Ceza Hukuku

Yağma (Gasp) Suçu ve Cezası — TCK 148-149-150

Yağma (gasp) suçu: unsurları, cezası, nitelikli hâller, değer azlığı, alacak tahsili, teşebbüs, etkin pişmanlık, çocuk, HAGB, şikayet ve zamanaşımı. Yürürlükteki TCK maddeleri ve birebir Yargıtay kararlarıyla.

33 dk okumaYayımlanma:Son güncelleme:Yazan Av. Halit Süha Bahçeci
Gece kapalı dükkânların olduğu dar sokak
İçindekiler 29

Kısa Cevap

Yağma, halk arasındaki adıyla gasp, bir kişiyi cebir (zor) veya tehdit kullanarak malını teslime ya da alınmasına ses çıkarmamaya mecbur bırakmaktır. Basit yağmanın cezası 6 yıldan 10 yıla kadar hapistir. Silah, gece vakti ya da konutta işlenmesi gibi nitelikli hâllerde ceza 10 yıldan 15 yıla yükselir. Davalara ağır ceza mahkemesi bakar.

Bu Durumda mısınız?

Bu yazı özellikle şu durumlardan birindeyseniz sizin için:

  • Hakkınızda yağma (gasp) suçundan soruşturma açıldı ya da ifadeye çağrıldınız.
  • Bir tartışmada karşınızdaki kişinin telefonunu, parasını veya eşyasını aldınız; olay size “hırsızlık” gibi görünüyor ama savcılık “yağma” diyor.
  • Size borcu olan birinden alacağınızı isterken çıkan olay nedeniyle yağmayla suçlanıyorsunuz.
  • Yakınınız silahla, geceleyin ya da birden fazla kişiyle yağma iddiasıyla tutuklandı ve cezanın ne kadar olabileceğini merak ediyorsunuz.
  • Aldığınız şey çok küçük değerde (birkaç lira, bir paket sigara) ve bunun cezaya etkisini öğrenmek istiyorsunuz.
  • Suça karışan kişi 18 yaşından küçük; çocuğa verilecek cezayı merak ediyorsunuz.
  • Mağdur konumundasınız; şikâyetinizin hangi suça gireceğini ve süreci bilmiyorsunuz.

Aşağıdaki bilgiler geneldir. Somut olayınızın (özellikle cebir mi tehdit mi kullanıldığı, malın ne zaman elden çıktığı gibi ayrıntıların) değerlendirilmesi için bir avukata danışmanız gerekir.

Yağma Suçu Nedir?

Yağma, bir kişiyi kendisine ya da yakınına yönelik bir saldırı yapılacağından veya malvarlığının büyük zarara uğratılacağından bahisle tehdit ederek ya da doğrudan cebir kullanarak, bir malı teslime veya alınmasına karşı koymamaya mecbur bırakmaktır. Suç, Türk Ceza Kanunu’nun 148 ilâ 150. maddelerinde düzenlenmiştir.

Günlük dilde bu suça gasp denir. İkisi aynı şeydir: gasp, yağmanın eski kanundan (765 sayılı TCK) kalma adıdır.

Yağmayı diğer mal suçlarından ayıran temel unsur, malın zor ya da korkutma yoluyla alınmasıdır. Mağdur malı serbest iradesiyle değil, cebir veya tehdidin etkisiyle verir ya da alınmasına karşı koyamaz.

Yağmanın Unsurları

Bir olayın yağma sayılabilmesi için şu öğelerin birlikte bulunması gerekir:

  • Cebir veya tehdit. Cebir, bedene yönelen fiziksel zordur (itme, vurma, bağlama). Tehdit ise bir kötülüğün yapılacağının bildirilmesidir. Kanun, mağdurun herhangi bir vasıtayla kendini bilemeyecek ve savunamayacak hâle getirilmesini de cebir sayar (TCK m.148/3).
  • Bir malın alınması veya teslimi. Suçun konusu, başkasının zilyetliğindeki taşınabilir bir maldır. Mağdur ya malı teslim eder ya da alınmasına karşı koyamaz.
  • Cebir/tehdit ile alma arasında nedensellik bağı. Zor veya korkutma, malı almak amacıyla kullanılmalıdır. Başka bir amaçla kullanılan cebirden sonra malın alınması, otomatik olarak yağma yapmaz.
  • Kast ve faydalanma amacı. Yağma yalnızca kasten işlenebilir; taksirle (dikkatsizlikle) yağma olmaz. Ayrıca failin faydalanma (yararlanma) amacıyla hareket etmesi gerekir (aşağıda ayrıntılı).

Bu öğelerden biri eksikse suç yağma olmaktan çıkar; olayın gidişine göre hırsızlık, tehdit, kasten yaralama ya da mala zarar verme gündeme gelebilir.

Cebir/Tehdit Ne Kadar “Elverişli” Olmalı?

Her tehdit ya da zor yağma yapmaz; kullanılan cebir/tehdidin mağduru malı vermeye yöneltmeye elverişli olması gerekir. Ölçü, mağdurun kişisel korkaklığı değil, orta seviyedeki bir insanın o durumdan etkilenip etkilenmeyeceğidir. Mağdur sırf aşırı ürkek olduğu için malı verdiyse suç yağma değil hırsızlık olur. Yargıtay bunu şöyle ifade eder:

“…bu hareketin orta seviyedeki herkes tarafından tehdit olarak algılanması gerekir yoksa mağdurun korkaklığından dolayı öyle algılaması yetmez. … Mağdurun aşırı korkaklığı ya da evhamları nedeniyle korkuya kapılıp eşyayı tesliminde yağma oluşmaz, hırsızlık oluşacaktır.”

(Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2022/14682, K. 2024/8068, T. 24.06.2024 — bozma)

İlaç, uyuşturucu, alkol: “cebir sayılan” hâl (TCK m.148/3)

Fiziksel bir darbe olmasa da yağma oluşabilir. Kanun, mağdurun herhangi bir vasıta ile kendini bilmeyecek ve savunamayacak hâle getirilmesini yağmada cebir sayar (TCK m.148/3).

İçkiye ya da yemeğe ilaç katıp mağduru savunmasız bırakarak parasını almak yağmadır. Katılanların yediği sütlaca uyku ilacı katan sanık yönünden Daire, eylemi nitelikli yağma sayan nitelendirmede isabetsizlik görmemiştir:

“Anılan açıklamalar ışığında somut olayımıza gelince; sanığın katılanların yedikleri sütlaca ilaç katarak onları kendilerini savunamayacak hale getirmek suretiyle paralarını aldığının … sabit olduğu anlaşılmakla eyleminin nitelikli yağma suçuna oluşturduğunu kabul eden ilk derece mahkemesinin suç vasfının tayininde bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.”

(Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2023/17099, K. 2023/13073, T. 04.10.2023 — onama)

Ama sınırı vardır: mağduru o hâle FAİL koymalıdır. Mağdur uyuşturucuyu ve alkolü kendi iradesiyle, kendi temin ederek almış ve bunun etkisiyle uyumuşsa, failin bu uykudan yararlanıp malı alması cebir sayılmaz:

“mağdurun parasının alınmasına yönelik herhangi bir darp veya cebir bulunmadığı, mağdurun tamamen kendi rızası ile aldığı uyuşturucu ve alkolün etkisiyle uyuduğu, bu uyumanın 5237 sayılı Kanun’un 148/3. fıkrasında sayılan hal kapsamında kalmayacağı … mağdurun tamamen kendi iradesi ile ve kendi temin ettiği uyuşturucu ve alkolü alması nedeniyle uyuduğu sanıkların bu uyumadan istifade ederek paraları aldığı bunun cebir sayılamayacağı”

(Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2023/741, K. 2024/11949, T. 07.11.2024 — bozma)

Belirleyici olan kimin temin ettiği değil, failin mağduru o hâle koyup koymadığıdır. Daire, sanıkların mağduru etkisiz kılmaya yönelik bir vasıta kullandığına dair delil bulunmadığını saptamış ve eylemin yağma değil hırsızlık olduğunu belirterek hükmü bozmuştur (alınan malın yerine ve şekline göre TCK m.141 ya da m.142).

Faydalanma (Yararlanma) Kastı: Sahiplenmek Şart mı?

Yağma için malı temelli sahiplenmek şart değildir; geçici olarak kullanma amacı da yeterlidir. Ama failin bir faydalanma (yararlanma) kastı taşıması gerekir. Fail malı faydalanmak için değil de örneğin salt zarar vermek ya da mağduru engellemek için almışsa, eylem yağma sayılmaz.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu bunu açıkça belirtir: yararlanma kastı “mutlaka malın sahiplenilmesine yönelik olmayıp, geçici olarak kullanma kastı ile hareket edilmiş olması durumunda dahi eylem yağma suçunu oluşturmaktadır.” Aynı kararda, polisi aramasını engellemek için mağdurun telefonunu zorla alan sanığın eyleminin (faydalanma kastı bulunmadığından) yağma oluşturmadığı kabul edilmiştir (kararlara bakınız).

Dayandığı Kanun Maddeleri

Aşağıdaki metinler, Türk Ceza Kanunu’nun yürürlükteki (Resmî Gazete) lafzından birebir alınmıştır.

TCK m.148 — Yağma

“(1) Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişi, altı yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”

“(2) Cebir veya tehdit kullanılarak mağdurun, kendisini veya başkasını borç altına sokabilecek bir senedi veya var olan bir senedin hükümsüz kaldığını açıklayan bir vesikayı vermeye, böyle bir senedin alınmasına karşı koymamaya, ilerde böyle bir senet haline getirilebilecek bir kağıdı imzalamaya veya var olan bir senedi imha etmeye veya imhasına karşı koymamaya mecbur edilmesi halinde de aynı ceza verilir.”

“(3) Mağdurun, herhangi bir vasıta ile kendisini bilmeyecek ve savunamayacak hale getirilmesi de, yağma suçunda cebir sayılır.”

TCK m.150 — Daha az cezayı gerektiren hâl

“(1) Kişinin bir hukuki ilişkiye dayanan alacağını tahsil amacıyla tehdit veya cebir kullanması halinde, ancak tehdit veya kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.”

“(2) Yağma suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek ceza üçte birden yarıya kadar indirilebilir.”

Nitelikli hâlleri düzenleyen TCK m.149 metnine “Nitelikli Yağma” bölümünde yer verilmiştir.

Yağma Suçunun Cezası Ne Kadardır?

Basit yağmanın cezası 6 yıldan 10 yıla kadar hapistir (TCK m.148/1). Silah, gece, konut gibi nitelikli hâllerde ceza 10-15 yıla çıkar. Değer azlığı, teşebbüs ve etkin pişmanlık cezayı indirir; alacak tahsili ise yağmayı daha hafif hükümlere çevirir. Yürürlükteki maddelerden çıkan tablo:

DurumDayanakSonuç
Basit yağmaTCK m.148/16 – 10 yıl hapis
Senedin yağmasıTCK m.148/26 – 10 yıl hapis (aynı ceza)
Nitelikli yağma (silah, gece, konut, birden fazla kişi vb.)TCK m.149/110 – 15 yıl hapis
Malın değeri azTCK m.150/2Ceza 1/3’ten 1/2’ye kadar indirilebilir
Alacak tahsili amacıylaTCK m.150/1Yağmadan değil, tehdit veya kasten yaralamadan ceza
Teşebbüs (suç tamamlanamamış)TCK m.35Cezanın 1/4’ten 3/4’üne kadarı indirilir
Etkin pişmanlık (zararın giderilmesi)TCK m.168/3Ceza 1/2’ye ya da 1/3’e kadar indirilir
15-18 yaş (çocuk)TCK m.31/3Cezanın 1/3’ü indirilir
Haksız tahrik (koşulları varsa)TCK m.29Ceza 1/4-3/4 indirilebilir (yağmada uygulanması tartışmalı)

Bu aralıklar temel cezadır; sonuç ceza teşebbüs, etkin pişmanlık, yaş küçüklüğü, haksız tahrik ve takdiri indirim gibi hâllerle değişir. Bu yüzden “yağmanın cezası kaç yıl?” sorusunun tek bir yanıtı yoktur; hangi maddenin, hangi fıkranın uygulandığı belirleyicidir.

Nitelikli Yağma (Ağırlaştırıcı Hâller)

Yağma, TCK m.149’da sayılan hâllerden biriyle işlenirse ceza 10 yıldan 15 yıla yükselir: silahla, kendini tanınmayacak hâle koyarak (maske), birden fazla kişiyle, yol kesmek suretiyle ya da konut/işyeri/eklentilerinde, savunamayacak durumdaki kişiye karşı, suç örgütünün gücünden yararlanarak veya gece vaktinde.

“(1) Yağma suçunun; a) Silahla, b) Kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle, c) Birden fazla kişi tarafından birlikte, d) Yol kesmek suretiyle ya da konutta, işyerinde veya bunların eklentilerinde, e) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı, f) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak, g) Suç örgütüne yarar sağlamak maksadıyla, h) Gece vaktinde, İşlenmesi halinde, fail hakkında on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.”

(TCK m.149)

Bu hâllerin birden fazlası bir aradaysa ceza katlanmaz; ama mahkeme temel cezayı alt sınırdan uzaklaştırarak ağırlaştırır. “Silah” kavramı geniştir (bıçak, jilet, hatta şişe); “gece” ise güneşin batmasından bir saat sonra başlar. Bu ayrıntılar ve nitelikli hâllere ilişkin Yargıtay kararları için: Nitelikli Yağma Suçu ve Cezası.

Yağma mı, Hırsızlık mı? Gasp Ne Demek?

Yağma ile hırsızlık arasındaki temel ayırıcı unsur cebir veya tehdittir. Yargıtay’ın yerleşik tanımıyla yağma, “cebri hırsızlık”tır; yani zor ya da korkutma kullanılarak işlenen hırsızlıktır. Bu ayrım cezayı büyük ölçüde değiştirir.

Belirleyici olan, cebir/tehdidin malı almak için mi yoksa başka bir amaçla mı kullanıldığıdır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, öldürmeye teşebbüs sırasında mağdurun silahını alıp götürmeyi yağma değil hırsızlık saymıştır; çünkü cebir malı almak için değil, saldırıyı savmak için kullanılmıştı (kararlara bakınız).

Kapkaç, yankesicilik, “önce kavga sonra alma” gibi sınır olayları ve iki suç arasındaki ceza/mahkeme/uzlaştırma farkları için ayrıntılı yazı: Yağma ile Hırsızlık Arasındaki Fark.

Yağma mı, Dolandırıcılık mı?

Yağma ile dolandırıcılığı ayıran şey, cebir/tehdit ile hile arasındaki farktır. Dolandırıcılıkta fail mağduru hile ile aldatır; mağdur, sakatlanmış (özgür olmayan) bir iradeyle malı kendi eliyle teslim eder. Yağmada ise teslime ya da almaya cebir veya tehdit ile zorlanır. Yani ortada hile varsa dolandırıcılık, zor ya da korkutma varsa yağma söz konusudur. Yargıtay Ceza Genel Kurulu bu ayrımı şöyle koyar:

“Dolandırıcılık suçunda hileli davranışlar kullanılarak sakatlanmış ve özgür olmayan bir iradeye dayanarak bir mal teslimi sağlanmışken, yağma suçunda fail malı almak veya zilyedinin malın alınmasına rıza göstermesini sağlamak bakımından cebir veya tehdit kullanmaktadır.”

(Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2013/661, K. 2014/535, T. 02.12.2014 — bozma)

Sınır olayları da çıkar: failin mağduru kandırıp telefonunu “geçici” alması ve sonra geri vermemesi gibi durumlarda, ortada cebir/tehdit yoksa eylem yağma değil; koşullarına göre hırsızlık ya da dolandırıcılık olarak değerlendirilir. Belirleyici olan yine hangi aracın kullanıldığıdır: zor mu, hile mi? Bu ayrımın (sahte polis, suçun hileden yağmaya dönüşmesi, ceza ve mahkeme farkı) ayrıntısı için Yağma ile Dolandırıcılık Farkı yazımıza bakabilirsiniz.

Hırsızlık Ne Zaman Yağmaya Dönüşür?

Hırsızlık, mal henüz alınmadan (mağdurun tasarruf olanağı sona ermeden) cebir/tehdit kullanılırsa yağmaya dönüşür. Ama mal alındıktan sonra, kaçmak ya da malı geri vermemek için kullanılan cebir/tehdit yağma yapmaz; hırsızlık ile ayrıca tehdit/yaralama olarak iki ayrı suç oluşur. Ceza Genel Kurulu, TCK m.148’in madde gerekçesini aktararak bu sınırı şöyle çizer:

“Mal, zilyedin tasarruf olanağı ortadan kalktığı anda alınmış olacağından, bu ana kadar yapılan cebir veya tehdit, hırsızlığı yağmaya dönüştürür. Örneğin evin içindeki eşyayı alıp kapıdan çıkarken mal sahibi ile karşılaşan hırsız, ona karşı cebir veya tehdit kullanacak olursa, yağma suçu oluşur.

Mal alındıktan yani hırsızlık suçu tamamlandıktan sonra, bunu geri almak isteyen kişiye karşı cebir veya tehdide başvurulması hâlinde, artık yağma suçundan söz edilemez.”

(TCK m.148 madde gerekçesi; Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2012/1301, K. 2013/114, T. 02.04.2013 — bozma kararında aktarılmıştır)

Pratik önemi büyüktür: aynı olayda zamanlama, suçun yağma mı yoksa hırsızlık ve tehdidin/yaralamanın birlikte mi oluşacağını belirleyebilir.

Senedin Yağması (TCK 148/2)

Yalnızca para ya da eşya değil, senet de yağmanın konusu olabilir. Cebir veya tehditle bir kişiyi borç senedi imzalamaya, var olan bir senedi vermeye ya da imha etmeye mecbur bırakmak, TCK m.148/2 uyarınca temel yağmayla aynı cezayı (6-10 yıl) gerektirir. Yargıtay, senedin bu kapsama girmesi için “borç doğurucu” ya da iktisadi değere elverişli olması gerektiğini belirtir:

“TCK’nın 148. maddesinin 2. fıkrasında ise, cebir veya tehdit kullanılarak mağdurun kendisini veya başkasını borç altına sokabilecek bir senedi veya varolan bir senedi hükümsüz kılındığını açıklayan bir vesika vermeye, senet haline getirilecek bir kağıdı imzalamaya veya varolan senedi imha etmeye veya imhasına karşı koymamaya mecbur edilmesi halini saymıştır.”

(Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2013/29676, K. 2016/1547, T. 03.03.2016 — bozma)

Önemli sınır — şantajdan farkı: Fail senedi “bir sırrı açıklama” tehdidiyle imzalatıyorsa (örneğin özel fotoğrafları yayma tehdidi), eylem yağma değil şantaj olabilir (TCK m.107). Nitekim yukarıda anılan kararda Daire, bono imzalatma eylemini senet yağması değil şantaj saymış ve yağmadan kurulan hükmü bu nedenle bozmuştur; ayırt edici ölçütü de “şantajı yağmadan ayıran açıklama tehdididir” diye koymuştur. Yani yukarıdaki alıntı m.148/2’nin kuralını verir; o dosyanın sonucu senet yağması değildir.

Belirli Bir Miktara Özgülenmiş Yağma: Tek Suç mu?

Fail baştan itibaren belirli bir miktara (örneğin belli bir paraya) yönelmiş ve bu miktarı makul süre içinde parça parça almışsa, birden çok fiil olsa bile bu tek bir yağma sayılır. Yağmada zincirleme suç hükümleri uygulanmaz; ama “özgüleme” denilen bu durumda eylem sayısınca değil, tek suçtan hüküm kurulur. Yargıtay bu kuralı şu örnekle açıklar (o dosyada özgüleme bulunmadığına, eylem sayısınca yağma oluştuğuna karar vermiştir):

“Mesela fail, mağdurdan cebir veya tehditle korkutarak 100.000,00 TL istedi. Mağdur bunun bir kısmını verebildi, fail makul süre içinde kalan kısmını almak için yeniden cebir veya tehdit uygularsa ilk baştaki özgüleme nedeniyle tek tamamlanmış yağma oluşacaktır.”

(Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2025/5582, K. 2025/9674, T. 17.11.2025 — bozma)

Buna karşılık fail her seferinde yeni bir suç işleme kastıyla farklı miktarları alıyorsa, artık özgüleme yoktur ve her eylem ayrı yağma suçu oluşturur.

Malın Değerinin Azlığı: Ceza İndirimi (TCK m.150/2)

Alınan malın değeri azsa, mahkeme cezayı üçte birden yarıya kadar indirebilir (TCK m.150/2). Kanun “indirir” değil “indirilebilir” der; yani indirim otomatik değil, hâkimin takdirindedir ve gerekçelendirilmelidir.

Kanun rakamsal bir sınır koymamıştır. Yargıtay’a göre önemli olan, failin kastına dahil ettiği değerdir; fiilen alınan değil. Yani fail daha çoğunu alabilecekken bilerek azını almışsa bu indirim lehine yorumlanabilir. Ama “değeri düşük” olan her şey otomatik indirim getirmez; örneğin bir olayda cep telefonu alınması değer azlığı sayılmamıştır (kararlara bakınız). Değer azlığının hangi hâllerde uygulanmadığı, hırsızlıktaki (m.145) farkı ve güncel kararlar için Yağmada Daha Az Ceza (TCK 150) yazımıza bakabilirsiniz.

Alacağını Almak İçin Zor Kullanmak (TCK m.150/1)

Size borçlu olan bir kişiyi, alacağınızı tahsil amacıyla tehdit eder ya da zorlarsanız, eylem teknik olarak yağma sayılsa da faile yağmadan değil yalnızca tehdit veya kasten yaralama hükümlerinden ceza verilir (TCK m.150/1). Ceza çok daha hafiftir; çünkü kanun failin saikini (var olan bir hakkı almak istemesini) dikkate alır.

İki kritik şart vardır: (1) Alacak “hukuki” olmalıdır — hukuk düzenince meşru bir ilişkiden doğmalıdır. Örneğin tefecilik (yasa dışı faizcilik) gibi suçtan kaynaklanan bir “alacak” için zor kullanılırsa bu m.150/1’e girmez; olay tam anlamıyla yağma olur. (2) Talep, alacakla orantılı olmalıdır; borcu çok aşan bir dayatma hukuki ilişki sayılmaz. 150/1’in dört objektif ölçütü ve alacaklının yanındaki kişilere (akraba/çalışan/yakın arkadaş) uygulanması için Yağmada Daha Az Ceza (TCK 150) yazımıza bakabilirsiniz.

Yağmaya İştirak: Asli Fail mi, Yardım Eden mi?

Yağma birden fazla kişiyle işlendiğinde herkesin sorumluluğu aynı değildir. Fiili birlikte gerçekleştiren (malı alan, silah doğrultan) ya da olayı planlayıp araç kiralayan, gözcülük eden kişi asli fail sayılır ve tam ceza alır (TCK m.37). Buna karşılık yalnızca yardım eden (yol gösteren, araç sağlayan) failin cezası indirilir (TCK m.39). Bu ayrım aynı olayda kişiler arasında ciddi ceza farkı yaratır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, kargo görevlisi kılığında silahla eve giren, gözcülük eden ve aracı kiralayıp planı kuran sanıkların hepsini asli fail saymıştır:

“sanıkların olayın başlangıç ve gelişimine göre birlikte suç işleme kararlarının olduğu, sanık …‘ın yağma suçunun icrasında üstlendiği rol ile suçun işlenmesine sağladığı katkının öneminin TCK’nun 39. maddesinde düzenlenen yardım etme sınırlarını aştığını ve iş bölümü içerisinde gerçekleşen davranışlarının diğer sanığın fiilini tamamlaması nedeniyle suçun işlenişi üzerinde diğer sanıkla birlikte hâkimiyet kurduğu anlaşılmakla, yağma suçuna 5237 sayılı TCK’nun 37. maddesi kapsamında müşterek fail olarak katıldığının kabulü gerekmektedir.”

(Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2015/681, K. 2016/179, T. 05.04.2016)

Yağmaya Teşebbüs ve Etkin Pişmanlık

Teşebbüs (TCK m.35). Fail yağmaya elverişli hareketlerle başlamış ama elinde olmayan nedenlerle (örneğin mal alınamadan yakalanarak) tamamlayamamışsa yağmaya teşebbüsten sorumlu olur; verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir.

Etkin pişmanlık (TCK m.168). Fail pişmanlık gösterip mağdurun zararını iade veya tazmin yoluyla giderirse ceza indirilir. Yağma için oranlar özeldir: zarar kovuşturma başlamadan giderilirse ceza yarısına kadar, kovuşturma başladıktan sonra ama hüküm verilmeden giderilirse üçte birine kadar indirilir (TCK m.168/3). Kısmi iadede ayrıca mağdurun rızası aranır (TCK m.168/4). Uygulamada bu, cezayı doğrudan düşüren en etkili yollardan biridir. Oranların hangi aşamada uygulandığı, “malı kim iade etmeli”, kısmi iade ve güncel Yargıtay kararları için ayrıntılı Yağma Suçunda Etkin Pişmanlık yazımıza bakabilirsiniz.

Yağmada Haksız Tahrik İndirimi Olur mu?

Kısa cevap: Olabilir, ama garantisi yoktur ve konu bugün Yargıtay’da açık bir çatışma hâlindedir. Ceza Genel Kurulu, haksız tahrikin genel bir hüküm olduğunu ve suçun türüne değil somut olaya bakılması gerektiğini kabul etmiştir. Buna karşılık 6. Ceza Dairesi 2026 tarihli kararında yağmada tahrikin hiç uygulanamayacağını söylemiştir. Uyuşmazlık, bir direnme üzerine yeniden Ceza Genel Kurulu’nun önündedir.

Haksız tahrik (TCK m.29), mağdurdan gelen haksız bir fiilin yarattığı hiddet ya da şiddetli elemin etkisi altında suç işlenmesi hâlinde cezayı dörtte birinden dörtte üçüne kadar indiren genel bir hükümdür. Sorun, bu indirimin yağma gibi malvarlığına karşı bir suçta uygulanıp uygulanamayacağıdır.

Ceza Genel Kurulu’nun ölçütü: suçun türüne değil, somut olaya bakılır. Yargıtay’ın en yüksek ceza kurulu, tahrikin genel hükümler arasında düzenlendiğini ve uygulanıp uygulanmayacağının işlenen suçun hukuki konusuna göre değil, olayın kendi özelliklerine göre belirleneceğini kabul etmiştir:

“Haksız tahrik hükümleri, Türk Ceza Kanunu’nun genel hükümleri arasında düzenlenmiştir. Bu nedenle koşulları oluştuğu taktirde işlenen suçun hukuki konusundan ziyade somut olayın özelliğine bakılarak haksız tahrik hükmünün uygulanıp uygulanamayacağına karar vermek gerekmektedir.”

(Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2016/6-226, K. 2019/650, T. 07.11.2019 — bozma)

Bir daire çoğunluğu da bu ölçütü izleyerek, koşulları varsa indirimin malvarlığı suçlarında da uygulanabileceğini kabul etmiştir:

“Haksız tahrik hükümleri, Türk Ceza Kanunu’nun genel hükümleri arasında düzenlenmiş olup, Kanun metninde her hangi bir istisnai düzenlemeye yer verilmemiştir. Bu nedenle koşulları oluştuğu takdirde işlenen suçun hukuki konusundan ziyade somut olayın özelliğine bakılarak haksız tahrik hükmünün uygulanıp uygulanamayacağına karar vermek gerekmektedir. Koşulları bulunduğu takdirde haksız tahrik hükümlerinin mal varlığı aleyhine işlenen suçlarda da uygulanacağı kuşkusuzdur.”

(Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2021/8385, K. 2022/2237, T. 23.02.2022 — bozma)

Buna karşılık aynı kararın karşı oyunda, yağmanın niteliği gereği tahrikle bağdaşmadığı savunulmuştur:

“…dairemizin istikrar kazanan uygulamalarına göre yağma suçunun niteliği itibariyle tahrik hükümleri ile bağdaşmadığı nazara alındığında yağma suçunun tahrik altında işlenemeyeceği, … sanıklar lehine haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiğine dair sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz.”

(Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2021/8385, K. 2022/2237, T. 23.02.2022 — karşı oy)

Dairenin bugünkü çizgisi aleyhtedir. Karşı oydaki bu görüş sonradan Dairenin ağırlığını kazanmıştır. 6. Ceza Dairesi 2026 tarihli bir kararında, oy birliğiyle ve bu kez hiçbir çekince koymadan, yağmada tahrik hükümlerinin uygulanamayacağını söylemiştir (aleyhe temyiz olmadığı için bozma nedeni yapılmamış, eleştiri ile yetinilmiştir):

“Yağma suçu ile ilgili haksız tahrik hükümlerinin uygulanamayacağı gözetilmeden, sanık … hakkında 5237 sayılı Kanun’un 29/1. maddesinin uygulanması suretiyle eksik ceza tayin edilmesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.”

(Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2024/1192, K. 2026/1313, T. 11.02.2026 — onama)

Uyuşmazlık şu an Ceza Genel Kurulu’nun önündedir. Yukarıdaki 2022 tarihli bozmadan sonra yerel mahkeme kararında direnmiş, dosya bunun üzerine Dairece Ceza Genel Kurulu’na gönderilmiştir. Yani “yağmada tahrik olur mu” sorusunun bağlayıcı cevabı henüz yazılmamıştır:

“dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna GÖNDERİLMESİNE”

(Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2024/2629, K. 2024/8326, T. 03.07.2024 — direnme üzerine dosyanın Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi)

Alacağını tahsil için zor kullanma olaylarında özel bir sınır var: aynı olgu iki kez indirim yapmaz. Fail, mağdurdan olan hukuki alacağını tahsil için cebir kullanmışsa zaten TCK m.150/1’in daha hafif rejiminden yararlanır. Ceza Genel Kurulu, aynı alacak ilişkisinin bir kez daha haksız tahrik olarak indirim doğuramayacağını kabul etmiştir. Tahrik indirimi için mağdurdan gelen ayrı bir haksız fiil gerekir:

“…mağdurdan kaynaklanan haksız fiillerin bulunması hâlinde TCK’nın 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin uygulanabileceği, hukuki alacak nedeniyle sanıkların TCK’nın 150. maddesinin birinci fıkrasındaki düzenleme dolayısıyla nitelikli yağma suçuna teşebbüsten değil kasten yaralama suçundan cezalandırıldıkları, bu nedenle aynı sebepten dolayı anılan suçta sanıklar hakkında ayrıca haksız tahrik hükümlerinin uygulanamayacağı”

(Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2016/6-226, K. 2019/650, T. 07.11.2019 — bozma)

Alacak tahsili hâlinin kendisi için Yağmada Daha Az Ceza: Alacak Tahsili ve Değer Azlığı (TCK 150) yazımıza bakabilirsiniz.

Pratik sonuç: yağmada haksız tahrik indirimi otomatik değildir. Talep edilebilmesi için haksız fiilin mağdurdan gelmiş ve failin bunun yarattığı hiddet veya elemin etkisi altında hareket etmiş olması gerekir. Genel Kurul’un ölçütü talebi destekler; ancak dosyanıza bakan Dairenin güncel eğilimi bu indirime kapalıdır ve konu Genel Kurul’da yeniden görüşülmektedir. Bu nedenle tahrik savunması, olaydan gelen somut delillerle (mesaj, tanık, darp raporu) bir avukat tarafından kurulmalıdır.

Çocuğun (Yaş Küçüklüğü) Yağma Suçu

Suça karışan çocuksa yaşına göre ceza değişir. 12 yaşını doldurmamış çocuğun ceza sorumluluğu yoktur; hakkında yalnızca güvenlik tedbiri uygulanır. 12-15 yaş arasında (algılama yeteneği varsa) cezanın yarısı indirilir ve her fiil için ceza 7 yılı geçemez. 15-18 yaş arasında ise cezanın üçte biri indirilir (TCK m.31). Uygulamada, nitelikli yağmadan 11 yıl belirlenen bir suça sürüklenen çocuğun cezası, 15-18 yaş indirimi (m.31/3) ve etkin pişmanlıkla birlikte kademe kademe düşürülür (kararlara bakınız).

Çocuk davalarına çocuk ağır ceza mahkemesi bakar; sosyal inceleme raporu ve çocuğa özgü usuller devreye girer.

Yağmada HAGB, Erteleme ve Adli Para Cezası Mümkün mü?

Kısa cevap: basit yağmada genellikle hayır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) ve hapis cezasının ertelenmesi, yalnızca 2 yıl ve altındaki cezalara tanınır (CMK m.231; TCK m.51). Yağmanın cezası 6 yıldan başladığı için, temel yağmada bu kurumlar kural olarak uygulanamaz.

Ancak sonuç ceza; teşebbüs, değer azlığı, etkin pişmanlık ve yaş küçüklüğü indirimleriyle birlikte 2 yılın altına inebilir. Böyle durumlarda (özellikle çocuklarda) HAGB veya erteleme gündeme gelebilir. Yağma seçimlik ceza içeren bir suç olmadığından, doğrudan adli para cezasına çevrilmesi de söz konusu değildir. HAGB/erteleme eşiği, hükmolunan (sonuç) cezaya bakılması ve indirimlerle istisna hâlleri için ayrıntılı Yağmada HAGB, Erteleme ve İnfaz yazısına bakabilirsiniz.

Yağma Şikayete Tabi mi? Uzlaştırma Var mı?

Yağma şikâyete tabi bir suç değildir. Savcılık, olayı öğrendiğinde re’sen (kendiliğinden) soruşturur; mağdurun şikâyetçi olmaması ya da şikâyetten vazgeçmesi davayı düşürmez.

Uzlaştırma da yağmada uygulanmaz. Uzlaştırma kapsamına giren suçlar CMK m.253’te tek tek sayılmıştır (hırsızlık, dolandırıcılık, güveni kötüye kullanma gibi); yağma bu listede yer almaz. Dolayısıyla taraflar anlaşsa bile yağma dosyası uzlaştırmayla kapanmaz. Mağdurla anlaşma yalnızca etkin pişmanlık (zararın giderilmesi) yönünden, cezayı indiren bir unsur olarak önem taşır. Şikâyet ve uzlaştırmanın yağmada neden kapsam dışı kaldığı için Yağmada HAGB, Erteleme ve İnfaz yazısına bakabilirsiniz.

Yağma Cezası Ne Kadar Yatar?

“Ne kadar yatılır” sorusunun cezanın süresinden farklı bir yanıtı vardır: mahkemenin verdiği hapis cezasının tamamı cezaevinde geçmez. Koşullu salıverme ve denetimli serbestlik kurumları (5275 sayılı İnfaz Kanunu) devreye girer ve fiilen infaz edilecek süreyi belirler.

Fiili sürenin kesin hesabı; suç tarihine, hükümlünün durumuna (çocuk, tekerrür vb.) ve dönemin infaz mevzuatına göre değişir. Bu kurallar zaman zaman değiştiği için genel bir oran vermek yanıltıcı olur. Somut dosyada ne kadar yatılacağı ancak güncel infaz mevzuatına göre ayrı bir infaz hesabıyla belirlenir; bunun için bir avukata danışmanız gerekir. Koşullu salıvermenin genel oranı (cezanın yarısı), örgüt hâlindeki istisna ve denetimli serbestlik için Yağmada HAGB, Erteleme ve İnfaz yazısına bakabilirsiniz.

Görevli Mahkeme ve Zamanaşımı

Görevli mahkeme: Ağır Ceza. Yağma davalarına ağır ceza mahkemesi bakar. Yağma (TCK m.148), 5235 sayılı Kanun m.12’de ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçlar arasında ismen sayılır.

Dava zamanaşımı: 15 yıl. Yağma, üst sınırı 20 yıldan az hapsi gerektirdiğinden dava zamanaşımı 15 yıldır (TCK m.66/1-d). Süre belirlenirken cezanın üst sınırı ve dosyadaki delillere göre nitelikli hâller esas alınır (TCK m.66/3-4); süre tamamlanmış suçta suçun işlendiği günden, teşebbüste son hareketin yapıldığı günden işler (TCK m.66/6).

Adım Adım Ne Yapmalısınız?

  1. İfade vermeden önce avukatla görüşün. Yağma, ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren ciddi bir suçtur; ilk ifade dosyanın seyrini belirler.
  2. Olayı zamansal olarak netleştirin. Cebir/tehdidin malı almadan önce mi, sonra mı kullanıldığı; malın ne zaman elden çıktığı. Bunlar yağma mı hırsızlık mı ayrımını belirler.
  3. Alacak iddianız varsa belgeleyin. Olay bir borç-alacak ilişkisinden çıktıysa, hukuki ilişkiyi gösteren her şey (sözleşme, mesajlaşma, tanık, dekont) m.150/1 açısından kritik olabilir.
  4. Zararın giderilmesini değerlendirin. Etkin pişmanlık (iade/tazmin) cezayı ciddi biçimde düşürebilir; mağdurun rızası ve zamanlama önemlidir.
  5. Mağdursanız şikâyetinizi somut delillerle (kamera, mesaj, tanık, doktor raporu) destekleyin.

Yanlış Bilinenler ve Sık Yapılan Hatalar

  • “Dövdüysem ve sonra eşyasını aldıysam yağmadır” — her zaman doğru değil. Cebir malı almak için değilse suç hırsızlık + yaralama olabilir.
  • “Malı geri almak için kavga ettim, yağma oldu” — yanlış. Mal alındıktan sonra kullanılan cebir yağma yapmaz.
  • “Alacağımı zorla aldım, suç sayılmaz” — yanlış. Alacak tahsili yağmayı ortadan kaldırmaz; yalnızca daha hafif hükümlere çevirir (m.150/1) ve alacak hukuki olmalıdır.
  • “Değeri düşüktü, ceza olmaz” — yanlış. Değer azlığı suçu ortadan kaldırmaz; sadece indirim ihtimali doğurur.
  • “İade ettim / mağdurla anlaştık, dava düşer” — yanlış. Yağma şikâyete ve uzlaştırmaya tabi değildir; iade cezayı indirir, davayı düşürmez.
  • “Silah çekmedim, sözle korkuttum, yağma olmaz” — yanlış. Tehdit de yağmanın unsurudur.

Yağma Suçu Yargıtay Kararları

Aşağıdaki alıntılar, incelenen kararların metninden birebir alınmıştır. Taraf isimleri gizlenmiştir.

Yağma “cebri hırsızlıktır”; hırsızlıktan temel farkı cebir veya tehdittir.

“…esasında cebir veya tehdit kullanmak suretiyle yapılan hırsızlıktan ibarettir. Yani cebri hırsızlıktır. Şu hale göre yağma; bir kimsenin menkul malını cebir, şiddet, tehdit kullanarak almaktır. Hırsızlık ile yağma cürümleri aynı ortak unsurlara malik olup, ayrıldıkları tek nokta ya da başka bir deyişle hırsızlığa oranla sahip olduğu ilave unsur; malı almak için cebir veya tehdit kullanılmasıdır.”

(Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2009/1-238, K. 2010/16, T. 02.02.2010 — bozma)

Cebir/tehdit “başka bir amaçla” kullanılmışsa yağma oluşmaz.

“Yağma suçunda, tehdit veya cebir malın alınması veya teslimini sağlamaya yönelik olmalı, tehdit veya cebir malvarlığına karşı işlenen bu suçta araç olarak kullanılmalıdır. Başka maksatlarla kullanılmış bulunan cebir veya tehdidin etkisiyle malın alınması yağma suçunu oluşturmaz.”

(Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2009/1-238, K. 2010/16, T. 02.02.2010 — bozma)

Yağmanın manevi unsuru kasttır; taksirle işlenemez.

“Yağma suçunun manevi unsuru kasttır. Bu suçun taksirle işlenmesi olanaksızdır. Failin, tehdit veya cebirle mağdurun egemenliğindeki malı aldığını bilmesi ve istemesi gerekir. Kast hem almayı hem de icbarı kapsamalıdır.”

(Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2009/1-238, K. 2010/16, T. 02.02.2010 — bozma)

Yağmanın konusu yalnızca taşınır maldır; taşınmaz yağmaya konu olmaz. Cebirle tapu devri yaptıran kişi, taşınmazı değil, taşınır sayılan tapu senedini yağmalamış olur:

“…hırsızlık suçunun taşınır mallara karşı işlenebileceğinin açıkça düzenlenmesi karşısında, taşınmazların yağma suçuna konu olamayacağının kabulünün gerektiği, cebir veya tehdit kullanılmak suretiyle başkasına ait taşınmaz bir malın tapuda devredilmesi hâlinde ise yağma suçunun konusunu taşınmaz değil; taşınmazın mülkiyetini geçiren ve taşınır mal niteliğinde olan tapu senedinin oluşturacağı, dolayısıyla söz konusu eylemin TCK’nın 148. maddenin birinci fıkrasındaki suçu değil aynı maddenin ikinci fıkrasında düzenlenen senet yağması suçuna vücut vereceği…”

(Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2017/1018, K. 2021/147, T. 30.03.2021 — bozma)

Faydalanma kastı yoksa yağma oluşmaz. Polisi aramasını engellemek için mağdurun telefonunu zorla alan sanık yönünden:

“Yağma suçundaki yararlanma kastı mutlaka malın sahiplenilmesine yönelik olmayıp, geçici olarak kullanma kastı ile hareket edilmiş olması durumunda dahi eylem yağma suçunu oluşturmaktadır. … mağdurun polisi aramasını engellemek amacıyla suça konu cep telefonunu alan sanığın faydalanma kastı bulunmaması nedeniyle nitelikli yağma suçunun manevi unsuru itibarıyla oluşmadığının kabulü gerekmektedir.”

(Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2024/556, K. 2025/346, T. 17.09.2025 — bozma)

Ama malı kullanmak ya da içindeki bilgiye ulaşmak da “faydalanma”dır. Telefonu yalnızca fotoğrafları silmek için zorla almak yağmadır:

“…yağma suçunun oluşması için suça konu malın sahiplenme kastıyla alınmasının şart olmadığı, yararlanmanın sadece ekonomik menfaati değil aynı zamanda bilgi edinmeyi de kapsadığı, içinde bulunduğumuz çağda cep telefonlarının birer bilgisayar mahiyetinde olup içerilerindeki bilgiye ulaşma, bilginin değiştirilmesi ya da yok edilmesinin de yararlanma kastını ortaya koyduğu, somut olayda söz konusu telefonun fotoğrafları silmek amacıyla geçici olarak kullanılma kastıyla alınması durumunda da faydalanma kastı gerçekleştiğinden yağma suçunun oluşacağı…”

(Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2018/125, K. 2020/341, T. 02.07.2020 — Başsavcılık itirazının reddi)

Yağma, malın alınmasıyla tamamlanır; birden çok değeri korur (bileşik suç).

“Yağma suçu amaç ve araç hareketlerden oluşan bir suçtur. İlk önce almayı gerçekleştirmek için araç hareketler olan cebir veya tehdit kullanılır, sonrasında bu cebir ve tehdidin etkisiyle malın alınması veya tesliminin sağlanması ile suç tamamlanır.”

(Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2018/285, K. 2020/150, T. 05.03.2020 — bozma)

Malı alıp kaçarken kovalanmak ya da malı yere atmak, suçu teşebbüste bırakmaz. Yağmada, hırsızlıktan farklı olarak, failin mal üzerinde rahatça tasarruf edebilecek bir hâkimiyet kurması aranmaz:

“bu aşamadan sonra aldığı cep telefonu ile kaçmaya başlayan sanığın mağdur ve çevrede bulunan vatandaşlarca kesintisiz bir şekilde takip edildiği sırada elindeki telefonu yere atması ile yağma suçunun teşebbüs aşamasında kaldığından söz edilemeyeceği, zira hırsızlık suçundan farklı olarak yağma suçunda, failin mal üzerinde serbestçe kullanım imkânı sağlayacak şekilde fiili hakimiyet kurmasının aranmayacağından yağma suçunun tamamlandığı kabul edilmelidir.”

(Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2017/161, K. 2018/18, T. 23.01.2018 — bozma)

Bu kural mutlak değildir: mağdurun malı üzerindeki tasarruf olanağı henüz fiilen sona ermemişse (örneğin direnci tam kırılmadan mal geri alınmışsa) teşebbüs gündeme gelebilir. Belirleyici olan kovalanma değil, malın mağdurun hâkimiyetinden gerçekten çıkıp çıkmadığıdır.

Kolluğun seri numarasını kaydettiği parayı alır almaz yakalanmak: teşebbüs.

“sanığın aynı gün saat:19.15 de tesise gelerek yakınandan parayı aldıktan sonra yakalandığı ve üzerinde yapılan aramada seri numaları alınan 20 TL’nin çıktığının anlaşılması karşısında; sanığın … 25.03.2006 tarihinde gerçekleştirdiği eyleminin ise nitelikli yağmaya teşebbüs suçunu oluşturduğu gözetilmeden, mahkumiyeti yerine, kanıtların takdirinde yanılgıya düşülerek yerinde ve yeterli olmayan gerekçe ile beraatine karar verilmesi”

(Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2012/2914, K. 2014/18170, T. 27.10.2014 — bozma)

Hırsızlık ne zaman yağmaya dönüşür? Ceza Genel Kurulu, TCK m.148’in madde gerekçesini aktararak ölçütü şöyle koyar:

“Mal, zilyedin tasarruf olanağı ortadan kalktığı anda alınmış olacağından, bu ana kadar yapılan cebir veya tehdit, hırsızlığı yağmaya dönüştürür. … Mal alındıktan yani hırsızlık suçu tamamlandıktan sonra, bunu geri almak isteyen kişiye karşı cebir veya tehdide başvurulması hâlinde, artık yağma suçundan söz edilemez.”

(TCK m.148 madde gerekçesi; Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2012/1301, K. 2013/114, T. 02.04.2013 — bozma kararında aktarılmıştır)

Türk hukukunda “dolaylı yağma” yoktur. Hırsızlık tamamlandıktan sonra malı geri almak isteyen mağduru yaralayan fail, yağmadan değil; hırsızlık ve kasten yaralamadan ayrı ayrı sorumlu olur:

“Dolayısıyla, cep telefonunu sanığın arka cebinde görerek geri almak isteyen mağduru bıçakla basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte yaralayan sanığın bu eylemi, 5237 sayılı TCK’da dolaylı yağma düzenlemesine yer verilmemiş olması nedeniyle, tamamlanmış olan hırsızlık suçunu yağmaya dönüştürmeyip, hırsızlık suçunun yanında ayrıca kasten yaralama suçunu oluşturmaktadır.”

(Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2012/6-549, K. 2012/1831, T. 04.12.2012 — direnme hükmünün onanması, oy çokluğu)

O olayda sanık malı aldıktan sonra kesintisiz takip edilmeksizin yaklaşık 250 metre uzaklaşmış, yani hırsızlık tamamlanmıştı. Cebrin zamanı belirleyicidir: alma tamamlanmadan uygulanan cebir yağma yapar, tamamlandıktan sonrakisi yapmaz.

Çantayı çekerken mağduru yere düşürüp yaralamak: gece vakti yağma. Daire, eylemi alacağın tahsili (m.150/1) sayıp yaralamaya indirgeyen hükmü bozmuş ve suçu yağma olarak nitelemiştir:

“Sanığın, … mağdurenin omzundaki çantaya asılarak çekip aldığı ve çekmenin etkisi ile mağdureyi yere düşürüp aldırılan doktor raporunda belirtildiği üzere basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaraladığı … olayda; sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 149/1-h, 168/3-1. maddesindeki gece vakti yağma suçunu oluşturduğu gözetilmeden suçun vasfında ve delillerin takdirinde yanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması”

(Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2014/13468, K. 2017/6241, T. 21.12.2017 — bozma)

Alma süreci sürerken uygulanan cebir de yağmadır. Mağdurun cebinden çıkardığı telefonu elinden çekip alan, sonra onu yaralayıp cüzdanını ve kolyesini de alan sanık yönünden:

“sanığın mağduru arayıp yanına çağırarak kendisine içki ısmarlamasını istediği, mağdur kabul etmeyince cep telefonunu istediği, mağdur cep telefonunu cebinden çıkartırken elinden çekerek aldığı, mağdur telefonunu geri isteyince vermediği ve mağdura kafa ve yumruk atmak suretiyle yaraladığı, mağdurun cebinden tesbihini ve cüzdanını alıp cüzdanın içine baktığı, boynundaki kolyesini kopartarak aldığı … olayda, sanığın eyleminin yağma suçunu oluşturduğu düşünülmeden suçun vasfında hataya düşülerek yerinde ve yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması”

(Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2014/12372, K. 2018/66, T. 15.01.2018 — bozma)

Bu karar bir önceki “dolaylı yağma yoktur” kuralıyla çelişmez: burada cebir, alma henüz sürerken uygulanmıştır.

Yağma sırasındaki basit yaralama ayrı suç değildir; cebir unsurunun içindedir.

“Katılanda meydana gelen mevcut yaralanmanın TCK’nin 148. maddesinde düzenlenen suçun cebir unsuru içinde kaldığı gözetilerek sadece yağmaya teşebbüs suçundan ceza tayini gerekmektedir. Mevcut durumda, sanık hakkında aynı eylem nedeniyle hem kasten basit yaralama ve tehdit, bozmadan sonraki yargılama neticesinde hem de yağmaya teşebbüs suçlarından ayrı ayrı hükümler kurulmuş olmasında isabet bulunmamaktadır.”

(Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2021/12606, K. 2022/28, T. 10.01.2022 — kanun yararına bozma)

Ağır yaralama varsa yağmanın yanında ayrıca yaralamadan da ceza verilir. Basit yaralama ise yağmanın cebir unsuru içinde erir (TCK m.149/2):

“Yağma suçu ile birlikte ağırlaştırılmış kasten yaralama suçunun işlenmesi halinde, fail hakkında gerçek içtima kuralları uygulanarak her iki suçtan da ayrı ayrı ceza verileceği düzenlenmiştir. Neticesi sebebiyle ağırlaştırılmış yaralama eylemleri 5237 sayılı Yasanın 87. maddesinde belirtilmiştir. Basit kasten yaralamayı yağma suçunun cebir ve şiddet unsuru içerisinde değerlendirmiştir.”

(Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2017/2809, K. 2019/5770, T. 25.11.2019 — bozma)

Malı almaya yönelen silahla tehdit, yağmanın unsurudur; ayrıca tehditten ceza verilmez.

“sanığın sübut bulan eyleminin tüm katılanlara yönelik tek bir yağma suçunu oluşturduğu ve bu suçtan dolayı verilen cezanın da kesinleşerek onandığı hususu gözetilmeden, yağma suçunun unsuru olan silahla tehdit suçundan ayrıca hüküm kurulması,”

(Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2021/8407, K. 2021/17995, T. 23.11.2021 — bozma)

Buradaki sınır önemlidir: tehdidin yağmanın unsuru sayılması için malı almaya yönelik olması gerekir. Mala yönelmeyen bir tehdit bağımsız suç olarak kalır.

Hakaret ise yağmanın unsuru değildir; ayrıca hakaretten de hüküm kurulur.

“katılanların mağdurların aşamalardaki kararlı ve değişmeyen anlatımları ile katılan …‘in boynundan basit tıbbi müdahale ile giderilir nitelikte yaralandığının doktor raporuyla tespit edildiğinin anlaşılması karşısında; sanığın katılanlara yönelik eylemlerinin, aynı malvarlığına yönelik bütün halinde tek bir yağmaya kalkışma suçu ile hakaret suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,”

(Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2016/4710, K. 2019/1739, T. 18.03.2019 — bozma)

Yağma konutta işlenmişse, ayrıca konut dokunulmazlığını ihlalden ceza verilmez. Konuta girme, nitelikli yağmanın unsuru hâline gelir:

“Sanığın maktule yönelik yağma suçunu maktulün konutunda işlediği ve bu haliyle konut dokunulmazlığının ihlali eyleminin müstakil bir suç oluşturmayıp yağma suçunun unsuru olduğu gözetilmeden, yazılı şekilde ayrıca konut dokunulmazlığının ihlali suçundan da mahkumiyetine karar verilmesi,”

(Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2018/68, K. 2018/947, T. 05.03.2018 — bozma)

“Yol kesmek” nitelikli hâli için önceden engel koyup tertibat almak gerekir. Böyle bir hareket yoksa (d) bendi uygulanamaz:

“Sanıkların, suç tarihinde şehir merkezine mağdurun yol üzerinde geçişini engelleyecek şekilde önceden engeller koyarak ve tertibat alarak yolunu kesme biçiminde bir hareketinin bulunmadığı, bu bağlamda yol kesmeden söz edilemeyeceği gözetilmeden, 5237 sayılı TCK’nın 149.maddesinin 1.fıkrasının (d) bendinin uygulanması,”

(Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2015/3341, K. 2018/991, T. 14.02.2018 — bozma)

Faillerden yalnız biri yüzünü kapatmışsa, bu nitelikli hâl hepsine uygulanır.

“Sanıklardan …‘un eylemi gerçekleştirirken başını ve yüzünü kar maskesiyle kapatmak suretiyle kendisini tanınmayacak hale soktuğunun anlaşılması karşısında; sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK’nın 149/1.maddesinin (a), (c) ve (h) bendlerinin yanı sıra (b) bendinin de uygulanmaması ve birden fazla nitelikli halin gerçekleştirilmiş olması nedeniyle, aynı Yasanın 61.maddesi uyarınca temel cezalar belirlenirken bunun değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde uygulama yapılarak eksik cezaya hükmolunması,”

(Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2008/1423, K. 2012/3842, T. 07.03.2012 — bozma)

Yağmada zincirleme suç hükümleri uygulanmaz; özgülenen miktarın dışına taşan her eylem ayrı suçtur.

“yağma suçlarında zincirleme suç hükümlerinin 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü madde hükmü gereği uygulanamayacağı ancak; belli bir rakama veya belli bir hasılata özgülenmeleri halinde özgülendikleri miktarın alınmaya çalışılmasının hukuken tek bir eylem oluşturacağı, özgülenme dışında kalan eylemlerin ise, farklı farklı suçlara vücut vereceği açıktır.”

(Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2024/1763, K. 2024/4453, T. 04.04.2024 — bozma)

Değer azlığında rakamsal sınır yoktur; ölçü, kasta dahil edilen değerdir.

“Buna karşılık maddenin uygulanmasındaki en önemli ölçüt, şüphesiz değer ölçüsüdür. Ölçüye konu edilmesi gereken değer ise, fiilen gasp edilen olmayıp, eylem kastına dahil edilen olmalıdır.”

(Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2018/285, K. 2020/150, T. 05.03.2020 — bozma)

Cep telefonu alınması değer azlığı sayılmadı.

“…somut olayda sanığın mağdurdan cep telefonunu aldığının anlaşılması karşısında, koşulları oluşmadığı halde aynı Yasanın 150/2. maddesiyle cezadan indirim yapılması…”

(Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2017/554, K. 2019/5235, T. 04.11.2019 — düzeltilerek onama)

Alacak tahsili amacıyla zor: yağma, ama daha az ceza.

“…hukukî ilişkiye dayanan bir alacağın tahsili amacıyla cebir veya tehdit kullanılması halinde eylem yağma suçunu oluşturmakla birlikte, bu özel düzenleme nedeniyle fail kasten yaralama ve/veya tehdit suçundan cezalandırılacaktır.”

(Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2023/17925, K. 2024/2952, T. 29.02.2024 — bozma)

Ama alacak “hukuki” olmalı; tefecilik alacağı bu kapsamda değil.

“…bir alacağın, hukuki alacak olarak kabul edilebilmesi ve bunun sonucu olarak hukuki korumadan yararlanabilmesi için, hukuk düzenince meşru kabul edilen bir ilişkiden doğması gerektiği, konusu suç teşkil eden bir ilişkiden kaynaklanan alacakların bu kapsamda değerlendirilmesinin olanaklı olmadığı…”

(Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2020/68, K. 2020/2847, T. 28.12.2020 — bozma)

Alacak indirimi yalnızca alacaklının kendisine uygulanır. Başkasının alacağını tahsil için zor kullanan kişi yağmadan sorumludur:

“5237 sayılı TCK’nın 150/1. maddesinin yalnızca hukuki ilişkinin tarafı olan kişiler hakkında uygulanabileceği, sanık …’nın ise hukuki ilişkinin tarafı olmadığı anlaşıldığından, sanığın eyleminin yağma suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yazılı şekilde uygulama yapılması,”

(Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2013/4998, K. 2015/44061, T. 22.10.2015 — bozma)

Gerçek bir ticari alacağı belgelemek için zorla senet imzalatmak da bu kapsamdadır. Fail senet yağmasından değil, tehditten cezalandırılır:

“…sanıklar … ve …’ın eylemlerinin, yağma suçunun daha az cezayı gerektiren alacağın tahsili amacıyla tehdit suçunu oluşturduğu dikkate alınıp, sanıklar hakkında TCK’nin 150/1. maddesi delaletiyle aynı Kanunun 106/2-c maddesi uygulanmak suretiyle ceza tayini ile mahkumiyet hükmü kurulması yerine, kanıtların takdirinde yanılgıya düşülerek yerinde ve yeterli olmayan gerekçe ile yazılı şekilde beraat kararı verilmesi,”

(Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2018/3797, K. 2019/6189, T. 12.12.2019 — bozma)

Eşler arasında: kadının taktığı ziynet onun kişisel malıdır; kocanın zorla alması yağmadır. Aralarında alacak doğuran bir hukuki ilişki bulunmadığından m.150/1 uygulanmaz:

“…fazla miktarda olmayan ziynet eşyası katılanın mülkünde olup, katılan tarafından takı olarak kullanıldığı, sözü edilen takıların katılanın kişisel malı olduğu, bu nedenle “edinilmiş mallara katılma rejimine” dayalı bir hukuki ilişkiden söz edilemeyeceği, sanığın da aşamalarda zorla aldığı altınların ortak mülkiyetinden söz etmediği, sanık ile katılan arasında başkaca alacak ve borç ilişkisi bulunmadığı anlaşıldığından sanık hakkında TCK’nun 150. maddesinin birinci fıkrasının uygulanma koşullarının oluşmadığı kabul edilmelidir.”

(Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2016/704, K. 2018/122, T. 27.03.2018 — Başsavcılık itirazının reddi)

Ancak altınları kocanın kendisi alıp eşine vermişse sonuç değişebilir. Bu hâlde altınlar edinilmiş mal sayılmış ve aralarında alacak ilişkisi bulunduğu kabul edilmiştir:

“…suça konu altınların evlilik birliği içerisinde edinilmiş mal olarak değerlendirilmesi gerektiği, katılanın sözkonusu altınları sanığın alıp kendisine verdiğini kabul ettiği, sanık ile katılan arasında alacak hakkı doğuran bir hukuksal ilişkinin bulunduğu ve bu haliyle sanık hakkında … 150/1. maddesi delaleti ile aynı Kanun’un 106/1-2 maddesi uyarınca hukuki alacağı tahsil amacı ile tehdit suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması gerekirken sanık hakkında nitelikli yağma suçundan mahkûmiyet kararı verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.”

(Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2023/15007, K. 2025/1391, T. 05.02.2025 — bozma)

Bu iki karar birbirini yalanlamaz; ayrım olgusaldır. Takı kadının kendi kişisel eşyası ise m.150/1 yoktur; koca tarafından alınıp verilen ve edinilmiş mal sayılan altınlarda ise alacak ilişkisi kurulabilmektedir. Sıralamayı da gözden kaçırmamak gerekir: ilki Ceza Genel Kurulu kararıdır ve dairelerin kararlarına göre daha ağır basar. Sonuç, altınların kime ait sayıldığına ve nasıl edinildiğine bağlıdır; somut olayın ayrıntısı belirleyicidir.

Kendi malınız bile olsa, yediemine teslim edilmiş aracı zorla geri almak yağmadır. Kanun bunu açıkça düzenler; malik olmak suçu ortadan kaldırmaz, yalnızca cezayı indirir:

“Muhafaza edilmek üzere başkasına resmen teslim olunan rehinli veya hacizli veya herhangi bir nedenle elkonulmuş olan taşınır malın bu kişinin elinden rızası dışında alınması halinde hırsızlık, cebren alınması halinde yağma, hileyle alınması halinde dolandırıcılık, tahrip edilmesi halinde mala zarar verme suçuna ilişkin hükümler uygulanır. Kişinin bu malın sahibi olması halinde, verilecek cezanın yarısından dörtte üçüne kadarı indirilir.”

(TCK m.290/2)

Yargıtay da yediemine teslim edilen kendi aracını silahla alan sanık yönünden eylemin bu yolla yağma olarak değerlendirilebileceğini belirtmiştir (Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2010/31956, K. 2013/17024, T. 10.09.2013 — bozma).

Senedin yağması: senet de yağmanın konusu olabilir.

“TCK’nın 148. maddesinin 2. fıkrasında ise, cebir veya tehdit kullanılarak mağdurun kendisini veya başkasını borç altına sokabilecek bir senedi … vermeye, senet haline getirilecek bir kağıdı imzalamaya veya varolan senedi imha etmeye veya imhasına karşı koymamaya mecbur edilmesi halini saymıştır.”

(Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2013/29676, K. 2016/1547, T. 03.03.2016 — bozma)

Zorla imzalatılan senedi kendi rızasıyla geri veren fail, etkin pişmanlıktan yararlanır.

“sanıklar birlikte gerçekleştirdikleri yağma eyleminden dolayı duydukları pişmanlık neticesinde, suça konu senedin varlığının şüpheli olduğu bir durumda rızaen teslim etmek suretiyle aynen iadeyi sağlamışlardır. Bu oluş ve kabul karşısında, sanıklar hakkında 5237 sayılı TCY nın 168. maddesinde düzenlenmiş olan etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasında zorunluluk bulunmaktadır.”

(Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2011/6-355, K. 2012/112, T. 20.03.2012 — bozma)

Fakat iade “rızai” olmalıdır. Malın icra yoluyla, üçüncü kişilerce ya da kaçarken üstünüzde ele geçirilerek geri alınması etkin pişmanlık sayılmaz. Aynı kararda Kurul bu sınırı çizmiştir:

“iade ve tazminin cebri icra yoluyla gerçekleştirilmesi, zararın failin rızası hilafına veya ondan habersiz olarak üçüncü kişilerce giderilmesi, failin yakalanmamak için kaçarken atması sonucu eşyanın ele geçirilmesi, kaçarken yakalanan failin üzerinde ele geçmesi gibi hallerde failin gerçek anlamda pişmanlığından söz edilemeyeceğinden, 5237 sayılı TCY nın 168. maddesinin uygulanma koşulları oluşmayacaktır.”

(Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2011/6-355, K. 2012/112, T. 20.03.2012 — bozma)

Yağmaya teşebbüs.

“…silahla birden fazla kişi ile birlikte konutta geceleyin yağmaya teşebbüs eylemi için TCK’nin 37/1, 149/1-a-c-d-h, 35/2, 53/1,2,3. maddeleri gereğince 6 yıl hapis cezası…”

(Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2019/257, K. 2019/2141, T. 09.04.2019 — onama)

Çocukta (15-18 yaş) ceza indirimi. Nitelikli yağmadan 11 yıl belirlenen suça sürüklenen çocuk hakkında yaş küçüklüğü (m.31/3) ve etkin pişmanlık indirimi uygulanmıştır:

“Suç tarihi itibariyle suça sürüklenen çocuğun 15-18 yaş grubuna dahil olduğundan hakkında verilen ceza TCK’nin 31/3. maddesi gereğince 1/3 oranında indirilerek 7 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına…”

(Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2020/1038, K. 2020/2109, T. 22.06.2020 — onama)

Yağmada çoğu zaman tanık yoktur; mağdurun beyanı öne çıkar. Ancak bu beyan tutarlı ve istikrarlı olmalıdır:

“Öte yandan, yağma olaylarında genelde tanık yoktur, bu nedenle mağdurun beyanı ve teşhisi önemlidir. Birebir olayın muhattabı olan mağdurun beyanı tutarlı ve istikrarlı ise önde ve üstün niteliktedir. Şayet bu konuda duraksama varsa ortada yenilmesi gereken bir şüphenin olduğunun düşünülmesi gerekir. Bütün isnat araçları delildir. Soyut olarak da deliller eşdeğerdedir.”

(Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2014/13409, K. 2017/5858, T. 05.12.2017 — bozma)

Soyut iddiadan başka delil yoksa beraat kararı verilmelidir.

“…isnat edilen suça ilişkin soyut iddialardan başka sanığın hükümlülüğüne yeterli, hukuka uygun, her türlü şüpheden uzak, somut, kesin ve inandırıcı bir delil elde edilemediğinden, hakkında nitelikli yağma suçundan … “şüpheden sanık yararlanır” kuralı uyarınca beraatine karar verilmesi gerekirken delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş…”

(Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2023/19389, K. 2025/5395, T. 14.05.2025 — bozma)

Özet

  • Yağma (gasp), cebir veya tehditle bir malın alınması ya da teslime zorlanmasıdır (TCK m.148); Yargıtay’ın deyişiyle “cebri hırsızlık”tır.
  • Basit yağma 6-10 yıl, nitelikli yağma (silah, gece, konut, birden fazla kişi vb.) 10-15 yıl hapisle cezalandırılır.
  • Cebir/tehdit malı almak için kullanılmalıdır; başka amaçla kullanılmışsa suç hırsızlık olabilir. Ayrıca faydalanma kastı aranır.
  • Değer azlığı cezayı 1/3-1/2 indirebilir; alacak tahsili (m.150/1) yağmayı hafif hükümlere çevirir; teşebbüs ve etkin pişmanlık cezayı düşürür.
  • Yağma şikâyete ve uzlaştırmaya tabi değildir; basit yağmada HAGB/erteleme kural olarak uygulanmaz.
  • Davaya ağır ceza mahkemesi bakar; dava zamanaşımı 15 yıldır.

Sıkça Sorulan Sorular

Yağma ile gasp aynı şey mi?

Evet. Gasp, yağmanın günlük dildeki ve eski kanundaki adıdır; yürürlükteki TCK'da suçun adı yağmadır (m.148-150) ve aralarında hukuki fark yoktur.

Basit yağmanın cezası kaç yıl?

Basit yağmanın cezası 6 yıldan 10 yıla kadar hapistir (TCK m.148/1). Teşebbüs, etkin pişmanlık, değer azlığı gibi hâllerde sonuç ceza değişebilir.

Nitelikli yağmanın cezası ne kadar?

Yağmanın silahla, gece vakti, konutta ya da birden fazla kişiyle işlenmesi gibi hâllerde ceza 10 yıldan 15 yıla kadar hapistir (TCK m.149).

Yağma ile hırsızlık arasındaki fark nedir?

Tek fark cebir veya tehdittir. Malı almak için zor ya da korkutma kullanılmışsa yağma, kullanılmamışsa hırsızlık olur.

Yağma ile dolandırıcılık arasındaki fark nedir?

Yağmada fail cebir veya tehdit kullanır; dolandırıcılıkta ise hile ile aldatıp mağdurun sakatlanmış rızasıyla malı teslim alır. Zor varsa yağma, hile varsa dolandırıcılık olur.

Malı geri vermek için kavga çıktı; bu yağma mı?

Hayır. Mal alındıktan (hırsızlık tamamlandıktan) sonra, onu geri vermemek için kullanılan cebir/tehdit yağma yapmaz; hırsızlık ile ayrıca tehdit veya yaralama suçu oluşur.

Alınan malın değeri düşükse ceza düşer mi?

Malın değeri azsa mahkeme cezayı üçte birden yarıya kadar indirebilir (TCK m.150/2), ancak bu indirim otomatik değil hâkimin takdirindedir.

Alacağımı zorla aldım, yağmadan mı yargılanırım?

Hukuki bir alacağı tahsil amacıyla cebir/tehdit kullanılırsa yağmadan değil tehdit veya kasten yaralamadan ceza verilir (TCK m.150/1); ancak alacak hukuk düzenince meşru olmalıdır.

Senet imzalatmak yağma mı?

Cebir veya tehditle borç senedi imzalatmak yağmadır (TCK m.148/2) ve temel yağmayla aynı cezayı gerektirir; bir sırrı açıklama tehdidiyle imzalatma ise şantaj olabilir.

Malı geri verirsem veya mağdurla anlaşırsam dava düşer mi?

Hayır. Yağma şikâyete ve uzlaştırmaya tabi değildir. İade veya tazmin (etkin pişmanlık) cezayı indirir (TCK m.168/3), davayı düşürmez.

18 yaşından küçük birinin yağma cezası ne olur?

12 yaşından küçükte ceza sorumluluğu yoktur; 12-15 yaşta cezanın yarısı, 15-18 yaşta üçte biri indirilir (TCK m.31). Davalara çocuk ağır ceza mahkemesi bakar.

Yağmada HAGB veya erteleme olur mu?

Basit yağmada kural olarak hayır; HAGB ve erteleme yalnızca 2 yıl ve altındaki cezalara tanınır (CMK m.231; TCK m.51). İndirimlerle sonuç ceza 2 yılın altına inerse gündeme gelebilir.

Yağma davasına hangi mahkeme bakar?

Ağır ceza mahkemesi. Yağma (TCK m.148), 5235 sayılı Kanun m.12'de ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçlar arasında sayılmıştır.

Yağma suçunda zamanaşımı ne kadar?

Dava zamanaşımı 15 yıldır (TCK m.66/1-d); süre tamamlanmış suçta suçun işlendiği günden, teşebbüste son hareketin yapıldığı günden başlar.

Yağma cezası ne kadar yatılır?

Verilen hapis cezasının tamamı cezaevinde geçmez; koşullu salıverme ve denetimli serbestlik devreye girer (5275 sayılı İnfaz Kanunu). Kesin süre suç tarihine ve güncel infaz mevzuatına göre ayrı bir hesapla belirlenir.

Yağmaya teşebbüs ne demek?

Yağmaya elverişli hareketlere başlanmış ama suç failin elinde olmayan nedenlerle tamamlanamamışsa yağmaya teşebbüs söz konusudur; cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir (TCK m.35).

Yağmada haksız tahrik indirimi olur mu?

Tartışmalıdır ve konu bugün Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun önündedir. Ceza Genel Kurulu, haksız tahrikin (TCK m.29) genel bir hüküm olduğunu ve uygulanıp uygulanmayacağının suçun türüne göre değil somut olayın özelliğine bakılarak belirleneceğini kabul etmiştir. Buna karşılık 6. Ceza Dairesi 2026 tarihli kararında yağmada tahrikin uygulanamayacağını söylemiştir. İndirim talep edilebilir; ancak haksız fiilin mağdurdan gelmiş olması gerekir ve sonuç garanti değildir.

Yağmaya sadece göz kulak oldum ya da araba kullandım; cezam ne olur?

Rolünüze bağlıdır. Fiili birlikte gerçekleştiren ya da planlayıp gözcülük/araç temini yapan kişi asli fail sayılıp tam ceza alır (TCK m.37); yalnızca yardım eden konumundaysanız ceza indirilir (TCK m.39).

Tehdit etmedim ama karşımdaki korkup malını verdi; yağma mı?

Kullanılan hareketin orta seviyedeki bir insanı da etkileyecek nitelikte olması gerekir; mağdur sırf aşırı ürkek olduğu için verdiyse yağma değil hırsızlık olabilir.

Yazar

Av. Halit Süha Bahçeci

Kurucu Avukat

TBB Sicil No: 196866

LinkedIn

Soruşturma ve kovuşturma aşamalarında şüpheli, sanık ve katılan vekilliğini üstlenir; tutukluluk ve kanun yolu başvurularını takip eder.

Yayın Politikası

İlgili çalışma alanı: Ceza Hukuku

← Tüm makaleler
AraWhatsApp