
İçindekiler 10
Kısa Cevap
Bilirkişi, bir davada çözümü hukuk dışında özel veya teknik bilgi gerektiren konularda mahkemeye görüş bildiren uzmandır (HMK m.266). Mahkeme, taraflardan birinin talebiyle ya da kendiliğinden bilirkişiye başvurabilir; ancak hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözülebilecek konularda bilirkişiye gidilemez; bilirkişi de raporunda hukuki nitelendirme yapamaz (HMK m.279/4). Bilirkişi raporu da hâkimi bağlamaz: hâkim, raporu diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir (HMK m.282).
Bu Durumda mısınız?
- Davanızda bilirkişi görevlendirildi ve bunun ne anlama geldiğini, sürece etkisini merak ediyorsunuz.
- Bir teknik konuda (değer tespiti, kusur oranı, hesap) bilirkişi incelemesi isteyip isteyemeyeceğinizi soruyorsunuz.
- Bilirkişi raporu aleyhinize çıktı ve bunun kararı kesinleştirip kesinleştirmediğini soruyorsunuz.
- Hukuki bir konunun bilirkişiye sorulup sorulamayacağını ya da bilirkişinin raporunda hukuki yorum yapıp yapamayacağını merak ediyorsunuz.
- Bilirkişi raporuna itiraz edilip edilemeyeceğini öğrenmek istiyorsunuz.
Bu soruların cevabı davanın türüne ve somut duruma göre değişir; mutlaka bir avukata danışın.
Bilirkişi Nedir?
Bilirkişi, mahkemenin çözemeyeceği özel veya teknik bir konuda, o alandaki uzmanlığıyla mahkemeye yardımcı olan kişidir. Hâkim hukuku bilir; ancak bir yapının hasar oranı, bir taşınmazın değeri, bir muhasebe kaydının doğruluğu gibi konular uzmanlık gerektirir. İşte bu noktada bilirkişinin oy ve görüşüne başvurulur. Bilirkişi karar vermez; yalnızca teknik bir görüş sunar ve bu görüş mahkemeye rapor hâlinde ya da mahkemenin kararına göre sözlü olarak bildirilir.
Bilirkişiye Ne Zaman Başvurulur? (HMK m.266)
Kanun, bilirkişiye hangi hâllerde başvurulacağını tek maddede düzenler:
6100 sayılı HMK m.266 — Bilirkişiye başvurulmasını gerektiren hâller
Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir.
Maddeden çıkan koşul nettir: bilirkişiye ancak hukuk dışında, özel veya teknik bilgi gerektiren bir konuda başvurulabilir. Ve bu karara mahkeme, taraf talebiyle ya da kendiliğinden (re’sen) varabilir. Aynı maddenin devamı ise bu yetkinin sınırını çizer; bu sınır, bir sonraki bölümün konusudur.
Hukukî Konuda Bilirkişiye Gidilemez
Yaygın bir yanılgı, “hukuki değerlendirme” için de bilirkişi istenebileceğidir. Kanun bunu iki ayrı hükümle açıkça engeller. Biri mahkemenin başvurusunu, diğeri bilirkişinin raporunu sınırlar.
Önce mahkeme yönünden: aynı m.266’nın devam cümlesi, hukuki konuları bilirkişi kapsamı dışında bırakır.
Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz.
Hukuk öğrenimi görmüş kişiler için de ayrı bir sınır getirilmiştir:
Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez.
Yani bir hukukçu, ancak hukuk dışında ayrı bir uzmanlığını (örneğin mali müşavirlik, mühendislik) belgelerse ve o teknik alanda bilirkişilik yapabilir; hukuki nitelendirme konusunda değil. Bu iki cümle, 03.11.2016 tarihli ve 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu’nun 49. maddesiyle bugünkü hâline getirilmiştir.
İkinci olarak, aynı sınır bilirkişinin kendisine de yöneliktir. Raporun içeriğini kanun doğrudan çerçeveler:
6100 sayılı HMK m.279/4 — Bilirkişinin sınırı
Bilirkişi, raporunda ve sözlü açıklamaları sırasında çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlar dışında açıklama yapamaz; hâkim tarafından yapılması gereken hukuki nitelendirme ve değerlendirmelerde bulunamaz.
Yani hukuki nitelendirme yasağı çift yönlüdür: mahkeme hukuki bir konuyu bilirkişiye götüremez (m.266), bilirkişi de kendiliğinden hukuki yoruma girişemez (m.279/4). Uyuşmazlığın hukuki nitelendirmesi her hâlde mahkemeye aittir. Yargıtay, bu sınırın aşılmasını tek başına bozma sebebi saymaktadır:
“Ne varki, eldeki davada, bilirkişi heyeti yetkilerini aşarak raporlarında hakimin kararını etkileyecek biçimde hukuki nitelendirme yapmışlardır. Mahkemece bu yönün gözetilmemesi de hatalıdır.”
(Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2016/13714, K. 2020/1988, T. 01.06.2020 — bozma)
Bu kararda dava, inançlı işleme (teminat amacıyla temlik) dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir; Daire, esasa ilişkin usul eksikliğinin yanında, bilirkişi heyetinin raporunda hâkimin kararını etkileyecek biçimde hukuki nitelendirme yapmış olmasını da ayrı bir bozma nedeni olarak göstermiştir.
Bilirkişi Raporu Hâkimi Bağlar mı? (HMK m.282)
Bilirkişi raporunun sonucu, davanın sonucunu otomatik olarak belirlemez:
6100 sayılı HMK m.282 — Bilirkişinin oy ve görüşünün değerlendirilmesi
Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir.
Yani bilirkişi raporu bir delildir, kesin bir hüküm değil. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, bu serbestinin nedenini de açıkça gerekçelendirir:
“Hâkim; bilirkişi görüşünü içeren raporun yeterliliğini, raporda açıklanan görüşün itibar edilebilirliğini, dayandığı olguları göz önünde bulundurarak hükme esas alınıp alınmayacağını serbestçe değerlendirir ve taktir eder. Bu bağlamda hâkim, bilimsel ve teknik bakımdan yetersiz ve çelişkili bulduğu bilirkişi raporlarını hükme esas almak zorunda değildir. Bu durum, karar verme ve hüküm kurma yetkisinin hâkime ait olmasının doğal bir sonucudur. Aksi taktirde şekil olarak hükmü kuran hâkim olsa da gerçekte hüküm bilirkişi tarafından verilmiş olur ki bu durum yargı yetkisinin devri anlamına gelir.”
(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/230, K. 2020/996, T. 02.12.2020 — bozma)
Kurul’un vurguladığı nokta çarpıcıdır: hâkim raporu sorgusuzca benimsemek zorunda kalırsa, kararı biçimsel olarak hâkim vermiş görünse de gerçekte hükmü bilirkişi kurmuş olur — bu da hâkime ait yargı yetkisinin bir başkasına devri anlamına gelir. Bu nedenle hâkim, yetersiz ya da çelişkili bulduğu bir raporu hükme esas almak zorunda değildir; ek rapor isteyebilir, yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırabilir ya da gerekçesini göstererek rapordan farklı bir sonuca ulaşabilir.
Rapora İtiraz
Bilirkişi raporu aleyhinize görünüyorsa, elinizde bir itiraz imkânı vardır:
6100 sayılı HMK m.281/1 — Bilirkişi raporuna itiraz
Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler.
İtirazın süresi, kapsamı, ek süre imkânı ve mahkemenin resen kullanabileceği yetkiler için bilirkişi raporuna itiraz süresi ve dilekçesi yazımıza bakabilirsiniz.
Yargıtay Uygulaması: İki İlke Bir Arada
Yukarıdaki iki karar birlikte okunduğunda, uygulamada işleyen çerçeve netleşir. Mahkeme, çözümü teknik olan bir konuda bilirkişiye başvurmazsa ya da bilirkişi raporunu hiç sorgulamadan aynen benimserse hatalıdır; çünkü ikinci durumda hâkim, kendi karar verme yetkisini fiilen bilirkişiye devretmiş olur (Yargıtay HGK, E. 2017/230, K. 2020/996). Buna karşılık bilirkişi, kendisine sorulmayan ya da yanıtlaması mümkün olmayan hukuki bir soruyu (bir işlemin hukuki niteliği, bir talebin ne şekilde nitelendirileceği gibi) raporuna taşırsa, bu da tek başına bozma nedenidir (Yargıtay 1. HD, E. 2016/13714, K. 2020/1988). Kısacası sınır, konunun teknik mi hukuki mi olduğuna göre çizilir; hâkim teknik konuda bilirkişinin uzmanlığına muhtaçtır, ama hukuki konuda tek yetkili odur.
Sık Yapılan Hatalar
- Bilirkişi raporunu kesin sonuç sanmak. Rapor bir delildir; hâkim onu diğer delillerle serbestçe değerlendirir (HMK m.282).
- Hukuki konuyu bilirkişiye sordurmaya çalışmak. Hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözülebilecek konu bilirkişiye götürülemez (HMK m.266).
- Bilirkişinin raporunda hukuki nitelendirme yapmasını fark etmemek. Bu, HMK m.279/4’e aykırıdır ve tek başına bozma nedeni olabilir.
- Aleyhe rapora itiraz etmemek. Rapora iki hafta içinde itiraz edilebilir; hâkim ek rapor ya da yeni inceleme isteyebilir (HMK m.281/1).
- Her konuda bilirkişi istemek. Genel bilgiyle çözülebilecek konularda bilirkişiye başvurulamaz (HMK m.266).
- Hukuk öğrenimi görmüş herkesin bilirkişi olabileceğini sanmak. Hukukçu, ancak hukuk dışında belgelediği ayrı bir uzmanlıkla bilirkişilik yapabilir (HMK m.266).
Özet
- Bilirkişi, çözümü hukuk dışında özel/teknik bilgi gerektiren konularda mahkemeye görüş bildiren uzmandır (HMK m.266).
- Sınır çift yönlüdür: mahkeme hukuki konuda bilirkişiye başvuramaz (HMK m.266); bilirkişi de raporunda hukuki nitelendirme yapamaz (HMK m.279/4). İhlali Yargıtay’ca bozma nedenidir.
- Rapor bağlamaz: hâkim, bilirkişi görüşünü diğer delillerle serbestçe değerlendirir (HMK m.282); aksi hâlde yargı yetkisinin devri söz konusu olur (Yargıtay HGK).
- İtiraz: rapora, tebliğinden itibaren iki hafta içinde itiraz edilebilir (HMK m.281/1).
- Aleyhe rapor davanın kaybı değildir; rapor hukuki nitelendirme içeriyorsa bu ayrıca itiraz konusu edilmelidir.
İlgili yazılar: Bilirkişi Raporuna İtiraz Süresi ve Dilekçesi (HMK 281) · Keşif Ne Demek? Hukukta Keşif Nedir, Nasıl Yapılır? (HMK 288-290) · Gerekçeli Karar Ne Demek? “Gerekçeli Karar Yazıldı” Ne Anlama Gelir?
Sıkça Sorulan Sorular
Bilirkişi ne demek?
Bir davada çözümü hukuk dışında özel veya teknik bilgi gerektiren konularda mahkemeye oy ve görüş bildiren uzmandır (HMK m.266). Bilirkişi karar vermez; teknik bir görüş sunar.
Mahkeme ne zaman bilirkişiye başvurur?
Çözümü hukuk dışında özel veya teknik bilgi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebiyle ya da kendiliğinden başvurur (HMK m.266). Genel bilgiyle çözülebilecek konularda başvurulamaz.
Hukuki konularda bilirkişi görevlendirilir mi?
Hayır. Hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözülebilecek konularda bilirkişiye başvurulamaz (HMK m.266); Yargıtay, bu kurala aykırı biçimde hukuki nitelendirme yapan bilirkişi raporuna dayanan kararları bozmaktadır.
Bilirkişi, raporunda hukuki değerlendirme yapabilir mi?
Hayır. Bilirkişi, raporunda ve sözlü açıklamalarında yalnızca uzmanlığı gerektiren hususları açıklayabilir; hâkimin yapması gereken hukuki nitelendirme ve değerlendirmelerde bulunamaz (HMK m.279/4).
Bilirkişi raporu hâkimi bağlar mı?
Hayır. Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir (HMK m.282). Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, bu serbestinin hâkimin karar verme yetkisinin doğal bir sonucu olduğunu vurgular.
Bilirkişi raporuna itiraz edilebilir mi?
Evet. Taraflar, raporun kendilerine tebliğinden itibaren iki hafta içinde itiraz edebilir (HMK m.281/1). İtiraz türleri, ek süre imkânı ve mahkemenin yetkisi ayrı bir yazıda ayrıntılı ele alınmaktadır.
Bilirkişiyi kim seçer?
Bilirkişiye başvurulmasına mahkeme karar verir ve bilirkişiyi görevlendirir (HMK m.266). Taraflar talep edebilir, ancak görevlendirme mahkemenindir.
Aleyhime bilirkişi raporu çıkarsa davayı kaybeder miyim?
Şart değil. Rapor tek başına sonucu belirlemez; hâkim tüm delillerle birlikte değerlendirir ve rapora itirazlarınızı dikkate alır (HMK m.282).
Bilirkişi ile keşif aynı şey mi?
Değildir ama sıklıkla birlikte yürür. Keşif hâkimin uyuşmazlık konusunu bizzat yerinde incelemesidir; bilirkişi ise özel/teknik bilgiyle değerlendirme yapar. Hâkim keşfe bilirkişiyle gidebilir.
Bilirkişi ücretini kim öder?
Bilirkişi ücreti yargılama gideridir; kural olarak talep eden ya da davada haksız çıkan tarafça karşılanır. Somut durum için avukatınıza danışın.
6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu, HMK m.266'yı nasıl etkiledi?
6754 sayılı Kanun'un 49. maddesiyle HMK m.266'daki hukuki konularda bilirkişiye başvurulamayacağına ilişkin cümle değiştirilmiş ve hukuk öğrenimi görmüş kişilerin ayrı bir uzmanlık belgelemeden bilirkişi olamayacağına ilişkin cümle eklenmiştir (03.11.2016).
Birden fazla bilirkişi (kurul) görevlendirilebilir mi?
Evet. Kanun, bilirkişiler arasında görüş ayrılığı çıkması ihtimalini ayrıca düzenler; azınlıkta kalan bilirkişi görüşünü ayrı bir raporla da sunabilir (HMK m.279/2).