
İçindekiler 17
- Kısa Cevap
- Bu Durumda mısınız?
- Yalan Tanıklık Suçu Nedir?
- Dayandığı Kanun Maddesi
- Yalan Tanıklık Cezası
- Altıncı Fıkra İptal Edildi mi? — Sık Yapılan Hata
- Hangi Tarihteki Kanun Uygulanır?
- Soruşturmada mı, Mahkemede mi? — Fıkra Ayrımı
- Yemin Etmek Şart mı?
- Her Çelişki Suç Değildir — Kasıt Şartı
- Etkin Pişmanlık — Gerçeğe Dönme (TCK 274)
- Yalnızca “aleyhe” tanıklıkta uygulanır
- Kendini veya Yakınını Korumak — Şahsi Cezasızlık (TCK 273)
- Görevli Mahkeme, Şikâyet ve Zamanaşımı
- Adım Adım Ne Yapmalısınız?
- Sık Yapılan Hatalar
- Özet
Kısa Cevap
Yalan tanıklık, tanık dinlemeye yetkili merci önünde gerçeğe aykırı beyanda bulunmaktır. Cezası soruşturma aşamasında dört aydan bir yıla, mahkeme huzurunda ya da yeminli dinlemede bir yıldan üç yıla kadar hapistir (TCK 272/1-2). Suçun oluşması için kasıt şarttır: beyanlar arasındaki çelişki tek başına yeterli değildir. Gerçeğin zamanında söylenmesi halinde cezaya hükmolunmayabilir (TCK 274).
Bu Durumda mısınız?
- Tanık olarak dinlendiniz, sonraki oturumda farklı beyanda bulundunuz ve hakkınızda suç duyurusunda bulunuldu.
- Savcılıkta verdiğiniz ifade ile mahkemedeki ifadeniz arasındaki çelişki tutanağa geçirildi.
- Bir yakınınızı korumak için gerçeği tam söylemediniz ve şimdi ne yapacağınızı araştırıyorsunuz.
- Aleyhinize yalan tanıklık yapıldığını düşünüyor, hangi yola başvuracağınızı bilmiyorsunuz.
- Boşanma veya alacak davasında tanıklık yaptınız, beyanınızın sonuçlarından endişe ediyorsunuz.
Hangi fıkranın uygulanacağı, kastın varlığı ve etkin pişmanlık koşulları somut dosyaya göre değişir; dosyanızı bir avukatla değerlendirin.
Yalan Tanıklık Suçu Nedir?
Yalan tanıklık, Türk Ceza Kanunu’nun “Adliyeye Karşı Suçlar” bölümünde düzenlenir. Korunan hukuki değer bir kişinin şerefi ya da malvarlığı değil, yargılamanın gerçeğe uygun yürümesidir.
Ceza Genel Kurulu suçun amacını ve maddi unsurunu şöyle açıklamıştır:
“Yalan tanıklık suçuyla, yargılamanın doğru olmayan beyanlarla gerçeğe aykırı bir şekilde yönlendirilmesinin önüne geçilerek adaletin tecellisi sağlanmak suretiyle yargılamanın taraflarının haklarının zarar görmesinin engellenmesi amaçlanmaktadır. Yalan tanıklık suçunun maddi unsurunu oluşturan hareket, failin gerçeğe aykırı olarak tanıklık yapması ve yalan söylemesidir.”
(Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2015/177, K. 2018/205, T. 08.05.2018 — itirazın reddine)
Aynı kararda suçun kapsamı da netleştirilmiştir: gerçeğe aykırı tanıklık yalnızca açıkça yalan söylemek değildir.
“Gerçeğe aykırı tanıklık yapmak, maddi olay hakkında bilerek gerçeğe aykırı beyanda bulunmak, yalan söylemek, gerçeği inkâr etmek ya da sorulan sorularda bilgisini az veya çok saklamaktır.”
(Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2015/177, K. 2018/205, T. 08.05.2018 — itirazın reddine)
Yani bildiğini saklamak da suçun maddi unsuruna dâhildir.
Dayandığı Kanun Maddesi
5237 sayılı TCK m.272 — Yalan tanıklık
“Madde 272- (1) Hukuka aykırı bir fiil nedeniyle başlatılan bir soruşturma kapsamında tanık dinlemeye yetkili kişi veya kurul önünde gerçeğe aykırı olarak tanıklık yapan kimseye, dört aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir.”
“(2) Mahkeme huzurunda ya da yemin ettirerek tanık dinlemeye kanunen yetkili kişi veya kurul önünde gerçeğe aykırı olarak tanıklık yapan kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.”
“(3) Üç yıldan fazla hapis cezasını gerektiren bir suçun soruşturma veya kovuşturması kapsamında yalan tanıklık yapan kişi hakkında iki yıldan dört yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.”
“(4) Aleyhine tanıklıkta bulunulan kişi ile ilgili olarak gözaltına alma ve tutuklama dışında başka bir koruma tedbiri uygulanmışsa, yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olması koşuluyla, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.”
“(8) Aleyhine tanıklıkta bulunulan kişi hakkında hapis cezası dışında adlî veya idari bir yaptırım uygulanmışsa; yalan tanıklıkta bulunan kişi, üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”
Yalan Tanıklık Cezası
| Fıkra | Hâl | Ceza |
|---|---|---|
| 272/1 | Soruşturmada, yemin yetkisi olmayan merci önünde | 4 ay – 1 yıl hapis |
| 272/2 | Mahkeme huzurunda ya da yemin ettirmeye yetkili merci önünde | 1 – 3 yıl hapis |
| 272/3 | Üç yıldan fazla hapsi gerektiren suçun soruşturma/kovuşturmasında | 2 – 4 yıl hapis |
| 272/4 | Aleyhine tanıklık edilene koruma tedbiri uygulanmışsa (beraat/KYOK şartıyla) | Ceza yarı oranında artırılır |
| 272/6 | Aleyhine tanıklık edilen ağırlaştırılmış müebbet/müebbet hapse mahkûm olmuşsa | 20 – 30 yıl hapis |
| 272/7 | Mahkûm olunan hapsin infazına başlanmışsa | Altıncı fıkra cezası yarısı kadar artırılır |
| 272/8 | Aleyhine tanıklık edilene hapis dışında adlî/idari yaptırım uygulanmışsa | 3 – 7 yıl hapis |
Beşinci fıkra ayrı bir ceza bandı öngörmez; aleyhine tanıklık edilen kişinin gözaltına alınması veya tutuklanması halinde failin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan dolaylı fail olarak da sorumlu tutulacağını düzenler.
Altıncı Fıkra İptal Edildi mi? — Sık Yapılan Hata
Bu noktada yaygın bir yanlış bilgi vardır: altıncı fıkranın tümüyle iptal edildiği söylenir. Doğru değildir. İptal edilen, fıkranın yalnızca süreli hapis koluna ilişkin bölümüdür.
İptal edilen bölüm, altıncı fıkranın süreli hapis cezasına mahkûmiyeti halinde, mahkûm olunan cezanın üçte ikisi kadar hapis cezasına ibaresidir. Anayasa Mahkemesi kararının sonuç kısmında bu ibare için şu hüküm kurulmuştur:
Anayasa Mahkemesi, E. 2014/116, K. 2015/4 — sonuç (B bendi)
“Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, Nuri NECİPOĞLU’nun karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA, iptal hükmünün, Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince, KARARIN RESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK ALTI AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE, OYBİRLİĞİYLE,”
(Anayasa Mahkemesi, E. 2014/116, K. 2015/4, T. 14.01.2015 — kısmen iptal)
Mahkeme, incelemeyi bilinçli olarak “hükmolunur” sözcüğünü dışarıda bırakarak sınırlamıştır; çünkü bu sözcük fıkranın tamamı için ortak bir yüklemdir. Sonuç olarak fıkranın müebbet kolu ayaktadır: aleyhine tanıklık edilen kişi ağırlaştırılmış müebbet veya müebbet hapse mahkûm olmuşsa, yalan tanıklık yapan hakkında hâlen yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
Ceza Genel Kurulu da aynı tespiti yapmıştır:
“Anayasa Mahkemesinin 14.01.2015 tarihli ve 116-4 sayılı kararıyla anılan maddenin altıncı fıkrasında yer alan “süreli hapis cezasına mahkûmiyeti halinde, mahkûm olunan cezanın üçte ikisi kadar hapis cezasına” ibaresi iptal edilmiş, söz konusu karar Resmi Gazetede yayımlandığı 29.04.2015 tarihinden başlayarak altı ay sonra yürürlüğe girmiştir.”
(Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2015/177, K. 2018/205, T. 08.05.2018 — itirazın reddine)
Yürürlükteki metinde altıncı fıkra, iptal edilen ibarenin çıkarılmış hâliyle şöyle başlar:
“(6) Aleyhine tanıklıkta bulunulan kimsenin ağırlaştırılmış müebbet hapis veya müebbet hapis cezasına mahkûmiyeti halinde, yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis cezasına;“
Hangi Tarihteki Kanun Uygulanır?
Altıncı fıkradaki iptal, cezayı doğrudan etkileyen bir değişikliktir. Bu nedenle fiilin tarihi önem taşır.
“(2) Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.”
(5237 sayılı TCK m.7/2 — zaman bakımından uygulama)
İptal hükmü 29.10.2015 tarihinde yürürlüğe girmiştir (Resmî Gazete’de yayımlandığı 29.04.2015 tarihinden altı ay sonra). Bu tarihten önce işlenmiş ve aleyhine tanıklık edilen kişinin süreli hapse mahkûm olduğu olaylarda, artık uygulanacak bir ceza kuralı bulunmadığından lehe kanun değerlendirmesi yapılması gerekir. Değerlendirme somut dosyadaki tarihe ve mahkûmiyet türüne bağlıdır.
Soruşturmada mı, Mahkemede mi? — Fıkra Ayrımı
Birinci ve ikinci fıkra arasındaki fark yalnızca aşama değil, mercinin yemin verdirme yetkisidir. Ceza Genel Kurulu ölçütü şöyle koymuştur:
“Birinci fıkraya göre, hukuka aykırı bir fiil nedeniyle başlatılan bir soruşturma kapsamında tanık dinlemeye yetkili kişi veya kurul önünde gerçeğe aykırı olarak tanıklık yapılması, bu suçun temel şekli olarak düzenlenmiş olup suçun temel şekli açısından tanık dinlemeye yetkili kişi veya kurulun yemin vermeye yetkisinin olmaması gerekir.”
(Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2015/177, K. 2018/205, T. 08.05.2018 — itirazın reddine)
Buna karşılık ikinci fıkra, fiilin mahkeme huzurunda ya da yemin ettirmeye yetkili bir merci önünde işlenmesini daha ağır cezaya bağlar.
Yemin Etmek Şart mı?
Hayır. Yemin suçun kurucu unsuru değildir. Ceza Genel Kurulu bunu açıkça belirtir:
“Yemin suçun unsuru olmamakla birlikte, tanıklığın yemin ettirerek tanık dinlemeye yetkili kişi veya kurul önünde yapılması, suçun daha fazla ceza verilmesini gerektiren nitelikli hâlini oluşturmaktadır.”
(Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2015/177, K. 2018/205, T. 08.05.2018 — itirazın reddine)
Uygulamada bu, sanık müdafilerinin sık başvurduğu bir savunmayı karşılar. Yargıtay 8. Ceza Dairesi, mahkemede yeminsiz alınan tanık beyanı bakımından bu savunmayı yerinde görmemiştir:
“denilmekle, tanıklık yapan kişiye yemin verdirilmesinin gerekmediği anlaşıldığından, sanık müdafinin temyiz dışı sanık …‘ın tanık olarak alınan ifadesinin yeminsiz olarak alınması nedeniyle suçun oluşmayacağına ilişkin temyiz itirazı yerinde görülmemiştir.”
(Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2021/1732, K. 2023/854, T. 27.02.2023 — onanmasına)
Her Çelişki Suç Değildir — Kasıt Şartı
Bu, dosyaların çoğunda belirleyici olan noktadır. Tanığın ifadesini değiştirmiş olması tek başına mahkûmiyete yetmez:
“Tanığın gerçeğe aykırı her beyanı yalan tanıklık suçunu oluşturmayacaktır. Bu nedenle tanığın doğru sandığı açıklamaların objektif olarak gerçek dışı olması bu suçun oluşması için yeterli değildir. Tanığın bilinçli olarak gerçekten ayrılması gerekmektedir.”
(Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2015/177, K. 2018/205, T. 08.05.2018 — itirazın reddine)
Ceza Genel Kurulu ispat ölçütünü de göstermiştir:
“Başka bir anlatımla tanığın beyanları arasında çelişki bulunması tek başına yalan tanıklık suçunun oluştuğunun kabulü için yeterli değildir. Suçun tüm unsurlarının özellikle de gerçeğe aykırı tanıklığın bilinerek ve istenerek yapıldığının şüpheye yer verilmeyecek şekilde ispatlanması gerekmektedir.”
(Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2015/177, K. 2018/205, T. 08.05.2018 — itirazın reddine)
Yanılma, unutma veya olayı farklı algılama hâllerinde suçun manevi unsuru gerçekleşmez.
Etkin Pişmanlık — Gerçeğe Dönme (TCK 274)
Yalan tanıklıkta, gerçeğin ne zaman söylendiği sonucu belirler.
5237 sayılı TCK m.274 — Etkin pişmanlık
“Madde 274- (1) Aleyhine tanıklık yapılan kişi hakkında bir hak kısıtlamasını veya yoksunluğunu sonuçlayacak nitelikte karar verilmeden veya hükümden önce gerçeğin söylenmesi halinde, cezaya hükmolunmaz.”
5237 sayılı TCK m.274/2
“(2) Aleyhine tanıklık yapılan kişi hakkında bir hak kısıtlamasını veya yoksunluğunu sonuçlayacak nitelikte karar verildikten sonra ve fakat hükümden önce gerçeğin söylenmesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisinden yarısına kadarı indirilebilir.”
5237 sayılı TCK m.274/3
“(3) Aleyhine tanıklık yapılan kişi hakkında verilen mahkûmiyet kararı kesinleşmeden önce gerçeğin söylenmesi halinde, verilecek cezanın yarısından üçte birine kadarı indirilebilir.”
| Gerçeğin söylendiği an | Sonuç |
|---|---|
| Hak kısıtlaması doğuran karar verilmeden veya hükümden önce | Cezaya hükmolunmaz (274/1) |
| Karar verildikten sonra, hükümden önce | Cezanın 2/3’ünden 1/2’sine kadarı indirilebilir (274/2) |
| Mahkûmiyet kesinleşmeden önce | Cezanın 1/2’sinden 1/3’üne kadarı indirilebilir (274/3) |
İkinci ve üçüncü fıkralardaki indirim zorunlu değildir; Ceza Genel Kurulu bu konuda hâkime takdir yetkisi tanındığını belirtmiştir.
Yalnızca “aleyhe” tanıklıkta uygulanır
Bu, uygulamada en çok gözden kaçan sınırdır. Birinin lehine yalan tanıklık yapıp sonradan gerçeği söyleyen kişi, etkin pişmanlıktan yararlanamaz:
“sadece aleyhe tanıklık yapılması durumu için öngörülen TCK’nun 274. maddesinin, lehe tanıklık yapılması hâlinde uygulanmasının mümkün olmadığının kabulü gerekmektedir.”
(Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2015/177, K. 2018/205, T. 08.05.2018 — itirazın reddine)
Kararda gerekçe, maddenin lafzına ve amacına dayandırılmıştır: kanun koyucu aleyhe yalan tanıklıktan doğabilecek zararların önlenmesini amaçlamıştır.
Kendini veya Yakınını Korumak — Şahsi Cezasızlık (TCK 273)
Kanun, tanığın kendisini ya da yakınlarını suçlamak zorunda kalmasını ayrı bir sebep olarak düzenler:
5237 sayılı TCK m.273 — Şahsi cezasızlık veya cezanın azaltılmasını gerektiren sebepler
“Madde 273- (1) Kişinin; a) Kendisinin, üstsoy, altsoy, eş veya kardeşinin soruşturma ve kovuşturmaya uğramasına neden olabilecek bir hususla ilgili olarak yalan tanıklıkta bulunması, b) Tanıklıktan çekinme hakkı olmasına rağmen, bu hakkı kendisine hatırlatılmadan gerçeğe aykırı olarak tanıklık yapması, Halinde, verilecek cezada indirim yapılabileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçilebilir.”
5237 sayılı TCK m.273/2
“(2) Birinci fıkra hükmü, özel hukuk uyuşmazlıkları kapsamında yapılan yalan tanıklık hallerinde uygulanmaz.”
İkinci fıkra önemlidir: boşanma, alacak, tazminat gibi özel hukuk uyuşmazlıklarında yapılan yalan tanıklıkta bu sebep uygulanmaz.
Görevli Mahkeme, Şikâyet ve Zamanaşımı
Görevli mahkeme. Kural olarak asliye ceza mahkemesidir:
“Madde 11- Kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller saklı kalmak üzere, sulh ceza hâkimliği ve ağır ceza mahkemelerinin görevleri dışında kalan dava ve işlere asliye ceza mahkemelerince bakılır.”
(5235 sayılı Kanun m.11 — asliye ceza mahkemesinin görevi)
Görevin sınırını çizen kural ise şudur: 5235 sayılı Kanun m.12, “ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis ve on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçlarla ilgili dava ve işlere” ağır ceza mahkemelerinin bakacağını düzenler. Yalan tanıklıkta ceza bandı hangi fıkranın uygulanmasının istendiğine göre değiştiğinden, görevli mahkeme de iddianamede hangi fıkraya dayanıldığına göre belirlenir. Bu değerlendirme somut dosyaya aittir.
Şikâyet. TCK 272’de şikâyet koşulu düzenlenmemiştir; suç resen soruşturulur. Şikâyetten vazgeçme davayı düşürmez.
Zamanaşımı. Dava zamanaşımı, uygulanan fıkranın cezasının üst sınırına göre belirlenir:
“(4) Yukarıdaki fıkralarda yer alan sürelerin belirlenmesinde suçun kanunda yer alan cezasının yukarı sınırı göz önünde bulundurulur; seçimlik cezaları gerektiren suçlarda zamanaşımı bakımından hapis cezası esas alınır.”
(5237 sayılı TCK m.66/4 — dava zamanaşımı)
| Uygulanan fıkra | Üst sınır | Dava zamanaşımı |
|---|---|---|
| 272/1 · 272/2 · 272/3 | 1 · 3 · 4 yıl | 8 yıl (TCK 66/1-e) |
| 272/8 | 7 yıl | 15 yıl (TCK 66/1-d) |
| 272/6 (müebbet kolu) | 30 yıl | 20 yıl (TCK 66/1-c) |
Adım Adım Ne Yapmalısınız?
- Hangi aşamada beyan verdiğinizi belirleyin. Soruşturmada mı, duruşmada mı; merci yemin verdirmeye yetkili miydi? Uygulanacak fıkra buna göre değişir.
- Gerçeği söyleme zamanını kaçırmayın. TCK 274/1 en güçlü koruma olup hükümden önce gerçeğin söylenmesine bağlıdır.
- Aleyhe mi lehe mi tanıklık yaptığınızı ayırt edin. Lehe tanıklıkta etkin pişmanlık hükümleri uygulanmaz.
- Çekinme hakkınızın hatırlatılıp hatırlatılmadığını tutanaktan kontrol edin. Hatırlatılmamışsa TCK 273/1-b gündeme gelebilir.
- Beyan farkının sebebini ortaya koyun. Yanılma, korku ya da algı farkı kastın bulunmadığını göstermeye elverişli olabilir.
- Dosyayı bir avukatla değerlendirin. Fıkra seçimi ile etkin pişmanlığın uygulanıp uygulanmayacağı sonucu doğrudan belirler.
Sık Yapılan Hatalar
- “Yemin etmedim, suç oluşmaz” sanmak. Yemin kurucu unsur değildir; mahkeme huzurundaki yeminsiz beyan da ikinci fıkra kapsamında değerlendirilebilir.
- Altıncı fıkranın tümüyle iptal edildiğini sanmak. Yalnız süreli hapis kolu iptal edilmiştir; müebbet kolu yürürlüktedir.
- Etkin pişmanlığı her durumda mümkün saymak. Lehe yalan tanıklıkta TCK 274 uygulanmaz.
- Şahsi cezasızlığı hukuk davalarına taşımak. TCK 273/2 bunu açıkça dışlar.
- Gerçeği söylemeyi hüküm sonrasına bırakmak. Cezasızlık yalnızca hükümden önceki gerçeğe dönmede söz konusudur.
- Her çelişkiyi itiraf saymak. Kastın şüpheye yer vermeyecek şekilde ispatı aranır.
Özet
- Yalan tanıklık, tanık dinlemeye yetkili merci önünde gerçeğe aykırı beyanda bulunmaktır; bildiğini saklamak da kapsamdadır.
- Ceza soruşturmada 4 ay – 1 yıl, mahkeme huzurunda ya da yeminli dinlemede 1 – 3 yıl hapistir.
- Yemin kurucu unsur değildir; nitelikli hâli oluşturur.
- Beyanlar arasındaki çelişki tek başına yetmez; kastın şüpheye yer vermeyecek biçimde ispatı gerekir.
- TCK 274 hükümden önce gerçeğin söylenmesi hâlinde cezasızlık sağlar; ancak yalnızca aleyhe tanıklıkta uygulanır.
- Altıncı fıkranın süreli hapis kolu iptal edilmiş, müebbet kolu (20–30 yıl) yürürlükte kalmıştır.
Sıkça Sorulan Sorular
Yalan tanıklık suçunun cezası nedir?
Soruşturma kapsamında tanık dinlemeye yetkili kişi veya kurul önünde gerçeğe aykırı tanıklıkta dört aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir (TCK 272/1). Mahkeme huzurunda ya da yemin ettirerek tanık dinlemeye yetkili merci önünde yapılırsa ceza bir yıldan üç yıla kadar hapse çıkar (TCK 272/2).
Yalan şahitlik ile yalan tanıklık aynı şey mi?
Evet. Kanunun kullandığı terim yalan tanıklıktır; halk arasında yalan şahitlik denir. Türk Ceza Kanunu'nun 272. maddesinin başlığı Yalan tanıklık olup her iki ifade aynı suçu anlatır.
Yemin etmeden tanıklık yaptım, suç oluşur mu?
Mahkeme huzurunda verilen ifadede yemin şart değildir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi, ikinci fıkranın uygulanması için tanıklık yapan kişiye yemin verdirilmesinin gerekmediğine karar vermiştir (E. 2021/1732, K. 2023/854).
İfademi değiştirdim, yalan tanıklıktan ceza alır mıyım?
Beyanlar arasında çelişki bulunması tek başına yeterli değildir. Ceza Genel Kurulu, gerçeğe aykırı tanıklığın bilinerek ve istenerek yapıldığının şüpheye yer vermeyecek şekilde ispatlanması gerektiğini belirtmiştir. Yanılarak veya bilmeyerek söylenen sözlerde suçun unsurları oluşmaz.
Yalan tanıklıkta etkin pişmanlık var mı?
Vardır. Aleyhine tanıklık yapılan kişi hakkında hak kısıtlaması doğuran bir karar verilmeden veya hükümden önce gerçeğin söylenmesi halinde cezaya hükmolunmaz (TCK 274/1). Sonraki aşamalarda gerçeğin söylenmesi ise hâkimin takdirine bağlı indirim sebebidir.
Birinin lehine yalan tanıklık yaptım, sonra gerçeği söyledim; etkin pişmanlıktan yararlanır mıyım?
Ceza Genel Kurulu'na göre hayır. TCK 274 yalnızca aleyhe yalan tanıklık yapan fail hakkında uygulanabilir; lehe tanıklık halinde etkin pişmanlık hükümleri uygulanamaz (E. 2015/177, K. 2018/205).
Kendimi veya yakınımı suçlamamak için yalan söylersem ne olur?
TCK 273 şahsi cezasızlık sebebi öngörür. Kişinin kendisinin, üstsoy, altsoy, eş veya kardeşinin soruşturma ve kovuşturmaya uğramasına neden olabilecek bir hususta yalan tanıklık yapması halinde cezada indirim yapılabileceği gibi ceza vermekten de vazgeçilebilir.
Tanıklıktan çekinme hakkım hatırlatılmadıysa durum değişir mi?
Değişebilir. Çekinme hakkı olmasına rağmen bu hak kendisine hatırlatılmadan gerçeğe aykırı tanıklık yapan kişi hakkında da TCK 273/1-b uyarınca cezada indirim yapılabilir veya ceza vermekten vazgeçilebilir.
Bu indirim hukuk davalarında da uygulanır mı?
Uygulanmaz. TCK 273/2 açıkça birinci fıkra hükmünün özel hukuk uyuşmazlıkları kapsamında yapılan yalan tanıklık hallerinde uygulanmayacağını düzenler. Boşanma veya alacak davasında tanıklık bu kapsamdadır.
Altıncı fıkra iptal edildi mi?
Fıkranın tamamı değil, yalnız bir bölümü iptal edilmiştir. Anayasa Mahkemesi süreli hapis cezasına mahkûmiyet haline ilişkin ibareyi iptal etmiş, ağırlaştırılmış müebbet veya müebbet hapse mahkûmiyet halinde yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis öngören bölüm yürürlükte kalmıştır.
Yalan tanıklık şikâyete tabi midir?
Hayır. TCK 272'de şikâyet koşulu düzenlenmemiştir; suç resen soruşturulur. Adliyeye karşı suçlardan olduğu için korunan hukuki değer kişilerin menfaati değil yargılamanın doğru işlemesidir.
Görevli mahkeme hangisidir?
Kural olarak asliye ceza mahkemesidir (5235 sayılı Kanun m.11). 5235 sayılı Kanun m.12 ağır ceza mahkemesinin görevini on yıldan fazla hapis gerektiren suçlarla sınırladığından, görevli mahkeme iddianamede hangi fıkraya dayanıldığına göre belirlenir.
Yalan tanıklıkta zamanaşımı kaç yıldır?
Dava zamanaşımı, uygulanan fıkranın cezasının üst sınırına göre belirlenir (TCK 66/4). Birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarda üst sınır beş yılı aşmadığından süre sekiz yıldır (TCK 66/1-e); sekizinci fıkrada üst sınır yedi yıl olduğundan on beş yıl (TCK 66/1-d), altıncı fıkranın müebbet kolunda ise yirmi yıldır (TCK 66/1-c).
İlgili çalışma alanı: Ceza Hukuku
← Tüm makaleler