
İçindekiler 12
- HTS Nedir? Açılımı ve Kapsamı
- Üç Ayrı Tedbir Aynı Maddede Düzenlenmiştir
- HTS Kayıtları Hangi Suçlarda İstenir?
- HTS Kaydını Kim İsteyebilir? Rıza Değil, Karar
- HTS Kayıtları Kaç Yıl Saklanır?
- Baz İstasyonu Kişinin Yerini Kesin Gösterir mi?
- HTS Tek Başına Mahkûmiyete Yeter mi?
- Eski Kararlardaki 135/6 Tuzağı
- HTS Kaydına İtiraz ve Bilirkişi İncelemesi
- HTS Kaydı Ne Kadar Sürede Çıkar?
- Sık Yapılan Hatalar
- Değerlendirme
HTS kaydı, bir telefon hattının geçmişe dönük iletişim trafiğini gösteren kayıttır: kimin kimi hangi tarihte aradığı, görüşmenin ne kadar sürdüğü, hangi baz istasyonundan sinyal verildiği. Ceza soruşturmalarında sık başvurulan bir veri türüdür ve hakkında yazılanların önemli bir kısmı yanlıştır.
Bu yazının çıkış noktası da o yanlışlardan biri: HTS’nin “katalog suçlara” bağlı olduğu ve “kişinin izni olmadan alınamayacağı” yönündeki yaygın bilgi. Kanun metni bunun tersini söylüyor.
HTS Nedir? Açılımı ve Kapsamı
HTS, uygulamada “Historical Traffic Search” ifadesinin kısaltması olarak kullanılır ve Türkçede geçmişe dönük iletişim trafiği sorgusu biçiminde karşılanır. Bu açılım yerleşik bir uygulama kullanımıdır; kanun metninde tanımlanmış bir kısaltma değildir.
Kanundaki karşılığı ise nettir: iletişimin tespiti. Yargı kararlarında da kavram bu adla geçer; “HTS” ifadesi kayıtların kendisini anlatmak için kullanılır.
HTS kaydında bulunan veriler şunlardır:
- Aramanın ve aranmanın tarihi ile saati
- Görüşme süresi
- Karşı numara
- SMS trafiği (yalnızca gönderim kaydı)
- Bağlantı kurulan baz istasyonu bilgisi
HTS kaydında bulunmayan tek şey, aslında en çok merak edilen şeydir: konuşmanın veya mesajın içeriği. HTS bir trafik kaydıdır, bir dinleme kaydı değildir. Bu ayrım yalnızca teknik değil, hukuki sonuçları olan bir ayrımdır.
Üç Ayrı Tedbir Aynı Maddede Düzenlenmiştir
Karışıklığın kaynağı, CMK’nın 135. maddesinin birden fazla tedbiri bir arada düzenlemesidir. Maddenin başlığı zaten üçünü birden sayar: “İletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması”.
| Tedbir | Ne verir | Nerede düzenlenir | Katalog şartı |
|---|---|---|---|
| İletişimin tespiti (HTS) | Trafik verisi: kim, kiminle, ne zaman, ne kadar | CMK m.135/6 | Yok |
| Dinleme ve kayda alma | Konuşmanın içeriği | CMK m.135/1 | Var (m.135/8) |
| Sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi | Konum/baz verisi | CMK m.135/1 | Var (m.135/8) |
Katalog fıkrasının lafzı bu ayrımı açıkça kurar:
“Bu madde kapsamında dinleme, kayda alma ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine ilişkin hükümler ancak aşağıda sayılan suçlarla ilgili olarak uygulanabilir”
(CMK m.135/8)
Fıkra üç tedbir sayar: dinleme, kayda alma, sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi. İletişimin tespiti bu sayımda yoktur. Tespit, kendi fıkrasında ve katalog atfı olmaksızın düzenlenmiştir:
“Şüpheli ve sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişiminin tespiti, soruşturma aşamasında hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı , kovuşturma aşamasında mahkeme kararına istinaden yapılır.”
(CMK m.135/6)
Yargıtay da maddeyi bu şekilde okur. Bir kararda dört tedbir sayıldıktan sonra kataloğun yalnızca üçüne bağlandığı şöyle ifade edilmiştir:
“Aynı maddenin 8. fıkrasında, dinleme, kayda alma ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine ilişkin hükümlerin ancak, bu fıkrada katalog şeklinde sayılan suçlarla ilgili olarak uygulanabileceği belirtilmiş”
(Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2014/28466, K. 2016/11537, T. 20.06.2016 — bozma)
Aynı ayrım uygulamada da görünür. Ankesörlü hatlara ilişkin geniş çaplı bir soruşturmada tespit kararının dayanağı, katalog fıkrası değil tespit fıkrasıdır:
“Balıkesir Cumhuriyet Başsavcılığınca 2. Sulh Ceza Hakimliğinden 09.06.2017 tarih ve 2017/2102 D.İş sayılı kararıyla CMK’nın 135/6 maddesi gereğince, il genelinde faaliyet yürüten sabit/ankesörlü telefonlara ilişkin geçmişe yönelik iletişimin tespiti kararı alındığı”
(Yargıtay 16. Ceza Dairesi, E. 2018/5526, K. 2019/6842, T. 13.11.2019)
HTS Kayıtları Hangi Suçlarda İstenir?
Bu sorunun internetteki en yaygın cevabı bir katalog listesidir: kasten öldürme, uyuşturucu ticareti, örgüt kurma, rüşvet ve benzeri. O liste gerçektir; ancak başka bir tedbirin listesidir.
CMK m.135/8’deki katalog, dinleme ve sinyal değerlendirmesi için geçerlidir. İletişimin tespiti bakımından kanun bir suç listesi öngörmemiştir.
Bu, yalnızca lafza dayalı bir çıkarım değildir. Ceza Genel Kurulu aynı sonucu açıkça kurmuştur:
“Altıncı fıkrada iletişimin tespiti kavramına yer verilmediği için bu tedbir yönünden herhangi bir suç sınırlaması yoktur, bir başka anlatımla iletişimin tespitine her suç yönünden başvurma olanağı vardır.”
(Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2011/6-140, K. 2011/222, T. 15.11.2011)
Bu karar okunurken fıkra numarasına dikkat etmek gerekir. 2011 yılında katalog altıncı fıkradaydı; bugün sekizinci fıkradadır. Kararın mantığı ise değişmemiştir: katalog fıkrası hangi numarada olursa olsun iletişimin tespitini saymamakta, dolayısıyla tespit bakımından suç sınırlaması doğurmamaktadır.
Yine de “aranan tek şey karardır” demek eksik olur. Aynı kararda, dört tedbirin tamamı için geçerli olan eşik koşullar da sayılmıştır:
“koruma tedbirine başvurulabilmesi için gerekli olan ortak koşullar, suç işlendiğine ilişkin kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunması, başka suretle delil elde etmenin mümkün olmaması ve bu tedbirlerin ancak hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılan şüpheli ve sanık hakkında uygulanabilmesidir.”
(Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2011/6-140, K. 2011/222, T. 15.11.2011)
Burada dürüst bir kayıt düşmek gerekir. Bu tespit yapıldığında iletişimin tespiti maddenin birinci fıkrasındaydı ve o fıkra kuvvetli şüphe ile başka suretle delil elde edilememe şartlarını açıkça taşıyordu. 2014 yılında tespit kendi fıkrasına (135/6) taşınmış ve bu fıkra söz konusu iki eşiği yeniden yazmamıştır. Bu nedenle ortak koşulların bugün de tespit bakımından aranıp aranmadığı tartışmaya açıktır. Savunma açısından pratik sonuç şudur: kararın yalnızca varlığı değil, kuvvetli şüphe ve başka suretle delil elde edilememe yönünden gerekçesi de sorgulanabilir.
Özetle sorunun cevabı, suçun katalogda olup olmadığı değildir. Aranan, usulüne uygun bir hâkim, savcı veya mahkeme kararı ve üçüncü kişilere değil şüpheli ya da sanığa yönelmiş bir tedbirdir.
Katalog dinleme bakımından ise ciddi bir sonuç doğurur. Katalog dışı bir suça ilişkin olarak elde edilen dinleme kaydı delil olarak kullanılamaz:
“Buna karşın CMK’nın 138/2. maddesinin açıklığı karşısında katalog kapsamında yer almayan suçlara ilişkin kayıtların delil olarak kullanılması mümkün değildir.”
(Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2014/28466, K. 2016/11537, T. 20.06.2016 — bozma)
Bu kararda hırsızlık suçundan kurulan mahkûmiyet, dinleme kayıtlarının o suçun delili olarak kullanılamayacağı gerekçesiyle bozulmuştur. Kararın “suç tarihi itibariyle” ifadesine dikkat etmek gerekir: nitelikli hırsızlık 2014 değişikliğiyle kataloğa eklenmiştir. Yani bu karar bugün aynı olguya aynı sonucu vermeyebilir. Katalog metni zaman içinde değiştiği için, katalog tartışmasında bakılacak tarih karar tarihi değil suç tarihidir.
HTS Kaydını Kim İsteyebilir? Rıza Değil, Karar
Sık rastlanan bir başka hata, HTS için ilgilinin rızasının arandığıdır. Kanun rızadan söz etmez. Aranan şey karardır ve makam yargılama aşamasına göre değişir: soruşturma aşamasında hâkim, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı, kovuşturma aşamasında mahkeme.
Kararın içeriği de serbest değildir. CMK m.135/6 uyarınca kararda yüklenen suçun türü, hakkında tedbir uygulanacak kişinin kimliği, iletişim aracının türü, telefon numarası veya iletişim bağlantısını tespite imkân veren kod ve tedbirin süresi gösterilmelidir. Bu unsurların eksikliği, savunma açısından üzerinde durulabilecek bir usul sorunudur.
Bir avukat, müvekkili lehine olan HTS kaydının dosyaya getirtilmesini savcılıktan veya mahkemeden talep edebilir. Bu, delil isteme yetkisidir; kaydı doğrudan operatörden alma yetkisi değildir.
Buradaki çerçevenin tamamı ceza yargılamasına aittir. Hukuk davalarında durum farklıdır; boşanma dosyalarında HTS talebinin nasıl karşılandığı için boşanma davasında HTS kayıtları yazısına bakılabilir.
HTS Kayıtları Kaç Yıl Saklanır?
Bu başlıkta internette birbiriyle çelişen iki rakam dolaşır: 2 yıl ve 5 yıl. Bazı sayfalar her iki rakamı aynı yazının içinde verir.
Tartışmayı kanun metni çözer. Elektronik Haberleşme Kanunu, saklama sürelerinin yönetmelikle belirleneceğini söylerken bu yönetmeliğe bir tavan çizer:
“Veri kategorileri ile haberleşmenin yapıldığı tarihten itibaren bir yıldan az ve iki yıldan fazla olmamak üzere verilerin saklanma süreleri yönetmelikle belirlenir.”
(5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu m.51/10)
Kanun bir alt ve bir üst sınır koyar: bir yıldan az, iki yıldan fazla olamaz. Bu nedenle “5 yıl” rakamının kanunî bir dayanağı yoktur; ikincil düzenleme kanunun çizdiği tavanı aşamaz.
Bu maddenin kendine özgü bir geçmişi olduğunu da belirtmek gerekir. 51. madde Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiş, ardından 2015 yılında 6639 sayılı Kanun’la yeniden düzenlenmiştir. Yukarıdaki hüküm bu yeniden düzenlemeden sonraki metne aittir.
Buna karşılık bir noktayı dürüstçe belirtmek gerekir: kanunun bandı ile o bandın içindeki kesin sürenin hangi veri kategorisi için ne olduğu ayrı sorulardır ve kesin süre ikincil düzenlemeyle belirlenir. Ayrıca sıkça karıştırılan bir başka süre daha vardır: işletmecilerin kişisel verilere yapılan erişimlere ilişkin işlem kayıtlarını iki yıl saklama yükümlülüğü. Bu, trafik verisinin kendisinin değil, o veriye kimin eriştiğinin kaydıdır.
Pratik sonuç şudur: çok eski tarihli bir görüşmeye ilişkin HTS talebi, kayıt artık mevcut olmadığı için karşılıksız kalabilir. Bu nedenle lehe HTS kaydına dayanacak bir savunmada talebin geciktirilmemesi önemlidir.
Baz İstasyonu Kişinin Yerini Kesin Gösterir mi?
Göstermez. Baz istasyonu bir nokta değil bir kapsama alanıdır; alan kilometrelerle ölçülebilir ve aynı anda çok sayıda kişi aynı istasyona bağlı olabilir.
Buradan iki sonuç çıkar. Birincisi, baz kaydı bir kişinin belirli bir adreste bulunduğunu ispatlamaz; olsa olsa bir bölgeyi işaret eder. İkincisi ve savunma açısından daha önemlisi, iki kişinin aynı baz istasyonundan sinyal vermesi onların birlikte olduğunu göstermez.
Bu, yalnızca teknik bir itiraz değildir; Ceza Genel Kurulu’nun benimsediği bir değerlendirmedir. Aynı bazdan sinyal verilmesinin buluşma anlamına geldiği iddiası şu gerekçeyle karşılanmıştır:
“İstanbul, Ankara gibi büyük şehirlerde birbirine yakın yerlerde oturan, çalışan veya tesadüfen oradan geçmekte olan insanların cep telefonlarının aynı baz istasyonundan sinyal vermesinin olağan bir durum olması”
(Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2022/195, K. 2023/450, T. 20.09.2023)
Dolayısıyla aynı baz istasyonu kapsamında bulunmak, kendiliğinden bir irtibat karinesi oluşturmaz.
Ayrıca sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi, HTS’nin aksine katalog suç şartına tabidir. Yani konum yönünden yapılan değerlendirme, tespitten daha dar bir hukuki çerçevede durur.
HTS Tek Başına Mahkûmiyete Yeter mi?
Yargıtay’ın bu konudaki çizgisi bir slogana değil bir ölçüte dayanır. Ankesörlü hatlar üzerinden kurulan irtibat iddiasında aranan şey şudur:
“her türlü şüpheden uzak, kesin kanaata ulaştıracak somut olgu ve teknik verilerle tespit edilmesi ve yargılama yapan mahkemenin de tam bir vicdani kanaate ulaşması halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren hukuka uygun delil olacağında kuşku yoktur”
(Yargıtay 16. Ceza Dairesi, E. 2018/5526, K. 2019/6842, T. 13.11.2019)
Bu ölçüt, ham HTS listesinin kendi başına bir sonuç doğurmadığı anlamına gelir. Kaydın çözümlenmesi gerekir. Uygulamada aranan çözümleme başlıkları şunlardır:
- Gerçekleştirilen arama sayısı
- Aramaların ardışık veya periyodik olup olmadığı
- Aramaların gerçekleştirildiği saatler
- Konuşma süreleri
- Farklı ankesörlü telefonlardan aranıp aranmadığı
- Ardışık aramaya dahil olan kişilerin niteliği
- Aramaları gizlemeye yönelik bir yöntem kullanılıp kullanılmadığı
Yargıtay, bu çözümleme yapılmadan kurulan hükümleri eksik araştırma sayarak bozmaktadır. Bir kararda, HTS kayıtlarının sıfır saniyelik çağrılar da dahil olmak üzere getirtilmesi, analiz raporunun temini ve ardışık arandığı kişilerin dinlenmesi gibi bir dizi araştırma yapılmadan hüküm kurulması bozma sebebi yapılmıştır (Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2021/8473, K. 2023/6548, T. 02.10.2023 — bozma).
Savunma açısından buradaki asıl imkân şudur: tartışma çoğu zaman kaydın doğruluğu üzerinde değil, kayıttan çıkarılan anlam üzerinde yürür. Aynı veri, ardışıklık ve periyodiklik yönünden çözümlendiğinde farklı sonuç verebilir.
Eski Kararlardaki 135/6 Tuzağı
CMK 135 üzerinde çalışırken karşılaşılan teknik ama önemli bir sorun vardır. Fıkra numaraları değişmiştir.
2014 öncesine ait kararlarda “135/6” ifadesi katalog fıkrasını gösterir. Bugün ise 135/6 iletişimin tespitini düzenler; katalog 135/8’e taşınmıştır. Aynı numara, iki farklı hüküm.
Bu nedenle eski tarihli bir kararda geçen fıkra numarasını bugünkü metne olduğu gibi taşımak yanlış sonuç verir. Kararlar okunurken fıkra numarası değil, fıkranın o tarihteki içeriği esas alınmalıdır. Aynı sorunun tutuklama kataloğu bakımından görünümü için katalog suçlar yazısına bakılabilir.
Ayrıca CMK 135, 2014 ve 2016 değişiklikleriyle kısmen değiştirilmiş bir maddedir. Somut bir olayda hangi metnin uygulanacağı, olayın tarihine göre belirlenir.
HTS Kaydına İtiraz ve Bilirkişi İncelemesi
Ham HTS verisi operatör kaynaklıdır ve pratikte tartışma konusu olan genellikle verinin kendisi değil, o veriden üretilen analiz raporudur. Bu nedenle savunmanın olağan yolu, raporun yöntemine yönelik itiraz ve bilirkişi incelemesi talebidir.
İtiraz kurulurken üzerinde durulabilecek başlıklar şunlardır: analiz raporunun hangi varsayımlarla hazırlandığı, ardışıklık değerlendirmesinin hangi zaman aralığına dayandığı, sıfır saniyelik çağrıların nasıl sayıldığı, baz istasyonu kapsama alanının genişliği ve kayıtta yer alan numaraların kime ait olduğunun ayrıca ortaya konulup konulmadığı.
HTS Kaydı Ne Kadar Sürede Çıkar?
CMK’nın 135. maddesi tedbirin uygulanma süresini düzenler; kaydın hangi sürede temin edileceğine ilişkin bir hüküm içermez. Elektronik Haberleşme Kanunu’nun ilgili hükümleri de saklama süresine ilişkindir, teslim süresine değil. Bu nedenle internette sıkça tekrarlanan “7 ile 30 gün” gibi rakamlar mevzuata değil uygulama gözlemine dayanır. Süre, talebin kapsamına, ilgili operatörün iş yüküne ve kararın niteliğine göre değişir.
Sık Yapılan Hatalar
- HTS’yi dinleme sanmak. HTS trafik verisidir; içerik vermez. İçeriğe ulaşmak ayrı bir tedbirdir ve katalog şartına tabidir.
- Kataloğu HTS’ye uygulamak. Katalog, CMK m.135/8’de dinleme, kayda alma ve sinyal değerlendirmesi için düzenlenmiştir; iletişimin tespitini kapsamaz.
- Rıza aramak. Kanun rızadan değil karardan söz eder.
- Baz istasyonunu konum sanmak. Baz bir alanı gösterir; aynı bazda olmak birlikte olmayı ispatlamaz.
- Ham listeyi delil saymak. Aranan ölçüt, irtibatın somut olgu ve teknik verilerle kesin kanaate ulaştıracak biçimde tespitidir.
- “5 yıl saklanır” bilgisini tekrarlamak. Kanun bir yıldan az ve iki yıldan fazla olamayacak bir band çizer.
- Fıkra numarasını tarihten bağımsız okumak. 2014 öncesi kararlardaki 135/6, bugünkü 135/6 değildir.
Değerlendirme
HTS tartışmalarında asıl mesele, kaydın elde edilip edilemeyeceğinden çok, elde edilen kayıttan ne çıkarılabileceğidir. Kanun metni bakımından tablo nettir: iletişimin tespiti CMK m.135/6’da düzenlenmiştir ve katalog şartı taşımaz; katalog, m.135/8’in lafzıyla dinleme, kayda alma ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine özgüdür. Bu nedenle “HTS ancak katalog suçlarda istenebilir” ve “ilgilinin rızası gerekir” biçimindeki yaygın anlatımlar kanun metniyle bağdaşmamaktadır.
Delil değeri bakımından ise Yargıtay’ın çizgisi savunma lehine bir zemin taşır. Ham HTS listesi tek başına sonuç doğurmaz; aranan, irtibatın her türlü şüpheden uzak biçimde ve teknik verilerle tespitidir. Arama sayısı, ardışıklık, periyodiklik, saat ve süre gibi unsurlar çözümlenmeden kurulan hükümler eksik araştırma nedeniyle bozulmaktadır. Bu, HTS’ye dayanan bir iddiada tartışmanın verinin varlığı üzerinde değil, verinin yorumu üzerinde yürütülmesi gerektiği anlamına gelir.
Saklama süresi bakımından pratik sonuç, zamanın savunma aleyhine işlediğidir: kanunun çizdiği tavan iki yıl olduğuna göre, lehe bir kayda dayanılacaksa talebin gecikmeden yapılması gerekir. Somut bir dosyada hangi tarihli metnin uygulanacağı ve hangi kaydın hâlâ mevcut olduğu ise dosyaya özgü değerlendirme gerektirir.
Sıkça Sorulan Sorular
HTS nedir, açılımı ne demek?
HTS, uygulamada "Historical Traffic Search" (geçmişe dönük iletişim trafiği sorgusu) ifadesinin kısaltması olarak kullanılır; kanunda tanımlanmış bir kısaltma değildir. Kanundaki karşılığı iletişimin tespitidir. Bir GSM hattının geçmişte kiminle, ne zaman, ne kadar süreyle görüştüğünü ve hangi baz istasyonundan sinyal verdiğini gösterir. Konuşmaların içeriği HTS'de yer almaz.
HTS kayıtları hangi suçlarda istenebilir?
İletişimin tespiti, yani HTS, CMK'nın 135. maddesinin 6. fıkrasında düzenlenmiştir ve bu fıkra katalog suç şartı içermez. Kataloğu düzenleyen 8. fıkra yalnızca dinleme, kayda alma ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi bakımından uygulanır. Ceza Genel Kurulu da tespit yönünden herhangi bir suç sınırlaması bulunmadığını belirtmiştir. Ancak aranan tek şey kararın varlığı değildir; kuvvetli şüphe sebepleri ile başka suretle delil elde edilememesi gibi eşik koşullar da tartışılabilir.
HTS kaydı için ilgilinin rızası gerekir mi?
Hayır. Kanun rızadan söz etmez. Soruşturma aşamasında hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı, kovuşturma aşamasında ise mahkeme kararı gerekir. "Kişinin izni olmadan alınamaz" şeklindeki yaygın bilgi yanlıştır.
HTS kayıtları kaç yıl saklanır?
Elektronik Haberleşme Kanunu, saklama sürelerinin yönetmelikle belirleneceğini söylerken kanunî bir tavan koyar. Bu süre bir yıldan az, iki yıldan fazla olamaz. Dolayısıyla "HTS kayıtları 5 yıl saklanır" bilgisi kanunun çizdiği sınırla bağdaşmaz.
HTS kaydında konuşma içeriği görülür mü?
Görülmez. HTS bir trafik kaydıdır; kimin kimi ne zaman aradığını ve görüşmenin süresini gösterir. Konuşmanın içeriğinin dinlenebilmesi ayrı bir tedbirdir ve katalog suç şartına tabidir.
Baz istasyonu kaydı kişinin yerini kesin olarak gösterir mi?
Göstermez. Baz istasyonu bir noktayı değil bir kapsama alanını ifade eder ve aynı anda çok sayıda kişi aynı istasyona bağlı olabilir. Bu nedenle baz kaydı bir bölgeyi işaret eden bir sinyaldir, kesin konum tespiti değildir.
HTS kaydı tek başına mahkûmiyete yeter mi?
Yargıtay, HTS verisinin tek başına yeterli sayılmadığı bir ölçüt kurmuştur. Buna göre irtibatın her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak somut olgu ve teknik verilerle tespit edilmesi ve mahkemenin tam bir vicdani kanaate ulaşması aranır. Uygulamada bu, arama sayısı, aramaların ardışık veya periyodik olup olmadığı, saatler ve süreler gibi unsurların bilirkişi raporuyla çözümlenmesini gerektirir.
HTS kaydına itiraz edilebilir mi?
Kaydın kendisine değil, ondan çıkarılan sonuca itiraz edilir. Ham veri operatör kaynaklıdır; hukuki tartışma verinin nasıl yorumlandığı üzerinde yürür. Bu nedenle savunmanın olağan yolu, analiz raporunun yöntemine yönelik itiraz ve bilirkişi incelemesi talebidir.
HTS kaydı ne kadar sürede gelir?
CMK'nın 135. maddesi tedbirin uygulanma süresini düzenler, kaydın hangi sürede temin edileceğini değil. İnternette dolaşan "7-30 gün" gibi rakamlar mevzuata değil uygulama gözlemine dayanır; süre, kararın kapsamına ve operatörün iş yüküne göre değişir.
Eski kararlarda geçen "CMK 135/6" ile bugünkü 135/6 aynı şey mi?
Değildir. 2014 öncesindeki kararlarda 135/6 katalog fıkrasına işaret eder; bugün 135/6 iletişimin tespitini düzenler. Aynı fıkra numarası iki farklı hükmü gösterdiği için eski kararlar okunurken tarihe dikkat edilmelidir.
İlgili çalışma alanı: Ceza Hukuku
← Tüm makaleler