
İçindekiler 14
- Kısa Cevap
- Bu Durumda mısınız?
- Asliye Ceza Mahkemesi Nedir?
- Asliye Ceza Mahkemesi Hangi Davalara Bakar?
- Ağır Ceza Mahkemesi ve Sulh Ceza Hâkimliği ile Farkı
- Görev Nasıl Belirlenir? Cezanın Üst Sınırı Kuralı
- 2025 Değişikliği: Nitelikli Dolandırıcılık Davaları Asliye Cezada
- Görevsizlik Kararı ve Görev Uyuşmazlığı
- Yargılama Nasıl İşler? Basit Yargılama Usulü
- Karara Karşı Kanun Yolları
- Hangi Tarihteki Kural Uygulanır?
- Adım Adım Ne Yapmalısınız?
- Sık Yapılan Hatalar
- Özet
Kısa Cevap
Asliye ceza mahkemesi, sulh ceza hâkimliği ile ağır ceza mahkemesinin görevi dışında kalan bütün ceza davalarına bakan, tek hâkimli ilk derece ceza mahkemesidir (5235 sayılı Kanun m. 11). Ceza yargısının “genel görevli” mahkemesidir: bir suç, kanunda açıkça başka bir mahkemeye verilmemişse asliye cezada görülür. Kararlarına karşı istinaf yolu açıktır.
Bu Durumda mısınız?
- Hakkınızda iddianame düzenlendi ve tebligatta ”… Asliye Ceza Mahkemesi” yazıyor; hangi mahkeme olduğunu ve sizi neyin beklediğini öğrenmek istiyorsunuz.
- Trafik kazası, basit yaralama, hırsızlık, tehdit veya hakaret gibi bir suçun tarafısınız (sanık ya da mağdur) ve davanın hangi mahkemede görüleceğini merak ediyorsunuz.
- Dosyanızda görevsizlik kararı verildi; dava başka mahkemeye gönderildi ve nedenini anlamak istiyorsunuz.
- Nitelikli dolandırıcılık dosyanız var ve 2025 sonundaki görev değişikliğinin dosyanızı etkileyip etkilemediğini soruyorsunuz.
- Mahkemeden basit yargılama usulü bildirimi aldınız; iki haftalık yazılı savunma süresinin ne anlama geldiğini öğrenmek istiyorsunuz.
Bu senaryoların her birinde sonuç, dosyanın somut içeriğine göre değişir; kesin değerlendirme için bir avukata danışmanız yerinde olur.
Asliye Ceza Mahkemesi Nedir?
Türkiye’de ceza mahkemeleri, 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un 8. maddesine göre asliye ceza ve ağır ceza mahkemeleri ile özel kanunlarla kurulan diğer ceza mahkemelerinden (örneğin çocuk mahkemeleri) oluşur. Asliye ceza mahkemesi bu yapının omurgasıdır: kanunun başka bir mahkemeye vermediği her ceza davası, aşağıda görüleceği gibi bu mahkemenin önüne gelir.
Mahkemenin kuruluşunu düzenleyen 5235 sayılı Kanun’un 9. maddesi iki temel yapısal özelliği belirler:
5235 sayılı Kanun m.9 — Ceza mahkemelerinin kuruluşu
asliye ceza mahkemeleri tek hâkimlidir. Ağır ceza mahkemesinde bir başkan ile yeteri kadar üye bulunur. Bu mahkeme bir başkan ve iki üye ile toplanır.
Yani asliye cezada kararı tek hâkim verir; ağır cezada ise bir başkan ve iki üyeden oluşan üç kişilik heyet karar verir. Duruşmada ayrıca Cumhuriyet savcısı ile zabıt kâtibinin hazır bulunması şarttır (CMK m. 188/1).
Aynı madde, “1. Asliye Ceza Mahkemesi”, “2. Asliye Ceza Mahkemesi” gibi tabelaların anlamını da açıklar:
5235 sayılı Kanun m.9 — Ceza mahkemelerinin kuruluşu
İş durumunun gerekli kıldığı yerlerde ceza mahkemelerinin birden fazla dairesi oluşturulabilir. Bu daireler numaralandırılır.
Numaralar bir derece veya önem sırası göstermez; aynı adliyedeki iş yükünü paylaşan eşit görevli daireleri ayırt eder. 3. Asliye Ceza Mahkemesi, 1. Asliye Ceza Mahkemesinden daha “üst” bir mahkeme değildir.
Asliye Ceza Mahkemesi Hangi Davalara Bakar?
Asliye ceza mahkemesinin görevi, 5235 sayılı Kanun’un 11. maddesinde dışlama yöntemiyle tanımlanmıştır:
5235 sayılı Kanun m.11 — Asliye ceza mahkemesinin görevi
Kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller saklı kalmak üzere, sulh ceza hâkimliği ve ağır ceza mahkemelerinin görevleri dışında kalan dava ve işlere asliye ceza mahkemelerince bakılır.
Kanun, asliye cezaya giren suçları tek tek saymaz; ağır cezanın listesine ve üst sınır eşiğine girmeyen her ceza davası asliye cezanındır. Uygulamada en sık görülen dava türleri arasında hırsızlık, dolandırıcılık, basit kasten yaralama, taksirle yaralama, tehdit, hakaret ve güveni kötüye kullanma davaları sayılabilir; ancak her somut olayda görev, suçun kanundaki cezasının üst sınırına ve ağır ceza listesine bakılarak belirlenir (aşağıda ayrıntısıyla açıklanmıştır).
Özel kanunla kurulan mahkemelerin görevleri saklıdır (5235 sayılı Kanun m. 13): örneğin asliye cezalık bir suçu işlediği iddia edilen çocuk hakkında açılacak davaya çocuk mahkemesi bakar (5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu m. 26/1).
Ağır Ceza Mahkemesi ve Sulh Ceza Hâkimliği ile Farkı
Ağır ceza mahkemesinin görev alanını 5235 sayılı Kanun’un 12. maddesi belirler:
5235 sayılı Kanun m.12 — Ağır ceza mahkemesinin görevi
Kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller saklı kalmak üzere, Türk Ceza Kanununda yer alan yağma (m. 148), irtikâp (m. 250/1 ve 2), resmî belgede sahtecilik (m. 204/2), (…) hileli iflâs (m. 161) suçları, Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısmının Dört, Beş, Altı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar (318, 319, 324, 325 ve 332 nci maddeler hariç) ve 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun kapsamına giren suçlar dolayısıyla açılan davalar ile ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis ve on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçlarla ilgili dava ve işlere bakmakla ağır ceza mahkemeleri görevlidir.
Maddedeki (…) boşluğu bir dizgi hatası değildir: orada eskiden “nitelikli dolandırıcılık (m. 158)” ibaresi yer alıyordu ve 2025 sonunda kanundan çıkarıldı; ayrıntısı aşağıdaki bölümde.
Sulh ceza tarafında ise sık yapılan bir yanlışı düzeltmek gerekir: “sulh ceza mahkemesi” artık yoktur. 2014’te yapılan değişiklikle (18.6.2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanun) sulh ceza mahkemeleri kaldırılmış, yerine sulh ceza hâkimliği kurulmuştur. Sulh ceza hâkimliği dava görmez ve yargılama yapmaz; soruşturma evresinde hâkim kararı gerektiren işleri (tutuklama, arama, elkoyma gibi koruma tedbirleri) yapar ve bunlara itirazları inceler (5235 sayılı Kanun m. 10).
| Asliye Ceza Mahkemesi | Ağır Ceza Mahkemesi | Sulh Ceza Hâkimliği | |
|---|---|---|---|
| İşlevi | Ceza davası (kovuşturma) | Ceza davası (kovuşturma) | Soruşturma işleri; dava görmez |
| Yapısı | Tek hâkim | Başkan + iki üye (heyet) | Tek hâkim |
| Görev ölçütü | m. 12 dışında kalan davalar (m. 11) | m. 12 listesi + üst sınırı 10 yılı aşan suçlar | Koruma tedbirleri ve itirazlar (m. 10) |
| Örnek | Hırsızlık, tehdit, taksirle yaralama | Yağma, kasten öldürme, terör suçları | Tutuklama ve arama kararları |
Görev Nasıl Belirlenir? Cezanın Üst Sınırı Kuralı
Bir suçun asliye cezada mı ağır cezada mı görüleceği iki adımda belirlenir: suç, m. 12’deki liste suçlarından ise ağır ceza; değilse kanundaki cezasının üst sınırına bakılır. Üst sınır kuralını 5235 sayılı Kanun’un 14. maddesi koyar:
5235 sayılı Kanun m.14 — Mahkemenin görevinin belirlenmesi
Mahkemelerin görevlerinin belirlenmesinde ağırlaştırıcı veya hafifletici nedenler gözetilmeksizin kanunda yer alan suçun cezasının üst sınırı göz önünde bulundurulur.
Ölçü, somut olayda verilmesi beklenen ceza değil, suçun kanun maddesindeki soyut üst sınırıdır; artırım ve indirim nedenleri bu hesaba katılmaz. Yargıtay Ceza Genel Kurulu da m. 14’ü, zamanaşımı ve zorunlu müdafilik kurallarıyla karşılaştırırken tam bu sözlerle nitelemiştir:
“Suçun nitelikli hâllerinin dikkate alınmayacağına ilişkin açık bir düzenlemenin yer aldığı 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un “Mahkemenin görevinin belirlenmesi” başlıklı 14. maddesi…”
(Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2023/497, K. 2024/134, T. 20.03.2024)
Kuralın sahada nasıl işlediğini gösteren güncel bir örnek: alkollü bir sürücünün karıştığı, bir kişinin öldüğü ve bir kişinin yaralandığı trafik kazasında dava asliye cezada görülüp karara bağlanmış; Yargıtay 12. Ceza Dairesi, eylemin bir bütün hâlinde TCK m. 85/2 kapsamında kaldığını ve bu maddenin üst sınırının görevi ağır cezaya taşıdığını belirterek hükmü bozmuştur:
“atılı suçun cezasının üst sınırının 15 yıl hapis olduğu, 10 yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlara bakmanın Ağır Ceza Mahkemesinin görev alanı içerisinde bulunduğu ve üst dereceli mahkemede yargılamanın sanık lehine olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, görevsizlik kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden yargılamaya devamla yazılı şekilde suç vasfında yanılgıya düşülerek hüküm kurulması…”
(Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2021/1100, K. 2024/7127, T. 04.12.2024 — bozma)
Karardaki iki ayrıntı önemlidir: görev sorunu suçun hukuki nitelendirmesiyle iç içedir (aynı olay, vasıf değişince mahkeme de değişir) ve Yargıtay üst dereceli mahkemede yargılanmayı sanık lehine sayar.
2025 Değişikliği: Nitelikli Dolandırıcılık Davaları Asliye Cezada
24.12.2025 tarihli ve 7571 sayılı Kanun, asliye ceza mahkemesinin iş yükünü doğrudan etkileyen bir görev değişikliği yaptı: nitelikli dolandırıcılık (TCK m. 158) davaları ağır ceza mahkemesinin görev listesinden çıkarıldı. Yukarıda alıntılanan m. 12 metnindeki ”(…)” boşluğu bu değişikliğin izidir; artık bu davalar, m. 11’deki genel kural uyarınca asliye ceza mahkemesinde açılır.
Peki hâlihazırda ağır cezada görülen dosyalar ne olacak? Kanun koyucu bunu, 7571 sayılı Kanun’la 5235 sayılı Kanun’a eklenen geçici 7. maddede açıkça düzenledi:
5235 sayılı Kanun geçici m.7 — 7571 sayılı Kanun’la eklenen intikal hükmü
Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte ağır ceza mahkemelerinde görülmekte olan davalarda veya istinaf ya da temyiz kanun yolu incelemesinde bulunan dosyalarda nitelikli dolandırıcılık (m. 158) suçlarına bakan mahkemenin görevinin bu maddeyi ihdas eden Kanunla değiştiği gerekçesiyle görevsizlik veya bozma kararı verilemez. Bu davalara kesin hükümle sonuçlandırılıncaya kadar bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki göreve ilişkin kurallara göre bakılmaya devam olunur.
Pratik sonuç ikili bir rejimdir: değişiklikten önce açılmış ve ağır cezada derdest olan nitelikli dolandırıcılık davaları, kesin hükümle sonuçlanıncaya kadar ağır cezada kalır; yeni açılan davalar ise asliye cezada görülür. Derdest dosyası olanlar için bu, salt görev değişikliği gerekçesiyle dosyanın mahkeme değiştirmeyeceği anlamına gelir. Suçun unsurları ve cezası için nitelikli dolandırıcılık (TCK 158) yazımıza bakabilirsiniz.
Görevsizlik Kararı ve Görev Uyuşmazlığı
Mahkemelerin görevleri kanunla belirlenir (CMK m. 3/1) ve görev, tarafların iradesine bırakılmamıştır: davaya bakan mahkeme, görevli olup olmadığına kovuşturmanın her aşamasında kendiliğinden (re’sen) karar verebilir (CMK m. 4/1). İddianamenin kabulünden sonra işin, mahkemenin görevini aştığı veya dışında kaldığı anlaşılırsa mahkeme görevsizlik kararı vererek dosyayı görevli mahkemeye gönderir; adlî yargı içinde bu karara karşı itiraz yolu açıktır (CMK m. 5).
İki mahkeme de “görev bende değil” derse olumsuz görev uyuşmazlığı doğar; bunu, uyuşmazlığın taraflarının ortak yüksek görevli mahkemesi çözer (CMK m. 4/2). Yargıtay 5. Ceza Dairesi, bir asliye ceza ile ağır ceza mahkemesi arasındaki uyuşmazlıkta bu mekanizmayı somut olarak göstermiştir:
“İstanbul Anadolu Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesi ile İstanbul Anadolu 79. Asliye Ceza Mahkemesi arasında olumsuz görev uyuşmazlığı oluşması halinde dosyanın ortak yüksek görevli İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine gönderilerek çözümünün sağlanması…”
(Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2024/11424, K. 2025/4426, T. 19.03.2025 — tevdi; aynı kararda hem görevsizlik hem yetkisizlik içeren “terditli” karar usule aykırı bulunmuştur)
Aynı karar bir usul inceliğini de öğretir: mahkeme tek kararla hem görevsizlik hem yetkisizlik sonucuna varamaz; önce görev sorunu, usulüne uygun biçimde çözülmelidir.
Yargılama Nasıl İşler? Basit Yargılama Usulü
Asliye ceza mahkemesinde yargılama, kural olarak CMK’nın genel hükümlerine göre duruşmalı yürür: iddianamenin kabulüyle kovuşturma başlar, deliller duruşmada tartışılır ve hâkim hükmünü açıklar. Duruşmada Cumhuriyet savcısı bulunur ve esas hakkındaki görüşünü (mütalaa) bildirir.
Bunun yanında, yalnızca asliye ceza mahkemesine özgü bir seçenek vardır — basit yargılama usulü:
CMK m.251 — Basit yargılama usulü
Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.
Bu usulde mahkeme; iddianameyi sanık, mağdur ve şikâyetçiye tebliğ ederek iki hafta içinde yazılı beyan ve savunma ister ve kural olarak duruşma yapmaksızın karar verebilir; mahkûmiyet hâlinde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir (CMK m. 251/2-3). Hükme itiraz edilirse dosya, 2.3.2024 tarihli 7499 sayılı Kanun’la değişik CMK m. 252/2 uyarınca duruşma açılarak genel hükümlere göre yeniden ele alınır. Ayrıca, soruşturma evresi sonunda belirli katalog suçlarda Cumhuriyet savcısının talebi üzerine, mahkemece şüpheli müdafii huzurunda dinlenerek hüküm kurulmasına imkân veren seri muhakeme usulü de vardır (CMK m. 250); bu usulde indirim yarı oranındadır.
Savunma tarafında iki kural bilinmelidir: müdafi (avukat) seçebilecek durumda olmayan sanık, istemi hâlinde kendisine müdafi görevlendirilmesini isteyebilir; sanık çocuksa, kendini savunamayacak derecede malulse ya da suçun alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiriyorsa müdafi görevlendirmesi istem aranmaksızın yapılır (CMK m. 150). Asliye cezanın baktığı davaların önemli bölümünde zorunlu müdafilik eşiği aşılmaz; bu, savunmanın avukatsız yürütülmesinin isabetli olduğu anlamına gelmez.
Karara Karşı Kanun Yolları
Asliye ceza mahkemesinin hükmüne karşı olağan kanun yolu istinaftır:
CMK m.272 — İstinaf
İlk derece mahkemelerinden verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Ancak, onbeş yıl ve daha fazla hapis cezalarına ilişkin hükümler, bölge adliye mahkemesince re’sen incelenir.
İstinaf istemi, hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde, hükmü veren mahkemeye verilecek dilekçeyle veya zabıt kâtibine beyanla yapılır (CMK m. 273/1). Hapis cezasından çevrilenler hariç, sonuç olarak belirlenen onbeşbin Türk lirası dâhil adlî para cezasına mahkûmiyet hükümleri ile kanunlarda kesin olduğu yazılı hükümler istinaf edilemez (CMK m. 272/3). Bölge adliye mahkemesi kararına karşı, kanundaki şartlar varsa temyiz yolu açılır. Süreler, sınırlar ve istisna kataloğu için temyiz yazımıza bakabilirsiniz. Basit yargılama usulüyle verilen hükmün kanun yolu ise yukarıda anlatıldığı gibi önce itirazdır (CMK m. 252).
Hangi Tarihteki Kural Uygulanır?
Görev ve yargılama usulü kuralları usul hukuku kurallarıdır ve maddi ceza kurallarından farklı bir zaman rejimine tabidir. Yargıtay bunu yerleşik biçimde şöyle ifade eder:
“Usul kanunlarının zaman bakımından uygulanmasında asıl olan, aksi kanunda açıkça düzenlenmiş bulunmadıkça “hemen ve derhal uygulanma” ilkesidir. Anılan ilke uyarınca usul işlemleri yapıldıkları sırada yürürlükte olan muhakeme kanunu hükümlerine tâbi olacaktır.”
(Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2025/3138, K. 2025/7304, T. 09.09.2025)
Yani usul değişikliği, kural olarak yürürlüğe girdiği andan itibaren derdest işlere de uygulanır; ancak kanun koyucu, 7571 sayılı Kanun’un görev değişikliğinde geçici 7. maddeyle yaptığı gibi, geçici hükümlerle bunun istisnasını koyabilir. Suçun cezasını belirleyen maddi ceza kuralları ise tersine, kural olarak geriye yürümez; suç tarihinden sonra kanun değişmişse failin lehine olan kanun uygulanır (TCK m. 7/2). Bu yüzden aynı dosyada “hangi mahkeme bakar” sorusu bugünkü kurala, “ne kadar ceza verilir” sorusu ise suç tarihindeki ve sonraki kanunların lehe olanına göre yanıtlanabilir. İkisini karıştırmamak gerekir.
Adım Adım Ne Yapmalısınız?
- Tebligatı dikkatle okuyun. Hangi mahkemede, hangi suçtan, hangi sıfatla (sanık, mağdur, tanık) çağrıldığınızı ve duruşma tarihini not edin.
- En kısa sürede bir avukata danışın. Müdafi seçebilecek durumda değilseniz, mahkemeden müdafi görevlendirilmesini isteyebilirsiniz (CMK m. 150); adli yardım için baroya başvurulabilir.
- Görev yönünü kontrol ettirin. İsnat edilen suçun kanundaki üst sınırı ve m. 12 listesi karşısında davanın doğru mahkemede olup olmadığı, savunmanın ilk bakacağı konulardandır.
- Basit yargılama bildirimini ciddiye alın. İki haftalık yazılı beyan süresi kısadır; süre içinde savunma verilmezse dosya mevcut delillerle karara bağlanabilir (CMK m. 251).
- Duruşmalara katılın ve delillerinizi sunun. Tanık, belge ve bilirkişi taleplerinizi zamanında dile getirin.
- Karar aleyhinize ise süreyi kaçırmayın. İstinaf, gerekçeli hükmün tebliğinden itibaren iki haftadır (CMK m. 273/1); basit yargılamada önce itiraz yolu işler (CMK m. 252).
Sık Yapılan Hatalar
- “Cezam artırılırsa dava ağır cezaya gider” sanmak. Görev, artırım ve indirim nedenleri gözetilmeksizin suçun kanundaki üst sınırına göre belirlenir (5235 sayılı Kanun m. 14); somut cezanın miktarı görevi değiştirmez.
- Sulh ceza hâkimliğini dava mahkemesi sanmak. Sulh ceza hâkimliği 2014’ten beri dava görmez; yalnızca soruşturma işleri ve itirazlarla ilgilenir (5235 sayılı Kanun m. 10).
- Mahkeme numarasına anlam yüklemek. “5. Asliye Ceza” ile “1. Asliye Ceza” arasında derece farkı yoktur; numara iş bölümü içindir (5235 sayılı Kanun m. 9).
- Basit yargılamanın yazılı savunma süresini kaçırmak. İki haftalık süre geçtikten sonra mahkeme duruşma yapmaksızın hüküm kurabilir (CMK m. 251/2-3).
- Nitelikli dolandırıcılıkta eski bilgiyle hareket etmek. 7571 sayılı Kanun sonrası yeni davalar asliye cezada açılır; yalnızca değişiklik öncesinden derdest dosyalar ağır cezada tamamlanır (5235 sayılı Kanun geçici m. 7).
- Görevsizlik kararını “dava bitti” sanmak. Görevsizlik davayı sona erdirmez; dosya görevli mahkemeye gönderilir ve yargılama orada sürer (CMK m. 5).
Özet
- Asliye ceza mahkemesi, sulh ceza hâkimliği ve ağır ceza dışında kalan bütün ceza davalarına bakan tek hâkimli genel görevli mahkemedir (5235 sayılı Kanun m. 9, 11).
- Görev; ağır cezanın liste suçları ve on yıldan fazla üst sınır ölçütüne göre, artırım-indirim nedenleri gözetilmeksizin belirlenir (m. 12, 14; Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2021/1100, K. 2024/7127, T. 04.12.2024).
- 7571 sayılı Kanun (24.12.2025) nitelikli dolandırıcılığı ağır ceza listesinden çıkardı; yeni davalar asliye cezada, derdest dosyalar eski kurala göre ağır cezada (geçici m. 7).
- Üst sınırı iki yıla kadar suçlarda mahkeme basit yargılama ile duruşmasız karar verebilir; mahkûmiyette ceza dörtte bir indirilir (CMK m. 251).
- Karara karşı istinaf süresi, gerekçeli hükmün tebliğinden itibaren iki haftadır (CMK m. 272-273); görev sorunu her aşamada re’sen gözetilir (CMK m. 4-5).
İlgili yazılar: Nitelikli Dolandırıcılık Suçu ve Cezası — TCK 158 · Temyiz Nedir? Yargıtay’a Başvuru Şartları, Süresi ve Sonuçları · Gözaltı Süresi Ne Kadar? (CMK 91): 24 Saat Kuralı, Toplu Suçlarda 4 Gün ve Haklarınız · Beraat Ne Demek? Beraat Sebepleri, Derhal Beraat ve Sonuçları (CMK 223)
Sıkça Sorulan Sorular
Asliye ceza mahkemesi hangi davalara bakar?
Sulh ceza hâkimliği ve ağır ceza mahkemesinin görevi dışında kalan bütün ceza davalarına bakar (5235 sayılı Kanun m.11). Uygulamada hırsızlık, dolandırıcılık, basit kasten yaralama, taksirle yaralama, tehdit ve hakaret gibi davalar bu mahkemede görülür; somut görev, suçun üst sınırına ve ağır ceza listesine göre belirlenir.
Asliye ceza ile ağır ceza mahkemesi arasındaki fark nedir?
Asliye ceza tek hâkimlidir; ağır ceza bir başkan ve iki üyeden oluşan heyetle toplanır (m.9). Ağır ceza, kanundaki liste suçlarına ve üst sınırı on yıldan fazla hapis gerektiren suçlara bakar (m.12); geri kalan davalar asliye cezanındır (m.11).
"2. Asliye Ceza Mahkemesi" ne demek?
Aynı adliyede iş yoğunluğu nedeniyle birden fazla asliye ceza dairesi kurulduğunda daireler numaralandırılır (m.9). Numara yalnızca iş bölümünü gösterir; mahkemeler arasında derece, yetki veya önem farkı yaratmaz.
Asliye ceza mahkemesinde kaç hâkim olur?
Bir hâkim. 5235 sayılı Kanun m.9 uyarınca asliye ceza mahkemeleri tek hâkimlidir; duruşmada ayrıca Cumhuriyet savcısı ile zabıt kâtibi hazır bulunur (CMK m.188/1). Heyet hâlinde toplanma yalnızca ağır ceza mahkemesine özgüdür.
Sulh ceza mahkemesi kaldırıldı mı?
Evet. 2014'te 6545 sayılı Kanun'la sulh ceza mahkemeleri kaldırıldı; yerine kurulan sulh ceza hâkimliği dava görmez, soruşturma evresindeki hâkim kararlarını (tutuklama, arama gibi) verir ve itirazları inceler (5235 sayılı Kanun m.10).
Asliye ceza mahkemesinde avukat zorunlu mu?
Kural olarak zorunlu değildir; isteyen sanığa, müdafi seçebilecek durumda değilse mahkemece müdafi görevlendirilir (CMK m.150/1). Sanık çocuksa, kendini savunamayacak derecede malulse veya suçun alt sınırı beş yıldan fazla hapisse müdafi görevlendirmesi istem aranmaksızın yapılır (CMK m.150/2-3).
Asliye ceza mahkemesi kararına itiraz edilebilir mi?
Hükme karşı olağan yol itiraz değil istinaftır: gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde başvurulur (CMK m.272-273). Basit yargılama usulüyle verilen hükme karşı ise önce itiraz yolu işler; itiraz üzerine duruşma açılıp genel hükümlere göre yargılama yapılır (CMK m.252).
Basit yargılama usulü nedir?
Adli para cezası veya üst sınırı iki yıla kadar hapis gerektiren suçlarda, asliye ceza mahkemesinin duruşma yapmaksızın dosya üzerinden karar verebildiği usuldür (CMK m.251/1). Taraflara iki haftalık yazılı beyan süresi verilir; mahkûmiyette sonuç ceza dörtte bir indirilir.
Nitelikli dolandırıcılık davaları hangi mahkemede görülür?
24.12.2025 tarihli 7571 sayılı Kanun'la nitelikli dolandırıcılık (TCK m.158) ağır cezanın görev listesinden çıkarıldı; yeni davalar asliye cezada açılır. Değişiklik anında ağır cezada veya kanun yolunda olan dosyalar ise kesin hükme kadar eski görev kurallarına göre tamamlanır (5235 sayılı Kanun geçici m.7).
Görevsizlik kararı ne demektir?
Mahkemenin, davanın kendi görevini aştığını veya dışında kaldığını saptayarak dosyayı görevli mahkemeye göndermesidir (CMK m.5). Görev her aşamada re'sen gözetilir (CMK m.4); görevsizlik kararına karşı itiraz yolu açıktır ve dava görevli mahkemede kaldığı yerden sürer.
İlgili çalışma alanı: Ceza Hukuku
← Tüm makaleler