
İçindekiler 12
- Kısa Cevap
- Bu Durumda mısınız?
- Aydınlatılmış Onamın Hukuki Temeli
- 2025 değişikliği: elektronik muvafakat
- Rızanın Kapsamı
- İspat Yükü Kimdedir?
- Sözleşme İlişkisi Şart mı? Yazılılık Aranır mı?
- Onam, Komplikasyon Sonrası Takip Yükümlülüğünü Kaldırır mı?
- Aydınlatılmış Onam ile Malpraktis İlişkisi
- Sık Yapılan Hatalar
- Adım Adım Ne Yapmalısınız?
- Özet
Kısa Cevap
Aydınlatılmış onam, hastanın tıbbi müdahalenin konusu ve sonuçları hakkında bilgilendirildikten sonra verdiği rızadır. Yargıtay uygulamasında belirleyici olan nokta şudur: aydınlatmanın yapıldığını ve geçerli rızanın alındığını ispat yükü hekim üzerindedir.
Bu Durumda mısınız?
- Ameliyat öncesinde size yalnızca birtakım matbu belgeler imzalatıldı, ayrıntılı açıklama yapılmadı.
- Müdahalenin riskleri hakkında bilgilendirilmediğinizi düşünüyorsunuz.
- Rıza verdiğiniz işlemin kapsamı dışında bir müdahale yapıldı.
- Yakınınız adına karar vermeniz istendi, ancak süreç size anlatılmadı.
- Dosyanızda onam belgesi bulunuyor, ancak gerçekte aydınlatma yapılmadığını değerlendiriyorsunuz.
Bu başlıklar somut olayın koşullarına göre değişir; adım atmadan önce bir avukata danışmanız yerinde olur.
Aydınlatılmış Onamın Hukuki Temeli
Her tıbbi müdahale, hukuki açıdan kişinin vücut bütünlüğüne yönelmiş bir eylemdir. Bu eylemi hukuka uygun kılan şey, kural olarak hastanın rızasıdır. Türk Medeni Kanunu’nun 24. maddesi bu ilkeyi ortaya koyar:
“Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır.”
(4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.24)
Bu genel ilkenin sağlık alanındaki karşılığı ise doğrudan kanun düzeyinde düzenlenmiştir. Rızanın alınmasını hekime bir yükümlülük olarak yükleyen hüküm, aşağıdaki Hasta Hakları Yönetmeliği’nden önce gelen ve norm hiyerarşisinde ondan üstte duran 1219 sayılı Kanun’dadır:
1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun m.70
“Tabipler, diş tabipleri ve dişçiler yapacakları her nevi ameliye için hastanın, hasta küçük veya tahtı hacirde ise veli veya vasisinin evvelemirde muvafakatını alırlar. Büyük ameliyei cerrahiyeler için bu muvafakatin tahriri olması lazımdır.”
Maddenin dili eskidir ama iki kuralı nettir. Birincisi, muvafakat her nevi ameliye için aranır. İstisna değil kuraldır. İkincisi, büyük cerrahi müdahalelerde muvafakatin tahriri, yani yazılı olması gerekir. Bu ikinci cümle, aşağıda ele alınan yazılı rıza / yazılı aydınlatma ayrımının kanun tarafındaki ayağıdır.
2025 değişikliği: elektronik muvafakat
Maddeye 21/7/2025 tarihli ve 7557 sayılı Kanun’la eklenen cümleler, muvafakatin alınma biçimini genişletmiştir:
1219 sayılı Kanun m.70 (Ek cümleler: 21/7/2025-7557/3 md.)
“Bu fıkra kapsamında alınacak muvafakat elektronik ortamda da alınabilir. Elektronik ortamda alınacak muvafakat, bir bilişim veya elektronik haberleşme cihazı üzerinden gerçekleştirilecek ve ilgilinin kimliğinin doğrulama kabiliyetini haiz kimlik belgeleriyle veya biyometrik yöntemlerle ya da elektronik kimlik doğrulanmasına imkân verecek yöntemler kullanılarak alınır.”
Madde, muvafakatin elektronik ortamda da alınabileceğini açıkça söyler ve bunu bir koşula bağlar: elektronik muvafakatte kimlik doğrulama aranır. (Maddenin lafzı, yazılılık aranan hâllerde elektronik muvafakatin bu şartı nasıl karşılayacağını ayrıca düzenlemediğinden, bu yazıda bu konuda bir iddia kurulmamıştır.) Aynı değişiklikle eklenen fıkra, usul ve esasların Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun uygun görüşü alınarak Sağlık Bakanlığınca belirleneceğini öngörür. (Bu yazıda söz konusu ikincil düzenlemenin içeriğine ilişkin bir iddia kurulmamıştır.)
Sağlık hizmetine özgü ayrıntılı düzenleme ise Hasta Hakları Yönetmeliği’nde yer alır:
“Tıbbi müdahalelerde hastanın rızası gerekir. Hasta küçük veya mahcur ise velisinden veya vasisinden izin alınır. Hastanın, velisinin veya vasisinin olmadığı veya hazır bulunamadığı veya hastanın ifade gücünün olmadığı hallerde, bu şart aranmaz.
Kanuni temsilcinin rızasının yeterli olduğu hallerde dahi, anlatılanları anlayabilecekleri ölçüde, küçük veya kısıtlı olan hastanın dinlenmesi suretiyle mümkün olduğu kadar bilgilendirme sürecine ve tedavisi ile ilgili alınacak kararlara katılımı sağlanır.
Sağlık kurum ve kuruluşları tarafından engellilerin durumuna uygun bilgilendirme yapılmasına ve rıza alınmasına yönelik gerekli tedbirler alınır.”
(Hasta Hakları Yönetmeliği m.24)
Rızanın Kapsamı
Rızanın hangi işlemleri kapsadığı, uygulamada sık tartışılan bir konudur. Yönetmeliğin 31. maddesi bu çerçeveyi çizer:
“Rıza alınırken hastanın veya kanuni temsilcisinin tıbbi müdahalenin konusu ve sonuçları hakkında bilgilendirilip aydınlatılması esastır.
Hastanın verdiği rıza, tıbbi müdahalenin gerektirdiği sürecin devamı olan ve zorunlu sayılabilecek rutin işlemleri de kapsar.
Tıbbi müdahale, hasta tarafından verilen rızanın sınırları içerisinde olması gerekir.”
(Hasta Hakları Yönetmeliği m.31)
Buradaki üç cümle birlikte okunmalıdır. Rıza, bilgilendirme üzerine verilmelidir; zorunlu rutin işlemleri kapsar; ancak müdahale rızanın sınırlarını aşamaz.
İspat Yükü Kimdedir?
Bu, aydınlatılmış onam tartışmalarının merkezindeki sorudur. Hukuk Genel Kurulu ispat yükünü hekime yüklemiş ve gerekçesini açıkça ortaya koymuştur:
“Ancak her tıbbî müdahalenin hukuksal açıdan kişinin vücut bütünlüğünün ihlali anlamını taşıdığı gözetildiğinde ve TMK’nin 24. maddesi gereğince kişinin müdahaleye rızasının bulunmadığına ilişkin yasal karine dolayısıyla hekimin aydınlatma yükümlülüğünde ispat yükü hekim üzerinde olmalıdır. Zira rıza, hukuka aykırılığı ortadan kaldırdığına göre rızanın bulunduğunu ve hastanın aydınlatıldığını savunan hekimin yasal karinenin aksi olan bu hususları ispatlaması gerekir.”
(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2020/592, K. 2022/356, T. 22.03.2022 — ONANMASINA)
Aynı kararda ispat yükünün kapsamı da belirlenmiştir:
“Öte yandan hekim tarafından ispat edilmesi gereken hukuksal haklılık sebebinin kapsamına hem aydınlatma yükümlülüğünün ispat edilmesi hem de mevcut riskler hakkında hastanın aydınlatılmış rızasının alınması dâhildir.”
(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2020/592, K. 2022/356, T. 22.03.2022 — ONANMASINA)
Görüldüğü üzere hekimin ispat etmesi gereken tek şey rızanın varlığı değildir; risklerin anlatıldığı da ayrıca ispatlanmalıdır.
Sözleşme İlişkisi Şart mı? Yazılılık Aranır mı?
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, aydınlatma yükümlülüğünün sözleşme ilişkisinden bağımsız olduğunu ve yazılılık bakımından ölçüyü şöyle koymuştur:
“Gerçekten de aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirildiğinin ispat külfetinin hekime yüklenmesi hastanın gereği gibi aydınlatılmış olmaması halinde geçerli bir rızanın da söz konusu olmayacağı düşüncesine dayanmaktadır. Bu itibarla hasta ile hekim arasında sözleşme ilişkisi bulunsun veya bulunmasın hekimin mesleğini icra ederken göstermesi gereken özen yükümlülüğü gereğince, kendisi karşısında zayıf ve güçsüz konumda olan hastasını aydınlattığını ve hastanın aydınlatılmış rızasının alındığını ispatlaması gerekmektedir.”
(Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/1911, K. 2025/1047, T. 24.02.2025 — BOZULMASINA)
Yazılılık konusunda ise daire şu ayrımı yapmıştır:
“Türk hukukunda girişimsel bazı müdahalelerde hastanın yazılı rızasının alınması gerektiği öngörülmüş ise de aydınlatma yükümlülüğünün yazılı olarak yapılması gerektiğine ilişkin bir düzenleme yer almamaktadır. Öte yandan Hasta Hakları Yönetmeliği’nin 18. maddesi gereğince bilgi, mümkün olduğunca sade şekilde, tereddüt ve şüpheye yer verilmeden, hastanın sosyal ve kültürel düzeyine uygun olarak anlayabileceği şekilde verilir”
(Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/1911, K. 2025/1047, T. 24.02.2025 — BOZULMASINA)
Bu ayrım pratikte önemlidir: yazılı rıza ile yazılı aydınlatma aynı şey değildir. Matbu bir onam formunun imzalatılmış olması, aydınlatmanın gereği gibi yapıldığını kendiliğinden ortaya koymaz.
İki kavramın mevzuattaki durumu da bu ayrımı destekler: yukarıda ele alınan 1219 sayılı Kanun m.70, büyük ameliyei cerrahiyeler bakımından muvafakatin tahriri olmasını arar; buna karşılık aynı maddede aydınlatmanın yazılı yapılmasını öngören bir hüküm yoktur. (Dairenin “girişimsel bazı müdahaleler” ifadesiyle hangi düzenlemeye gönderme yaptığı karar metninde belirtilmediğinden, bu yazıda kararın m.70’e atıf yaptığı yönünde bir iddia kurulmamıştır.)
⇒ Pratik sonuç: elinizdeki belgenin yazılı rıza mı yoksa aydınlatmanın kaydı mı olduğunu ayırt edin. Birincisi belirli müdahaleler için kanunen aranır; ikincisi bakımından ise Daire, yazılılık öngören bir düzenleme bulunmadığını belirtmiştir. Buna karşılık ispat yükü hekimde olduğundan, aydınlatmanın kaydı fiilen hekimin lehinedir.
Onam, Komplikasyon Sonrası Takip Yükümlülüğünü Kaldırır mı?
Hayır. Belirli bir komplikasyon riskinin anlatılmış ve yazılı onamın alınmış olması, yalnız müdahale öncesi aydınlatma yönünden önem taşır. Risk gerçekleştiğinde hekimin komplikasyonu teşhis etme, hastayı bilgilendirme, gerekli müdahaleyi önerme ve takip etme yükümlülükleri ayrıca devam eder.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2025 tarihli kararında, kulak ameliyatı sonrasında yüz felci gelişmişti. Bilirkişi raporlarında bu sonucun komplikasyon olabileceği, risk hakkında bilgi verildiği ve yazılı onay alındığı kabul edilmişti. Buna rağmen sonraki yönetim ayrıca incelendi:
“Temyiz olunan kararda belirtilen gerekçeye ve özellikle alınan ATK ve bilirkişi heyet raporlarında, somut olayda ameliyat sonrası gelişen durumun, kulak ve parotis bezine yönelik cerrahi girişimler sonrası komplikasyon olarak gerçekleşebildiği, bu komplikasyonlar konusunda davacının bilgilendirildiği ve yazılı onayının alındığı, komplikasyonların hekim hatası kapsamında olmadığı, ancak operasyonu yapan hekimin gelişebilecek komplikasyonlar yönünden sonrasında hastayı takip ve kontrol etmesi, komplikasyon gelişmesi durumunda komplikasyona müdahale etmesi, hastayı konu hakkında bilgilendirmesi gerektiği, somut olayda davalı doktor tarafından davacının ameliyat sonrası gelişen komplikasyon hakkında bilgilendirildiğinin ve cerrahi tedavi önerisinde bulunulduğunun tıbbi belgelerle kanıtlanamadığı, davacıya anti-ödem tedavi düzenlendiği, ancak yüz felci olarak bilinen fasiyal sinir paralizi tanısının operasyon yapan hekim tarafından konulmadığı, komplikasyon yönetimi basamağında ihmal bulunduğu, davalı doktorun davacıya uygulamış olduğu tedavide kusurlu olduğu, davalı hastanenin de istihdam eden sıfatı ile sorumluluğunun bulunduğu, davacının davalı doktor tarafından yapılan ameliyat sebebiyle %15 işgücü kaybına uğradığı, takdir edilen manevi tazminat miktarının makul olduğunun anlaşılmasına göre, taraf vekillerinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.”
(Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/1414, K. 2025/4552, T. 06.10.2025 — ONANMASINA)
Karar, onam ile tıbbi uygulama kusurunun aynı soru olmadığını somutlaştırır. Dosyada üç aşama ayrı ayrı incelenmiştir:
| Aşama | İncelenen konu |
|---|---|
| Müdahale öncesi | Komplikasyon riskinin açıklanması ve yazılı onam |
| Müdahale sırası | Ortaya çıkan sonucun komplikasyon niteliği |
| Müdahale sonrası | Tanı, takip, bilgilendirme ve tedavi önerisi |
Dolayısıyla “bu risk onam formunda yazıyordu” savunması, sonraki sürecin tıp kurallarına uygun yönetildiğini kendiliğinden ispatlamaz. Komplikasyon sonrası kayıtlarda tanının ne zaman konulduğu, hastaya hangi bilginin verildiği, hangi tedavinin önerildiği ve kontrollerin nasıl yürütüldüğü ayrıca değerlendirilmelidir. Konunun yönetim boyutu komplikasyon ile malpraktis arasındaki fark yazımızda karşılaştırmalı kararlarla ele alınmaktadır. Kayıtlara erişim, aydınlatma ve başvuru yollarının genel çerçevesi için hasta hakları yazısına bakılabilir.
Aydınlatılmış Onam ile Malpraktis İlişkisi
Aydınlatılmış onam eksikliği, hekimin tıbbi uygulamasında bir hata bulunmasa dahi tartışma konusu olabilir. Çünkü rıza, müdahaleyi hukuka uygun kılan sebeptir; geçerli bir rıza yoksa müdahalenin hukuka uygunluğu bu yönden sorgulanır.
Buna karşılık, onam eksikliğinin tek başına her olayda tazminata yol açacağı söylenemez. Zararın kapsamı ve nedensellik bağı her dosyada ayrıca değerlendirilir.
Genel çerçeve için malpraktis nedir ve doktor hatası tazminat davası yazımıza; estetik müdahalelerdeki farklı rejim için hatalı estetik ameliyat nedeniyle tazminat davası yazımıza bakabilirsiniz.
Sık Yapılan Hatalar
- Onam formunu tek delil saymak. İmza, gereği gibi aydınlatma yapıldığını kendiliğinden göstermez.
- Riskleri ayrı ayrı ele almamak. Hukuk Genel Kurulu, mevcut riskler hakkında aydınlatılmış rızanın alınmasını da ispat yükünün kapsamında görmüştür.
- Yazılı rıza ile yazılı aydınlatmayı karıştırmak. İkisi farklı kavramlardır.
- Rızanın sınırlarını gözden kaçırmak. Müdahale, verilen rızanın kapsamını aşamaz (Yönetmelik m.31).
- Küçük veya kısıtlı hastanın dinlenmemesi. Yönetmelik, kanuni temsilcinin rızasının yeterli olduğu hâllerde dahi hastanın sürece katılımını öngörmektedir.
Adım Adım Ne Yapmalısınız?
- Dosyanızdaki tüm onam belgelerinin tarih ve saatleriyle birlikte örneğini alın.
- Müdahale öncesi görüşme kayıtlarını, hastane not ve epikrizlerini toplayın.
- Size hangi risklerin anlatıldığını, anlatılmadığını düşündüğünüz noktaları yazılı hâle getirin.
- Yapılan müdahalenin, imzaladığınız rızanın kapsamı içinde kalıp kalmadığını değerlendirin.
- Aydınlatma iddianızı, olayın tıbbi yönünden ayrı bir başlık olarak kurgulayın.
Özet
- Aydınlatılmış onam, bilgilendirme üzerine verilen rızadır; Hasta Hakları Yönetmeliği m.24 ve m.31’de düzenlenmiştir.
- İspat yükü hekimdedir; hem aydınlatmanın yapıldığı hem de riskler hakkında rızanın alındığı ispatlanmalıdır.
- Yükümlülük, hasta ile hekim arasında sözleşme ilişkisi bulunsun veya bulunmasın geçerlidir.
- Yazılı rıza ile yazılı aydınlatma farklı kavramlardır; matbu form tek başına belirleyici değildir.
- Müdahale, verilen rızanın sınırları içinde kalmalıdır.
- Açıklanan bir riskin gerçekleşmesi, komplikasyon sonrası tanı, takip, bilgilendirme ve tedavi yükümlülüklerini ortadan kaldırmaz.
Sıkça Sorulan Sorular
Aydınlatılmış onam nedir?
Aydınlatılmış onam, hastanın tıbbi müdahalenin konusu ve sonuçları hakkında bilgilendirildikten sonra verdiği rızadır. Rızanın alınması 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun m.70 ile hekime yüklenmiş bir yükümlülüktür; Hasta Hakları Yönetmeliği ise rıza alınırken hastanın bilgilendirilip aydınlatılmasının esas olduğunu düzenler.
Aydınlatılmış onamın alındığını kim ispat eder?
Hukuk Genel Kurulu'na göre ispat yükü hekim üzerindedir. Kurul bu sonucu 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.24 hükmüne dayandırmıştır; rıza hukuka aykırılığı ortadan kaldırdığından, rızanın bulunduğunu ve hastanın aydınlatıldığını savunan hekimin bunu ispatlaması gerekir.
Onam belgesi imzalatmak yeterli midir?
Tek başına yeterli sayılmayabilir. Yargıtay kararlarında onamın aydınlatmayı da kapsaması gerektiği vurgulanmakta; matbu bir belgenin imzalatılmış olması, gereği gibi aydınlatma yapıldığını kendiliğinden göstermemektedir.
Risk onam formunda yazıyorsa hekim her durumda sorumluluktan kurtulur mu?
Hayır. Riskin açıklanması ve yazılı onam alınması, ameliyat sonrasında gelişen komplikasyonun teşhis, takip ve tedavisiyle ilgili yükümlülükleri ortadan kaldırmaz. Yargıtay, açıklanan bir risk gerçekleşse dahi komplikasyon yönetimindeki ihmalin ayrıca sorumluluk doğurabileceğini kabul etmektedir.
Aydınlatma yazılı yapılmak zorunda mı?
Yargıtay kararlarında, bazı girişimsel müdahalelerde hastanın yazılı rızasının aranmasına karşın aydınlatma yükümlülüğünün yazılı olarak yerine getirilmesinin zorunlu olmadığı belirtilmektedir. 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun m.70 da büyük cerrahi müdahalelerde muvafakatin yazılı olmasını arar, aydınlatmanın yazılı yapılmasını ise öngörmez. Ancak ispat kolaylığı bakımından yazılılık önem taşır.
Hekim ile hasta arasında sözleşme yoksa aydınlatma yükümlülüğü var mı?
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, hasta ile hekim arasında sözleşme ilişkisi bulunsun veya bulunmasın, hekimin özen yükümlülüğü gereğince aydınlattığını ve aydınlatılmış rızayı aldığını ispatlaması gerektiğini belirtmiştir.
Rıza hangi hâllerde aranmaz?
Hasta Hakları Yönetmeliği'nin 24. maddesine göre hastanın, velisinin veya vasisinin olmadığı ya da hazır bulunamadığı veya hastanın ifade gücünün olmadığı hâllerde bu şart aranmaz.
Verilen rıza hangi işlemleri kapsar?
Yönetmeliğin 31. maddesine göre hastanın verdiği rıza, tıbbi müdahalenin gerektirdiği sürecin devamı olan ve zorunlu sayılabilecek rutin işlemleri de kapsar. Tıbbi müdahalenin, verilen rızanın sınırları içinde kalması gerekir.
Küçük veya kısıtlı hastalarda onam nasıl alınır?
1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun m.70, hasta küçük veya kısıtlı ise muvafakatin veli veya vasiden alınacağını düzenler. Hasta Hakları Yönetmeliği ise kanuni temsilcinin rızasının yeterli olduğu hâllerde dahi, anlatılanları anlayabilecekleri ölçüde küçük veya kısıtlı hastanın dinlenmesi suretiyle sürece katılımının sağlanmasını öngörür.
Hasta rızası hangi kanunda düzenlenmiştir?
Rızanın alınması yükümlülüğü 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun m.70 hükmündedir. Hasta Hakları Yönetmeliği bu çerçeveyi ayrıntılandırır; kişilik hakkı yönünden genel ilke ise 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.24 hükmünde yer alır.
Hangi müdahalelerde yazılı rıza zorunludur?
1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun m.70, büyük cerrahi müdahaleler bakımından muvafakatin yazılı olmasını arar. Muvafakat kuralının kendisi ise her türlü müdahale için geçerlidir.
Hasta onamı elektronik ortamda alınabilir mi?
Evet. 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun m.70 hükmüne 21/7/2025 tarihli ve 7557 sayılı Kanunla eklenen cümleler, muvafakatin elektronik ortamda da alınabileceğini düzenlemiştir.
Elektronik onamda kimlik nasıl doğrulanır?
1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun m.70, elektronik ortamda alınacak muvafakatin bir bilişim veya elektronik haberleşme cihazı üzerinden gerçekleştirilmesini ve kimliğin doğrulama kabiliyetini haiz kimlik belgeleriyle, biyometrik yöntemlerle ya da elektronik kimlik doğrulamaya imkân veren yöntemlerle tespit edilmesini arar.
Engelli hastalar için özel bir düzenleme var mı?
Hasta Hakları Yönetmeliği'nin 24. maddesi uyarınca sağlık kurum ve kuruluşları tarafından engellilerin durumuna uygun bilgilendirme yapılmasına ve rıza alınmasına yönelik gerekli tedbirler alınır.
Aydınlatılmış onam eksikliği tek başına tazminat sebebi olur mu?
Geçerli bir rızanın bulunmaması, müdahalenin hukuka uygunluk sebebini ortadan kaldırır. Somut olayda zararın kapsamı ve nedensellik bağı ayrıca değerlendirilir; bu nedenle sonuç her dosyada farklı olabilir.
İlgili çalışma alanı: Sağlık Hukuku
← Tüm makaleler