Sağlık Hukuku

Hatalı Estetik Ameliyat Nedeniyle Tazminat Davası

Estetik ameliyat, saç ekimi ve implant hatalarında tazminat: eser sözleşmesi ile vekâlet sözleşmesi ayrımı, ayıp ihbarı külfeti ve ispat yükü.

18 dk okumaYayımlanma:Son güncelleme:Yazan Av. Halit Süha Bahçeci
Estetik cerrahi görüşme masasında ayna, ölçüm pergeli ve işaretleme kalemleri
İçindekiler 18

Kısa Cevap

Hatalı estetik ameliyat nedeniyle tazminat davası, estetik amaçlı bir müdahalede kararlaştırılan sonucun elde edilememesi hâlinde açılan maddi ve manevi tazminat davasıdır. Yargıtay bu ilişkiyi vekâlet değil eser sözleşmesi olarak nitelendirir; bunun sonucu, hekimin sonucu taahhüt etmiş sayılmasıdır.

Bu Durumda mısınız?

  • Estetik müdahale sonrasında kararlaştırılan görünüm elde edilemedi ya da asimetri, iz veya şekil bozukluğu gibi bir sonuç ortaya çıktı.
  • Estetik müdahale sonrasında düzeltici (revizyon) bir ameliyat gerektiği söylendi.
  • Ameliyat öncesinde riskler size anlatılmadı, yalnızca birtakım belgeler imzalatıldı.
  • Adli Tıp raporunda “hekim hatası yok” denildi, ancak sözü verilen sonuç ortaya çıkmadı.
  • Estetik ve tedavi amacı bir arada olan bir müdahalede (örneğin hem nefes darlığı hem görünüm) sonuç alınamadı.

Bu başlıklar somut olayın koşullarına göre farklı değerlendirilir; sürece başlamadan önce bir avukata danışmanız yerinde olur.

Estetik Müdahale Neden Eser Sözleşmesi Sayılır?

Tıbbi müdahalelerde kural, hekim ile hasta arasındaki ilişkinin vekâlet sözleşmesi sayılmasıdır. Vekâlette hekim sonucu değil, özenli çabayı borçlanır. Estetik amaçlı müdahalelerde ise Yargıtay farklı bir yol izler: taraflar belirli bir görünüm üzerinde anlaştıkları için ortada bir sonuç taahhüdü vardır.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi bu ayrımı yakın tarihli bir kararında şöyle kurmuştur:

“Somut olayda, davacı ile davalı arasında eser sözleşmesi niteliğinde estetik müdahaleyi kapsayan hukuki ilişki bulunduğu, sözleşmenin niteliği itibariyle hekim ile hasta arasında tıbbi zorunluluk sebebiyle gerçekleştirilen tedaviye ilişkin vekalet sözleşmesinden farklı olduğu ve eser sözleşmesi hükümlerin uygulanması gerektiği anlaşılmaktadır.”

(Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/3670, K. 2025/3903, T. 17.11.2025 — BOZULMASINA)

Aynı kararda iki sözleşme tipi arasındaki fark açıkça ortaya konulmaktadır:

“Eser sözleşmelerini, diğer iş görme sözleşmelerinden ayıran önemli hususlardan birisi sonuç sorumluluğu, yani tarafların iradeleri doğrultusunda yüklenici tarafından bir sonucun meydana getirilmesi taahhüdü, sonucun garanti edilmesidir. Burada, vekâlet akdindeki gibi yalnızca bir işin görülmesi taahhüdü bulunmamakta, bir eserin-sonucun yaratılıp teslim edilmesi borcu altına girilmektedir.”

(Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/3670, K. 2025/3903, T. 17.11.2025 — BOZULMASINA)

Bu nitelendirmenin pratik önemi büyüktür: vekâlet ilişkisinde tartışma hekimin özen borcuna aykırılığı üzerinden yürürken, eser sözleşmesinde tartışma sonucun gerçekleşip gerçekleşmediği üzerinden yürür.

Dayandığı Kanun Maddeleri

Eser sözleşmesinin tanımı, Türk Borçlar Kanunu’nun 470. maddesinde yer alır:

“MADDE 470- Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, işsahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir.”

(6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.470)

Eserin ayıplı olması hâlinde iş sahibinin seçimlik hakları 475. maddede düzenlenmiştir:

“MADDE 475- Eserdeki ayıp sebebiyle yüklenicinin sorumlu olduğu hâllerde işsahibi, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir:

  1. Eser işsahibinin kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aynı ölçüde aykırı olursa sözleşmeden dönme.

  2. Eseri alıkoyup ayıp oranında bedelden indirim isteme.

  3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları yükleniciye ait olmak üzere, eserin ücretsiz onarılmasını isteme.

İşsahibinin genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır.”

(6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.475)

Yüklenicinin işi kabul ederken uyarma yükümlülüğü bakımından ise 476. madde önem taşır:

“MADDE 476- Eserin ayıplı olması, yüklenicinin açıkça yaptığı ihtara karşın, işsahibinin verdiği talimattan doğmuş bulunur veya herhangi bir sebeple işsahibine yüklenebilecek olursa işsahibi, eserin ayıplı olmasından doğan haklarını kullanamaz.”

(6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.476)

Karşılaştırma için, vekâlet sözleşmesindeki özen borcu 506. maddede düzenlenmiştir:

“Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür.

Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır.”

(6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.506)

Burun Estetiği Neden Ayrı Değerlendirilir?

Burun ameliyatları bu alandaki uyuşmazlıkların önemli bölümünü oluşturur ve kendine özgü bir sorun taşır: çoğu kez hem nefes alma sorununu gidermeye hem de görünümü değiştirmeye yöneliktir. Hangi amacın ağır bastığı, uygulanacak sözleşme rejimini ve ispat yükünün dağılımını doğrudan etkiler.

Septum deviasyonu, revizyon ameliyatının bedeli, koku ve nefes kaybı ile kamu hastanesinde yapılan müdahalelerde işleyen idari yargı kolu ayrı bir çerçeve gerektirdiğinden, bu başlıklar yanlış burun ameliyatı nedeniyle tazminat davası yazımızda ayrıca ele alınmaktadır.

Kusur Aranır mı? Ayıptan Sorumluluğun Farkı

Eser sözleşmesi rejiminin en belirgin sonucu, ayıptan sorumluluk için kusurun aranmamasıdır. Yukarıdaki kararda Yargıtay, yerel mahkemenin yapması gereken işi tarif ederken bunu açıkça yazmıştır:

“Bu durumda mahkemece yapılacak iş; dosyanın üniversitelerin plastik ve rekonstrüktif cerrahi ve kulak burun boğaz rinoplasti uzmanı öğretim üyelerinden oluşturulacak bilirkişi kuruluna tevdii edilerek, taraflar arasındaki sözleşmenin eser sözleşmesi olup yüklenicinin sonuç taahhüdünün olduğu ve yine eser sözleşmelerinde yüklenicinin ayıptan TBK’nın 475. maddesine göre sorumlu olması için kusurlu bulunması gerekmediği gözönünde tutularak; estetik amaçlı ameliyatın, tıbbın gereklerine ve taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine uygun şekilde yapılıp yapılmadığı, yapılan işlemin amacına ulaşıp ulaşmadığı, eserin ayıplı olarak yapılıp yapılmadığı, ameliyat nedeniyle davacının burnunda geçici veya kalıcı bir rahatsızlığın ortaya çıkıp çıkmadığı hususlarında gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınıp, davacının maddi ve manevi tazminat istemlerinin değerlendirilerek hüküm kurulmasından ibarettir.”

(Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2022/2949, K. 2023/3283, T. 12.10.2023 — BOZULMASINA)

Bu pasaj aynı zamanda bilirkişi kurulunun nasıl oluşturulması gerektiğini de göstermektedir.

Daire, 2025 tarihli bir başka kararında aynı sonuca daha güçlü bir formülle varmıştır. Yüklenicinin borcu yalnızca sonucu taahhüt etmekle sınırlı değildir; Türk Borçlar Kanunu’nun 471. maddesinin birinci fıkrasından doğan bir sadakat ve özen borcu da vardır:

“Bu borcun altına giren taraf, yani yüklenici, TBK’nın 471/1 maddesi ve işin mahiyeti gereği, işi sadakat ve özenle yerine getirmek zorundadır. Sadakat borcu, yüklenicinin iş sahibinin yararına olacak şeyleri yapma ve ona zarar verecek her türlü eylemden kaçınması anlamını taşır.”

(Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/1833, K. 2025/1275, T. 26.03.2025 — BOZULMASINA)

Aynı kararda, kullanılan yöntemin seçiminin sorumluluğu değiştirmediği belirtilmektedir:

“Yüklenici, hangi yöntemi kullanırsa kullansın eserin ayıpsız olarak ortaya çıkması gerekmekte olup, diğer bir deyişle eser sözleşmesinin niteliği gereği yüklenici sonucu garanti etmektedir.”

(Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/1833, K. 2025/1275, T. 26.03.2025 — BOZULMASINA)

“Sonucu garanti etmek” ifadesi, tartışmanın neden hekimin dikkatli davranıp davranmadığı üzerinden değil, ortaya çıkan eser üzerinden yürüdüğünü özetler.

Tıbbi Standart ve Komplikasyon Yönetimi

Eser sözleşmesi nitelendirmesi, tıbbi standartların devre dışı kaldığı anlamına gelmez. Aynı kararda daire, Avrupa Biyotıp Sözleşmesi’nin 4. maddesine dayanarak tıbbi standardın estetik müdahalelerde de geçerli olduğunu belirtmiş ve komplikasyon yönetimini yüklenicinin sorumluluğunda görmüştür:

“Burada yüklenici, eseri iş sahibinin yararına olacak şekilde ve ona hiçbir zarar vermeden meydana getirmek yükümlülüğü altındadır. Komplikasyonlarda ise aydınlatma yükümlülüğü ve komplikasyon yönetiminin doğru yapılması yine yüklenicinin sorumluluğundadır.”

(Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2022/2949, K. 2023/3283, T. 12.10.2023 — BOZULMASINA)

Buna karşılık sonuç taahhüdü, dosyanın tek yönlü okunacağı anlamına gelmez. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025 tarihli bir kararında, bozma sonrası mahkemenin araştıracağı işler arasına hastanın ameliyat sonrası kendisine düşen yükümlülükleri yerine getirip getirmediğini de koymuştur:

“Bu halde mahkemece yapılacak iş; yeni bir bilirkişi heyeti oluşturarak davalının eser sözleşmesi kapsamında sonuç taahhüdünü gerçekleştirip gerçekleştirmediği, davacının ameliyat sonrası kendisine düşen yükümlülükleri yerine getirip getirmediği ve bunun sonuca etkileri hususlarında rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesinden ibaret olup bu hususlar gözardı edilerek, inceleme ve yanlış değerlendirme ile karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur.”

(Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/1067, K. 2025/1468, T. 15.04.2025 — BOZULMASINA)

Pasajın pratik anlamı şudur: pansuman, ilaç kullanımı, kontrol muayenelerine gitme, sigara ve spor gibi konularda hekimin verdiği talimatlara uyulup uyulmadığı da bilirkişi incelemesinin konusudur. Ameliyat sonrası dönemde verilen talimatların ve yapılan kontrollerin kayda geçirilmesi, bu nedenle hasta bakımından da önem taşır.

Aydınlatma yükümlülüğünün ispatı ayrı ve önemli bir konudur; bu konu aydınlatılmış onam başlıklı yazımızda ayrıca ele alınmaktadır.

Estetik Ameliyat Bedeli İade Edilebilir mi?

Estetik müdahalede kararlaştırılan sonucun ortaya çıkmaması hâlinde ameliyat bedelinin iadesi gündeme gelebilir. Bununla birlikte bedel iadesi, ek tedavi giderleri ve manevi tazminat aynı talep değildir. Her kalem kendi hukuki dayanağı ve delilleri üzerinden ayrı ayrı değerlendirilir.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2024 tarihli kararında, Adli Tıp Kurumu ve bilirkişi raporları aydınlatılmış rızayı yeterli, ameliyat sonrası durumu da tıbben kabul edilebilir sınırlar içinde değerlendirmişti. Daire buna rağmen uyuşmazlığın yalnız “tıbbi hata” ekseninde sonuçlandırılmasını doğru bulmadı:

“Her ne kadar raporlarda ayıplı ifa bulunmadığı tespiti yapılmış ise de, estetik ameliyat işleminin eser sözleşmesi niteliğinde bulunduğu ve yukarıda açıklandığı şekilde sonuç taahhüdünü de kapsadığı anlaşıldığından, mahkemece ayıplı ifa bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.”

(Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2023/1264, K. 2024/3353, T. 10.10.2024 — BOZULMASINA)

Daire, talep kalemleri hakkında farklı sonuçlara ulaşılması gerektiğini açıkça belirtti:

“Bu durumda mahkemece, davacının maddi tazminat istemi kapsamında olan davalılara ödediği estetik ameliyat bedelinin iadesi talebinin kabulüne, diğer maddi tazminat isteminin davacı tarafça ispatlanamadığından reddine, manevi tazminat talebi yönünden ise, değerlendirme yapılmak suretiyle uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur.”

(Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2023/1264, K. 2024/3353, T. 10.10.2024 — BOZULMASINA)

Kararın ortaya koyduğu ayrım şöyledir:

TalepKarardaki değerlendirme
Ödenen estetik ameliyat bedeliİade talebinin kabulü gerektiği
Diğer maddi zararlarSomut dosyada ispatlanmadığı için ret gerektiği
Manevi tazminatAyrı değerlendirme yapılarak uygun miktarın belirlenmesi gerektiği

Bu karar, her başarısız estetik müdahalede tüm ödemelerin otomatik olarak iade edileceği veya her zarar kaleminin kabul edileceği anlamına gelmez. Kararlaştırılan sonucun ne olduğu, ortaya çıkan görünüm, tıbbi kayıtlar, ameliyat öncesi yazışmalar ve her maddi zarar kaleminin belgesi somut dosyada ayrıca incelenir.

Manevi Tazminatın Miktarı Nasıl Belirlenir?

Bu alandaki en yüksek dereceli içtihat, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’ndan gelmektedir. Kalçalarına silikon takılan ve ameliyat sonrası gelişen enfeksiyon nedeniyle ikinci bir operasyon geçirmek zorunda kalan davacının açtığı davada, bilirkişi raporları komplikasyonun hastanenin ve doktorun kusurundan kaynaklanmadığını belirtmişti. Kurul buna rağmen ayıplı eser sonucuna vardı:

“Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; her ne kadar mahkemece alınan bilirkişi raporlarında estetik ameliyattan sonra oluşan komplikasyonun davalı hastanenin ve doktorun kusurundan ileri gelmeyip, doğal olarak geliştiği belirtilmiş ise de; olayın gelişim biçimi, dosyada bulunan belge ve deliller ile tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre oryantal olarak eğlence sektöründe çalışan davacının kazancını fiziksel görünümüyle bağlantılı olan oryantallik mesleğinden sağladığı ve fiziksel olarak daha güzel ve estetik görünmek amacıyla operasyon yaptırdığı, ancak davalıların eser sözleşmesi kapsamında edimlerini tam ve eksiksiz ifa etmeyerek ayıplı eser oluşturdukları gibi yapılan estetik müdahale ile amaçlanan sonuç taahhüdünü de gereği gibi gerçekleştiremedikleri, davacının yatarak tedavi gördüğü, sonrasında gelişen enfeksiyon nedeniyle ikinci bir operasyon geçirmek zorunda kaldığı, bu durumun davacı tarafta manevi ve ruhsal olarak çöküntüye sebebiyet verdiği, operasyon sonrası yaşadığı ağrı ve acılarından dolayı ruhî elem ve üzüntüsü hâlen devam eden davacının vücut bütünlüğünde ortaya çıkan komplikasyon ve görüntü bozukluğuna sebebiyet verilmesinin davalılara izafe edilebilecek kusurlu bir davranış olduğu anlaşılmaktadır.”

(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2020/284, K. 2022/1423, T. 02.11.2022 — BOZULMASINA)

Kurul, yerel mahkemenin hükmettiği manevi tazminatı yetersiz buldu ve miktarın hangi ölçütlere göre belirleneceğini sıraladı:

“Bu durumda mahkemece tarafların sosyal ve ekonomik durumları, estetik ameliyatın yapıldığı olay tarihinde paranın satın alma gücü, hüküm altına alınacak manevi tazminatın davacının zenginleşmesine, diğer tarafın da fakirleşmesine neden olmaması gerektiği gözetilerek, yukarıda açıklanan kriterler de esas alınmak suretiyle davacıyı tatmin edecek ve zararlarını karşılayacak şekilde 5.000TL’den daha fazla tutarda manevi tazminat takdir edilerek bu miktar üzerinden karar verilmelidir.”

(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2020/284, K. 2022/1423, T. 02.11.2022 — BOZULMASINA)

Karardan çıkan ölçütler şunlardır: tarafların sosyal ve ekonomik durumları, olay tarihinde paranın satın alma gücü, tazminatın davacıyı zenginleştirmemesi ve davalıyı fakirleştirmemesi. Bu ölçütler, manevi tazminatın bir ceza değil tatmin aracı sayılmasından doğar.

Bu karar oy çokluğu ile verilmiştir. Azınlık, doktorun kusursuz bulunduğunu ve hükmedilen manevi tazminatın yeterli olduğunu savunmuştur:

“Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, bilirkişi raporlarında davalı doktorun estetik operasyonu tıp kurallarına uygun biçimde gerçekleştirdiği ve herhangi bir kusuru bulunmadığının tespit edildiği, estetik ameliyattan sonra davalı hastanenin kadrolu doktoru olmayan diğer davalı …’dan gözetim ve denetim yükümlülüğü beklenemeyeceği, davacının ameliyattan sonra hastalanıp tedavi görmesindeki sorumluluğun doktora yüklenemeyeceği, somut olayın özelliğine göre mahkemece hüküm altına alınan 5.000TL manevi tazminatın yeterli olduğu ve direnme kararının onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de, bu görüş yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir.”

(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2020/284, K. 2022/1423, T. 02.11.2022 — BOZULMASINA)

Azınlık görüşünün metinde yer alması, bu değerlendirmenin somut olayın özelliklerine ne kadar bağlı olduğunu gösterir. Tazminat kalemlerinin ve miktarın genel olarak nasıl hesaplandığı malpraktis davasında zamanaşımı ve tazminat kalemleri yazımızda ayrıca ele alınmaktadır.

Estetik Amaç ile Tedavi Amacı Bir Arada Olursa

Bir müdahale çoğu kez hem tıbbi bir şikâyeti gidermeye hem de görünümü değiştirmeye yönelir. Göz kapağı, çene ve karın bölgesindeki işlemlerde bu ikilik sık görülür. Müdahalenin ağırlıklı olarak hangi amaca yöneldiği, uygulanacak sözleşme rejimini ve dolayısıyla ispat yükünün dağılımını doğrudan etkiler. Yargıtay, estetik yönü ağır basan işlemlerde eser sözleşmesi hükümlerini uygulamaktadır.

Bu nedenle dava öncesinde muayene kayıtları, ameliyat öncesi görüşme notları, imzalanan onam belgeleri ve varsa yazışmalar bir bütün olarak değerlendirilmelidir.

Saç Ekimi de Eser Sözleşmesi Sayılır mı?

Saç ekimi, Yargıtay uygulamasında estetik ameliyatla aynı rejime tabi tutulur. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin incelediği bir olayda hastaya estetik amaçlı saç ekimi yapılmış, Adli Tıp Kurumu raporu ile üniversite öğretim üyelerinden oluşan heyet raporu sonucun her türlü özene rağmen ortaya çıkabilen bir komplikasyon olduğunu belirtmiş, yerel mahkeme de bu raporlara dayanarak davayı reddetmişti. Daire, sözleşmenin amacını belirleyerek işe başladı:

“Burada sözleşme yapılmasının nedeni belli bir sonucun ortaya çıkmasıdır.”

(Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2022/4360, K. 2024/322, T. 23.01.2024 — BOZULMASINA)

Bu nitelendirmenin pratik sonucu, raporun “hekim tıp kurallarına uygun davrandı” demesinin tek başına dosyayı bitirmemesidir. Daire, yerel mahkemenin hangi soruları ayrıca araştırması gerektiğini sıralayarak kararı bozdu:

“hekimin eyleminin tıp kurallarına uygun olduğu yönündeki görüş yeterli olmayıp, ayrıca davacının isteklerinin karşılanıp karşılanmadığı, ayıplı olduğu iddia edilen saç ekimi işlemi ve sonrasında gerçekleştirilen sorunlu bölgenin derisinin müdahale ile alınması işlemi ile ilgili olarak; hekimin edimini yerine getirip getirmediği ya da komplikasyon olup olmadığı, komplikasyon konusunda aydınlatma görevinin yerine getirilip getirilmediği ve komplikasyon yönetiminin doğru yapılıp yapılmadığı hususları tartışılıp değerlendirilmek üzere, aralarında üniversitelerden seçilecek akademik kariyere sahip Estetik Plastik ve Rekonstrüktif cerrahisi konusunda uzman 3 kişilik bilirkişi kurulu oluşturulmak suretiyle gerektiğinde davacı da muayene edilerek, dosyadaki belge ve bilgiler incelenerek alınacak rapora yapılacak itirazlar da dikkate alınıp hekim ve istihdam eden sıfatıyla davalı poliklinik işleticisinin sorumluluğu saptanıp, hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmelidir.”

(Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2022/4360, K. 2024/322, T. 23.01.2024 — BOZULMASINA)

Pasaj üç noktayı birlikte kuruyor. Birincisi, tıbbi uygunluk ile sonucun gerçekleşip gerçekleşmediği ayrı sorulardır. İkincisi, komplikasyon savunması ileri sürülse bile aydınlatmanın yapılıp yapılmadığı ve komplikasyonun doğru yönetilip yönetilmediği ayrıca incelenir. Üçüncüsü, kliniği işleten kişi istihdam eden sıfatıyla sorumluluk yönünden dosyaya dahildir.

Aynı kararda komplikasyon savunmasının sınırı şöyle çizilmiştir:

“Komplikasyonlarda ise aydınlatma yükümlülüğü ve komplikasyon yönetiminin doğru yapılması yine yüklenicinin (hekimin) sorumluluğundadır.”

(Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2022/4360, K. 2024/322, T. 23.01.2024 — BOZULMASINA)

Komplikasyon ile hatalı uygulama arasındaki ayrım komplikasyon ve malpraktis farkı başlıklı yazımızda ayrıca ele alınmaktadır. Saç ekimi için Türkiye’ye gelen yabancı hastalar bakımından aynı rejim, saç ekimi birimlerine ilişkin yönetmelik ve yurt dışından vekâletname ile dava takibi konularıyla birlikte hair transplant gone wrong in Türkiye başlıklı İngilizce yazımızda ele alınmaktadır.

Diş Tedavisi, İmplant ve Protezde Durum

İmplant ve protez yapımı da sonuç taahhüdü içeren işlerdendir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, on iki adet implant yapılan bir olayda sözleşmenin niteliğini şu şekilde belirlemiştir:

“Somut olayda, davacı ile davalı arasındaki implant yapımına ilişkin sözleşmenin niteliği itibariyle hekim ile hasta arasında tıbbi zorunluluk sebebiyle gerçekleştirilen tedaviye ilişkin vekalet sözleşmesinden farklı olduğu ve eser sözleşmesi hükümlerin uygulanması gerektiği anlaşılmaktadır.”

(Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/1729, K. 2025/1327, T. 27.03.2025 — BOZULMASINA)

Ayrım şuraya oturur: ağrıyan bir dişin tedavisi tıbbi zorunluluktan doğuyorsa vekâlet sözleşmesi hükümleri tartışılır, buna karşılık implant veya protez yapımı belirli bir sonucu meydana getirme borcu doğurur.

Aynı olayda Adli Tıp Kurumu ile üniversite diş hekimliği fakültesinden alınan raporlar hekimin gerekli özeni gösterdiğini belirtmişti. Daire yine de sonucu farklı değerlendirdi:

“Adli Tıp Kurumu ve Uludağ Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesinden alınan raporlarda davalının tıp kurallarına uygun olarak gerekli dikkat ve özeni gösterdiği belirtilmiş ise de sonuç olarak tedavi aşamasında implantların üç kez düştüğü, dosya kapsamında bulunan 18.04.2023 tarihli raporda da implant üstü protezleri zayıflatan hatalı bir tasarım yapıldığının belirtildiği ve bu durumda taraflar arasındaki sözleşmedeki sonuç taahhüdünün gerçekleşmediği, davalıların murisi müteveffa doktor yüklenici tarafından yapılan işlemlere dair dosyaya onam formu sunulmadığı da dikkate alındığında davalıların murisi olan yüklenicinin kusurlu olduğu anlaşılmıştır.”

(Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/1729, K. 2025/1327, T. 27.03.2025 — BOZULMASINA)

Karar iki somut ölçüt gösteriyor. İmplantların tutmaması ve tasarım hatası sonuç taahhüdünün gerçekleşmediğinin göstergesi sayılmış; dosyaya onam formu sunulmamış olması ise kusur değerlendirmesinde ayrıca dikkate alınmıştır. Onam belgesinin saklanması ve ispatı konusu aydınlatılmış onam yazımızda ayrıntılı olarak incelenmektedir.

Özel klinikte veya özel hastanede yapılan bu işlemlerde uyuşmazlık tüketici işlemi sayıldığından görevli mahkeme bakımından ayrı bir değerlendirme gerekir; bu konu özel hastaneye karşı açılacak tazminat davası yazımızda ele alınmaktadır.

Kaplama, protez ve implant işlemleri için yurt dışından Türkiye’ye gelen hastalar bakımından aynı eser sözleşmesi rejimi uygulanır. Bu hastalara özgü olan yetki belgesi şartı, ayıbı bildirme külfeti ve uygulanacak hukuk soruları Turkey teeth gone wrong başlıklı İngilizce yazımızda ele alınmaktadır.

Ayıbı Bildirme Külfeti: Sessiz Kalmak Hak Kaybettirir

Eser sözleşmesi rejiminin çoğu kez gözden kaçan yüzü, iş sahibine de bir külfet yüklemesidir. Türk Borçlar Kanunu’nun 474. maddesi, eseri gözden geçirme ve ayıpları bildirme yükünü iş sahibine verir:

“MADDE 474- İşsahibi, eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve ayıpları varsa, bunu uygun bir süre içinde yükleniciye bildirmek zorundadır.

Taraflardan her biri, giderini karşılayarak, eserin bilirkişi tarafından gözden geçirilmesini ve sonucun bir raporla belirlenmesini isteyebilir.”

(6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.474)

Bu külfetin yerine getirilmemesinin sonucu 477. maddede düzenlenmiştir ve ağırdır:

“MADDE 477- Eserin açıkça veya örtülü olarak kabulünden sonra, yüklenici her türlü sorumluluktan kurtulur; ancak, onun tarafından kasten gizlenen ve usulüne göre gözden geçirme sırasında fark edilemeyecek olan ayıplar için sorumluluğu devam eder.

İşsahibi, gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, eseri kabul etmiş sayılır.

Eserdeki ayıp sonradan ortaya çıkarsa işsahibi, gecikmeksizin durumu yükleniciye bildirmek zorundadır; bildirmezse eseri kabul etmiş sayılır.”

(6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.477)

Maddenin estetik müdahaleler bakımından üç sonucu vardır:

  • Bildirmemek kabul sayılır. Gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal eden iş sahibi, eseri kabul etmiş sayılır. Bu, zamanaşımından ayrı ve ondan önce işleyen bir kayıptır.
  • Sonradan çıkan ayıpta da bildirim gerekir. Estetik müdahalelerde sonucun ancak ödem indikten sonra değerlendirilebildiği durumlar sık görülür. Böyle bir hâlde ayıp ortaya çıktığı anda gecikmeksizin bildirilmelidir.
  • Kasten gizlenen ayıp istisnadır. Yüklenici tarafından kasten gizlenen ve usulüne göre gözden geçirme sırasında fark edilemeyecek ayıplarda sorumluluk devam eder.

Uygulamada bu bildirim, tarihi belli olacak biçimde yapılmalıdır: noterden ihtarname, iadeli taahhütlü mektup veya en azından tarih ve içerik olarak saklanabilen bir yazışma. Hekime sözlü olarak şikâyet edildiğini ispat etmek çoğu kez mümkün olmaz.

Bildirimin “uygun süre” içinde yapılıp yapılmadığı somut olaya göre değerlendirilir; kanun sabit bir gün sayısı vermez. Bu nedenle sonuçtan memnun olmadığınızı fark ettiğinizde beklememek gerekir.

Zamanaşımı ve Tazminat Kalemleri

Zamanaşımı, bu alandaki en dikkat edilmesi gereken konudur; çünkü eser sözleşmesinde ayıplı eser için özel ve kısa bir süre öngörülmüştür:

“MADDE 478- Yüklenici ayıplı bir eser meydana getirmişse, bu sebeple açılacak davalar, teslim tarihinden başlayarak, taşınmaz yapılar dışındaki eserlerde iki yılın; taşınmaz yapılarda ise beş yılın ve yüklenicinin ağır kusuru varsa, ayıplı eserin niteliğine bakılmaksızın yirmi yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar.”

(6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.478)

Estetik müdahale bir taşınmaz yapı olmadığından, ayıba dayalı talepler bakımından metindeki iki yıllık süre gündeme gelir; yüklenicinin ağır kusuru varsa süre yirmi yıla çıkar.

Buna karşılık, Türk Borçlar Kanunu’nun 475. maddesinin son fıkrası iş sahibinin “genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı”nı saklı tutmaktadır. Talep ayıba mı yoksa genel hükümlere mi dayandırıldığına göre farklı sürelerin uygulanması tartışılmakta; sözleşmeye dayalı taleplerde 146. maddedeki on yıllık genel süre de ileri sürülmektedir:

“MADDE 146- Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir.”

(6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.146)

Haksız fiil temelli taleplerde ise 72. maddedeki süreler tartışılır:

“MADDE 72- Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır.”

(6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.72)

Uygulamada maddi tazminat kapsamında düzeltici ameliyat gideri, tedavi ve yol masrafları ile çalışma gücü kaybından doğan zararlar; manevi tazminat kapsamında ise kişilik değerlerindeki eksilme talep edilmektedir. Eser sözleşmesi hükümleri ayrıca bedelden indirim ve ücretsiz onarım gibi seçimlik haklar tanır (TBK m.475).

Şikâyet Kanalı Tazminat Davasının Yerine Geçmez

Hatalı bir estetik müdahaleden sonra akla ilk gelen sorulardan biri “nereye şikâyet edeceğim” olur. Hasta Hakları Yönetmeliği bu hakkı ayrıca tanır:

“Madde 42- Hastanın ve hasta ile ilgili bulunanların, hasta haklarının ihlali halinde, mevzuat çerçevesinde her türlü müracaat, şikayet ve dava hakları vardır.”

(Hasta Hakları Yönetmeliği m.42)

Maddenin kuruluşuna dikkat edilmelidir: müracaat, şikâyet ve dava hakları birlikte sayılmıştır. Bunlar birbirinin alternatifi değildir.

Uygulamada bu ayrımın üç sonucu vardır:

  • İdari şikâyet dava şartı değildir. Sağlık kuruluşundaki hasta hakları birimine veya tabip odasına başvurmadan da tazminat davası açılabilir.
  • Şikâyet zamanaşımını durdurmaz. İdari başvurunun sonucunu beklemek, eser sözleşmesinden doğan sürelerin işlemesini engellemez.
  • Şikâyet, ayıp ihbarı yerine geçmez. Hasta hakları birimine yapılan bir başvuru, yükleniciye yöneltilmesi gereken ayıp bildirimini karşılamayabilir. İki bildirim ayrı muhataplara yapılır.

Buna karşılık idari şikâyet dosyası delil bakımından değerli olabilir: başvuru tarihi, şikâyetin içeriği ve kuruma verilen cevap, sonradan açılacak davada olayın zamanlamasını ortaya koyar. Başvuru yollarının ayrıntısı hasta hakları ve şikâyet yolları yazımızda ele alınmaktadır.

Sık Yapılan Hatalar

  • Adli Tıp raporunu tek belirleyici saymak. Yukarıdaki karar, “hekim hatası yok” sonucuna rağmen sonuç taahhüdü yönünden ayrıca inceleme yapılması gerektiğini göstermektedir.
  • Sözleşme tipini tartışmadan dava açmak. Vekâlet mi eser mi sorusu, kusurun aranıp aranmayacağını doğrudan belirler.
  • Onam belgelerini önemsememek. İmzalanan matbu belgeler ile gerçekten yapılan aydınlatma çoğu kez örtüşmez; bu ayrım ispat bakımından belirleyici olabilir.
  • Ameliyat öncesi kayıtları toplamamak. Kararlaştırılan sonucun ne olduğu, çoğu kez ameliyat öncesi görüşme ve yazışmalardan anlaşılır.
  • Bilirkişi raporuna itiraz etmemek. Yargıtay, denetime elverişli olmayan rapora dayanılmasını bozma sebebi saymaktadır.
  • Ayıbı bildirmeden beklemek. Gözden geçirme ve bildirim ihmal edilirse eser kabul edilmiş sayılır (TBK m.477). Bu, zamanaşımından ayrı ve daha erken işleyen bir kayıptır.
  • Ameliyat sonrası talimatları kayda geçirmemek. Yargıtay, hastanın kendisine düşen yükümlülükleri yerine getirip getirmediğini de inceleme konusu yapmaktadır.

Adım Adım Ne Yapmalısınız?

  1. Ameliyat öncesi ve sonrası tüm tıbbi kayıtları, onam belgelerini ve yazışmaları eksiksiz toplayın.
  2. Müdahalenin estetik mi tedavi amaçlı mı olduğunu ortaya koyan belgeleri ayırın.
  3. Ortaya çıkan sonucu tarih damgalı biçimde belgeleyin.
  4. Memnuniyetsizliğinizi gecikmeksizin ve ispat edilebilir biçimde (ihtarname veya iadeli taahhütlü mektup) yükleniciye bildirin.
  5. Zamanaşımı bakımından hangi rejimin uygulanacağını değerlendirin.
  6. Talebinizi maddi ve manevi tazminat ile eser sözleşmesinden doğan seçimlik haklar bakımından ayrı ayrı kurgulayın.
  7. Bilirkişi incelemesinde hangi uzmanlık dallarının yer alması gerektiğini baştan gündeme getirin.

Özet

  • Yargıtay estetik amaçlı müdahaleleri eser sözleşmesi olarak nitelendirmekte, bu ilişkiyi tedavi amaçlı müdahalelerdeki vekâlet ilişkisinden ayırmaktadır.
  • Eser sözleşmesinde sonuç taahhüdü vardır; sonucun gerçekleşmemesi hâlinde edimin ifa edilmediği kabul edilir.
  • Ayıptan sorumluluk için yüklenicinin kusurlu bulunması gerekmez (TBK m.475).
  • Komplikasyon olup olmaması tek başına sonuca etkili görülmemekte; komplikasyon yönetimi ve aydınlatma yüklenicinin sorumluluğunda sayılmaktadır.
  • Yakın tarihli bir Yargıtay kararında ameliyat bedelinin iadesi, ispatlanmayan diğer maddi zararlar ve manevi tazminat birbirinden ayrı değerlendirilmiştir.
  • Burun estetiğinde bilirkişi kurulunun plastik ve rekonstrüktif cerrahi ile kulak burun boğaz rinoplasti uzmanlarından oluşturulması aranmaktadır.
  • İş sahibi eseri gözden geçirip ayıbı uygun sürede bildirmezse eseri kabul etmiş sayılır (TBK m.474 ve m.477); bu külfet zamanaşımından önce işler.
  • Hukuk Genel Kurulu, bilirkişinin kusur bulmadığı bir olayda dahi ayıplı eser sonucuna varmış ve hükmedilen manevi tazminatı yetersiz bularak miktar ölçütlerini sıralamıştır (oy çokluğu).
  • Sonuç taahhüdü tek yönlü değildir: hastanın ameliyat sonrası kendisine düşen yükümlülükleri yerine getirip getirmediği de inceleme konusudur.

Bu alandaki genel çerçeve için malpraktis nedir ve doktor hatası tazminat davası yazımıza, mahkemelerin dayandığı rapor sürecine ilişkin olarak bilirkişi yazımıza bakabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Estetik ameliyat hatası için hangi sözleşme hükümleri uygulanır?

Yargıtay, estetik amaçlı müdahaleleri vekâlet sözleşmesi değil eser sözleşmesi olarak nitelendirmektedir. Bunun sonucu, hekimin yalnızca özenli davranmayı değil, kararlaştırılan sonucu meydana getirmeyi de üstlenmiş sayılmasıdır.

Estetik ameliyatta hekimin kusuru ispatlanmak zorunda mı?

Eser sözleşmesinde ayıptan sorumluluk için yüklenicinin kusurlu bulunması gerekmez. Yargıtay, taahhüt edilen sonucun gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılmasını, kusur tespitinden ayrı bir mesele olarak ele almaktadır.

Komplikasyon çıkması hekimi sorumluluktan kurtarır mı?

Yargıtay, eser niteliğindeki estetik müdahalelerde komplikasyon olup olmamasının tek başına sonuca etkili olmadığını belirtmektedir. Komplikasyon hâlinde aydınlatma yükümlülüğü ve komplikasyon yönetiminin doğru yapılması yüklenicinin sorumluluğundadır.

Estetik ameliyat hatasında hangi tazminat kalemleri istenebilir?

Ameliyat bedelinin iadesi, kanıtlanan düzeltici tedavi giderleri ve diğer maddi zararlar ile manevi tazminat ayrı ayrı değerlendirilebilir. Yargıtay bir kararında bedel iadesini kabul ederken ispatlanmayan diğer maddi zararları reddetmiş, manevi tazminat hakkında ise ayrıca değerlendirme yapılmasını istemiştir.

Hekim işi kabul ederken uyarı yükümlülüğü var mıdır?

Yargıtay, taahhüt edilen sonucun fen ve bilime göre mümkün olmaması hâlinde hekimin işi kabul ederken iş sahibini uyarma yükümlülüğü bulunduğunu, Türk Borçlar Kanunu'nun 476. maddesine atıfla belirtmektedir.

Estetik ameliyat davasında bilirkişi kimlerden oluşur?

Yargıtay, dosyanın üniversitelerin plastik ve rekonstrüktif cerrahi ile kulak burun boğaz rinoplasti uzmanı öğretim üyelerinden oluşturulacak bilirkişi kuruluna tevdi edilmesi gerektiğini belirtmiştir.

Adli Tıp raporunda hekim hatası yok denmesi davayı bitirir mi?

Yargıtay incelemesine konu bir olayda, Adli Tıp Kurumu raporunda hekim hatası bulunmadığı sonucuna varılmış olmasına rağmen, eser sözleşmesindeki sonuç taahhüdü yönünden ayrıca inceleme yapılması gerektiği belirtilerek karar bozulmuştur.

Estetik ameliyat davasında zamanaşımı süresi nedir?

Eser sözleşmesinde ayıplı eser için özel bir süre vardır: Türk Borçlar Kanunu'nun 478. maddesi uyarınca taşınmaz yapılar dışındaki eserlerde teslimden itibaren iki yıl, yüklenicinin ağır kusuru varsa yirmi yıldır. Talebin ayıba mı genel hükümlere mi dayandırıldığına göre farklı süreler tartışılmaktadır.

Estetik ve tedavi amaçlı müdahale bir arada yapılmışsa ne olur?

Bir müdahale hem tıbbi bir şikâyeti gidermeye hem de görünümü değiştirmeye yönelebilir. Bu durumda hangi amacın ağır bastığı ve buna bağlı olarak hangi sözleşme rejiminin uygulanacağı somut olayda ayrıca değerlendirilir. Yargıtay, estetik yönü ağır basan işlemlerde eser sözleşmesi hükümlerini uygulamaktadır.

Hatalı saç ekimi nedeniyle tazminat davası açılabilir mi?

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, estetik amaçlı saç ekimini sonuç taahhüdü içeren bir iş olarak değerlendirmektedir. Daire bir kararında sözleşme yapılmasının nedenini belli bir sonucun ortaya çıkması olarak tanımlamış ve hekimin tıp kurallarına uygun davrandığı yönündeki görüşü tek başına yeterli görmeyerek kararı bozmuştur.

Saç ekiminde komplikasyon çıkması hekimi sorumluluktan kurtarır mı?

Yargıtay, komplikasyon hâlinde aydınlatma yükümlülüğünün ve komplikasyon yönetiminin doğru yapılmasının yüklenicinin sorumluluğunda olduğunu belirtmektedir. Bu nedenle komplikasyon savunması ileri sürülse bile hastanın aydınlatılıp aydınlatılmadığı ve komplikasyonun nasıl yönetildiği ayrıca incelenir.

İmplant veya protez yapımı hangi sözleşme hükümlerine tabidir?

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, implant yapımına ilişkin sözleşmenin tıbbi zorunluluk sebebiyle yapılan tedaviye ilişkin vekâlet sözleşmesinden farklı olduğunu ve eser sözleşmesi hükümlerinin uygulanması gerektiğini belirtmiştir.

Diş tedavisinde onam formunun bulunmaması sonucu etkiler mi?

Yargıtay incelemesine konu bir olayda, implantların tedavi aşamasında üç kez düşmesi ve protezleri zayıflatan hatalı tasarım yanında, yapılan işlemlere dair dosyaya onam formu sunulmamış olması da dikkate alınarak yüklenicinin kusurlu olduğu sonucuna varılmıştır.

Estetik ameliyatın sonucundan memnun değilsem bunu bildirmek zorunda mıyım?

Evet. Türk Borçlar Kanunu'nun 474. maddesi iş sahibine eseri gözden geçirme ve ayıpları uygun bir süre içinde yükleniciye bildirme külfeti yükler. Ayıp sonradan ortaya çıkarsa, 477. madde uyarınca durumun gecikmeksizin bildirilmesi gerekir.

Ayıbı bildirmezsem ne olur?

Türk Borçlar Kanunu'nun 477. maddesine göre gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal eden iş sahibi eseri kabul etmiş sayılır. Bu, zamanaşımından ayrı ve ondan önce işleyen bir hak kaybıdır. Yüklenici tarafından kasten gizlenen ve usulüne uygun gözden geçirmede fark edilemeyecek ayıplar bu kuralın istisnasıdır.

Estetik ameliyatta manevi tazminatın miktarı neye göre belirlenir?

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarının, olay tarihinde paranın satın alma gücünün ve tazminatın davacıyı zenginleştirmemesi, davalıyı fakirleştirmemesi ölçütünün gözetilmesi gerektiğini belirtmiştir. Kurul, incelediği dosyada hükmedilen manevi tazminatı yetersiz bulmuştur; karar oy çokluğu ile verilmiştir.

Bilirkişi kusur bulmazsa dava mutlaka reddedilir mi?

Hayır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, bilirkişi raporlarında komplikasyonun hastanenin ve doktorun kusurundan kaynaklanmadığı belirtilmiş olmasına rağmen, davalıların eser sözleşmesi kapsamında edimlerini tam ve eksiksiz ifa etmeyerek ayıplı eser oluşturdukları sonucuna varmıştır.

Ameliyat sonrasında hastanın da yükümlülükleri var mıdır?

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025 tarihli bir kararında, bozmadan sonra yapılacak inceleme kapsamına davacının ameliyat sonrası kendisine düşen yükümlülükleri yerine getirip getirmediğini ve bunun sonuca etkilerini de dâhil etmiştir. Bu nedenle hekim talimatlarına uyulup uyulmadığı da bilirkişi incelemesinin konusu olabilir.

Hatalı estetik ameliyatı nereye şikâyet edebilirim?

Hasta Hakları Yönetmeliği'nin 42. maddesi, hasta haklarının ihlali hâlinde mevzuat çerçevesinde her türlü müracaat, şikayet ve dava hakkının bulunduğunu düzenler. İdari şikâyet dava şartı değildir, zamanaşımını durdurmaz ve yükleniciye yöneltilmesi gereken ayıp bildiriminin yerine geçmez.

Estetik ameliyat için dava dilekçesi örneği kullanabilir miyim?

Hazır bir örnek yalnızca iskelet verir. Estetik müdahale eser sözleşmesi sayıldığından talep kalemleri de farklıdır: bedelin iadesi, bedelden indirim ve ücretsiz onarım gibi seçimlik haklar Türk Borçlar Kanunu'nun 475. maddesine dayanır. Dilekçenin zorunlu unsurları ve görevli mahkeme somut olaya göre değişir.

Yazar

Av. Halit Süha Bahçeci

Kurucu Avukat

TBB Sicil No: 196866

LinkedIn

Tıbbi uygulama hatası iddiasından doğan tazminat ve sorumluluk uyuşmazlıklarını yürütür.

Yayın Politikası

İlgili çalışma alanı: Sağlık Hukuku

← Tüm makaleler
AraWhatsApp