Ceza Hukuku

Güveni Kötüye Kullanmada Şikâyet Süresi, Uzlaştırma ve Zamanaşımı

Güveni kötüye kullanmada şikâyet süresi ne zaman başlar? TCK 73, CMK 253 uzlaştırma, araç istisnası ve dava zamanaşımı hakkında güncel rehber.

7 dk okumaYayımlanma:Son güncelleme:Yazan Av. Halit Süha Bahçeci
Boşaltılmış küçük ofis
İçindekiler 11

Kısa Cevap

Güveni kötüye kullanmanın temel hâli olan TCK m.155/1, şikâyete bağlıdır. Şikâyet hakkı olan kişi, fiili ve faili öğrendiği günden başlayarak altı ay içinde şikâyette bulunmazsa soruşturma ve kovuşturma yapılamaz. Hizmet, meslek, ticaret ilişkisi veya başkasının malını idare yetkisi nedeniyle teslim edilen eşya bakımından düzenlenen TCK m.155/2’de ise kanun metninde şikâyet koşulu yer almaz.

Uzlaştırma farklı bir sorudur. CMK m.253, güveni kötüye kullanmayı “üçüncü fıkra hariç” uzlaştırma kapsamına alır. Bu nedenle TCK m.155/1 ve m.155/2 yönünden uzlaştırma gündeme gelebilir; motorlu kara, deniz veya hava taşıtıyla ilgili 2025 tarihli m.155/3 bakımından ise uzlaştırma yoluna gidilmez.

Zamanaşımı da şikâyet süresiyle aynı değildir. Temel hâlde kanundaki ceza üst sınırına göre sekiz yıllık; nitelikli hâlde ise on beş yıllık olağan dava zamanaşımı çerçevesi söz konusu olabilir. Suç tarihi, kesilme veya durma nedenleri ve olayın hangi fıkra kapsamında kaldığı bu hesabı değiştirebilir.

Önce Hangi Fıkranın Tartışıldığını Belirleyin

Süre hesabına geçmeden önce, olayın hangi TCK m.155 fıkrası kapsamında ele alındığı ayrıştırılmalıdır. Aynı başlık altında üç ayrı görünüm vardır:

Olayın niteliğiİlk usul sorusu
Belirli amaçla rızayla teslim edilen eşyaTCK m.155/1’deki şikâyet koşulu var mı?
Hizmet, meslek, ticaret veya idare yetkisi nedeniyle teslimTCK m.155/2 yönünden teslim ilişkisinin niteliği nedir?
Konusu motorlu kara, deniz veya hava taşıtı olan fiilm.155/3 artırımının ve uzlaştırma istisnasının etkisi nedir?

Bir eşyanın geç iade edilmesi tek başına güveni kötüye kullanma suçunu göstermez. Amaç dışı tasarruf veya teslim olgusunun inkârı gibi unsurların ayrıca ortaya konması gerekir. Bu temel ayrım için Güveni Kötüye Kullanma Suçu ve Cezası yazısı başlangıç noktasıdır.

Mal veya para teslim edilmeden önce hile bulunduğu ileri sürülüyorsa, süre ve usul hesabından önce olayın dolandırıcılık yerine güveni kötüye kullanma olarak nitelendirilip nitelendirilemeyeceği de araştırılmalıdır. Bu sınır için Güveni Kötüye Kullanma mı Dolandırıcılık mı? yazısı yardımcı olur.

TCK 155/1’de Şikâyet Süresi Ne Zaman Başlar?

TCK m.73, şikâyete bağlı suçlar için genel süre kuralını düzenler:

“Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan suç hakkında yetkili kimse altı ay içinde şikayette bulunmadığı takdirde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz.”

(TCK m.73/1 — Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suçlar)

Altı ayın hangi günden başlayacağı da ayrıca kanunda gösterilmiştir:

“Zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla bu süre, şikayet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar.”

(TCK m.73/2 — Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suçlar)

Bu nedenle salt eşyanın teslim edildiği tarih ile şikâyet süresinin başlangıcı her zaman aynı gün olmayabilir. Örneğin eşyanın teslim amacı dışında kullanıldığı veya teslimin inkâr edildiği iddiası daha sonra öğrenilmiş olabilir. Ancak “öğrenme” tarihi, soyut bir tahminle değil; mesajlaşma, ihtar, banka kaydı, teslim talebi veya başka somut kayıtlarla açıklanabilmelidir.

Temel hâlde sürenin geçmiş olması, olayın hukuk ilişkisi yönünden hiçbir sonuç doğurmadığı anlamına gelmez. Ceza soruşturmasının şikâyet koşulu ile alacak, iade veya tazmin taleplerinin değerlendirilmesi farklı konulardır. Somut olayda hangi hukuk yolunun açık olduğu, belge ve zamana göre ayrıca incelenmelidir.

Nitelikli Hâlde Şikâyet Koşulu Aynı mı?

TCK m.155/2, malın meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da başkasının mallarını idare etme yetkisinin gereği olarak teslim edildiği hâli düzenler. Bu fıkranın metninde temel fıkradaki “şikâyet üzerine” ibaresi bulunmaz. Bu nedenle hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma bakımından yalnız m.155/1’e özgü altı aylık şikâyet süresi kuralı aynı biçimde uygulanmaz.

Yargıtay 11. Ceza Dairesi de tamir için teslim edilen telefonun iade edilmemesine ilişkin bir dosyada, eylemin sübutu hâlinde TCK m.155/2 kapsamında kalacağını; bu suçun şikâyete bağlı olmadığını ve uzlaştırma işlemleri tamamlandıktan sonra sonucuna göre karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir:

Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; sanığın, tamir etmesi için kendisine teslim edilen şikâyetçiye ait cep telefonunu iade etmeyerek zilyedliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunduğunun iddia olunması karşısında, sübutu halinde eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 155 inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturacağı ve bu suçun soruşturulması ve kovuşturulmasının şikâyete bağlı olmadığı gözetilerek dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken; “…şüphelinin eyleminin 5237 Sayılı TCK’nin 155/1. maddesinde düzenlenen Güveni Kötüye Kullanma suçuna vücut verdiği, müsnet suçun soruşturulmasının ve kovuşturulmasının şikayete tabi olduğu, Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında TCK’nin 73/1. maddesine göre şikayet süresinin fiil ve failin öğrenildiği günden itibaren 6 ay olduğu ve şikayetin süresi içerisinde yapılmasının yargılama şartı olarak kabul edildiği, müştekinin şikayetine konu olayın iki yıl kadar önce olduğu dikkate alındığında 6 aylık şikayet süresinin geçtiği…” şeklindeki hatalı gerekçe ile verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.

(Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2023/4787, K. 2024/6447, T. 13.05.2024 — kanun yararına bozma)

Ancak bu, yıllarca beklemenin her hukuki sonucu ortadan kaldırdığı anlamına gelmez. Dava zamanaşımı, delillerin kaybolması, olayın doğru nitelendirilmesi ve varsa diğer hukuk dallarındaki süreler ayrı meselelerdir. Çalışan, yönetici, vekil veya tahsil yetkilisiyle ilgili teslim ilişkileri için Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma (TCK 155/2) yazısı tamamlayıcıdır.

Araç Dosyalarında Şikâyet ile Uzlaştırmayı Karıştırmayın

TCK m.155/3, 24 Aralık 2025’ten sonra işlenen fiillerde suçun konusunun motorlu kara, deniz veya hava taşıtı olması hâlinde, ilk iki fıkraya göre verilecek cezanın bir kat artırılacağını düzenler. Bu fıkra, temel veya nitelikli hâlle birlikte değerlendirilir.

Araç dosyasında iki soru ayrı tutulmalıdır. İlk soru, olayın temel hâl mi yoksa hizmet ilişkisine dayalı nitelikli hâl mi olduğudur. İkinci soru, uzlaştırma yolunun açık olup olmadığıdır. CMK m.253’teki açık istisna uzlaştırma ile ilgilidir; şikâyet koşulunun somut olayda nasıl değerlendirileceği ise dayanak fıkraya ve fiilin özelliklerine göre ayrıca ele alınmalıdır.

Bu ayrım yeni düzenleme nedeniyle özellikle önemlidir. Araç geç teslim edilmişse önce amaç dışı tasarruf veya inkâr unsurlarının bulunup bulunmadığı; ardından suç tarihi ve uygulanacak fıkralar belirlenmelidir. Konu için Kiralanan Araç Geri Verilmezse Hangi Suç Oluşur? yazısına bakılabilir.

Uzlaştırma Hangi Hâllerde Gündeme Gelir?

CMK m.253/1-b’de güveni kötüye kullanma şu ifadeyle uzlaştırma kapsamına alınmıştır:

“Güveni kötüye kullanma ( üçüncü fıkra hariç, madde 155 ),”

(CMK m.253/1-b — Uzlaştırma)

Bu düzenleme nedeniyle TCK m.155/1 ve m.155/2 bakımından uzlaştırma girişiminde bulunulması gündeme gelir. Kanun, m.155/3’ü ise açıkça istisna tutmuştur. Uzlaştırma, tarafların anlaşmaya zorlandığı bir işlem değildir; kanundaki koşullar varsa teklif ve müzakere sürecinin yürütülmesidir.

Soruşturma konusu suç uzlaştırmaya tâbi ve kamu davası açılması için yeterli şüphe varsa dosya uzlaştırma bürosuna gönderilir. Teklif kendisine ulaştıktan sonra yedi gün içinde yanıt vermeyen kişi, kanun gereği teklifi reddetmiş sayılır. Birden fazla mağdur veya suçtan zarar gören varsa, uzlaştırma için hepsinin kabulü aranır.

Uzlaştırma görüşmeleri gizlidir; görüşmelerde yapılan açıklamalar başka bir soruşturma veya kovuşturmada delil olarak kullanılamaz. Bu süreçte kanunun öngördüğü zaman aralığında dava zamanaşımı işlemez. Bu sebeple uzlaştırma ile etkin pişmanlığı aynı kurum gibi görmek doğru değildir.

Uzlaştırma ile Etkin Pişmanlık Arasındaki Fark

Uzlaştırma, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören arasındaki, CMK’da düzenlenen bir süreçtir. Etkin pişmanlık ise TCK m.168’de düzenlenen bir ceza indirimi kurumudur. Zararın ne zaman, ne ölçüde ve hangi iradeyle giderildiği etkin pişmanlık bakımından; uzlaşma iradesi ve edimin içeriği ise uzlaştırma bakımından önem taşır.

Örneğin zararın tamamen giderilmesi, her dosyada otomatik olarak uzlaşma sağlandığı anlamına gelmez. Aynı şekilde uzlaştırma kapsamındaki bir olayda anlaşma sağlanamaması, etkin pişmanlık şartlarının hiç değerlendirilmemesi sonucunu doğurmaz. TCK m.168’de güveni kötüye kullanma açıkça sayılmıştır. Bu kurumun iade ve tazmin şartları için Dolandırıcılıkta Etkin Pişmanlık (TCK 168) yazısındaki genel zamanlama ilkeleri karşılaştırmalı olarak yardımcı olabilir.

Dava Zamanaşımı Nasıl Hesaplanır?

Dava zamanaşımı, şikâyet süresinden farklıdır. TCK m.66’da süreler, kanundaki cezanın üst sınırına göre belirlenir. Beş yılı geçmeyen hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıl; beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda ise on beş yıl öngörülür.

Bu genel çerçevede, TCK m.155/1 için sekiz yıllık; m.155/2 için on beş yıllık olağan dava zamanaşımı değerlendirmesi yapılır. Araç artırımında, somut olayın temel veya nitelikli fıkraya göre değerlendirilmesi gerekir. TCK m.66, daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâllerin ve kanundaki ceza üst sınırının hesaba katılacağını da düzenler. Bu nedenle yalnız “araç var” veya “araç yok” bilgisinden kesin süre hesabı yapılmamalıdır.

TCK m.67’ye göre kesilme hâlinde zamanaşımı yeniden işlemeye başlar ve bu nedenle toplam süre, kanundaki temel sürenin en fazla yarısı kadar uzayabilir.

Savcı huzurunda ifade veya sorgu, tutuklama, iddianame düzenlenmesi ve mahkûmiyet kararı gibi işlemler TCK m.67’de kesme nedeni olarak sayılmıştır. Uzlaştırma sürecinde ise CMK m.253’te belirtilen dönem boyunca dava zamanaşımı işlemez. Bu nedenle takvim hesabı, dosyadaki işlemler görülmeden yalnız olay tarihinden hareketle kesinleştirilemez.

Süre Hesabında Sık Yapılan Hatalar

  • Teslim tarihini otomatik suç tarihi saymak: Suçun hangi davranışla tamamlandığı veya inkârın ne zaman ortaya çıktığı ayrıca incelenmelidir.
  • Şikâyet süresi ile dava zamanaşımını aynı sanmak: Altı aylık şikâyet süresi yalnız şikâyete bağlı temel hâl bakımından; dava zamanaşımı ise kamu davası bakımından ayrı bir kurumdur.
  • Uzlaştırma varsa dava düşer demek: Uzlaştırma bir süreçtir; sonucu, edim ve tarafların iradesine göre değişir.
  • Araç istisnasını tüm usul kurallarına yaymak: CMK m.253’teki “üçüncü fıkra hariç” kaydı doğrudan uzlaştırma kapsamına ilişkindir.
  • Zararın ödenmesini her sorunu bitiren işlem saymak: İade, uzlaştırma ve etkin pişmanlık farklı sonuçlar doğurabilir.

Pratik Belge Listesi

Bir süre tartışması varsa, olayın maddi tarafı kadar tarihleri gösteren kayıtlar da önemlidir:

  1. Teslimin amacı ve tarihini gösteren sözleşme, mesaj veya teslim tutanağı,
  2. Eşyanın iade edilmesinin istendiği ihtar ve yanıt kayıtları,
  3. Amaç dışı tasarruf veya inkârın öğrenildiği günü gösteren yazışmalar,
  4. Şikâyet başvurusu, soruşturma ve uzlaştırma tebligat tarihleri,
  5. İade, ödeme veya uzlaşma edimine ilişkin belge ve dekontlar.

Bu belgeler tek başına suçun oluştuğunu kanıtlamaz. Ancak şikâyetin zamanında yapılıp yapılmadığı, uzlaştırma koşullarının bulunup bulunmadığı ve zamanaşımı hesabının hangi tarihler üzerinden yürütüleceği bakımından önem taşıyabilir.

Özet

  • TCK m.155/1’de şikâyet, fiilin ve failin öğrenilmesinden itibaren altı ay içinde yapılmalıdır.
  • TCK m.155/2’de temel fıkradaki şikâyet koşulu yer almaz.
  • CMK m.253, m.155’i üçüncü fıkra hariç uzlaştırma kapsamına alır.
  • Şikâyet süresi, uzlaştırma ve dava zamanaşımı aynı kurumlar değildir.
  • Araç, hizmet ilişkisi, suç tarihi ve dosya işlemleri süre hesabında ayrı ayrı önem taşır.

Sıkça Sorulan Sorular

Güveni kötüye kullanmada şikâyet süresi kaç aydır?

TCK m.155/1'deki temel hâlde, fiilin ve failin öğrenildiği günden itibaren altı aydır. Nitelikli hâl olan m.155/2'nin metninde şikâyet koşulu yer almaz.

Şikâyet süresi teslim tarihinden mi başlar?

Her zaman değil. TCK m.73/2'ye göre fiilin ve failin öğrenildiği gün önemlidir; bu tarih somut kayıtlarla değerlendirilir.

Güveni kötüye kullanmada uzlaştırma var mı?

CMK m.253 uyarınca m.155/1 ve m.155/2 yönünden uzlaştırma gündeme gelir. Madde 155'in araçla ilgili üçüncü fıkrası açıkça kapsam dışındadır.

Araç geri verilmezse uzlaştırma uygulanır mı?

Fiil TCK m.155/3 kapsamında kalıyorsa CMK m.253'teki açık istisna nedeniyle uzlaştırma uygulanmaz. Önce olayın hangi fıkra kapsamında değerlendirileceği belirlenmelidir.

Güveni kötüye kullanmada dava zamanaşımı kaç yıldır?

Temel hâlde genel çerçeve sekiz yıl, TCK m.155/2'deki nitelikli hâlde on beş yıldır. Kesilme, durma ve somut suç vasfı nedeniyle dosyaya özgü hesap gerekebilir.

Uzlaştırma olursa etkin pişmanlık uygulanmaz mı?

Hayır. Uzlaştırma ile etkin pişmanlık farklı kurumlardır. Somut dosyada her birinin koşulları ayrı değerlendirilir.

Yazar

Av. Halit Süha Bahçeci

Kurucu Avukat

TBB Sicil No: 196866

LinkedIn

Soruşturma ve kovuşturma aşamalarında şüpheli, sanık ve katılan vekilliğini üstlenir; tutukluluk ve kanun yolu başvurularını takip eder.

Yayın Politikası

İlgili çalışma alanı: Ceza Hukuku

← Tüm makaleler
AraWhatsApp