve büyük cerrahi girişimlerde bu muvafakatin yazılı olmasını şart koşar. Maddeye 2025 yılında eklenen cümlelerle, bu muvafakatin elektronik ortamda da alınabileceği düzenlendi.

Hasta Hakları Yönetmeliği m.24 aynı esası yönetmelik düzeyinde tekrarlar: tıbbi müdahalelerde hastanın rızası gerekir, hasta küçük veya mahcur ise velisinden veya vasisinden izin alınır. Aynı Yönetmeliğin 31. maddesi, rıza alınırken hastanın veya kanuni temsilcisinin tıbbi müdahalenin konusu ve sonuçları hakkında bilgilendirilip aydınlatılmasının esas olduğunu belirtir. Onamın geçerliliği bu yüzden imzanın varlığına değil, bilgilendirmenin kapsamına bağlıdır.

Yönetmeliğin 15. maddesi bu kapsamı sayarak belirler. Hastaya şu hususlarda bilgi verilir:

  • Hastalığın muhtemel sebepleri ve nasıl seyredeceği
  • Tıbbi müdahalenin kim tarafından nerede, ne şekilde ve nasıl yapılacağı ile tahmini süresi
  • Diğer tanı ve tedavi seçenekleri ve bu seçeneklerin getireceği fayda ve riskler ile hastanın sağlığı üzerindeki muhtemel etkileri
  • Muhtemel komplikasyonları
  • Reddetme durumunda ortaya çıkabilecek muhtemel fayda ve riskleri
  • Kullanılacak ilaçların önemli özellikleri
  • Sağlığı için kritik olan yaşam tarzı önerileri
  • Gerektiğinde aynı konuda tıbbî yardıma nasıl ulaşabileceği

Listedeki dördüncü kalem, komplikasyon tartışmasının neden onamla birlikte yürüdüğünü gösterir. Öngörülebilir bir komplikasyon önceden anlatılmışsa, gerçekleşmesi başlı başına kusur sayılmaz; anlatılmamışsa tartışma girişimin kendisinden aydınlatmanın yeterliliğine kayar.

Hekim ve sağlık kuruluşu tarafında

Hakkında iddia yöneltilen hekim bakımından tartışma, özen borcunun sınırında yürür. TBK m.506, vekilin üstlendiği iş ve hizmetleri vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek sadakat ve özenle yürütmekle yükümlü olduğunu düzenler. Aynı madde özen ölçüsünü, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınarak belirler. Beklenen sonucun elde edilememiş olması, tek başına bu ölçünün aşıldığını göstermez.

Sağlık kuruluşunun sorumluluğu ayrıca değerlendirilir. TBK m.66 uyarınca adam çalıştıran, çalışanını seçerken, işiyle ilgili talimat verirken, gözetim ve denetimde bulunurken zararın doğmasını engellemek için gerekli özeni gösterdiğini ispat ederse sorumlu olmaz. Aynı madde işletmeler için ayrı bir ölçü koyar: bir işletmede adam çalıştıran, işletmenin çalışma düzeninin zararın doğmasını önlemeye elverişli olduğunu ispat etmedikçe, o işletmenin faaliyetleri dolayısıyla sebep olunan zararı gidermekle yükümlüdür. Kuruluş tarafında savunma bu yüzden tek bir girişimin değil, kurumsal düzenin belgelenmesi meselesine dönüşür.

Bilirkişi, Adli Tıp ve rapora itiraz

Tıbbi uyuşmazlıkların büyük bölümü, teknik değerlendirmenin dosyaya nasıl girdiğiyle belirlenir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.266, mahkemenin çözümü hukuk dışında özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceğini düzenler. Tıbbi kusur değerlendirmesi bu tanımın merkezindedir; buna karşılık uyuşmazlığın hukuki nitelendirmesi bilirkişinin değil mahkemenin işidir.

Rapor aleyhinize sonuçlandığında süreç kapanmaz. HMK m.281, tarafların raporda eksik gördükleri hususların bilirkişiye tamamlattırılmasını, belirsizlik gösteren hususlar hakkında açıklama yapılmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden isteyebileceğini düzenler; bu talep maddede belirtilen süre içinde ileri sürülür. Sağlık kurulu, heyet ve Adli Tıp raporlarına karşı ise kendi mevzuatındaki itiraz yolları işler ve bunlar dava sürecinden bağımsız olarak takip edilir.

Doktor hatası nereye şikâyet edilir?

Şikâyetin yöneleceği yer, ne elde edilmek istendiğine bağlıdır ve yollar birbirini dışlamaz. Hasta Hakları Yönetmeliği m.42 hasta haklarının ihlali hâlinde her türlü müracaat, şikâyet ve dava hakkını tanır; sağlık kuruluşu içindeki başvuru, idari başvuru ve tazminat davası bu hakkın farklı görünümleridir. Zararın giderilmesi şikâyet başvurusuyla değil, yukarıda anlatılan dava yollarıyla sağlanır. Uygulamanın bir suç oluşturduğu düşünülüyorsa suça ilişkin ihbar veya şikâyet Cumhuriyet Başsavcılığına veya kolluk makamlarına yapılabilir (CMK m.158/1); bu ceza yolu tazminat yolundan ayrı yürür.

Hangi aşamada ne yapıyoruz

Dosyayı, uygulamanın yapıldığı kuruluşun niteliğini ve elde bulunan tıbbi kaydı birlikte değerlendirerek ele alıyoruz. Talebin sözleşme mi haksız fiil temelinde mi ileri sürüleceğini, uyuşmazlığın tüketici mahkemesine mi idari yargıya mı ait olduğunu, işleyen süreyi ve rapor itiraz yollarının açık olup olmadığını bu aşamada belirliyoruz. Onam ve kayıt düzeninin incelenmesi hem talep hem de savunma tarafında ilk işimizdir. Hekim ve sağlık kuruluşu tarafında da danışmanlık ve savunma yürütülmektedir; aynı uyuşmazlıkta iki taraf birden temsil edilmez.

Bu alanda ele aldığımız işler

Tıbbi uygulama hatasından doğan tazminat

  • Yanlış teşhis ve tedavi iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat davaları
  • Ameliyat ve cerrahi girişim hatalarından doğan tazminat davaları
  • Doğum ve kadın hastalıkları uygulamalarından doğan tazminat davaları
  • Anestezi uygulamalarından doğan zararların tazmini
  • Hastane enfeksiyonu iddiasına dayalı tazminat davaları
  • İlaç ve tıbbi cihaz kullanımından doğan zarar talepleri

Sonuç taahhüdü içeren uygulamalar

  • Estetik girişim sonucunun sözleşmeye aykırılığı iddiasıyla açılan davalar
  • Diş tedavisi ve protez uygulamalarından doğan uyuşmazlıklar
  • Saç ekimi ve dermatolojik uygulamalardan doğan talepler
  • Eser sözleşmesi niteliğindeki uygulamalarda ayıp ve bedel iadesi talepleri

Aydınlatılmış onam ve tıbbi kayıt

  • Aydınlatılmış onamın alınmadığı iddiasına dayalı tazminat talepleri
  • Onam formlarının ve bilgilendirme sürecinin hukuki bakımdan incelenmesi
  • Tıbbi kayıt ve epikriz taleplerinin karşılanmaması
  • Hasta dosyasının dava öncesinde temin edilmesi

Kamu sağlık kuruluşlarına karşı idari yol

  • Kamu hastanesindeki uygulama nedeniyle idareye başvuru
  • İdari yargıda tam yargı davasının açılması ve yürütülmesi
  • Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluş işlemlerine karşı iptal davaları
  • Kamu görevlisi hekim yönünden rücu uyuşmazlıkları

Sağlık raporu, maluliyet ve itiraz yolları

  • Sağlık kurulu raporuna itiraz ve hakem hastane süreci
  • Engelli sağlık kurulu raporunun sonucuna itiraz
  • Adli Tıp Kurumu raporuna itiraz
  • Heyet raporu alınması sürecinden doğan uyuşmazlıklar
  • Maluliyet oranının tespitine yönelik talepler

Bilirkişi incelemesi ve ispat

  • Bilirkişi raporuna itiraz ve yeni bilirkişi incelemesi talebi
  • Yüksek Sağlık Şurası görüşünün dosyaya etkisinin değerlendirilmesi
  • Komplikasyon ile kusur ayrımının ortaya konulması

Hekim ve sağlık kuruluşu tarafında

  • Hakkında tıbbi uygulama hatası iddiası bulunan hekimin savunmasının hazırlanması
  • Sağlık kuruluşlarına yönelik idari yaptırımlara itiraz
  • Mesleki sorumluluk sigortası kapsamından doğan uyuşmazlıklar
  • Onam ve kayıt düzeninin uyuşmazlık doğmadan gözden geçirilmesi
  • Sağlık çalışanına yönelik şiddet olaylarında hukuki süreç

Sık sorulan sorular

Malpraktis nedir?
Malpraktis, halk arasında doktor hatası olarak bilinen tıbbi uygulama hatasıdır: bir tıbbi uygulamanın gerekli özen gösterilmeden yapılması sonucunda hastanın zarar görmesi. Hekim ile hasta arasındaki ilişki kural olarak vekâlet sayılır (TBK m.502) ve hekimden beklenen belirli bir sonuç değil, işin özenle görülmesidir (TBK m.506). Sonucun baştan taahhüt edildiği girişimlerde ise ilişki eser sözleşmesine yaklaşır (TBK m.470).
Her kötü sonuç doktor hatası mıdır?
Hayır. Tıbbi girişimin öngörülebilir olumsuz sonuçları (komplikasyonlar) ile kusurlu davranıştan doğan zarar birbirinden ayrılır. TBK m.49 uyarınca sorumluluk için kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille zarar verilmiş olması aranır. Ayrım genellikle bilirkişi incelemesiyle ortaya konur; öngörülebilir bir komplikasyonun onam sürecinde anlatılmış olup olmaması da bu değerlendirmeyi etkiler.
Doktor hatası davası kime karşı açılır?
Özel hastane, özel tıp merkezi veya muayenehanedeki uygulamada talep hekime, kuruluşu işleten kişiye ya da her ikisine karşı ileri sürülebilir; kuruluş, çalışanının işini yaparken verdiği zarardan TBK m.66 uyarınca sorumludur. Kamu hastanesindeki uygulamada ise dava hekime açılamaz: Anayasa m.129/5 uyarınca kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ancak idare aleyhine açılabilir.
Malpraktis davası hangi mahkemede açılır?
Özel sağlık kuruluşundaki uygulamada tüketici mahkemesinde açılır; tüketici işlemlerinden doğan uyuşmazlıklarda tüketici mahkemeleri görevlidir ve dava tüketicinin yerleşim yerinde de açılabilir (6502 sayılı Kanun m.73/1, m.73/5). Kamu sağlık kuruluşundaki uygulamada ise idare mahkemesinde tam yargı davası açılır; bundan önce ilgili idareye başvurmak gerekir (İYUK m.13).
Doktor hatası için dava açma süresi ne kadar?
Tek süre yoktur. Haksız fiile dayanan talep, zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenilmesinden başlayarak iki yılda, her hâlde fiilden başlayarak on yılda zamanaşımına uğrar; fiil daha uzun ceza zamanaşımı olan bir suçsa o süre uygulanır (TBK m.72/1). Sözleşmeye dayanan talepte genel süre on yıldır (TBK m.146); vekâlet ve ağır kusur dışındaki eser alacakları için beş yıldır (TBK m.147). Kamu hastanesinde idareye, öğrenmeden itibaren bir yıl ve her hâlde eylemden itibaren beş yıl içinde başvurulur (İYUK m.13/1).
Malpraktis davalarında arabuluculuk zorunlu mu?
Tüketici mahkemesinde görülecek uyuşmazlıkta evet: dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır; tüketici hakem heyetinin görevi kapsamındaki uyuşmazlıklar bu şartın dışındadır (6502 sayılı Kanun m.73/A-1). Kamu hastanesine karşı açılacak tam yargı davasında bunun yerine dava öncesi idareye başvuru aşaması işler (İYUK m.13).
Doktor hatası tazminat miktarı nasıl belirlenir?
Kanun sabit bir tutar belirlemez; kalemleri sayar ve tutar, somut dosyada ispatlanan zarara göre hesaplanır. Bedensel zararda tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar istenebilir (TBK m.54); ölüm hâlinde destekten yoksun kalanların kayıpları da buna eklenir (TBK m.53). Manevi tazminatın miktarına hâkim, olayın özelliklerini göz önünde tutarak karar verir (TBK m.56).
Aydınlatılmış onam neden bu kadar belirleyici?
Çünkü onamın geçerliliği imzanın varlığına değil, bilgilendirmenin kapsamına bağlıdır. Hasta Hakları Yönetmeliği m.31, rıza alınırken hastanın veya kanuni temsilcisinin müdahalenin konusu ve sonuçları hakkında aydınlatılmasını esas alır; aynı Yönetmeliğin 15. maddesi bilgilendirmenin kapsamını kalem kalem sayar. Bu bilgilendirmenin yapıldığı sonradan üretilemez.
Estetik girişimlerde hukuki durum farklı mı işler?
Sıklıkla farklı işler. Sonucun baştan taahhüt edildiği girişimlerde ilişki, TBK m.470 anlamında eser sözleşmesine yaklaşır. Bu durumda tartışma yalnız özenin gösterilip gösterilmediği değil, taahhüt edilen sonucun sağlanıp sağlanmadığıdır. Hangi rejimin uygulanacağı, taraflar arasındaki anlaşmanın içeriğine ve girişimin niteliğine göre belirlenir.
Bilirkişi raporu aleyhime sonuçlandı, ne yapabilirim?
Rapor dosyanın sonucu değildir. HMK m.281, tarafların raporda eksik gördükleri hususların tamamlattırılmasını, belirsiz hususlarda açıklama yapılmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden isteyebileceğini düzenler; bu talep maddede belirtilen süre içinde ileri sürülür. Sağlık kurulu, heyet ve Adli Tıp raporları bakımından ise kendi mevzuatındaki itiraz yolları ayrıca işler.
Hekim tarafında da danışmanlık veriyor musunuz?
Veriyoruz. Hekim ve sağlık kuruluşu tarafında savunmanın hazırlanması, onam ve kayıt düzeninin gözden geçirilmesi ile idari yaptırımlara itiraz süreçleri yürütülmektedir. Aynı uyuşmazlıkta iki taraf birden temsil edilmez.
AraWhatsApp