Ceza Hukuku

Hırsızlık Suçu ve Cezası — TCK 141-147

Hırsızlık suçunun unsurları, nitelikli hâlleri, kapkaç, değer azlığı, kullanma hırsızlığı ve etkin pişmanlık. Yürürlükteki TCK maddeleri ve birebir Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarıyla.

17 dk okumaYayımlanma:Son güncelleme:Yazan Av. Halit Süha Bahçeci
Eski ahşap kapıdaki zincir ve kilit
İçindekiler 21

Kısa Cevap

Hırsızlık, başkasına ait taşınır bir malın zilyedinin rızası olmadan, yarar sağlamak amacıyla bulunduğu yerden alınmasıdır (TCK m.141). Temel hâlinin cezası 1 yıldan 3 yıla kadar hapistir. Ancak uygulamada karşılaşılan olayların çoğu nitelikli hâllerden birine girer: bina veya eklentisi içinde muhafaza altına alınmış eşyanın çalınması 5 yıldan 10 yıla kadar hapis gerektirir (m.142/2-h). Suç gece vakti işlenmişse ceza ayrıca yarı oranında artırılır (m.143).

Bu Durumda mısınız?

Bu yazı özellikle şu durumlardan birindeyseniz sizin için:

  • Hakkınızda hırsızlık suçundan soruşturma açıldı ve karşılaşacağınız cezanın ne olduğunu bilmiyorsunuz.
  • Eşyayı almadan yakalandınız ya da kesintisiz takip sonucu yakalandınız; suçun tamamlanıp tamamlanmadığını merak ediyorsunuz.
  • Aldığınız şeyin değeri çok düşük; cezanın indirilip indirilmeyeceğini veya hiç ceza verilmemesinin mümkün olup olmadığını öğrenmek istiyorsunuz.
  • Aracı ya da eşyayı kullanıp geri bırakmak için aldığınızı söylüyorsunuz ama “kullanma hırsızlığı” savunmanız kabul edilmiyor.
  • Eşyayı iade ettiniz veya zararı ödediniz; bunun cezaya nasıl yansıyacağını bilmiyorsunuz.
  • Size verilen eşyayı geri vermediğiniz için suçlanıyorsunuz ve bunun hırsızlık mı, güveni kötüye kullanma mı olduğu tartışılıyor.

Aşağıdaki bilgiler geneldir; somut olayınızın (özellikle eşyanın nereden ve nasıl alındığının, hangi nitelikli hâlin uygulanacağının) değerlendirilmesi için bir avukata danışmanız gerekir. Aynı fiilin cebir veya tehditle işlenmesi hâlinde suç hırsızlık değil yağma olur; bu ayrım için “Yağma ile Hırsızlık Arasındaki Fark” yazımıza bakabilirsiniz.

Hırsızlık Suçu Nedir, Unsurları Nelerdir?

Hırsızlık, malvarlığına karşı işlenen bir suçtur. Kanundaki tanıma göre suçun oluşabilmesi için şu unsurların birlikte gerçekleşmesi gerekir:

  • Taşınır bir mal olmalıdır. Taşınmazlar (arsa, bina) hırsızlığın konusu olamaz.
  • Mal başkasına ait olmalıdır. Kendi malını almak hırsızlık değildir; paydaş veya elbirliğiyle malik olunan malda ise ayrı ve daha hafif bir hüküm uygulanır (TCK m.144).
  • Zilyedin rızası bulunmamalıdır. Rıza varsa suç oluşmaz. Rızanın hile ile alınması hâlinde suç hırsızlık değil, dolandırıcılık olabilir.
  • Mal bulunduğu yerden alınmalıdır. “Almak”, malın failin egemenlik alanına geçirilmesidir.
  • Yarar sağlama amacı (kast) bulunmalıdır. Fail kendisine veya bir başkasına yarar sağlamak maksadıyla hareket etmelidir.

Bu unsurlardan en çok tartışılanı “almak” fiilidir; çünkü suçun ne zaman tamamlandığı, ne zaman teşebbüs aşamasında kaldığı buna bağlıdır.

Dayandığı Kanun Maddeleri

Hırsızlık suçu, Türk Ceza Kanunu’nun “Malvarlığına Karşı Suçlar” bölümünde düzenlenmiştir. Temel hüküm şudur:

“Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden alan kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.”

(TCK m.141/1 — Hırsızlık)

Gece vakti işlenmesi hâlinde ceza artırılır:

“Hırsızlık suçunun gece vakti işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.”

(TCK m.143 — Suçun gece vakti işlenmesi)

Malın değerinin azlığı hâlinde hâkime iki ayrı yetki tanınmıştır:

“Hırsızlık suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek cezada indirim yapılabileceği gibi, suçun işleniş şekli ve özellikleri de göz önünde bulundurularak, ceza vermekten de vazgeçilebilir.”

(TCK m.145 — Daha az cezayı gerektiren hâl)

Malın geçici olarak kullanılıp iade edilmek üzere alınması ayrı bir hükme bağlanmıştır:

“Hırsızlık suçunun, malın geçici bir süre kullanılıp zilyedine iade edilmek üzere işlenmesi halinde, şikayet üzerine, verilecek ceza yarı oranına kadar indirilir. Ancak malın suç işlemek için kullanılmış olması halinde bu hüküm uygulanmaz.”

(TCK m.146 — Kullanma hırsızlığı)

Zararın giderilmesi hâlinde uygulanacak etkin pişmanlık hükmü ise şöyledir:

“Hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık, hileli iflâs, taksirli iflâs suçları tamamlandıktan sonra ve fakat bu nedenle hakkında kovuşturma başlamadan önce, failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir.”

(TCK m.168/1 — Etkin pişmanlık)

Ayrıca TCK m.147, ağır ve acil bir ihtiyacı karşılamak için işlenen hırsızlıkta cezada indirim yapılabileceğini veya ceza vermekten vazgeçilebileceğini düzenler.

Hırsızlık Ne Zaman Tamamlanır? Teşebbüs

Bu, hırsızlık dosyalarının en sık tartışılan konusudur; çünkü suç teşebbüs aşamasında kalırsa ceza önemli ölçüde indirilir (TCK m.35).

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun ölçütü şudur (karar oy çokluğuyla alınmıştır): belirleyici olan malın faile geçip geçmediği değil, failin çaldığı eşyayı kendi hâkimiyeti altına alıp alamadığıdır. Mağdur ya da görevliler kesintisiz biçimde takip ediyor ve fail bu nedenle eşya üzerinde hâkimiyet kuramadan yakalanıyorsa suç tamamlanmamış, teşebbüs aşamasında kalmıştır. Aşağıdaki kararda mağazadan cüzdan çalan sanıklar, kesintisiz takip sonucu yakalanmıştır:

“sanıkların kolluk görevlilerinin kesintisiz takibi sonucunda suça konu eşyayı hakimiyetleri altına alamadan yakalanarak, suça konu eşyalara el konulduğunun anlaşılması karşısında, sanıkların eylemlerinin teşebbüs aşamasında kaldığının kabulü gerekmektedir.”

(Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2014/136, K. 2014/347, T. 02.07.2014 — bozma)

Pratikte bu şu anlama gelir: mağazadan çıkarken alarm çalıp hemen yakalanmak ya da olay yerinden çıkar çıkmaz kesintisiz takiple yakalanmak teşebbüs, malı alıp olay yerinden uzaklaşarak saklamak ise tamamlanmış suç olarak değerlendirilir.

Nitelikli Hırsızlık (TCK m.142) ve Cezası

Uygulamada hırsızlık dosyalarının büyük çoğunluğu temel hâle değil, TCK m.142’deki nitelikli hâllerden birine girer. Ceza, hangi fıkraya girildiğine göre değişir:

Nitelikli hâlDayanakCeza
Kamu kurumunda/ibadet yerinde bulunan eşya · toplu taşıma aracındaki eşya · afet malzemesi · âdet gereği açıkta bırakılmış eşyam.142/13 – 7 yıl hapis
Malını koruyamayacak durumdaki kişiden · elde/üstte taşınan eşyayı çekip alma veya özel beceri (kapkaç) · afet/kargaşadan yararlanma · kilit açma · bilişim sistemleri · resmî sıfat takınma · büyük/küçükbaş hayvan · bina veya eklentisi içinde muhafaza altına alınmış eşyam.142/25 – 10 yıl hapis
Sıvı veya gaz hâlindeki enerji ve nakil/depolama tesislerim.142/35 – 12 yıl hapis
Suç gece vakti işlenmişsem.143ceza yarı oranında artırılır

Ayrıca m.142/2-b’deki hâl (kapkaç/özel beceri) beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumdaki bir kişiye karşı işlenirse ceza ayrıca üçte biri oranına kadar artırılır. Hırsızlık sonucunda haberleşme, enerji, demiryolu veya havayolu ulaşımında kamu hizmeti aksamışsa ceza yarısından iki katına kadar artırılır (m.142/5).

2014 Değişikliği: Ev ve İşyeri Hırsızlığının Cezası İkiye Katlandı

Bu, hırsızlık dosyalarında en sık gözden kaçan ve internetteki pek çok içerikte hâlâ yanlış anlatılan noktadır.

Kanunun ilk hâlinde, “bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış olan eşya” hakkında işlenen hırsızlık (yani tipik ev, dükkân ve işyeri hırsızlığı) m.142’nin birinci fıkrasında, (b) bendinde düzenlenmişti ve cezası 2 yıldan 5 yıla kadar hapisti.

18/6/2014 tarihli 6545 sayılı Kanunla bu bent birinci fıkradan mülga edilmiş (m.142/1-b), aynı metin ikinci fıkraya (h) bendi olarak eklenmiştir. İkinci fıkranın ceza aralığı ise 5 yıldan 10 yıla kadar hapistir:

“h) (Ek: 18/6/2014-6545/62 md.) Herkesin girebileceği bir yerde bırakılmakla birlikte kilitlenmek suretiyle ya da bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında, İşlenmesi hâlinde, beş yıldan on yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.”

(TCK m.142/2-h)

Bunun iki sonucu vardır:

  • Ceza bandı ikiye katlanmıştır. Aynı fiil için önceden 2-5 yıl öngörülürken bugün 5-10 yıl öngörülmektedir. Suç tarihi 18.06.2014’ten önce olan olaylarda ise lehe olan eski hüküm uygulanır.
  • 2014 öncesi kararlarda geçen “m.142/1-b” ifadesi bugünkü kanunda yoktur. Aşağıda okuyacağınız bazı Yargıtay kararları bu eski bent numarasına atıf yapar; bu bir hata değil, o tarihteki kanun metnidir. Aynı fiil bugün m.142/2-h kapsamındadır.

Kapkaç ve “Özel Beceri” (m.142/2-b)

Kapkaç, kanunda ayrı bir suç adı olarak geçmez. Karşılığı, m.142/2-b’deki “elde veya üstte taşınan eşyayı çekip almak suretiyle ya da özel beceriyle” işlenen hırsızlıktır. Cezası 5 yıldan 10 yıla kadar hapistir.

Ceza Genel Kurulu bu bendin iki sınırını çizmiştir.

Birincisi: eşya gerçekten elde veya üstte taşınıyor olmalıdır ve “özel beceri” yankesicilikten daha geniş bir kavramdır. Uyuyan bir kişinin cebinden para alınması bu bende girer. Ancak Kurul, uykuda olmanın tek başına “kendisini savunamayacak durumda olma” ağırlaştırıcısını (ek üçte bir artırım) tetiklemediğini vurgulamıştır. Kanun “savunmama” değil, “savunamama” hâlini esas alır.

İkincisi: özel becerinin zamanlaması önemlidir. Beceri, eşya mağdurun elinde veya üstündeyken kullanılmalıdır. Parayı geri verirken el çabukluğuyla bir kısmını alıkoymak bu bende girmez; böyle bir olayda suç basit hırsızlıktır (m.141). Aradaki fark 1-3 yıl ile 5-10 yıl arasında bir farktır.

Kapkaç sırasında mağdurun direncini kırmak için cebir kullanılırsa eylem artık hırsızlık değil yağma olur. Bu sınır için “Yağma ile Hırsızlık Arasındaki Fark” yazımıza bakabilirsiniz.

Kilit Açmak mı, Kilidi Kırmak mı? (m.142/2-d)

Kanun, “haksız yere elde bulundurulan veya taklit anahtarla ya da diğer bir aletle kilit açmak veya kilitlenmesini engellemek” suretiyle işlenen hırsızlığı ayrı bir nitelikli hâl saymıştır.

Ceza Genel Kurulu, bu bendin kilidin mekanizmasının işletilerek açılmasını gerektirdiğini, kilidin kırılması ya da kapının/pencerenin kanırtılarak açılması hâlinde “kilit açmak”tan söz edilemeyeceğini kabul etmiştir. Pencereyi tornavidayla kanırtarak giren failin eylemi bu bende değil, o tarihte yürürlükte olan m.142/1-b’ye (bina/eklenti içinde muhafaza altına alınmış eşya) girmiştir.

Ancak burada güncel bir uyarı gerekir. O kararın verildiği tarihte bu ayrım cezayı doğrudan etkiliyordu: kilit açma 3-7 yıl, bina içinde muhafaza 2-5 yıl cezayı gerektiriyordu. 2014 değişikliğinden sonra her iki hâl de m.142/2’de yer almakta ve aynı ceza bandına (5-10 yıl) tabi bulunmaktadır. Yani “kilidi kırdım, açmadım” savunmasının bugün ceza aralığını düşürücü bir etkisi kalmamıştır; ayrım hukuki nitelendirme ve temel cezanın belirlenmesi bakımından hâlâ tartışılabilir, fakat eskiden sağladığı otomatik ceza avantajını sağlamaz.

Gece Vakti İşlenen Hırsızlık (TCK m.143)

Hırsızlık gece vakti işlenmişse verilecek ceza yarı oranında artırılır. Bu, ayrı bir suç değil, cezayı artıran bir nitelikli hâldir.

İki noktaya dikkat edilmelidir:

  • Oran değişmiştir. Maddenin ilk hâlinde artırım “üçte birine kadar” idi; bugünkü metin “yarı oranında” demektedir. Suç tarihinde yürürlükte olan lehe hüküm uygulanır; bu nedenle eski tarihli kararlarda “üçte bir” ifadesini görebilirsiniz.
  • Zamanaşımına dâhildir. Ceza Genel Kurulu, artırımın oransal olmasının önemli olmadığını, dava zamanaşımı süresinin daha ağır cezayı gerektiren tüm nitelikli hâller dikkate alınarak belirlenmesi gerektiğini kabul etmiştir. Yani gece vakti artırımı, zamanaşımı hesabında hesaba katılır.

Malın Değerinin Azlığı: Ceza İndirimi ve Ceza Vermekten Vazgeçme (TCK m.145)

TCK m.145, hâkime iki ayrı yetki verir: cezada indirim yapmak veya hiç ceza vermemek. Bu, hırsızlığı yağmadan ayıran önemli bir avantajdır; yağmada değer azlığı yalnızca indirim sağlar, ceza vermekten vazgeçilemez.

Ceza Genel Kurulu 2023 tarihli kararında bu maddenin nasıl uygulanacağını ayrıntılı biçimde ortaya koymuştur. Kurul, mülga 765 sayılı Kanun’daki “hafif/pek hafif” kavramlarıyla bağlantılı bir yoruma girilmemesi gerektiğini belirtmiş; hâkimin suçun işleniş şekli, mağdur ve sanığın konumu, olayın yeri ve zamanı ile suç tarihindeki paranın satın alma gücünü birlikte değerlendirmesi gerektiğini kabul etmiştir.

Somut olayda 70 TL’lik bir malın değeri az sayılmış ve indirim yapılması gerektiği kabul edilmiş; ancak Kurul, fiilin gece saat 02.00’de işyerine girilerek işlenmiş olması ve işleniş şekli karşısında değere dayalı ihlalin ceza verilmemesini haklı saydıracak alt düzeyde bulunmadığını belirtmiştir. Yani “değer düşükse ceza verilmez” şeklinde bir kural yoktur; değer, tek başına değil, fiilin ağırlığıyla birlikte tartılır.

Kullanma Hırsızlığı (TCK m.146)

Malın geçici bir süre kullanılıp iade edilmek üzere alınması hâlinde ceza yarı oranına kadar indirilir ve suç şikâyete bağlı hâle gelir. Mal suç işlemek için kullanılmışsa bu hüküm uygulanmaz.

Uygulamada bu savunma en çok araç hırsızlığı dosyalarında ileri sürülür ve çoğu zaman kabul görmez. Ceza Genel Kurulu’nun 2025 tarihli güncel kararına göre belirleyici olan, failin malı alırken iade etme amacı taşıyıp taşımadığıdır; bu amaç sonradan uydurulan bir savunma değil, olayın somut verileriyle desteklenen bir kasıt olmalıdır. Kurul, aracın haksız yere elde edilen anahtarla ve geceleyin alınmış olması karşısında kullanma hırsızlığı savunmasını kabul etmemiş, eylemi nitelikli hırsızlık saymıştır.

Bununla birlikte Kurul, malın hangi saikle alındığı konusunda şüphe varsa bunun sanık lehine yorumlanması gerektiğini de açıkça belirtmiştir. Bu karara dört üye karşı oy kullanmıştır; konu uygulamada tartışmalıdır ve dosyanın somut verileri belirleyicidir.

Etkin Pişmanlık: İade ve Tazmin (TCK m.168)

Hırsızlıkta etkin pişmanlık, cezayı en çok düşüren kurumdur:

  • Zarar kovuşturma başlamadan önce tamamen giderilirse ceza üçte ikisine kadar indirilir (m.168/1).
  • Kovuşturma başladıktan sonra, hüküm verilmeden önce giderilirse ceza yarısına kadar indirilir (m.168/2).
  • Kısmen iade veya tazminde ayrıca mağdurun rızası aranır (m.168/4).

Buradaki kritik nokta, maddenin salt bir “ödeme” hükmü olmamasıdır. Ceza Genel Kurulu, 5237 sayılı Kanun’un 168. maddesinin, mülga 765 sayılı Kanun’un 523. maddesinden farklı olarak “iade ve tazmin” değil “pişmanlık” esasına dayandığını vurgulamıştır. Buna göre zararın cebrî icra yoluyla giderilmesi, failin rızası dışında veya haberi olmadan üçüncü kişilerce ödenmesi ya da failin yakalanmamak için kaçarken attığı eşyanın ele geçirilmesi hâllerinde gerçek bir pişmanlıktan söz edilemez ve madde uygulanmaz. Pişmanlığın sözle ifade edilmesi zorunlu değildir; davranışla da ortaya konabilir.

Hırsızlık mı, Güveni Kötüye Kullanma mı?

Bu ayrım, eşyanın nasıl ele geçtiğine bakılarak yapılır:

  • Fail eşyayı kendisi almışsa (zilyetlik devri yoksa) → hırsızlık (m.141).
  • Eşya faile geçerli bir hukuki ilişkiye dayanarak teslim edilmiş, fail sonradan onu mal edinmişse → güveni kötüye kullanma (m.155).

Belirleyici olan, tarafların özgür iradesiyle kurulmuş, hukuken geçerli bir zilyetlik devri bulunup bulunmadığıdır. Ceza Genel Kurulu, failin baştan itibaren hırsızlık kastıyla hareket ettiği anlaşılan olaylarda ortada geçerli bir zilyetlik devri sözleşmesinden söz edilemeyeceğini kabul etmiştir. Hastanede tanımadığı bir hastadan “birini arayacağım” diyerek telefonu alıp kaçan failin eylemi, güveni kötüye kullanma değil hırsızlık sayılmıştır.

Bu alan uygulamada tartışmalıdır: anılan karara iki ayrı karşı oy bloğu yazılmıştır. Eşyanın ne kadar süre elde tutulduğu tek başına belirleyici değildir; failin alma anındaki kastı esas alınır.

Çalınan bir banka kartı ATM’de kullanılmışsa eylem yalnız hırsızlık kalmaz: Ceza Genel Kuruluna göre hırsızlığın yanında TCK m.245 de oluşur. Bkz. Banka Kartı Kötüye Kullanma Suçu ve Cezası.

Güveni kötüye kullanmanın unsurları, hizmet nedeniyle nitelikli hâli ve 2025’te araçlar için getirilen ceza artırımı için Güveni Kötüye Kullanma Suçu ve Cezası yazımıza bakabilirsiniz.

Elektrik, Su ve Doğal Gaz Artık “Hırsızlık” Değil

Kaçak elektrik kullanımı uzun süre hırsızlık suçu olarak (eski TCK m.142/1-f) cezalandırılmıştır. 2/7/2012 tarihli 6352 sayılı Kanunla bu bent mülga edilmiştir.

Bugün abonelik esasına göre yararlanılan elektrik, su veya doğal gazın, sahibinin rızası olmadan ve tüketim miktarının belirlenmesini engelleyecek şekilde tüketilmesi, hırsızlık değil karşılıksız yararlanma suçunu (TCK m.163/3) oluşturur. Bu suçta etkin pişmanlık hükümleri de farklıdır: zarar soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin edilirse kamu davası açılmaz (TCK m.168/5).

İnternette yer alan pek çok içerikte kaçak elektrik hâlâ “hırsızlık” başlığı altında ve mülga madde numarasıyla anlatılmaktadır; bu bilgi güncel değildir.

Hırsızlık mı, Yağma mı?

İki suçu ayıran tek unsur cebir veya tehdittir. Malı almak için zor kullanılmış ya da mağdur korkutulmuşsa suç yağmadır (TCK m.148) ve ceza 6 yıldan başlar. Cebir mal alındıktan sonra, yalnızca kaçmak için kullanılmışsa kural olarak dönüşme olmaz.

Bu ayrımın ayrıntısı, kapkaçta cebrin ne zaman devreye girdiği ve hırsızlığın ne zaman yağmaya “dönüştüğü” ayrı bir yazının konusudur: “Yağma ile Hırsızlık Arasındaki Fark”.

Görevli Mahkeme, Şikâyet, Uzlaştırma ve Zamanaşımı

  • Görevli mahkeme: Hırsızlık davalarına kural olarak asliye ceza mahkemesi bakar.
  • Şikâyet: Temel hırsızlık (m.141) ve nitelikli hırsızlık (m.142) re’sen soruşturulur; şikâyete bağlı değildir. Buna karşılık kullanma hırsızlığı (m.146) ve paydaş/alacak hâli (m.144) şikâyete bağlıdır.
  • Uzlaştırma: Temel hırsızlık uzlaştırma kapsamındadır; nitelikli hırsızlık kural olarak kapsam dışıdır.
  • Konut dokunulmazlığı ve mala zarar verme: Hırsızlık amacıyla işlenmişlerse bu suçlardan soruşturma için şikâyet aranmaz (m.142/4).
  • Zamanaşımı: Dava zamanaşımı, cezanın üst sınırına göre belirlenir; Ceza Genel Kurulu’na göre gece vakti artırımı dâhil tüm nitelikli hâller hesaba katılır.

Adım Adım Ne Yapmalısınız?

  1. İfade vermeden önce bir avukatla görüşün. Hırsızlık dosyalarında suç vasfı (temel mi, nitelikli mi; hangi bent) doğrudan ifadedeki ayrıntılarla şekillenir.
  2. Eşyanın nereden alındığını netleştirin. Bina/eklenti içi mi, açıkta mı, elde/üstte mi taşınıyordu. Bu, 1-3 yıl ile 5-10 yıl arasındaki farkı belirler.
  3. Suç tarihini ve saatini kontrol edin. Gece vakti artırımı cezayı yarı oranında yükseltir.
  4. Malın değerini belgeleyin. Değer azlığı, indirimden ceza vermekten vazgeçmeye kadar giden bir sonuç doğurabilir (m.145).
  5. İade veya tazmin imkânınız varsa vakit kaybetmeyin. Kovuşturma başlamadan yapılan iade, cezayı üçte ikisine kadar indirebilir (m.168/1); bu, sonraki aşamada yarıya düşer.
  6. Kullanma hırsızlığı savunacaksanız, alma anındaki iade kastını destekleyen somut veriye dayanın.

Yanlış Bilinenler

  • “Değeri düşükse ceza verilmez.” Doğru değil. Değer azlığı hâkime takdir yetkisi verir; ceza vermekten vazgeçme, fiilin işleniş şekliyle birlikte değerlendirilir.
  • “Eşyayı geri verdim, dava düşer.” Doğru değil. İade, temel hırsızlıkta davayı düşürmez; yalnızca cezayı indirir (m.168). Şikâyete bağlı olan hâl kullanma hırsızlığıdır.
  • “Ev hırsızlığının cezası 2-5 yıl.” Güncel değil. 2014 değişikliğinden sonra bu hâl m.142/2-h kapsamındadır ve ceza 5-10 yıldır.
  • “Kaçak elektrik hırsızlıktır.” Güncel değil. 2012’den beri karşılıksız yararlanma suçudur (m.163/3).
  • “Yakalanmadan önce malı attım, pişmanım.” Kaçarken malın atılması, Ceza Genel Kurulu’na göre etkin pişmanlık sayılmaz.
  • “Uyuyan birinden almak her zaman ek artırım getirir.” Doğru değil. Kurul, doğal uyku hâlinin tek başına “kendini savunamama” sayılmayacağını belirtmiştir.

Hırsızlık Suçu Yargıtay Kararları

Aşağıdaki kararlar, yukarıda anlatılan ölçütlerin dayanağıdır. Alıntılar kararların gerekçelerinden birebir alınmıştır; taraf isimleri gizlenmiştir.

“Özel beceri” yankesicilikten geniştir; ancak uykuda olmak tek başına “kendini savunamama” ağırlaştırıcısını doğurmaz. Kurul, m.142/2-b’nin uygulanabilmesi için eşyanın elde veya üstte taşınıyor olması gerektiğini belirtmiş, kanunun “savunmama” değil “savunamama” hâlini esas aldığını vurgulamıştır:

“Bu nitelikli hâlin uygulanabilmesi için öncelikle suçun konusunu oluşturan eşyanın elde veya üstte taşınıyor olması gerekmektedir. Bu bentte düzenlenen nitelikli hallerden birisi, elde veya üstte taşınan eşyanın çekip almak suretiyle çalınmasıdır. Mağdura karşı herhangi bir cebir kullanılmaksızın kapkaç suretiyle gerçekleşen hırsızlık fiilleri bu bent kapsamında değerlendirilmelidir.”

(Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2014/517, K. 2017/3, T. 17.01.2017 — Başsavcılık itirazının reddi)

“doğal uyku hâlinin, hırsızlık eyleminin gerçekleştirilmesini önleyecek tedbirlerin alınmasına engel teşkil etmeyeceği, nitekim kanun koyucunun bu nitelikli hâlin uygulanmasında beden veya ruh bakımından kendisini savunmama hâlinin değil savunamama hâlini esas aldığı cihetle, sanık hakkında bu nitelikli hâlin uygulanmasına olanak bulunmamaktadır.”

(Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2014/517, K. 2017/3, T. 17.01.2017 — Başsavcılık itirazının reddi)

Özel beceri, eşya mağdurun elindeyken kullanılmalıdır; parayı geri verirken el çabukluğu yapmak nitelikli hırsızlık değil, basit hırsızlıktır. Bu, 5-10 yıl ile 1-3 yıl arasında bir farktır:

“özel beceri (el çabukluğu) paraların müştekinin elinden alınması sırasında, yani paralar müştekinin elinde iken değilde, müştekiye geri verilirken gerçekleştirildiğinden, sanıkların eyleminin 5237 sayılı TCK’nun 142/2-b. maddesine uyan suçu oluşturduğunun kabulü mümkün değildir.”

(Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2012/1246, K. 2012/1853, T. 18.12.2012 — bozma)

“Kilit açmak”, kilidin mekanizmasının aletle işletilerek açılmasıdır; kilidi kırmak veya pencereyi kanırtmak bu bende girmez. (Karardaki “142/1-b” atfı, 2014 değişikliğinden önceki bent numarasıdır; aynı hâl bugün m.142/2-h kapsamındadır.)

“5237 sayılı TCY’nın 142/2-d maddesindeki hırsızlık suçunun oluşması için ise; maddede sayılan araçlar kullanılarak bir kilidin açılması suretiyle eylemin gerçekleştirilmesi gerekir… Kilidin kırılarak engel olmaktan çıkarılması, kilitli yere kilit açmak suretiyle değil de, örneğin kapının kırılması gibi başka yollardan girilmesi durumlarında kilit açmaktan söz edilemeyecektir.”

(Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2011/483, K. 2012/240, T. 19.06.2012 — bozma)

Gece vakti artırımı, oransal olsa da zamanaşımı hesabına dâhildir. Kurul, yaptırım tekniğinin (bağımsız ceza ya da oransal artırım) zamanaşımı bakımından önem taşımadığını kabul etmiştir:

“nitelikli haller açısından kanun koyucunun tercih ettiği yaptırım sistemi dikkate alınmaksızın, ister bağımsız bir yaptırım öngörülmüş olsun, isterse belirli bir oran dahilinde artırım yöntemi tercih edilmiş olsun, zamanaşımı süreleri daha ağır cezayı gerektiren tüm nitelikli haller dikkate alınarak belirlenmelidir.”

(Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2012/1247, K. 2012/1842, T. 11.12.2012 — bozma)

Değer azlığında hâkim, malın değerini fiilin ağırlığıyla birlikte tartar; düşük değer tek başına ceza vermekten vazgeçmeyi gerektirmez. Kurul, mülga kanundaki “hafif/pek hafif” kavramlarına dönülmemesi gerektiğini belirtmiştir:

“TCK’nın 145. maddesinin uygulanmasında, 765 sayılı Kanun’un 522. maddesinde öngörülen “hafif” ya da “pek hafif” kavramlarıyla irtibatlı bir yoruma girilmemeli, Yargıtaydan, anılan maddenin uygulanması sürecindeki içtihatlarına paralel şekilde, yıllık değer ölçülerini belirlemesi beklenmemelidir.…Hâkim, suça konu eşyanın değerinin az olup olmadığı yönündeki değerlendirmenin yanı sıra her somut olayda, suçun işleniş şekli, mağdur veya sanığın konumu, olayın gerçekleştiği yer ve zamanı dikkate almalı, TCK’nın 3. maddesinde öngörüldüğü üzere “işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı” olacak şekilde belirlediği hapis cezası ile suça konu eşyanın değerini karşılaştırarak hakkaniyet ilkesini de gözetmek suretiyle ceza adaletini sağlamalıdır.”

(Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2022/588, K. 2023/201, T. 05.04.2023 — bozma)

Etkin pişmanlık “ödeme” değil “pişmanlık” esasına dayanır; cebrî icra, üçüncü kişinin habersiz ödemesi veya kaçarken malın atılması etkin pişmanlık sayılmaz.

“765 sayılı TCK’nun 523. maddesi, “iade ve tazmin esasına” dayalı bir düzenleme iken, 5237 sayılı TCK’nun 168. maddesi tazminden çok “pişmanlık” esasına dayanmaktadır.”

(Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2012/979, K. 2013/46, T. 12.02.2013 — bozma)

“iade ve tazminin cebri icra yoluyla gerçekleştirilmesi, zararın failin rızası hilafına veya ondan habersiz olarak üçüncü kişilerce giderilmesi, failin yakalanmamak için kaçarken atması sonucu eşyanın ele geçirilmesi, kaçarken yakalanan failin üzerinde ele geçmesi gibi hallerde failin gerçek anlamda pişmanlığından söz edilemeyeceğinden, 5237 sayılı TCK’nun 168. maddesinin uygulanma şartları oluşmayacaktır.”

(Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2012/979, K. 2013/46, T. 12.02.2013 — bozma)

Kullanma hırsızlığı savunması, malı alırken iade kastının bulunduğunu gösteren somut veriye dayanmalıdır; şüphe hâlinde sanık lehine yorum yapılır. (Karara dört üye karşı oy kullanmıştır.)

“Kullanma hırsızlığı suçunun oluşabilmesi için failin suça konu aracı alırken belli bir süre kullanıp iade etme amacı taşımasında zorunluluk bulunduğu”

(Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2023/337, K. 2025/18, T. 15.01.2025 — Başsavcılık itirazının reddi)

Fail eşyayı isterken baştan itibaren hırsızlık kastı taşıyorsa geçerli bir zilyetlik devri yoktur; eylem güveni kötüye kullanma değil hırsızlıktır. (Karara iki ayrı karşı oy bloğu yazılmıştır; alan tartışmalıdır.)

“başlangıçtan itibaren hırsızlık kastıyla hareket ettiği anlaşılan sanık ile müşteki arasında yasa koyucu tarafından güveni kötüye kullanma suçunun oluşması amacıyla aranan nitelikte, zilyetliğin devrine ilişkin, tarafların aldatılmamış özgür iradeleriyle kurulan ve hukuken geçerli olan bir sözleşme, dolayısıyla hukuksal anlamda geçerli bir zilyetlik devrinin bulunduğundan ve sözleşme sonucu meydana gelmiş olan güvenden söz edilemez. Bu nedenle güveni kötüye kullanma suçunun unsurları oluşmadığından, sanığın eylemi hırsızlık suçunu oluşturmaktadır.”

(Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2011/440, K. 2012/229, T. 12.06.2012 — bozma)

Elektrik enerjisi hırsızlığı 2012’de yürürlükten kaldırılmış, fiil “karşılıksız yararlanma” suçuna dönüştürülmüştür.

“6352 sayılı Yasanın 82. maddesi ile elektrik enerjisi hırsızlığını düzenleyen TCK’nın 142/1-f maddesi yürürlükten kaldırılmış, aynı yasanın 83. maddesi ile TCK’na eklenen 163/3. madde ile “Abonelik esasına göre yararlanılabilen elektrik enerjisinin,suyun veya doğal gazın sahibinin rızası olmaksızın ve tüketim miktarının belirlenmesini engelleyecek şekilde tüketilmesini” ceza yaptırımına bağlayan düzenleme getirilmiştir.”

(Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2014/2018, K. 2014/13596, T. 20.05.2014 — bozma)

Özet

  • Hırsızlık, başkasının taşınır malının rıza olmadan ve yarar sağlama amacıyla bulunduğu yerden alınmasıdır; temel cezası 1-3 yıl hapistir (TCK m.141).
  • Uygulamadaki olayların çoğu nitelikli hâllere girer: bina/eklenti içi eşya, kapkaç, kilit açma, bilişim sistemi → 5-10 yıl (m.142/2). Gece vakti işlenirse ceza yarı oranında artar (m.143).
  • 2014 değişikliği kritiktir: ev ve işyeri hırsızlığı m.142/1-b’den m.142/2-h’ye taşınmış, ceza bandı 2-5 yıldan 5-10 yıla çıkmıştır.
  • Suç, failin eşyayı kendi hâkimiyeti altına almasıyla tamamlanır; kesintisiz takip sonucu hâkimiyet kurulamadan yakalanma teşebbüstür.
  • Değer azlığı (m.145) hâkime hem indirim hem de ceza vermekten vazgeçme yetkisi verir; etkin pişmanlık (m.168) cezayı üçte ikisine kadar indirebilir; ancak “ödeme” değil gerçek pişmanlık aranır.
  • Kaçak elektrik artık hırsızlık değildir; 2012’den beri karşılıksız yararlanma suçudur (m.163/3).

Sıkça Sorulan Sorular

Hırsızlık suçunun cezası ne kadar?

Temel hâlin cezası 1 yıldan 3 yıla kadar hapistir (TCK m.141). Ancak eşya bina veya eklentisi içinde muhafaza altındaysa, kapkaç yoluyla ya da kilit açılarak alınmışsa ceza 5 yıldan 10 yıla kadar hapse çıkar (m.142/2). Gece vakti işlenmişse ceza ayrıca yarı oranında artırılır.

Evden hırsızlığın cezası kaç yıl?

Bina veya eklentisi içinde muhafaza altına alınmış eşyanın çalınması TCK m.142/2-h kapsamındadır ve cezası 5 yıldan 10 yıla kadar hapistir. Gece vakti işlenmişse bu ceza yarı oranında artırılır. 2014 öncesi olaylarda lehe olan eski hüküm (2-5 yıl) uygulanır.

Hırsızlık malı alınmadan yakalanırsa ne olur?

Suç teşebbüs aşamasında kalır ve ceza indirilir. Ceza Genel Kurulu'na göre belirleyici olan, failin çaldığı eşyayı kendi hâkimiyeti altına alıp alamadığıdır; kesintisiz takip sonucu eşya hâkimiyet altına alınamadan yakalanılmışsa suç tamamlanmamış sayılır.

Kapkaç hırsızlık mı, yağma mı?

Kapkaç kural olarak nitelikli hırsızlıktır (elde veya üstte taşınan eşyayı çekip alma, TCK m.142/2-b) ve cezası 5-10 yıldır. Fail mağdurun direncini kırmak için cebir kullanırsa eylem yağmaya dönüşür ve ceza 6 yıldan başlar.

Çaldığım şeyin değeri çok düşüktü; ceza alır mıyım?

Değer azlığı hâkime hem indirim yapma hem de ceza vermekten vazgeçme yetkisi verir (TCK m.145). Ancak bu otomatik değildir; hâkim değeri, suçun işleniş şekliyle ve olayın koşullarıyla birlikte değerlendirir.

Çaldığım malı geri verirsem dava düşer mi?

Düşmez. İade veya tazmin, temel hırsızlıkta davayı sona erdirmez; yalnızca cezayı indirir. Kovuşturma başlamadan önce yapılırsa ceza üçte ikisine kadar, kovuşturma başladıktan sonra hüküm verilmeden önce yapılırsa yarısına kadar indirilir (TCK m.168).

Yakalanırken malı attım; etkin pişmanlıktan yararlanır mıyım?

Hayır. Ceza Genel Kurulu, failin yakalanmamak için kaçarken attığı eşyanın ele geçirilmesi hâlinde gerçek bir pişmanlıktan söz edilemeyeceğini kabul etmiştir. Aynı şekilde zararın cebrî icrayla veya failin haberi olmadan üçüncü kişilerce giderilmesi de etkin pişmanlık sayılmaz.

Kullanmak için aldım geri verecektim savunması kabul edilir mi?

Ancak iade kastının malı alırken var olduğu somut verilerle desteklenirse. Ceza Genel Kurulu'nun 2025 tarihli kararında, aracın haksız yere elde edilen anahtarla ve geceleyin alınması karşısında bu savunma kabul edilmemiştir. Şüphe hâlinde sanık lehine yorum yapılır.

Kaçak elektrik kullanmak hırsızlık mı?

Hayır. 2012'de yapılan değişiklikle elektrik enerjisi hırsızlığı hükmü (eski m.142/1-f) yürürlükten kaldırılmıştır. Bugün abonelik esasına göre yararlanılan elektrik, su veya doğal gazın kaçak tüketilmesi karşılıksız yararlanma suçudur (TCK m.163/3).

Bana teslim edilen eşyayı geri vermezsem hırsızlık mı olur?

Hayır; geçerli bir zilyetlik devri varsa suç güveni kötüye kullanmadır (TCK m.155). Ancak fail eşyayı isterken baştan itibaren almak kastıyla hareket etmişse geçerli bir devirden söz edilemez ve eylem hırsızlık sayılır.

Hırsızlık davasında uzlaşma olur mu?

Temel hırsızlık (m.141) uzlaştırma kapsamındadır; taraflar uzlaşırsa dava düşebilir. Nitelikli hırsızlık (m.142) kural olarak uzlaştırma kapsamı dışındadır ve re'sen soruşturulur.

Hırsızlık davasına hangi mahkeme bakar?

Kural olarak asliye ceza mahkemesi bakar. Aynı fiil cebir veya tehditle işlenip yağmaya dönüştüğünde görevli mahkeme ağır ceza mahkemesi olur.

Yazar

Av. Halit Süha Bahçeci

Kurucu Avukat

TBB Sicil No: 196866

LinkedIn

Soruşturma ve kovuşturma aşamalarında şüpheli, sanık ve katılan vekilliğini üstlenir; tutukluluk ve kanun yolu başvurularını takip eder.

Yayın Politikası

İlgili çalışma alanı: Ceza Hukuku

← Tüm makaleler
AraWhatsApp