Sağlık Hukuku

Malpraktis Nedir? Doktor Hatası Tazminat Davası

Tıbbi malpraktis nedir, doktor hatası nedeniyle tazminat davası hangi mahkemede açılır, hekimin sorumluluğu neye dayanır ve zamanaşımı süreleri nasıl işler?

13 dk okumaYayımlanma:Son güncelleme:Yazan Av. Halit Süha Bahçeci
Boş ameliyathanede merkezî ameliyat lambası, hazırlanmış steril masa ve hasta dosyası
İçindekiler 19

Kısa Cevap

Malpraktis, hekimin bilgisizliği, deneyimsizliği veya ilgisizliği nedeniyle hastanın zarar görmesidir. Doktor hatası nedeniyle tazminat davası, bu zararın maddi ve manevi yönleriyle giderilmesi için açılır. Kilit ayrım, olayın malpraktis mi yoksa komplikasyon mu olduğudur.

Hangi Başlık Dosyanızda Öne Çıkıyor?

Malpraktis uyuşmazlığında aynı olay içinde birden fazla soru bulunabilir. Aşağıdaki yol haritası, ana başlığa en yakın ayrıntılı yazıya geçiş içindir:

Dosyadaki soruAyrıntılı inceleme
İstenmeyen sonuç tıbbi hata mı, yoksa kabul edilen bir risk mi?Komplikasyon ile malpraktis farkı
Zarar, hastanede gelişen bir enfeksiyondan mı kaynaklanıyor?Hastane enfeksiyonu tazminat davası
Müdahaleden önce riskler ve seçenekler gerçekten açıklandı mı?Aydınlatılmış onam
Kayıt, mahremiyet, rıza veya hasta hakları birimine başvuru mu tartışılıyor?Hasta hakları
Hekim kusuru değil, SGK’nın reçeteli ilacın bedelini karşılamaması mı tartışılıyor?SGK’nın karşılamadığı kanser ilacı davası
Müdahale özel hastanede mi yapıldı ve dava hangi yargı kolunda açılacak?Özel hastaneye malpraktis tazminat davası
Süre, tazminat kalemleri veya faiz mi belirleyici?Malpraktis davasında zamanaşımı ve tazminat kalemleri
Dava dilekçesinde vakıa ve talepler nasıl ayrıştırılacak?Malpraktis dava dilekçesi

Bu Durumda mısınız?

  • Teşhis geciktiği veya yanlış konulduğu için hastalığınız ilerledi.
  • Ameliyat sonrasında beklenmeyen bir zarar ortaya çıktı ve size yeterli açıklama yapılmadı.
  • Müdahale öncesinde riskler anlatılmadan belge imzalatıldı.
  • Kamu hastanesindeki bir müdahale sonrası nereye başvuracağınızı bilmiyorsunuz.
  • Bilirkişi raporunda “komplikasyon” denildi, ancak sürecin yönetiminde sorun olduğunu düşünüyorsunuz.

Malpraktis Nedir?

Malpraktis, tıbbi uygulamanın standartlara aykırı biçimde gerçekleştirilmesi sonucu hastanın zarar görmesidir. Yargıtay kararlarında kavram, komplikasyondan özenle ayrılır: komplikasyon, hekim her şeyi doğru yapmasına rağmen doğan istenmeyen sonuçtur; malpraktiste ise tıp kurallarının kusurlu ihlali vardır. Ayrıca Yargıtay, komplikasyonun hekimi sorumluluktan kurtarması için iyi ve doğru yönetilmiş olmasını da aramaktadır.

Bu ayrım uygulamadaki uyuşmazlıkların önemli bölümünün düğümlendiği noktadır ve ayrıntısıyla komplikasyon ile malpraktis arasındaki fark yazımızda ele alınmaktadır.

Hekimin Sorumluluğunun Hukuki Temeli

Tedavi amaçlı tıbbi müdahalelerde hekim ile hasta arasındaki ilişki kural olarak vekâlet sözleşmesi sayılır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi bu çerçeveyi ve sorumluluğun ağırlığını şöyle ortaya koymuştur:

“Davanın temeli vekillik sözleşmesi olup, özen borcuna aykırılığa dayandırılmıştır. (BK 386-390)(TBK 502.506) Vekil, vekalet görevine konu işi görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden sorumlu değil ise de, bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın, yaptığı iş ve işlemlerin, davranışların özenli olmayışından doğan zararlardan dolayı sorumludur. Mesleki iş gören vekil özenle davranma zorunda olup, en hafif kusurundan bile sorumludur (BK 321/1 md)(TBK 400). O nedenle doktor ve hastanenin meslek alanı içinde olan bütün kusurları hafifte olsa sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir.”

(Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2021/1239, K. 2021/13362, T. 21.12.2021 — BOZULMASINA)

Aynı kararda hekimden beklenen davranış ölçütü ayrıntılandırılmıştır:

“Vekil, hastanın zarar görmemesi için, mesleki tüm şartları yerine getirmek, hastanın durumunu tıbbi açıdan zamanında ve gecikmeksizin saptayıp, somut durumunun gerektirdiği önlemleri eksiksiz bir şekilde almak, uygun tedaviyi de yine gecikmeden belirleyip uygulamak zorundadır. Asgari düzeyde dahi olsa bir tereddüt doğuran durumlarda, bu tereddütü ortadan kaldıracak araştırmaları yapmak ve bu arada da koruyucu tedbirleri almakla yükümlüdür.”

(Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2021/1239, K. 2021/13362, T. 21.12.2021 — BOZULMASINA)

Estetik amaçlı müdahaleler bu kuralın dışındadır. Yargıtay estetik müdahaleleri eser sözleşmesi olarak nitelendirmekte ve sonuç taahhüdü aramaktadır; ayrıntı için hatalı estetik ameliyat nedeniyle tazminat davası yazımıza bakabilirsiniz.

Dayandığı Kanun Maddeleri

Vekilin özen borcu, Türk Borçlar Kanunu’nun 506. maddesinde düzenlenmiştir:

“Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür.

Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır.”

(6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.506)

Sözleşmeye aykırılık hâlinde ispat yükünün dağılımı bakımından 112. madde önem taşır:

“MADDE 112- Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür.”

(6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.112)

Haksız fiil temelli taleplerde ise genel kural 49. maddededir:

“MADDE 49- Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.”

(6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.49)

Yanlış veya Geç Teşhis Ne Zaman Malpraktis Sayılır?

Yanlış teşhis tek başına tazminat için yeterli değildir. Tanı sürecinde gerekli özenin gösterilmemesi, bu eksiklik nedeniyle hastanın tedavisinin gecikmesi veya durumunun ağırlaşması ve zarar ile gecikme arasında nedensellik bağı kurulması gerekir. Değerlendirme; başvuru şikâyetleri, istenen tetkikler, sonuçların takibi, hastaya yapılan bildirimler ve bilirkişi incelemesi üzerinden yapılır.

Hasta Hakları Yönetmeliği, tanı ve tedavinin taşıması gereken asgari standardı şöyle düzenler:

“Madde 11- Hasta, modern tıbbi bilgi ve teknolojinin gereklerine uygun olarak teşhisinin konulmasını, tedavisinin yapılmasını ve bakımını istemek hakkına sahiptir. Tababetin ilkelerine ve tababet ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı veya aldatıcı mahiyette teşhis ve tedavi yapılamaz.”

(Hasta Hakları Yönetmeliği m.11)

Tetkik Sonucu Bildirilmezse

Tanı süreci, tetkikin istenmesiyle sona ermez. Sonucun değerlendirilmesi, gerekli takip çağrısının yapılması ve hastanın zamanında bilgilendirilmesi de özen borcunun parçasıdır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin incelediği bir dosyada grafide görülen olgunun rapor edilmemesi ve hastanın geç bilgilendirilmesi nedeniyle tedavinin geciktiği kabul edilmiştir:

“Davacının davalı… tarafından bilgilendirilmemesinin ve diğer davalı M.. G.. tarafından geç bilgilendirilmesinin açık bir özen eksikliği olduğu, ancak davacının tetkik sonuçlarının öğrenilmesinde 06.11.2018 tarihli belgeye göre mütefarik kusurunun bulunduğu, tedaviye geç başlanmasının davacının hastalık halinin uzamasına neden olduğu değerlendirilmekle, davalıların tedavide gecikmedeki kusuru ve davacının bizzat hastaneye gelmeyerek sonuçların öğrenilmesindeki müterafik kusuru dikkate alınarak makul bir manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile manevi tazminatın da reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.”

(Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/1734, K. 2025/5164, T. 03.11.2025 — BOZULMASINA)

Karar, bildirilmeyen her tetkik sonucunun otomatik olarak tazminat doğurduğu anlamına gelmez. Somut dosyada özen eksikliği ile tedavinin gecikmesi ve hastalık hâlinin uzaması arasında bağ kurulmuş; hastanın sonucu öğrenmedeki davranışı da birlikte değerlendirilmiştir. Bu nedenle tetkik tarihi, rapor, bildirim kaydı, kontrol çağrısı ve sonraki tedavi belgeleri bir bütün olarak incelenir.

Her Hatalı Tanı Tazminat Doğurmaz

Tanının sonradan yanlış olduğunun anlaşılması, hekimin tanı araştırmasını başlattığı anda kusurlu davrandığını tek başına göstermez. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2026 tarihli başka bir dosyada, bipolar duygu durum bozukluğuna yönelik tedavinin tıbben uygun; demans tanısının doğru olmamasına rağmen bu olasılığın araştırılmasının tıbben doğru olduğu yönündeki değerlendirmeye dayanarak ret kararını onamıştır:

“Bipolar duygu durum bozukluğuna yönelik tedavinin tıbben uygun olduğu, Alzheimere yönelik olarak ise demans tanısının doğru olmadığı ancak bu durumun araştırılmasının tıbben doğru olduğu, hastanın yapılan muayenelerinde aktif psikopatoloji saptanmadığının anlaşılmasına göre, davacının temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.”

(Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/1867, K. 2026/252, T. 20.01.2026 — ONANMASINA)

İki karar birlikte okunduğunda belirleyici sorunun yalnız “ilk tanı doğru muydu?” olmadığı görülür. Asıl inceleme; o tarihteki bulgular karşısında hangi araştırmaların yapılması gerektiği, sonuçların izlenip bildirilip bildirilmediği ve ileri sürülen zararın bu süreçteki eksiklikten doğup doğmadığı üzerindedir.

Özel Hastane ile Kamu Hastanesi Ayrımı

Bu ayrım, davanın hangi yargı kolunda açılacağını belirlediği için pratikte en kritik konudur.

Özel hastane ve bağımsız hekim bakımından uyuşmazlık adli yargıda, sözleşme ve haksız fiil hükümleri çerçevesinde görülür; sağlık hizmeti bir tüketici işlemi sayıldığından görevli mahkeme kural olarak tüketici mahkemesidir. Davanın kime ve hangi mahkemede açılacağının ayrıntısı için özel hastaneye karşı tazminat davası yazımıza bakabilirsiniz.

Kamu hastanesindeki müdahalelerde ise idari yargı yolu ve tam yargı davası gündeme gelir. Bu yolda dava açmadan önce idareye başvuru zorunluluğu bulunur:

“Madde 13 – 1. İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında otuz gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir.”

(2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.13/1)

Yanlış yargı koluna başvurulması hâlinde başvuru şartı bakımından bir kolaylık öngörülmüştür:

“2. Görevli olmayan adli (…) yargı mercilerine açılan tam yargı davasının görev yönünden reddi halinde sonradan idari yargı mercilerine açılacak davalarda, birinci fıkrada öngörülen idareye başvurma şartı aranmaz.”

(2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.13/2)

Tam yargı davasının genel çerçevesi için tam yargı davası ve idari davada dava açma süresi yazılarımıza bakabilirsiniz.

Aydınlatılmış Onam ve İspat Yükü

Tıbbi müdahalenin hukuka uygunluğu, geçerli bir rızaya dayanmasına bağlıdır. Hukuk Genel Kurulu ispat yükünü açık biçimde hekime yüklemiştir:

“Ancak her tıbbî müdahalenin hukuksal açıdan kişinin vücut bütünlüğünün ihlali anlamını taşıdığı gözetildiğinde ve TMK’nin 24. maddesi gereğince kişinin müdahaleye rızasının bulunmadığına ilişkin yasal karine dolayısıyla hekimin aydınlatma yükümlülüğünde ispat yükü hekim üzerinde olmalıdır.”

(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2020/592, K. 2022/356, T. 22.03.2022 — ONANMASINA)

Bu konunun ayrıntısı için aydınlatılmış onam yazımıza bakabilirsiniz.

Tarama ve Erken Tanı Yükümlülüğü: Prematüre Retinopatisi Örneği

Malpraktis iddiaları her zaman yapılan bir işlemden doğmaz; bazı dosyalarda tartışma, zamanında yapılmayan bir muayeneden çıkar. Prematüre retinopatisi (ROP) dosyaları bu grubun tipik örneğidir ve idari yargıda düzenli olarak görülür.

Danıştay’ın incelediği bir dosyada, 32 haftalık prematüre doğan ve yenidoğan yoğun bakım ünitesinde 39 gün takip edilen bebeğe bu süre içinde ROP muayenesi yapılmamış; taburcu epikrizinin öneriler kısmında muayene için başka bir hastaneye başvurulması yazılmış, aile ise bu konuda bilgilendirilmediklerini ileri sürmüştür. Yaklaşık dört ay sonra yapılan muayenede iki taraflı retina dekolmanı ve evre 5 ROP tanısı konulmuştur. Kararda yer verilen Adli Tıp Kurumu raporunda, bebeğin doğumdan sonraki 28. günde ROP açısından muayene edilmesi gerektiği yönünde görüş bildirilmiştir; bu değerlendirme mahkemenin kendi hukuki tespiti değil, hükme esas alınan bilirkişi görüşüdür.

Dairenin kendi ölçütü ise sorumluluğun hangi şartla doğacağına ilişkindir:

“Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.”

(Danıştay 10. Daire, E. 2019/3537, K. 2022/1928, T. 07.04.2022 — kısmen onama, kısmen bozma)

Bu tür dosyalarda uyuşmazlık iki noktada yoğunlaşır: taramanın hangi sürede yapılması gerektiği ve ailenin bu konuda bilgilendirilip bilgilendirilmediği. Her ikisi de tıbbi kayıtlar ve bilirkişi incelemesi üzerinden değerlendirilir. Kamu hastanesinde gerçekleşen böyle bir olayda izlenecek yol, yukarıda anlatılan tam yargı davası güzergâhıdır.

Zamanaşımı

Uygulanacak süre, talebin sözleşmeye mi haksız fiile mi dayandığına göre değişir.

DayanakSüreMadde
Sözleşmeye aykırılık (genel)10 yılTBK m.146
Haksız fiilÖğrenmeden 2 yıl, her hâlde 10 yılTBK m.72
Ceza kanunu daha uzun süre öngörüyorsaO süreTBK m.72
Ayıplı eser (estetik müdahale)Teslimden 2 yıl; ağır kusurda 20 yılTBK m.478
Kamu hastanesi (idareye başvuru)Öğrenmeden 1 yıl, her hâlde 5 yılİYUK m.13

Estetik müdahalelerde dikkat: eser sözleşmesi rejimi, ayıplı eser için özel ve kısa bir zamanaşımı öngörür. Bu, genel on yıllık süreye güvenip hak kaybına uğramamak bakımından kritiktir:

“MADDE 478- Yüklenici ayıplı bir eser meydana getirmişse, bu sebeple açılacak davalar, teslim tarihinden başlayarak, taşınmaz yapılar dışındaki eserlerde iki yılın; taşınmaz yapılarda ise beş yılın ve yüklenicinin ağır kusuru varsa, ayıplı eserin niteliğine bakılmaksızın yirmi yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar.”

(6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.478)

Haksız fiil zamanaşımının metni şöyledir:

“MADDE 72- Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır.”

(6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.72)

Sözleşmeye dayalı taleplerde ise genel kural uygulanır:

“MADDE 146- Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir.”

(6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.146)

Ceza Boyutu

Tazminat davasından ayrı olarak, ölüm veya yaralanma sonucu doğan olaylarda taksir esaslı ceza sorumluluğu gündeme gelebilir. Bu süreç hukuk davasından bağımsız yürür ve farklı ispat ölçütlerine tabidir. Kavramsal çerçeve için taksir, taksirle yaralama ve taksirle öldürme yazılarımıza bakabilirsiniz.

Ceza Şikâyetinde Soruşturma İzni Şartı

Tıbbi bir işlem nedeniyle hekim hakkında ceza soruşturması yürütülebilmesi için kural olarak Mesleki Sorumluluk Kurulundan izin alınması gerekir. Bu şart 2022’de getirilmiştir ve özel hastanede çalışan hekimi de kapsar. Tazminat davası bu izne tabi değildir — izin şartı yalnız ceza yolu içindir; hukuk davası bağımsız açılır ve yürür.

3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu ek m.18:

Yükseköğretim Kanununun 53 üncü maddesinde yer alan soruşturma usulüne tabi olanlar hariç olmak üzere, kamu veya özel sağlık kurum ve kuruluşları ve vakıf üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlık meslek mensuplarının sağlık mesleğinin icrası kapsamında yaptıkları muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle yapılan soruşturmalar hakkında 2/12/1999 tarihli ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümleri uygulanır. Soruşturma izni, Sağlık Bakanlığı bünyesinde kurulan Mesleki Sorumluluk Kurulu tarafından verilir. Mesleki Sorumluluk Kurulu, özel sağlık kurum ve kuruluşları ve vakıf üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlık meslek mensupları bakımından il sağlık müdürlüklerinde görevli başkan veya yardımcılarını da ön inceleme yapmak üzere görevlendirebilir. Soruşturma izni verilmesine ilişkin 4483 sayılı Kanunun 7 nci maddesindeki süreler, iki kat olarak uygulanır. Mesleki Sorumluluk Kurulunun kararlarına karşı Ankara Bölge İdare Mahkemesine itiraz edilebilir.

Hükmün şikâyetçi bakımından dört pratik sonucu vardır:

  1. Şikâyet doğrudan kovuşturmaya dönüşmez. Madde, bu soruşturmalar hakkında 4483 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağını ve izni Kurulun vereceğini söyler; aşağıdaki Ceza Genel Kurulu kararı, izin alınmadan kovuşturmaya devam edilemeyeceğini göstermektedir.
  2. Kapsam özel sektörü de içerir. Yalnız kamu hekimi değil, özel hastane ve vakıf üniversitesi hekimi de izin usulüne tabidir. Kapsam dışında kalanlar, 2547 sayılı Kanun m.53 usulüne tabi olanlardır.
  3. Süreler iki kat işler. 4483 sayılı Kanun m.7’deki süreler bu dosyalarda iki katı olarak uygulanır.
  4. İzin verilmezse itiraz yolu vardır. Kurul kararına karşı Ankara Bölge İdare Mahkemesine itiraz edilebilir.

Kuralın bir istisnası vardır. İzin süreci 2022’den önce kesinleşmiş olan dosyalar bu usule tabi değildir; onlarda soruşturma ve kovuşturma kaldığı yerden sürer:

3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu geçici m.13:

Ek 18 inci maddenin birinci fıkrası hükümleri, 4483 sayılı Kanun hükümleri uyarınca haklarında kesinleşmiş bir soruşturma izni verilenler bakımından uygulanmaz ve soruşturma veya kovuşturmalara devam olunur.

Yani belirleyici olan, izin sürecinin tamamlanmış olup olmadığıdır: kesinleşmiş bir soruşturma izni varsa yeniden Kurula gidilmez. Süreci tamamlanmamış dosyalarda ise izin aranır — Ceza Genel Kurulu bunu devam eden bir kovuşturmada karara bağlamıştır. Karara konu olayda hekim özel bir hastanede çalışmakta, kanun yürürlüğe girdiğinde ise hakkında zaten kamu davası açılmış bulunmaktaydı. Kurulun vardığı sonuç, dosyanın durdurulması gerektiğidir:

özel sağlık kuruluşunda doktor olarak görev yapan ve 7406 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla hakkında kamu davası açılmış olan sanık hakkındaki kovuşturmaya devam edilebilmesi için Meslekî Sorumluluk Kurulundan izin alınmak üzere durma kararı verilmesinde ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunmaktadır.

(Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2020/395, K. 2024/303, T. 16.10.2024 — BOZULMASINA)

Karar oybirliğiyle alınmıştır. Şikâyetçi bakımından anlamı, ceza yolunun tazminat yolundan daha yavaş işleyebileceğidir: izin süreci tamamlanana kadar dosya bekler. Hekim tarafındaki rücu ve sigorta boyutu için malpraktis sigortası yazımıza bakabilirsiniz.

Raporlara İtiraz: İki Ayrı Güzergâh

Malpraktis dosyalarının kaderini çoğu zaman raporlar belirler ve rapora itirazın yolu, raporun türüne göre değişir:

  • İdari nitelikli sağlık kurulu raporları (engelli raporu, heyet raporu, istirahat raporu): itiraz il sağlık müdürlüğüne yapılır, hakem hastane zinciri işler ve süre otuz gündür. Ayrıntısı için sağlık kurulu raporuna itiraz.
  • Adli Tıp Kurumu raporları: taraf doğrudan itiraz edemez; raporu Adlî Tıp Üst Kuruluna ancak mahkeme, sebebini belirterek gönderir. Ayrıntısı için adli tıp raporuna itiraz.

Sık Yapılan Hatalar

  • Yargı kolunu yanlış seçmek. Kamu hastanesi ile özel hastane ayrımı yapılmadan açılan dava görev yönünden reddedilebilir.
  • İdareye başvuru adımını atlamak. İYUK m.13’teki başvuru, tam yargı davasının ön koşuludur.
  • “Komplikasyon” savunmasını sorgusuz kabul etmek. Komplikasyonun doğru yönetilip yönetilmediği ayrıca incelenir.
  • Onam belgesini yeterli saymak. İmzalanan matbu belge ile fiilen yapılan aydınlatma her zaman örtüşmez.
  • Zamanaşımını tek bir süre üzerinden hesaplamak. Sözleşme, haksız fiil ve ceza zamanaşımı farklı sonuçlar doğurabilir.
  • Ceza yolunu tazminat yolunun ön şartı sanmak. Soruşturma izni beklenirken tazminat davasının zamanaşımı işlemeye devam eder; iki süreç ayrı yürür.
  • Yanlış tanıyı tek başına kusur saymak. Tanı sürecindeki tıbbi standarda aykırılık, zarar ve nedensellik bağı bilirkişi incelemesiyle birlikte değerlendirilir.

Adım Adım Ne Yapmalısınız?

  1. Tüm tıbbi kayıtları, epikrizleri, tetkik sonuçlarını ve onam belgelerini eksiksiz temin edin.
  2. Müdahalenin kamu mu özel sağlık kuruluşunda mı yapıldığını netleştirin; yargı kolu buna göre belirlenir.
  3. Kamu hastanesi söz konusuysa İYUK m.13 kapsamındaki idareye başvuruyu süresinde yapın.
  4. Zararınızı maddi ve manevi kalemler hâlinde ayrıntılandırın.
  5. Zamanaşımı bakımından hangi rejimin uygulanacağını değerlendirin.
  6. Bilirkişi incelemesinde hangi uzmanlık dallarının bulunması gerektiğini baştan gündeme getirin.

Özet

  • Malpraktis, tıbbi standarda aykırı davranış sonucu hastanın zarar görmesidir; komplikasyon ise her şey doğru yapılmasına rağmen ortaya çıkan istenmeyen sonuçtur.
  • Komplikasyonun varlığı tek başına yeterli değildir; iyi ve doğru yönetilmiş olması da aranır.
  • Tedavi amaçlı müdahalelerde ilişki vekâlet sayılır ve hekim en hafif kusurundan bile sorumludur.
  • Estetik müdahaleler eser sözleşmesi sayılarak farklı bir rejime tabi tutulur.
  • Kamu hastanesi uyuşmazlıklarında idari yargı ve İYUK m.13 uyarınca önceden idareye başvuru gerekir.
  • Aydınlatma yükümlülüğünün ispat yükü hekim üzerindedir.
  • Yanlış veya geç teşhis dosyalarında; tetkiklerin istenmesi kadar sonuçların değerlendirilmesi, hastaya zamanında bildirilmesi ve gecikmeyle zarar arasındaki bağ önem taşır.
  • Ceza yolunda soruşturma izni şarttır; izni Mesleki Sorumluluk Kurulu verir ve bu şart özel hastane hekimini de kapsar. Tazminat davası bu izne tabi değildir.

Sıkça Sorulan Sorular

Malpraktis ne demek?

Malpraktis, hekimin bilgisizliği, deneyimsizliği veya ilgisizliği nedeniyle hastanın zarar görmesidir. Yargıtay kararlarında tıbbi standarda aykırı davranış olarak ele alınır ve komplikasyon kavramından ayrılır.

Doktor hatası nedeniyle tazminat davası hangi mahkemede açılır?

Özel hastane ve bağımsız hekime karşı açılan davalar adli yargıda görülür. Kamu hastanesindeki müdahalelerde ise idari yargıda tam yargı davası yolu izlenir. Bu ayrım dava açmadan önce netleştirilmelidir.

Hekim hangi derecedeki kusurundan sorumludur?

Yargıtay, mesleki iş gören vekilin özenle davranmak zorunda olduğunu ve en hafif kusurundan bile sorumlu olduğunu belirtmektedir. Doktor ve hastanenin meslek alanı içindeki bütün kusurları, hafif dahi olsa sorumluluğun unsuru sayılır.

Malpraktis davasında zamanaşımı süresi kaç yıldır?

Sözleşmeye dayalı taleplerde Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesindeki on yıllık genel süre, haksız fiilde ise öğrenmeden iki ve her hâlde on yıllık süreler gündeme gelir. Estetik müdahaleler eser sözleşmesi sayıldığından, ayıba dayalı taleplerde 478. maddedeki daha kısa süre önem taşır.

Kamu hastanesine karşı dava açmadan önce idareye başvurmak zorunlu mu?

İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesi uyarınca idari eylemlerden hakları ihlal edilenlerin, dava açmadan önce ilgili idareye başvurmaları gerekir. Bu başvuru, öğrenmeden itibaren bir yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde yapılmalıdır.

Hastane hekimin hatasından sorumlu olur mu?

Yargıtay kararlarında doktor ve hastanenin meslek alanı içindeki kusurlarından birlikte sorumlu tutulduğu görülmektedir. Uygulamada davalar çoğu kez hekim ve sağlık kuruluşuna birlikte yöneltilmektedir.

Estetik ameliyat hataları da malpraktis sayılır mı?

Estetik amaçlı müdahaleler Yargıtay tarafından eser sözleşmesi olarak nitelendirilir ve sonuç taahhüdü içerdiği kabul edilir. Bu nedenle tedavi amaçlı müdahalelerden farklı bir hukuki rejime tabidir.

Aydınlatılmış onam alınmamışsa ne olur?

Hukuk Genel Kurulu'na göre hekimin aydınlatma yükümlülüğünde ispat yükü hekim üzerindedir. Rıza hukuka aykırılığı ortadan kaldırdığı için, rızanın bulunduğunu ve hastanın aydınlatıldığını hekimin ispatlaması gerekir.

Malpraktis nedeniyle ceza davası da açılabilir mi?

Tazminat davasından ayrı olarak, taksirle yaralama veya taksirle öldürme suçları bakımından ceza süreci gündeme gelebilir. Ancak tıbbi işlemler nedeniyle yapılacak soruşturma, Mesleki Sorumluluk Kurulunun iznine bağlanmıştır. Hukuk ve ceza süreçleri bağımsız yürür ve farklı ispat ölçütlerine tabidir.

Doktoru şikâyet etmek için izin mi gerekiyor?

Şikâyet için izin gerekmez; şikâyetinizi savcılığa yapabilirsiniz. Ancak soruşturmanın yürütülebilmesi kural olarak Mesleki Sorumluluk Kurulunun iznine bağlıdır. Bu şart kamu, özel ve vakıf üniversitesi hekimlerini kapsar. Tazminat davası açmak için izin aranmaz.

Eski dosyalarda da izin aranır mı?

Geçici 13. madde bir istisna getirir: 4483 sayılı Kanun uyarınca haklarında kesinleşmiş bir soruşturma izni verilenler bakımından ek 18. maddenin birinci fıkrası uygulanmaz ve soruşturma veya kovuşturmalara devam olunur. Belirleyici olan izin sürecinin tamamlanmış olmasıdır.

Soruşturma izni verilmezse ne yapabilirim?

Mesleki Sorumluluk Kurulunun kararlarına karşı Ankara Bölge İdare Mahkemesine itiraz edilebilir. Ayrıca izin usulü yalnız ceza yolunu ilgilendirdiğinden, izin verilmemesi tazminat davası açmanıza engel değildir.

Bilirkişi raporu aleyhime çıkarsa ne yapabilirim?

Rapora gerekçeli biçimde itiraz edilebilir. Yargıtay, denetime elverişli olmayan veya eksik incelemeye dayanan raporlara itibar edilmesini bozma sebebi saymaktadır.

Zamanında yapılmayan bir tarama malpraktis sayılır mı?

Sayılabilir. Prematüre retinopatisi dosyalarında olduğu gibi, zarar yapılan işlemden değil zamanında yapılmayan muayeneden doğabilir. Danıştay, kamu hastanesinde idarenin tazmin yükümlülüğü için zararın hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olmasını arar. Taramanın hangi sürede yapılması gerektiği ise hukuki değil tıbbi bir sorudur ve dosyalarda bilirkişi raporuyla ortaya konur.

Yanlış teşhis her durumda tazminat doğurur mu?

Hayır. Yanlış veya gecikmiş teşhisin tazminat doğurması için tanı sürecinde tıbbi standarda aykırılık, hastada gerçekleşen bir zarar ve ikisi arasında nedensellik bağı bulunmalıdır. Yargıtay, yanlış olduğu anlaşılan bir tanının araştırılmasını somut dosyada tıbben uygun bulabildiği gibi, bildirilmeyen tetkik sonucunun tedaviyi geciktirdiği dosyada manevi tazminat gerektiğine de karar verebilmektedir.

Yazar

Av. Halit Süha Bahçeci

Kurucu Avukat

TBB Sicil No: 196866

LinkedIn

Tıbbi uygulama hatası iddiasından doğan tazminat ve sorumluluk uyuşmazlıklarını yürütür.

Yayın Politikası

İlgili çalışma alanı: Sağlık Hukuku

← Tüm makaleler
AraWhatsApp