Usul Hukuku

AİHM'e Başvuru: Şartları ve 4 Aylık Süre

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvuru nasıl yapılır? Süre 1 Şubat 2022'den itibaren 4 aya indi. Şartları, iç hukuk yollarının tüketilmesi ve AİHM kararlarıyla süreç.

7 dk okumaYayımlanma:Yazan Av. Halit Süha Bahçeci
Direklerde dalgalanan on iki yıldızlı Avrupa bayrakları
İçindekiler 12

Kısa Cevap

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) başvuru süresi dört aydır ve süre iç hukuktaki nihai karardan itibaren işler. Bu süre 15 No’lu Protokol ile 1 Şubat 2022’de altı aydan dörde indirilmiştir. Başvurudan önce Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru dâhil iç hukuk yollarının tüketilmesi zorunludur.

Bu Durumda mısınız?

  • Anayasa Mahkemesinden kabul edilemezlik ya da ihlal bulunmadığı kararı aldınız, süreç bitti sanıyorsunuz.
  • Nihai kararınızın üzerinden üç ay geçti ve “nasılsa altı ayım var” diye bekliyorsunuz.
  • Yargılamanız yıllardır sürüyor, doğrudan Strazburg’a gitmeyi düşünüyorsunuz.
  • İç hukukta bir başvuru yolu var ama “zaten reddederler” diyerek atlamayı planlıyorsunuz.
  • Anayasa Mahkemesindeki başvurunuz 9 Mart 2023 itibarıyla derdestti ve kabul edilemezlik kararı elinize ulaştı.

Bu başlıkların her biri aşağıda ayrı ayrı ele alınmıştır. Süreler kesin olduğu için bir avukata danışmakta gecikmeyin.

AİHM’e Kim Başvurabilir?

Başvuru hakkının kapsamı Sözleşmenin 34. maddesinde çizilmiştir. Başvurucunun soyut bir hukuka aykırılık iddiası değil, kendi hakkının ihlalinden zarar gördüğü iddiası bulunmalıdır. Buna mağdur statüsü denir.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m.34 — Kişisel başvurular

“İşbu Sözleşme ve Protokollarında tanınan hakların Yüksek Sözleşmeci Taraflardan biri tarafından ihlalinden zarar gördüğü iddiasında bulunan her gerçek kişi, hükümet dışı her kuruluş veya kişi grupları Mahkeme’ye başvurabilir. Yüksek Sözleşmeci Taraflar bu hakkın etkin bir şekilde kullanılmasına hiçbir suretle engel olmamayı taahhüt ederler.”

Maddenin ikinci cümlesi devlete yönelik bir yükümlülüktür: başvuru hakkının etkin kullanımına engel olunamaz. Bu, başvurucular kadar onları temsil eden avukatlar bakımından da koruma sağlar.

Başvuru Süresi: 4 Ay — 6 Ay Değil

Bu, uygulamada en çok hak kaybına yol açan noktadır. Türkçe kaynakların önemli bir kısmı hâlâ altı aylık süreden söz etmektedir; bu bilgi 1 Şubat 2022’den beri geçerli değildir.

Yargıtay Başkanlığı değişikliği 1 Şubat 2022 tarihli duyurusuyla kamuoyuna bildirmiştir: 15 No’lu Protokol, iç hukuk yollarının tüketilmesi çerçevesinde alınan nihai karardan sonra Mahkemeye başvurmak için öngörülen süre sınırını altı aydan dört aya indirmiş; yeni sınır 1 Şubat 2022’de yürürlüğe girmiştir. Duyuruda ayrıca, bu zaman sınırının yalnızca 1 Şubat 2022’de veya sonrasında verilen iç hukuktaki nihai kararlara ilişkin başvurular için geçerli olacağı belirtilmiştir.

Bu son cümle, çoğu kaynakta atlanan geçiş kuralıdır:

İç hukuktaki nihai karar tarihiUygulanacak süre
1 Şubat 2022 ve sonrası4 ay
1 Şubat 2022’den önce6 ay (eski rejim)

Yani süre, başvurunuzu yaptığınız tarihe değil, iç hukuktaki nihai kararın tarihine göre belirlenir. Bugün yapılan başvuruların ezici çoğunluğunda nihai karar 2022 sonrasına düşeceği için pratikte geçerli süre dört aydır.

Dayandığı Sözleşme Maddeleri

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m.35 — Kabul edilebilirlik koşulları

“Uluslararası Hukukun genel olarak kabul edilen prensiplerine göre, ancak iç hukuk yollarının tüketilmesinden sonra ve kesin karardan itibaren altı aylık süre içinde Mahkeme’ye başvurulabilir.”

Bu metin, yürürlükteki resmî Türkçe çevirinin 15 No’lu Protokol öncesi lafzıdır. Sözleşmenin Türkçe resmî çeviri metni Protokol değişikliğini henüz yansıtmamaktadır; maddedeki “altı aylık süre” ibaresi, yukarıda aktarılan Yargıtay duyurusu uyarınca 1 Şubat 2022’den itibaren dört ay olarak uygulanmaktadır. Maddenin geri kalanı (iç hukuk yollarının tüketilmesi şartı, imzasız başvuruların ve daha önce incelenmiş başvuruların reddi, açıkça dayanaktan yoksunluk) değişmemiştir.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m.41 — Hakkaniyete uygun tatmin

“Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollarının ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlalin sonuçlarını ancak kısmen ortadan kaldırabiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, zarar gören taraf lehine adil bir tazmin verilmesine hükmeder.”

Maddenin lafzı iki koşul içerir: ihlalin tespiti ve ilgili devletin iç hukukunun ihlalin sonuçlarını ancak kısmen giderebiliyor olması. Buna eklenen “gerektiği takdirde” ibaresi, adil tazmini Mahkemenin takdirine bırakır; yani ihlal tespiti tazminatı kendiliğinden getirmez.

İç Hukuk Yollarının Tüketilmesi

Sözleşmenin 35. maddesindeki bu şart, AİHM’in ikincil (subsidiary) rolünden doğar: hak ihlalini gidermek öncelikle ulusal makamların işidir. Türkiye bakımından bu, kural olarak Anayasa Mahkemesine bireysel başvurunun tüketilmesi anlamına gelir.

Uygulamada en sık düşülen hata, bir iç hukuk yolunun sonuç vermeyeceği düşünülerek atlanmasıdır. AİHM bu yaklaşımı kabul etmemektedir. Kamulaştırma ve imar planı uyuşmazlığına ilişkin bir kararda Mahkeme, başvurucunun Anayasa Mahkemesince gösterilen yolları kullanmadığını tespit ederek şu sonuca varmıştır:

“Anayasa Mahkemesi tarafından belirtilen başvuru yollarından birini kullanabileceği ve kullanması gerektiği kanaatindedir”

(AİHM, Salim Bayır/Türkiye, Başvuru no. 44986/16, T. 24.01.2023 — başvurunun kabul edilemez olduğuna, oy birliğiyle)

Aynı kararda Mahkeme, bir başvuru yolunun sonuca ulaşmayacağına dair duyulan şüphenin “böyle bir hukuk yolu imkânının kullanılmamasını haklı göstermek için yeterli olmadığı yönündeki yerleşik içtihadını” hatırlatmış; başvurucunun kendisini bu yükümlülükten muaf tutacak özel koşulları da kanıtlayamadığını belirterek başvuruyu Sözleşmenin 35. maddesinin 1 ve 4. fıkraları uyarınca reddetmiştir.

Uzun Yargılama Şikâyetlerinde Tazminat Komisyonu

Makul sürede yargılanma hakkı ihlali ve mahkeme kararlarının geç veya hiç icra edilmemesi şikâyetlerinde, AİHM’e gitmeden önce tüketilmesi gereken ayrı bir iç hukuk yolu vardır: 6384 sayılı Kanun kapsamında kurulan Tazminat Komisyonu.

6384 sayılı Kanun geçici m.2 — Komisyona müracaat

“(l) Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamında olup, münhasıran 9/3/2023 tarihi itibarıyla Anayasa Mahkemesinde derdest olan bireysel başvurular, başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilen kabul edilemezlik kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde yapılacak müracaat üzerine Komisyon tarafından incelenir.”

AİHM bu yolu tüketilmesi gereken etkili bir başvuru yolu olarak kabul etmiştir:

“başvuranların 6384 sayılı Kanun’un ilgili maddeleri uyarınca Tazminat Komisyonuna başvurmaları gerektiği konusunda Anayasa Mahkemesi ile aynı görüştedir”

(AİHM, Gökçe ve Diğerleri/Türkiye, Başvuru no. 33876/23, T. 21.11.2023 — başvurunun kabul edilemez olduğuna, oy birliğiyle)

Mahkeme bu değerlendirmeyi Turgut ve Diğerleri/Türkiye kararındaki tespitleri ile Anayasa Mahkemesinin Ferat Yüksel ve Veysi Ado kararlarındaki değerlendirmelerine dayandırmış; başvurucuları iç hukuk yollarını tüketme yükümlülüğünden muaf tutabilecek istisnai bir durum bulunmadığını da belirtmiştir. Aynı kararda Komisyona başvuru yolunun etkinliğine ilişkin sorunun, Komisyonun Sözleşme gereklilikleri doğrultusunda karar verme kapasitesine bağlı olarak ileride yeniden incelemeye tabi tutulabileceği ifade edilmiştir. Yani bu, kalıcı değil denetime açık bir kabuldür.

Kabul Edilebilirlik Ölçütleri

Sözleşmenin 35. maddesi uyarınca başvurunun aşılması gereken eşikler:

Ölçütİçerik
İç hukuk yollarının tüketilmesiAnayasa Mahkemesine bireysel başvuru ve varsa Tazminat Komisyonu dâhil
SüreNihai karardan itibaren 4 ay (1 Şubat 2022 öncesi nihai kararlarda 6 ay)
İmzaBaşvuru imzasız olamaz
MükerrerlikDaha önce incelenmiş veya başka bir uluslararası mercie sunulmuş başvuruyla esas itibarıyla aynı olamaz
Konu bakımından yetkiŞikâyet, Sözleşme ve Protokollerinde tanınan bir hakka ilişkin olmalı
Açıkça dayanaktan yoksunlukBaşvuru açıkça temelsiz olmamalı
Başvuru hakkının kötüye kullanılmaması

Mahkeme, bu ölçütleri karşılamayan başvuruyu yargılamanın her aşamasında reddedebilir; kabul edilemezlik kararı esasa hiç girilmeden verilir.

Adım Adım Başvuru

  1. Nihai kararı belirleyin. Süre bu karardan işler. Hangi kararın “nihai” olduğu, hangi yolların tüketilmesi gerektiğiyle birlikte değerlendirilir.
  2. Tüketilmesi gereken yolları tamamlayın. Kural olarak Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru; uzun yargılama şikâyetlerinde ayrıca Tazminat Komisyonu.
  3. Dört aylık süreyi hesaplayın. Nihai karar 1 Şubat 2022 ve sonrasındaysa dört ay. Süreyi son güne bırakmayın.
  4. Resmî başvuru formunu doldurun. Form ve güncel usul gereklilikleri Mahkemenin kendi resmî kaynaklarından teyit edilmelidir; süre kesin olduğu için formu son güne bırakmayın.
  5. Belgeleri ekleyin. Karar örnekleri ve tüketilen yolları gösteren belgeler.
  6. Şikâyeti Sözleşme maddesine bağlayın. Hangi hakkın, hangi olguyla, nasıl ihlal edildiğini açıkça kurun. Sözleşmenin 35. maddesi, Sözleşme ve Protokolleri hükümleri dışında kalan şikâyetleri kabul edilemez saymaktadır.

Sık Yapılan Hatalar

  • Süreyi altı ay sanmak. Nihai kararı 2022 sonrasına düşen bir başvurucu beşinci ayda dosyasını gönderirse başvuru esası incelenmeden reddedilir. İnternette hâlâ altı ay yazan çok sayıda kaynak bulunmaktadır.
  • Geçiş kuralını ters uygulamak. Süre, başvurunun yapıldığı tarihe göre değil nihai kararın tarihine göre belirlenir.
  • “Nasılsa reddederler” diyerek iç hukuk yolunu atlamak. Salim Bayır kararında görüldüğü üzere, şüphe tek başına muafiyet sağlamaz.
  • Uzun yargılama şikâyetinde Tazminat Komisyonunu atlamak. Doğrudan Strazburg’a gidilen bu tür başvurular tüketilmemiş sayılmaktadır.
  • AYM’nin otuz günlük süresi ile AİHM’in dört aylık süresini karıştırmak. İkisi ayrı süreçlerdir ve ayrı işler.
  • AİHM’i bir temyiz mercii sanmak. Mahkeme delilleri yeniden değerlendiren bir üst derece mahkemesi değildir; ikincil rolü gereği olguları tespit görevi ulusal mahkemelerindir.

AİHM Kararlarında Ne Görülüyor

Yukarıda aktarılan iki karar, Türkiye kaynaklı başvurularda kabul edilemezlik kararlarının en sık iki sebebini göstermektedir: iç hukuk yollarının tüketilmemesi ve tüketilmesi gereken yeni yolların (Tazminat Komisyonu gibi) gözden kaçırılması. Her iki kararda da Mahkeme esasa hiç girmemiştir.

Buradan çıkan pratik sonuç şudur: AİHM başvurusunda asıl mücadele çoğu zaman esasa ilişkin değil, kabul edilebilirlik eşiğindedir. Dosyanın hangi yolların tüketildiğini ve süreye nasıl uyulduğunu belgeyle ortaya koyması, ihlal argümanının kendisi kadar belirleyicidir.

Anayasa Mahkemesi aşaması ve orada geçerli otuz günlük süre için Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yazımıza, sürenin başlangıcına ilişkin ayrıntı için AYM bireysel başvuru süresi yazımıza bakabilirsiniz.

Özet

  • AİHM’e başvuru süresi dört aydır; 15 No’lu Protokol ile 1 Şubat 2022’de altı aydan indirilmiştir.
  • Dört aylık süre yalnızca 1 Şubat 2022 ve sonrasında verilen iç hukuktaki nihai kararlar için geçerlidir.
  • Başvurudan önce iç hukuk yolları tüketilmelidir; Türkiye bakımından kural olarak Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru.
  • Uzun yargılama ve icra şikâyetlerinde ayrıca 6384 sayılı Kanun kapsamındaki Tazminat Komisyonuna müracaat gerekir.
  • Bir yolun sonuçsuz kalacağına dair şüphe, o yolu atlamayı haklı göstermez.
  • Sözleşmenin resmî Türkçe çeviri metni m.35’te hâlâ “altı ay” yazmaktadır; uygulanan süre dört aydır.

Sıkça Sorulan Sorular

AİHM'e başvuru süresi kaç aydır?

Dört aydır. Süre, iç hukuktaki nihai kararın verilmesinden itibaren işler. Bu süre 15 No'lu Protokol ile 1 Şubat 2022'de altı aydan dört aya indirilmiştir. Süre kesindir; kaçırılması hâlinde başvuru esası incelenmeden kabul edilemez bulunur.

Dört aylık süre her başvuruya mı uygulanır?

Hayır. Yargıtay Başkanlığının 1 Şubat 2022 tarihli duyurusuna göre dört aylık sınır, yalnızca 1 Şubat 2022'de veya sonrasında verilen iç hukuktaki nihai kararlara ilişkin başvurular için geçerlidir. Nihai karar bu tarihten önceyse eski altı aylık süre uygulanır.

AİHM'e gitmeden önce Anayasa Mahkemesine başvurmak zorunlu mudur?

Kural olarak evet. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru bir iç hukuk yoludur ve tüketilmesi gerekir. Sözleşmenin 35. maddesi, iç hukuk yolları tüketilmeden Mahkemeye başvurulamayacağını düzenler.

İç hukuk yolunun sonuçsuz kalacağını düşünüyorsam atlayabilir miyim?

Hayır. AİHM, açıkça sonuçsuz kalacağı kesin olmayan bir başvuru yolu hakkında duyulan şüphenin o yolu kullanmamayı haklı göstermeye yetmediğini belirtmiştir. Bu gerekçeyle atlanan başvurular kabul edilemez bulunur.

Yargılamam çok uzun sürdü, doğrudan AİHM'e gidebilir miyim?

Hayır. Yargılamaların aşırı uzunluğu ve mahkeme kararlarının geç veya hiç icra edilmemesi şikâyetleri için önce 6384 sayılı Kanun kapsamındaki Tazminat Komisyonuna müracaat edilmesi gerekir. AİHM bu yolu tüketilmesi gereken bir iç hukuk yolu olarak kabul etmektedir.

Tazminat Komisyonuna ne zaman başvurulur?

6384 sayılı Kanunun geçici 2. maddesi uyarınca, 9/3/2023 tarihi itibarıyla Anayasa Mahkemesinde derdest olan bireysel başvurularda, başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilen kabul edilemezlik kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde müracaat edilir.

AİHM'e kimler başvurabilir?

Sözleşmenin 34. maddesi başvuru hakkını, ihlalden zarar gördüğü iddiasında bulunan her gerçek kişiye, hükümet dışı her kuruluşa ve kişi gruplarına tanır. Maddenin lafzındaki hükümet dışı olma ve zarar görme koşulları, başvurucunun mağdur statüsü taşımasını gerektirir.

AİHM tazminata hükmeder mi?

Sözleşmenin 41. maddesi uyarınca, ihlal tespit edilir ve ilgili devletin iç hukuku ihlalin sonuçlarını ancak kısmen ortadan kaldırabiliyorsa Mahkeme adil tazmine hükmedebilir. Adil tazmin her ihlal kararında otomatik olarak verilmez.

Başvuru kabul edilemez bulunursa ne olur?

Mahkeme kabul edilemez bulduğu başvuruyu reddeder ve esasa hiç girmez. Sözleşmenin 35. maddesi uyarınca bu karar yargılamanın her aşamasında verilebilir; yani başvuru ilerlemiş olsa dahi kabul edilebilirlik engeli sonradan da tespit edilebilir.

Anayasa Mahkemesi ile AİHM süreleri aynı mıdır?

Hayır. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda süre otuz gündür; AİHM'de ise dört aydır. İki süre ayrı işler ve karıştırılmaları hak kaybına yol açar.

Yazar

Av. Halit Süha Bahçeci

Kurucu Avukat

TBB Sicil No: 196866

LinkedIn

Görev ve yetki itirazları, süre hesabı, istinaf ve temyiz başvuruları gibi yargılamanın usul sorunlarını takip eder.

Yayın Politikası

← Tüm makaleler
AraWhatsApp