Enerji ve Çevre Hukuku

Çevre Cezasına İtiraz: İdare Mahkemesi ve 30 Günlük Süre

Çevre Kanunu uyarınca verilen idari para cezasına itiraz sulh ceza hâkimliğine değil, idare mahkemesine yapılır ve süre 30 gündür. Sürenin ne zaman işlemeye başladığı, yürütmenin durdurulması ve ceza mahkemesiyle ilişkisi. Kanun metni ve Danıştay kararıyla.

6 dk okumaYayımlanma:Son güncelleme:Yazan Av. Halit Süha Bahçeci
Açık alana dökülmüş atık yığını
İçindekiler 11

Kısa Cevap

Çevre Kanunu uyarınca verilen idari para cezasına itiraz, sulh ceza hâkimliğine değil idare mahkemesine yapılır ve süre tebliğden itibaren otuz gündür. Bu, idari para cezalarındaki genel kuralın açık bir istisnasıdır ve uygulamada en sık yapılan yanlış başvuru buradan doğar.

Süre otomatik işlemez: ceza yazısında dava açma süresi ve mercii gösterilmemişse, Danıştay içtihadına göre altmış günlük genel süre gündeme gelir.

Bu Durumda mısınız?

  • Çevre ve Şehircilik il müdürlüğünden idari para cezası tebliğ edildi, nereye itiraz edeceğinizi bilmiyorsunuz.
  • İnternette “idari para cezasına 15 gün içinde sulh ceza hâkimliğine itiraz” bilgisini okudunuz ve bunu uyguladınız.
  • İşletmeniz hakkında denetim tutanağı düzenlendi ve ardından ceza geldi.
  • Cezaya dava açtınız ama tahsilat işlemleri devam ediyor.
  • Aynı fiil nedeniyle hem idari para cezası hem de savcılık soruşturması var.

Süre kısadır; kararı tebliğ alır almaz bir avukatla değerlendirmeniz yerinde olur.

Genel Kural Neden Uygulanmıyor?

İdari para cezalarında akla ilk gelen yol sulh ceza hâkimliğidir. Ancak bu genel kuralın kendisi şartlıdır. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu m.3 hükmü, kanun yoluna ilişkin hükümlerinin ne zaman uygulanacağını kendisi sınırlar:

“Bu Kanunun; a) İdarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümleri, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde, b) Diğer genel hükümleri, idarî para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında, uygulanır.”

Buradaki “diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde” kaydı, tüm tartışmanın menteşesidir. Çevre Kanunu aksine hüküm içerdiği için genel kural devre dışı kalır. Genel rejimin nasıl işlediği için idari para cezasına itiraz başlığına bakabilirsiniz.

Çevre Kanununun Kendi Yolu: İdare Mahkemesi, Otuz Gün

2872 sayılı Çevre Kanunu m.25 hükmü, itiraz yolunu ve süresini doğrudan düzenler:

“İdarî yaptırım kararlarına karşı tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde idare mahkemesinde dava açılabilir. Dava açmış olmak idarece verilen cezanın tahsilini durdurmaz.”

Bu tek cümlede üç ayrı bilgi vardır ve üçü de pratikte belirleyicidir:

  1. Merci: idare mahkemesi (sulh ceza hâkimliği değil).
  2. Süre: otuz gün (Kabahatler Kanunundaki on beş gün değil, İYUK’taki altmış gün de değil).
  3. Tahsilat: dava açmak tahsili kendiliğinden durdurmaz.

Üçüncü nokta özellikle önemlidir: tahsilatın durması isteniyorsa dilekçede ayrıca yürütmenin durdurulması talep edilmelidir.

Otuz Gün Her Zaman Otuz Gün müdür?

Burada uygulamanın en çok gözden kaçırdığı nokta gelir. Kaynağı Anayasa’dadır: Anayasa m.40’ın ikinci fıkrası, devletin işlemlerinde ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmadığında devreye giren genel süre, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.7/1’deki altmış gündür. O da zaten “özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde” uygulanmak üzere yazılmıştır. Danıştay 6. Dairesi bu iki hükmü birleştirir:

“İdari işlemlerin nitelikleri gereği özel kanunlarda genel dava açma süreleri dışında ayrı dava açma sürelerinin öngörülmüş olması halinde ise, idare tarafından idari işlemlerin nitelikleri ve tabi oldukları dava açma süreleri gösterilmedikçe, özel dava açma sürelerinin işletilmesine olanak bulunmadığından, Anayasanın 40. maddesi hükmü uyarınca, özel dava açma süresine tabi olmasına rağmen bu hususun idari işlemde açıklanmaması halinde, dava konusu idari işlemin tebliği tarihinden itibaren özel dava açma süresinin değil, 2577 sayılı Kanunun 7. maddesinde belirtilen 60 günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerekmektedir.”

(Danıştay 6. Dairesi, E. 2019/16046, K. 2022/3400, T. 22.03.2022)

Pratik sonuç: tebliğ edilen ceza yazısında dava açma süresi ve başvurulacak merci yazılı değilse, otuz günlük sürenin geçtiği gerekçesiyle verilecek ret kararı tartışmaya açıktır. Bu nedenle ceza yazısının kendisi delil olarak saklanmalıdır.

Süre geçmiş görünse bile dosyayı kapatmayın: kararda süre ve merciin gösterilip gösterilmediği ayrıca incelenmelidir.

Sulh Ceza Hâkimliğine Başvurduysanız: Dava Hakkınız Bitmiş Olmayabilir

Bu sayfanın uyardığı en sık hata (yanlışlıkla sulh ceza hâkimliğine başvurmak) tek başına dava hakkını sona erdirmez. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.9, adli yargıya açılıp görev yönünden reddedilen davalar için iki ayrı kurtarma yolu kurar.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.9/1

Çözümlenmesi Danıştayın, idare ve vergi mahkemelerinin görevlerine girdiği halde, adli (…) yargı yerlerine açılmış bulunan davaların görev noktasından reddi halinde, bu husustaki kararların kesinleşmesini izleyen günden itibaren otuz gün içinde görevli mahkemede dava açılabilir. Görevsiz yargı merciine başvurma tarihi, Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine başvurma tarihi olarak kabul edilir.

Fıkranın ikinci cümlesi belirleyicidir: sulh ceza hâkimliğine başvurduğunuz tarih, idare mahkemesine başvurma tarihi sayılır. Yani otuz günlük süre içinde yanlış mercie başvurmuşsanız, idare mahkemesine başvuru tarihiniz de o tarih olarak kabul edilir.

İkinci fıkra, adli yargı yerlerine açılıp görevsizlikten reddedilen davalarda ilk otuz günü de kaçıranlar için ayrı bir imkân tanır:

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.9/2

(…) görevsizlik sebebiyle reddedilen davalarda, görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra birinci fıkrada yazılı otuz günlük süre geçirilmiş olsa dahi, idari dava açılması için öngörülen süre henüz dolmamış ise bu süre içinde idari dava açılabilir.

İki fıkra birlikte okunduğunda tablo şudur:

DurumDayanakSonuç
Sulh ceza hâkimliği görevsizlik verdim.9/1Kesinleşmeyi izleyen günden itibaren otuz gün içinde idare mahkemesinde dava açılabilir; yanlış mercie başvurma tarihi esas alınır
O otuz gün de geçtim.9/2İdari dava için öngörülen süre henüz dolmamışsa yine dava açılabilir

Bu bir güvence değil, ikinci şanstır. Her iki fıkranın lafzı da bir görev noktasından ret / görevsizlik kararına ve o kararın kesinleşmesine bağlıdır. Doğru olan, süresinde ve doğrudan idare mahkemesine başvurmaktır.

Cezayı Kim Verir?

Yetki konusu, hem husumetin doğru yöneltilmesi hem de yetki itirazı bakımından önemlidir. 2872 sayılı Çevre Kanunu m.24 hükmü şöyledir:

“Bu Kanunda öngörülen idarî yaptırım kararlarını verme yetkisi Bakanlığa aittir. Bu yetki, 12 nci maddenin birinci fıkrası uyarınca denetim yetkisinin devredildiği kurum ve merciler tarafından da kullanılır. Bu Kanunda öngörülen idarî yaptırım kararları Bakanlık merkez teşkilâtında genel müdürler, taşra teşkilâtında çevre ve şehircilik il müdürlerince verilir.”

Kararı veren merciin yetkili olup olmadığı, özellikle denetim yetkisi devredilmiş kurumlarca verilen cezalarda ayrıca değerlendirilmelidir.

İdari Para Cezası Ceza Sorumluluğunu Kaldırır mı?

Hayır. İki sorumluluk paralel yürüyebilir. 2872 sayılı Çevre Kanunu m.27 hükmü bunu açıkça söyler:

“Bu Kanunda yazılı fiiller hakkında verilecek idari nitelikteki cezalar, bu fiiller için diğer kanunlarda yazılı cezaların uygulanmasına engel olmaz.”

Bu nedenle idari para cezasının ödenmesi veya iptali, aynı fiile ilişkin bir ceza soruşturmasını kendiliğinden sonuçlandırmaz.

Ceza Tutarları ve Güncellik

Kanundaki idari para cezası tutarları her yıl yeniden değerleme oranında güncellenir. Bu nedenle:

  • Tebliğ edilen kararda yazan tutar ve dayanak bent esas alınmalıdır.
  • İnternetteki eski tutar listeleri yanıltıcıdır.
  • Cezanın hangi bende dayandırıldığı, itirazın içeriğini doğrudan belirler.

Sık Yapılan Hatalar

  • Sulh ceza hâkimliğine başvurmak. Genel kural burada uygulanmaz. Hata ölümcül olmayabilir (2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.9 iki ayrı kurtarma yolu tanır) ama bu bir güvence değil, görevsizlik kararının kesinleşmesine bağlı ikinci bir şanstır.
  • On beş günü esas almak. Çevre cezasında süre otuz gündür.
  • Yürütmenin durdurulmasını istememek. Dava açmak tahsili durdurmaz.
  • Ceza yazısını incelemeden süreyi kabullenmek. Kararda süre ve merci gösterilmemişse genel süre gündeme gelebilir.
  • Tutanağı sorgulamamak. İdari yaptırımın dayanağı denetim tutanağıdır; tutanağın düzenleniş biçimi esasa ilişkin itirazın çekirdeğidir.
  • ÇED kararıyla karıştırmak. Çevresel etki değerlendirmesi kararları bu yolda değil, ivedi yargılama usulündedir (bkz. ÇED kararının iptali davası).

Özet

  • Çevre cezasına itiraz idare mahkemesinde açılan iptal davasıyla yapılır.
  • Süre, tebliğden itibaren otuz gündür (2872 sayılı Çevre Kanunu m.25).
  • Genel kuralın uygulanmamasının dayanağı Kabahatler Kanunu m.3’teki “aksine hüküm” kaydıdır.
  • Dava açmak tahsili durdurmaz; yürütmenin durdurulması ayrıca talep edilmelidir.
  • Kararda süre ve merci gösterilmemişse altmış günlük genel süre tartışılabilir (Danıştay 6. Dairesi).
  • Yaptırım yetkisi Bakanlığa ve denetim yetkisi devredilen mercilere aittir (m.24).
  • İdari para cezası, aynı fiile ilişkin ceza sorumluluğunu ortadan kaldırmaz (m.27).
  • Yanlışlıkla sulh ceza hâkimliğine başvurulmuşsa dava hakkı hemen bitmez: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.9/1 yanlış mercie başvurma tarihini esas alır, m.9/2 ise ilk otuz gün geçse bile idari dava süresi dolmamışsa yol açar.

Sıkça Sorulan Sorular

Çevre cezasına itiraz sulh ceza hâkimliğine mi yapılır?

Hayır. Genel kural idari para cezalarında sulh ceza hâkimliği olsa da 5326 sayılı Kabahatler Kanunu m.3 bu genel kuralı diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması şartına bağlar. 2872 sayılı Çevre Kanunu m.25 aksini düzenler: idari yaptırım kararlarına karşı idare mahkemesinde dava açılır. Bu, uygulamada en sık yapılan yanlış başvurudur.

Çevre cezasına itiraz süresi kaç gündür?

2872 sayılı Çevre Kanunu m.25, idari yaptırım kararının tebliğinden itibaren otuz gün öngörür. Bu süre, Kabahatler Kanunundaki on beş günlük genel süreden de 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.7/1'deki altmış günlük genel süreden de farklıdır.

Otuz günlük süre her hâlde işler mi?

Hayır. Anayasa m.40, devletin işlemlerinde hangi kanun yolları ve mercilere başvurulacağını ve sürelerini belirtmesini zorunlu kılar. Danıştay, özel dava açma süresine tabi bir işlemde bu hususun işlemde açıklanmaması hâlinde özel sürenin değil, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.7/1'deki altmış günlük genel sürenin uygulanacağını belirtmiştir. Ceza yazısında süre ve mercii yazılı değilse bu husus mutlaka değerlendirilmelidir.

Neden Kabahatler Kanunu değil de Çevre Kanunu uygulanıyor?

5326 sayılı Kabahatler Kanunu m.3, kanun yoluna ilişkin hükümlerinin ancak diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması hâlinde uygulanacağını açıkça söyler. 2872 sayılı Çevre Kanunu m.25 idare mahkemesi yolunu ve otuz günlük süreyi düzenlediğinden, bu özel hüküm genel kuralın önüne geçer.

Dava açınca ceza tahsil edilmez mi?

2872 sayılı Çevre Kanunu m.25, dava açmış olmanın cezanın tahsilini durdurmayacağını açıkça belirtir. Tahsilin durması isteniyorsa dava dilekçesinde ayrıca yürütmenin durdurulması talep edilmelidir; bu talep hakkında mahkeme ayrıca karar verir.

Çevre cezasını kim verir?

2872 sayılı Çevre Kanunu m.24 uyarınca idari yaptırım kararlarını verme yetkisi Bakanlığa aittir. Bu yetki, denetim yetkisinin devredildiği kurum ve merciler tarafından da kullanılır. Merkez teşkilatında genel müdürler, taşrada il müdürleri karar verir.

Aynı fiilden hem idari para cezası hem ceza davası olur mu?

2872 sayılı Çevre Kanunu m.27, bu Kanunda yazılı fiiller hakkında verilecek idari nitelikteki cezaların, aynı fiiller için diğer kanunlarda yazılı cezaların uygulanmasına engel olmayacağını düzenler. Yani idari yaptırım, ayrıca suç oluşturan bir fiilde ceza sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

Yanlış mercie başvurdum, ne olur?

Dava hakkı hemen bitmez. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.9/1, adli yargıda görev noktasından reddedilen davalarda kararın kesinleşmesini izleyen günden itibaren otuz gün içinde görevli mahkemede dava açılabileceğini ve görevsiz mercie başvurma tarihinin idari yargıya başvurma tarihi sayılacağını düzenler. Aynı maddenin ikinci fıkrası, bu otuz gün geçse bile idari dava süresi henüz dolmamışsa dava açılabileceğini öngörür. Yine de bu bir güvence değil, görevsizlik kararının kesinleşmesine bağlı ikinci bir şanstır.

Ceza tutarı ne kadar?

Kanundaki idari para cezası tutarları her yıl yeniden değerleme oranında güncellenmektedir. Bu nedenle tebliğ edilen karardaki tutar ve dayanak bent esas alınmalı, internetteki eski tutar listelerine göre işlem yapılmamalıdır.

Dava dilekçesinde neye dikkat etmeliyim?

Kararın hangi bende dayandığı, tutanağın kim tarafından ve nasıl düzenlendiği, tebliğ tarihi ve kararda Anayasa m.40 uyarınca dava açma süresi ile merciin gösterilip gösterilmediği belirtilmelidir. Yürütmenin durdurulması isteniyorsa bu ayrıca ve gerekçeli olarak talep edilmelidir.

Yazar

Av. Halit Süha Bahçeci

Kurucu Avukat

TBB Sicil No: 196866

LinkedIn

Kaçak elektrik kullanım bedeli, fatura itirazları ve çevre idari para cezalarına karşı dava süreçlerini yürütür.

Yayın Politikası

← Tüm makaleler
AraWhatsApp