
İçindekiler 12
- Kısa Cevap
- Bu Durumda mısınız?
- Önce Tutanağı Okuyun: İki Rejim, İki Farklı Süre
- İptal Sebebi 1: Cezayı Kesen Birimin Yetkisi Yok
- İptal Sebebi 2: Ölçüm Yapılmadan Kesilen Ceza
- İptal Sebebi 3: Ölçüm Hangi Koşullarda Yapıldı?
- İşletmenizin Önleyici Yükümlülükleri
- Ceza Kesinleşirse Ne Olur?
- Cezayı Ödemek İtiraz Hakkını Düşürür mü?
- Zamanaşımı: İki Ayrı Süre, İki Ayrı Başlangıç
- Sık Yapılan Hatalar
- Özet
Kısa Cevap
Gürültü nedeniyle idari para cezası aldıysanız yapılacak ilk iş, itiraz dilekçesi yazmak değil, karar tutanağında hangi kanunun yazdığına bakmaktır. Ceza Kabahatler Kanunu m.36’ya dayanıyorsa süre on beş gün ve merci sulh cezadır. Çevre Kanunu’na dayanıyorsa süre otuz gün ve görevli yargı yeri idare mahkemesidir. Yanlış merciye yapılan başvuru sürenin işlemesini durdurmaz.
Esasa gelince, bu alandaki cezaların en sık iptal sebebi maddi olay değil usuldür: cezayı kesen birimin yetki devri alıp almadığı ve sınır değer aşımının teknik ölçümle belirlenip belirlenmediği.
Bu Durumda mısınız?
- İşletmenize (kafe, bar, restoran, düğün salonu) müzik sesi nedeniyle ceza kesildi.
- Şantiyenize çalışma saatleri veya gürültü nedeniyle idari yaptırım uygulandı.
- Ceza tutanağı düzenlenirken hiçbir ölçüm cihazı kullanılmadığını hatırlıyorsunuz.
- Tutanağı kesen birimin bu yetkiye sahip olup olmadığından emin değilsiniz.
- Cezaya itiraz ettiniz, mahkeme “görevsizlik” kararı verdi ve süre konusunda endişelisiniz.
- Ceza ödenmezse ne olacağını, dava açmanın tahsili durdurup durdurmadığını bilmiyorsunuz.
Önce Tutanağı Okuyun: İki Rejim, İki Farklı Süre
Gürültü, Türk hukukunda iki ayrı kanunda idari para cezasına bağlanmıştır ve ikisinin kanun yolu farklıdır. Ayrımın ölçütü ve dayanağı için gürültü şikâyeti yazımıza bakabilirsiniz; burada doğrudan sonuçlarına geçiyoruz.
Ceza çevre mevzuatına dayanıyorsa 2872 sayılı Çevre Kanunu m.25 uygulanır:
“İdarî yaptırım kararlarına karşı tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde idare mahkemesinde dava açılabilir. Dava açmış olmak idarece verilen cezanın tahsilini durdurmaz.”
Bu hükümde iki ayrı bilgi vardır ve ikincisi çoğu zaman gözden kaçar: dava açmış olmak tahsili kendiliğinden durdurmaz. Tahsilatın durması için ayrıca yürütmenin durdurulması talep edilmelidir.
Ceza Kabahatler Kanunu’na dayanıyorsa genel kural işler. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu m.27:
“İdarî para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin idarî yaptırım kararına karşı, kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geç onbeş gün içinde, sulh ceza mahkemesine başvurulabilir.”
Bu ayrımın nihai mercii Uyuşmazlık Mahkemesidir ve mahkeme ayrımı Kabahatler Kanunu m.3 üzerinden kurar. Belediye zabıtasınca Kabahatler Kanunu m.36 uyarınca kesilen bir gürültü cezasında sulh ceza hâkimliği görevsizlik kararı vermiş, Uyuşmazlık Mahkemesi bu kararı kaldırmıştır:
“Bu durumda, davacıya verilen idari para cezasının, 5326 sayılı Kanun’un 16. maddesinde belirtilen idari yaptırım türlerinden biri olduğu ve Kabahatler Kanunu’nun 5560 sayılı Kanun’la değişik 3. maddesinde belirtildiği üzere, idarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde uygulanacağı nedeniyle, görevli mahkemenin belirlenmesinde 5326 sayılı Kanun hükümleri dikkate alınacağından, idari para cezasına karşı açılan davanın görüm ve çözümünde, anılan Kanunun 27. maddesinin (1) numaralı bendi uyarınca adli yargı yerinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır.”
(Uyuşmazlık Mahkemesi, E. 2019/33, K. 2019/14, T. 28.01.2019 — görevsizlik kararının KALDIRILMASINA)
Karardan çıkan kural şudur: dayanak Kabahatler Kanunu ise, “aksine hüküm” bulunmadığı sürece kanun yolu da Kabahatler Kanununa göre belirlenir ve merci sulh ceza hâkimliğidir. Çevre Kanunu m.25 ise tam bu anlamda bir aksine hükümdür; o rayda merci idare mahkemesi, süre otuz gündür. Yani iki ray arasındaki fark keyfî değil, Kabahatler Kanunu m.3’ün kendi kurduğu bir ayrımdır. Not: sulh ceza hâkimliğinin görevsizlik kararı vermiş olması bile tek başına ölçüt değildir; bu dosyada o karar kaldırılmıştır.
Hangi kademede ceza kesildiğini de tutanaktan görebilirsiniz. 2872 sayılı Çevre Kanunu m.20 gürültü cezasını kaynağa göre ayırır:
“Bu Kanunun 14 üncü maddesine göre çıkarılan yönetmelikle belirlenen önlemleri veya gerekli izinleri almayan veya standartlara aykırı şekilde gürültü ve titreşime neden olanlara”
Bu bendin devamında ceza; konutlar, ulaşım araçları, işyerleri ve atölyeler ile fabrika-şantiye-eğlence gürültüsü olmak üzere dört kademeye ayrılmıştır. İşletmenizin hangi kademeye yerleştirildiği, cezanın miktarını belirleyen asıl unsurdur ve bu nitelendirme başlı başına bir itiraz konusudur: bir kafenin “eğlence yeri” mi yoksa “işyeri” mi sayıldığı, aradaki farkı doğrudan etkiler. (Maddedeki rakamlar nominaldir ve her yıl yeniden değerleme oranında güncellenir; bu nedenle burada tutar verilmemiştir.)
İptal Sebebi 1: Cezayı Kesen Birimin Yetkisi Yok
Çevre Kanunu’na dayanan gürültü cezasını her kurum kesemez. Denetim yetkisi kural olarak Bakanlığa aittir ve ancak kanunda sayılan kurumlara devredilebilir. Çevresel Gürültü Kontrol Yönetmeliği denetimi doğrudan bu devre bağlar. ÇGKY m.19:
“İzleme ve denetim faaliyetleri programlı veya programsız olarak Çevre Kanunu kapsamında yetki devri yapılan kurum ve kuruluşlarca, yetki devri yapılmadığı takdirde ise İl Müdürlüklerince gerektiğinde diğer mevzuat kapsamında yetkili kılınan kurum ve kuruluşlar ile işbirliği ve koordinasyon içinde yapılır.”
Pratikte sorulacak soru şudur: cezayı kesen belediye, çevre denetim birimi kurmuş ve yetki devri almış mıdır? Almamışsa yetkili merci İl Müdürlüğü’dür ve devir almamış birimin kestiği ceza yetki yönünden sakattır. Bu bilgi dava dosyasına idareden sorularak getirtilebilir.
Burada önemli bir uyarı: internette dolaşan pek çok metin, Yargıtay’ın 2015 ve 2017 tarihli kararlarına dayanarak “Emniyet Çevre Kanunu’ndan gürültü cezası kesemez” der. Bu tespit o tarihteki kanun metnine aittir; yetki devri listesini düzenleyen Çevre Kanunu m.12, 24.12.2020 tarihli 7261 sayılı Kanunla değiştirilmiş ve listeye Emniyet Genel Müdürlüğü eklenmiştir. Madde sonraki yıllarda da değişmiştir. Bu nedenle savunmayı “şu kurum listede yok” üzerine değil, “yetki bu kuruma fiilen devredilmiş mi” üzerine kurmak gerekir.
İptal Sebebi 2: Ölçüm Yapılmadan Kesilen Ceza
Çevre mevzuatındaki gürültü yasağı, “rahatsız edici olma”ya değil sınır değerlerin aşılmasına bağlıdır. Sınır değerin aşılıp aşılmadığı da çoğu işletme türünde ancak cihazla belirlenebilir.
Yönetmelik, bu denetimi yapan kurumun kendisi için de bir yeterlik şartı öngörür: ÇGKY m.19 uyarınca, yönetmelik hükümlerinin uygulanmasına yönelik denetimleri gerçekleştiren kurum ve kuruluşların yönetmeliğin Ek-6’sında yer alan şartları sağlaması gerekir. Yani ölçümü kimin yaptığı, ölçümün yapılıp yapılmadığı kadar önemlidir.
Yargıtay 19. Ceza Dairesi de ölçüm zorunluluğunu açıkça ifade etmiştir:
“ancak teknik araçlarla ses ölçümü yapılarak belirlenebileceğinden bu tür mekanlarda denetimlerin teknik donanımı haiz uzman ve yetkili kurumlar tarafından yapılması gerektiği”
(Yargıtay 19. Ceza Dairesi, E. 2015/50, K. 2015/171, T. 09.04.2015)
Buradan iki savunma doğar. Birincisi, hiç ölçüm yapılmamışsa kabahatin unsurunun oluştuğu ortaya konulmuş sayılmaz. İkincisi, ölçüm yapılmış olsa bile ölçümü yapan kurumun yeterliği tartışılabilir.
İtiraz dilekçesinde ölçüm raporunun dosyaya getirtilmesini istemek, bu iki savunmanın da ön koşuludur: rapor olmadan ne ölçümün varlığı ne de usulüne uygunluğu tartışılabilir.
İptal Sebebi 3: Ölçüm Hangi Koşullarda Yapıldı?
Ölçümün varlığı tek başına yetmez; ölçümün hangi koşullarda yapıldığı ayrıca denetlenebilir. Yönetmelik, gürültü seviyesinin yanında arka plan gürültü seviyesinin de belirlenmesini öngören bir yapı kurar. Uygulamada tartışmaya açık noktalar şunlardır: ölçümün yapıldığı nokta, ölçüm süresi, arka plan gürültüsünün ayrıştırılıp ayrıştırılmadığı ve ölçüm cihazının kalibrasyonu.
Bu teknik itirazların hepsi, sonuçta tek bir hukuki iddiaya bağlanır: ihlalin varlığı usulüne uygun biçimde tespit edilmemiştir. İdari yaptırımda ispat yükü idarededir; bu nedenle eksikliği gidermek de idareye düşer.
İşletmenizin Önleyici Yükümlülükleri
Ceza aldıktan sonra yapılacak itiraz kadar önemli olan, cezanın tekrarını önlemektir. Çevresel Gürültü Kontrol Yönetmeliği işletmelere doğrudan yükümlülük yükler. ÇGKY m.6 uyarınca endüstri tesisleri ve işyerleri:
“İl Müdürlüğü tarafından istenen akustik raporları hazırlatmakla ve Bakanlıkça oluşturulan veri tabanına girişini yapmakla,”
yükümlüdür. Müzik yayını yapan işletmeler için ayrıca bir izin rejimi vardır. ÇGKY m.11:
“İl Müdürlüğü tarafından müzik yayını yapan işyerlerine ve deniz araçlarına akustik rapor hazırlattırılır, değerlendirilir, müzik yayın izni verilir.”
Şantiye faaliyetleri de ayrı kriterlere tabidir. ÇGKY m.13:
“Yerleşim alanlarında çevresel gürültüye neden olan şantiye faaliyetleri Ek-2’de yer alan hükümler çerçevesinde yürütülür.”
Akustik raporu bulunan ve raporda öngörülen azaltım tedbirlerini uygulamış bir işletmenin savunma pozisyonu, hiçbir belgesi olmayan işletmeye göre belirgin biçimde güçlüdür. Bu belgeler yalnızca idari denetimde değil, sonraki yargılamada da işletmenin özen yükümlülüğünü yerine getirdiğini gösterir.
Ceza Kesinleşirse Ne Olur?
Süresinde itiraz edilmeyen idari para cezası kesinleşir ve tahsil aşamasına geçer. Çevre Kanunu’na dayanan cezalarda tahsil usulü bakımından Kabahatler Kanunu hükümlerine gönderme yapılmıştır. Dava açılmış olması da (yukarıda aktarıldığı üzere) tahsili kendiliğinden durdurmaz.
Bu nedenle pratikte iki adım birlikte atılır: süresinde dava açmak ve yürütmenin durdurulmasını ayrıca talep etmek. Genel çevre idari para cezası rejiminin işleyişi için çevre cezasına itiraz yazımıza bakabilirsiniz.
Cezayı Ödemek İtiraz Hakkını Düşürür mü?
Uygulamada en sık duyulan tereddüt budur: “indirimli ödersem itiraz hakkımı kaybeder miyim?” Cevap kanun metninde açıktır ve 2022’de eklenen bir cümleyle netleşmiştir.
Önce zincirin ilk halkası: Çevre Kanunu, kendi idari para cezalarının tahsil usulünü Kabahatler Kanununa bağlar.
“İdarî para cezalarının tahsil usûlü hakkında 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu hükümleri uygulanır.”
(2872 sayılı Çevre Kanunu m.25/3)
İkinci halka, Kabahatler Kanununun ödeme rejimidir:
“Kanunlarında ödeme süresi düzenlenmemiş olan idari para cezaları, tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir. İdari para cezasının ödeme süresi içinde ödenmesi halinde, cezadan %25 oranında indirim yapılır. (Ek cümle: 1/7/2022-7417/46 md.) Ödeme yapılması, kişinin bu karara karşı kanun yoluna başvurma hakkını etkilemez.”
(5326 sayılı Kabahatler Kanunu m.17/6)
Son cümle belirleyicidir: ödeme, kanun yoluna başvurma hakkını etkilemez. Bu, işletmeler için iki riski aynı anda yönetme imkânı verir. Ödeme süresi içinde ödeyip %25 indirimden yararlanabilir, aynı zamanda süresinde dava açıp cezanın iptalini isteyebilirsiniz. İptal kararı verilirse ödenen tutanın iadesi gündeme gelir.
Bu, “dava açmak tahsili durdurmaz” kuralıyla birlikte okunmalıdır. Dava açmanın tahsili durdurmadığı bir rejimde, ödemeyi geciktirmek gecikme zammı riski doğurur; ödemek ise dava hakkını tüketmez. İkisi birbirini dışlamaz.
Ayrıca kanun, ekonomik durumu müsait olmayanlar için ilk taksiti peşin ödenmek kaydıyla bir yıl içinde dört eşit taksit imkânı tanır (5326 sayılı Kabahatler Kanunu m.17/3). Taksitler zamanında ve tam ödenmezse kalan kısmın tamamı tahsil edilir.
Zamanaşımı: İki Ayrı Süre, İki Ayrı Başlangıç
Gürültü cezalarında zamanaşımı tek bir süre değildir; biri cezanın verilmesini, diğeri tahsilini sınırlar. İkisinin başlangıç anı da farklıdır ve bu ayrım gözden kaçtığı için pek çok itiraz dilekçesinde hiç kurulmaz.
Birincisi soruşturma zamanaşımıdır ve fiilden itibaren işler:
“(1) Soruşturma zamanaşımının dolması halinde kabahatten dolayı kişi hakkında idarî para cezasına karar verilemez.”
(5326 sayılı Kabahatler Kanunu m.20/1)
Sürenin uzunluğu cezanın miktarına göre kademelenir; kanun kademeleri kendi rakamlarıyla sayar ve süre üç ile beş yıl arasında değişir (5326 sayılı Kabahatler Kanunu m.20/2). Başlangıç anı ise nettir:
“(4) Zamanaşımı süresi, kabahate ilişkin tanımdaki fiilin işlenmesiyle veya neticenin gerçekleşmesiyle işlemeye başlar.”
(5326 sayılı Kabahatler Kanunu m.20/4)
Aynı maddenin beşinci fıkrası, gürültü dosyalarında sık karşılaşılan bir kesişimi düzenler: fiil aynı zamanda bir suç oluşturuyorsa, kabahat için değil suça ilişkin dava zamanaşımı hükümleri uygulanır (5326 sayılı Kabahatler Kanunu m.20/5). Bu, gürültünün kişilerin huzur ve sükununu bozma suçuna da konu olabildiği hâllerde süre hesabını değiştirir.
İkincisi yerine getirme zamanaşımıdır ve ceza kesinleştikten sonra işler:
“(1) Yerine getirme zamanaşımının dolması halinde idarî para cezasına veya mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin karar artık yerine getirilemez.”
(5326 sayılı Kabahatler Kanunu m.21/1)
Başlangıcı, kesinleşme tarihinin kendisi değildir:
“(4) Zamanaşımı süresi, kararın kesinleşmesinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren işlemeye başlar.”
(5326 sayılı Kabahatler Kanunu m.21/4)
Yani süre, kesinleşmenin ertesi yılın 1 Ocak’ından sayılır ve miktara göre üç ile yedi yıl arasında değişir (5326 sayılı Kabahatler Kanunu m.21/2). Eski bir cezanın tahsili için icra baskısı geldiğinde sorulacak ilk soru budur: karar ne zaman kesinleşti ve yerine getirme zamanaşımı dolmuş mudur?
Sık Yapılan Hatalar
- Süreyi tek bir rakam sanmak. On beş gün ile otuz gün arasındaki fark, cezanın dayandığı kanundan doğar. Tutanaktaki maddeyi okumadan dilekçe yazmayın.
- Yürütmenin durdurulmasını istememek. Dava açmak tahsili durdurmaz; talep edilmezse tahsilat sürer.
- Ölçüm raporunu istememek. Rapor dosyaya girmeden ne varlığı ne usulü tartışılabilir.
- Eski içtihada dayanarak yetki itirazı kurmak. Yetki devri listesi 2020’den bu yana değişmiştir; itiraz “liste”ye değil “fiili devre” dayandırılmalıdır.
- Kademe nitelendirmesini tartışmasız kabul etmek. İşletmenin hangi kademede sayıldığı cezanın miktarını doğrudan belirler ve itiraz konusudur.
- Belgesiz savunma yapmak. Akustik rapor, izin belgesi ve uygulanan azaltım tedbirleri savunmanın maddi temelidir.
- “Ödersem itiraz edemem” sanmak. Kanun bunun tersini söyler: ödeme, kanun yoluna başvurma hakkını etkilemez. İndirimli ödeme ile dava birlikte yürüyebilir.
- Zamanaşımını tek süre saymak. Soruşturma zamanaşımı fiilden, yerine getirme zamanaşımı kesinleşmenin ertesi yılın başından işler; eski bir cezanın tahsilinde ikincisi belirleyici olabilir.
Özet
Gürültü cezasında savunma, dilekçeden önce tutanağın okunmasıyla başlar: dayanak Kabahatler Kanunu ise on beş gün ve sulh ceza, Çevre Kanunu ise otuz gün ve idare mahkemesi. Esas itibarıyla en verimli iki itiraz sebebi usuldedir; cezayı kesen birimin yetki devri alıp almadığı ve sınır değer aşımının teknik ölçümle tespit edilip edilmediği. Dava açmak tahsili durdurmadığı için yürütmenin durdurulması ayrıca istenmelidir.
İşletmeler bakımından en iyi savunma sonradan değil önceden kurulur: akustik rapor, müzik yayın izni ve raporda öngörülen azaltım tedbirlerinin fiilen uygulanmış olması.
Ödeme tarafında iki kural birlikte okunmalıdır: ödeme süresi içinde ödemek cezadan yüzde 25 indirim sağlar ve kanun yoluna başvurma hakkını etkilemez. Zamanaşımı ise tek bir süre değildir; cezanın verilmesini sınırlayan soruşturma zamanaşımı fiilden, tahsilini sınırlayan yerine getirme zamanaşımı kesinleşmenin ertesi takvim yılı başından işler.
Sıkça Sorulan Sorular
Gürültü cezasına kaç gün içinde itiraz edilir?
Cezanın dayandığı kanuna göre değişir. Kabahatler Kanunu m.36'ya dayanan cezada süre tebliğ veya tefhimden itibaren on beş gündür. Çevre Kanunu'na dayanan idari yaptırım kararında ise süre tebliğden itibaren otuz gündür ve dava idare mahkemesinde açılır.
Hangi mahkemeye başvuracağımı nasıl anlarım?
Karar tutanağında dayanak olarak gösterilen kanun maddesine bakın. Kabahatler Kanunu m.36 yazıyorsa sulh ceza, Çevre Kanunu'nun ilgili maddeleri yazıyorsa idare mahkemesi yolu izlenir. Tereddüt hâlinde süre bakımından daha kısa olan yola göre hareket etmek güvenlidir.
Ölçüm yapılmadan gürültü cezası kesilebilir mi?
Komşu gürültüsü gibi ölçüm gerektirmeyen hâllerde kesilebilir. Ancak sınır değer aşımının ancak cihazla belirlenebileceği işletme türlerinde, denetimin teknik donanıma sahip yetkili kurumlarca yapılması gerektiği Yargıtay 19. Ceza Dairesi'nce belirtilmiştir.
Belediye zabıtası işyerime çevre mevzuatından ceza kesebilir mi?
Belirleyici olan, o belediyenin çevre denetim birimi kurup Çevre Kanunu kapsamında yetki devri alıp almadığıdır. Yetki devri yoksa denetim ve yaptırım İl Müdürlüğü'ne aittir.
Dava açarsam cezayı ödemek zorunda kalır mıyım?
Çevre Kanunu m.25 dava açmış olmanın tahsili durdurmayacağını açıkça belirtir. Tahsilatın durması için yürütmenin durdurulması ayrıca talep edilmelidir.
İşletmem eğlence yeri sayıldı, itiraz edebilir miyim?
Evet. Ceza kademeleri kaynağa göre ayrılmıştır ve işletmenin hangi kademeye yerleştirildiği miktarı doğrudan etkiler. Nitelendirmenin somut faaliyete uymadığı ileri sürülebilir.
Akustik raporum var, yine de ceza kesilir mi?
Rapor bulunması tek başına muafiyet sağlamaz; raporda öngörülen azaltım tedbirlerinin uygulanmış olması da gerekir. Bununla birlikte rapor ve uygulanan tedbirler, özen yükümlülüğünün yerine getirildiğini göstermesi bakımından savunmanın en güçlü unsurudur.
Müzik yayını için izin almak zorunda mıyım?
Çevresel Gürültü Kontrol Yönetmeliği, yerleşim alanlarında müzik yayını yapan işyerlerine akustik rapor hazırlattırılmasını ve müzik yayın izni verilmesini öngörür. İzinsiz veya izin şartlarına aykırı yayın idari yaptırım sebebidir.
Aynı fiil için hem para cezası hem faaliyet durdurma uygulanabilir mi?
Çevre mevzuatı idari para cezası dışında başka idari tedbirler de öngörür. Uygulanan her idari işlem ayrı ayrı dava konusu edilebilir; tedbirin ölçülülüğü de denetlenir.
Cezayı ödersem itiraz hakkım düşer mi?
Düşmez. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu m.17/6'ya 2022'de eklenen cümle, ödeme yapılmasının kişinin o karara karşı kanun yoluna başvurma hakkını etkilemeyeceğini açıkça belirtir. Bu nedenle indirimli ödeme yapıp aynı zamanda süresinde dava açmak mümkündür.
İdari para cezasında indirim var mı?
Kanunlarında ödeme süresi düzenlenmemiş idari para cezaları tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir ve ödeme süresi içinde ödenirse cezadan yüzde 25 oranında indirim yapılır (5326 sayılı Kabahatler Kanunu m.17/6). Çevre Kanunu, kendi idari para cezalarının tahsil usulü bakımından Kabahatler Kanununa yollama yapar (2872 sayılı Çevre Kanunu m.25).
Cezayı taksitle ödeyebilir miyim?
Kişinin ekonomik durumunun müsait olmaması hâlinde, ilk taksitin peşin ödenmesi koşuluyla bir yıl içinde ve dört eşit taksitte ödenmesine karar verilebilir. Taksitler zamanında ve tam olarak ödenmezse kalan kısmın tamamı tahsil edilir (5326 sayılı Kabahatler Kanunu m.17/3).
Gürültü cezasında zamanaşımı kaç yıldır?
İki ayrı zamanaşımı vardır. Soruşturma zamanaşımı dolarsa artık idari para cezasına karar verilemez ve süre fiilin işlenmesiyle işlemeye başlar (5326 sayılı Kabahatler Kanunu m.20). Yerine getirme zamanaşımı dolarsa karar artık yerine getirilemez ve bu süre, kararın kesinleşmesinin rastladığı takvim yılını takip eden yılın başından itibaren işler (5326 sayılı Kabahatler Kanunu m.21). Sürelerin uzunluğu ceza miktarına göre kademelenir.
Fiil aynı zamanda suç oluşturuyorsa zamanaşımı değişir mi?
Evet. Kabahati oluşturan fiilin aynı zamanda suç oluşturması hâlinde suça ilişkin dava zamanaşımı hükümleri uygulanır (5326 sayılı Kabahatler Kanunu m.20/5). Gürültünün kişilerin huzur ve sükununu bozma suçuna da konu olabildiği dosyalarda bu ayrım süre hesabını değiştirir.
İtiraz süresini kaçırdım, hiç yolu yok mu?
Kabahatler Kanunu mücbir sebep hâli için ayrı bir imkân öngörür. Çevre Kanunu'na dayanan cezalarda ise idari yargının kendi usul kuralları uygulanır. Her iki hâlde de gecikmenin sebebi belgelendirilmelidir.