
İçindekiler 13
- Kısa Cevap
- Bu Durumda mısınız?
- Devlet Ormanında Kesim: Yasak Fiil ve Cezası
- Cezayı Artıran ve Azaltan Hâller
- İki Ayrı Suç, İki Ayrı Ceza: Genel Kurul Ne Diyor?
- Kesmediniz ama Taşıdınız, Aldınız veya Bulundurdunuz
- Kendi Tapulu Arazimdeki Ağacı Kesebilir miyim?
- Savunmanın Kilit Noktası: Yer Orman Sayılan Yer mi?
- Görevli Mahkeme, Zamanaşımı ve Şikâyet
- Ceza Tek Başına Değil: Tazminat ve Ağaçlandırma Gideri
- Komşunun Ağacını Kesmek Ayrı Bir Meseledir
- Sık Yapılan Hatalar
- Özet
Kısa Cevap
“Ağaç kesme cezası” ifadesi yanıltıcıdır: Devlet ormanında dikili ağaç kesmek idari para cezası değil, hapis cezası gerektiren bir suçtur. 6831 sayılı Orman Kanunu bu fiil için üç aydan beş yıla kadar hapis ve adlî para cezası öngörür; ağacın fidan olması veya kesimde motorlu araç kullanılması cezayı bir kat artırır.
Buna karşılık kendi tapulu arazinizdeki ağaç bambaşka bir rejime tabidir. Orada mesele ceza değil usuldür: yerin orman sayılmayan yerlerden olduğunun belgelenmesi, başvuru, dikili ağaç damgası ve nakliye evrakı. Bu usule uyulmadan yapılan kesim ise yeniden ceza hukuku alanına düşebilir.
Uygulamadaki asıl tartışma da buradadır: kesimin yapıldığı yer orman sayılan yer midir?
Bu Durumda mısınız?
- Tapulu tarlanızdaki ağaçları kestiniz, hakkınızda orman idaresince tutanak tutuldu.
- Arazinizin bir kısmının 2/B kapsamında orman sınırı dışına çıktığını düşünerek kesim yaptınız.
- Kendi bahçenizdeki ağacı keserken izin gerekip gerekmediğini bilmiyordunuz.
- Odun satın aldınız, sonradan bu odunun kaçak kesim olduğu iddia edildi.
- Komşunuz sizin arazinizdeki ağacı kesti.
- Hem işgal hem ağaç kesme suçlamasıyla karşı karşıyasınız ve tek ceza verileceğini sanıyorsunuz.
Devlet Ormanında Kesim: Yasak Fiil ve Cezası
Kanun önce fiili tanımlar. 6831 sayılı Orman Kanunu m.14, Devlet ormanlarında yasak olan fiilleri sayar:
“B) Dikili yaş veya kuru ağaçları kesmek veya bunları kökünden sökmek veya bunlardan kabuk veya çıra veya katran veya sakız çıkarmak, yatık veya devrik ağaçları kesmek veya götürmek, kök sökmek, kömür yapmak;”
Dikkat edilmesi gereken nokta, yasağın yalnız yaş ağaçla sınırlı olmamasıdır: kuru ağaç, yatık ve devrik ağaç da kapsamdadır. “Zaten kurumuştu” savunması bu nedenle tek başına sonuç doğurmaz.
Cezayı belirleyen hüküm ise 6831 sayılı Orman Kanunu m.91’dir:
“14 üncü maddenin (A) ve (B) bentleri ile yasak edilen fiillerden dikiliden ağaç kesenler, kökünden sökenler veya hayatiyetini sona erdirecek şekilde boğanlar, ağaçlardan yalamuk, pedavra, hartama çıkaranlar üç aydan beş yıla kadar hapis ve bin güne kadar adlî para cezasıyla cezalandırılır. Ancak suçun konusunun münhasıran yakacak nitelikte emval veren ağaç olması halinde, verilecek ceza yarı oranında indirilir.”
Cezayı Artıran ve Azaltan Hâller
Aynı madde, temel cezanın üzerine üç ayrı kademe kurar:
- Fidan kesilmişse ceza bir kat artırılır.
- Kesme ve sökme fiillerinde motorlu araç ve gereç kullanılmışsa ceza bir kat artırılır. Bu artırım fidanlar bakımından uygulanmaz.
- Suçun konusu münhasıran yakacak nitelikte emval veren ağaçsa ceza yarı oranında indirilir.
Motorsuz testereyle mi yoksa motorlu testereyle mi kesildiği, pratikte cezayı ikiye katlayabilen bir ayrıntıdır ve tutanakta yer alır.
İki Ayrı Suç, İki Ayrı Ceza: Genel Kurul Ne Diyor?
Orman suçlarında en sık yanılgı, “zaten araziyi işgal ettim, ağaç kesme de onun içinde erir” varsayımıdır. Kanun bunun tersini söyler. 6831 sayılı Orman Kanunu m.93:
“Bu Kanunun 17 nci maddesinde yasak edilen fiilleri işleyenler veya izne bağlı işleri izinsiz yapanlar, 91 inci madde hükümleri saklı kalmak üzere altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılırlar.”
Buradaki “91 inci madde hükümleri saklı kalmak üzere” ibaresi bir içtima kuralıdır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu bu ibarenin sonucunu açıkça ortaya koymuştur:
“işgal ve faydalanma suçu işlenirken aynı Kanun’un 91. maddesinde düzenlenen ağaç kesme suçunun işlenmesi hâlinde gerçek içtima hükümleri uygulanarak failin her iki suçtan ayrı ayrı cezalandırılması gerektiğine ilişkin 6831 sayılı Kanun’un emredici hükmü karşısında; failin ormandan ağaç keserken işgal ve faydalanma amacıyla hareket etmesinin de sonucu değiştirmeyeceği anlaşıldığından”
(Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2021/337, K. 2022/113, T. 22.02.2022)
Kararda yerel mahkemenin, işgal ve faydalanma suçundan mahkûmiyet verdikten sonra ağaç kesme suçundan “karar verilmesine yer olmadığına” hükmetmesi bozulmuştur. Sonuç nettir: iki suç birleşmez, ayrı ayrı cezalandırılır.
Kesmediniz ama Taşıdınız, Aldınız veya Bulundurdunuz
Orman Kanunu sadece keseni cezalandırmaz. 6831 sayılı Orman Kanunu m.108:
“Orman mallarının bu Kanun hükümlerine aykırı olarak kesildiğini, taşındığını veya toplandığını bildiği halde; taşıyanlar, biçenler, işleyenler, kabul edenler, kullananlar, satanlar, satın alanlar veya bulunduranlar bir seneye kadar hapis ve adlî para cezası ile cezalandırılır.”
Maddenin ikinci fıkrası, fiilin orman ürünü ticaretiyle uğraşanlarca işlenmesi hâlinde cezayı bir seneden yedi seneye kadar hapse çıkarır. Ayrıca suça konu orman emvali, nakil vasıtaları ve suç aletleri müsadereye tabidir; yani kesimde kullanılan araç da elden çıkabilir.
Buradaki kilit unsur “bildiği halde” ibaresidir: sorumluluk, malın kaçak olduğunun bilinmesine bağlıdır. Nakliye tezkeresi ve damga gibi belgelerin saklanması, bu nedenle satın alan bakımından da önemlidir.
Kendi Tapulu Arazimdeki Ağacı Kesebilir miyim?
Orman sayılmayan tapulu taşınmazlar üzerindeki ağaç ve ağaççıklardan faydalanma, ayrı bir yönetmelikle düzenlenmiştir. Buradaki mantık cezalandırma değil, belgelendirme ve denetimdir:
- Yerin orman sayılmayan yerlerden olduğu, orman kadastrosu ve 2/B uygulaması sonuçlarına göre belirlenir.
- Pazar satışı amaçlı kesimlerde tapu belgesi veya tapu kayıt örneği ile başvurulur; taşınmaz hisseliyse diğer hissedarların yazılı muvafakati, malik ölmüşse veraset belgesi aranır. Başvuru e-Devlet üzerinden de yapılabilir.
- Kesilecek ağaçlar önce dikili ağaç damgası ile damgalanır; üretilen emval ölçü tutanağına bağlanır ve mamul damga ile damgalanır. Nakliye de bu evraka bağlıdır.
Bu usulün pratik anlamı şudur: tapulu arazinizde bile, ticari amaçlı kesimde damgasız ağaç kesmek ve damgasız emval taşımak ciddi risk taşır. Kendi ihtiyacınız için yapılan kesim ile pazar satışı için yapılan kesim aynı rejime tabi değildir; hangi kategoride olduğunuzu başlangıçta belirlemek gerekir.
Savunmanın Kilit Noktası: Yer Orman Sayılan Yer mi?
Bu dosyalarda sonucu belirleyen tek soru çoğu zaman şudur: kesim yapılan yer orman sayılan yerlerden midir? Uygulamada bu, mahallinde keşif yapılarak ve orman mühendisi bilirkişi raporu alınarak belirlenir; tapu kaydının varlığı tek başına yeterli olmaz, zira tapulu görünen bir yer orman kadastrosu sonucuna göre orman sayılan yer kalmış olabilir.
Savunmada üzerinde durulması gereken başlıklar şunlardır: orman kadastrosunun kesinleşip kesinleşmediği, 2/B uygulamasının kapsamı, kesim noktasının koordinatlarının sınırla ilişkisi, kesilen emvalin nitelik (yakacak/yapacak) tespiti ve fidan olup olmadığı. Bunların her biri, cezanın hem varlığını hem ölçüsünü doğrudan etkiler.
Yargıtay’ın 2024 tarihli bir kararı, bu teknik tespitin dosyayı nasıl kapattığını gösterir. Sanık, yerin orman olduğunu bilmediğini ve köy camisinin yakacak ihtiyacı için kestiklerini savunmuştu; Daire, bilirkişi tespitini esas almıştır:
“Orman bilirkişisi tarafından düzenlenen raporda orman sayılan yerden motorlu testere ile yakacak nitelikteki ağaçların dikiliden kesildiği tespit edilmiştir.”
(Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2021/11795, K. 2024/581, T. 18.01.2024 — ONANMASINA)
Tek cümlede dört ayrı tespit vardır ve dördü de dosyanın farklı bir kademesini belirler: yer orman sayılan yerdendir ve kesim dikiliden yapılmıştır (suçun oluşumu), motorlu testere kullanılmıştır (bir kat artırım), emval yakacak niteliktedir (yarı oranında indirim). Asliye ceza mahkemesinin mahkûmiyet hükmü onanmış, yerin orman olduğunu bilmediği yönündeki savunma o dosyada sonuca etkili görülmemiştir.
Görevli Mahkeme, Zamanaşımı ve Şikâyet
Görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir. Ceza mahkemeleri arasındaki görev dağılımı, 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunda, ayrıca görevli kılınan hâller dışında genel bir kuralla belirlenir:
“Kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller saklı kalmak üzere, sulh ceza hâkimliği ve ağır ceza mahkemelerinin görevleri dışında kalan dava ve işlere asliye ceza mahkemelerince bakılır.”
(5235 sayılı Kanun m.11)
Ağır ceza mahkemesinin görev alanı, kanunda ayrıca sayılan suçlar dışında on yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarla sınırlıdır (5235 sayılı Kanun m.12). Orman Kanunu m.91’in temel hâlinde üst sınır beş yıl olduğundan ağaç kesme dosyaları asliye ceza mahkemesinde görülür.
Dava zamanaşımı kural olarak sekiz yıldır. Türk Ceza Kanunu süreyi cezanın üst sınırına göre belirler:
“e) Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıl,”
(5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.66/1-e)
Burada dosyaların gerçekten düştüğü bir ayrıntı vardır. Motorlu araç kullanılması hâlinde ceza bir kat artırıldığından (Orman Kanunu m.91/4) üst had beş yılı aşar ve zamanaşımı bir üst kademeye geçer. Yargıtay 2025 tarihli bir kararında, yerel mahkemenin sekiz yıl varsayıp davayı düşürmesini bozmuştur:
“Sanığın yargılama konusu eylemi için, 6831 sayılı Orman Kanunu’nun (6831 sayılı Kanun) 91/1-4. maddeleri gereği belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre, 5237 sayılı Kanun’un 66/1-(d) maddesi gereği 15 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmakla”
(Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2025/2098, K. 2025/11465, T. 01.10.2025 — BOZULMASINA)
Yani temel hâlde sekiz yıl olan süre, m.91/1 ile m.91/4 birlikte uygulandığında on beş yıla çıkar. Kararda ayrıca, zamanaşımını kesen sebeplerin (somut olayda mahkûmiyet kararı) süreyi yeniden başlattığı da hesaba katılmıştır. Fidan fıkrası (m.91/2) de aynı “bir kat artırılır” ifadesini taşır; bu karar motorlu araç fıkrası bakımından verilmiştir.
Pratik sonuç: “sekiz yıl doldu, dava düştü” hesabı, tutanakta motorlu araç kullanıldığı yazılı dosyalarda yanlış sonuç verir. Süreyi hesaplamadan önce hangi fıkraların birlikte uygulandığına bakılmalıdır.
Şikâyet şartı öngörülmemiştir. Orman Kanunu bu suçu şikâyete bağlı kılmaz; tutanak orman muhafaza memurlarınca düzenlenir ve soruşturma bu tutanak üzerinden yürür. İdareyle yapılan bir anlaşma ya da geri alınan bir beyan, ceza dosyasını kendiliğinden kapatmaz.
Ceza Tek Başına Değil: Tazminat ve Ağaçlandırma Gideri
Ağaç kesme dosyalarında en sık gözden kaçan kalem, mahkûmiyetin yanında yürüyen parasal sorumluluktur. Orman Kanunu bunu iki ayrı başlıkta düzenler ve ikisi de ceza dosyasından ayrı yürür.
Birincisi tazminattır. Dikiliden ağaç kesilmesinde, ağaç müsadere edilmiş olsa bile tazminat istenebilir:
“Bu Kanunla yasaklanan fiilin dikiliden ağaç kesilmesine taalluku halinde ağaç müsadere edilmiş olsa dahi talep halinde hükmolunacak tazminat mahalli rayice göre hesaplanır.”
(6831 sayılı Orman Kanunu m.113/1)
Mahallî rayiç serbestçe takdir edilmez; kanun hesabın yöntemini de gösterir. Ölçüt, fiilin işlendiği yere en yakın orman satış istif yerinde bir önceki yıla ait bilanço döneminde aynı cins ve türdeki emval için açık artırmalı satışlarda oluşan satış ortalamasıdır (6831 sayılı Orman Kanunu m.113/2). Tazminat kalemine itiraz edilecekse dayanak belge budur: idarenin o yıla ait birim değer cetveli.
İkincisi ağaçlandırma masrafıdır ve tazminattan ayrı bir kalemdir:
“Her türlü orman suçları ile tahrip olunan veya yakılan sahalar için, bu Kanunda yazılı tazminattan başka ayrıca, ağaç cinsine göre cari yıl içindeki mahalli birim saha ağaçlandırma gideri esas tutularak ağaçlandırma masrafına da hükmolunur.”
(6831 sayılı Orman Kanunu m.114/1)
Her iki kalem de ceza mahkemesinde değil, ayrı bir davada hükmedilir:
“Bu Kanunun 112 ve 113 üncü maddeleri ile bu madde hükümleri uyarınca açılacak tazminata ve ağaçlandırma giderine ilişkin davalar hukuk mahkemesinde görülür. Bu davalarda orman idaresi harçtan muaftır.”
(6831 sayılı Orman Kanunu m.114/3)
Pratik sonucu üç maddede toplanabilir. Birincisi: ceza dosyası sonuçlansa bile hukuk mahkemesinde ayrı bir dava gelebilir; ceza dosyasındaki savunma bu davayı da etkileyeceği için ikisi birlikte kurgulanmalıdır. İkincisi: idare bu davalarda harçtan muaf olduğundan, dava açmanın önünde masraf engeli yoktur. Üçüncüsü: dikiliden ağaç kesilmesi dışındaki fiillerde tazminat, m.112’deki gerçek zarar hesabına göre istenir; hesabın kalemleri kanunda sayılıdır (emval bedeli için açık artırma ortalamasından kesim, taşıma ve istif giderinin düşülmesi; fidanda ise dikim ve bakım giderinin bir misli fazlası) ve itiraz bu kalemler üzerinden kurulur.
Komşunun Ağacını Kesmek Ayrı Bir Meseledir
Kesilen ağaç ormanda değil, başkasının özel mülkiyetindeki arazide ise Orman Kanunu değil genel hükümler devreye girer; fiil mala zarar verme kapsamında değerlendirilebilir. Ayrıca komşuluk hukuku, taşan dal ve köklere ilişkin kendine özgü bir düzen kurar; bu düzen sahibine doğrudan kesme yetkisi vermez. Ayrıntısı için komşuluk hukuku yazımıza bakabilirsiniz.
Sık Yapılan Hatalar
- “Ceza para cezasıdır” sanmak. Devlet ormanında dikili ağaç kesmenin yaptırımı hapis ve adlî para cezasıdır.
- “Kurumuş ağaç serbesttir” varsaymak. Kanun kuru, yatık ve devrik ağacı da kapsar.
- Tapuya güvenip keşif sonucunu beklememek. Belirleyici olan tapu değil, yerin orman sayılan yerlerden olup olmadığıdır.
- İşgal ve ağaç kesmenin tek suç sayılacağını düşünmek. Genel Kurul, iki suçtan ayrı ayrı cezalandırma gerektiğini belirtmiştir.
- Damgasız emval taşımak veya satın almak. Sorumluluk yalnız kesene değil, taşıyana, satana ve satın alana da yayılır.
- Motorlu araç ayrıntısını önemsememek. Motorlu araç ve gereç kullanımı cezayı bir kat artıran bir sebeptir.
Özet
Ağaç kesmede yaptırımı belirleyen ilk soru yerdir. Devlet ormanında dikili ağaç kesmek, 6831 sayılı Orman Kanunu m.14/(A)-(B) ile yasaklanmış ve m.91’de üç aydan beş yıla kadar hapis ve adlî para cezasına bağlanmıştır; fidan ve motorlu araç kullanımı cezayı katlar, yakacak nitelikte emval ise yarıya indirir. İşgal ve faydalanma suçuyla birlikte işlenmesi hâlinde Ceza Genel Kurulu’na göre iki suçtan ayrı ayrı ceza verilir.
Sorumluluk keseni aşar: kaçak emvali taşıyan, satan, satın alan veya bulunduran da m.108 kapsamındadır ve araçlar müsadereye tabidir. Kendi tapulu arazinizdeki ağaç ise ceza değil usul meselesidir; başvuru, damga ve nakliye evrakı. Her iki hâlde de dosyanın kaderini belirleyen teknik tespit aynıdır: kesim yeri orman sayılan yerlerden midir?
Sıkça Sorulan Sorular
Ağaç kesme cezası para cezası mıdır?
Devlet ormanında dikili ağaç kesme bakımından hayır. 6831 sayılı Orman Kanunu m.91, bu fiil için üç aydan beş yıla kadar hapis ve bin güne kadar adlî para cezası öngörür. Suçun konusu münhasıran yakacak nitelikte emval veren ağaçsa ceza yarı oranında indirilir.
Kendi tapulu arazimdeki ağacı izinsiz kesebilir miyim?
Orman sayılmayan tapulu taşınmazlardaki ağaçlardan faydalanma ayrı bir yönetmelikle usule bağlanmıştır. Özellikle pazar satışına yönelik kesimlerde başvuru, dikili ağaç damgası ve nakliye evrakı aranır. Usule uyulmadan yapılan kesim ve damgasız emval nakli risk doğurur.
Kurumuş ağaç kesmek de suç mu?
Kanun, dikili yaş veya kuru ağaçların kesilmesini ve yatık ya da devrik ağaçların kesilip götürülmesini birlikte yasaklar. Bu nedenle ağaç zaten kurumuştu savunması tek başına sonuç doğurmaz.
Motorlu testereyle kesim cezayı etkiler mi?
Evet. Kesme ve sökme fiillerinde motorlu araç ve gereç kullanılması hâlinde verilecek ceza bir kat artırılır. Bu artırım fidanlar bakımından uygulanmaz.
Fidan kesmenin cezası farklı mı?
Evet. Suçun konusunun fidan olması hâlinde birinci fıkraya göre verilecek ceza bir kat artırılır. Fidan ekim sahasını bozan kişi ise ayrıca cezalandırılır.
Hem işgal hem ağaç kesme suçlaması varsa tek ceza mı verilir?
Hayır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Orman Kanunu m.93'teki 91 inci madde hükümleri saklı kalmak üzere ibaresi karşısında gerçek içtima hükümlerinin uygulanacağını ve failin her iki suçtan ayrı ayrı cezalandırılması gerektiğini belirtmiştir.
Kaçak kesilmiş odunu satın alan ceza alır mı?
Orman Kanunu m.108, orman mallarının kanuna aykırı kesildiğini bildiği hâlde taşıyan, kabul eden, kullanan, satan, satın alan veya bulunduranları cezalandırır. Belirleyici unsur bildiği halde ibaresidir; bu nedenle nakliye ve damga belgelerinin saklanması önemlidir.
Kesimde kullanılan araca el konulur mu?
Kanun, suça konu her türlü orman emvali ile nakil vasıtaları ve suç aletlerinin Türk Ceza Kanunu hükümlerine göre müsadere edileceğini düzenler.
Arazim 2/B kapsamında, yine de ceza alır mıyım?
2/B uygulamasıyla orman sınırları dışına çıkarılmış olmak ile fiilen kesim yapılan noktanın bu kapsamda kalması aynı şey değildir. Belirleyici olan, kesim yerinin orman sayılan yerlerden olup olmadığının keşif ve bilirkişi incelemesiyle saptanmasıdır.
Ağaç kesme suçunda görevli mahkeme hangisidir?
Asliye ceza mahkemesidir. Ağır ceza mahkemesinin görevi on yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarla sınırlıdır; Orman Kanunu m.91'in üst sınırı beş yıl olduğundan dosya asliye cezada görülür (5235 sayılı Kanun m.11).
Ağaç kesme suçunda dava zamanaşımı kaç yıldır?
Suçun temel hâlinde sekiz yıldır; zamanaşımı cezanın üst sınırına göre belirlenir ve beş yılı aşmayan hapis cezalarında süre sekiz yıldır (TCK m.66/1-e). Ancak kesimde motorlu araç kullanılmışsa ceza bir kat artırıldığından üst had yükselir: Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2025 tarihli bir kararında, Orman Kanunu m.91/1 ile m.91/4 birlikte uygulandığında TCK m.66/1-d uyarınca on beş yıllık zamanaşımının geçerli olduğunu belirterek, sekiz yıl varsayıp davayı düşüren kararı bozmuştur.
Ceza aldıktan sonra ayrıca tazminat da öder miyim?
Evet, ikisi ayrı kalemlerdir. Dikiliden ağaç kesilmesinde ağaç müsadere edilmiş olsa bile talep hâlinde mahallî rayice göre tazminata hükmolunur (6831 sayılı Orman Kanunu m.113). Bu davalar ceza mahkemesinde değil hukuk mahkemesinde görülür ve orman idaresi bu davalarda harçtan muaftır (6831 sayılı Orman Kanunu m.114).
Ağaçlandırma masrafı tazminattan farklı mıdır?
Farklıdır ve tazminata ek olarak hükmolunur. Orman suçlarıyla tahrip olunan veya yakılan sahalar için, kanunda yazılı tazminattan başka ayrıca ağaç cinsine göre cari yıl içindeki mahallî birim saha ağaçlandırma gideri esas alınarak ağaçlandırma masrafına da hükmedilir (6831 sayılı Orman Kanunu m.114).
Orman olduğunu bilmiyordum savunması sonuç verir mi?
Tek başına güvenilecek bir savunma değildir. Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 2024 tarihli bir kararında, yerin orman olduğunu bilmediğini ve köy camisinin yakacak ihtiyacı için kestiğini savunan sanık hakkındaki mahkûmiyet, orman bilirkişisinin kesimin orman sayılan yerden dikiliden yapıldığı yönündeki tespiti karşısında onanmıştır. Belirleyici olan yerin niteliğine ilişkin teknik tespittir.
Komşum arazimdeki ağacı kesti, ne yapabilirim?
Kesim özel mülkiyetteki arazide yapılmışsa Orman Kanunu değil genel hükümler uygulanır; fiil mala zarar verme kapsamında değerlendirilebilir ve ayrıca zararın tazmini istenebilir. Taşan dal ve köklere ilişkin komşuluk hukuku düzeni ise sahibine doğrudan kesme yetkisi vermez.