
İçindekiler 14
- Kısa Cevap
- Bu Durumda mısınız?
- Boşanma Davası Nasıl Açılır?
- Dava Dilekçesinde Neler Bulunmalı?
- Boşanma Sebepleri Nelerdir?
- Genel Sebep: Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması (TMK m.166)
- Özel Sebepler (TMK m.161-165)
- Hangi Sebebe Dayanmalı?
- Çekişmeli mi Anlaşmalı mı?
- Boşanma Süreci ve Aşamaları
- Kusur Neden Önemli?
- Kusur ve Tazminat
- Sık Yapılan Hatalar
- Özet
Kısa Cevap
Boşanma davası, eşlerden birinin yerleşim yeri ya da son altı aydır birlikte oturdukları yer aile mahkemesinde açılır (TMK m.168). Dava, boşanma sebeplerini ve delilleri içeren bir dava dilekçesiyle başlar. Sebep, genel sebep olan evlilik birliğinin temelinden sarsılması (TMK m.166) veya zina, terk gibi özel sebeplerden biri olabilir (TMK m.161-165). Eşler her konuda anlaşırsa anlaşmalı, anlaşamazsa çekişmeli boşanma yürütülür.
Bu Durumda mısınız?
- Evliliğinizi bitirmek istiyorsunuz ama nereden ve nasıl başlayacağınızı bilmiyorsunuz.
- Eşinizle boşanmada anlaştınız; anlaşmalı boşanma mı yoksa çekişmeli mi olacağını merak ediyorsunuz.
- Eşinizin zina, şiddet veya terk gibi bir davranışına dayanarak boşanmak istiyorsunuz.
- Açtığınız veya size açılan boşanma davasında kusurun ne kadar önemli olduğunu öğrenmek istiyorsunuz.
- Dava sürerken çocukların ve nafakanın durumunu soruyorsunuz.
Dosyanızın özelliklerini bir avukatla değerlendirmeniz yararlı olur.
Boşanma Davası Nasıl Açılır?
Boşanma davası, görevli ve yetkili mahkemeye verilen bir dava dilekçesiyle açılır. Görevli mahkeme aile mahkemesidir; yetkili mahkeme ise eşlerden birinin yerleşim yeri veya son altı aydır birlikte oturdukları yerdir (TMK m.168). Dava dilekçesinde boşanma sebebini oluşturan vakıalar açıkça gösterilmeli ve dayanılan deliller belirtilmelidir.
Görevli mahkeme — aile mahkemesi. Boşanma davalarına aile mahkemeleri bakar. Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun, aile mahkemelerinin Türk Medeni Kanunu’nun aile hukukundan doğan dava ve işleri gördüğünü düzenler (Aile Mahkemeleri Kanunu m.4). Aile mahkemesi kurulmamış yerlerde bu davalara asliye hukuk mahkemesi, aile mahkemesi sıfatıyla bakar.
Yetkili mahkeme — nerede açılır. Boşanmada yetki kuralı, davacıya kolaylık sağlayacak biçimde düzenlenmiştir:
Türk Medeni Kanunu m.168 — Yetki
Boşanma veya ayrılık davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir.
Buna göre davacı eş, kendi yerleşim yerindeki aile mahkemesinde de dava açabilir. Bu, özellikle ortak konuttan ayrılmış eş için önemli bir kolaylıktır.
Boşanma mı, ayrılık mı? Boşanma davası açmaya hakkı olan eş, davasını boşanma ya da ayrılık olarak yönlendirebilir:
Türk Medeni Kanunu m.167 — Konusu
Boşanma davası açmaya hakkı olan eş, dilerse boşanma, dilerse ayrılık isteyebilir.
Dava Dilekçesinde Neler Bulunmalı?
Boşanma davası, usulüne uygun bir dava dilekçesiyle açılır. Dilekçenin içeriği Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda düzenlenmiştir (HMK m.119). Dilekçede; mahkemenin adı, tarafların ad-soyad ve adresleri, davacının T.C. kimlik numarası, varsa vekilin bilgileri, davanın konusu, iddianın dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetleri, her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceği, dayanılan hukuki sebepler, açık talep sonucu ve imza bulunmalıdır.
Bu unsurların bir kısmı eksikse dava hemen reddedilmez; kanun tamamlama imkânı tanır:
Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.119/2 — Eksikliğin tamamlanması
Birinci fıkranın (a), (d), (e), (f) ve (g) bentleri dışında kalan hususların eksik olması hâlinde, hâkim davacıya eksikliği tamamlaması için bir haftalık kesin süre verir. Bu süre içinde eksikliğin tamamlanmaması hâlinde dava açılmamış sayılır.
Vakıalar (e bendi) ve deliller (f bendi) bu tamamlama kapsamı dışındadır. Yani boşanma sebebini oluşturan olayları dava dilekçesinde göstermeyen ve delillerini bildirmeyen taraf, sonradan bu eksikliği serbestçe gideremeyebilir. Bu nedenle dilekçe, dava açılmadan önce özenle hazırlanmalıdır. Boşanma dilekçesinin içeriği, vakıa ve delillerin gösterimi ile sık yapılan hatalar için bkz. Boşanma Dilekçesi Nasıl Hazırlanır?.
Boşanma Sebepleri Nelerdir?
Türk Medeni Kanunu’nda boşanma sebepleri iki gruba ayrılır: herkesin başvurabileceği genel sebep (evlilik birliğinin temelinden sarsılması) ve belirli olgulara dayanan özel sebepler (zina, hayata kast-pek kötü veya onur kırıcı davranış, suç işleme ve haysiyetsiz hayat, terk, akıl hastalığı).
Genel Sebep: Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması (TMK m.166)
En sık başvurulan boşanma sebebi, evlilik birliğinin ortak hayatı sürdürmenin beklenemeyeceği derecede sarsılmasıdır:
Türk Medeni Kanunu m.166/1 — Genel sebep
Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir.
Bu sebep belirli bir olguya bağlı değildir; sadakatsizlik, şiddetli geçimsizlik, güven sarsıcı davranışlar gibi birçok olay bu kapsamda değerlendirilir. Ancak davacının kusuru daha ağırsa, davalının davaya itiraz hakkı vardır; bu itiraz hakkın kötüye kullanılması niteliğinde değilse boşanmaya karar verilmeyebilir (TMK m.166/2). Ayrıca reddedilen bir boşanma davasından sonra bir yıl içinde ortak hayat kurulamazsa, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır (TMK m.166/4 — bu fıkra 7532 sayılı Kanun’la 14.11.2024 tarihinde yeniden düzenlenmiştir; hâlihazırda süre bir yıldır). Bu özel yol için bkz. Fiili Ayrılık Nedeniyle Boşanma.
Özel Sebepler (TMK m.161-165)
Özel sebepler, kanunda tek tek sayılan ve belirli olgulara dayanan boşanma sebepleridir.
Zina (TMK m.161). Eşlerden birinin sadakat yükümlülüğüne aykırı cinsel ilişkisi zinadır:
Eşlerden biri zina ederse, diğer eş boşanma davası açabilir.
Bu davada hak düşürücü süre vardır: davaya hakkı olan eş, boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkını kaybeder. Affeden tarafın ise dava hakkı yoktur (TMK m.161). Sürenin süregelen (temadi eden) ilişkilerde ne zaman başladığı ve affın etkisi için zina nedeniyle boşanma davası yazımıza bakabilirsiniz.
Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış (TMK m.162).
Eşlerden her biri diğeri tarafından hayatına kastedilmesi veya kendisine pek kötü davranılması ya da ağır derecede onur kırıcı bir davranışta bulunulması sebebiyle boşanma davası açabilir.
Öldürmeye teşebbüs, ağır fiziksel şiddet veya ağır hakaret bu kapsamdadır. Bu sebepte de öğrenmeden itibaren altı ay ve her hâlde beş yıllık süre uygulanır; affeden eşin dava hakkı yoktur (TMK m.162). Bu üç olgunun ayrımı ve dilekçede yalnız özel sebebe dayanmanın doğurduğu risk için onur kırıcı davranış nedeniyle boşanma davası yazımıza bakabilirsiniz.
Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme (TMK m.163).
Eşlerden biri küçük düşürücü bir suç işler veya haysiyetsiz bir hayat sürer ve bu sebeplerden ötürü onunla birlikte yaşaması diğer eşten beklenemezse, bu eş her zaman boşanma davası açabilir.
Bu sebepte süre sınırı yoktur; birlikte yaşamanın beklenemez hâle geldiği sürece dava her zaman açılabilir. Yargıtay’ın aradığı süreklilik ölçütü, hangi davranışların bu kapsamda görülmediği ve suç işleme kolunda kesinleşmiş mahkûmiyet şartı için haysiyetsiz hayat sürme nedeniyle boşanma davası yazımıza bakabilirsiniz.
Terk (TMK m.164). Bir eşin, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek için diğerini terk etmesi de bir boşanma sebebidir:
Eşlerden biri, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla diğerini terk ettiği veya haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönmediği takdirde ayrılık, en az altı ay sürmüş ve bu durum devam etmekte ve istem üzerine hâkim veya noter tarafından yapılan ihtar sonuçsuz kalmış ise; terk edilen eş, boşanma davası açabilir.
Terk sebebiyle boşanmada ihtar önemlidir; ihtarın samimi olması aranır (aşağıda “Sık Yapılan Hatalar” bölümüne bakınız). Bu sebebin kendine özgü bir usul takvimi vardır. Dördüncü ay dolmadan ihtar istenemez, ihtardan sonra iki ay geçmeden dava açılamaz; ayrıntı, ihtarın usulü ve ispat yükü için terk nedeniyle boşanma davası yazımıza bakabilirsiniz.
Akıl hastalığı (TMK m.165).
Eşlerden biri akıl hastası olup da bu yüzden ortak hayat diğer eş için çekilmez hâle gelirse, hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilmek koşuluyla bu eş boşanma davası açabilir.
Bu sebepte hastalığın geçmeyeceğinin resmî sağlık kurulu raporuyla belgelenmesi zorunludur. Raporun hangi soruları yanıtlaması gerektiği, davanın kime karşı açılacağı ve vasinin rolü için akıl hastalığı nedeniyle boşanma davası yazımıza bakabilirsiniz.
Hangi Sebebe Dayanmalı?
Özel sebepler kendi içinde farklılaşır ve bu, ispat yükünü etkiler. Zina (TMK m.161) ile hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış (TMK m.162) bakımından kanun, ayrıca ortak hayatın çekilmez hâle geldiğinin ispatını aramaz; bu olguların kanıtlanması boşanma için yeterlidir. Buna karşılık suç işleme ve haysiyetsiz hayat (TMK m.163) ile akıl hastalığı (TMK m.165) sebeplerinde kanun, açıkça birlikte yaşamanın “beklenememesi” veya ortak hayatın “çekilmez hâle gelmesi” koşulunu arar. Terk (TMK m.164) ise kendine özgü usul koşullarına (altı aylık ayrılık, süresinde ve usulüne uygun ihtar) bağlıdır. Hangi sebebe dayanılacağı, hem gerekli delilleri hem de davanın seyrini belirlediği için bu tercih baştan doğru yapılmalıdır.
Çekişmeli mi Anlaşmalı mı?
Boşanma davası, tarafların anlaşıp anlaşmamasına göre iki biçimde yürür. Anlaşmalı boşanmada eşler; boşanmanın malî sonuçları (tazminat, nafaka, mal paylaşımı) ile çocukların velayeti ve kişisel ilişki konusunda anlaşır. Çekişmeli boşanmada ise taraflar bu konularda uzlaşamaz ve hâkim delilleri, sebepleri ve kusuru inceleyerek karar verir. Çekişmeli sürecin aşamaları, kusur ispatı ve ne kadar sürdüğü için bkz. Çekişmeli Boşanma.
Anlaşmalı boşanma için kanun bir koşul öngörür: evliliğin en az bir yıl sürmüş olması ve eşlerin birlikte başvurması veya birinin diğerinin davasını kabul etmesi gerekir. Bu hâlde hâkim, tarafları bizzat dinleyip iradelerinin serbestçe açıklandığına ve düzenlemenin uygun olduğuna kanaat getirmelidir (TMK m.166/3). Ayrıntı için bkz. Anlaşmalı Boşanma Nedir? Şartları ve Protokol. Tarafların hazırlayacağı anlaşmalı boşanma protokolü ise ayrı bir belgedir ve hâkim onaylamadıkça geçerli olmaz (TMK m.184, b.5).
Çocuğa ilişkin değerlendirmeler ve velayetin sonradan değiştirilmesi velayet davası rehberinin konusudur.
Boşanma Süreci ve Aşamaları
Boşanma süreci, dava dilekçesinin mahkemeye verilmesiyle başlar ve yazılı yargılama usulüne göre yürür. Süreç genel olarak dilekçeler aşaması, ön inceleme, tahkikat, sözlü yargılama ve hüküm aşamalarından oluşur. Aile mahkemeleri, esasa girmeden önce eşlerin ve çocukların sorunlarını tespit ederek sulh yoluyla çözümü teşvik eder ve gerektiğinde uzmanlardan yararlanır (Aile Mahkemeleri Kanunu m.7).
Aşamalar kısaca şöyledir:
- Dilekçeler aşaması. Dava, davacının dava dilekçesiyle açılır; davalı cevap dilekçesi verir. Ardından tarafların cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesi sunma hakkı vardır. Bu aşamada dayanılan vakıalar ve deliller ortaya konur.
- Ön inceleme. Hâkim; tarafların üzerinde anlaştığı ve anlaşamadığı (çekişmeli) konuları belirler, dava şartlarını ve ilk itirazları inceler, tarafları sulhe teşvik eder.
- Tahkikat. Çekişmeli vakıalar için deliller toplanır; tanıklar dinlenir, belgeler değerlendirilir, gerektiğinde bilirkişi incelemesi ile velayet yönünden uzman/sosyal inceleme yapılır.
- Sözlü yargılama ve hüküm. Tahkikat tamamlanınca taraflar son beyanlarını sunar ve mahkeme kararını verir.
Dava açılır açılmaz mahkeme, tarafların ve çocukların korunması için harekete geçer. Hâkim, talep beklemeden geçici önlemlere karar verir:
Türk Medeni Kanunu m.169 — Geçici önlemler
Boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkim, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, eşlerin mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri re’sen alır.
Bu önlemler dava sonuçlanana kadar geçerlidir; örneğin çocuğun kiminle kalacağı, geçici nafaka ve ortak konutun kullanımı bu aşamada düzenlenir. Bu geçici nafaka (tedbir nafakası), dava sonundaki yoksulluk veya iştirak nafakasından farklıdır; nafakanın türleri ve hesabı için bkz. Nafaka Nedir? Türleri ve Hesabı. Durumunuza hangi nafaka türünün uyduğunu ve mahkemenin gözettiği yasal ölçütleri Nafaka Hesaplama aracıyla görebilirsiniz.
Hükümden sonra taraflar, süresi içinde önce istinaf (bölge adliye mahkemesi), koşulları varsa ardından temyiz (Yargıtay) yoluna başvurabilir. Karar kesinleşmeden boşanma hukuken tamamlanmış sayılmaz; kesinleşen karar nüfusa tescil edilerek evlilik son bulur. Kadın yönünden yeniden evlenme, evliliğin sona ermesinden başlayan bekleme süresine bağlıdır; bu sürenin işleyişi ve mahkemeden kaldırılması için bkz. İddet Müddeti (Bekleme Süresi) ve Kaldırılması. Boşanmanın malî sonuçlarından biri olan mal rejiminin tasfiyesi ise ayrı bir konudur; bkz. Boşanmada Mal Paylaşımı.
Kusur Neden Önemli?
Kusur, boşanma davasının belki de en belirleyici unsurudur. Kusur; boşanmaya karar verilip verilmeyeceğini, maddi ve manevi tazminatı ve nafakayı doğrudan etkiler. Bu nedenle çekişmeli davalarda tarafların büyük bölümü, karşı tarafın kusurlu olduğunu ispata çalışır. Yargıtay, kusur konusunda yerleşik bir ölçüt uygular.
Önemli bir kural şudur: tamamen kusurlu eş, tek başına boşanma kararı elde edemez. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, evlilik birliğini kendi davranışıyla temelinden sarsan eşin, “birlik artık sarsıldı” diyerek boşanma isteyemeyeceğini vurgular:
“Türk Medeni Kanununun 166. maddesine göre boşanmayı isteyebilmek için tamamen kusursuz ya da az kusurlu olmaya gerek olmayıp, daha fazla kusurlu bulunan tarafın dahi dava hakkı bulunmakla beraber, boşanmaya karar verilebilmesi için davalının az da olsa kusurunun varlığı ve bunun belirlenmesi kaçınılmazdır.”
(Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/25017, K. 2017/3214, T. 23.03.2017 — bozma)
Buna göre daha fazla kusurlu eş dahi dava açabilir; ancak boşanmaya hükmedilebilmesi için davalının da az da olsa kusurunun bulunması gerekir. Karşı tarafın hiçbir kusuru yoksa, tamamen kusurlu eşin talebiyle boşanmaya karar verilmesi hukuka aykırıdır.
Kusur ve Tazminat
Kusur, aynı zamanda maddi ve manevi tazminatın da belirleyicisidir. Kanun, tazminatı doğrudan tarafların kusur durumuna bağlar:
Türk Medeni Kanunu m.174 — Maddî ve manevî tazminat
Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebilir.
Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.
Bu nedenle mahkemenin tarafları eşit kusurlu sayması, tazminatın reddi sonucunu doğurur. Yargıtay, kusur dağılımının hatalı belirlendiği durumlarda kararı bozar; ağır kusurlu tarafın tazminatla sorumlu tutulması gerektiğini vurgular:
“Gerçekleşen bu duruma göre boşanmaya sebep olan olaylarda ağır kusurlu olan davalıdır. Boşanmaya ağır kusuru ile sebep olan taraf ise tazminatla sorumlu tutulmalıdır.”
(Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2014/139, K. 2014/10597, T. 07.05.2014 — bozma)
Görüldüğü gibi kusurun derecesi doğrudan tazminata yansır: daha az kusurlu (ya da kusursuz) taraf, ağır kusurlu eşten maddi ve manevi tazminat isteyebilir. Kusurun nafaka üzerindeki etkisi ise ayrı bir konudur; ayrıntı için bkz. Nafaka Nedir? Türleri ve Hesabı.
Sık Yapılan Hatalar
-
Vakıaları dilekçede göstermemek. Boşanma sebebini oluşturan olaylar dava dilekçesinde açıkça belirtilmeli ve delillendirilmelidir; süresinde ileri sürülmeyen vakıalara dayanılamaz. Eksik dilekçe, haklı bir davanın bile reddine yol açabilir.
-
Terk ihtarında samimi olmamak. Terk sebebiyle boşanmada ihtarın gerçek bir “eve dönüş daveti” olması gerekir. Yargıtay, başka bir dava sürerken gönderilen daveti samimi bulmamıştır:
“Taraflar arasında bu dava derdest iken kocanın eşine ihtar gönderip eve davet etmesi samimi kabul edilemez. Davanın reddi gerekirken yazılı şekilde boşanma kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.”
(Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2008/8630, K. 2008/8886, T. 18.06.2008 — bozma)
Terk ihtarı, hâkim veya noter aracılığıyla ve usulüne uygun yaptırılmalıdır (TMK m.164).
-
Özel sebeplerde süreyi kaçırmak. Zina ve hayata kast-onur kırıcı davranış sebeplerinde, öğrenmeden itibaren altı aylık ve her hâlde beş yıllık hak düşürücü süre vardır (TMK m.161-162). Süre geçince bu özel sebebe dayanılamaz.
-
Affı göz ardı etmek. Zina veya benzeri bir davranışı affeden eşin, o sebebe dayanarak dava açma hakkı yoktur (TMK m.161-162).
-
Yanlış mahkemeye başvurmak. Boşanma davası görevli aile mahkemesinde ve yetkili yer mahkemesinde açılmalıdır (TMK m.168). Yanlış yerde açılan dava zaman kaybına yol açar.
Özet
- Nasıl açılır: görevli aile mahkemesine verilen dava dilekçesiyle; yetkili mahkeme eşlerden birinin yerleşim yeri veya son altı aydır birlikte oturdukları yerdir (TMK m.168; Aile Mahkemeleri Kanunu m.4).
- Sebepler: genel sebep evlilik birliğinin temelinden sarsılması (TMK m.166); özel sebepler zina, hayata kast-pek kötü/onur kırıcı davranış, suç işleme-haysiyetsiz hayat, terk ve akıl hastalığıdır (TMK m.161-165).
- Çekişmeli / anlaşmalı: anlaşmalı boşanma için evliliğin en az bir yıl sürmesi ve tam anlaşma gerekir (TMK m.166/3); aksi hâlde dava çekişmeli yürür.
- Süreç: dava açılınca hâkim çocuklar ve eşler için geçici önlemleri kendiliğinden alır (TMK m.169); mahkeme tarafları sulha teşvik eder (Aile Mahkemeleri Kanunu m.7).
- Kusur: boşanmaya, tazminata ve nafakaya etki eder; tamamen kusurlu eş, davalının da az da olsa kusuru olmadıkça boşanma elde edemez (TMK m.166/2; Yargıtay 2. HD).
İlgili yazılar: Anlaşmalı Boşanma · Anlaşmalı Boşanma Protokolü · Nafaka Nedir? · Boşanmada Mal Paylaşımı · Velayet Davası · 6284 Sayılı Kanun ve Koruma Kararı · Uzaklaştırma Kararı · İddet Müddeti ve Kaldırılması
- Dava dilekçesi hazırlanırVakıalar sıra numarasıyla ve her vakıanın hangi delille ispat edileceği gösterilir; vakıa ve delil eksikliği sonradan serbestçe giderilemez.HMK m.119
- Boşanma mı, ayrılık mı isteniyor?TMK m.167
- Boşanma istenirTMK m.167
- Ayrılık istenirTMK m.167
- Dilekçe görevli ve yetkili aile mahkemesine verilirYetkili yer, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son altı aydır birlikte oturdukları yerdir. Aile mahkemesi kurulmamış yerde asliye hukuk mahkemesi bu sıfatla bakar.TMK m.168
- Hâkim geçici önlemleri resen alırBarınma, geçim, malların yönetimi ve çocukların bakımı için; talep beklenmez.TMK m.169
- Dilekçeler aşamasıCevap, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleriyle vakıalar ve deliller ortaya konur.
- Ön incelemeAnlaşılan ve çekişmeli konular belirlenir, dava şartları ve ilk itirazlar incelenir, taraflar sulhe teşvik edilir.
- TahkikatÇekişmeli vakıalar için deliller toplanır; tanıklar dinlenir, velayet yönünden uzman incelemesi yapılabilir.
- Sözlü yargılama ve hükümTaraflar son beyanlarını sunar, mahkeme kararını verir.
- Süresinde istinaf, koşulları varsa temyizKarar kesinleşmeden boşanma hukuken tamamlanmış sayılmaz.
- Kesinleşen karar nüfusa tescil edilir, evlilik son bulur
Sıkça Sorulan Sorular
Boşanma davası nerede açılır?
Boşanma veya ayrılık davasında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri ya da davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir (TMK m.168). Yani davacı, kendi yerleşim yerinde de dava açabilir.
Boşanma davasına hangi mahkeme bakar?
Boşanma davaları görevli mahkeme olan aile mahkemesinde görülür. Aile mahkemeleri, Türk Medeni Kanunu'nun aile hukukundan doğan dava ve işlerine bakar (Aile Mahkemeleri Kanunu m.4). Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde bu davalara asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla bakar.
Boşanma sebepleri nelerdir?
Türk Medeni Kanunu'nda boşanma sebepleri iki gruba ayrılır. Genel sebep evlilik birliğinin temelinden sarsılmasıdır (TMK m.166). Özel sebepler ise zina, hayata kast-pek kötü veya onur kırıcı davranış, suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme, terk ve akıl hastalığıdır (TMK m.161-165).
Anlaşmalı ve çekişmeli boşanma arasındaki fark nedir?
Anlaşmalı boşanmada eşler, boşanmanın malî sonuçları ve çocukların durumunda anlaşır; bunun için evliliğin en az bir yıl sürmüş olması gerekir (TMK m.166/3). Çekişmeli boşanmada ise taraflar anlaşamaz; hâkim sebepleri, kusuru ve delilleri inceleyerek karar verir.
Zina nedeniyle boşanma davası ne kadar sürede açılır?
Davaya hakkı olan eş, boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkını kaybeder (TMK m.161). Zinayı affeden eşin ise dava hakkı yoktur.
Terk nedeniyle boşanma nasıl olur?
Bir eş, yükümlülüklerini yerine getirmemek için diğerini terk eder veya haklı sebep olmadan ortak konuta dönmezse, ayrılık en az altı ay sürmüş ve ihtar sonuçsuz kalmışsa terk edilen eş boşanma davası açabilir (TMK m.164). İhtar hâkim veya noter aracılığıyla yaptırılır.
Boşanmada kusur neden önemlidir?
Kusur; boşanmaya karar verilip verilmeyeceğini, maddi ve manevi tazminatı ve nafakayı etkiler. Yargıtay'a göre daha fazla kusurlu eş dahi dava açabilir; ancak boşanmaya karar verilebilmesi için davalının az da olsa kusurunun bulunması gerekir (TMK m.166/2).
Tamamen kusurlu eş boşanma davası açabilir mi?
Açabilir; ancak tek başına boşanma kararı elde edemez. Yargıtay'a göre karşı tarafın hiçbir kusuru yoksa, tamamen kusurlu eşin talebiyle boşanmaya karar verilmesi hukuka aykırıdır. Boşanma için davalının da az da olsa kusurunun bulunması aranır.
Boşanmada maddi ve manevi tazminatı kim isteyebilir?
Boşanma yüzünden mevcut veya beklenen menfaatleri zedelenen kusursuz ya da daha az kusurlu taraf, kusurlu eşten maddi tazminat isteyebilir. Boşanmaya sebep olan olaylarla kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf ise manevi tazminat talep edebilir (TMK m.174). Taraflar eşit kusurluysa kural olarak tazminata hükmedilmez.
Boşanma davası sürerken çocukların ve eşlerin durumu ne olur?
Boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkim; eşlerin barınması, geçimi, malların yönetimi ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri kendiliğinden alır (TMK m.169). Bu önlemler dava sonuçlanana kadar geçerlidir.
Reddedilen boşanma davasından sonra yeniden boşanma davası açılabilir mi?
Boşanma sebeplerinden biriyle açılan dava reddedilir ve kararın kesinleşmesinden başlayarak bir yıl içinde ortak hayat yeniden kurulamazsa, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemiyle boşanmaya karar verilir (TMK m.166/4). Bu fıkra 2024 yılında yeniden düzenlenmiştir.
Boşanma yerine ayrılık istenebilir mi?
Evet. Boşanma davası açmaya hakkı olan eş, dilerse boşanma dilerse ayrılık isteyebilir (TMK m.167). Ayrılık kararında evlilik hukuken devam eder; eşler bir süre ayrı yaşar. Ayrılık süresi sonunda ortak hayat kurulamazsa boşanma istenebilir.
İlgili çalışma alanı: Aile Hukuku
← Tüm makaleler