Usul Hukuku

AYM Bireysel Başvuruda Kabul Edilemezlik Sebepleri

Bireysel başvurular neden esasa girilmeden reddedilir? Süre aşımı, tüketmeme, kanun yolu şikâyeti ve açıkça dayanaktan yoksunluk AYM kararlarıyla anlatılıyor.

6 dk okumaYayımlanma:Yazan Av. Halit Süha Bahçeci
Cam ve beton cepheli kurum binası
İçindekiler 13

Kısa Cevap

Bireysel başvuruların önemli bir kısmı hakkın ihlal edilip edilmediği hiç tartışılmadan, ön şartlar nedeniyle kapanır. Başlıca sebepler süre aşımı, başvuru yollarının tüketilmemesi, kişi veya konu bakımından yetkisizlik ve açıkça dayanaktan yoksunluktur. Kabul edilemezlik kararları kesindir.

Kabul Edilebilirlik İncelemesi Nasıl Yapılır?

Kabul edilebilirlik kararı verilebilmesi için başvurunun önceki maddelerde öngörülen şartları taşıması gerekir. İnceleme komisyonlarca yapılır (6216 sayılı Kanun m.48/3):

“Kabul edilebilirlik incelemesi komisyonlarca yapılır. Kabul edilebilirlik şartlarını taşımadığına oy birliği ile karar verilen başvurular hakkında, kabul edilemezlik kararı verilir. Oy birliği sağlanamayan dosyalar bölümlere havale edilir.”

Bu, pratikte iki kademeli bir süzgeçtir: komisyonda oy birliği varsa dosya orada kapanır; tereddüt varsa bölüme gider.

Sebep 1: Süre Aşımı

Otuz günlük başvuru süresi bir ön şarttır ve Mahkeme bunu taraflar ileri sürmese bile kendiliğinden uygular:

“Bireysel başvurunun kabul edilebilirlik koşullarından olan başvuru süresine riayet edilmesi şartı, bireysel başvuru incelemesinin her aşamasında resen nazara alınması gereken bir başvuru koşuludur”

(Anayasa Mahkemesi, B. No: 2020/37515, T. 15.04.2025 — süre aşımı nedeniyle kabul edilemezlik)

Sürenin ne zaman başladığı bu kümedeki en tartışmalı konudur; ayrıntı için AYM bireysel başvuru süresi yazımıza bakınız.

Sebep 2: Başvuru Yollarının Tüketilmemesi

İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamı tüketilmiş olmalıdır (6216 sayılı Kanun m.45/2). Devam eden bir yargılama sırasında yapılan başvuru bu şartı karşılamaz:

“Dolayısıyla olağan başvuru yolları tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincillik niteliği ile bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.”

(Anayasa Mahkemesi, B. No: 2021/773, T. 13.04.2022 — başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezlik)

Şart yalnızca istinaf ve temyizi değil, kanunun öngördüğü idari başvuru yollarını da kapsar. Örneğin tutukluluğun makul süreyi aştığı iddiası, kişi tahliye edildikten sonra Ceza Muhakemesi Kanunu m.141 kapsamındaki tazminat yolu tüketilmeden bireysel başvuruya konu edilemez.

Sebep 3: Kişi ve Konu Bakımından Yetkisizlik

Bazı başvurular baştan kapsam dışıdır. Kişi bakımından sınırlar şunlardır (6216 sayılı Kanun m.46):

“Bireysel başvuru ancak ihlale yol açtığı ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan etkilenenler tarafından yapılabilir.”

“Kamu tüzel kişileri bireysel başvuru yapamaz. Özel hukuk tüzel kişileri sadece tüzel kişiliğe ait haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunabilir.”

Konu bakımından ise üç yasak alan vardır (6216 sayılı Kanun m.45/3):

“Yasama işlemleri ile düzenleyici idari işlemler aleyhine doğrudan bireysel başvuru yapılamayacağı gibi Anayasa Mahkemesi kararları ile Anayasanın yargı denetimi dışında bıraktığı işlemler de bireysel başvurunun konusu olamaz.”

Uygulamada en sık görülen hata, bir kanunun veya yönetmeliğin doğrudan iptali için bireysel başvuru yapılmasıdır. Bireysel başvuruda ancak o normun somut olaya uygulanmasından doğan ihlal ileri sürülebilir.

Sebep 4: Açıkça Dayanaktan Yoksunluk

Bu, en geniş ve en çok başvuruyu eleyen sebeptir (6216 sayılı Kanun m.48/2):

“Mahkeme, Anayasanın uygulanması ve yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi açısından önem taşımayan ve başvurucunun önemli bir zarara uğramadığı başvurular ile açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, “açıkça dayanaktan yoksun” kavramını dört gruba ayırmıştır:

“Bu kapsamda karmaşık veya zorlama şikâyetler, kanun yolu şikâyeti niteliğindeki şikâyetler, başvurucunun ihlal iddialarını temellendiremediği şikâyetler ile temel haklara yönelik bir ihlalin olmadığı açık olan şikâyetler açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir.”

(Anayasa Mahkemesi, B. No: 2016/12900, T. 21.01.2021 — Genel Kurul, açıkça dayanaktan yoksunluk nedeniyle kabul edilemezlik)

Bu dört gruptan ikisi uygulamada baskındır.

4.a — Kanun yolu şikâyeti

Dayanak Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasıdır: bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz. Anayasa Mahkemesinin bu sınırı çizen formülasyonu şöyledir:

“Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvuru konusu olamaz. Ancak bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik içeren tespit ve sonuçlar bu kapsamda değildir”

(Anayasa Mahkemesi, B. No: 2021/56992, T. 09.04.2026 — açıkça dayanaktan yoksunluk nedeniyle kabul edilemezlik)

Pratik sonuç: “mahkeme delilleri yanlış değerlendirdi”, “tanığa itibar edilmemeliydi”, “hüküm hakkaniyete aykırı” biçimindeki şikâyetler tek başına bireysel başvuruya elverişli değildir. İhlal iddiasının anayasal bir güvenceye bağlanması ve derece mahkemesi değerlendirmesinin bariz takdir hatası ya da açık keyfîlik düzeyine ulaştığının gösterilmesi gerekir.

4.b — Temellendirilememiş şikâyet

İkinci baskın grup, iddianın yeterince ortaya konulamamasıdır. Genel Kurul yükümlülüğü ikiye ayırır:

“Görüldüğü üzere Anayasa Mahkemesi ancak temellendirilebilmiş bir bireysel başvuruyu inceler. Başvurucuların şikâyetlerini hem maddi hem hukuki olarak temellendirme zorunluluğu bulunmaktadır. Maddi dayanaklar yönünden başvurucuların yükümlülüğü şikâyetlerine konu temel olay ve olguları açıklamak, bunlara ilişkin delilleri Anayasa Mahkemesine sunmak, hukuki dayanak yönünden yükümlülüğü ise bireysel başvuruya konu temel hak ve özgürlüklerden hangisinin hangi nedenle ihlal edildiğini özü itibarıyla açıklamaktır”

(Anayasa Mahkemesi, B. No: 2016/12900, T. 21.01.2021 — Genel Kurul, açıkça dayanaktan yoksunluk nedeniyle kabul edilemezlik)

Ve bu yük başvurucudan alınmaz:

“Başvurucuların anılan yükümlülüklere uymamaları hâlinde şikâyetlerini temellendiremedikleri için başvuruları açıkça dayanaktan yoksun bulunabilir.”

(Anayasa Mahkemesi, B. No: 2016/12900, T. 21.01.2021 — Genel Kurul, açıkça dayanaktan yoksunluk nedeniyle kabul edilemezlik)

Bu nedenle temellendirme, başvuru formunun biçimsel bir bölümü değil kabul edilebilirliğin kendisidir. Formun nasıl kurulacağı için bireysel başvuru formu nasıl doldurulur yazımıza bakınız.

Sebep 5: Önemli Bir Zararın Bulunmaması

Yukarıdaki m.48/2 hükmü iki ölçütü birlikte arar: başvurunun Anayasanın uygulanması ve yorumlanması ya da temel hakların kapsamının belirlenmesi açısından önem taşımaması ve başvurucunun önemli bir zarara uğramamış olması. Anayasal önemi olan bir mesele varsa, zarar küçük olsa dahi bu sebeple ret gündeme gelmez.

Kabul Edilemezlik Kararı Kesindir

Karar verildikten sonra yapılabilecek bir şey yoktur (6216 sayılı Kanun m.48/4):

“Kabul edilemezlik kararları kesindir ve ilgililere tebliğ edilir.”

Bu hüküm, kabul edilemezliği bireysel başvurudaki telafisi olmayan tek eşik hâline getirir. Buna karşılık başvuru evrakındaki eksiklik nedeniyle verilen ret kararı farklıdır: ona karşı tebliğden itibaren yedi gün içinde Komisyona itiraz edilebilir.

Başvuru Hakkının Kötüye Kullanılması

Ayrı bir yaptırım da vardır (6216 sayılı Kanun m.51):

“Bireysel başvuru hakkını açıkça kötüye kullandığı tespit edilen başvurucular aleyhine, yargılama giderlerinin dışında, ayrıca ikibin Türk Lirasından fazla olmamak üzere disiplin para cezasına hükmedilebilir.”

Bu hüküm kâğıt üzerinde kalmış değildir: Anayasa Mahkemesi bir başvuruyu başvuru hakkının kötüye kullanılması nedeniyle reddetmiş, başvuruyu yapan avukat hakkında 2.000 TL disiplin para cezasına hükmetmiş ve kararın bir örneğinin ilgili baroya gönderilmesine karar vermiştir (Anayasa Mahkemesi, B. No: 2014/4230, T. 11.01.2017 — başvuru hakkının kötüye kullanılması nedeniyle ret; disiplin para cezası).

Sık Yapılan Hatalar

  • Kararı “hatalı” bulmakla yetinmek. Delil değerlendirmesi ve kural yorumu kanun yolu şikâyetidir; bariz takdir hatası veya açık keyfîlik gösterilmelidir.
  • İhlali anayasal bir hakka bağlamamak. Hangi maddedeki hangi güvencenin ihlal edildiği açıkça yazılmalıdır.
  • Delil sunmadan iddia ileri sürmek. Mahkeme başvurucunun yerine delil toplamaz.
  • Kanunun iptalini istemek. Yasama işlemine karşı doğrudan başvuru yapılamaz.
  • İdari başvuru yolunu atlamak. Tüketme şartı idari yolları da kapsar.
  • Kamu tüzel kişisi adına başvurmak. Kişi bakımından baştan kapalıdır.
  • Tüm şikâyetleri tek başlıkta yığmak. Her hak ayrı ayrı temellendirilmelidir.
  • Kabul edilemezlik kararına itiraz aramak. Karar kesindir; itiraz yolu yoktur.

Özet

  • Kabul edilemezlik, esasa hiç girilmeden verilen karardır ve kesindir (6216 sayılı Kanun m.48/4).
  • İnceleme komisyonlarda yapılır; oy birliği varsa dosya orada kapanır, yoksa bölüme gider.
  • Başlıca sebepler: süre aşımı, tüketmeme, kişi/konu bakımından yetkisizlik, açıkça dayanaktan yoksunluk ve önemli zarar bulunmaması.
  • Genel Kurul, açıkça dayanaktan yoksunluğu dört gruba ayırır: karmaşık/zorlama şikâyetler, kanun yolu şikâyeti, temellendirilememiş şikâyetler ve ihlalin olmadığı açık olan şikâyetler.
  • Kanun yolu şikâyeti sınırının istisnası bariz takdir hatası veya açık keyfîliktir; eşik yüksektir.
  • Temellendirme maddi (olay + delil) ve hukuki (hangi hak, hangi neden) olmak üzere iki yönlüdür ve yük tamamen başvurucudadır.

İlgili yazılar: Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru · AYM bireysel başvuru süresi · Bireysel başvuru formu nasıl doldurulur

Sıkça Sorulan Sorular

Kabul edilemezlik kararı ne demek?

Başvurunun esasının hiç incelenmediği anlamına gelir. Anayasa Mahkemesi, hakkın ihlal edilip edilmediğini tartışmadan, başvurunun ön şartları taşımadığı gerekçesiyle dosyayı kapatır. Kabul edilemezlik kararları kesindir ve ilgililere tebliğ edilir (6216 sayılı Kanun m.48/4).

Kabul edilebilirlik incelemesini kim yapar?

Komisyonlar yapar. Kabul edilebilirlik şartlarını taşımadığına oy birliğiyle karar verilen başvurular hakkında kabul edilemezlik kararı verilir; oy birliği sağlanamayan dosyalar bölümlere havale edilir (6216 sayılı Kanun m.48/3).

Kanun yolu şikâyeti ne demektir?

Delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve sonucun adil olup olmaması gibi, derece mahkemelerinin işi olan konulara ilişkin şikâyetlerdir. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca bunlar bireysel başvuruda incelenemez.

Bariz takdir hatası ne anlama gelir?

Kanun yolu şikâyeti sınırının istisnasıdır. Derece mahkemesi kararı, bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden bariz takdir hatası veya açık keyfîlik içeriyorsa Anayasa Mahkemesi inceleme yapabilir. Eşik yüksektir; hatalı bulmak yetmez.

Açıkça dayanaktan yoksunluk hangi hâlleri kapsar?

Genel Kurul dört grup sayar: karmaşık veya zorlama şikâyetler, kanun yolu şikâyeti niteliğindeki şikâyetler, başvurucunun ihlal iddialarını temellendiremediği şikâyetler ve temel haklara yönelik bir ihlalin olmadığı açık olan şikâyetler.

İhlal iddiasını temellendirmek ne demektir?

Hem maddi hem hukuki temellendirme gerekir. Maddi yönden olay ve olguları açıklamak ve delilleri sunmak, hukuki yönden hangi temel hakkın hangi nedenle ihlal edildiğini özü itibarıyla açıklamak zorunludur. Anayasa Mahkemesi bu yükü başvurucunun yerine üstlenmez.

Önemli bir zarara uğramamak ret sebebi midir?

Olabilir. Anayasanın uygulanması ve yorumlanması veya temel hakların kapsamının belirlenmesi açısından önem taşımayan ve başvurucunun önemli bir zarara uğramadığı başvuruların kabul edilemezliğine karar verilebilir (6216 sayılı Kanun m.48/2).

Süre aşımı hangi aşamada dikkate alınır?

Her aşamada ve kendiliğinden. Anayasa Mahkemesine göre başvuru süresine riayet edilmesi şartı, incelemenin her aşamasında resen nazara alınması gereken bir başvuru koşuludur. Karşı tarafın itiraz etmemesi sonucu değiştirmez.

Başvuru yolları tüketilmeden başvurursam ne olur?

Başvuru, başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulunur. Bireysel başvuru ikincil nitelikte bir yoldur; devam eden yargılama sırasında yapılan başvurunun incelenmesi bu nitelikle bağdaşmaz.

Kabul edilemezlik kararına itiraz edilebilir mi?

Hayır. 6216 sayılı Kanun m.48/4 uyarınca kabul edilemezlik kararları kesindir. Bu kararlara karşı itiraz veya yeniden inceleme yolu bulunmamaktadır; ilgililere yalnızca tebliğ edilir.

Kimler kişi bakımından başvuru yapamaz?

Kamu tüzel kişileri bireysel başvuru yapamaz. Özel hukuk tüzel kişileri yalnızca tüzel kişiliğe ait haklarının ihlali gerekçesiyle başvurabilir. Yabancılar ise sadece Türk vatandaşlarına tanınan haklarla ilgili olarak başvuruda bulunamaz (6216 sayılı Kanun m.46).

Hangi işlemler konu bakımından başvuruya kapalıdır?

Yasama işlemleri ile düzenleyici idari işlemler aleyhine doğrudan bireysel başvuru yapılamaz. Anayasa Mahkemesi kararları ile Anayasanın yargı denetimi dışında bıraktığı işlemler de bireysel başvurunun konusu olamaz (6216 sayılı Kanun m.45/3).

Başvuru hakkının kötüye kullanılmasının yaptırımı nedir?

Bireysel başvuru hakkını açıkça kötüye kullandığı tespit edilen başvurucular aleyhine, yargılama giderleri dışında ayrıca iki bin Türk Lirasından fazla olmamak üzere disiplin para cezasına hükmedilebilir (6216 sayılı Kanun m.51).

Yazar

Av. Halit Süha Bahçeci

Kurucu Avukat

TBB Sicil No: 196866

LinkedIn

Görev ve yetki itirazları, süre hesabı, istinaf ve temyiz başvuruları gibi yargılamanın usul sorunlarını takip eder.

Yayın Politikası

← Tüm makaleler
AraWhatsApp