Sağlık Hukuku

Hasta Hakları Nelerdir? Şikâyet ve Başvuru Yolları

Hasta Hakları Yönetmeliği'ne göre bilgilendirilme, rıza, tedaviyi reddetme ve mahremiyet hakları; hasta hakları kuruluna başvuru ve ispat yükü kuralı.

12 dk okumaYayımlanma:Son güncelleme:Yazan Av. Halit Süha Bahçeci
Muayene odasında boş hasta bilgilendirme dosyası, gözlük, kalem ve çağrı zili
İçindekiler 16

Kısa Cevap

Hasta hakları, sağlık hizmetinden yararlanan kişinin bilgilendirilme, rıza verme, tedaviyi reddetme, mahremiyet ve kayıtlarına erişim gibi haklarının bütünüdür. Temel kaynak Hasta Hakları Yönetmeliği’dir. İhlal hâlinde hem sağlık kurumundaki hasta hakları birimine başvurulabilir hem de dava yoluna gidilebilir.

Bu Durumda mısınız?

  • Ameliyat öncesi size sadece bir form imzalatıldı, riskler anlatılmadı.
  • Tedaviyi reddetmek istiyorsunuz ama “o zaman sizinle ilgilenmeyiz” denildi.
  • Hastane tıbbi kayıtlarınızın bir kopyasını vermiyor.
  • Muayene sırasında odada işiniz olmayan kişiler bulunduruldu.
  • Bir hak ihlali yaşadınız ve nereye başvuracağınızı bilmiyorsunuz.

Hasta Haklarının Temel İlkeleri

Yönetmelik, tüm hakların üzerine oturduğu ilkeleri en başta sayar. Bu ilkeler ayrımcılık yasağı ile vücut bütünlüğüne dokunulmazlığı birlikte kurar.

Hasta Hakları Yönetmeliği m.5 — İlkeler

“Sağlık hizmetlerinin sunulmasında aşağıdaki ilkelere uyulması şarttır: a) Bedeni, ruhi ve sosyal yönden tam bir iyilik hali içinde yaşama hakkının, en temel insan hakkı olduğu, hizmetin her safhasında daima gözönünde bulundurulur.”

“c) Sağlık hizmetinin verilmesinde, hastaların, ırk, dil, din ve mezhep, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç ve ekonomik ve sosyal durumları ile sair farklılıkları dikkate alınamaz. Sağlık hizmetleri, herkesin kolayca ulaşabileceği şekilde planlanıp düzenlenir.”

“d) Tıbbi zorunluluklar ve kanunlarda yazılı haller dışında, rızası olmaksızın kişinin vücut bütünlüğüne ve diğer kişilik haklarına dokunulamaz.”

“f) Kanun ile müsaade edilen haller ile tıbbi zorunluluklar dışında, hastanın özel hayatının ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.”

Tıbbi Kayıtların Gizliliği Yakınlara Karşı da Geçerlidir

Sağlık kayıtları, aile bireyleri ve eş dâhil üçüncü kişilere karşı da korunur. Yakınlık ilişkisi tek başına hastane kayıtlarına erişim yetkisi doğurmaz; erişimin rıza veya kanuni bir dayanağı bulunmalıdır. Anayasa Mahkemesi, bir eşin diğer eşin evlilik öncesi sağlık kayıtlarını edinip boşanma davasında sunduğu olayda soruşturma makamının aksi yöndeki kabulünü yeterli bulmamıştır:

“Bu duruma rağmen Başsavcılık eşlerin diğer eş hakkında birinci dereceden yakını olması nedeniyle kişisel ve sağlık bilgilerine ulaşma hakkının bulunduğu, bu nedenle şüphelinin eyleminin mahremiyetin ve özel hayatın ihlali olarak değerlendirilemeyeceği şeklinde yasal dayanağı gösterilmeyen birtakım gerekçelerle sonuca ulaşmıştır. Bu gerekçenin keskin bir kabulden yola çıkılarak oluşturulduğu, istisnasız bir kural yaklaşımıyla ele alındığı, kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı ve hasta hakları bakımından kişiyi korumasız bıraktığı, ayrıca benzer müdahaleler yönünden caydırıcılığı olmadığı açıktır.”

(Anayasa Mahkemesi, B. No: 2019/20473, T. 03.02.2022 — kişisel verilerin korunmasını isteme hakkının ihlali, oy birliği)

Mahkeme, yalnız erişimin kendisine değil, rıza dışı erişim iddiasına verilen yargısal tepkinin etkili olup olmadığına da bakmıştır:

“Sonuç olarak soruşturmanın etkili ve özenli şekilde yürütülmesi konusunda kamusal makamlarca üstlenilmesi gereken pozitif yükümlülüğün gerektirdiği şartların somut olayda yerine getirilmediği değerlendirildiğinden Anayasa’nın 20. maddesinde düzenlenen özel hayata saygı kapsamında kişisel verilerin korunmasını isteme hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.”

(Anayasa Mahkemesi, B. No: 2019/20473, T. 03.02.2022 — kişisel verilerin korunmasını isteme hakkının ihlali, oy birliği)

Bu nedenle şüpheli erişimde yalnız “kayıtlar paylaşıldı” demek yerine erişim tarihi, erişen kullanıcı, kullanılan hesap veya cihaz, kayıtların kimle paylaşıldığı ve açık rıza bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. AYM kararı, her şüpheli erişimin otomatik olarak suç oluşturduğunu söylemez; olayın bütün yönleriyle ve kişisel verileri koruyacak güvencelerle incelenmesini arar.

Tıbbi Kayıtların Tutulması, Saklanması ve Mahkemeye Sunulması

Hasta yalnız kayıtlarını görme hakkına sahip değildir; sağlık kuruluşunun tanı ve tedavi sürecini değerlendirmeye elverişli biçimde kaydetmesi de gerekir. Eksik kayıt, tıbbi uygulamanın sonradan bilirkişi tarafından incelenmesini güçleştirebilir. Ancak kayıt eksikliği tek başına her dosyada malpraktisin ispatlandığı anlamına gelmez; eksikliğin somut yargılamaya etkisi ayrıca değerlendirilir.

Hasta Hakları Yönetmeliği m.16 — Kayıtları İnceleme

“Madde 16- Hasta, sağlık durumu ile ilgili bilgiler bulunan dosyayı ve kayıtları, doğrudan veya vekili veya kanuni temsilcisi vasıtası ile inceleyebilir ve bir suretini alabilir. Bu kayıtlar, sadece hastanın tedavisi ile doğrudan ilgili olanlar tarafından görülebilir.”

Hasta Hakları Yönetmeliği m.17 — Kayıtların Düzeltilmesini İsteme

“Madde 17- Hasta; sağlık kurum ve kuruluşları nezdinde bulunan kayıtlarında eksik, belirsiz ve hatalı tıbbi ve şahsi bilgilerin tamamlanmasını, açıklanmasını, düzeltilmesini ve nihai sağlık durumu ve şahsi durumuna uygun hale getirilmesini isteyebilir. Bu hak, hastanın sağlık durumu ile ilgili raporlara itiraz ve aynı veya başka kurum ve kuruluşlarda sağlık durumu hakkında yeni rapor düzenlenmesini isteme haklarını da kapsar.”

Anayasa Mahkemesi, kayıt yükümlülüğünün tıbbi müdahalenin hukuka uygunluğunu inceleme bakımından önemini yaşam hakkının usul boyutuyla bağlantılı olarak açıklamıştır:

“Tıbbi müdahalenin tıp biliminin güncel ve genel kabul gören kurallarına uygun olarak gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğinin tespiti büyük ölçüde teşhis ve tedavi sürecindeki kayıtların incelenmesiyle mümkün olabilmektedir. Bu nedenle bu kayıtların tutulması, saklanması ve gerektiğinde yargısal mercilere ibraz edilmesi büyük önem taşımaktadır. Teşhis ve tedavi sürecindeki verilerin kaydedilmesi ve makul bir süre saklanması sorumluluğu tıbbi müdahaleyi gerçekleştiren sağlık kuruluşuna aittir (Hatice Turhan, B. No: 2016/4642, 20/11/2019, § 39). Kural olarak anılan yükümlülüğün sağlık kuruluşu tarafından yerine getirilmemesinin sonuçlarının hastaya (başvurucuya) yüklenmesi beklenemez (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Sedat Bayiskit, B. No: 2019/1263, 16/3/2022, § 39).”

(Anayasa Mahkemesi, B. No: 2020/26381, T. 07.02.2024, § 23 — yaşam hakkının usul boyutunun ihlali, oy birliği)

Buradaki “makul süre”, bütün tıbbi belge türleri için tek ve sınırsız bir saklama süresi bulunduğu anlamına gelmez. Belgenin türü, kuruma uygulanan mevzuat ve uyuşmazlığın özellikleri birlikte değerlendirilir. Pratikte hasta; epikriz, ameliyat notu, konsültasyon, görüntüleme ve laboratuvar sonuçları, ilaç çizelgesi, hemşire gözlemi, sevk formu ve onam belgelerini yazılı olarak istemelidir. Bu kayıtlar, SGK’nın karşılamadığı kanser ilacı için açılan davada tıbbi zorunluluk ve tedavi yanıtının incelenmesi bakımından da önem taşır.

Danıştay 10. Dairesi de bir kamu hastanesi dosyasında, lezyonun ne zaman oluştuğu ve hangi tedavilerin yapıldığı konusunda yeterli kayıt bulunmamasının bilirkişi görüşü verilmesini engellediğini dikkate almıştır. Daire, yeniden yapılacak yargılamada hizmet kusuru bulunmadığı sonucuna varılsa bile kayıtların tutulmaması nedeniyle manevi tazminat gerektiğini şu şekilde belirtmiştir:

“İlgili tıbbi kayıtların tutulmamış olması sebebiyle davacıların sağlık hizmetine olan güven duygusunun sarsıldığının ve almış oldukları sağlık hizmetinin gereği gibi sunulmadığı yönünde şüpheye düştüklerinin ve bu nedenle üzüntü duymalarına sebebiyet verildiğinin kabulü gerektiğinden, davacılar lehine manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği açıktır.”

(Danıştay 10. Daire, E. 2024/4196, K. 2025/113, T. 13.01.2025 — BOZULMASINA)

Bu sonuç kararın somut olayına bağlıdır; eksik her kayıt aynı miktarda veya aynı türde tazminat doğurmaz. Buna karşılık kayıt yokluğunun sonuçlarını otomatik olarak hastaya yüklemek de doğru değildir. Yazılı kayıt talebi, verilen belgelerin listesi ve eksik olduğu düşünülen kayıtların ayrı ayrı belirtilmesi bu nedenle önemlidir.

Bilgilendirilme Hakkı: Neyin Anlatılması Zorunlu?

Uygulamada en çok ihlal edilen hak budur. Yönetmelik “bilgi verilir” demekle yetinmez, neyin anlatılacağını tek tek sayar:

Hasta Hakları Yönetmeliği m.15 — Bilgilendirmenin Kapsamı

“Hastaya; a) Hastalığın muhtemel sebepleri ve nasıl seyredeceği, b) Tıbbi müdahalenin kim tarafından nerede, ne şekilde ve nasıl yapılacağı ile tahmini süresi, c) Diğer tanı ve tedavi seçenekleri ve bu seçeneklerin getireceği fayda ve riskler ile hastanın sağlığı üzerindeki muhtemel etkileri, ç) Muhtemel komplikasyonları, d) Reddetme durumunda ortaya çıkabilecek muhtemel fayda ve riskleri, e) Kullanılacak ilaçların önemli özellikleri, f) Sağlığı için kritik olan yaşam tarzı önerileri, g) Gerektiğinde aynı konuda tıbbî yardıma nasıl ulaşabileceği, hususlarında bilgi verilir.”

Bu listenin iki maddesi özellikle atlanır: diğer tedavi seçenekleri (c bendi) ve tedaviyi reddetmenin sonuçları (d bendi). Yalnızca yapılacak işlemin anlatılıp alternatiflerin susulması, bilgilendirmeyi eksik bırakır.

Hasta Yakınına Bilgi Verilir mi?

Kural, bilginin hastanın kendisine verilmesidir; yakınına bilgi verilmesi istisnadır. Bu ayrım, yoğun bakımda yatan bir hastanın ailesinin en sık karşılaştığı sorunun da cevabıdır.

Hasta Hakları Yönetmeliği m.18 — Bilgi Vermenin Usulü

“Hastanın kendisinin bilgilendirilmesi esastır. Hastanın kendisi yerine bir başkasının bilgilendirilmesini talep etmesi halinde, bu talep kişinin imzası ile yazılı olarak kayıt altına alınmak kaydıyla sadece bilgilendirilmesi istenilen kişilere bilgi verilir.”

Yani bilinci yerinde bir hastanın yakını, hastanın yazılı talebi olmadıkça bilgi almaya kural olarak hak sahibi değildir. Hastanın eşi veya çocuğu olmak tek başına yeterli değildir.

İki istisna vardır. Birincisi, teşhisin hasta üzerindeki etkisiyle ilgilidir:

Hasta Hakları Yönetmeliği m.19 — Bilgi Verilmesi Caiz Olmayan ve Tedbir Alınması Gereken haller

“Hastaya veya yakınlarına, hastanın sağlık durumu hakkında bilgi verilip verilmemesi, yukarıdaki fıkrada belirtilen şartlar çerçevesinde tabibinin takdirine bağlıdır.”

“Tedavisi olmayan bir teşhis, ancak bir tabip tarafından ve tam bir ihtiyat içinde hastaya hissettirilebilir veya bildirilebilir. Hastanın aksi yönde bir talebinin bulunmaması veya açıklanacağı şahsın önceden belirlenmemesi halinde, böyle bir teşhis ailesine bildirilir.”

İkinci istisna, hastanın bilincinin kapalı olduğu hâllerdir; yoğun bakım süreçlerinde pratik önemi en yüksek olan hüküm budur:

Hasta Hakları Yönetmeliği m.24 — Hastanın Rızası ve İzin

“Hastanın rızasının alınamadığı hayati tehlikesinin bulunduğu ve bilincinin kapalı olduğu acil durumlar ile hastanın bir organının kaybına veya fonksiyonunu ifa edemez hale gelmesine yol açacak durumun varlığı halinde, hastaya tıbbi müdahalede bulunmak rızaya bağlı değildir. Bu durumda hastaya gerekli tıbbi müdahale yapılarak durum kayıt altına alınır. Ancak bu durumda, mümkünse hastanın orada bulunan yakını veya kanuni temsilcisi; mümkün olmadığı takdirde de tıbbi müdahale sonrasında hastanın yakını veya kanuni temsilcisi bilgilendirilir.”

Bu fıkra iki şeyi birden söyler: acil durumda müdahale için rıza aranmaz, ancak bilgilendirme yükümlülüğü ortadan kalkmaz — yalnızca zamanı değişir. Müdahale öncesinde mümkün değilse, sonrasında yakına bilgi verilir.

Taburcu aşamasında ise bilgi hastaya verilir ve yazılı hâle gelir: aynı madde uyarınca taburcu sonrası tedavi planı sözlü olarak anlatılır ve epikrizin bir nüshası hastaya verilir. Bu nüsha, sonradan açılacak bir tazminat dosyasının da ilk belgesidir.

Rıza ve Temsil

Hasta Hakları Yönetmeliği m.24 — Hastanın Rızası ve İzin

“Tıbbi müdahalelerde hastanın rızası gerekir. Hasta küçük veya mahcur ise velisinden veya vasisinden izin alınır. Hastanın, velisinin veya vasisinin olmadığı veya hazır bulunamadığı veya hastanın ifade gücünün olmadığı hallerde, bu şart aranmaz.”

“Kanuni temsilcinin rızasının yeterli olduğu hallerde dahi, anlatılanları anlayabilecekleri ölçüde, küçük veya kısıtlı olan hastanın dinlenmesi suretiyle mümkün olduğu kadar bilgilendirme sürecine ve tedavisi ile ilgili alınacak kararlara katılımı sağlanır.”

Kanuni temsilcinin rıza vermediği ancak müdahalenin tıbben gerekli olduğu hâllerde yol, doğrudan müdahale değil mahkeme kararıdır; Yönetmelik bunu Türk Medeni Kanunu m.346 ve m.487’ye bağlar.

Tedaviyi Reddetme Hakkı

Hasta Hakları Yönetmeliği m.25 — Tedaviyi Reddetme ve Durdurma

“Kanunen zorunlu olan haller dışında ve doğabilecek olumsuz sonuçların sorumluluğu hastaya ait olmak üzere; hasta kendisine uygulanması planlanan veya uygulanmakta olan tedaviyi reddetmek veya durdurulmasını istemek hakkına sahiptir. Bu halde, tedavinin uygulanmamasından doğacak sonuçların hastaya veya kanuni temsilcilerine veyahut yakınlarına anlatılması ve bunu gösteren yazılı belge alınması gerekir. Bu hakkın kullanılması, hastanın sağlık kuruluşuna tekrar müracaatında hasta aleyhine kullanılamaz.”

Son cümle pratikte kritiktir: tedaviyi bir kez reddetmiş olmak, sonraki başvurularda hastaya karşı bir koz olarak kullanılamaz.

Hastanın Uyması Gereken Kurallar

Hasta hakları tek yönlü değildir. Yönetmelik, 2014 değişikliğiyle hastanın uyması gereken kuralları ayrı bir maddede saymıştır:

Hasta Hakları Yönetmeliği m.42/A — Hastanın Uyması Gereken Kurallar

“Hasta sağlık hizmeti alırken aşağıdaki kurallara uyar: a) Başvurduğu sağlık kurum ve kuruluşunun kural ve uygulamalarına uygun davranır ve katılımcı bir yaklaşımla teşhis ve tedavi ekibinin bir parçası olduğu bilinciyle hareket eder. b) Yakınmalarını, daha önce geçirdiği hastalıkları, gördüğü tedavileri ve tıbbi müdahaleleri, eğer varsa halen kullandığı ilaçları ve sağlığıyla ilgili bilgileri mümkün olduğunca eksiksiz ve doğru olarak verir. c) Hekim tarafından belirlenen sürelerde kontrole gelmeli ve tedavisinin gidişatı hakkında geri bildirimlerde bulunur. ç) Randevu tarih ve saatine uyar ve değişiklikleri ilgili yere bildirir. d) İlgili mevzuata göre öncelik tanınan hastalar ile diğer hastaların ve personelin haklarına saygı gösterir. e) Personele sözlü ve fiziki saldırıya yönelik davranışlarda bulunmaz. f) Haklarının ihlal edildiğini düşündüğünde veya sorun yaşadığında (Değişik İbare:RG-23/12/2016-29927) hasta hakları birimine başvurur.”

Bu kuralların ikisi, sonradan açılacak bir tazminat davasında da ağırlık taşır:

  • (b) doğru ve eksiksiz bilgi verme. Kullanılan ilacın veya geçirilmiş bir hastalığın söylenmemesi, hekimin değerlendirmesini doğrudan etkiler.
  • (c) kontrole gelme ve geri bildirim. Tedavinin izlenmesi, sonucun takibini gerektirir.

Bu kurallara uyulmaması kendiliğinden bir yaptırım doğurmaz; maddede bir müeyyide öngörülmemiştir. Ancak zararın doğmasında veya artmasında zarar görenin davranışı etkili olmuşsa, genel hükümler devreye girebilir:

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.52 — Tazminatın indirilmesi

“Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir.”

Bu hüküm genel bir tazminat kuralıdır; hastanın davranışının somut olayda zarara ne ölçüde etki ettiği her dosyada ayrıca değerlendirilir ve bu değerlendirme kural olarak bilirkişi incelemesini gerektirir.

Şikâyet ve Başvuru Yolu

Hasta Hakları Yönetmeliği m.42 — Müracaat, Şikayet ve Dava Hakkı

“Hastanın ve hasta ile ilgili bulunanların, hasta haklarının ihlali halinde, mevzuat çerçevesinde her türlü müracaat, şikayet ve dava hakları vardır.”

Kurumsal yapı ise ayrı bir maddede kurulur:

Hasta Hakları Yönetmeliği m.42/B — Hasta Hakları Birimleri ve Kurulları

“Hasta hakları uygulamalarının yürütülmesi amacıyla sağlık kurum ve kuruluşları bünyesinde (Değişik İbare:RG-23/12/2016-29927) hasta hakları birimleri oluşturulur. İl sağlık müdürlüğü; üniversite hastaneleri, (Mülga ibare:RG-16/1/2019-30657)(…) özel sağlık kurum ve kuruluşları, kamu hastaneleri, ağız diş sağlığı merkezleri, aile sağlığı merkezleri ve toplum sağlığı merkezlerinden gelen başvuruları değerlendirmek, karara bağlamak, öneri sunmak ve düzeltici işlemleri belirlemek üzere Hasta Hakları Kurulu oluşturur.”

YolNereyeNe sağlar
Hasta hakları birimiBaşvurulan sağlık kuruluşu içindeKurum içi değerlendirme, düzeltici işlem
Hasta Hakları Kuruluİl sağlık müdürlüğü bünyesindeBaşvuruyu karara bağlama, öneri sunma
Adli/idari yargıGörevli mahkemeTazminat ve diğer hukuki sonuçlar

İdari başvuru, dava açmanın ön şartı değildir; Yönetmelik m.42 üç yolu da birlikte tanır.

İspat Yükü Hekimdedir

Bu, hasta lehine işleyen en güçlü kuraldır ve çoğu kişi tersini sanır. “Bana anlatılmadı” diyen hastanın bunu ispat etmesi gerekmez; anlattığını ispat yükü hekimdedir.

“Hekimin aydınlatma yükümlülüğünün ispatı hususunda mevzuatta bir hüküm bulunmamaktadır. Ancak her tıbbî müdahalenin hukuksal açıdan kişinin vücut bütünlüğünün ihlali anlamını taşıdığı gözetildiğinde ve TMK’nin 24. maddesi gereğince kişinin müdahaleye rızasının bulunmadığına ilişkin yasal karine dolayısıyla hekimin aydınlatma yükümlülüğünde ispat yükü hekim üzerinde olmalıdır.”

(Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/1911, K. 2025/1047, T. 24.02.2025 — BOZULMASINA)

Aynı kararda bu yükün sözleşme ilişkisinden bağımsız olduğu da vurgulanır:

“Bu itibarla hasta ile hekim arasında sözleşme ilişkisi bulunsun veya bulunmasın hekimin mesleğini icra ederken göstermesi gereken özen yükümlülüğü gereğince, kendisi karşısında zayıf ve güçsüz konumda olan hastasını aydınlattığını ve hastanın aydınlatılmış rızasının alındığını ispatlaması gerekmektedir.”

(Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/1911, K. 2025/1047, T. 24.02.2025 — BOZULMASINA)

Rızanın hukuki niteliği ve matbu onam formlarının neden çoğu zaman yetersiz kaldığı için: aydınlatılmış onam nedir.

Hasta Hakkı İhlali ile Malpraktis Farkı

Bu ayrım tazminat davasının kurgusunu değiştirir.

ÖlçütHasta hakkı ihlali (aydınlatma)Malpraktis
Neye aykırılıkBilgilendirme ve rıza kurallarınaTıbbi standarda / özen borcuna
Müdahale teknik olarak kusursuzsaYine de ihlal olabilirKural olarak sorumluluk doğmaz
İspat yüküHekimde (aydınlattığını ispat)Kural olarak zarar görende
Tipik sonuçRızanın geçersizliğiKusura dayalı tazminat

Komplikasyon ile hatalı uygulama ayrımı için: komplikasyon malpraktis farkı. Tazminat tarafı için: malpraktis nedir, doktor hatası tazminat davası ve özel hastaneye malpraktis tazminat davası.

Adım Adım Ne Yapmalısınız?

  1. Kayıtlarınızı isteyin. Epikriz, tetkik sonuçları ve imzaladığınız formların örneğini talep edin; Yönetmelik kayıtları inceleme hakkını tanır.
  2. Formun içeriğine bakın. İmzaladığınız belge yalnızca işlemin adını içeriyor, m.15’teki kalemleri karşılamıyorsa bunu not edin.
  3. Hasta hakları birimine yazılı başvurun. Sözlü şikâyet iz bırakmaz; başvurunuzun kaydını alın.
  4. Kurul aşamasını takip edin. İl sağlık müdürlüğü bünyesindeki kurul başvuruyu karara bağlar.
  5. Süreleri kaçırmayın. Tazminat talebi bakımından zamanaşımı ve idari başvuru süreleri ayrı işler; kurul süreci sürerken dava süresi kendiliğinden durmaz.

Sık Yapılan Hatalar

  • İmzalanan formu her şeyin ispatı sanmak. Matbu form tek başına aydınlatmanın yapıldığını göstermez; kanun aydınlatmanın yazılı olmasını da şart koşmamıştır.
  • Şikâyet ettim, dava hakkım bitti sanmak. Yönetmelik m.42 müracaat, şikâyet ve dava haklarını birlikte tanır.
  • Alternatif tedavi seçeneklerinin anlatılmamasını önemsememek. Bu, m.15/c’nin doğrudan ihlalidir.
  • Kayıt talebini sözlü yapmak. Yazılı talep, sonraki aşamada eksik kayıt iddiasının dayanağı olur.
  • Yalnız epikrizi istemek. Ameliyat notu, konsültasyon, görüntüleme, laboratuvar, ilaç ve hemşire gözlem kayıtları da incelemenin parçası olabilir.
  • Hasta hakkı ihlali ile malpraktisi aynı davada aynı şekilde kurgulamak. İspat yükleri farklıdır; ayrı ayrı ileri sürülmelidir.

Özet

  • Hasta hakları Hasta Hakları Yönetmeliği’nde düzenlenir; m.5 ayrımcılık yasağı ve vücut bütünlüğü ilkelerini kurar.
  • Sağlık kayıtlarının gizliliği eş ve yakınlara karşı da geçerlidir; yakınlık tek başına erişim yetkisi vermez.
  • Hasta kayıtlarını inceleyebilir, suret alabilir ve hatalı veya eksik bilgilerin düzeltilmesini isteyebilir; kayıtların tutulmamasının sonuçları kural olarak hastaya yüklenemez.
  • Bilgilendirmenin kapsamı m.15’te tek tek sayılır — alternatif tedaviler ve reddetmenin sonuçları dâhil.
  • Aydınlatmanın yapıldığını ispat yükü hekimdedir; bu, sözleşme ilişkisi olsun olmasın geçerlidir.
  • Tedaviyi reddetme hakkı vardır ve bu hak sonraki başvurularda hasta aleyhine kullanılamaz.
  • İhlal hâlinde hasta hakları birimi, Hasta Hakları Kurulu ve dava yolu birlikte açıktır.

Sıkça Sorulan Sorular

Hasta hakları hangi mevzuatta düzenlenir?

Temel metin Hasta Hakları Yönetmeliği'dir. Yönetmelik bilgilendirme, rıza, mahremiyet, tedaviyi reddetme, refakatçi bulundurma ve şikâyet yollarını ayrı maddelerde düzenler. Türk Medeni Kanunu m.24'teki kişilik hakları koruması da bu alanda doğrudan uygulanır.

Doktor bana bilgi vermek zorunda mı?

Zorunludur. Yönetmelik m.15, hastalığın muhtemel sebepleri ve seyri, müdahalenin kim tarafından nasıl yapılacağı, diğer tedavi seçenekleri, muhtemel komplikasyonlar ve reddetme hâlinde doğacak riskler dâhil olmak üzere verilecek bilgileri tek tek sayar.

Aydınlatıldığımı kim ispatlamak zorunda?

Hekim. Yargıtay'a göre her tıbbi müdahale vücut bütünlüğünün ihlali anlamına geldiğinden ve rızanın bulunmadığı yasal karine olduğundan, aydınlatma yükümlülüğünde ispat yükü hekim üzerindedir. Hasta "bana anlatılmadı" demekle yetinebilir.

Tedaviyi reddedebilir miyim?

Kanunen zorunlu hâller dışında reddedebilirsiniz. Yönetmelik m.25, doğacak olumsuz sonuçların sorumluluğu hastaya ait olmak üzere tedaviyi reddetme veya durdurulmasını isteme hakkını tanır. Sonuçların anlatılması ve yazılı belge alınması gerekir.

Tedaviyi reddedersem sonra beni tedavi etmezler mi?

Bu hak aleyhinize kullanılamaz. Yönetmelik m.25 açıkça, tedaviyi reddetme hakkının hastanın sağlık kuruluşuna tekrar müracaatında hasta aleyhine kullanılamayacağını belirtir.

Tıbbi müdahale için rıza her zaman şart mı?

Kural olarak şarttır. Hasta küçük veya kısıtlı ise veli ya da vasiden izin alınır. Hastanın veya temsilcisinin bulunmadığı, hazır olmadığı veya hastanın ifade gücünün olmadığı hâllerde bu şart aranmaz.

Hasta hakkı ihlalini nereye şikâyet edebilirim?

Sağlık kurumu bünyesindeki hasta hakları birimine başvurabilirsiniz. İl sağlık müdürlüğü ayrıca, gelen başvuruları değerlendirip karara bağlamak üzere Hasta Hakları Kurulu oluşturur. Bu yol dava hakkını ortadan kaldırmaz.

Şikâyet ettikten sonra ayrıca dava açabilir miyim?

Açabilirsiniz. Yönetmelik m.42, hasta haklarının ihlali hâlinde mevzuat çerçevesinde her türlü müracaat, şikâyet ve dava hakkının bulunduğunu düzenler. İdari başvuru dava şartı değildir.

Kendi tıbbi kayıtlarımı görebilir miyim?

Görebilir ve bir suretini alabilirsiniz. Hasta Hakları Yönetmeliği m.16 kayıtları inceleme ve örnek alma; m.17 ise eksik, belirsiz veya hatalı bilgilerin tamamlanmasını, açıklanmasını ve düzeltilmesini isteme hakkını düzenler. Tıbbi kayıtların tutulmaması, bilirkişi incelemesini engelleyebileceğinden yargılamada ayrıca önem taşır.

Eşim veya yakınım sağlık kayıtlarıma rızam olmadan erişebilir mi?

Eş veya yakın olmak tek başına sağlık kayıtlarına erişim hakkı vermez. Anayasa Mahkemesi, eşin diğer eşin kişisel ve sağlık bilgilerine ulaşabileceği yönündeki yasal dayanaksız kabulün kişiyi korumasız bıraktığını belirtmiş; rıza dışı erişim iddiasının etkili ve özenli soruşturulmaması nedeniyle kişisel verilerin korunmasını isteme hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir (B. No. 2019/20473).

Hastanede refakatçi bulundurabilir miyim?

Yönetmelik, mevzuatın ve kurumun imkânları ölçüsünde refakatçi bulundurma hakkını düzenler. Dinî vecibeleri yerine getirebilme ve ziyaret hakkı da ayrı maddelerde güvence altına alınmıştır.

Hasta hakları ihlali ile malpraktis aynı şey mi?

Değildir. Malpraktis, tıbbi standarda aykırı uygulamadan doğan zarardır. Aydınlatma yapılmadan alınan rıza ise müdahale teknik olarak kusursuz olsa bile ayrı bir hukuka aykırılık oluşturabilir. İkisi bir arada da gündeme gelebilir.

Hastane bana ırk, din veya ekonomik durumuma göre farklı davranabilir mi?

Davranamaz. Yönetmelik m.5/c, sağlık hizmetinin verilmesinde hastaların ırk, dil, din ve mezhep, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç ile ekonomik ve sosyal durumlarının dikkate alınamayacağını belirtir.

Yoğun bakımdaki hastanın yakınına bilgi verilmesi zorunlu mu?

Bilincin kapalı olduğu acil durumlarda müdahale rızaya bağlı değildir; ancak bilgilendirme yükümlülüğü kalkmaz, yalnızca zamanı değişir. Hasta Hakları Yönetmeliği m.24, mümkünse orada bulunan yakının, mümkün değilse müdahale sonrasında yakının veya kanuni temsilcinin bilgilendirileceğini düzenler.

Hastanın uyması gereken kurallar bir yerde yazılı mı?

Evet. Hasta Hakları Yönetmeliği m.42/A altı bent hâlinde hastanın uyacağı kuralları sayar; kuruma uyum, eksiksiz ve doğru bilgi verme, kontrole gelme, randevuya uyma, diğer hastaların haklarına saygı ve personele saldırıda bulunmama. Maddede ayrı bir müeyyide öngörülmemiştir.

Yazar

Av. Halit Süha Bahçeci

Kurucu Avukat

TBB Sicil No: 196866

LinkedIn

Tıbbi uygulama hatası iddiasından doğan tazminat ve sorumluluk uyuşmazlıklarını yürütür.

Yayın Politikası

İlgili çalışma alanı: Sağlık Hukuku

← Tüm makaleler
AraWhatsApp