Usul Hukuku

AYM Bireysel Başvuru Süresi: 30 Gün Ne Zaman Başlar?

Bireysel başvuru süresi 30 gündür ama ne zaman başladığı tartışmalıdır. Öğrenme kuralı, UYAP, e-tebligat, adli tatil ve mazereti AYM kararlarıyla öğrenin.

8 dk okumaYayımlanma:Yazan Av. Halit Süha Bahçeci
Tarihi binanın kadranlı saati
İçindekiler 17

Kısa Cevap

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru süresi otuz gündür. Ancak asıl mesele sürenin uzunluğu değil ne zaman başladığıdır: süre tebliğ tarihinden değil, kararın gerekçesiyle birlikte öğrenildiği tarihten işler. Kararı UYAP’tan açıp okumak da öğrenmedir ve süreyi başlatır.

Süre Neden Bu Kadar Kritik?

Süre, bireysel başvurunun ön şartlarından biridir; kaçırılırsa başvurunun esası hiç incelenmez. Kural şudur (6216 sayılı Kanun m.47/5):

“Bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiği tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir. Haklı bir mazereti nedeniyle süresi içinde başvuramayanlar, mazeretin kalktığı tarihten itibaren onbeş gün içinde ve mazeretlerini belgeleyen delillerle birlikte başvurabilirler.”

Anayasa Mahkemesi bu koşulu taraflar ileri sürmese bile kendiliğinden uygular:

“Bireysel başvurunun kabul edilebilirlik koşullarından olan başvuru süresine riayet edilmesi şartı, bireysel başvuru incelemesinin her aşamasında resen nazara alınması gereken bir başvuru koşuludur”

(Anayasa Mahkemesi, B. No: 2020/37515, T. 15.04.2025 — süre aşımı nedeniyle kabul edilemezlik)

Bu nedenle “karşı taraf süre itirazında bulunmadı” savunması işe yaramaz.

Sürenin Başlangıcı: Tebliğ Değil, Öğrenme

Bireysel başvuruyu istinaf ve temyiz sürelerinden ayıran nokta budur. Kanun yollarında süre kural olarak tebliğle işler; bireysel başvuruda ise öğrenme esastır. Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu ilkeyi şöyle koymuştur:

“Otuz günlük süreye ilişkin başlangıç tarihinin tespitinde 6216 sayılı Kanun’un 47. maddesi hükmü gereği öğrenme tarihi esas alınmalıdır.”

(Anayasa Mahkemesi, B. No: 2019/13338, T. 08.03.2023 — Genel Kurul, süre aşımı nedeniyle kabul edilemezlik, oy çokluğuyla)

Aynı kararda tebligatın rolü açıkça sınırlandırılmıştır:

“Bireysel başvuru süresi bakımından tebligat, öğrenme şekillerinden sadece bir tanesi olup, yegâne öğrenme şekli değildir.”

(Anayasa Mahkemesi, B. No: 2019/13338, T. 08.03.2023 — Genel Kurul, süre aşımı nedeniyle kabul edilemezlik, oy çokluğuyla)

Sonuç, tebliğ zorunluluğu olan kararlar için de geçerlidir:

“Yargılama sonucu verilen bir kararın kanunen tebliğ zorunluluğu bulunsa dahi o kararın gerekçesiyle birlikte herhangi bir şekilde öğrenilmesiyle bireysel başvuru süresi başlamaktadır.”

(Anayasa Mahkemesi, B. No: 2019/13338, T. 08.03.2023 — Genel Kurul, süre aşımı nedeniyle kabul edilemezlik, oy çokluğuyla)

Vekile tebligat kuralı burada geçerli değil

Tebligat Kanunu m.11 vekille takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılacağını söyler. Genel Kurul, bu kuralın bireysel başvuru süresini belirlemediğini kabul etmiştir:

“Başka bir ifade ile bireysel başvuruda başvuru süresinin başlangıcı başvurucu ve/veya vekili olması fark etmeksizin hangisi tarafından öğrenilirse öğrenilsin ilk öğrenilme tarihinden itibaren başlamaktadır”

(Anayasa Mahkemesi, B. No: 2019/13338, T. 08.03.2023 — Genel Kurul, süre aşımı nedeniyle kabul edilemezlik, oy çokluğuyla)

Yani müvekkil ile vekilden hangisi önce öğrenirse süre o tarihte işlemeye başlar. Dahası Mahkeme, koşullar gerektiriyorsa fiilî öğrenmeden daha erken bir tarihi de esas alabilir:

“Diğer yandan somut olayın koşullarında başvurucunun nihai karardan daha erken bir tarihte haberdar olması gerektiğinin değerlendirilmesi durumunda Anayasa Mahkemesi, başvuru süresinin başlangıcı için bu tarihi de esas alabilir”

(Anayasa Mahkemesi, B. No: 2019/13338, T. 08.03.2023 — Genel Kurul, süre aşımı nedeniyle kabul edilemezlik, oy çokluğuyla)

UYAP’tan Okumak Süreyi Başlatır

Yukarıdaki Genel Kurul kararının somut olayı, uygulamadaki en büyük riski gösterir. Başvurucu vekille temsil edilmektedir. Nihai karar vekile 6/4/2019 tarihinde tebliğ edilmiştir. Ancak UYAP evrak işlem kütüğü incelendiğinde, kararın başvurucunun kendisi tarafından 27/3/2019 günü saat 18.09’da açılarak okunduğu tespit edilmiştir.

Genel Kurul süreyi 27/3/2019’dan başlatmış, otuz günlük sürenin son günü 26/4/2019 olduğundan 30/4/2019 tarihli başvuruyu süre aşımından reddetmiştir. Vekile yapılan tebliğ hiç dikkate alınmamıştır.

Pratik sonuç: müvekkilin merakla UYAP’a bakması, avukatın haberi olmadan başvuru süresini başlatabilir. Kararın tebliğini bekleyen bir vekil, süre çoktan işlemeye başlamışken hak kaybına uğrayabilir.

Bu kural Mahkeme içinde tartışmalıdır

Dürüst olmak gerekir: bu sonuç oy birliğiyle değil, oy çokluğuyla alınmıştır. Kararın hüküm fıkrasında karşı oy kullanan yedi üyenin adı sayılmıştır. Aralarında Mahkeme Başkanı ve Başkanvekili de vardır. Yani kuralın kendisi Mahkemenin içinde ciddi biçimde tartışılmıştır. Uygulanan çizgi çoğunluğun çizgisidir; ancak bu ağırlıktaki bir muhalefet, ileride içtihadın değişebileceği ihtimalini de akılda tutmayı gerektirir. Bugün için güvenli varsayım, sürenin en erken öğrenme tarihinden işlediğidir.

Gerekçesiz Kısa Kararın Tefhimi Süreyi Başlatmaz

Öğrenme kuralı tek yönlü işlemez; başvurucunun lehine olan sınır da nettir. Süre için kararın gerekçesiyle birlikte öğrenilmesi gerekir:

“nihai kararın tebliğinin öngörüldüğü hâllerde tebliğ tarihinin, tebliğ şartı öngörülmeyen hâllerde ise başvurucunun kararın içeriğini kesin olarak öğrenebildiği tarihin esas alınması gerekir”

(Anayasa Mahkemesi, B. No: 2021/15020, T. 27.11.2024 — açıkça dayanaktan yoksunluk nedeniyle kabul edilemezlik)

Duruşmada yalnızca sonucun açıklandığı, gerekçenin sonradan yazıldığı hâllerde tefhim süreyi başlatmaz:

“hiçbir gerekçenin yer almadığı kısa kararın tefhimi ile bireysel başvuru süresinin başladığını söylemek mümkün görünmemektedir”

(Anayasa Mahkemesi, B. No: 2021/15020, T. 27.11.2024 — açıkça dayanaktan yoksunluk nedeniyle kabul edilemezlik)

Aynı kararda süre, kısa kararın tefhim edildiği 10/2/2021 tarihinden değil, gerekçeli kararın UYAP’a girildiği ve başvurucu tarafından açıldığı 19/2/2021 tarihinden başlatılmış ve başvuru süresinde bulunmuştur. İki kural birlikte okunmalıdır: gerekçe olmadan süre başlamaz, gerekçe öğrenilince derhâl başlar.

Elektronik Tebligat: Açıldığı Gün

UETS üzerinden yapılan tebligatta Anayasa Mahkemesi, önceki içtihadına atıfla şu ölçütü uygular:

“tebligatın elektronik tebliğ yöntemi ile yapıldığı hâllerde elektronik tebligatın açıldığı tarihte başvurucuların bireysel başvuruya ilişkin gerekçeli nihai karardan haberdar olunduğunu kabul etmiş ve bireysel başvuru süresinin bu tarihten başlayacağını belirtmiştir.”

(Anayasa Mahkemesi, B. No: 2020/38830, T. 10.07.2024 — süre aşımı nedeniyle kabul edilemezlik)

Tebligatın kanunen okunmuş sayıldığı beşinci günü beklemek süreyi uzatmaz; belirleyici olan fiilen açıldığı gündür.

Adli Tatil Süreyi Uzatmaz

Adli tatile güvenerek başvurusunu geciktiren bir başvurucunun mazereti şu gerekçeyle reddedilmiştir:

“6216 sayılı Kanun’da ve İçtüzük’te Anayasa Mahkemesinin adli tatile tabi olduğu yönünde bir hüküm bulunmadığından Anayasa Mahkemesi adli tatil süresi içinde de yargısal faaliyetlerine devam etmektedir. Bu sebeple bireysel başvuru açısından adli tatil hükümlerinin süre hesabında dikkate alınmasına hukuken imkân bulunmamaktadır”

(Anayasa Mahkemesi, B. No: 2022/85888, T. 13.05.2025 — süre aşımı nedeniyle kabul edilemezlik)

Süre Nasıl Hesaplanır? Bir Günlük Gecikmenin Bedeli

Sürenin ne kadar katı uygulandığını iki gerçek olay gösterir.

OlayÖğrenme tarihiSon günBaşvuruSonuç
Nihai karar tebliği (B. No: 2020/37515)26/10/202025/11/202026/11/2020Süre aşımı — 1 gün
UYAP’tan okuma (B. No: 2019/13338)27/03/201926/04/201930/04/2019Süre aşımı — 4 gün
E-tebligatın açılması (B. No: 2020/38830)21/07/202020/08/202018/12/2020Süre aşımı — mazeret reddi

İlk satır özellikle öğreticidir: karar 26/10/2020’de tebliğ edilmiş, başvuru tam bir ay sonra 26/11/2020’de yapılmıştır. Otuz günlük süre 25/11/2020’de dolduğundan başvuru tek gün gecikmeyle reddedilmiş, esası hiç incelenmemiştir. “Bir ay sonra” ile “otuz gün içinde” aynı şey değildir.

Devam Eden Durumlar: Tutukluluk

Tek seferlik bir işleme değil, süregelen bir duruma karşı yapılan başvurularda otuz günlük kural farklı işler. Tutukluluk bunun tipik örneğidir:

“serbest bırakılmayı temin edebilecek bir karar alma amacıyla yapılacak bireysel başvuruların, olağan kanun yolları tüketilmek şartıyla, tutukluluk hali devam ettiği sürece yapılabilmesi mümkündür”

(Anayasa Mahkemesi, B. No: 2014/6969, T. 30.12.2014 — kabul edilemezlik)

Yani tutukluluk sürdüğü müddetçe, serbest bırakılmayı amaçlayan başvuru için otuz günlük süre bir engel oluşturmaz. Ayrıntı için tutuklama ve CMK m.100 yazımıza bakabilirsiniz.

Tahliyeden sonra tablo değişir

Kişi serbest bırakıldıktan sonra tutukluluğun makul süreyi aştığı iddiası artık doğrudan bireysel başvuruya konu edilemez; önce ceza muhakemesindeki tazminat yolu tüketilmelidir:

“Buna göre 5271 sayılı Kanun’un 141. maddesinde belirtilen dava yolu başvurucunun durumuna uygun, telafi kabiliyetini haiz, etkili bir hukuk yoludur ve bu olağan başvuru yolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesi bireysel başvurunun ikincillik niteliği ile bağdaşmamaktadır.”

(Anayasa Mahkemesi, B. No: 2017/20253, T. 22.07.2020 — kabul edilemezlik)

Bu ayrım pratikte belirleyicidir: tutukluyken doğrudan Anayasa Mahkemesi, tahliyeden sonra önce Ceza Muhakemesi Kanunu m.141 tazminat davası.

Süre Kaçırılırsa: Mazeret ve On Beş Günlük Ek Süre

Haklı bir mazeret varsa, mazeretin kalktığı tarihten itibaren on beş gün içinde ve mazereti belgeleyen delillerle başvuru yapılabilir. İçtüzük mücbir sebep ve ağır hastalığı örnek verir, ancak kapalı bir liste getirmez:

“Hangi hâllerin haklı mazeret olduğunun önceden belirlenmesi mümkün olmadığından Anayasa Mahkemesi, ileri sürülen mazeretin haklı olup olmadığını her başvuruda, olayın özelliklerini dikkate alarak değerlendirmektedir”

(Anayasa Mahkemesi, B. No: 2020/38830, T. 10.07.2024 — süre aşımı nedeniyle kabul edilemezlik)

Mazeret yalnızca başvurucunun değil, avukatının veya kanuni temsilcisinin de mazereti olabilir. Ancak eşik yüksektir. Avukatın depresyon tanılı sağlık raporuna dayanan mazereti şu gerekçeyle reddedilmiştir:

“rahatsızlığının ağır hastalık olduğuna dair bir tespite yer verilmediği gibi kişinin hastane veya sağlık kuruluşlarında yatarak tedavisinin yapılması yönünde bir gerekliliğe de yer verilmemiştir. Bu nedenle ileri sürülen hastalığın haklı mazeret olarak değerlendirilmesi mümkün görülmemiştir.”

(Anayasa Mahkemesi, B. No: 2020/38830, T. 10.07.2024 — süre aşımı nedeniyle kabul edilemezlik)

Aynı kararda iki ek gerekçe daha vardır ve ikisi de uygulamada belirleyicidir: rapor, başvuru süresinden yaklaşık beş ay sonra geriye etkili olarak alınmıştır; ayrıca vekâletnamede iki avukat bulunduğundan diğer avukatın başvuruyu yapmasına engel bir durum görülmemiştir.

Mazeret dilekçesi hazırlarken bu üç ölçüt esas alınmalıdır: mazeret ağırlık eşiğini karşılamalı, zamanında belgelenmeli ve dosyadaki tüm vekilleri kapsamalı.

Süre Aşımı Kararı Kesindir

Süre aşımı bir kabul edilemezlik sebebidir ve kabul edilemezlik kararları kesindir; ilgililere tebliğ edilir (6216 sayılı Kanun m.48/4). Bu kararlara karşı itiraz veya yeniden inceleme yolu bulunmamaktadır. Süre, telafisi olmayan tek eşiktir.

Buna karşılık başvuru evrakındaki eksiklik ayrı bir konudur ve başvuru tarihini etkilemez: Mahkeme yazı işleri eksikliğin giderilmesi için on beş günü geçmemek üzere süre verir; geçerli mazeret olmaksızın tamamlanmazsa başvurunun reddine karar verilir (6216 sayılı Kanun m.47/6).

AİHM Süresiyle Karıştırmayın

Arama sonuçlarında sık görülen “dört ay” ve “altı ay” rakamları Anayasa Mahkemesine değil, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurulara ilişkindir. AYM için süre otuz gündür ve bu iki mekanizmanın süreleri birbirinin yerine geçmez.

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru bir iç hukuk yoludur; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine gitmeden önce tüketilmesi gerekenler arasındadır. AYM süresini kaçırmak, o Mahkeme önündeki konumu da zayıflatabilir. AİHM’in kendi başvuru süresi Sözleşme’ye ek protokollerle değiştiğinden, güncel süre o Mahkemenin yürürlükteki kurallarından teyit edilmelidir.

Sürecin bütünü, şartları ve harcı için Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yazımıza bakabilirsiniz. Formun zorunlu ekleri ve eksiklik hâlinde verilen kesin süre bireysel başvuru formu, bölümlere ne yazılacağı ise bireysel başvuru dilekçesi yazımızda ele alınmıştır.

Sık Yapılan Hatalar

  • Tebligatı beklemek. Süre öğrenmeyle başlar; tebligat öğrenme şekillerinden yalnızca biridir.
  • Müvekkili UYAP konusunda uyarmamak. Müvekkilin kararı açması, vekile tebliğden önce süreyi başlatabilir. Vekâlet alınırken bu risk anlatılmalı ve öğrenme tarihi kayda geçirilmelidir.
  • E-tebligatta beş günü beklemek. Süre, tebligatın açıldığı tarihte başlar.
  • “Bir ay” ile “otuz gün”ü eşitlemek. Otuz bir günlük aylarda bu hata tek başına süreyi düşürür.
  • Adli tatile güvenmek. Anayasa Mahkemesi adli tatile tabi değildir.
  • Mazeret raporunu sonradan almak. Geriye etkili alınan rapor kabul edilmemiştir.
  • Vekâletnamedeki ikinci avukatı unutmak. Birden fazla vekil varsa birinin mazereti tek başına yeterli sayılmayabilir.
  • Tahliyeden sonra doğrudan AYM’ye gitmek. Önce Ceza Muhakemesi Kanunu m.141 yolu tüketilmelidir.
  • AİHM süresini AYM’ye uygulamak. Dört ay ve altı ay rakamları AYM başvurusu için geçerli değildir.

Özet

  • Süre otuz gündür; kaçırılırsa esas hiç incelenmez ve Mahkeme bu koşulu resen dikkate alır.
  • Başlangıç tebliğ değil öğrenmedir: karar gerekçesiyle birlikte hangi yolla öğrenilirse süre o tarihte başlar (Genel Kurul, B. No: 2019/13338).
  • UYAP’tan açıp okumak öğrenmedir; müvekkil vekilden önce öğrenirse süre o tarihten işler. Bu sonuç oy çokluğuyla alınmış, yedi üye karşı oy kullanmıştır.
  • Gerekçesiz kısa kararın tefhimi süreyi başlatmaz; gerekçe olmadan öğrenmeden söz edilemez.
  • E-tebligatta açılma tarihi, adli tatilde ise durma yoktur.
  • Tutukluluk devam ederken başvuru süreye takılmaz; tahliyeden sonra önce CMK m.141 yolu tüketilir.
  • Mazeret on beş gün ek süre verir; eşik ağır hastalık düzeyindedir, belge zamanında alınmalı ve tüm vekilleri kapsamalıdır.

İlgili yazılar: Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru · İstinaf nedir · Temyiz nedir · Gerekçeli karar ne demek

Sıkça Sorulan Sorular

Bireysel başvuru süresi kaç gündür?

Otuz gündür. Süre, başvuru yollarının tüketildiği tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren işler (6216 sayılı Kanun m.47/5). Anayasa Mahkemesi bu koşulu incelemenin her aşamasında kendiliğinden dikkate alır; taraflar ileri sürmese bile uygulanır.

Süre tebliğ tarihinden mi başlar?

Hayır. Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu'na göre tebligat, öğrenme şekillerinden yalnızca biridir; yegâne şekli değildir. Süre, kararın gerekçesiyle birlikte hangi yolla olursa olsun öğrenildiği tarihte başlar. Bu, bireysel başvuruyu istinaf ve temyizden ayıran temel farktır.

Kararı UYAP'tan açıp okumak süreyi başlatır mı?

Evet. Genel Kurul, vekille takip edilen bir dosyada başvurucunun kararı UYAP'tan açıp okuduğu tarihi esas almış ve vekile yapılan tebliği beklemeden süreyi o tarihten başlatmıştır. Karar oy çokluğuyla alınmış, yedi üye karşı oy kullanmıştır.

Gerekçesiz kısa kararın tefhimi süreyi başlatır mı?

Hayır. Anayasa Mahkemesi, hiçbir gerekçe içermeyen kısa kararın duruşmada tefhimiyle bireysel başvuru süresinin başladığının söylenemeyeceğine karar vermiştir. Süre için kararın gerekçesiyle birlikte öğrenilmesi gerekir.

Elektronik tebligatta süre ne zaman başlar?

Tebligatın açıldığı tarihte başlar. Anayasa Mahkemesi, UETS üzerinden yapılan tebligatın açıldığı anda başvurucunun gerekçeli nihai karardan haberdar olduğunu kabul etmektedir. Tebligatın kanunen okunmuş sayıldığı beşinci günün beklenmesi süreyi uzatmaz.

Adli tatil bireysel başvuru süresini uzatır mı?

Hayır. 6216 sayılı Kanun'da ve İçtüzük'te Anayasa Mahkemesinin adli tatile tabi olduğuna dair hüküm bulunmadığından Mahkeme adli tatilde de çalışır. Bu nedenle adli tatil hükümlerinin süre hesabında dikkate alınması hukuken mümkün değildir.

Vekile tebligat yapılmadan süre işlemeye başlar mı?

Başlayabilir. Genel Kurul'a göre başvurucu ile vekilden hangisi önce öğrenirse süre o tarihten işler; Tebligat Kanunu m.11'deki vekile tebligat kuralı bireysel başvuruda belirleyici değildir. Mahkeme, koşullara göre daha erken bir öğrenme tarihini de esas alabilir.

Bireysel başvuru süresini kaçırırsam ne olur?

Başvuru süre aşımı nedeniyle kabul edilemez bulunur ve esası hiç incelenmez. Kabul edilemezlik kararları kesindir; itiraz yolu yoktur. Tek istisna, haklı mazeret hâlinde tanınan on beş günlük ek süredir.

Hangi durumlar haklı mazeret sayılır?

İçtüzük mücbir sebep ve ağır hastalığı örnek verir, kapalı liste vermez; Mahkeme her başvuruda olayın özelliklerine göre değerlendirir. Eşik yüksektir: ağır hastalık tespiti ve yatarak tedavi gerekliliği içermeyen bir sağlık raporu haklı mazeret sayılmamıştır.

Avukatımın mazereti dikkate alınır mı?

Evet, temsilcinin veya avukatın haklı mazereti de dikkate alınır. Ancak vekâletnamede birden fazla avukat varsa birinin mazereti tek başına yeterli olmayabilir; diğer avukatın başvuruyu yapmasına engel bulunmadığı gerekçesiyle mazeret reddedilmiştir.

Tutukluyken bireysel başvuru süresi işler mi?

Serbest bırakılmayı sağlayacak bir karar almak amacıyla yapılan başvurular, olağan kanun yolları tüketilmek şartıyla tutukluluk hâli devam ettiği sürece yapılabilir. Tahliyeden sonra ise tablo değişir ve önce Ceza Muhakemesi Kanunu m.141 yolunun tüketilmesi aranır.

Tahliye olduktan sonra tutukluluk süresi için nereye başvurulur?

Anayasa Mahkemesine göre tutukluluğun makul süreyi aştığı iddiası, Ceza Muhakemesi Kanunu m.141 kapsamında açılacak tazminat davasında incelenebilir. Bu yol etkili sayıldığından, tüketilmeden yapılan bireysel başvuru ikincillik ilkesine aykırı bulunur.

Bireysel başvuru süresi 4 ay veya 6 ay mıdır?

Hayır, Anayasa Mahkemesi için süre otuz gündür. Dolaşan dört ay ve altı ay rakamları Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurulara ilişkindir ve AYM başvurusuna uygulanmaz. AİHM'in güncel süresi o Mahkemenin yürürlükteki kurallarından teyit edilmelidir.

Başvuru evrakında eksiklik olursa süre ne olur?

Başvuru tarihi korunur. Mahkeme yazı işleri, eksikliğin giderilmesi için on beş günü geçmemek üzere süre verir. Geçerli bir mazeret olmaksızın bu sürede eksiklik tamamlanmazsa başvurunun reddine karar verilir (6216 sayılı Kanun m.47/6).

Yazar

Av. Halit Süha Bahçeci

Kurucu Avukat

TBB Sicil No: 196866

LinkedIn

Görev ve yetki itirazları, süre hesabı, istinaf ve temyiz başvuruları gibi yargılamanın usul sorunlarını takip eder.

Yayın Politikası

← Tüm makaleler
AraWhatsApp