
Çalışma Alanı
Miras Hukuku
Mirasçılık ve saklı pay, vasiyetname ve miras sözleşmesi, mirasın reddi, terekenin paylaşılması ve mirastan mal kaçırma uyuşmazlıklarında danışmanlık ve temsil.
Miras hukuku neyi kapsar?
Miras hukuku, bir kişinin ölümüyle malvarlığının, haklarının ve borçlarının kimlere ve hangi usulle geçeceğini düzenler. Miras, mirasbırakanın ölümüyle açılır; mirasbırakanın sağlığında yaptığı mirasla ilgili kazandırmalar ve paylaştırmalar da terekenin ölüm anındaki durumuna göre değerlendirilir (TMK m.575). Mirasçılar mirası ölümle birlikte bir bütün olarak, kanun gereğince kazanır; mirasbırakanın aynî haklarını, alacaklarını ve zilyetliklerini doğrudan edinir ve borçlarından kişisel olarak sorumlu olur (TMK m.599). Tapudaki intikal bu kazanımı sonradan kütüğe yansıtır.
Ölümü kanıtlanamayan kişi bakımından da aynı kurallar işler. Mahkeme gaipliğe karar verdiğinde ölüme bağlı haklar, gaibin ölümü ispatlanmış gibi kullanılır (TMK m.35); mirasçılar ise tereke mallarını teslim almadan önce, bu malları ileride ortaya çıkabilecek üstün hak sahiplerine veya gaibin kendisine geri vereceklerine dair güvence göstermek zorundadır (TMK m.584). Aşağıdaki bölümler miras uyuşmazlıklarını kanunun kendi sırasıyla ayırır: kimin mirasçı olduğu, mirasbırakanın iradesi, bu iradeye karşı açılan davalar, mirasçılığın kaybı, belge ve koruma, ret ve paylaşma. Her bölümün altında konuyu ayrıntılı işleyen yazılarımız yer alır.
Bu konudaki yazılarımız
Yasal mirasçılar ve miras payı
Bir miras uyuşmazlığında ilk soru paylaşımın nasıl yapılacağı değil, kimin mirasçı olduğudur. Kan hısımlarının mirasçılığı zümre sırasıyla belirlenir: birinci derece mirasçılar mirasbırakanın altsoyudur ve çocuklar eşit olarak mirasçıdır (TMK m.495); altsoy yoksa ana ve baba (TMK m.496), onlar ve altsoyları da yoksa büyük ana ve büyük babalar mirasçı olur (TMK m.497). Her zümrede önce ölmüş kişinin yerini, her derecede halefiyet yoluyla kendi altsoyu alır. Uzun yıllar intikal yapılmamış dosyalarda mirasçı sayısının dallanarak büyümesinin sebebi budur: aradaki her ölüm, payı bir sonraki kuşağa bölerek aktarır.
Sağ kalan eş zümrelerin dışında durur ve birlikte bulunduğu zümreye göre mirasçı olur; eşin payı bu yüzden sabit bir oran değildir, yanında hangi zümrenin bulunduğuna göre değişir (TMK m.499). Evlâtlık ve altsoyu evlât edinene kan hısımı gibi mirasçı olur ve evlâtlığın kendi ailesindeki mirasçılığı da devam eder; buna karşılık evlât edinen ve hısımları evlâtlığa mirasçı olmaz (TMK m.500). Mirasçı bırakmaksızın ölen kimsenin mirası Devlete geçer (TMK m.501).
Mirasbırakanın malvarlığı üzerindeki tasarruf serbestisi sınırsız değildir. Mirasçı olarak altsoyu, ana ve babası veya eşi bulunan mirasbırakan, mirasının yalnız saklı paylar dışında kalan kısmında ölüme bağlı tasarrufta bulunabilir; bu mirasçılardan hiçbiri yoksa mirasının tamamında tasarruf edebilir (TMK m.505). Bir kişinin mirasını istediği kişiye bırakıp bırakamayacağı sorusunun cevabı bu yüzden saklı paylı mirasçının varlığına bağlıdır. Kardeşler bu maddede sayılmaz.
Bu konudaki yazılarımız
Vasiyetname ve miras sözleşmesi
Mirasbırakanın iradesinin ayakta kalıp kalmayacağı, bu iradeyi hangi biçimde açıkladığına bağlıdır. Vasiyet resmî şekilde, mirasbırakanın el yazısıyla ya da sözlü olarak yapılabilir (TMK m.531). El yazılı vasiyetname, yapıldığı yıl, ay ve gün gösterilerek başından sonuna kadar mirasbırakanın el yazısıyla yazılmalı ve imzalanmalıdır; saklanmak üzere açık veya kapalı olarak notere, sulh hâkimine veya yetkili memura bırakılabilir (TMK m.538).
Miras sözleşmesi vasiyetnameden farklı bir rejime tabidir. Geçerli olması için resmî vasiyetname şeklinde düzenlenmesi gerekir; taraflar arzularını resmî memura aynı zamanda bildirir ve sözleşmeyi memurun ve iki tanığın önünde imzalar (TMK m.545). Sözleşme tarafların yazılı anlaşmasıyla her zaman ortadan kaldırılabilir; tek taraflı ortadan kaldırma ise ancak lehine tasarruf yapılan kişinin sözleşmeden sonra mirasçılıktan çıkarma sebebi oluşturan bir davranışta bulunduğu ortaya çıkarsa ve vasiyetnameler için öngörülen şekillerden biriyle yapılabilir (TMK m.546).
Bu konudaki yazılarımız
Ölüme bağlı tasarrufun iptali ve tenkis
Lehine olmayan bir vasiyetnameyle karşılaşan mirasçının önünde birbirinden ayrı iki yol vardır ve hangisinin seçileceği talebi baştan belirler. İptal davası tasarrufun kendisini hedef alır ve tasarrufun iptal edilmesinde menfaati bulunan mirasçı veya vasiyet alacaklısı tarafından açılır (TMK m.558). Sebepleri kanunda sayılıdır: tasarrufun mirasbırakanın tasarruf ehliyeti bulunmadığı bir sırada yapılmış olması, yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama sonucunda yapılmış olması, içeriğinin veya bağlandığı koşulların hukuka ya da ahlâka aykırı olması ve kanundaki şekle uyulmamış olması (TMK m.557).
Tenkis ise tasarrufu ayakta bırakıp sınırına çeker: saklı paylarının karşılığını alamayan mirasçılar, mirasbırakanın tasarruf edebileceği kısmı aşan tasarrufların tenkisini dava edebilir (TMK m.560). Tenkise tabi olan yalnız vasiyetname değildir; saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacıyla yapıldığı açık olan kazandırmalar gibi bazı sağlararası karşılıksız kazandırmalar da ölüme bağlı tasarruflar gibi tenkis edilir (TMK m.565). İki yolun süre rejimi ayrıdır ve ikisi de hak düşürücüdür (TMK m.559, m.571); ancak hükümsüzlük ve tenkis iddiası def’i yoluyla her zaman ileri sürülebilir. Dava hakkı düşmüş bir mirasçının elinde hâlâ bir savunma bulunabilmesinin sebebi budur.
Bu konudaki yazılarımız
Mirasçılıktan çıkarma, mirastan yoksunluk ve feragat
Bir mirasçının mirastan pay alamaması üç ayrı kuruma dayanabilir ve üçü birbirine karıştırılmamalıdır. Mirasçılıktan çıkarma mirasbırakanın işlemidir: mirasçı mirasbırakana veya yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemişse ya da aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmemişse, mirasbırakan ölüme bağlı bir tasarrufla saklı paylı mirasçısını mirasçılıktan çıkarabilir (TMK m.510). Çıkarma ancak sebep tasarrufta belirtilmişse geçerlidir; çıkarılan itiraz ederse sebebin varlığını ispat, çıkarmadan yararlanan mirasçıya veya vasiyet alacaklısına düşer (TMK m.512).
Mirastan yoksunluk ise bir işlem gerektirmez, kanundan doğar: mirasbırakanı kasten ve hukuka aykırı olarak öldüren veya öldürmeye teşebbüs eden, mirasbırakanın ölüme bağlı tasarruf yapmasını aldatma, zorlama veya korkutma yoluyla sağlayan ya da engelleyen kimseler mirasçı olamaz; yoksunluk mirasbırakanın affıyla ortadan kalkar (TMK m.578). Yoksunluk yalnız yoksun olanı etkiler, altsoyu mirasçı olur (TMK m.579). Mirastan feragat ise bir sözleşmedir: mirasbırakan bir mirasçısıyla karşılıklı veya karşılıksız feragat sözleşmesi yapabilir ve feragat eden mirasçılık sıfatını kaybeder (TMK m.528).
Bu konudaki yazılarımız
Mirasın açılması, mirasçılık belgesi ve terekenin korunması
Miras hukukunda yer, çoğu talebin önünde duran teknik bir sorudur. Miras, malvarlığının tamamı için mirasbırakanın yerleşim yerinde açılır; tasarrufların iptali veya tenkisi, mirasın paylaştırılması ve miras sebebiyle istihkak davaları bu yerleşim yeri mahkemesinde görülür (TMK m.576). Usul hukuku bu yetkiyi kesin yetki olarak düzenler; mirasçılık belgesinin iptali ve yeni belge verilmesi davalarında ise mirasçıların her birinin oturduğu yer mahkemesi de yetkilidir (HMK m.11).
Mirasçılık sıfatının belgelenmesinde kanun iki kanal tanır, ama ikisi aynı kapsamda değildir. Başvurusu üzerine yasal mirasçı oldukları belirlenenlere sulh mahkemesince veya noterlikçe mirasçılık belgesi verilir; atanmış mirasçı veya vasiyet alacaklısı için ise yalnız sulh mahkemesi yetkilidir ve belge bir itiraz süresinin geçmesine bağlıdır. Mirasçılık belgesinin geçersizliği her zaman ileri sürülebilir (TMK m.598).
Terekenin korunması mirasçının istemini beklemek zorunda değildir. Mirasbırakanın yerleşim yeri sulh hâkimi, istem üzerine veya re’sen tereke mallarının korunması ve hak sahiplerine geçmesi için gerekli bütün önlemleri alır; bu önlemler özellikle terekenin yazımı, mühürlenmesi, resmen yönetilmesi ve vasiyetnamelerin açılmasıdır. Giderler, başvuru üzerine alınan önlemlerde başvurana, hâkimin re’sen karar verdiği hâllerde Devlete aittir (TMK m.589).
Bu konudaki yazılarımız
Mirasın reddi ve tereke borçlarından sorumluluk
Tereke borca batık olabildiğinde asıl soru paylaşım değil sorumluluktur. Mirasçılar tereke borçlarından müteselsilen sorumludur (TMK m.641) ve bu sorumluluktan kurtulmanın kanuni yolu rettir. Yasal ve atanmış mirasçılar mirası reddedebilir; ölüm tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmişse miras reddedilmiş sayılır (TMK m.605).
Ret bir süreye bağlıdır ve uygulamada sürenin ne zaman işlemeye başladığı çoğu kez sürenin uzunluğundan daha tartışmalıdır. Miras üç ay içinde reddedilebilir; bu süre yasal mirasçılar için, mirasçı olduklarını daha sonra öğrendikleri ispat edilmedikçe mirasbırakanın ölümünü öğrendikleri tarihten, vasiyetnameyle atanmış mirasçılar için tasarrufun kendilerine resmen bildirildiği tarihten işler (TMK m.606). Ret, sulh mahkemesine sözlü veya yazılı beyanla yapılır ve kayıtsız, şartsız olmalıdır (TMK m.609). Paylaşma yapıldıktan sonra da mirasçılar, bölünmesine veya nakline alacaklının rıza göstermediği tereke borçlarından bütün malvarlıklarıyla müteselsilen sorumlu kalır (TMK m.681).
Bu konudaki yazılarımız
Terekenin paylaşılması ve ortaklığın giderilmesi
Birden çok mirasçı varsa, paylaşım gerçekleşene kadar aralarında kanunun kurduğu bir ortaklık bulunur. Mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık doğar; mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olur ve terekeye ait haklar üzerinde birlikte tasarruf eder (TMK m.640). Tek bir mirasçının tek başına işlem yapamamasının sebebi budur. Aynı madde bir çıkış da bırakır: mirasçılardan birinin istemi üzerine sulh mahkemesi miras ortaklığına paylaşmaya kadar bir temsilci atayabilir.
Ortaklığı sona erdirme hakkı süreye bağlı değildir: mirasçılardan her biri, sözleşme veya kanun gereğince ortaklığı sürdürmekle yükümlü olmadıkça her zaman mirasın paylaşılmasını isteyebilir ve terekedeki belirli malların aynen, olanak yoksa satış yoluyla paylaştırılmasını sulh mahkemesinden isteyebilir (TMK m.642). Uzun süre paylaşılmamış bir miras bu yüzden paylaşma istemi bakımından zamanaşımına uğramaz. Ara bir yol olarak bir mirasçının istemi üzerine sulh hâkimi, diğer mirasçıların itirazına bağlı olarak elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete dönüştürülmesine karar verebilir (TMK m.644). Ortaklığın giderilmesi davalarında görevli mahkeme, dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın sulh hukuk mahkemesidir (HMK m.4).
Paylaşım mahkeme dışında da yapılabilir, ama şekle bağlıdır. Mirasçılar arasında yapılan paylaşma sözleşmesi mirasçıları bağlar ve geçerliliği yazılı şekle bağlıdır (TMK m.676). Miras payının devrinde kanun ikili bir ayrım kurar: mirasçılar arasındaki devir sözleşmesi yazılı şekle, bir mirasçının üçüncü kişiyle yapacağı sözleşme noterlikçe düzenlenmeye bağlıdır; bu sözleşme üçüncü kişiye paylaşmaya katılma yetkisi vermez, yalnız paylaşma sonunda mirasçıya özgülenen payın verilmesini isteme hakkı sağlar (TMK m.677). Sağ kalan eş, tereke malları arasındaki ev eşyası veya birlikte yaşadıkları konut üzerinde kendisine miras hakkına mahsuben mülkiyet hakkı tanınmasını isteyebilir (TMK m.652). Terekeyi elinde bulunduran kişiye karşı mirasçılıktaki üstün hakkını ileri süren mirasçının yolu ise miras sebebiyle istihkak davasıdır (TMK m.637).
Bu konudaki yazılarımız
Mirastan mal kaçırma ve ölünceye kadar bakma sözleşmesi
Mirasbırakanın sağlığında yaptığı bir devrin adı ile gerçeği ayrışabilir. Bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın gerçek ve ortak iradeleri esas alınır (TBK m.19). Tapuda satış olarak görünen bir işlemin gerçekte bağış olup olmadığı sorusu buradan doğar; mirastan mal kaçırma iddiasının hukuki zemini de budur. Aynı madde bir sınır çizer: borçlu, yazılı bir borç tanımasına güvenerek alacağı kazanmış üçüncü kişiye karşı işlemin muvazaalı olduğu savunmasında bulunamaz.
Devir bir bakım vaadine dayandırılmışsa ayrı bir sözleşme tipi söz konusudur. Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, bakım borçlusunun bakım alacaklısını ölünceye kadar bakıp gözetmeyi, bakım alacaklısının da bir malvarlığını veya bazı malvarlığı değerlerini ona devretme borcunu üstlendiği sözleşmedir (TBK m.611). Sözleşme, mirasçı atanmasını içermese bile miras sözleşmesi şeklinde yapılmadıkça geçerli olmaz; Devletçe tanınmış bir bakım kurumunca yetkili makamların belirlediği koşullara uyularak yapılan sözleşmelerde yazılı şekil yeterlidir (TBK m.612). Bakım vaadinin gerçekten yerine getirilip getirilmediği ile şekle uyulup uyulmadığı, bu devirlere yöneltilen istemlerin iki ayrı eksenidir.
Bu alanda ele aldığımız işler
Mirasçılık ve Miras Payları
- Mirasçılık belgesinin (veraset ilamı) alınması
- Mirasçılık belgesinin iptali ve yeni belge verilmesi davası
- Yasal miras paylarının tespiti ve hesaplanması
- Evlâtlığın mirasçılığından doğan uyuşmazlıklar
Ölüme Bağlı Tasarruflar
- Vasiyetname düzenlenmesi ve tevdi işlemleri
- Miras sözleşmesi düzenlenmesi
- Mirastan feragat sözleşmesi
- Mirasçılıktan çıkarma (ıskat) ve çıkarmanın iptali davası
- Mirastan yoksunluğun tespiti davası
- Ölünceye kadar bakma sözleşmesi düzenlenmesi
İptal ve Tenkis Davaları
- Vasiyetnamenin iptali davası
- Vasiyetnamenin tenfizi (yerine getirilmesi) davası
- Tenkis davası ve saklı payın korunması
- Muris muvazaası (mirastan mal kaçırma) nedeniyle tapu iptali ve tescil
- Ölünceye kadar bakma sözleşmesinin iptali davası
- Denkleştirme (mirasta iade) davası
Terekenin Tespiti ve Korunması
- Terekenin tespiti davası
- Terekenin resmî defterinin tutulması istemi
- Miras ortaklığına temsilci atanması istemi
- Terekenin resmen yönetilmesi ve koruma önlemleri
Mirasın Reddi ve Tereke Borçları
- Mirasın reddi (reddi miras) başvurusu
- Mirasın hükmen reddi davası
- Tereke borçlarından sorumluluğa ilişkin uyuşmazlıklar
Paylaşım ve Ortaklığın Giderilmesi
- Miras taksim (paylaşma) sözleşmesinin düzenlenmesi ve iptali
- Mirasın paylaştırılması davası
- Elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete dönüştürülmesi
- Ortaklığın giderilmesi (izale-i şüyu) davası
- Miras payının devri sözleşmesi
- Miras sebebiyle istihkak davası
- Aile konutu ve ev eşyasının sağ kalan eşe özgülenmesi istemi
- Tapu intikal (tescil) işlemleri
Sık sorulan sorular
- Kişi mirasını istediği kişiye bırakabilir mi?
- Saklı paylı mirasçısı yoksa bırakabilir. TMK m.505, mirasçı olarak altsoyu, ana ve babası veya eşi bulunan mirasbırakanın mirasının yalnız saklı paylar dışında kalan kısmında ölüme bağlı tasarrufta bulunabileceğini; bu mirasçılardan hiçbiri yoksa mirasının tamamında tasarruf edebileceğini düzenler. Saklı payı zedelenen mirasçı TMK m.560 uyarınca tenkis davası açabilir.
- Paylaşılmamış miras zamanaşımına uğrar mı?
- Paylaşma istemi uğramaz. TMK m.642, mirasçılardan her birinin, sözleşme veya kanun gereğince ortaklığı sürdürmekle yükümlü olmadıkça her zaman mirasın paylaşılmasını isteyebileceğini düzenler. Buna karşılık vasiyetnamenin iptali (TMK m.559), tenkis (TMK m.571) ve miras sebebiyle istihkak (TMK m.639) davaları ayrı sürelere bağlıdır.
- Mirasçılık belgesini noterden mi, mahkemeden mi almalıyım?
- TMK m.598 iki kanalı da tanır, ama aynı kapsamda değildir. Yasal mirasçı oldukları belirlenenlere belge sulh mahkemesince veya noterlikçe verilir. Mirasçılık mirasçı atamaya ya da vasiyete ilişkin ölüme bağlı bir tasarrufa dayanıyorsa madde yalnız sulh mahkemesinden söz eder ve belgeyi bir itiraz süresinin geçmesine bağlar.
- Mirası reddetmek için süre ne zaman işlemeye başlar?
- TMK m.606 mirasın üç ay içinde reddolunabileceğini düzenler. Sürenin başlangıcı mirasçının sıfatına göre değişir: yasal mirasçılarda, mirasçı olduklarını daha sonra öğrendikleri ispat edilmedikçe mirasbırakanın ölümünü öğrendikleri tarih; vasiyetname ile atanmış mirasçılarda ise tasarrufun kendilerine resmen bildirildiği tarih esas alınır.
- Terekenin borca batık olduğu belliyse yine de ret başvurusu yapmam gerekir mi?
- TMK m.605 bu durumda kendiliğinden bir sonuç bağlar: ölümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise miras reddedilmiş sayılır. Bu, mirasçıların tereke borçlarından TMK m.641 uyarınca müteselsilen sorumlu olması kuralının karşısındaki temel istisnadır.
- Vasiyetnamenin iptali ile tenkis davası arasındaki fark nedir?
- İptal davası tasarrufun kendisini hedef alır; TMK m.557 sebepleri sayar (tasarruf ehliyetinin bulunmaması, yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama, hukuka ya da ahlâka aykırılık, şekle aykırılık). Tenkis ise tasarrufu ayakta bırakıp sınırına çeker: TMK m.560, saklı payının karşılığını alamayan mirasçının, tasarruf edilebilir kısmı aşan tasarrufların tenkisini dava edebileceğini düzenler.
- Dava açma süresini kaçırdıysam tenkis talebimi hiç ileri süremez miyim?
- Süreler hak düşürücüdür ve TMK m.559 ile m.571 bunları ayrı ayrı belirler. Ancak iki madde de bir imkân saklı tutar: hükümsüzlük ve tenkis iddiası, def’i yoluyla her zaman ileri sürülebilir. Bu nedenle dava hakkı düşmüş bir mirasçının elinde savunma olarak kullanılabilecek bir hak kalabilir.
- Miras davaları hangi yer mahkemesinde açılır?
- TMK m.576 mirasın mirasbırakanın yerleşim yerinde açılacağını ve tasarrufların iptali veya tenkisi, mirasın paylaştırılması ile miras sebebiyle istihkak davalarının bu mahkemede görüleceğini düzenler. HMK m.11 bu yetkiyi kesin yetki olarak belirler. Aynı madde bir istisna tanır: mirasçılık belgesinin iptali ve yeni belge verilmesi davalarında mirasçıların her birinin oturduğu yer mahkemesi de yetkilidir.
- Ortaklığın giderilmesi davası hangi mahkemede görülür?
- HMK m.4, taşınır ve taşınmaz mal veya hakkın paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin davaları, dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın sulh hukuk mahkemesinin göreceğini düzenler. Ortaklığa son vermenin bir diğer yolu TMK m.644’teki elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete dönüştürülmesi istemidir.