
İçindekiler 20
- Kısa Cevap
- Bu Durumda mısınız?
- İki Ret Türü: Temel Ayrım
- Gerçek Ret: Süre ve Şekil
- Üç aylık süre ve üç ayrı başlangıç
- Süre hak düşürücüdür — ama mutlak değildir
- Reddin şekli
- Hükmen Ret: Süresiz Yol
- Borca batıklık nasıl ispatlanır?
- Dava türü ve harç
- Görevli Mahkeme: İki Dava, İki Mahkeme
- Ret Hakkının Düşmesi: Terekeye Karışmak
- İspat yükü karışmayı iddia edendedir
- Reddettim, Borç Kime Geçiyor?
- Hangi Borçlar Kapsama Girer? Vergi, Banka, Kredi Kartı
- Vergi borcunda iki ayrı kural
- Kendi borcunuz varken reddetmek
- Alacaklılar Ne Yapabilir? Reddin İptali Davası
- Sık Yapılan Hatalar
- Özet
Kısa Cevap
Reddi miras, mirasçının kendisine geçen mirası kabul etmediğini bildirerek mirasçılık sıfatından kurtulmasıdır. Miras yalnızca mallardan değil borçlardan da oluştuğu için, borca batık terekelerde ret önemlidir.
Türk hukukunda iki ayrı ret vardır ve karıştırılmaları ciddi hak kaybına yol açar:
- Gerçek ret (TMK m.605/1) — mirasçının sulh mahkemesine beyanda bulunmasıyla yapılır, üç aylık hak düşürücü süreye tabidir.
- Hükmen ret (TMK m.605/2) — mirasbırakan ölüm tarihinde ödemeden âcizse miras kendiliğinden reddedilmiş sayılır, süreye tabi değildir.
En kritik ve en çok atlanan nokta görevli mahkemenin farklı olmasıdır: gerçek ret sulh hukuk, hükmen ret asliye hukuk mahkemesindedir.
Bu Durumda mısınız?
- Vefat eden yakınınızın icra takipleri olduğunu öğrendiniz ve borçların size geçmesinden endişeleniyorsunuz
- Üç aylık sürenin geçtiğini fark ettiniz ve yapılabilecek bir şey olup olmadığını araştırıyorsunuz
- Size murisin borcu için icra takibi geldi, oysa mirası hiç kabul etmediniz
- Reddi miras yaptınız ama alacaklılar davanızın iptalini istiyor
- Kardeşiniz reddetti ve şimdi borcun size geçtiği söyleniyor
İki Ret Türü: Temel Ayrım
TMK m.605 tek maddede iki farklı kurumu düzenler:
Madde 605- Yasal ve atanmış mirasçılar mirası reddedebilirler.
Ölümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır.
Birinci fıkra gerçek rettir: mirasçının aktif bir irade beyanını gerektirir. İkinci fıkra hükmen rettir: kanun, ödemeden âciz bir mirasbırakanın mirasının reddedilmiş sayılacağını söyler; mirasçının beyanına gerek yoktur.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, mirasçıların bu iki yoldan hangisine dayanacakları konusunda seçim hakları olduğunu belirtmiştir: “Yasal koşulların gerçekleşmesi halinde mirasçılar, Türk Medeni Kanununun 605/1 maddesine dayalı dava açabilecekleri gibi Türk Medeni kanununun 605/2 maddesine dayalı dava da açabilirler.” (E. 2016/14886, K. 2020/5130, 17.09.2020)
Gerçek Ret: Süre ve Şekil
Üç aylık süre ve üç ayrı başlangıç
TMK m.606:
Madde 606- Miras, üç ay içinde reddolunabilir.
Bu süre, yasal mirasçılar için mirasçı olduklarını daha sonra öğrendikleri ispat edilmedikçe mirasbırakanın ölümünü öğrendikleri; vasiyetname ile atanmış mirasçılar için mirasbırakanın tasarrufunun kendilerine resmen bildirildiği tarihten işlemeye başlar.
Maddenin yapısına dikkat edin. Yasal mirasçılar için asıl ölçüt mirasçı olduğunu öğrenmedir; “ölümü öğrenme” ancak “mirasçı olduklarını daha sonra öğrendikleri ispat edilmedikçe” geçerli olan bir karinedir. Mirasbırakanın ölümünü öğrendiği hâlde kendisinin mirasçı olduğunu daha sonra öğrenen mirasçı için süre, bu öğrenme tarihinden işler; ancak bunu ispat yükü mirasçıdadır. Ret sonucu kendisine miras geçen mirasçılar bakımından ise başlangıcı ayrı bir hüküm belirler (aşağıda m.608).
Kanun iki başlangıç hâli daha kurar. Terekenin yazımı hâlinde süre, yazım işleminin sona erdiğinin sulh hâkimi tarafından bildirilmesiyle başlar (TMK m.607). Zincirleme ölümde ise, mirası reddetmeden ölen mirasçının ret hakkı kendi mirasçılarına geçer ve onlar için ayrı bir süre işler (TMK m.608).
Süre hak düşürücüdür — ama mutlak değildir
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi sürenin niteliğini ve sulh hâkiminin görevinin sınırını birlikte tanımlamıştır:
“Gerçek ret, mirasçıların sulh mahkemesine sözlü veya yazılı beyanı ile yapılır. TMK 606. maddesine göre; miras 3 ay içerisinde reddolunabilir. Bu süre, yasal mirasçılar için mirasçı olduklarını daha sonra öğrendikleri ispat edilmedikçe mirasbırakanın ölümünü öğrendikleri tarihten itibaren işlemeye başlar. 3 aylık bu süre hak düşürücü nitelikte olup mahkemece re’sen dikkate alınması gerekir. Böyle bir davada sulh hukuk mahkemesi hakiminin görevi, reddin süresinde olup olmadığı ve ret edenin mirasçılık sıfatı bulunup bulunmadığını incelemek, süre koşulu ile mirasçılık sıfatının gerçekleşmesi halinde ise, Türk Medeni Kanununun 609. maddesi uyarınca ret beyanını tespit ve tescil etmekten ibarettir.”
(Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2016/14886, K. 2020/5130, T. 17.09.2020 — bozma)
Ancak “hak düşürücü” nitelemesi sürenin asla uzamayacağı anlamına gelmez. TMK m.615 açık bir kapı bırakır: “Önemli sebeplerin varlığı hâlinde sulh hâkimi, yasal ve atanmış mirasçılara tanınmış olan ret süresini uzatabilir veya yeni bir süre tanıyabilir.”
Reddin şekli
TMK m.609’a göre mirasın reddi sulh mahkemesine sözlü veya yazılı beyanla yapılır ve reddin kayıtsız ve şartsız olması gerekir. Sulh hâkimi beyanı tutanakla tespit eder; süresinde yapılan ret beyanı mirasın açıldığı yerin sulh mahkemesince özel kütüğüne yazılır ve isteyen mirasçıya reddi gösteren belge verilir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi beyanın hukuki niteliğini şöyle belirlemiştir: “Bilindiği üzere, mirasın kayıtsız şartsız reddine ilişkin beyan; bozucu yenilik doğurucu niteliktedir. Bu beyan Sulh Mahkemesine ulaşmakla sonuç doğurur.” Aynı karar, vekil aracılığıyla yapılacak retlerde mirasın reddi yetkisini içeren özel vekaletname sunulmasının zorunlu olduğunu da belirtmektedir (E. 2016/9037, K. 2019/3118, 04.04.2019).
Hükmen Ret: Süresiz Yol
Mirasbırakan ölüm tarihinde ödemeden âcizse, miras kanun gereği reddedilmiş sayılır. Bu yolun en önemli özelliği süreye tabi olmamasıdır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu:
“Bilindiği üzere; TMK’nın 605/2. maddesi ile “Ölümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır” hükmü düzenleme altına alınmıştır. Dolayısıyla mirasın hükmen reddi davası, terekenin borca batık olduğunun tespitine ilişkindir. Bu maddeye dayanan davalar herhangi bir süreye tabi olmadığı gibi mirasçıların iyi niyetli veya kötü niyetli olmalarının da bir önemi bulunmamaktadır.”
(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2020/241, K. 2022/1515, T. 15.11.2022 — direnme kararı onandı)
Bu, üç aylık süreyi kaçırmış mirasçılar için kritik bir imkândır. Süre geçmiş olsa dahi, tereke ölüm tarihi itibarıyla borca batıksa hükmen ret yolu açıktır.
Borca batıklık nasıl ispatlanır?
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi ölçütü ve araştırma yöntemini birlikte ortaya koymuştur:
“Murisin ödemeden aczi ölüm tarihine göre belirlenir. Ölüm tarihi itibariyle, murisin tüm malvarlığı terekenin aktifini, tüm borçları ise terekenin pasifini oluşturur. Terekenin pasifinin aktifinden fazla olması terekenin ödemeden aczini ve dolayısıyla da terekenin borca batık olduğunu gösterir (TMK m. 605/2).”
(Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2016/9037, K. 2019/3118, T. 04.04.2019 — bozma)
Aynı kararda ispat yolu da gösterilir: icra takibi sonunda aciz vesikası düzenlenmişse borca batıklık kabul edilir; aksi hâlde murisin malvarlığının bankalar, trafik tescil müdürlüğü, vergi daireleri, belediyeler ve tapu müdürlüğü gibi kurumlardan sorulması ve aktif-pasif dengesinin tereddüde yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi gerekir (aynı karar).
Güncel bir uygulama örneğinde Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, mirasbırakanın adına taşınmaz, banka parası ve araç kaydı bulunmadığının tespit edildiği, buna karşılık 3.112.880,82 TL borç bildirildiği bir olayda terekenin borca batık olduğunu ve TMK m.605/2 gereğince mirasın reddedilmiş sayılacağını kabul etmiştir (E. 2023/3171, K. 2024/2506, 09.05.2024).
Dava türü ve harç
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi hükmen ret davasının niteliğini belirlemiştir: “Dava, terekenin borca batık olduğunun tespiti hukuksal nedenine dayalı olarak TMK’nun 605/2. maddesi gereğince açılan mirasın hükmen reddi davasıdır. Türk Medeni Kanunu’nun 606. maddesinde belirtilen süre bu davada söz konusu değildir. Her zaman dava açılabilir.” Aynı kararda davanın tespit davası niteliğinde olduğu ve maktu harç ile maktu vekalet ücretine tabi bulunduğu belirtilmiştir (E. 2013/23460, K. 2014/1698, 04.02.2014).
Hükmen ret ayrıca savunma olarak da ileri sürülebilir. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, hükmen reddin sonuç doğurması için herhangi bir irade açıklaması ya da dava yolu öngörülmediğini, mirası hükmen reddetmiş sayılan kişinin tereke alacaklıları aleyhine tespit davası açabileceği gibi bunu def’i yolu ile de ileri sürebileceğini belirtmiştir (E. 2013/8669, K. 2014/4280, 03.03.2014). Yani murisin borcu için hakkınızda takip başlatılmışsa, ayrı dava açmadan bu savunmayı ileri sürmeniz mümkündür.
Görevli Mahkeme: İki Dava, İki Mahkeme
Uygulamada en sık yapılan usul hatası budur. TMK m.609’daki “sulh mahkemesi” ifadesi yalnızca gerçek reddin beyan merciine ilişkindir; hükmen ret davasının görevli mahkemesi bu maddeden çıkarılamaz.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi ayrımı tek pasajda kurmuştur:
“Bu nedenle, mirasın hükmen reddi davasında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. Ancak mirasın gerçek reddi davasında TMK m. 609 uyarınca görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir. Görev, kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması zorunludur. Mirasın hükmen reddinin tespiti davasında davanın açılması için herhangi bir süre öngörülmemiş iken, mirasın gerçek reddi davası 3 aylık süreye tabidir. (TMK m. 605/1, 606)”
(Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2016/9037, K. 2019/3118, T. 04.04.2019 — bozma)
Görev kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkeme bunu kendiliğinden gözetir ve yanlış mahkemede açılan davada görevsizlik kararı verir. Bu durumda dosya kendiliğinden görevli mahkemeye gitmez; HMK m.20 uyarınca tarafın iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi gerekir. Aksi takdirde dava açılmamış sayılır.
Ret Hakkının Düşmesi: Terekeye Karışmak
TMK m.610 ret hakkını sona erdiren hâlleri düzenler:
Madde 610- Yasal süre içinde mirası reddetmeyen mirasçı, mirası kayıtsız şartsız kazanmış olur.
Ret süresi sona ermeden mirasçı olarak tereke işlemlerine karışan, terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan veya mirasbırakanın işlerinin yürütülmesi için gerekli olanın dışında işler yapan ya da tereke mallarını gizleyen veya kendisine maleden mirasçı, mirası reddedemez.
Zamanaşımı veya hak düşümü sürelerinin dolmasına engel olmak için dava açılması ve cebrî icra takibi yapılması, ret hakkını ortadan kaldırmaz.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu maddenin mantığını şöyle açıklar: “yasa koyucu mirasçılardan birinin tereke işlerine gereğinden fazla karışmasının mirası örtülü kabul anlamına geleceğini ve tıpkı açık kabulde olduğu gibi, ret hakkının bu mirasçı bakımından sona ereceğini düzenlemiştir.” (E. 2020/241, K. 2022/1515, 15.11.2022)
Ancak bu ölçüt sanıldığı kadar geniş değildir. Aynı Genel Kurul kararında, 1950 tarihli bir Hukuk Genel Kurulu kararından aktarılan ölçüte göre işlemi yapan mirasçının amacı belirleyicidir; malların çalınmaması için tedbir almak, malları deftere geçirmek, zamanaşımını kesmek için dava açmak, işletmenin müşterisini kaybetmemek için vergi ödemek ve dava önlemek için acil borçları ödemek “olağan idare” kapsamında sayılmıştır.
Üçüncü fıkranın istisnası da önemlidir: zamanaşımını durdurmak için dava açmak veya icra takibi yapmak ret hakkını düşürmez.
İspat yükü karışmayı iddia edendedir
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi bu noktayı açıkça belirlemiştir:
“Ayrıca davacının tereke işlemlerine karıştığı, terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan ya da mirasbırakanın işlerinin yürütülmesi için gerekli olanın dışında işler yaptığı veya tereke mallarını gizlediği ya da kendisine mal ettiği hususları ispat edilemediğinden 4721 sayılı Kanun’un 610 uncu maddesi gereğince davacının mirası ret hakkının düşmesi söz konusu değildir.”
(Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/3171, K. 2024/2506, T. 09.05.2024 — onama)
Yani mirasçının “karışmadığını” ispat etmesi gerekmez; karışmayı ileri süren taraf ispatla yükümlüdür.
Reddettim, Borç Kime Geçiyor?
Bu, ret kararının en çok yanlış anlaşılan sonucudur. TMK m.611’e göre yasal mirasçılardan biri mirası reddederse onun payı, miras açıldığı zaman kendisi sağ değilmiş gibi hak sahiplerine geçer.
Pratikte bunun anlamı şudur: siz reddettiğinizde borç ortadan kalkmaz, sizden sonra gelen mirasçılara (çoğu zaman kendi çocuklarınıza) geçer. Bu nedenle borca batık terekelerde ret tek kişilik bir işlem olarak düşünülmemeli, ilgili tüm kuşak kendi süresi içinde beyanda bulunmalıdır.
Kanun bu zincirin sonu için de kural koyar. Altsoyun tamamının mirası reddetmesi hâlinde pay sağ kalan eşe geçer (TMK m.613). En yakın yasal mirasçıların tamamı reddederse miras sulh mahkemesince iflâs hükümlerine göre tasfiye edilir ve tasfiye sonunda arta kalan değerler mirası reddetmemişler gibi hak sahiplerine verilir (TMK m.612).
Mirasçılar ayrıca, reddederken kendilerinden sonra gelen mirasçılara mirası kabul edip etmeyeceklerinin sorulmasını tasfiyeden önce isteyebilirler; bu kişiler bir ay içinde kabul etmezlerse reddetmiş sayılırlar (TMK m.614).
Hangi Borçlar Kapsama Girer? Vergi, Banka, Kredi Kartı
En sık gelen soru, ret kararının belirli bir borç türünü kapsayıp kapsamadığıdır: “banka borcunu kapsar mı”, “vergi borcunu kapsar mı”, “Bağkur borcu düşer mi”. Sorunun kurgusu baştan yanlıştır.
Ret, tek tek borçlara değil terekenin tamamına yöneliktir ve bölünemez (TMK m.609):
Mirasın reddi, mirasçılar tarafından sulh mahkemesine sözlü veya yazılı beyanla yapılır. Reddin kayıtsız ve şartsız olması gerekir.
“Kayıtsız ve şartsız” ifadesi belirleyicidir: banka borcunu reddedip evi almak mümkün değildir. Reddederseniz borcun kaynağı ne olursa olsun (kredi, kredi kartı, elektrik, esnaf borcu, Bağkur primi) hepsi kapsam dışında kalır, ama aynı anda terekedeki varlıklardan da vazgeçmiş olursunuz.
Vergi borcunda iki ayrı kural
Vergi borcu bakımından ayrıca özel bir hüküm vardır (VUK m.12):
Ölüm halinde mükelleflerin ödevleri, mirası reddetmemiş kanuni ve mansup mirasçılarına geçer. Ancak, mirasçılardan herbiri ölünün vergi borçlarından miras hisseleri nispetinde sorumlu olurlar.
Maddede iki ayrı bilgi vardır ve ikisi de pratikte belirleyicidir:
- Vergi ödevleri yalnızca mirası reddetmemiş mirasçılara geçer. Süresinde yapılan ret, vergi borcu bakımından da sonuç doğurur.
- Reddetmeseniz bile sorumluluk müteselsil değildir: her mirasçı yalnız kendi miras payı oranında sorumludur. “Kardeşim ödemezse tamamını ben mi öderim” endişesinin karşılığı yoktur.
Vergi cezaları ise ayrı bir kurala tabidir (VUK m.372):
Ölüm halinde vergi cezası düşer.
Yani mirasçılara geçen şey verginin aslı ve gecikme faizidir; ölenin vergi cezası ölümle birlikte düşer. Uygulamada tebliğ edilen tutarın içinde ceza kalemi bulunuyorsa buna ayrıca itiraz edilmesi gerekir.
Kendi borcunuz varken reddetmek
“Benim vergi/icra borcum var, mirası reddedebilir miyim” sorusu ise bambaşka bir konudur: burada terekenin değil, sizin malvarlığınızın durumu tartışılır. Kendi alacaklılarınızdan kaçmak amacıyla yapılan ret, aşağıdaki iptal davasının konusudur.
Alacaklılar Ne Yapabilir? Reddin İptali Davası
Ret her zaman kesin sonuç vermez. TMK m.617, borçlu bir mirasçının alacaklılarından kaçmak için mirası reddetmesine karşı bir yol açar:
Madde 617- Malvarlığı borcuna yetmeyen mirasçı, alacaklılarına zarar vermek amacıyla mirası reddederse; alacaklıları veya iflâs idaresi, kendilerine yeterli bir güvence verilmediği takdirde, ret tarihinden başlayarak altı ay içinde reddin iptali hakkında dava açabilirler.
Buradaki acz kavramı kritik bir ayrım taşır: söz konusu olan terekenin borca batıklığı değil, reddeden mirasçının kendi malvarlığının borcunu karşılamaya yetmemesidir. İki acz kavramı sıklıkla karıştırılır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi ispat ölçütünü de netleştirmiştir: “kötüniyetle redden söz edilebilmesi için, reddeden mirasçının malvarlığının borcunu karşılamaya yetmediğinin sabit olması gerekir.” Aynı kararda pratik bir uyarı yer alır — “İcra takibinin uzun süre devam etmesi, tek başına acze delalet etmez.” (E. 2020/2086, K. 2020/7950, 01.12.2020)
Ayrıca ödemeden âciz bir mirasbırakanın mirasını reddeden mirasçılar, onun alacaklılarına karşı ölümünden önceki beş yıl içinde ondan almış oldukları ve mirasın paylaşılmasında geri vermekle yükümlü olacakları değer ölçüsünde sorumlu olurlar (TMK m.618). Olağan eğitim ve öğrenim giderleriyle âdet üzere verilen çeyiz bu sorumluluğun dışındadır.
Sık Yapılan Hatalar
“Üç ay geçti, artık yapacak bir şey yok.” Yanlış olabilir. Tereke ölüm tarihi itibarıyla borca batıksa hükmen ret yolu süreye tabi değildir.
“Reddettim, konu kapandı.” Kapanmadı. Payınız sizden sonraki mirasçılara geçer; alt kuşak da reddetmezse borç orada kalır.
“Hükmen ret için de sulh mahkemesine gideyim.” Hayır. Hükmen ret davasında görevli mahkeme asliye hukuktur ve görev kamu düzenine ilişkindir.
“Cenaze masrafını ödedim, mirası kabul etmiş sayılırım.” Zorunlu değil. Olağan yönetim kapsamındaki işlemler karışma sayılmaz ve karışmayı ispat yükü karşı taraftadır.
“Şartlı reddedeyim.” Olmaz. Reddin kayıtsız ve şartsız olması kanunun aradığı bir şarttır.
“Genel vekaletnameyle avukatım halleder.” Yetmez; mirasın reddi yetkisini içeren özel vekaletname gerekir.
Özet
Reddi mirasta belirleyici olan, hangi ret türünün elverişli olduğunu doğru saptamaktır. Üç aylık süre içindeyseniz gerçek ret basit ve hızlı yoldur. Sulh mahkemesine kayıtsız şartsız beyan yeterlidir. Süre geçmişse ya da tereke açıkça borca batıksa hükmen ret devreye girer; süresizdir, asliye hukuk mahkemesinde görülür ve savunma olarak da ileri sürülebilir.
İki noktada acele edilmemelidir. Birincisi, ret süresi içinde terekeye ilişkin işlem yapmak ret hakkını düşürebilir. İkincisi, tek başına yapılan ret çoğu zaman yeterli değildir; borç alt kuşağa geçtiği için ailenin tamamının konumu birlikte planlanmalıdır.
Terekenin borç durumu ve mirasçılık sıfatı için önce Veraset İlamı ve Mirasçılık Belgesi, payların nasıl belirlendiği için Miras Paylaşımı ve Yasal Miras Payları yazılarımıza bakabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Reddi miras nedir?
Mirasçının, kendisine geçen mirası kabul etmediğini bildirerek mirasçılık sıfatından kurtulmasıdır. Yasal ve atanmış mirasçılar mirası reddedebilirler (TMK m.605/1). Miras yalnızca mallardan değil borçlardan da oluştuğu için, borca batık terekelerde ret mirasçıyı murisin borçlarından korur.
Reddi miras süresi kaç aydır?
Miras, üç ay içinde reddolunabilir (TMK m.606). Bu süre yasal mirasçılar için kural olarak mirasbırakanın ölümünü öğrendikleri, vasiyetname ile atanmış mirasçılar için tasarrufun kendilerine resmen bildirildiği tarihten işlemeye başlar.
Üç aylık süre tam olarak ne zaman başlar?
Yasal mirasçılar bakımından maddenin asıl ölçütü mirasçı olduğunu öğrenmedir. TMK m.606 süreyi "mirasçı olduklarını daha sonra öğrendikleri ispat edilmedikçe" ölümü öğrenme tarihinden başlatır; yani ölümü öğrenme çürütülebilir bir karinedir ve daha sonra öğrendiğini ispat eden mirasçı için süre o tarihten işler. Terekenin yazımı hâlinde ise süre, yazımın bittiğinin sulh hâkimince bildirilmesiyle başlar (TMK m.607).
Üç aylık süre hak düşürücü müdür?
Evet. Yargıtay'a göre bu süre hak düşürücü niteliktedir ve mahkemece re'sen dikkate alınması gerekir. Ancak süre mutlak değildir; önemli sebeplerin varlığı hâlinde sulh hâkimi ret süresini uzatabilir veya yeni bir süre tanıyabilir (TMK m.615).
Reddi miras nereye ve nasıl yapılır?
Mirasın reddi, mirasçılar tarafından sulh mahkemesine sözlü veya yazılı beyanla yapılır ve reddin kayıtsız şartsız olması gerekir (TMK m.609). Sulh hâkimi beyanı bir tutanakla tespit eder, süresinde yapılan ret beyanı özel kütüğüne yazılır ve isteyen mirasçıya reddi gösteren bir belge verilir.
Şartlı reddi miras yapılabilir mi?
Yapılamaz. TMK m.609 reddin kayıtsız ve şartsız olmasını arar. "Şu malı alırsam kabul ederim" türünden şarta bağlı beyan geçerli bir ret değildir.
Vekil aracılığıyla reddi miras yapılabilir mi?
Yapılabilir, ancak genel vekaletname yetmez. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, mirasın reddi yetkisini içeren özel vekaletname sunulmasının zorunlu olduğunu belirtmiştir.
Hükmen reddi miras nedir?
Ölümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmişse miras reddedilmiş sayılır (TMK m.605/2). Burada mirasçının ayrıca beyanda bulunmasına gerek yoktur; ret kanun gereği kendiliğinden gerçekleşmiş sayılır.
Hükmen ret süreye tabi midir?
Değildir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ifadesiyle bu maddeye dayanan davalar herhangi bir süreye tabi olmadığı gibi mirasçıların iyi niyetli veya kötü niyetli olmalarının da bir önemi bulunmamaktadır. Üç aylık süre yalnızca gerçek ret için geçerlidir.
Reddi miras davasında görevli mahkeme hangisidir?
İki dava için farklıdır. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin ifadesiyle mirasın hükmen reddi davasında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir; mirasın gerçek reddi davasında ise TMK m.609 uyarınca görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir. Görev kamu düzenine ilişkindir ve yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınır.
Terekedeki mallara dokunursam ret hakkımı kaybeder miyim?
Kaybedebilirsiniz. Ret süresi sona ermeden mirasçı olarak tereke işlemlerine karışan, terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan işler yapan ya da tereke mallarını gizleyen veya kendisine maleden mirasçı mirası reddedemez (TMK m.610/2). Ancak zamanaşımı veya hak düşümü sürelerinin dolmasına engel olmak için dava açılması ve cebrî icra takibi yapılması ret hakkını ortadan kaldırmaz.
Karışma iddiasını kim ispat eder?
Karışmayı ileri süren taraf ispat eder. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, davacının tereke işlemlerine karıştığı, olağan yönetim dışında işler yaptığı veya tereke mallarını gizlediği hususları ispat edilemediğinden ret hakkının düşmesinin söz konusu olmadığına hükmetmiştir.
Ben reddedersem borç kime geçer?
Yasal mirasçılardan biri mirası reddederse onun payı, miras açıldığı zaman kendisi sağ değilmiş gibi hak sahiplerine geçer (TMK m.611). Bu nedenle ret çoğu zaman tek başına yeterli olmaz; alt kuşak dahil ilgili tüm mirasçıların kendi süreleri içinde ret beyanında bulunması gerekir. Altsoyun tamamı reddederse pay sağ kalan eşe geçer (TMK m.613).
Reddi miras hangi borçları kapsar?
Ret tek tek borçlara değil terekenin tamamına yöneliktir; kayıtsız ve şartsız olmak zorundadır (TMK m.609). Bu nedenle banka kredisi, kredi kartı, esnaf borcu, Bağkur primi veya vergi borcu ayrımı yapılmaz. Hepsi birlikte kapsam dışında kalır, ancak terekedeki varlıklardan da vazgeçilmiş olur.
Reddi miras banka borçlarını kapsar mı?
Kapsar. Ret bölünemez olduğundan borcun kaynağına göre ayrım yapılmaz. Ancak yalnız banka borcunu reddedip terekedeki taşınmazı almak mümkün değildir; reddin kayıtsız ve şartsız olması gerekir (TMK m.609).
Reddi miras yapılırsa vergi borcu düşer mi?
Ölüm hâlinde mükellefin ödevleri yalnızca mirası reddetmemiş mirasçılara geçer (VUK m.12). Süresinde yapılan ret, vergi borcu bakımından da sonuç doğurur. Reddetmeyen mirasçılar ise ölünün vergi borçlarından miras hisseleri oranında sorumludur; sorumluluk müteselsil değildir.
Ölen kişinin vergi cezası mirasçılara geçer mi?
Geçmez. Ölüm hâlinde vergi cezası düşer (VUK m.372). Mirasçılara geçen, verginin aslı ve fer'ileridir. Tebliğ edilen tutarın içinde ceza kalemi varsa buna ayrıca itiraz edilmelidir.
Vergi borcum var, reddi miras yapabilir miyim?
Yapabilirsiniz; ancak bu, terekenin değil kendi malvarlığınızın durumunu ilgilendirir. Malvarlığı borcuna yetmeyen mirasçı alacaklılarına zarar vermek amacıyla mirası reddederse, alacaklıları ret tarihinden başlayarak altı ay içinde reddin iptali davası açabilir (TMK m.617).
Alacaklılar reddi miras işlemini iptal ettirebilir mi?
Belirli şartlarda ettirebilir. Malvarlığı borcuna yetmeyen mirasçı alacaklılarına zarar vermek amacıyla mirası reddederse, alacaklıları veya iflâs idaresi kendilerine yeterli güvence verilmediği takdirde ret tarihinden başlayarak altı ay içinde reddin iptali davası açabilir (TMK m.617). Buradaki acz mirasçının kendi malvarlığına ilişkindir, terekenin borca batıklığına değil.
İlgili çalışma alanı: Miras Hukuku
← Tüm makaleler