Sağlık Hukuku

Adli Tıp Raporuna İtiraz: Üst Kurul Yolu ve Sınırları

Adli Tıp raporuna itiraz doğrudan yapılamaz; Üst Kurula ancak mahkeme sebebini belirterek gönderir. Hangi çelişkiler incelenir, Fizik-Trafik-Bilişim raporları neden kapsam dışıdır? Güncel kararname metniyle.

11 dk okumaYayımlanma:Son güncelleme:Yazan Av. Halit Süha Bahçeci
Adli tıp inceleme odasında radyoloji görüntüleri, kapalı dosya ve büyüteç
İçindekiler 14

Kısa Cevap

Adli Tıp Kurumu raporuna taraf olarak doğrudan itiraz edilemez. Adlî Tıp Üst Kurulları, ihtisas kurullarının raporlarını ancak mahkeme, hâkimlik veya savcılık tarafından, sebebi belirtilerek gönderildiğinde inceler. Dolayısıyla yazacağınız dilekçenin muhatabı Adli Tıp Kurumu değil, dosyanın görüldüğü yargı merciidir; talebiniz de “raporu iptal edin” değil, “raporu yetersiz bularak Üst Kurula gönderin”dir.

İkinci önemli sınır: Fizik, Trafik ve Adlî Bilişim İhtisas Dairelerinin raporları Üst Kurulda incelenemez. Bunlar için ayrı bir yol (genişletilmiş uzmanlar heyeti) öngörülmüştür.

Bu Durumda mısınız?

  • Ceza dosyanızda Adli Tıp raporu aleyhinize geldi ve “itiraz dilekçesi” arıyorsunuz.
  • Hastaneden aldığınız heyet raporu ile Adli Tıp raporu farklı sonuç veriyor.
  • Maluliyet oranınız Yüksek Sağlık Kurulu ile Adli Tıp arasında farklı belirlendi.
  • Trafik kazası dosyanızda kusur oranına ilişkin Trafik İhtisas Dairesi raporuna itiraz etmek istiyorsunuz.
  • Raporun hangi ihtisas kurulundan alınması gerektiğini tartışmak istiyorsunuz.

Önce Doğru Metne Bakın: 2659 Artık Bu Konuyu Düzenlemiyor

Adli Tıp Kurumu denince ilk akla gelen metin 2659 sayılı Kanundur. Ancak Kurumun teşkilatına ve kurulların görevlerine ilişkin maddeler bugün yürürlükte değildir. Kanun metninde bu maddelerin yerinde yalnızca mülga şerhi vardır:

2659 sayılı Adli Tıp Kurumu ile İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15 — Adli Tıp Üst Kurullarının görevleri (mülga)

Madde 15 - (Mülga: 2/7/2018 - KHK-703/61 md.)

Aynı şerh m.1, m.16 ve m.23’te de yer alır. Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine geçişte teşkilat hükümleri kanunlardan kararnamelere taşınmış, Adli Tıp Kurumunun yapısı ve kurullarının görevleri 4 numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesine aktarılmıştır. Bugün geçerli hükümler şunlardır:

KonuKaynak
Adlî Tıp Üst Kurulları4 numaralı CBK m.7
Adli tıp ihtisas kurulları (onbir kurul, branş bileşimi)4 numaralı CBK m.8
Adlî Tıp Üst Kurullarının görevleri4 numaralı CBK m.16
Üst Kurulların ve ihtisas kurullarının çalışması4 numaralı CBK m.25
Bilirkişi dinlenmesi ve toplantılara katılım4 numaralı CBK m.26
Adli raporlara idari yoldan itiraz yasağıSağlık Raporları Yönetmeliği m.63/5

Bu ayrım pratik sonuç doğurur: dilekçenizde mülga bir kanun maddesine dayanırsanız, dayandığınız hüküm sekiz yıldır yürürlükte olmayan bir metindir.

Üst Kurula Giden Yol Sizden Değil, Mahkemeden Geçer

Kararname, Üst Kurulun görev alanını beş bent hâlinde sayar. Birinci bent, yolun nereden açıldığını gösterir:

4 numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi m.16/1 — Üst Kurulun görev alanı (a bendi)

Adlî tıp ihtisas kurulları ve ihtisas daireleri tarafından verilip de mahkemeler, hâkimlikler ve savcılıklarca kapsamı itibarıyla yeterince kanaat verici nitelikte bulunmayıp sebebi de belirtilmek suretiyle bildirilen işleri,

Buradaki iki koşul kritiktir. Birincisi, işi yargı mercii bildirir — taraf değil. İkincisi, bildirimde sebep belirtilmelidir; “beğenmedik” demek yetmez, raporun neden yeterince kanaat verici olmadığı gösterilmelidir.

Üst Kurulun devreye girdiği diğer hâller (m.16/1):

  • b) İhtisas kurullarınca oybirliğiyle karara bağlanamamış olan işler.
  • c) İhtisas kurullarının verdiği rapor ve görüşler arasındaki çelişkiler.
  • ç) İhtisas kurulları ile ihtisas dairelerinin rapor ve görüşleri arasındaki çelişkiler.
  • d) İhtisas kurulları ile Adli Tıp Kurumu dışındaki sağlık kuruluşlarının heyet hâlinde verdikleri rapor ve görüşler arasındaki çelişkiler.

Devlet ya da üniversite hastanesinin heyet raporu ile Adli Tıp raporu farklı sonuç verdiğinde açılan kapı budur.

Fıkra, sayılan işler bakımından Üst Kurulun bunları “konu ile ilgili uzman üyelerin katılımıyla inceler ve kesin karara bağlar” hükmüyle biter. Bu kesinlik, Kurum içindeki incelemenin sonudur; raporun delil olarak nasıl değerlendirileceği yargılamayı yapan mahkemeye aittir.

Fizik, Trafik ve Adlî Bilişim: Üst Kurul Kapalı

Bu, en çok boşa dilekçe yazılan noktadır. Kararname bir istisna değil, bir yasak koyar:

4 numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi m.16/2 — Üst Kurul kapsamı dışındaki daireler

Fizik, Trafik ve Adlî Bilişim İhtisas Dairelerinin raporları Adlî Tıp Üst Kurullarında incelemeye alınamaz. Bu dairelerden birinin verdiği raporlar ile diğer bilirkişi raporları arasında çelişki bulunması hâlinde mahkeme veya Cumhuriyet savcılıklarınca gerekçesi belirtilmek suretiyle talep edilmesi üzerine raporlar, ilgili ihtisas dairesinin en az yedi uzmanının katılımı ile oluşan genişletilmiş uzmanlar heyetince incelenir ve kesin olarak karara bağlanır.

Yani trafik kazası dosyanızda Trafik İhtisas Dairesi raporuna karşı çıkıyorsanız talebiniz “Üst Kurula gönderilsin” olamaz. Doğru talep, genişletilmiş uzmanlar heyetine gönderilmesidir ve bunun için de yine mahkemenin veya savcılığın gerekçe belirterek talepte bulunması gerekir. Kararname bu heyette kararların oy çokluğuyla alınacağını, eşitlik hâlinde başkanın bulunduğu tarafın oy çokluğunu sağlamış olacağını da düzenler. Heyetin çalışma usul ve esasları ayrıca yönetmelikle belirlenir (m.16/3).

Hangi Kurul, Hangi Dosya?

Kurul sayısı ve bileşimin temel kuralı Kararnamenin 8. maddesindedir:

4 numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi m.8/1 — Adli tıp ihtisas kurulları:

Adli Tıp Kurumunda onbir ihtisas kurulu bulunur.

Kurullar, bir başkan ve adlî tıp uzmanı üç üyenin yanında konuya göre belirlenmiş branşlardan üyelerle toplanır. Bu branş bileşimi, hangi tür dosyanın hangi kurula gideceğini büyük ölçüde açıklar. Örnek olarak:

  • Üçüncü İhtisas Kurulu: Ortopedi ve Travmatoloji, Genel Cerrahi, Nöroloji, İç Hastalıkları, Göğüs Hastalıkları, Kardiyoloji, Üroloji, Tıbbî Onkoloji, Ruh Sağlığı ve Hastalıkları, Beyin ve Sinir Cerrahisi branşlarından birer üye. 10/10/2024 tarihli değişiklikle bu kurula Göz Hastalıkları, Kulak Burun Boğaz Hastalıkları ve Radyoloji de eklenmiştir. Beden gücü kaybı ve maluliyet değerlendirmelerinde uygulamada karşılaşılan kurul budur.
  • Dördüncü İhtisas Kurulu: Ruh Sağlığı ve Hastalıkları için dört, Nöroloji için bir üye. Bileşim, ceza sorumluluğu ve akıl sağlığı değerlendirmelerine dönüktür.
  • Altıncı İhtisas Kurulu: Kadın Hastalıkları ve Doğum, Üroloji, Ruh Sağlığı (iki), Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı (iki), Çocuk Cerrahisi, Radyoloji ve 2024 değişikliğiyle eklenen Çocuk Nörolojisi.

Bileşimin 2024’te değişmiş olması ayrıca önemlidir: bir kurulun belirli bir branşta üyesi bulunmadığı gerekçesiyle geçmişte kurulan itirazlar bugün karşılıksız kalabilir. Dilekçe yazmadan önce ilgili kurulun güncel bileşimini kontrol edin.

Bu maddenin bir kısmı iptal edilmiş, yürürlüğü ertelenmiştir. Anayasa Mahkemesi, 2024 değişikliğini yapan Kararnameyi denetlerken branş bileşimlerine ilişkin talepleri reddetmiş; buna karşılık m.8’in birinci fıkrasına eklenen üçüncü cümleyi (kurul başkanlığı ve üyeliğine atanma şartı) ve değiştirilen ikinci fıkrayı (dört yıllık görev süresi) konu bakımından yetki yönünden iptal etmiştir. İptal hükümleri, kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından dokuz ay sonra yürürlüğe girer (Anayasa m.153/3, 6216 sK m.66/3). Bu süre 29/10/2026’da dolar. Yani yukarıdaki branş listeleri ayaktadır; iptal, atanma şartı ile görev süresine ilişkindir (AYM, E. 2024/214, K. 2025/197, T. 08.10.2025 — iptal, oy çokluğu).

Kurullar Nasıl Karar Verir?

İtiraz gerekçesi kurmak için toplanma ve karar yeter sayıları da işinize yarar. Kararname bunları m.25’te düzenler.

4 numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi m.25/6 — İhtisas kurullarının çalışması:

Adlî Tıp İhtisas Kurulları, başkanının başkanlığında işin niteliğine göre en az dört üye ile toplanır ve oy çokluğu ile karar alır. Oyların eşitliği hâlinde Başkanın bulunduğu taraf oy çokluğunu sağlamış sayılır. Üyelerden birinin mazeretinin bulunması veya yokluğu hâlinde eksikliği diğer kurullardan alınacak üye ile tamamlanır. İncelenecek konunun uzman üyesi bulunmadıkça bu konuda müzakere açılamaz.

Üst Kurul için yeter sayı daha ağırdır:

4 numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi m.25/2 — Üst Kurulun toplanması:

Adlî Tıp Üst Kurullarına ihtisas kurulları başkan ve üyelerinin en az üçte ikisinin iştiraki zorunludur. Kararlar çoğunlukla alınır.

Bu iki hüküm birlikte okunduğunda dilekçenizde kullanabileceğiniz somut başlıklar çıkar:

  • Uzman üyesiz müzakere yasağı. Yasak, yukarıdaki fıkranın son cümlesindedir ve Kararname aynı yasağı Üst Kurul bakımından m.25/4’te tekrarlar. Raporun ilgili branş uzmanının katılımı olmadan oluştuğunu gösterebiliyorsanız, bu somut bir itiraz gerekçesidir: kurulda o konunun uzmanı yoksa müzakerenin hiç açılmaması gerekirdi.
  • Eksik üye tamamlanır, kurul eksik toplanmaz. Bir üyenin mazereti veya yokluğu, kurulun eksik toplanmasının değil, diğer kurullardan üye alınmasının sebebidir.
  • Belge ve muayene. Kurullar, karar vermeden önce evrakın onanmış örneklerini mahallinden isteyebilir, gerektiğinde aslı üzerinde inceleme yapabilir (m.25/7) ve ilgili kişileri muayeneye çağırabilir (m.25/8).

Yargıtay Ne Diyor: Çelişki Giderilmeden Hüküm Kurulamaz

Adli Tıp raporu ile başka bir kurul raporu çeliştiğinde mahkemenin bunu görmezden gelmesi bozma sebebidir. Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, Yüksek Sağlık Kurulu raporu ile Adli Tıp İhtisas Kurulu raporunun farklı sonuç verdiği bir maluliyet uyuşmazlığında şu tespiti yapmıştır:

“Bu çelişki giderilmeden karar verilmesi hatalı olmuştur.”

(Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2015/9342, K. 2016/2833, T. 25.02.2016 — Yüksek Sağlık Kurulu ile Adli Tıp İhtisas Kurulu raporları arasındaki maluliyet çelişkisi; bozma)

Daire, yapılması gerekeni de göstermiş; maluliyet başlangıç tarihinin belirlenmesi için Adli Tıp Genel Kurulundan rapor alınarak Yüksek Sağlık Kurulu raporu ile ihtisas kurulu raporu arasındaki çelişkinin giderilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir.

Aynı Hastanenin İki Raporu Çelişirse

Çelişkinin mutlaka iki farklı kurum arasında çıkması gerekmez. Aynı hastanenin aynı kişi hakkında farklı tarihlerde düzenlediği raporlar da birbirini dışlayan sonuçlara ulaşabilir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi, sanığın ceza sorumluluğu yönünden bu sorunla karşılaştığı dosyada çelişkinin Adli Tıp Kurumundan giderilmesini zorunlu görmüştür:

“Sanık hakkında … … Ruh Sağlığı Hastalıkları Eğitim Araştırma Hastanesince düzenlenen 13.12.2023 tarihli sağlık kurulu raporunda ceza sorumluluğunun azalmış olduğunun belirtildiği ve bu raporun hükme esas alınmasından sonra, 07.10.2024 tarihinde mahkemesine gönderilen aynı hastanenin 02.03.2022 tarihli sağlık kurulu raporunda ise sanığın ceza sorumluluğun olmadığının bildirildiği anlaşılmakla iki rapor arasındaki çelişkinin Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas dairesinden giderilmesinin zorunlu olduğu anlaşılmakla hüküm hukuka aykırı görülmüştür.”

(Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2024/21926, K. 2025/8534, T. 06.11.2025 — bozma, oy birliği)

Bu karar, itiraz dilekçesinde yalnızca “raporlar çelişiyor” denilmesinin ötesine geçilmesi gerektiğini gösterir. Raporların hangi hukuki veya tıbbi soruda ayrıldığı, vardıkları sonuçların neden birlikte doğru olamayacağı ve bu ayrılığın hükme nasıl etki ettiği açıkça gösterilmelidir. Somut kararda belirleyici çelişki, ceza sorumluluğunun azalmış olması ile hiç bulunmaması arasındadır.

Terim farkına dikkat: Karar, organı “Adli Tıp Genel Kurulu” olarak anmaktadır. Bugünkü kararname metni aynı işlevi gören organı “Adlî Tıp Üst Kurulları” olarak adlandırır. Eski kararları okurken bu adlandırma farkı sizi yanıltmasın; dilekçenizde güncel adı kullanın.

Bu çizgi, uygulamada iki koldan sonuç doğurur. Birincisi, çelişkiyi mahkemenin önüne açıkça koymak tarafın işidir. Çelişki dosyada görünmüyorsa mahkemenin resen fark etmesi beklenemez. İkincisi, çelişkinin giderilme yeri kural olarak yeni ve bağımsız bir bilirkişi değil, kararnamede öngörülen Üst Kurul mekanizmasıdır.

Adli Tıp Raporu Mahkemeyi Bağlar mı?

Hayır. Adli Tıp raporu bir bilirkişi raporudur; delilleri değerlendirme araçlarından biridir, hükmün kendisi değildir. Bu, itiraz stratejisini doğrudan etkiler: kurul raporu aleyhinize olsa dahi mahkemeden ona itibar etmemesini isteyebilirsiniz.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, taksirli bir suçta bilirkişi raporunun sınırını ve mahkemenin takdir yetkisini şöyle çizmiştir:

5271 sayılı CMK’nın 62, 63. ve 67. maddelerinde de bilirkişinin atanması, bilirkişi raporu ve uzman mütalaası alınmasına ilişkin düzenlemelere yer verilerek çözümü uzmanlığı özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşüne başvurulacağı belirtilmiştir. Ancak, bilirkişi raporlarının mahkemeyi bağlayıcı değil, delilleri değerlendirme vasıtalarından biri olduğu, mahkemelerin gerekçelerini açıklamak suretiyle bilirkişi raporlarına itibar edip etmeme hususunda takdir ve değerlendirme hakkına haiz bulunduğu bilirkişi tarafından münhasıran hakimin yetkisinde bulunan kusurluluk konusunda herhangi bir değerlendirme yapılmaması gerekmekle birlikte, bu yöndeki bir değerlendirmenin de hakimi bağlayıcı bir yönünün bulunmadığı unutulmamalıdır.

(Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2012/19402, K. 2013/19286, T. 05.09.2013 — onama)

Dairenin andığı usul hükümleri şunlardır: CMK m.62 (bilirkişilere uygulanacak hükümler), CMK m.63 (bilirkişinin atanması) ve CMK m.67 (bilirkişi raporu, uzman mütalaası).

Aynı kararda Daire, bilirkişinin yetki sınırını da göstermiştir:

Taksir dolayısıyla kusurun belirlenmesi normatif bir değerlendirmeyle mümkün olmakla birlikte, konunun teknik bilgiyi gerektirmesi, hakimin hukuk bilgisiyle sorunu çözemeyeceği durumlarda, bilirkişi incelemesi yaptırılması da gerekebilir, ancak, bu durumlarda dahi, bilirkişinin inceleme yetkisi kusurlulukla ilgili olmayıp, işin tekniği ve norma aykırı davranışın belirlenmesi ile sınırlıdır.

(Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2012/19402, K. 2013/19286, T. 05.09.2013 — onama)

Bu ayrımın pratik değeri. Adli Tıp raporunun söyleyebileceği şey, işin tekniği ve norma aykırı davranışın belirlenmesidir; örneğin hangi tıbbi uygulamanın standarttan saptığı. Kusurlu olup olmadığınız ise hâkimin kararıdır. Raporda “kusur yoktur” ya da “asli kusurludur” ibaresi geçiyorsa, bu ibare mahkemeyi bağlamaz; nitekim Daire bu yöndeki bir değerlendirmenin de hâkimi bağlamayacağını açıkça belirtmiştir.

Kapsam. Bu karar, bilirkişi raporlarının delil değerini genel olarak ele alır; kararın somut konusu bir trafik kazasına ilişkin taksirle öldürmedir ve metninde Adli Tıp Kurumu adı geçmez. Kural Adli Tıp raporlarına, bu raporlar ceza muhakemesinde bilirkişi raporu niteliği taşıdığı için uygulanır. Dilekçenizde bu ayrımı kurmanız (raporun hangi kısmının teknik tespit, hangi kısmının hukuki değerlendirme olduğunu göstermeniz) gerekir.

Buradan çıkan itiraz başlığı şudur: mahkeme rapora itibar ediyorsa gerekçesini açıklamak zorundadır. Rapora neden itibar edildiği gösterilmeden kurulan hüküm, itirazınızın hedefi olabilir.

İdari Yol Kapalıdır: Hakem Hastane Adli Rapor İçin İşlemez

Sağlık kurulu raporlarına karşı il sağlık müdürlüğü üzerinden işleyen hakem hastane zinciri, adli raporlar için geçerli değildir:

Sağlık Raporları Yönetmeliği m.63/5 — Adli raporlara doğrudan itiraz yasağı

Adli mercilerin talebi ile düzenlenen adli sağlık raporlarına, adli mercilerin yazılı talebi olmadan doğrudan yapılan itirazlar kabul edilmez.

İki rejim aynı mantığı paylaşır: adli süreçte düzenlenmiş bir rapora giden kapı, yargı merciinin talebidir. İdari nitelikteki sağlık kurulu raporlarına itiraz usulü için sağlık kurulu raporuna itiraz yazımıza bakınız.

Bilirkişi Raporuna İtirazdan Farkı

Adli Tıp raporu, dosyaya girdiği anda aynı zamanda bir bilirkişi raporudur ve usul hukuku bakımından rapora itiraz kuralları da işler. Ancak iki yol aynı şey değildir:

  • Kurum içi yol (bu yazı): raporun Adli Tıp Kurumu içinde yeniden incelenmesi; Üst Kurul veya genişletilmiş uzmanlar heyeti; yolu açan mahkemenin gerekçeli bildirimidir.
  • Usul hukuku yolu: rapora karşı süresi içinde itiraz, eksikliklerin giderilmesi, ek rapor veya yeni bilirkişi talebi. Süreler ve dilekçenin içeriği için bilirkişi raporuna itiraz yazımıza bakınız.

Pratikte ikisi birlikte kullanılır: usul hukuku süresi içinde verilen itiraz dilekçesi, aynı zamanda mahkemeden raporun Üst Kurula gönderilmesini talep eden dilekçedir.

Dilekçede Ne Bulunmalı?

Kararname mahkemeden “sebebi de belirtilmek suretiyle” bildirim istediğine göre, dilekçenizin ağırlık merkezi sebep kısmıdır. Dosyanızda karşılığı olan başlıkları yazın:

  • Rapor künyesi: hangi ihtisas kurulu veya dairesi, rapor tarihi ve numarası.
  • Talebin doğru adresi: Üst Kurula gönderilmesi (m.16/1) mi, yoksa Fizik/Trafik/Adlî Bilişim raporu söz konusuysa genişletilmiş uzmanlar heyetine gönderilmesi (m.16/2) mi.
  • Hangi bende dayandığınız: çelişki mi var (m.16/1-c, ç, d), oybirliği sağlanamamış mı (m.16/1-b), yoksa rapor kapsam itibarıyla yetersiz mi (m.16/1-a).
  • Çelişkinin gösterilmesi: iki raporun hangi noktada, hangi oran veya tanı üzerinde ayrıldığı; sayfa ve satır düzeyinde.
  • Bileşim itirazı: ilgili branş uzmanının müzakereye katılmadığını gösterebiliyorsanız m.25/4 ve m.25/6’ya dayanın.
  • Eksik evrak: kurula gönderilmemiş tedavi evrakı varsa, m.25/7 uyarınca celbi talep edilebilir.

Özet

  • Üst Kurula giden yolu taraf değil yargı mercii açar; bildirimde sebep belirtilmesi şarttır (CBK4 m.16/1-a).
  • Üst Kurulun görev alanı beş bentle sınırlıdır; en sık kullanılanı ATK dışı heyet raporuyla çelişkidir (m.16/1-d).
  • Fizik, Trafik ve Adlî Bilişim raporları Üst Kurulda incelenemez; yol, en az yedi uzmanlı genişletilmiş uzmanlar heyetidir (m.16/2).
  • Kurumda onbir ihtisas kurulu vardır ve branş bileşimleri 10/10/2024’te değişmiştir (m.8/1).
  • Uzman üyesi bulunmadıkça müzakere açılamaz — somut bir itiraz gerekçesidir (m.25/4, m.25/6).
  • Adli Tıp raporu mahkemeyi bağlamaz; bilirkişinin yetkisi işin tekniği ve norma aykırılıkla sınırlıdır, kusurluluk hâkimindir (12. CD, E. 2012/19402, K. 2013/19286).
  • Kurul bileşimlerine ilişkin 2024 değişikliği ayaktadır; Anayasa Mahkemesi yalnız atanma şartı cümlesi ile görev süresi fıkrasını iptal etmiş, yürürlüğü 29/10/2026’ya bırakmıştır (E. 2024/214, K. 2025/197).
  • Çelişki giderilmeden hüküm kurulması bozma sebebidir (21. HD, E. 2015/9342, K. 2016/2833).
  • Aynı hastanenin aynı kişi hakkında verdiği raporlar da çelişebilir; hükme etkili ayrılık Adli Tıp Kurumundan giderilmelidir (8. CD, E. 2024/21926, K. 2025/8534).
  • 2659 sayılı Kanunun teşkilat ve görev maddeleri 2/7/2018’den beri mülgadır; dayanak 4 numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesidir.
  • Adli raporlara idari yoldan (hakem hastane) doğrudan itiraz edilemez (Sağlık Raporları Yönetmeliği m.63/5).

Sıkça Sorulan Sorular

Adli Tıp raporuna doğrudan itiraz edebilir miyim?

Hayır. Adlî Tıp Üst Kurulları, ihtisas kurullarının verdiği raporlardan ancak mahkemeler, hâkimlikler ve savcılıklarca kapsamı itibarıyla yeterince kanaat verici bulunmayıp sebebi de belirtilmek suretiyle bildirilen işleri inceler (4 numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi m.16/1-a). Dilekçenizin muhatabı Adli Tıp Kurumu değil, dosyanın görüldüğü mahkeme veya savcılıktır.

Adli Tıp raporu mahkemeyi bağlar mı?

Hayır. Adli Tıp raporu bir bilirkişi raporudur. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, bilirkişi raporlarının mahkemeyi bağlayıcı olmadığını, delilleri değerlendirme araçlarından biri olduğunu ve mahkemelerin gerekçesini açıklamak suretiyle rapora itibar edip etmemekte takdir hakkı bulunduğunu belirtmiştir (E. 2012/19402, K. 2013/19286). Aynı kararda bilirkişinin inceleme yetkisinin işin tekniği ve norma aykırı davranışın belirlenmesiyle sınırlı olduğu, kusurluluk değerlendirmesinin hâkime ait olduğu vurgulanmıştır (CMK m.62, m.63, m.67).

Kurulda ilgili branşın uzmanı yoksa ne olur?

4 numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi m.25/6, incelenecek konunun uzman üyesi bulunmadıkça o konuda müzakere açılamayacağını düzenler; aynı yasak Üst Kurul için m.25/4'te tekrarlanır. Kurul, üyelerden birinin mazereti veya yokluğu hâlinde eksik toplanmaz; eksiklik diğer kurullardan alınacak üye ile tamamlanır. Raporun ilgili branşın uzmanı olmadan oluştuğunu gösterebiliyorsanız bu, dilekçenizde kullanılabilecek somut bir itiraz gerekçesidir.

Üst Kurul hangi hâllerde devreye girer?

Beş hâlde: mahkemenin raporu sebep göstererek yetersiz bulması; ihtisas kurulunun oybirliğiyle karara varamamış olması; ihtisas kurullarının raporları arasındaki çelişki; ihtisas kurulu ile ihtisas dairesi raporları arasındaki çelişki; ve ihtisas kurulu ile Adli Tıp Kurumu dışındaki sağlık kuruluşlarının heyet hâlinde verdiği raporlar arasındaki çelişki (CBK4 m.16/1).

Trafik İhtisas Dairesi raporuna Üst Kurulda itiraz edilir mi?

Hayır. Kararname açıkça "Fizik, Trafik ve Adlî Bilişim İhtisas Dairelerinin raporları Adlî Tıp Üst Kurullarında incelemeye alınamaz" der. Bu raporlar ile diğer bilirkişi raporları arasında çelişki varsa, mahkeme veya Cumhuriyet savcılığının gerekçe belirterek talebi üzerine dosya ilgili ihtisas dairesinin en az yedi uzmanının katıldığı genişletilmiş uzmanlar heyetine gider ve kesin olarak karara bağlanır (CBK4 m.16/2).

Üst Kurul kararı kesin midir?

Kararname, Üst Kurulun sayılan işleri konu ile ilgili uzman üyelerin katılımıyla "inceler ve kesin karara bağlar" ifadesini kullanır (CBK4 m.16/1). Bu, Adli Tıp Kurumu içindeki incelemenin sonu anlamına gelir; raporun delil olarak değerlendirilmesi ise yargılamayı yapan mahkemeye aittir.

Adli Tıp Kurumunda kaç ihtisas kurulu vardır?

Kararnameye göre Adli Tıp Kurumunda onbir ihtisas kurulu bulunur; her biri bir başkan ve adlî tıp uzmanı üç üye ile birlikte, kendi konusuna göre belirlenmiş uzmanlık dallarından üyelerden oluşur (CBK4 m.8/1). Kurulların branş bileşimi 10/10/2024 tarihli değişiklikle güncellenmiştir.

Adli Tıp raporu ile hastane heyet raporu çelişirse ne olur?

Bu, Üst Kurulun görev alanına giren hâllerden biridir: ihtisas kurulları ile Adli Tıp Kurumu dışındaki sağlık kuruluşlarının heyet hâlinde verdikleri rapor ve görüşler arasındaki çelişkiler Üst Kurulca incelenir (CBK4 m.16/1-d). Yargıtay da bu tür çelişkilerin giderilmeden hüküm kurulmasını bozma sebebi saymıştır (21. HD, E. 2015/9342, K. 2016/2833).

Adli raporu il sağlık müdürlüğüne taşıyabilir miyim?

Hayır. Sağlık Raporları Yönetmeliği, adli mercilerin talebiyle düzenlenen adli sağlık raporlarına adli mercilerin yazılı talebi olmadan doğrudan yapılan itirazların kabul edilmeyeceğini düzenler (m.63/5). Hakem hastane yolu adli raporlar için işlemez.

Aynı hastanenin iki sağlık kurulu raporu çelişirse ne olur?

Çelişki giderilmeden raporlardan biri seçilerek hüküm kurulamaz. Yargıtay 8. Ceza Dairesi, aynı hastanenin sanığın ceza sorumluluğu hakkında farklı sonuçlara ulaşan iki raporu arasındaki çelişkinin Adli Tıp Kurumunun ilgili ihtisas dairesinden giderilmesini zorunlu görmüş ve hükmü bozmuştur (E. 2024/21926, K. 2025/8534).

2659 sayılı Kanuna dayanmak doğru mu?

Kurumun örgütlenmesi ve kurulların görevlerine ilişkin maddeler bakımından hayır. 2659 sayılı Kanunun bu maddeleri 2/7/2018 tarihli KHK-703'ün 61. maddesiyle mülga edilmiştir; metinde "Madde 15 - (Mülga: 2/7/2018 - KHK-703/61 md.)" şerhi yer alır. Üst Kurulların ve ihtisas kurullarının görev ve çalışma esasları bugün 4 numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesindedir.

Yazar

Av. Halit Süha Bahçeci

Kurucu Avukat

TBB Sicil No: 196866

LinkedIn

Tıbbi uygulama hatası iddiasından doğan tazminat ve sorumluluk uyuşmazlıklarını yürütür.

Yayın Politikası

İlgili çalışma alanı: Sağlık Hukuku

← Tüm makaleler
AraWhatsApp