Aile Hukuku

Akıl Hastalığı Nedeniyle Boşanma: Şartları ve Sağlık Raporu

Akıl hastalığı nedeniyle boşanma davası hangi şartlarda açılır, resmî sağlık kurulu raporu neyi içermelidir? TMK m.165 ve Yargıtay kararlarıyla açıklıyoruz.

8 dk okumaYayımlanma:Yazan Av. Halit Süha Bahçeci
Cam üzerinde yağmur damlaları
İçindekiler 17

Kısa Cevap

Akıl hastalığı nedeniyle boşanma davası, eşlerden birinin akıl hastası olması ve bu yüzden ortak hayatın diğer eş için çekilmez hâle gelmesi durumunda açılabilen özel bir boşanma sebebidir (TMK m.165). Kanun tek başına hastalığı yeterli görmez: hastalığın geçmesine olanak bulunmadığının resmî sağlık kurulu raporuyla tespiti zorunludur. Uygulamada davaların büyük kısmı bu raporun eksikliği yüzünden bozulmaktadır.

Bu Durumda mısınız?

  • Eşinizde uzun süredir devam eden bir akıl hastalığı var ve birlikte yaşamayı sürdüremiyorsunuz.
  • Elinizde bir hastane raporu var ama bunun boşanma davası için yeterli olup olmadığını bilmiyorsunuz.
  • Açtığınız dava rapor yetersizliği gerekçesiyle reddedildi ya da bozuldu.
  • Eşiniz vesayet altına alındı; davayı kime karşı açacağınızı ve vasinin rolünü merak ediyorsunuz.
  • Evlilik birliğinin sarsılması sebebiyle dava açtınız, şimdi sebebi akıl hastalığına çevirmeyi düşünüyorsunuz.

Rapor içeriği ve çekilmezlik değerlendirmesi dosyaya özgü olduğundan, durumunuzu bir avukatla görüşmeniz yararlı olur.

Akıl Hastalığı Nedeniyle Boşanma Nedir?

Türk Medeni Kanunu boşanma sebeplerini genel ve özel olmak üzere ikiye ayırır. Genel sebep evlilik birliğinin temelinden sarsılmasıdır (TMK m.166). Özel sebepler ise zina, hayata kast-pek kötü veya onur kırıcı davranış, suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme, terk ve akıl hastalığıdır (TMK m.161-165). Akıl hastalığı bu sıralamanın sonuncusu ve bir yönüyle diğerlerinden ayrılan sebeptir: burada kusurlu bir davranış değil, bir sağlık durumu ve onun evlilik üzerindeki etkisi değerlendirilir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, sebebin üç unsurunu tek cümlede toplar:

Akıl hastalığı sebebiyle boşanmaya karar verilebilmesi için ortak hayatın diğer eş için çekilmez hale gelmesi ve hastalığın geçmesine olanak bulunmadığının resmi sağlık kurulu raporuyla tespit edilmesi gerekir (TMK m. 165).

(Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/24215, K. 2018/10308, T. 01.10.2018 — BOZULMASINA)

Bu üç unsur birlikte aranır. Hastalığın varlığı tek başına yetmediği gibi, ortak hayatın fiilen zorlaşmış olması da tek başına yetmez.

Dayandığı Kanun Maddesi

Sebebin tamamı tek bir maddede düzenlenmiştir:

Eşlerden biri akıl hastası olup da bu yüzden ortak hayat diğer eş için çekilmez hâle gelirse, hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilmek koşuluyla bu eş boşanma davası açabilir.

(Türk Medeni Kanunu m.165 — V. Akıl hastalığı)

Madde metni okunduğunda üç ayrı koşul görülür: (1) eşlerden biri akıl hastası olacak, (2) bu yüzden ortak hayat diğer eş için çekilmez hâle gelecek, (3) hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilecek. Maddede ayrıca bir hak düşürücü süre öngörülmemiştir; zina (TMK m.161) ile hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış (TMK m.162) sebeplerinde bulunan “öğrenmeden başlayarak altı ay ve her hâlde beş yıl” sınırlaması burada yer almaz.

Davayı Kim, Kime Karşı Açar?

Bu, uygulamada en sık atlanan noktadır. Madde “bu eş boşanma davası açabilir” derken, ortak hayatı çekilmez hâle gelen eşi, yani akıl hastası olmayan eşi kasteder. Yargıtay bunu açıkça belirtmiştir:

Madde metninden de açıkça anlaşıldığı üzere, akıl hastalığı hukuki sebebine dayalı boşanma davası, akıl hastası olmayan eş tarafından akıl hastası olan eşe karşı açılabilir. Davacı kadının vasisinin davacı kadının akıl hastalığına dayanarak boşanma talebinde bulunması hukuken mümkün değildir.

(Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/11732, K. 2018/2366, T. 22.02.2018 — BOZULMASINA)

Bu kararda yerel mahkeme, akıl hastası eşin vasisinin kendi vesayeti altındaki eşin hastalığına dayanarak açtığı davayı kabul etmiş; Yargıtay ise davanın reddi gerektiğini belirterek hükmü bozmuştur. Yani vasi, vesayet altındaki eşi adına başka boşanma sebeplerine dayanabilse de, TMK m.165’i kendi vesayet altındaki kişinin hastalığı için işletemez.

Buna karşılık dava akıl hastası eşe karşı açıldığında, davalı vesayet altındaysa yargılamanın vasi huzurunda yürütülmesi gerekir; incelenen kararların birçoğunda hükmü temyiz eden taraf davalı vasisi olmuştur.

Resmî Sağlık Kurulu Raporu: Davanın Kilit Noktası

İncelenen kararların neredeyse tamamında bozma sebebi aynıdır: rapor eksik veya yetersizdir. Yargıtay, raporun maddedeki soruların tümünü ayrı ayrı yanıtlamasını arar:

O halde davalı erkek hakkında tam teşekküllü devlet hastanesi veya üniversite hastanesinden Türk Medeni Kanununun 165. maddesi gereğince, davalı erkeğin akıl hastası olup olmadığı, mevcut bir hastalık varsa bu hastalığın diğer eş yönünden çekilmezlik unsuru taşıyıp taşımadığı ve hastalığın geçmesine olanak bulunup bulunmadığı konusunda sağlık kurulundan rapor alınarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup; bozmayı gerektirmiştir.

(Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2018/3075, K. 2018/7120, T. 31.05.2018 — BOZULMASINA)

Karardan çıkan üç soruluk ölçüt şudur:

#Raporun yanıtlaması gereken soruDayanak
1akıl hastası mıdır?TMK m.165
2Hastalığın geçmesine olanak var mıdır?TMK m.165
3Hastalık diğer eş yönünden çekilmezlik unsuru taşımakta mıdır?TMK m.165

Raporda bu üç sorudan biri yanıtsız kaldığında hüküm kurulamaz.

Teşhis var, “iyileşme olanağı” yoksa yetmez

En sık rastlanan eksiklik, raporun hastalığı adlandırıp iyileşme olanağı konusunda susmasıdır:

Davalı kadına ait dosya arasında bulunan sağlık kurulu raporlarında kadın da bulunan “bipolar afektif bozukluk” hastalığının iyileşmesine olanak bulunup bulunmadığı konusunda bir açıklama bulunmamaktadır.

(Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/16503, K. 2018/5217, T. 18.04.2018 — BOZULMASINA)

Aynı dosyada Adli Tıp Bilirkişi Kurulu raporunun da bu açıklamayı içermediği gerekçesiyle bozma verilen bir örnek vardır: rapor Adli Tıp kaynaklı olsa bile, “geçmesine olanak bulunmadığı” kaydını taşımıyorsa yeterli sayılmaz.

Başka dosyadaki rapor kullanılamaz

Vesayet dosyasında zaten bir sağlık kurulu raporu bulunması, boşanma davası için ayrı rapor alınmasını gereksiz kılmaz:

Bu durumda mevcut rapor Türk Medeni Kanununun 165. maddesi kapsamı karşısında yetersiz olup hüküm kurmaya elverişli değildir.

(Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/22141, K. 2018/8964, T. 11.09.2018 — BOZULMASINA)

Bu kararda yerel mahkeme, sulh hukuk mahkemesinin vesayet dosyasındaki ruh sağlığı hastanesi raporunu yeterli görmüş; Yargıtay ise raporun m.165 kapsamında yetersiz olduğunu belirtmiştir. Vesayet için alınan rapor ayırt etme gücünü ölçer; m.165 ise ayrıca çekilmezliği ve iyileşme olanağını sorar. İki raporun sorusu aynı değildir.

”Kısmen çekilmez” ifadesi tereddüt doğurur

Raporun kararsız veya kısmi ifadeler taşıması da yetersizlik sebebidir. Bir dosyada heyet raporu, hastalığın diğer eş yönünden kısmen çekilmez hâle geldiğini belirtmiş; Daire bunu dosyadaki diğer delillerle birlikte değerlendirerek yeterli görmemiştir:

Ancak, özellikle dosya kapsamında mevcut sosyal inceleme raporu ve tanık beyanları da birlikte değerlendirildiğinde, alınan raporlar hüküm vermeye yeter düzeyde değildir.

(Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2021/8936, K. 2022/645, T. 26.01.2022 — BOZULMASINA)

Bu kararda Daire, dosyanın bu kez Adli Tıp Kurumuna sevkedilerek yeni rapor alınmasını istemiştir. Karar ayrıca şunu gösterir: rapor tek başına değerlendirilmez; sosyal inceleme raporu ve tanık beyanları da tabloya dâhil edilir.

Çekilmezlik Unsuru Neden Ayrı Değerlendirilir?

Kanun, çekilmezliğin hastalıktan kaynaklanmasını arar; maddedeki bu yüzden ifadesi bu nedensellik bağını kurar (TMK m.165, yukarıda birebir aktarılmıştır). Bu yüzden Yargıtay, raporda çekilmezlik unsurunun ayrıca sorulmasını istemektedir; hastalığın tıbbi ağırlığı ile evlilik ilişkisi üzerindeki etkisi kanun bakımından iki ayrı sorudur.

Bu yönüyle akıl hastalığı, suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme sebebine (TMK m.163) benzer; orada da kanun “onunla birlikte yaşaması diğer eşten beklenemezse” koşulunu ayrıca arar. Buna karşılık zina (TMK m.161) ile hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış (TMK m.162) sebeplerinde kanun böyle bir ek koşul öngörmez.

Özel Boşanma Sebepleri Karşılaştırması

SebepMaddeEk koşulHak düşürücü süre
Zinam.161yokÖğrenmeden 6 ay, her hâlde 5 yıl
Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranışm.162yokÖğrenmeden 6 ay, her hâlde 5 yıl
Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürmem.163Birlikte yaşamanın beklenememesiYok — “her zaman” dava açılabilir
Terkm.164En az 6 aylık ayrılık + usulüne uygun ihtarMaddede süre yerine usul takvimi var
Akıl hastalığım.165Çekilmezlik + resmî sağlık kurulu raporuYok

Sebep seçimi ispat yükünü doğrudan belirlediği için baştan doğru yapılmalıdır. Sebepler arasındaki genel karşılaştırma için bkz. Boşanma Davası Nasıl Açılır?; komşu özel sebepler için Terk Nedeniyle Boşanma, Zina Nedeniyle Boşanma ve Onur Kırıcı Davranış Nedeniyle Boşanma.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Görevli mahkeme aile mahkemesidir. Yetki bakımından kanun iki seçenek tanır:

Boşanma veya ayrılık davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir.

(Türk Medeni Kanunu m.168 — II. Yetki)

Davalı vesayet altındaysa dava dilekçesinin vasiye yöneltilmesi ve tebligatın buna göre yapılması gerekir.

Dava Reddedilirse: Bir Yıllık Yol

Akıl hastalığı sebebiyle açılan dava rapor yetersizliği veya çekilmezliğin ispat edilememesi sebebiyle reddedilebilir. Bu durumda genel sebebe dayanan ikinci bir yol açıktır:

Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak bir yıl geçmesi hâlinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir.

(Türk Medeni Kanunu m.166, dördüncü fıkra)

Bu fıkra 14/11/2024 tarihli ve 7532 sayılı Kanun’un 13. maddesiyle yeniden düzenlenmiştir; hâlihazırdaki süre bir yıldır. Fıkranın uygulanması ve fiilî ayrılık süreci için bkz. Fiili Ayrılık Nedeniyle Boşanma.

Tazminat ve Nafaka: Dürüst Sınır

Boşanmanın malî sonuçlarında kanun kusur ölçütünü kullanır. Maddî ve manevî tazminat, “kusursuz veya daha az kusurlu taraf”ın “kusurlu taraftan” isteyebileceği bir haktır (TMK m.174). Yoksulluk nafakasında ise kanun farklı bir denge kurar: nafaka isteyenin kusuru daha ağır olmamalıdır, ancak “nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz” (TMK m.175).

Akıl hastalığı hâlinde kusurun nasıl değerlendirileceği bu makale kapsamında korpusta doğrulanmış bir Yargıtay ölçütüne bağlanamamıştır. Bu yüzden burada yalnız kanun metni aktarılmakta, bir içtihat ölçütü ileri sürülmemektedir; talep yapısı dosyaya özgü olduğundan avukatla değerlendirilmelidir. Boşanmada tazminat kalemlerinin genel çerçevesi için bkz. Boşanmada Maddi ve Manevi Tazminat.

Adım Adım Ne Yapmalısınız?

  1. Mevcut belgeleri toplayın. Hastane kayıtları, önceki sağlık kurulu raporları, varsa vesayet dosyası bilgileri.
  2. Raporun yeterli olup olmadığını değerlendirin. Elinizdeki rapor üç sorunun (hastalık, iyileşme olanağı, çekilmezlik) hepsini yanıtlıyor mu?
  3. Doğru davacıyı belirleyin. Davayı akıl hastası olmayan eş açar; vasi kendi vesayetindeki kişinin hastalığına dayanamaz.
  4. Yetkili mahkemeyi seçin. Eşlerden birinin yerleşim yeri veya son altı aydır birlikte oturulan yer aile mahkemesi (TMK m.168).
  5. Dava dilekçesinde rapor talebini açıkça yazın. Tam teşekküllü devlet hastanesi veya üniversite hastanesinden, maddedeki üç soruyu içeren sağlık kurulu raporu istenmesini talep edin.
  6. Davalı vesayet altındaysa vasiyi gösterin. Tebligat ve temsil buna göre yürür.
  7. Diğer delilleri ihmal etmeyin. Sosyal inceleme raporu ve tanık beyanları rapor değerlendirmesine dâhil edilmektedir.

Sık Yapılan Hatalar

  • Elde var olan raporla yetinmek. Vesayet dosyasındaki rapor m.165 için yetersiz sayılmaktadır; iki raporun sorduğu sorular aynı değildir.
  • Teşhisi yeterli sanmak. “Bipolar afektif bozukluk” gibi bir teşhis, iyileşme olanağı açıklanmadıkça hüküm kurmaya elverişli değildir.
  • Çekilmezliği rapora sordurmamak. Rapor yalnız tıbbi tabloyu anlatıp evlilik üzerindeki etkiye değinmezse eksik kalır.
  • Yanlış davacı. Akıl hastası eşin vasisinin bu sebebe dayanarak boşanma istemesi mümkün değildir.
  • Adli Tıp raporunu tartışmasız kabul etmek. Adli Tıp kaynaklı rapor da maddenin unsurlarını karşılamıyorsa yetersiz sayılır.
  • “Kısmen çekilmez” ifadesiyle yetinmek. Kararsız ifadeler taşıyan rapor, diğer delillerle birlikte değerlendirildiğinde yetersiz sayılabilmektedir.

Özet

  • Akıl hastalığı nedeniyle boşanma üç şartın birlikte gerçekleşmesine bağlıdır: akıl hastalığı, çekilmezlik ve hastalığın geçmesine olanak bulunmadığının resmî sağlık kurulu raporuyla tespiti (TMK m.165).
  • Davayı akıl hastası olmayan eş, akıl hastası eşe karşı açar; akıl hastası eşin vasisi bu sebebe dayanamaz.
  • Rapor, tam teşekküllü devlet hastanesi veya üniversite hastanesinden alınmalı ve üç soruyu ayrı ayrı yanıtlamalıdır.
  • Vesayet dosyasındaki rapor yetmez; teşhis var ama iyileşme olanağı açıklanmamışsa hüküm kurulamaz.
  • Maddede hak düşürücü süre yoktur; zina ve onur kırıcı davranış sebeplerindeki altı ay / beş yıl sınırları burada uygulanmaz.
  • Dava reddedilir ve kesinleşmeden itibaren bir yıl ortak hayat kurulamazsa, genel sebebe dayanan yol açılır (TMK m.166/4).

Sıkça Sorulan Sorular

Akıl hastalığı nedeniyle boşanma davası nedir?

Eşlerden biri akıl hastası olup da bu yüzden ortak hayat diğer eş için çekilmez hâle gelirse, hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilmek koşuluyla açılabilen özel bir boşanma davasıdır (TMK m.165). Kanunda sayılan beş özel boşanma sebebinin sonuncusudur.

Akıl hastalığı nedeniyle boşanmanın şartları nelerdir?

Üç şart birlikte aranır. Eşlerden biri akıl hastası olacak, bu hastalık yüzünden ortak hayat diğer eş için çekilmez hâle gelecek ve hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilecektir (TMK m.165). Şartlardan biri eksikse dava reddedilir.

Davayı akıl hastası eş açabilir mi?

Hayır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, madde metninden açıkça anlaşıldığı üzere bu davanın akıl hastası olmayan eş tarafından akıl hastası olan eşe karşı açılabileceğine karar vermiştir. Akıl hastası eşin vasisinin, kendi vesayeti altındaki eşin akıl hastalığına dayanarak boşanma istemesi hukuken mümkün değildir.

Hangi hastaneden rapor alınmalıdır?

Yargıtay, tam teşekküllü devlet hastanesi veya üniversite hastanesinden rapor alınmasını arar; bir kararda dosya Adli Tıp Kurumuna sevk edilmiştir. Önemli olan raporun resmî sağlık kurulu raporu niteliğinde olması ve maddenin aradığı soruların tümünü ayrı ayrı yanıtlamasıdır.

Sağlık kurulu raporunda neler yazmalıdır?

Rapor üç soruyu birlikte yanıtlamalıdır: eş akıl hastası mıdır, hastalığın geçmesine olanak var mıdır, hastalık diğer eş yönünden çekilmezlik unsuru taşımakta mıdır? Yargıtay, bu unsurlardan birini açıklamayan raporu hüküm kurmaya elverişsiz sayarak kararı bozmaktadır.

Vesayet dosyasındaki rapor boşanma davasında yeterli olur mu?

Yargıtay bir olayda, sulh hukuk mahkemesinin vesayet dosyasında bulunan ruh sağlığı hastanesi raporunun yeterli görülerek karar verilmesini bozma sebebi saymıştır. Mevcut raporun TMK m.165 kapsamı karşısında yetersiz olduğu ve hüküm kurmaya elverişli bulunmadığı belirtilmiştir.

Raporda hastalığın kısmen çekilmez olduğu yazarsa ne olur?

Yargıtay, hastalığın diğer eş yönünden kısmen çekilmez hâle geldiğini belirten heyet raporunu, dosyadaki sosyal inceleme raporu ve tanık beyanlarıyla birlikte değerlendirdiğinde hüküm vermeye yeter düzeyde bulmamış ve dosyanın Adli Tıp Kurumuna sevkini istemiştir.

Akıl hastalığı nedeniyle boşanmada hak düşürücü süre var mı?

TMK m.165 zina ve onur kırıcı davranış sebeplerinden farklı olarak bir hak düşürücü süre öngörmemiştir. Zinada ve hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranışta öğrenmeden itibaren altı ay ve her hâlde beş yıllık süreler işlerken (TMK m.161, m.162), akıl hastalığı sebebinde böyle bir süre yoktur.

Her akıl hastalığı boşanma sebebi midir?

Hayır. Kanun yalnız hastalığın varlığını değil, geçmesine olanak bulunmadığının resmî sağlık kurulu raporuyla tespitini ve ortak hayatın diğer eş için çekilmez hâle gelmesini arar. Tedavisi mümkün bir hastalık veya çekilmezlik doğurmayan bir tablo bu sebebe dayanak olmaz.

Dava sırasında sebep değiştirilebilir mi?

Uygulamada evlilik birliğinin sarsılması sebebiyle açılan davanın ıslah yoluyla akıl hastalığı sebebine çevrildiği görülmektedir; Yargıtay incelemesine konu bir dosyada davacı davasını duruşmada ve dilekçeyle ıslah ederek TMK m.165 uyarınca boşanma istemiştir. Islahın usul kuralları ayrıca değerlendirilmelidir.

Akıl hastalığı nedeniyle boşanma davası nerede açılır?

Yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir (TMK m.168). Görevli mahkeme aile mahkemesidir. Davalı vesayet altındaysa davanın vasise yöneltilmesi gerekir.

Dava reddedilirse ne yapılabilir?

Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak bir yıl geçmesi hâlinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir (TMK m.166/4).

Akıl hastası eşten tazminat istenebilir mi?

Maddî ve manevî tazminat, kanunun aradığı kusur şartına bağlıdır; tazminat kusurlu taraftan istenir (TMK m.174). Yoksulluk nafakasında ise kanun açıkça nafaka yükümlüsünün kusurunun aranmayacağını söyler (TMK m.175). Kusurun akıl hastalığı hâlinde nasıl değerlendirileceği dosyaya özgüdür.

Yazar

Av. Halit Süha Bahçeci

Kurucu Avukat

TBB Sicil No: 196866

LinkedIn

Boşanma, nafaka, velayet ve mal rejiminin tasfiyesi davalarını yürütür.

Yayın Politikası

İlgili çalışma alanı: Aile Hukuku

← Tüm makaleler
AraWhatsApp