Ceza Hukuku

Güveni Kötüye Kullanma Suçu ve Cezası — TCK 155

Güveni kötüye kullanmanın unsurları, hizmet nedeniyle nitelikli hâli, 2025'te eklenen araç ağırlaştırıcısı, dolandırıcılık ve hırsızlıktan farkı, etkin pişmanlık ve şikâyet süresi. Yürürlükteki TCK maddeleri ve birebir Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarıyla.

12 dk okumaYayımlanma:Son güncelleme:Yazan Av. Halit Süha Bahçeci
Masa lambalı boş çalışma masası
İçindekiler 16

Kısa Cevap

Güveni kötüye kullanma, size rızayla teslim edilmiş bir mal üzerinde, teslim amacının dışına çıkarak tasarrufta bulunmak ya da malın size verildiğini inkâr etmektir (TCK m.155). Temel hâlinin cezası altı aydan iki yıla kadar hapis ve adlî para cezasıdır ve suç şikâyete bağlıdır. Mal size meslek, sanat, ticaret veya hizmet ilişkisi nedeniyle verilmişse ceza bir yıldan yedi yıla çıkar (m.155/2). 24 Aralık 2025’ten sonra işlenen fiillerde suçun konusu bir araç, tekne veya uçak ise ceza ayrıca bir kat artırılır (m.155/3).

Suçun ayırt edici noktası şudur: malı hukuka uygun biçimde, aldatılmamış bir iradeyle almışsınızdır. Hile en baştan varsa suç dolandırıcılık; mal rızanız dışında alınmışsa hırsızlıktır.

Bu Durumda mısınız?

Bu yazı özellikle şu durumlarla ilgilidir:

  • Arkadaşınıza emanet verdiğiniz aracı geri alamıyorsunuz; satmış ya da rehnetmiş olabilir.
  • Kiraya verdiğiniz araç sözleşme süresi bittiği hâlde iade edilmiyor.
  • İşyerinizde çalışan biri, kendisine teslim edilen malı satmış ya da harcamış.
  • Avukatınız, muhasebeciniz veya vekiliniz sizin adınıza tahsil ettiği parayı size vermiyor.
  • Site/apartman yöneticisi aidatları kendi hesabına aktarmış.
  • Hakkınızda güveni kötüye kullanmadan soruşturma açılmış; oysa siz malı iade etmeyi geciktirdiniz, sahiplenmediniz.

Güveni Kötüye Kullanma Nedir, Unsurları Nelerdir?

Suçun çekirdeği zilyetliğin devridir. Mal, sahibi tarafından size (saklamanız ya da belirli bir şekilde kullanmanız için) isteyerek verilmiştir. Suç, bu teslimden sonra, malı size veriliş amacının dışında kullanmanızla doğar.

Yargıtay 15. Ceza Dairesi unsurları tek cümlede toplamıştır:

“Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.”

(Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2013/5090, K. 2014/21063, T. 11.12.2014 — bozma)

Buradan çıkan dört unsur:

  1. Zilyetlik faile geçmiş olmalı — mal fiilen ona teslim edilmiş olmalıdır.
  2. Teslim rızaya dayanmalı ve belirli bir amaca bağlı olmalıdır (sakla, kullan, iade et).
  3. Amaç dışı tasarruf ya da inkâr bulunmalıdır — satmak, rehnetmek, tüketmek, değiştirmek, bozmak; ya da “bana hiç vermedin” demek.
  4. Yarar sağlanmalıdır — fail kendisine veya bir başkasına.

Dayandığı Kanun Maddeleri

TCK m.155/1 — Temel hâl

“Başkasına ait olup da, muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere zilyedliği kendisine devredilmiş olan mal üzerinde, kendisinin veya başkasının yararına olarak, zilyedliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunan veya bu devir olgusunu inkar eden kişi, şikayet üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis ve adlî para cezası ile cezalandırılır.”

(TCK m.155/1 — Güveni kötüye kullanma)

TCK m.155/2 — Nitelikli hâl

“Suçun, meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun, başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi halinde, bir yıldan yedi yıla kadar hapis ve üçbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.”

(TCK m.155/2 — Güveni kötüye kullanma)

TCK m.155/3 — 2025’te eklenen araç ağırlaştırıcısı

“Suçun konusunun motorlu kara, deniz veya hava taşıtı olması halinde yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza bir kat artırılır.”

(TCK m.155/3 — Güveni kötüye kullanma)

TCK m.168/1 — Etkin pişmanlık

“Hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık, hileli iflâs, taksirli iflâs suçları tamamlandıktan sonra ve fakat bu nedenle hakkında kovuşturma başlamadan önce, failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir.”

(TCK m.168/1 — Etkin pişmanlık)

Suç Ne Zaman Oluşur? Geç İade Tek Başına Suç Değildir

Uygulamada en sık yapılan hata, malın geç iade edilmesini suç saymaktır. Oysa suç, iadenin gecikmesiyle değil, amaç dışı tasarruf ya da inkâr anında doğar. Malı elinde uzun süre tutmak, tek başına, failin sahiplenme kastıyla hareket ettiğini göstermez.

Ceza Genel Kurulu, kendisine teslim edilen aracı uzun süre iade etmeyen sanık hakkındaki mahkûmiyeti bu gerekçeyle bozmuştur:

“sanığın aracı teslimden kaçındığına veya zilyetliğin devri amacı dışında bir tasarrufta bulunduğuna ilişkin de delil bulunmadığı gözetildiğinde, sanığa atılı güveni kötüye kullanma suçunun yasal unsurlarının oluşmadığının kabulü gerekmektedir.”

(Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2015/104, K. 2016/438, T. 22.11.2016 — bozma; oybirliği)

Pratik sonuç: savcılığa “malı geri vermiyor” demek yetmez. Sahiplendiğini (sattı, rehnetti, harcadı) ya da inkâr ettiğini (“sen bana hiç vermedin”) ortaya koyan delil gerekir. Aksi hâlde uyuşmazlık ceza değil, alacak davasının konusudur.

Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma (TCK m.155/2)

Ceza, malın niçin teslim edildiğine göre dört kat ağırlaşır: altı ay–iki yıl yerine bir yıl–yedi yıl. Nitelikli hâl, malın meslek, sanat, ticaret veya hizmet ilişkisi gereği ya da başkasının mallarını idare yetkisi nedeniyle teslim edilmiş olmasını gerektirir.

Ceza Genel Kurulu, bu hâlin otomatik uygulanamayacağını, teslimin niteliğinin araştırılması gerektiğini vurgular:

“Ayrıca, suça konu eşya faile sürekli olarak ve tüm sorumluluğu ona ait olmak koşulu ile teslim edilmelidir. Bu nitelikli hâlin uygulanabilmesi için, failin işi, mesleği, eşyanın hangi amaçla faile verildiği araştırılmalıdır.”

(Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2019/2, K. 2021/67, T. 02.03.2021 — bozma)

İki nokta uygulamada ayrımı belirler:

  • Süreklilik ve tam sorumluluk: eşya faile geçici olarak elden ele değil, sorumluluğu ona ait olacak biçimde bırakılmış olmalıdır. Anahtarı bir işi görmesi için kısa süre verilen kişi ile deposun tüm sorumluluğu kendisine bırakılan kişi aynı fıkrada değildir.
  • İdare yetkisi kaynağı önemsizdir: yetki sözleşmeden, kanundan veya vekâletten doğabilir; Kurul “hangi nedenden doğmuş olursa olsun” ifadesini esas alır. Site yöneticisi, şirket müdürü, vekil bu kapsamdadır.

2025 Değişikliği: Araç, Tekne ve Uçakta Ceza İki Katına Çıktı

24 Aralık 2025 tarihli 7571 sayılı Kanun’un 18. maddesiyle TCK m.155’e üçüncü fıkra eklendi. Suçun konusu motorlu kara, deniz veya hava taşıtı ise, yukarıdaki fıkralara göre bulunacak ceza bir kat artırılır.

Bunun pratik karşılığı büyüktür:

Durum24.12.2025 öncesi24.12.2025 sonrası
Emanet aracın sahiplenilmesi (m.155/1)6 ay – 2 yıl1 yıl – 4 yıl
Kiralık/hizmet ilişkisiyle verilen aracın sahiplenilmesi (m.155/2)1 yıl – 7 yıl2 yıl – 14 yıl

Artırım tek başına gelmedi: uzlaştırma yolu da kapandı. CMK’nın uzlaştırma kataloğu suçu “üçüncü fıkra hariç” kaydıyla sayar (m.253/1); yani araç konulu dosyalarda uzlaştırma yoluna gidilemez. Ceza iki katına çıkarken, dosyayı erken bitirebilecek yol da kapatılmıştır. Ayrıntı için aşağıdaki usul bölümüne bakınız.

Zaman bakımından uygulama — kritik. Bu fıkra, yürürlüğe girdiği 24.12.2025 tarihinden sonra işlenen fiillere uygulanır. Daha önce işlenmiş bir fiile uygulanması, TCK m.7’deki aleyhe kanunun geçmişe yürümemesi ilkesine aykırı olur. Dosyanızda suç tarihi bu tarihten önceyse artırım gündeme gelmez.

Fıkra yeni olduğu için bu hükmün uygulanmasına ilişkin bir Yargıtay kararı henüz yoktur — bu yazıda da böyle bir karar iddia edilmemiştir. Aşağıdaki kararların tamamı m.155/1 ve m.155/2’ye ilişkindir.

Güveni Kötüye Kullanma mı, Dolandırıcılık mı?

Bu, dosyaların çoğunda gerçek uyuşmazlıktır ve tek bir soruya indirgenir: hile ne zaman devreye girdi?

  • Hile teslimden ÖNCE varsa → mal zaten hileyle alınmıştır → dolandırıcılık (TCK m.157).
  • Hile teslimden SONRA doğmuşsa → mal başta dürüstçe alınmış, sonra sahiplenilmiştir → güveni kötüye kullanma (TCK m.155).

Ceza Genel Kurulu iki suçun farkını sistematik olarak ortaya koymuştur. İradenin niteliği bakımından:

“Güveni kötüye kullanma suçunda malın teslimi belirli biçimde kullanılmak için hukuka, yöntemlere uygun, aldatılmamış özgür bir iradeye dayanılarak tesis edildiği hâlde, dolandırıcılık suçunda hileli davranışlar kullanılarak sakatlanmış, özgür olmayan bir iradeye dayanmaktadır.”

(Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2019/2, K. 2021/67, T. 02.03.2021 — bozma)

Kastın doğduğu an bakımından:

“Dolandırıcılık suçunda başlangıçta oluşan bir kast bulunmaktadır. Zilyetliğin hileli davranışlar kullanılarak elde edilmesi, bu suçta malın teslimi öncesi kast bulunduğunu ortaya koymaktadır. Güveni kötüye kullanma suçunda ise, sonradan oluşan bir kast söz konusudur.”

(Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2019/2, K. 2021/67, T. 02.03.2021 — bozma)

Somut bir örnek. Sanık, evi kiralamak istiyormuş gibi davranıp mağdurun evinde bir gece kalmış, ertesi gün “boya almaya gideceğiz” diyerek telefonunu almış ve geri getirmemiştir. Burada telefonun teslimi, önceden kurulmuş bir güven oyununun parçasıdır. Hile teslimden öncedir:

“sanığın suça konu evi kiralamak konusunda bir iradesi olmadığı halde bir gece de katılanın evinde kalıp güven telkin ettiği, ardından da boya almaya gideceğini söyleyerek hile kullandığı şeklindeki eylemin … 157/1 maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçunu oluşturacağı”

(Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2013/5090, K. 2014/21063, T. 11.12.2014 — bozma)

Bu ayrım cezayı doğrudan değiştirir: dolandırıcılığın temel hâli 1–5 yıl, güveni kötüye kullanmanınki 6 ay–2 yıldır. Dolandırıcılığın unsurları ve nitelikli hâlleri için Dolandırıcılık Suçu ve Cezası yazımıza bakabilirsiniz.

Güveni Kötüye Kullanma mı, Hırsızlık mı?

Ölçüt yine zilyetliktir: mal size verildi mi, yoksa siz mi aldınız?

“Güveni kötüye kullanma suçunda malın teslimi, muhafaza edilmek veya belirli biçimde kullanılmak üzere hukuka ve yöntemine uygun, aldatılmamış özgür bir iradeye dayanılarak yapılmaktadır. Hırsızlık suçunda ise taşınır mal zilyedinin rızası olmadan alınmaktadır.”

(Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2015/215, K. 2018/371, T. 25.09.2018 — Başsavcılık itirazının reddi)

Suçun tamamlanma anı da farklıdır:

“Hırsızlık suçunda, zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır malın bulunduğu yerden alınmasıyla suç oluşmaktadır. Güveni kötüye kullanma suçunda ise, suçun oluştuğu an, zilyetliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunulduğu veya bu devir olgusunun inkâr edildiği andır. Bunun sonucu olarak bu aşamaya kadar gerçekleşen eylemler suç oluşturmayacaktır.”

(Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2015/215, K. 2018/371, T. 25.09.2018 — Başsavcılık itirazının reddi)

Sınırda olgular gerçekten tartışmalıdır. Bu kararda Kurul, işyerinde çalışan ve kendisine işyeri anahtarı verilen sanığın, işverenin uzun süre şehir dışında olduğu bir dönemde işyerindeki eşyayı satmasını güveni kötüye kullanma saymıştır. Karara üç ayrı karşı oy yazılmıştır: karşı oy yazan üyeler, anahtarın yalnız giriş-çıkış için verildiğini, eşyanın zilyetliğinin sanığa hiç devredilmediğini, dolayısıyla eylemin hırsızlık olduğunu savunmuştur. Anahtar teslimi, tek başına, içerideki her şeyin zilyetliğinin devredildiği anlamına gelmez. Savunma da iddia da bu ayrıma dayanabilir.

Hırsızlığın unsurları ve nitelikli hâlleri için Hırsızlık Suçu ve Cezası yazımıza bakabilirsiniz.

Güveni Kötüye Kullanma mı, Zimmet mi?

Fail kamu görevlisiyse akla zimmet (TCK m.247) gelir. Ancak belirleyici olan failin sıfatı değil, malın niçin teslim edildiğidir.

“Zimmet suçunda mal ya da eşyanın zilyetliği kamu görevlisine ya görevi nedeniyle devredilmekte ya da görevi gereği koruma ve gözetim yükümlülüğü bulunmaktadır. Ön şartın gerçekleşmemesi durumunda zimmet suçundan söz edilmesine imkân bulunmamaktadır. Suça konu mal ya da eşya görevi dolayısıyla değil de kamu görevlisinin şahsına duyulan güven nedeniyle teslim edilmişse zimmet değil, güveni kötüye kullanma suçu gerçekleşebilecektir.”

(Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2021/43, K. 2021/287, T. 17.06.2021 — bozma)

Bu kararın konusu avukatın müvekkiline ait parayı uhdesinde tutmasıdır. Kurul, avukatın ahzu kabz yetkisiyle icra dosyasından tahsil ettiği parayı müvekkiline vermemesini zimmet değil, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma (m.155/2) saymıştır: para avukata kamu gücü kullanılarak değil, şahsına duyulan güven nedeniyle geçmiştir. Karar bu uyuşmazlık bakımından oy çokluğuyla alınmıştır.

Aynı ölçüt vekiller, muhasebeciler ve tahsilat yapan görevliler için de işler: sorulacak soru, malın göreve mi yoksa şahsa mı güvenilerek teslim edildiğidir.

Etkin Pişmanlık: İade ve Tazmin (TCK m.168)

TCK m.168/1 güveni kötüye kullanmayı açıkça sayar. Zarar, kovuşturma başlamadan önce tamamen giderilirse ceza üçte ikisine kadar, kovuşturma başladıktan sonra hüküm verilmeden önce giderilirse yarısına kadar indirilir. Kısmi iadede indirim için ayrıca mağdurun rızası gerekir (m.168/4).

Kritik nokta: hüküm “ödeme”yi değil, pişmanlığı ödüllendirir. Ceza Genel Kurulu, zorunlu ya da zoraki iadeyi etkin pişmanlık saymamaktadır:

“el konulmasının kaçınılmaz olduğu bir durumda eşyayı zoraki geri vermesi gibi hallerde, failin gerçek anlamdaki pişmanlığından söz edilemeyeceğinden”

(Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2014/653, K. 2015/86, T. 31.03.2015 — onama)

Buna karşılık pişmanlığın sözle ifade edilmesi şart değildir:

“Buna karşın, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için mağdurun uğradığı zararın aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi şartı yerine getirilirken duyulan pişmanlığın mutlaka sözle ifade edilmesi zorunluluğu bulunmayıp, davranışlar yoluyla da gösterilmesi olayın özelliklerine göre mümkün olabilecektir.”

(Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2014/653, K. 2015/86, T. 31.03.2015 — onama)

(Bu kararın somut olayı hırsızlıktır; ancak TCK m.168/1 hırsızlık ile güveni kötüye kullanmayı aynı fıkrada, aynı şartlara bağlı olarak düzenlediğinden, ortaya konan pişmanlık ölçütü güveni kötüye kullanma bakımından da geçerlidir.)

Şikâyet Süresi, Uzlaştırma, Zamanaşımı ve Görevli Mahkeme

Şikâyet — en sık kaybedilen hak. TCK m.155/1’deki temel hâl şikâyete bağlıdır ve süre, fiilin ve failin öğrenildiği günden itibaren altı aydır. Bu süre bir yargılama şartıdır; kaçırılırsa dava düşer:

Şikâyet süresinin başlangıcı, uzlaştırma sürecinin etkisi ve dava zamanaşımının ayrı ayrı nasıl ele alınacağı için Güveni Kötüye Kullanmada Şikâyet Süresi, Uzlaştırma ve Zamanaşımı rehberine bakılabilir.

“güveni kötüye kullanma suçunun takibinin şikayete bağlı bulunduğu, TCK 73. maddesinde de şikayet süresinin fiil ve failin öğrenildiği günden itibaren 6 ay olduğu ve şikayetin süresi içerisinde yapılıp yapılmadığının yargılama şartı olarak kabul edildiği”

(Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2019/9056, K. 2019/13840, T. 03.12.2019 — bozma)

Uzlaştırma — araç hâlinde yol KAPALI. Güveni kötüye kullanma uzlaştırma kapsamındadır; ancak kanun, üçüncü fıkrayı açıkça dışarıda bırakır. CMK’nın uzlaştırma kataloğu suçu şöyle sayar:

“Güveni kötüye kullanma ( üçüncü fıkra hariç, madde 155 )”

(CMK m.253/1 — Uzlaştırma)

Yani m.155/1 ve m.155/2 uzlaştırmaya tabidir, ama suçun konusu araç, tekne veya uçak olduğunda (m.155/3) uzlaştırma yoluna gidilemez. 2025 değişikliği yalnız cezayı iki katına çıkarmakla kalmamış, dosyayı erken bitirebilecek bu yolu da kapatmıştır. Uzlaştırma kapsamındaki dosyalarda ise uzlaştırma denenmeden yargılamaya devam edilmesi bozma sebebidir.

Zamanaşımı. Nitelikli hâl (m.155/2) için Yargıtay, olağan dava zamanaşımını 15 yıl, olağanüstü zamanaşımını 22,5 yıl olarak hesaplamaktadır:

“olağan zamanaşımı süresinin 15 yıl, olağanüstü zamanaşımı süresinin ise 22,5 yıl olduğundan”

(Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2021/32950, K. 2021/9742, T. 03.11.2021 — bozma)

Görevli mahkeme: Asliye Ceza Mahkemesi — 2025 artırımı bunu değiştirmez. Burada haklı bir soru doğar: m.155/3 artırımıyla nitelikli hâlin üst sınırı 14 yıla çıkıyorsa, “on yıldan fazla hapis”i Ağır Ceza’ya bağlayan kural devreye girmez mi? Girmez. Görev, ağırlaştırıcı nedenler hesaba katılmadan belirlenir:

“Mahkemelerin görevlerinin belirlenmesinde ağırlaştırıcı veya hafifletici nedenler gözetilmeksizin kanunda yer alan suçun cezasının üst sınırı göz önünde bulundurulur.”

(5235 s. Kanun m.14 — Mahkemenin görevinin belirlenmesi)

Güveni kötüye kullanma, Ağır Ceza’nın katalog suçları arasında da sayılmamıştır (5235 s. Kanun m.12). Kanunda yer alan üst sınır m.155/2 için yedi yıldır; m.155/3’ün “bir kat artırım”ı bir ağırlaştırıcı neden olduğundan görev hesabına girmez. Sonuç: araç konulu dosyalarda da görevli mahkeme Asliye Cezadır.

(Bu fıkra yeni olduğundan konuya ilişkin bir Yargıtay kararı henüz yoktur; yukarıdaki sonuç, 5235 sayılı Kanun’un birebir metnine dayanmaktadır.)

Adım Adım Ne Yapmalısınız?

Mağdursanız:

  1. Süreyi hesaplayın. Fiili ve faili öğrendiğiniz günden itibaren 6 ay içinde şikâyette bulunun (m.155/1). Bu sürenin kaçırılması davayı bitirir.
  2. Teslimi belgeleyin. Malı verdiğinizi gösteren her şey: mesaj, e-posta, banka dekontu, teslim tutanağı, tanık, kamera. Ceza dosyasının belkemiği budur.
  3. Amaç dışı tasarrufu veya inkârı belgeleyin. “Vermiyor” yetmez; sattığını, rehnettiğini, harcadığını ya da “sen bana vermedin” dediğini gösterin.
  4. Sıfatı belirleyin. Mal bir iş, hizmet, vekâlet veya idare ilişkisi nedeniyle mi verildi? Bu, m.155/2’yi (1–7 yıl) devreye sokar.
  5. Suç tarihine bakın. Konu bir araç/tekne/uçak ise ve fiil 24.12.2025’ten sonra işlendiyse m.155/3 artırımını gündeme getirin.

Şüpheli/sanıksanız:

  1. Kastın doğduğu anı tartışın. Hile teslimden önce yoksa dolandırıcılık kurulamaz; sahiplenme yoksa güveni kötüye kullanma da kurulamaz.
  2. Geç iade savunmasını kurun. İadeyi geciktirmek suç değildir; dosyada sahiplenme delili var mı?
  3. Şikâyet süresini denetleyin. m.155/1’de 6 aylık süre geçmişse düşme talep edilir.
  4. Uzlaştırma ve etkin pişmanlığı değerlendirin. Kovuşturma başlamadan zararı gidermek cezanın üçte ikisine kadarını düşürebilir.

Yanlış Bilinenler

  • “Malı geri vermiyorsa suç işlemiştir.” Hayır. Geç iade tek başına suç değildir; amaç dışı tasarruf veya inkâr gerekir (CGK 2016/438). Aksi hâlde uyuşmazlık alacak davasının konusudur.
  • “Kandırıldıysam dolandırıcılıktır.” Her zaman değil. Belirleyici olan hilenin teslimden önce mi sonra mı ortaya çıktığıdır.
  • “Fail memursa zimmettir.” Hayır. Mal göreve değil de şahsa duyulan güvene dayanarak verilmişse güveni kötüye kullanmadır (CGK 2021/287).
  • “Şikâyetten vazgeçersem her şey biter.” Yalnız m.155/1 şikâyete bağlıdır; nitelikli hâlde (m.155/2) durum farklıdır.
  • “Zararı sonradan öderim, ceza almam.” Etkin pişmanlık cezayı kaldırmaz, indirir; üstelik zoraki iade pişmanlık sayılmaz (CGK 2015/86).

Güveni Kötüye Kullanma Yargıtay Kararları

Aşağıdaki kararlar, yukarıda anlatılan ölçütlerin dayanağıdır. Alıntılar kararların gerekçelerinden birebir alınmıştır; taraf isimleri gizlenmiştir.

Özet

  • Güveni kötüye kullanma, rızayla teslim edilmiş mal üzerinde amaç dışı tasarruf ya da teslimi inkâr etmektir (TCK m.155/1: 6 ay – 2 yıl, şikâyete bağlı).
  • Mal meslek, hizmet, ticaret veya idare yetkisi nedeniyle verilmişse ceza 1 – 7 yıldır (m.155/2).
  • 24.12.2025’ten sonra işlenen fiillerde suçun konusu araç, tekne veya uçak ise ceza bir kat artar (m.155/3); ve o dosyada uzlaştırma yoluna gidilemez (CMK m.253/1).
  • Geç iade tek başına suç değildir; sahiplenme veya inkâr delili aranır.
  • Dolandırıcılıktan farkı hilenin zamanı, hırsızlıktan farkı zilyetliğin devri, zimmetten farkı güvenin göreve mi şahsa mı duyulduğudur.
  • Temel hâlde 6 aylık şikâyet süresi bir yargılama şartıdır — en sık kaybedilen haktır.

Sıkça Sorulan Sorular

Güveni kötüye kullanma suçunun cezası ne kadar?

Temel hâlde altı aydan iki yıla kadar hapis ve adlî para cezasıdır (TCK m.155/1). Mal meslek, sanat, ticaret, hizmet ilişkisi ya da idare yetkisi nedeniyle verilmişse ceza bir yıldan yedi yıla çıkar (m.155/2).

Arkadaşıma emanet verdiğim arabayı geri vermiyor, suç duyurusunda bulunabilir miyim?

Evet, ancak sadece geç iade yetmez. Aracı sattığını, rehnettiğini ya da size verildiğini inkâr ettiğini gösteren delil gerekir. Ceza Genel Kurulu, sahiplenme delili bulunmayan bir dosyada mahkûmiyeti bozmuştur.

24 Aralık 2025'ten sonra araçla ilgili ceza gerçekten iki katına mı çıktı?

TCK m.155'e eklenen üçüncü fıkra uyarınca, suçun konusu motorlu kara, deniz veya hava taşıtı ise verilecek ceza bir kat artırılır. Bu, m.155/1'de üst sınırı 4 yıla, m.155/2'de 14 yıla taşır. Hüküm yalnız 24.12.2025'ten sonra işlenen fiillere uygulanır.

Güveni kötüye kullanma şikâyete bağlı mı?

Temel hâl (m.155/1) şikâyete bağlıdır ve şikâyet süresi, fiili ve faili öğrendiğiniz günden itibaren altı aydır. Bu süre yargılama şartıdır.

Şikâyet süresini kaçırdım, ne olur?

Altı aylık süre geçtikten sonra m.155/1 bakımından dava açılamaz; açılmışsa düşer. Bu durumda hakkınız ceza yolundan değil, hukuk mahkemesinde alacak/istirdat davasıyla aranır.

Güveni kötüye kullanma ile dolandırıcılık arasındaki fark nedir?

Hilenin zamanıdır. Hile malın tesliminden önce varsa dolandırıcılık, teslimden sonra doğmuşsa güveni kötüye kullanma söz konusudur. Ceza Genel Kurulu bunu başlangıçta oluşan kast ile sonradan oluşan kast ayrımıyla ifade eder.

Kendisine işyeri anahtarı verilen çalışan içerideki malı satarsa hangi suç oluşur?

Ceza Genel Kurulu bir olayda bunu güveni kötüye kullanma saymıştır; ancak karara üç karşı oy yazılmış ve eylemin hırsızlık olduğu savunulmuştur. Anahtar teslimi tek başına içerideki her şeyin zilyetliğinin devri anlamına gelmez; sonuç somut olaya göre değişir.

Avukatım tahsil ettiği parayı bana vermiyor, bu zimmet mi?

Ceza Genel Kurulu, avukatın ahzu kabz yetkisiyle tahsil ettiği parayı müvekkiline vermemesini zimmet değil, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma (m.155/2) saymıştır; çünkü para göreve değil, şahsa duyulan güvene dayanarak teslim edilmiştir.

Site yöneticisinin aidatları kendi hesabına aktarması hangi suçtur?

Yönetici, başkasının mallarını idare etme yetkisine sahip olduğundan, fiil kural olarak m.155/2 kapsamında değerlendirilir.

Zararı öderesem ceza almaz mıyım?

Etkin pişmanlık cezayı kaldırmaz, indirir: kovuşturma başlamadan önce tam giderimde üçte ikisine kadar, kovuşturma başladıktan sonra hüküm verilmeden önce yarısına kadar. Zoraki veya kaçınılmaz iade pişmanlık sayılmaz.

Güveni kötüye kullanmada uzlaştırma uygulanır mı?

m.155/1 ve m.155/2 uzlaştırma kapsamındadır. Ancak CMK'nın uzlaştırma kataloğu suçu üçüncü fıkra hariç kaydıyla sayar: suçun konusu araç, tekne veya uçak olduğunda (m.155/3) uzlaştırma yoluna gidilemez. Kapsamdaki dosyalarda uzlaştırma denenmeden yargılamaya devam edilmesi bozma sebebidir.

Güveni kötüye kullanmada zamanaşımı kaç yıldır?

Nitelikli hâl (m.155/2) bakımından Yargıtay olağan dava zamanaşımını 15 yıl, olağanüstü zamanaşımını 22,5 yıl olarak hesaplamaktadır.

Güveni kötüye kullanma davasına hangi mahkeme bakar? Araç söz konusuysa Ağır Ceza mı olur?

Görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesidir. 2025'te eklenen araç artırımı (m.155/3) üst sınırı 14 yıla taşısa da görevi değiştirmez: 5235 sayılı Kanun m.14 uyarınca görev, ağırlaştırıcı nedenler gözetilmeksizin kanunda yer alan üst sınıra göre belirlenir ve güveni kötüye kullanma, Ağır Ceza'nın katalog suçları arasında sayılmamıştır.

Yazar

Av. Halit Süha Bahçeci

Kurucu Avukat

TBB Sicil No: 196866

LinkedIn

Soruşturma ve kovuşturma aşamalarında şüpheli, sanık ve katılan vekilliğini üstlenir; tutukluluk ve kanun yolu başvurularını takip eder.

Yayın Politikası

İlgili çalışma alanı: Ceza Hukuku

← Tüm makaleler
AraWhatsApp