İdare Hukuku

İmar Planının İptali Davası: Süre, İtiraz ve Şartları

İmar planına karşı iptal davası nasıl açılır; bir aylık askı ilanı, askı süresinde itiraz, 60 günlük dava açma süresi ve menfaat ihlali şartı.

9 dk okumaYayımlanma:Yazan Av. Halit Süha Bahçeci
Gökyüzünde inşaat vinçleri ve yükselen yapı
İçindekiler 13

Kısa Cevap

İmar planının iptali davası, onaylanan nazım veya uygulama imar planının hukuka aykırılığı ileri sürülerek idare mahkemesinde açılan bir iptal davasıdır. Plan, onay tarihinden itibaren bir ay askıda ilan edilir (3194 sayılı Kanun m.8/b). Askı süresinde itiraz edilmemişse dava, son ilan tarihini izleyen günden itibaren 60 gün içinde açılır. İtiraz edilmişse süre, 2577 sayılı İYUK m.11’e göre hesaplanır.

Bu Durumda mısınız?

  • Taşınmazınızın bulunduğu alanda yeni bir imar planı askıya çıktı ve getirilen fonksiyon (yol, park, eğitim alanı, yeşil alan) mülkiyetinizi doğrudan etkiliyor.
  • Askı süresinde itiraz ettiniz, idareden cevap gelmedi ve dava süresini nasıl hesaplayacağınızı bilmiyorsunuz.
  • Komşu parselde yapılan plan değişikliği yoğunluğu artırdı; sizin parselinizin manzarası, ulaşımı veya değeri etkilendi.
  • Askı süresini kaçırdınız; planın hâlâ dava edilip edilemeyeceğini araştırıyorsunuz.
  • Belediye, plana dayanarak ruhsat verdi ya da kamulaştırma işlemi başlattı; asıl sorunun planın kendisi olduğunu düşünüyorsunuz.

İmar Planının İptali Davası Nedir?

İmar planı, idare hukuku bakımından düzenleyici işlem niteliğindedir: belirli bir kişiye değil, plan alanındaki herkese uygulanır. Bu nedenle plana karşı açılan dava, bireysel bir işleme karşı açılan davadan iki noktada ayrılır.

Birincisi süre başlangıcı: düzenleyici işlemlerde süre tebliğden değil ilandan işler. İkincisi denetim ölçütü: mahkeme, planın sizin parseliniz için sonuçlarını değil, planla getirilen düzenlemenin bir bütün olarak hukuka uygunluğunu inceler.

Dava iki temel iddiaya dayanabilir:

  • Usul yönünden aykırılık — plan yetkisiz organca yapılmış, askı/ilan usulüne uyulmamış, itirazlar usulüne göre karara bağlanmamış olabilir.
  • Esas yönünden aykırılık — plan, şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına veya kamu yararına aykırı olabilir; üst ölçekli planla çelişebilir.

Dayandığı Kanun Maddeleri

Planın ilanı ve itiraz usulü 3194 sayılı İmar Kanunu m.8’in (b) bendinde düzenlenmiştir:

Bu planlar onay tarihinden itibaren belediye başkanlığınca tespit edilen ilan yerlerinde ve ilgili idarelerin internet sayfalarında bir ay süreyle eş zamanlı olarak ilan edilir. Bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz edilebilir. Belediye başkanlığınca belediye meclisine gönderilen itirazlar ve planları belediye meclisi onbeş gün içinde inceleyerek kesin karara bağlar.

(3194 sayılı İmar Kanunu m.8)

Belediye ve mücavir alan dışında aynı usul valilik eliyle işler:

Onay tarihinden itibaren valilikçe tespit edilen ilan yerinde ve ilgili idarelerin internet sayfalarında bir ay süreyle eş zamanlı olarak ilan edilir. Bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz edilebilir. İtirazlar valiliğe yapılır, valilik itirazları ve planları onbeş gün içerisinde inceleyerek kesin karara bağlar.

(3194 sayılı İmar Kanunu m.8)

Dava açma süresi bakımından 2577 sayılı İYUK m.7’nin dördüncü fıkrası belirleyicidir:

İlanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresi, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlar. Ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililer, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilirler. Düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olması bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmaz.

(2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.7/4)

Askı süresinde yapılan itiraz ise İYUK m.11 kapsamındadır:

İlgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebilir. Bu başvurma, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durdurur.

Otuz gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır.

İsteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihine kadar geçmiş süre de hesaba katılır.

(2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.11/1-3)

Dava Açma Süresi: Askı, İtiraz ve 60 Gün

Süre hesabı, askı süresinde itiraz edilip edilmediğine göre ikiye ayrılır. Danıştay 6. Dairesi, imar planlarına itiraz için İmar Kanunu’nun özel bir süre öngördüğünü ve bunun İYUK m.11 ile birlikte uygulanacağını belirtir:

Yukarıda yer verilen mevzuatın değerlendirilmesinden, imar planlarına, 2577 sayılı Kanunun 11. maddesi kapsamında itiraz için 3194 sayılı Kanunun 8/b maddesi ile özel bir süre getirildiği anlaşılmaktadır.

(Danıştay 6. Daire, E. 2023/6167, K. 2024/1336, T. 27.02.2024 — onama)

İtiraz edilmemişse kural nettir:

İmar planlarına askı süresi içinde bir itirazda bulunulmamış ise davanın, 2577 sayılı Kanunun 7. maddesi uyarınca imar planının son ilan tarihini izleyen günden itibaren 60 gün içinde açılması gerekmektedir.

(Danıştay 6. Daire, E. 2023/6167, K. 2024/1336, T. 27.02.2024 — onama)

DurumSürenin başlangıcıDava süresi
Askı süresinde itiraz edilmediSon ilan (askıdan iniş) tarihini izleyen gün60 gün
Askı süresinde itiraz edildi, idare süresinde cevap verdiRet cevabının tebliği60 gün
Askı süresinde itiraz edildi, idare cevap vermediZımni ret süresinin dolduğu tarih60 gün

Uygulamada en çok hak kaybı yaratan nokta, geç gelen cevaba güvenmektir. Danıştay bu konuda açıktır:

Belirtilen süreler geçtikten sonra cevap verilmesi halinde dava açma hakkının ihya olduğundan söz edilemez. Zira İdari Yargılama Usulü Kanununun 10. maddesinin ikinci fıkrasında, yetkili idari mercilerce dava açma süresi geçtikten sonra verilen cevap üzerine tebliğ tarihini izleyen günden itibaren altmış gün içinde dava açılabileceği belirtildiği halde 11. maddede, sonradan yetkili mercilerce cevap verilmesi durumunda, işlemin tebliğinden itibaren altmış gün içinde davanın açılabileceğine dair bir hüküm bulunmamaktadır.

(Danıştay 6. Daire, E. 2023/6167, K. 2024/1336, T. 27.02.2024 — onama)

Yani itirazınız zımnen reddolduktan aylar sonra belediyeden gelen bir ret yazısı, kaçırdığınız dava süresini geri getirmez.

Hangi Tarihteki Kural Uygulanır?

Bu başlık imar planı davalarında kritiktir; çünkü sürenin dayandığı İYUK m.11 metni değişmiştir. Maddenin ikinci fıkrasındaki zımni ret süresi, 8/7/2021 tarihli değişiklikle bugünkü hâlini almıştır ve maddenin güncel metni şöyledir:

Otuz gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır.

(2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.11/2 — güncel metin)

Buna karşılık, bu değişiklikten önceki dönemde tesis edilen plan işlemlerinde Danıştay, işlem tarihinde yürürlükte olan metni uygulamaktadır:

Uyuşmazlık konusu olayda; imar planına askı süresi içinde itiraz edildiğine göre, dava açma süresinin İdari Yargılama Usulü Kanununun işlem tarihinde yürürlükte bulunan haliyle 11. maddesi kapsamında belirlenmesi gerektiği açıktır. Bu bakımdan, yapılan itiraza altmış gün içinde bir cevap verilmemiş ise, itirazın zımnen reddedilmiş olması nedeniyle ilan tarihinin son gününü izleyen ikinci altmış gün içinde davanın açılması gerekir.

(Danıştay 6. Daire, E. 2023/6167, K. 2024/1336, T. 27.02.2024 — onama)

Pratik sonuç: planın askı tarihine bakın. Zımni ret süresini otuz gün mü altmış gün mü sayacağınız, işlemin hangi dönemde tesis edildiğine bağlıdır. Bu ayrımın yanlış kurulması, doğru zamanda açıldığı sanılan bir davanın süre aşımından reddine yol açabilir.

Kimler Dava Açabilir? Menfaat İhlali Şartı

İptal davasında herkesin her işlemi dava edebilmesi mümkün değildir; menfaat ihlali aranır. Danıştay bu ölçütü şöyle kurar:

Her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idari işlemlerde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin bu yüzden olumsuz etkilenmemesi için, iptal davalarında dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisinin varlığı aranmaktadır. Her uyuşmazlıkta davacının menfaatinin, iptali istenen işlemle ne ölçüde ihlal edildiğinin takdiri de yargı mercilerine bırakılmıştır. İptal davası açılabilmesi için aranan söz konusu menfaat ilişkisinin kişisel, meşru ve güncel olması, işlem ile davacı arasında ciddi ve makul bir ilişkinin bulunması gerekmektedir.

(Danıştay 6. Daire, E. 2021/1483, K. 2024/6864, T. 21.11.2024 — onama)

Bu ilişki yalnız mülkiyetten doğmaz. Plan alanına komşuluk, bölgede oturma veya planın etkilediği bir hakka sahip olma da menfaat ilişkisi kurabilir. Buna karşılık plan alanıyla hiçbir somut bağı olmayan kişinin açtığı dava, ehliyet yönünden reddedilir. Menfaat ihlali şartının genel çerçevesi için iptal davası nedir yazımıza bakabilirsiniz.

Mahkeme Planı Neye Göre Denetler?

Esasa girildiğinde ölçüt, davacının kendi parselindeki kayıp değildir. Danıştay 6. Dairesi denetimin çerçevesini şöyle çizer:

İmar planlarının yargısal denetimi sırasında şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararı kriterleri ile birlikte özelliği itibariyle imar planının bütünlüğü, genel yapısı, kapsadığı alanın nitelikleri ve çevrenin korunması gibi olguların gözetilmesi zorunludur.

(Danıştay 6. Daire, E. 2019/21034, K. 2022/1247, T. 09.02.2022 — bozma)

Aynı kararda, bireysel hak ile plan denetimi arasındaki ayrım açıkça kurulur:

imar hukuku açısından düzenleyici işlem niteliğinde olan imar planları yönünden yargısal denetim yapılırken taşınmazlara yönelik bireysel haklara göre değil, plan ile getirilen fonksiyonun şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararına uygun olup olmadığı yönünden değerlendirme yapılması gerekmektedir.

(Danıştay 6. Daire, E. 2019/21034, K. 2022/1247, T. 09.02.2022 — bozma)

Bunun dilekçe stratejisi açısından doğrudan sonucu şudur: “Benim parselim değer kaybetti” tek başına zayıf bir iddiadır. Güçlü iddia, planla getirilen fonksiyonun çevredeki kullanımlarla uyumsuz olduğunu, ihtiyaç analizine dayanmadığını veya üst ölçekli plana aykırı olduğunu gösterir. Bu değerlendirme uygulamada bilirkişi incelemesi ile yapılır.

Nazım Plan mı, Uygulama Planı mı Dava Edilmeli?

İmar planları kademeli bir yapıdadır: çevre düzeni planı, nazım imar planı, uygulama imar planı. Danıştay, bu kademelenmenin denetim üzerindeki etkisini şöyle ifade eder:

Yukarıda yer verilen Kanun hükümleri uyarınca alt ölçekli planların üst ölçekli planlarda belirlenen planlama ana ilkelerine, stratejilerine ve kararlarına uyumlu olması zorunludur. Planların kademeli birlikteliği ve planlama hiyerarşisi olarak da adlandırılan bu ilke gereği alt ölçekli planın hukuki denetiminin yapılabilmesi üst ölçekli planın varlığına bağlıdır.

(Danıştay 6. Daire, E. 2018/3393, K. 2022/1745, T. 17.02.2022 — bozma)

Pratikte bu, sorunun kaynağına göre karar vermeyi gerektirir. Rahatsızlık veren fonksiyon nazım plandan geliyorsa yalnız uygulama planını dava etmek sonucu değiştirmeyebilir: uygulama planı iptal edilse dahi nazım plan yürürlükte kaldığı için idare aynı fonksiyonu yeniden getirebilir. Bu nedenle çoğu dosyada her iki plan birlikte dava edilir.

Süre Kaçtıysa: Uygulama İşlemi Üzerinden Dava

Askı süresi ve ardından gelen dava süresi geçmişse plan sizin için kesinleşir. Ancak bu, planın sonsuza kadar tartışılamayacağı anlamına gelmez. İYUK m.7/4, düzenleyici işlemin uygulanması üzerine yeni bir dava imkânı tanır: plan uygulandığında (ruhsat, parselasyon, kamulaştırma gibi bir işlem tesis edildiğinde) ilgililer düzenleyici işlem, uygulama işlemi veya her ikisi aleyhine birden dava açabilir. Maddenin son cümlesi de bunu pekiştirir: düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olması, ona dayalı işlemin iptaline engel değildir.

Bu yol, süresi geçmiş bir plana karşı kendiliğinden işlemez; somut ve güncel bir uygulama işleminin varlığını gerektirir.

Görevli Mahkeme ve Yürütmenin Durdurulması

Görev bakımından kural, 2576 sayılı Kanun m.5’te yer alır: idare mahkemeleri, vergi mahkemelerinin görevine giren davalarla ilk derecede Danıştayda çözümlenecek olanlar dışındaki iptal davalarını çözer. Yetki bakımından taşınmazın bulunduğu yer idare mahkemesi yetkilidir.

İmar planı davalarında yürütmenin durdurulması talebi çoğu zaman davanın asıl kritik aşamasıdır; çünkü plan uygulanıp inşaat başladıktan sonra verilecek iptal kararının fiili sonucu sınırlı kalabilir. Şartlar İYUK m.27’de sayılmıştır:

Danıştay veya idari mahkemeler, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda, davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebilirler.

(2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.27/2)

İki şartın birlikte gerçekleşmesi arandığı için, dilekçede yalnız hukuka aykırılığı anlatmak yeterli değildir; telafisi güç zararın somut olarak ortaya konulması gerekir. Kurumun ayrıntısı için yürütmenin durdurulması, genel süre kuralı için idari davada dava açma süresi yazımıza bakabilirsiniz.

Plana dayanılarak verilen yapı ruhsatının akıbeti ayrı bir konudur; bkz. yapı ruhsatının iptali. Planla getirilen kısıtlamanın tazminat boyutu içinse kamulaştırmasız el atma yazımıza bakabilirsiniz.

Sık Yapılan Hatalar

  • Askı ilanını takip etmemek. Planlar kişiye tebliğ edilmez; ilanla duyurulur. Taşınmazı olan kişinin belediyenin ilan panosunu ve internet sayfasını izlemesi gerekir.
  • İtiraz ettikten sonra beklemek. İtiraz, dava süresini durdurur ama sonsuza kadar askıya almaz. Zımni ret süresi dolduğunda saat yeniden işlemeye başlar.
  • Geç gelen cevaba güvenmek. Süre dolduktan sonra gelen ret yazısı yeni bir dava süresi doğurmaz.
  • Yalnız uygulama planını dava etmek. Sorunun kaynağı nazım plansa, alt ölçekli planın iptali kalıcı sonuç vermeyebilir.
  • Dilekçeyi bireysel zarar üzerine kurmak. Denetim ölçütü şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararıdır; kişisel değer kaybı tek başına iptal sebebi değildir.
  • Yürütmenin durdurulmasını istememek. İnşaat ilerledikten sonra alınan iptal kararının pratik etkisi zayıflayabilir.
  • Zımni ret süresini yanlış dönemden hesaplamak. İYUK m.11’deki süre 8/7/2021’de değişmiştir; hangi metnin uygulanacağı işlem tarihine bağlıdır.

Özet

  • İmar planı düzenleyici işlemdir; süre tebliğden değil ilandan işler.
  • Plan, onay tarihinden itibaren bir ay askıda ilan edilir ve bu sürede itiraz edilebilir (3194 sayılı Kanun m.8/b).
  • İtiraz edilmemişse dava, son ilan tarihini izleyen günden itibaren 60 gün içinde açılır (İYUK m.7).
  • İtiraz edilmişse süre İYUK m.11’e göre hesaplanır; zımni ret süresi işlem tarihine göre otuz veya altmış gün olabilir.
  • Geç gelen cevap dava hakkını canlandırmaz (Danıştay 6. Daire, E. 2023/6167, K. 2024/1336).
  • Dava açmak için kişisel, meşru ve güncel bir menfaat ilişkisi gerekir.
  • Mahkeme planı, bireysel haklara göre değil şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararı ölçütlerine göre denetler.

Sıkça Sorulan Sorular

İmar planına karşı dava açma süresi kaç gündür?

Askı süresinde itiraz edilmemişse dava, planın son ilan (askıdan iniş) tarihini izleyen günden itibaren 60 gün içinde açılmalıdır (2577 sayılı İYUK m.7). Askı süresinde itiraz edilmişse süre, İYUK m.11 kurallarına göre hesaplanır ve daha ileri bir tarihe kayar.

İmar planı ne kadar süreyle askıda kalır?

3194 sayılı İmar Kanunu m.8/b uyarınca planlar, onay tarihinden itibaren belediye başkanlığınca tespit edilen ilan yerlerinde ve idarelerin internet sayfalarında bir ay süreyle eş zamanlı olarak ilan edilir. Bu bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz edilebilir.

Askı süresinde itiraz etmek zorunlu mudur?

Hayır, zorunlu değildir. İtiraz etmeden de doğrudan dava açılabilir; ancak o zaman 60 günlük süre son ilan tarihinden işlemeye başlar. İtiraz edilmesi, İYUK m.11 devreye girdiği için dava açma süresini fiilen ileriye taşır.

İtirazıma cevap gelmezse ne olur?

İtiraz, İYUK m.11 kapsamında bir üst makam başvurusu sayılır. Kanunun bugünkü metnine göre otuz gün içinde cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır ve dava açma süresi yeniden işlemeye başlar; başvuruya kadar geçmiş süre de hesaba katılır.

İdare geç cevap verirse dava hakkım canlanır mı?

Hayır. Danıştay 6. Dairesi, süreler geçtikten sonra verilen cevabın dava açma hakkını ihya etmeyeceğini kabul etmektedir; çünkü İYUK m.11'de, m.10'daki gibi geç cevap üzerine yeni süre tanıyan bir hüküm bulunmamaktadır.

İmar planı iptal davasını kimler açabilir?

Dava açabilmek için menfaat ihlali gerekir. Danıştay, bu menfaat ilişkisinin kişisel, meşru ve güncel olmasını, işlem ile davacı arasında ciddi ve makul bir ilişki bulunmasını aramaktadır. İlişki mülkiyet hakkından doğabileceği gibi komşuluk hukukundan da doğabilir.

Mahkeme imar planını neye göre denetler?

Danıştay içtihadına göre yargısal denetim, taşınmaza yönelik bireysel haklara göre değil; planla getirilen fonksiyonun şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararına uygunluğu yönünden yapılır. Planın bütünlüğü, alanın nitelikleri ve çevrenin korunması da gözetilir.

Nazım imar planı mı yoksa uygulama imar planı mı dava edilmeli?

Somut duruma göre değişir; çoğu zaman ikisi birlikte dava edilir. Danıştay, planların kademeli birlikteliği ilkesi gereği alt ölçekli planın hukuki denetiminin üst ölçekli planın varlığına bağlı olduğunu kabul etmektedir.

İmar planı davasında yürütmenin durdurulması istenebilir mi?

Evet. İYUK m.27 uyarınca, işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartları birlikte gerçekleşirse mahkeme, idarenin savunması alındıktan sonra gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebilir.

İmar planı davasına hangi mahkeme bakar?

Kural olarak idare mahkemeleri görevlidir; 2576 sayılı Kanun m.5, ilk derecede Danıştayda çözümlenecek olanlar dışındaki iptal davalarını idare mahkemelerine bırakmıştır. Yetkili mahkeme, taşınmazın bulunduğu yer idare mahkemesidir.

Süreyi kaçırırsam planı hiç dava edemez miyim?

Plana karşı doğrudan dava süresi geçmişse de, plan uygulandığında (örneğin ruhsat, kamulaştırma veya parselasyon işlemi tesis edildiğinde) İYUK m.7/4 uyarınca düzenleyici işlem, uygulama işlemi ya da her ikisi birden dava edilebilir.

İmar planı yüzünden taşınmazım kısıtlandı, tazminat isteyebilir miyim?

Bu ayrı bir hukuki eksendir. Planla getirilen kısıtlama mülkiyet hakkının özüne dokunuyorsa gündeme gelen kavram hukuki el atmadır ve tazminat/bedel talebi kendi kuralları ile işler; iptal davasından bağımsız olarak değerlendirilmelidir.

Yazar

Av. Halit Süha Bahçeci

Kurucu Avukat

TBB Sicil No: 196866

LinkedIn

İdari işlem ve cezalara karşı iptal ve tam yargı davalarını, başvuru mercileri ve süreleriyle birlikte yürütür.

Yayın Politikası

İlgili çalışma alanı: İdare Hukuku

← Tüm makaleler
AraWhatsApp