
İçindekiler 13
- Kısa Cevap
- Bu Durumda mısınız?
- Muris Ne Demek?
- Kanunda “Muris” Yazmaz
- Aynı Kural, İki Farklı Dil
- Peki Neden Hâlâ Kullanılıyor?
- Muris Muvazaası
- Sık Karıştırılan Terimler
- İcra Dosyasında “Muris” Ne Demek?
- ”Muris Öldükten Sonra Mirastan Feragat” — Aslında İki Ayrı Kurum
- Murisin Borçları: Kural Müteselsil, Vergide Pay Oranında
- Sık Yapılan Hatalar
- Özet
Kısa Cevap
Muris, vefat eden ve geride miras bırakan kişidir. Bugünkü kanun dilindeki karşılığı mirasbırakandır. İkisi aynı kişiyi anlatır.
Terim arasındaki fark anlam değil dönem farkıdır: “muris” mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin dilidir; yürürlükteki 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu aynı kişiyi “mirasbırakan” olarak adlandırır.
Buna rağmen terim ölmemiştir; Yargıtay kararlarında bugün de kullanılmaya devam etmektedir.
Bu Durumda mısınız?
- Elinizdeki dilekçede ya da kararda “muris” ifadesini gördünüz ve kimi kastettiğini çözmeye çalışıyorsunuz
- “Muris muvazaası” davasından söz edildi ama terimi tanımıyorsunuz
- Muris ile vâris kelimelerini karıştırıyorsunuz
- Kendi dilekçenizde hangi terimi kullanacağınıza karar veremiyorsunuz
Muris Ne Demek?
Muris, ölümüyle mirası açılan kişidir. Miras hukukunun tüm kurumları bu kişinin ölümü etrafında kurulur. TMK m.575 bu anı belirler:
TMK m.575 — Mirasın açılma ve değerlendirme anı
Madde 575- Miras, mirasbırakanın ölümüyle açılır. Mirasbırakanın sağlığında yapmış olduğu mirasla ilgili kazandırmalar ve paylaştırmalar, terekenin ölüm anındaki durumuna göre değerlendirilir.
Ölümle birlikte kişinin mal varlığı terekeye dönüşür ve mirasçılarına geçer. TMK m.599’a göre mirasçılar, mirasbırakanın ölümü ile mirası bir bütün olarak kanun gereğince kazanırlar; yani ayrıca bir işlem yapmalarına gerek yoktur.
Kanunda “Muris” Yazmaz
Bu, kaynakların çoğunun atladığı bir ayrıntıdır ve terimi anlamanın anahtarıdır.
Yürürlükteki Türk Medeni Kanunu’nda “muris” sözcüğü hiç geçmez. Kanun bu kişiyi baştan sona “mirasbırakan” olarak anar. Buna karşılık mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’nde terim yerleşik biçimde kullanılmıştır.
| Yürürlükteki 4721 sayılı TMK | Mülga 743 sayılı Kanun | |
|---|---|---|
| Kullanılan terim | mirasbırakan | muris |
| Diğer terimler | saklı pay · mirasçılıktan çıkarma · suç | mahfuz hisse · ıskat · cürüm |
743 sayılı Kanun 1926 tarihlidir ve bugün mülgadır. Dolayısıyla “muris” bugünkü mevzuatın değil, bir önceki medeni kanunun terimidir.
Aynı Kural, İki Farklı Dil
Farkı en net gösteren yol, aynı kuralın iki kanundaki hâlini yan yana koymaktır. Mirasçılıktan çıkarmayı düzenleyen hüküm her iki kanunda da vardır.
Mülga 743 sayılı Kanun’un lafzı:
743 sayılı Kanun m.457 — Mirastan iskat sebepleri (mülga)
Madde 457 – Aşağıdaki hallerde mahfuz hisseli mirasçılar, murisin ölüme bağlı tasarrufu ile mirastan iskat edilebilir:
1 – Murisine veya yakınlarından birine karşı ağır bir cürüm ika ederse.
2 – Murisine veya ailesine karşı kanunen mükellef olduğu vazifeleri ifada büyük bir kusur irtikap eylerse.
Yürürlükteki karşılığı:
TMK m.510 — Mirasçılıktan çıkarma sebepleri
Aşağıdaki durumlarda mirasbırakan, ölüme bağlı bir tasarrufla saklı paylı mirasçısını mirasçılıktan çıkarabilir:
Mirasçı, mirasbırakana veya mirasbırakanın yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemişse,
Mirasçı, mirasbırakana veya mirasbırakanın ailesi üyelerine karşı aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmemişse.
Kural aynıdır; değişen yalnızca dildir. Muris → mirasbırakan, mahfuz hisse → saklı pay, iskat → mirasçılıktan çıkarma, cürüm → suç.
Bu kurumun ayrıntıları için Mirasçılıktan Çıkarma (Iskat) ve Mirastan Feragat yazımıza bakabilirsiniz.
Peki Neden Hâlâ Kullanılıyor?
İki sebep vardır.
Birincisi, terim uygulamada yerleşmiştir. Yargıtay kararlarında bugün de karşınıza çıkar. Örneğin Yargıtay 3. Hukuk Dairesi mirasçılıktan çıkarmayı tanımlarken şöyle der:
“Mirastan ıskat, murisin tek taraflı ölüme bağlı bir tasarrufu ile gerçekleşir.”
(Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2017/975, K. 2018/10793, T. 31.10.2018 — bozma)
Aynı daire başka bir kararında ise güncel terimi kullanır:
“Mirasbırakan …‘ın, 10.06.2010 tarihli vasiyetnamede açıkladığı davacıyı mirastan ıskat sebebinin ispatı, çıkarmadan yararlanan davalı mirasçılarına düşmektedir.”
(Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2017/14203, K. 2017/14640, T. 25.10.2017 — bozma)
Görüldüğü gibi iki terim uygulamada yan yana yaşamaktadır ve aynı anlamda kullanılmaktadır.
İkincisi, eski kanun bazı olaylara hâlâ uygulanır. Miras hukukunda belirleyici olan ölüm tarihidir; 4721 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden önce gerçekleşmiş olaylara mülga kanun uygulanabilir. Bu ilke, Türk Medeni Kanunu’nun yürürlüğünü düzenleyen kanunda açıkça yer alır:
4722 sayılı Kanun m.1 — Geçmişe etkili olmama kuralı
Madde 1- Türk Medenî Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten önceki olayların hukukî sonuçlarına, bu olaylar hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse kural olarak o kanun hükümleri uygulanır.
Yani eski tarihli bir ölüme ilişkin uyuşmazlıkta mahkeme mülga kanunu uygulayabilir. Ve o kanunun dili “muris”tir.
Muris Muvazaası
Terimin en çok duyulduğu yer bu tamlamadır. Muris muvazaası, mirasbırakanın mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla yaptığı görünürdeki işlemi anlatır. Tipik örnek, taşınmazı gerçekte bağışladığı hâlde tapuda satış göstermesidir.
Kurum yerleşik biçimde bu adla anıldığı için, yürürlükteki kanun “mirasbırakan” dese de tamlamada “muris” korunmuştur. Ayrıntı için Mirastan Mal Kaçırma ve Muris Muvazaası yazımıza bakabilirsiniz.
Sık Karıştırılan Terimler
| Terim | Kim? |
|---|---|
| Muris / mirasbırakan | Ölen ve mirası kalan kişi |
| Mirasçı | Mirası kazanan kişi |
| Vâris | Halk dilinde mirasçı — yani murisin karşıtı |
| Müteveffa | Yine ölen kişi; ama miras bırakan sıfatını değil yalnızca vefat etmiş olmayı vurgular — bu yüzden tazminat ve sigorta dosyalarında da kullanılır (ayrıntı) |
| Tereke | Kişi değil; murisin geride bıraktığı mal varlığının bütünü |
Muris ile vâris kolayca karıştırılır çünkü sesleri benzer, anlamları ise birbirinin zıttıdır. Muris veren, vâris alandır. Yürürlükteki kanun ikisi için de farklı terimler kullanır — “mirasbırakan” ve “mirasçı”.
İcra Dosyasında “Muris” Ne Demek?
Terim icra dosyalarında da geçer. Bir icra takibinde “muris” geçiyorsa, takip ölen bir kişinin borcuna ilişkindir ve borç mirasçılara/terekeye yönelmiştir. Bu durumda takip otomatik olarak devam etmez:
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.53 — Terekenin borçlarında
Madde 53 – Terekenin borçlarından dolayı ölüm günü ile beraber üç gün içinde takip geri bırakılır. Mirasçı mirası kabul veya reddetmemişse bu hususta Kanunu Medenide muayyen müddetler geçinceye kadar takip geri kalır.
Maddenin ikinci fıkrası, süreler geçtikten sonra takibin terekeye karşı devam edeceğini düzenler: borçlu hayatta olsaydı hangi usul uygulanacak idiyse ona göre.
Değerlendirme: Buradaki iki durak sık karıştırılır. Birincisi ölüm gününden itibaren üç günlük kısa bekleme; ikincisi ise mirasçı mirası kabul ya da ret etmemişse Türk Medeni Kanunu’ndaki sürelerin dolmasının beklenmesidir. Bu ikinci süre, aşağıda göreceğiniz üç aylık ret süresidir. Yani icra dosyasında “muris” ifadesi gördüğünüzde ilk bakılacak şey, ret süresinin dolup dolmadığıdır.
”Muris Öldükten Sonra Mirastan Feragat” — Aslında İki Ayrı Kurum
En sık aranan kalıplardan biri budur ve içinde bir karışıklık taşır: feragat ile ret aynı şey değildir ve zamanları taban tabana zıttır.
Mirastan feragat — muris SAĞ iken:
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.528 — Kapsamı
Madde 528 - Mirasbırakan, bir mirasçısı ile karşılıksız veya bir karşılık sağlanarak mirastan feragat sözleşmesi yapabilir.
Feragat eden, mirasçılık sıfatını kaybeder.
Bu bir sözleşmedir ve tarafı mirasbırakanın kendisidir — dolayısıyla ancak o hayattayken kurulabilir.
Mirasın reddi — muris ÖLDÜKTEN sonra:
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.606 — Genel olarak
Madde 606- Miras, üç ay içinde reddolunabilir.
Bu süre, yasal mirasçılar için mirasçı olduklarını daha sonra öğrendikleri ispat edilmedikçe mirasbırakanın ölümünü öğrendikleri; vasiyetname ile atanmış mirasçılar için mirasbırakanın tasarrufunun kendilerine resmen bildirildiği tarihten işlemeye başlar.
| Ölçüt | Mirastan feragat | Mirasın reddi |
|---|---|---|
| Ne zaman | Muris hayattayken | Muris öldükten sonra |
| Hukuki işlem | Sözleşme (muris ile mirasçı arasında) | Tek taraflı ret beyanı |
| Süre | Süreye bağlı değil | Üç ay |
| Dayanak | TMK m.528 | TMK m.605-606 |
Ayrıca kanun bir de kendiliğinden ret hâli tanır: mirasbırakanın ölüm tarihinde ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmişse, miras reddedilmiş sayılır (TMK m.605/2). Bu, borca batık terekelerde ret beyanı verilmemiş olsa bile devreye girer.
Değerlendirme: “Muris öldükten sonra feragat” ifadesiyle kastedilen, hukuken neredeyse her zaman mirasın reddidir. Aradaki fark yalnızca terim meselesi değildir: ret üç aylık hak düşürücü nitelikte bir süreye bağlıdır ve bu süre kaçırıldığında miras (borçlarıyla birlikte) kazanılmış olur.
Murisin Borçları: Kural Müteselsil, Vergide Pay Oranında
Mirasçıların murisin borçlarından nasıl sorumlu olduğu, borcun türüne göre değişir. Genel kural ağırdır:
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.641 — Mirasçıların sorumluluğu
Madde 641- Mirasçılar, tereke borçlarından müteselsilen sorumludurlar.
Müteselsil sorumluluk, alacaklının borcun tamamını mirasçılardan herhangi birinden isteyebilmesi demektir — “ben zaten payımın karşılığını ödedim” savunması alacaklıya karşı ileri sürülemez.
Vergi borçlarında ise kanun bunun tersini söyler:
VUK m.12 — Mirasçıların sorumluluğu
Madde 12 – Ölüm halinde mükelleflerin ödevleri, mirası reddetmemiş kanuni ve mansup mirasçılarına geçer. Ancak, mirasçılardan herbiri ölünün vergi borçlarından miras hisseleri nispetinde sorumlu olurlar.
Değerlendirme: Bu, pratikte en çok gözden kaçan ayrımlardan biridir. Murisin bir banka kredisi için mirasçılardan biri borcun tamamından takip edilebilirken (TMK m.641), aynı murisin vergi borcu için o mirasçı yalnızca kendi miras payı oranında sorumludur (VUK m.12). Vergi dairesinin bir mirasçıdan borcun tamamını istemesi hâlinde bu ayrım doğrudan bir itiraz sebebidir.
Her iki sorumluluğun da ortak ön şartı, mirasçı sıfatının doğmuş olmasıdır. Vergi Usul Kanunu bunu açıkça yazar: ödevler “mirası reddetmemiş kanuni ve mansup mirasçılarına” geçer. Türk Medeni Kanunu bakımından da ret hâlinde kişi mirasçılık sıfatını kazanmayacağından tereke borçlarından sorumluluğu gündeme gelmez. Bu nedenle borca batık terekelerde üç aylık ret süresi (yukarıda) bu iki sorumluluğun da anahtarıdır.
Sık Yapılan Hatalar
“Muris, mirasçı demek.” Değil. Muris ölen kişi, mirasçı ise mirası alan kişidir.
“Muris öldükten sonra mirastan feragat edeceğim.” Ölümden sonraki yol feragat değil mirasın reddidir ve üç aylık süreye tabidir (TMK m.606). Feragat, muris hayattayken onunla yapılan bir sözleşmedir (TMK m.528).
“Murisin vergi borcunun tamamından sorumluyum.” Vergi borçlarında sorumluluk miras hisseleri nispetindedir (VUK m.12); müteselsil sorumluluk kuralı (TMK m.641) tereke borçlarının geneli içindir.
“Muris ölünce icra takibi kendiliğinden düşer.” Düşmez. İİK m.53 takibi geri bırakır; süreler geçince takip terekeye karşı devam eder.
“Muris ile mirasbırakan farklı kişiler.” Farklı değil; aynı kişinin eski ve yeni kanundaki adıdır.
“Kararda ‘muris’ yazıyorsa karar eskidir.” Şart değil. Terim bugünkü kararlarda da kullanılmaktadır.
“Dilekçemde ‘muris’ yazarsam hata olur.” Olmaz. Yürürlükteki kanunun terimi “mirasbırakan” olsa da her iki kullanım da uygulamada yerleşiktir.
Özet
Muris ile mirasbırakan aynı kişidir: ölümüyle mirası açılan kişi. Aradaki fark hukuki değil terminolojiktir — “muris” mülga 743 sayılı Kanun’un, “mirasbırakan” ise yürürlükteki 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun terimidir.
Terim, hem uygulamada yerleştiği hem de eski tarihli olaylara mülga kanunun uygulanabilmesi nedeniyle canlılığını korumaktadır. Bir metinde “muris” ifadesini gördüğünüzde tereddüt etmeyin: kastedilen, mirası bırakan kişidir.
Mirasın bu kişiden mirasçılara nasıl geçtiği için Miras Paylaşımı ve Yasal Miras Payları, mirasçılık sıfatının nasıl belgelendiği için Veraset İlamı (Mirasçılık Belgesi) Nasıl Alınır? yazılarımıza bakabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Muris ne demek?
Vefat eden ve geride miras bırakan kişiye muris denir. Bugünkü kanun dilindeki karşılığı mirasbırakandır; ikisi aynı kişiyi anlatır.
Muris ile mirasbırakan arasında fark var mı?
Anlam bakımından fark yoktur, dönem farkı vardır. "Muris", yürürlükten kalkmış (mülga) 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin terimidir; örneğin o Kanun'un m.457 metninde "murisin" ifadesi geçer. Yürürlükteki 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu aynı kişiyi "mirasbırakan" olarak adlandırır.
Kanunda "muris" kelimesi geçiyor mu?
Yürürlükteki Türk Medeni Kanunu'nda geçmez. Kanun metninde bu kişi için kullanılan terim "mirasbırakan"dır. "Muris" ise yürürlükten kalkmış 743 sayılı Kanun m.457 gibi hükümlerin dilinde yer alır; anılan Kanun mülgadır.
Muris kim olabilir?
Ölümüyle mirası açılan gerçek kişidir. TMK m.575'e göre miras, mirasbırakanın ölümüyle açılır; o andan itibaren terekesi mirasçılarına geçer.
Yargıtay kararlarında neden hâlâ "muris" yazıyor?
Terim uygulamada yerleşmiş olduğu için kullanılmaya devam etmektedir. Ayrıca eski tarihli olaylara mülga kanun uygulanabildiğinden, kararlarda o dönemin terminolojisi de yaşamaktadır. Yargıtay kararlarında "muris" ve "mirasbırakan" çoğu zaman aynı anlamda kullanılır.
Muris muvazaası ne demek?
Mirasbırakanın, mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla yaptığı görünürdeki işlemdir. Örneğin taşınmazını gerçekte bağışladığı hâlde tapuda satış göstermesi bu kapsamdadır. Terim yerleşik olduğu için burada da "muris" sözcüğü korunmuştur.
Muris ile mirasçı aynı şey mi?
Hayır, tam tersidir. Muris ölen ve mirası kalan kişidir; mirasçı ise o mirası kazanan kişidir. TMK m.599'a göre mirasçılar, mirasbırakanın ölümü ile mirası bir bütün olarak kanun gereğince kazanırlar.
Tereke ne demek?
Mirasbırakanın ölümüyle mirasçılarına geçen mal varlığının bütünüdür; hem alacakları hem borçları kapsar. TMK m.575 terekenin ölüm anındaki durumuna göre değerlendirileceğini belirtir.
Vâris ne demek, muris ile karıştırılır mı?
Karıştırılır çünkü sesleri benzer ama anlamları zıttır. Vâris halk dilinde mirasçı anlamında kullanılır, yani mirası alan kişidir; muris ise mirası bırakan kişidir. Yürürlükteki kanun bu iki kavram için "mirasçı" ve "mirasbırakan" terimlerini kullanır.
Dilekçemde hangi terimi kullanmalıyım?
Yürürlükteki kanunun terimi "mirasbırakan" olduğu için resmî yazışmalarda bu terim tercih edilebilir. Ancak "muris" kullanmak bir hata sayılmaz; uygulamada ve Yargıtay kararlarında her iki terim de yerleşiktir.
İcra dosyasında muris ne demek?
Takibin ölen bir kişinin borcuna ilişkin olduğunu gösterir. İcra ve İflas Kanunu m.53'e göre terekenin borçlarından dolayı ölüm günü ile beraber üç gün içinde takip geri bırakılır; mirasçı mirası kabul veya reddetmemişse Medeni Kanundaki süreler geçinceye kadar takip geri kalır.
Muris ölünce icra takibi düşer mi?
Düşmez, geri bırakılır. Kanunda öngörülen süreler geçtikten sonra takip terekeye karşı devam eder; borçlu hayatta olsaydı hangi usul uygulanacak idiyse ona göre yürütülür.
Muris öldükten sonra mirastan feragat edebilir miyim?
Ölümden sonraki yol feragat değil, mirasın reddidir. Feragat, mirasbırakanın hayattayken bir mirasçısıyla yaptığı sözleşmedir (TMK m.528). Ölümden sonra ise TMK m.606 uyarınca miras üç ay içinde reddolunabilir.
Mirası reddetme süresi ne zaman başlar?
TMK m.606'ya göre üç aylık süre, yasal mirasçılar için mirasbırakanın ölümünü öğrendikleri tarihten; vasiyetname ile atanmış mirasçılar için tasarrufun kendilerine resmen bildirildiği tarihten işlemeye başlar.
Muris borca batıksa yine de ret beyanı vermem gerekir mi?
TMK m.605'in ikinci fıkrasına göre ölüm tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmişse miras reddedilmiş sayılır. Bu hâlde ret kendiliğinden gerçekleşir; yine de somut durumu bir avukatla değerlendirmek yerinde olur.
Murisin borçlarından ne kadar sorumluyum?
Kural müteselsil sorumluluktur. TMK m.641'e göre mirasçılar tereke borçlarından müteselsilen sorumludur; yani alacaklı borcun tamamını mirasçılardan herhangi birinden isteyebilir.
Murisin vergi borcunda da müteselsil sorumluluk var mı?
Hayır, vergide kural farklıdır. Vergi Usul Kanunu m.12'ye göre mirasçılardan her biri ölünün vergi borçlarından miras hisseleri nispetinde sorumlu olur. Bu, tereke borçlarındaki müteselsil sorumluluktan ayrılan önemli bir istisnadır.
Vâris ile muris karıştırılırsa ne olur?
Anlam tersine döner. Muris mirası bırakan, vâris ise mirası alan kişidir. Dilekçede yanlış terim kullanmak talebin kime yöneldiği konusunda tereddüt doğurabileceğinden, yürürlükteki kanunun terimleri olan mirasbırakan ve mirasçı tercih edilebilir.
İlgili çalışma alanı: Miras Hukuku
← Tüm makaleler