Ceza Hukuku

Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma (TCK 155/2)

Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu nedir? TCK 155/2, teslim ilişkisi, çalışan-yönetici-vekâlet olayları, deliller ve ceza hakkında güncel rehber.

6 dk okumaYayımlanma:Son güncelleme:Yazan Av. Halit Süha Bahçeci
Toplantı masası ve deri koltuklar
İçindekiler 12

Kısa Cevap

Başkasına ait eşya veya para, meslek, sanat, ticaret ya da hizmet ilişkisi nedeniyle bir kişiye teslim edilmiş; o kişi de teslim amacının dışında kendi veya başkasının yararına tasarrufta bulunmuş ya da teslimi inkâr etmişse TCK m.155/2 gündeme gelebilir. Güncel kanunda bu hâl için bir yıldan yedi yıla kadar hapis ve adli para cezası öngörülür.

Çalışanın kasadaki parayı, yöneticinin aidatı, vekilin tahsil ettiği bedeli veya teslim edilen ticari malı kullanması her zaman otomatik biçimde bu suçu oluşturmaz. Teslim ilişkisinin niteliği, kişinin mal üzerindeki sorumluluğu, tasarrufun ne olduğu ve kast somut delillerle araştırılır.

Temel Hâlden Farkı Nedir?

TCK m.155/1, belirli şekilde kullanmak veya muhafaza etmek üzere rızayla teslim edilen malın amaç dışı kullanılmasını temel hâl olarak düzenler. İkinci fıkrada ise teslimin kaynağı önem kazanır: mal, hizmet, meslek, sanat, ticaret ilişkisi veya başkasının mallarını idare yetkisi nedeniyle teslim edilmiş olmalıdır.

Bu fark yalnız ceza aralığıyla ilgili değildir. Dosyada önce kişinin hangi görev veya ilişki nedeniyle malı teslim aldığı, sonra o teslimin sürekli veya sorumluluğu kendisine ait bir nitelik taşıyıp taşımadığı belirlenir. Ceza Genel Kurulu nitelikli hâlin iki ayrı koşulunu birlikte koyar:

“Ayrıca, suça konu eşya faile sürekli olarak ve tüm sorumluluğu ona ait olmak koşulu ile teslim edilmelidir. Bu nitelikli hâlin uygulanabilmesi için, failin işi, mesleği, eşyanın hangi amaçla faile verildiği araştırılmalıdır.”

(Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2019/2, K. 2021/67, T. 02.03.2021 — direnme kararının BOZULMASINA; karar, zaman bakımından uygulama tartışmasında TCK m.7’yi mülga 765 sayılı Kanun m.2 ile karşılaştırdığı için mülga mevzuata gönderme içerir, alıntılanan ölçüt ise TCK m.155/2’ye ilişkindir ve madde yürürlüktedir)

Bu iki koşul birbirinden bağımsızdır: eşyanın sürekli ve tüm sorumluluğu faile ait olacak biçimde teslim edilmiş olması maddi bir koşul, failin işi ile teslim amacının araştırılması ise soruşturma yükümlülüğüdür. Aynı kararda hizmet ilişkisinin niteliği de açıklanır:

“Hizmet ise, hizmeti yapanla yaptıran arasında bir ilişkinin olmasını ifade eder. Hizmet ilişkisinin daimi olması zorunlu değildir.”

(Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2019/2, K. 2021/67, T. 02.03.2021 — direnme kararının BOZULMASINA)

Kararın kendi sonucu, sınırın ne kadar tartışmalı olduğunu gösterir. Genel Kurul bu ölçütleri kurduktan sonra somut olayda sanığın eyleminin hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma değil basit dolandırıcılık (TCK m.157/1) olduğu sonucuna varmış ve bu uyuşmazlık konusunda karar oy çokluğuyla verilmiştir. Yani aynı olgular, Genel Kurul üyeleri arasında bile iki farklı suç vasfına yorulabilmiştir.

Hangi Olaylarda Gündeme Gelebilir?

Olayİncelenecek ana soru
Çalışana teslim edilen para veya malMal, iş gereği onun sorumluluğuna mı bırakıldı?
Site/apartman yöneticisinin aidat işlemleriİdare yetkisi ve para üzerindeki tasarruf nasıl kuruldu?
Vekil ya da tahsilat yetkilisinin aldığı paraTahsil yetkisi, teslim amacı ve aktarım yükümlülüğü neydi?
Depo, mağaza veya araç sorumlusuEşya sürekli ve tüm sorumluluğu ona ait olarak mı verildi?
Şirket yöneticisinin şirket malı üzerindeki işlemiYetkinin sınırı ve yarar sağlama iddiası nedir?

Bir kişinin işyerinde çalışması tek başına yeterli değildir. Örneğin bir eşyanın kısa süreliğine kullanılması için anahtar verilmesi ile depo stoklarının yönetiminin çalışana bırakılması aynı teslim ilişkisi değildir.

Teslim, Sorumluluk ve Amaç Dışı Tasarruf

Suçun tartışılabilmesi için malın rızayla teslim edilmiş olması gerekir. Teslimden sonra satma, rehnetme, tüketme, üçüncü kişiye devretme, harcama veya “bana hiç teslim edilmedi” biçiminde inkâr iddiası gündeme gelebilir. Buna karşılık geç iade, muhasebe uyuşmazlığı veya hesap hatası tek başına yeterli değildir.

Bu nedenle olayın başlangıcı ile sonrasını ayırmak gerekir:

  1. Mal veya para ne zaman, kim tarafından, hangi amaçla teslim edildi?
  2. Teslim belgesi, iş tanımı, sözleşme, yetki yazısı veya hesap kaydı var mı?
  3. İddia edilen amaç dışı tasarruf hangi tarih ve işlemle gerçekleşti?
  4. Zarar, iade ve açıklama bakımından tarafların sonraki davranışları ne oldu?

Bu soruların cevabı yoksa, ceza hukuku yerine iş, ticaret veya borçlar hukukundan doğan bir uyuşmazlık bulunabilir. Sınır için Dolandırıcılıkta Beraat: Hile Yoksa Hukuki Uyuşmazlık mı? yazısı da dikkate alınmalıdır.

Çalışan ve İşveren Arasındaki Olaylar

Çalışan tarafından tahsil edilen bedelin işverene aktarılmaması, kasadaki paranın eksilmesi veya teslim edilen ürünün satılması gibi olaylarda ceza soruşturması açılabilir. Ancak ceza sorumluluğu, işyerindeki her açık veya her alacak uyuşmazlığı için doğmaz.

İş sözleşmesi, görev tanımı, kasa teslim tutanağı, stok sayımı, banka hareketi, kamera görüntüsü, fatura ve e-posta kayıtları birlikte değerlendirilmelidir. İşveren bakımından zarar kalemlerinin ve teslim ilişkisinin somutlaştırılması; çalışan bakımından ise yetkinin sınırı, işlem açıklaması ve iade/mahsup iddiasının belgelendirilmesi önemlidir.

Yönetici, Vekil ve Tahsil Yetkilisi Olayları

Başkasının mallarını idare yetkisi sözleşmeden, vekâletten, yönetim planından veya başka bir hukuki ilişkiden doğabilir. Site yöneticisinin aidatları, şirket yöneticisinin tahsilatı veya vekilin aldığı para bakımından “para hangi sıfatla, hangi hesaba ve hangi amaçla geçti?” sorusu belirleyicidir.

Failin kamu görevlisi olması hâlinde zimmet suçu da tartışılabilir. Fakat mal, kamu görevi nedeniyle değil, kişiye duyulan güven ve özel hukuk ilişkisi nedeniyle verilmişse güveni kötüye kullanma değerlendirmesi öne çıkabilir. Ana ayrımlar için Güveni Kötüye Kullanma Suçu ve Cezası yazısına bakılmalıdır.

Hangi Hâllerde TCK 155/2 Sonucu Çıkmayabilir?

İş ilişkisi bulunması, tek başına hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun oluştuğunu göstermez. Malın fiilen teslim edilip edilmediği, kişinin bu mal üzerinde hangi yetkiyle ve ne kadar süreyle tasarrufta bulunabildiği, zararın hangi işlemden doğduğu ve kastın ne olduğu ayrı ayrı değerlendirilir. Muhasebe kaydındaki fark, stok sayımındaki uyumsuzluk veya işverene karşı bir alacağın bulunması; tek başına amaç dışı tasarrufun kanıtı değildir.

Örneğin ortak kasa kullanımı olan bir işyerinde paranın kimden çıktığı, hangi vardiyada işlem yapıldığı ve kimin hangi yetkiyle ödeme yaptığı belirsiz olabilir. Böyle bir dosyada yalnız sonuçtaki eksik değil, teslim zinciri de açıklığa kavuşturulmalıdır. Malın baştan hileli bir yöntemle elde edildiği ileri sürülüyorsa, Güveni Kötüye Kullanma mı Dolandırıcılık mı? yazısındaki zaman ayrımı yardımcı olur.

Hesap, Stok ve Tahsilat Kayıtları Nasıl Okunur?

Ticari ilişkilerde her belge aynı soruya cevap vermez. İş sözleşmesi veya görev tanımı kişinin sorumluluk alanını; teslim tutanağı malın hangi amaçla bırakıldığını; banka hareketi ise paranın hangi hesaba geçtiğini gösterir. Sayım raporu eksikliği saptayabilir, fakat eksikliğin nasıl doğduğunu her zaman tek başına açıklamaz.

Belge veya kayıtİnceleme bakımından işlevi
Görev tanımı ve yetki yazısıKişinin mal üzerinde hangi sıfatla işlem yapabildiği
Teslim tutanağı veya zimmet fişiMalın teslim anı ve kapsamı
Kasa, stok ve muhasebe kaydıİddia edilen eksikliğin zamanı ve miktarı
Banka ve tahsilat makbuzuParanın izlediği yol
Yazışma ve talimatİşlemin açıklaması ve tarafların bilgisi

Bu veriler bir arada okunmadığında, hizmet ilişkisinden kaynaklanan özel hukuk uyuşmazlığı ile ceza soruşturması birbirine karışabilir. Ticari ilişki içindeki hile iddiasının unsurları için Dolandırıcılık Suçu ve Cezası yazısı da ilgili çerçeveyi açıklar.

Süreçte İade, Mahsup ve Zarar Giderimi

Sonradan yapılan ödeme veya mahsup iddiası, dosyadaki tüm soruları kendiliğinden çözmez. Önce teslim amacına aykırı bir tasarruf bulunup bulunmadığı; ardından iadenin kapsamı ve zamanlaması araştırılır. Taraflar arasında karşılıklı alacak-borç ilişkisi varsa, mahsup iddiasının dayanağı ve kayıtları ayrıca incelenir.

Koşulları varsa zarar giderimi, etkin pişmanlık bakımından önem taşıyabilir. Ancak bu kurumun uygulanması, zararın kapsamı ve zamanına bağlıdır. Konunun genel ilkeleri için Dolandırıcılıkta Etkin Pişmanlık (TCK 168) yazısındaki iade ve tazmin açıklamaları karşılaştırmalı olarak yararlı olabilir.

Kısa Kronoloji Neden Yararlıdır?

İşveren veya çalışan bakımından, olayları yalnız “kasa açığı” ya da “para iade edilmedi” şeklinde anlatmak çoğu zaman yeterli değildir. Görev başlangıcı, teslim, tahsilat, talimat, farkın tespiti, açıklama talebi ve varsa iade adımlarını tarih sırasıyla gösteren bir liste, iddianın sınanmasına yardımcı olur. Bu liste hukuki görüş yerine geçmez; delillerin hangi olayı desteklediğini görünür kılar.

Delil Kontrol Listesi

  • İş sözleşmesi, vekâletname, yönetim kararı veya görev tanımı,
  • Teslim tutanağı, zimmet fişi, kasa/stock kayıtları,
  • Banka hesap hareketleri, tahsilat makbuzları ve faturalar,
  • E-posta, mesajlaşma ve talimat kayıtları,
  • Kamera görüntüsü, sayım veya bilirkişi raporu,
  • İade, mahsup ya da zarar giderimine ilişkin belgeler.

Zararın sonradan giderilmesi, suçun başlangıçta oluşup oluşmadığı tartışmasını bitirmez; ancak TCK m.168’deki etkin pişmanlık yönünden önem taşıyabilir. Bu kurumun şartları için Dolandırıcılıkta Etkin Pişmanlık (TCK 168) yazısındaki iade ve tazmin ilkeleri de yol göstericidir.

Özet

  • TCK 155/2’de teslimin hizmet, meslek, ticaret veya idare yetkisinden doğması aranır.
  • Çalışma ilişkisi tek başına yeterli değildir; malın teslim amacı ve sorumluluk alanı araştırılır.
  • Kasa açığı veya geç iade otomatik ceza sorumluluğu doğurmaz.
  • Sözleşme, teslim, banka ve iletişim kayıtları belirleyicidir.

Sıkça Sorulan Sorular

Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanmanın cezası nedir?

TCK m.155/2'de bir yıldan yedi yıla kadar hapis ve adli para cezası öngörülür.

İşyerindeki kasa açığı tek başına suç mudur?

Hayır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.155/2 yalnızca eksiklik bulunmasını değil, eşyanın teslim edilmiş olmasını ve teslim amacı dışında tasarrufta bulunulmasını arar. Ceza Genel Kurulu ayrıca eşyanın faile sürekli olarak ve tüm sorumluluğu ona ait olmak koşuluyla teslim edilmiş olmasını aramaktadır. Sayım farkı, muhasebe uyuşmazlığı veya alacak-borç ilişkisi bu koşulları kendiliğinden karşılamaz.

Çalışana verilen anahtar, her eşyanın zilyetliğini devreder mi?

Hayır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.155/2 bakımından belirleyici olan anahtarın verilmiş olması değil, eşyanın hangi amaçla ve hangi sorumlulukla teslim edildiğidir. Ceza Genel Kurulu nitelikli hâlin uygulanabilmesi için failin işinin, mesleğinin ve eşyanın hangi amaçla verildiğinin araştırılmasını aramaktadır. Kısa süreli kullanım için anahtar verilmesi ile depo sorumluluğunun devredilmesi aynı teslim ilişkisi değildir.

Site yöneticisinin aidat parası kullanması bu suça girer mi?

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.155/2 başkasının mallarını idare etmek yetkisini ayrı bir nitelikli hâl olarak sayar ve bu yetkinin hangi nedenden doğduğunu önemsiz kılar; yetki sözleşmeden, kanundan veya bir makam kararından doğabilir. Somut olayda paranın hangi sıfatla ve hangi hesaba geçtiği ile amaç dışı tasarruf iddiası ayrıca değerlendirilir.

Sonradan para iade edilirse dava biter mi?

İade suçun oluşumunu kendiliğinden kaldırmaz. Koşulları varsa 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.168'deki etkin pişmanlık bakımından önem taşıyabilir; bu kurumun uygulanması iadenin kapsamına ve hangi aşamada yapıldığına bağlıdır.

Bu suç dolandırıcılıktan nasıl ayrılır?

Ayrım hilenin zamanındadır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.155'te mal başta rızayla teslim edilir ve amaç dışı tasarruf sonradan gerçekleşir; m.157'de ise hile teslimden önce iradeyi sakatlar. Sınırın uygulamada tartışmalı olduğunu Ceza Genel Kurulu'nun aynı olayı oy çokluğuyla basit dolandırıcılık sayan kararı göstermektedir.

Hizmet ilişkisinin sürekli olması şart mı?

Ceza Genel Kurulu hizmet ilişkisinin daimi olmasının zorunlu olmadığını belirtmektedir. Buna karşılık suça konu eşyanın faile sürekli olarak ve tüm sorumluluğu ona ait olmak koşuluyla teslim edilmiş olması aranır. Süreklilik koşulu ilişkinin kendisine değil, eşyanın teslim biçimine ilişkindir (5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.155/2).

Yazar

Av. Halit Süha Bahçeci

Kurucu Avukat

TBB Sicil No: 196866

LinkedIn

Soruşturma ve kovuşturma aşamalarında şüpheli, sanık ve katılan vekilliğini üstlenir; tutukluluk ve kanun yolu başvurularını takip eder.

Yayın Politikası

İlgili çalışma alanı: Ceza Hukuku

← Tüm makaleler
AraWhatsApp