Boş bir dairede dosya ve ölçüm cihazıyla inceleme yapan kişi

İcra ve İflas Hukuku

Kıymet Takdirine İtiraz: Süre, Usul ve Satışı Durdurur mu?

10 dk okumaYayımlanma:Son güncelleme:Yazan Av. Halit Süha Bahçeci

Kıymet takdirine itiraz, icra dairesinin satışa konu mala biçtiği değerin gerçeği yansıtmadığı iddiasıyla icra mahkemesine yapılan bir şikâyettir. Dayanağı İcra ve İflas Kanunu’nun 128/a maddesidir. Süre, raporun tebliğinden itibaren yedi gündür; ayrıca şikâyet tarihinden itibaren yedi gün içinde gerekli masraf ve ücretin mahkeme veznesine yatırılması gerekir. Süresinde şikâyet edilmezse, düşük değer iddiası daha sonra ihalenin feshi sebebi olarak ileri sürülemez.

Bu tabloların ortak yönü aynıdır: satışın hangi bedel üzerinden başlayacağını kıymet takdiri belirler ve bu belirlemeye ancak çok kısa bir pencerede dokunulabilir.

1. Kıymet Takdiri Nedir, Kim Yapar?

Kıymet takdiri, haczedilen malın satışa esas alınacak değerinin tespitidir. Bu tespiti icra dairesi yapmaz; bilirkişiye yaptırır. Taşınmazlar bakımından kanun, üzerindeki yüklerin de hesaba katılmasını arar:

“İcra dairesi taşınmazın kıymetini takdir ettirir, taşınmazın kıymetinin takdirinde, taşınmaz üzerindeki mükellefiyetlerin kıymete olan etkisi de nazara alınır.”

(İcra ve İflas Kanunu m.128)

Aynı madde, önceden takdir edilen kıymeti etkileyen mükellefiyetlerin sonradan ortaya çıkması hâlinde icra dairesinin satışa esas olmak üzere kıymeti yeniden takdir ettirmesini öngörür. Yani ipotek, irtifak veya benzeri bir yükün varlığı değer üzerinde doğrudan etkilidir.

2. Dayandığı Kanun Maddesi

İki ayrı yedi günlük süre vardır: raporun tebliğinden itibaren başvuru, şikâyet tarihinden itibaren masraf ve ücretin yatırılması. İkincisi kaçırılırsa şikâyet kesin olarak reddedilir.

Kıymet takdirine karşı başvuru yolu İİK m.128/a’da düzenlenmiştir. Maddenin birinci fıkrası, başvuru süresini ve masrafın yatırılmasına bağlı sert yaptırımı birlikte kurar:

“Kıymet takdirinin tebliğ edildiği ilgililer, raporun tebliğinden itibaren yedi gün içinde raporu düzenleten icra dairesinin bulunduğu yerdeki icra mahkemesinde şikâyette bulunabilirler. Şikâyet tarihinden itibaren yedi gün içinde gerekli masraf ve ücretin mahkeme veznesine yatırılması hâlinde yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılabilir; aksi hâlde başka bir işleme gerek olmaksızın şikâyet kesin olarak reddedilir.”

(İcra ve İflas Kanunu m.128/a)

Maddenin ikinci fıkrası ise kıymet takdirinin ne kadar süre geçerli sayılacağını belirler:

“Kesinleşen kıymet takdirinin yapıldığı tarihten itibaren iki yıl geçmedikçe yeniden kıymet takdiri istenemez. Ancak, doğal afetler ve imar durumundaki çok önemli değişiklikler meydana getiren benzer hallerde yeniden kıymet takdiri istenebilir.”

(İcra ve İflas Kanunu m.128/a)

Maddenin son cümlesi de bir usul sonucu bağlar: “Bu madde gereğince icra mahkemesinin verdiği kararlar kesindir.” Aşağıdaki bölümler bu üç kuralın uygulamada nasıl işlediğini Yargıtay kararlarıyla açar.

İkinci yedi günlük süreyi bilmemek. Başvuru süresinde yapılsa bile masraf ve ücret süresinde yatırılmazsa şikâyet başka bir işleme gerek olmaksızın kesin olarak reddedilir.

3. ”İtiraz” Değil Şikâyet: Doğru Hukuki Yol

Kıymet takdirine itiraz, teknik adıyla şikâyettir; dayanağı İİK m.128/a’dır ve icra mahkemesine yapılır.

Uygulamada “kıymet takdirine itiraz” denir, ancak kanundaki teknik ad şikâyettir; İİK m.128/a’nın başlığı da “Kıymet takdirine ilişkin şikâyet”tir. Bu bir terim ayrıntısı değil, yolun niteliğini gösterir: ortada bir dava değil, icra memurunun işlemine karşı denetim istemi vardır. Hukuk Genel Kurulu bu niteliği açıkça ortaya koyar:

“Kıymet takdirine itiraz, icra müdürlüğünce (satış memurluğunca) satışa konu malın bilirkişi marifetiyle yaptırılan değer tespitinin yerinde olmadığına yönelik bir şikâyettir.”

(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/349, K. 2020/1031, T. 15.12.2020 — bozma)

Bu nedenle başvuru ayrı bir dava dilekçesiyle genel mahkemeye değil, icra mahkemesine yöneltilir. Başvurulacak yer de serbest değildir: raporu düzenleten icra dairesinin bulunduğu yerdeki icra mahkemesidir.

4. Yedi Gün + Yedi Gün: İki Ayrı Süre

Yukarıda aktarılan birinci fıkra, birbirinden bağımsız iki yedi günlük süre kurar ve ikincisinin yaptırımı çok serttir.

Birinci süre başvuru süresidir. İkinci süre, yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılabilmesinin koşuludur ve kaçırıldığında mahkeme işin esasına hiç girmez. Uygulamada kaybedilen şikâyetlerin önemli bir bölümü esastan değil, bu ikinci süreden düşmektedir.

5. Gider Avansı Tuzağı: Miktarı Mahkeme Belirler

Yatırılacak avans miktarının mahkemece belirlenmiş olması gerekir; şikâyet eden tutarı kendiliğinden saptayamaz.

İkinci yedi günlük sürenin sert yaptırımı, onu mekanik biçimde uygulamayı haklı kılmaz. Hukuk Genel Kurulu bu ödemenin hukuki niteliğini belirlerken önemli bir sınır çizer:

“İİK’nın 128/a maddesinin 1. fıkrasında yer alan şikâyet tarihinden itibaren 7 gün içinde gerekli masraf ve ücretin yatırılmasına ilişkin düzenleme HMK’da öngörülen gider avansının özel şeklidir.”

(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/349, K. 2020/1031, T. 15.12.2020 — bozma)

Kurul, bu niteliğin pratik sonucunu da kurar: hükmün uygulanabilmesi için yatırılacak miktarın önce mahkemece belirlenmiş olması gerekir. Şikâyet eden, kanunda “gerekli masraf” olarak ifade edilen tutarı kendiliğinden belirleyip yatıramaz; hâkimin emri olmadan vezneye para yatırılması da mümkün değildir. Kurulun önündeki olayda yedi günlük süre şikâyet tarihinden başlatılmış, oysa tensip tutanağı şikâyetçi vekiline süre dolduktan sonra tebliğ edilmişti; bu nedenle usulüne uygun bir süre verilmediği sonucuna varılmıştır.

Buradan çıkan pratik ders çift yönlüdür. Şikâyet ederken avansı beklemeden yatırmak güvenli tarafta kalmayı sağlar; buna karşılık mahkeme kullanılamaz bir süre vermişse ret kararı sorgulanabilir.

Gider avansını kendiliğinden hesaplayıp yatırmak ya da hiç yatırmamak. Miktarın mahkemece belirlenmesi gerekir; buna karşılık belirleme yapıldıktan sonra beklemek şikâyeti düşürür.

6. Rapor Kime Tebliğ Edilir, Tebliğ Edilmezse Ne Olur?

Rapor borçluya, haciz koydurmuş alacaklılara ve ipotekli alacaklılara tebliğ edilir; tebliğ edilmeyen ilgili için süre satış ilanının tebliğinden işler.

Kıymet takdiri raporu borçluya, haciz koydurmuş alacaklılara ve diğer ipotekli alacaklılara tebliğ edilir; İİK m.128 tebligatta kural olarak tapudaki mevcut adresleri esas alır. Tebligat yapılmamışsa yedi günlük süre işlemeye başlamaz, ancak bu ilgiliyi süresiz kılmaz. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi ikinci bir pencere tanır ve onun da kaçırılmasının sonucunu gösterir:

“Kendisine kıymet takdiri tebliğ edilmeyen ilgililerin, satış ilanının tebliğinden itibaren yedi günlük sürede kıymet takdirine itiraz etmemeleri halinde de, yine bu hususu ihalenin feshi nedeni olarak ileri sürmeleri mümkün değildir.”

(Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2016/17907, K. 2016/23042, T. 07.11.2016 — bozma)

Yani rapor size tebliğ edilmediyse, satış ilanı elinize geçtiği anda yedi günlük saat işlemeye başlar. Usulsüz tebligat hâlinde ise Tebligat Kanunu’nun 32. maddesi uyarınca öğrenme tarihi esas alınır; öğrenme tarihini şikâyetçi bildirir ve bunun aksi karşı tarafça ancak yazılı belgeyle ispatlanabilir.

7. İcra Mahkemesi Neyi, Hangi Tarihe Göre Denetler?

İcra mahkemesi, icra müdürünün kıymet takdiri yaptırdığı tarih itibarıyla değeri belirleyerek memur işlemini denetler.

Şikâyet, bugünkü piyasa değerinin tespiti istemi değildir. Mahkeme memur işlemini denetler ve bunu işlemin yapıldığı andaki değere göre yapar:

“Bu durumda icra mahkemesince yapılacak iş; icra müdürü tarafından belirlenen değerin malın gerçek değerini yansıtıp yansıtmadığı, bir başka ifadeyle memur işleminin doğru olup olmadığını denetlemektir.”

(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/2258, K. 2021/94, T. 16.02.2021 — bozma)

Aynı kararda Kurul, mahkemenin oluşturduğu bilirkişi kurulu ile icra müdürünün kıymet takdiri yaptırdığı tarih itibarıyla değeri belirleyeceğini vurgular. Bu ayrım dilekçe kurgusunu doğrudan etkiler: emsal ve veriler o tarihe ait olmalıdır, dosyanın bugününe değil.

Bugünkü piyasa değerini tartışmak. Mahkeme, icra müdürünün kıymet takdiri yaptırdığı tarih itibarıyla değeri belirler; emsaller o tarihe ait olmalıdır.

8. Şikâyet Satışı Durdurur mu?

Şikâyet satışı kendiliğinden durdurmaz ve satış isteme süresini işlemekten alıkoymaz; bu süre bugün hacizden itibaren bir yıldır (İİK m.106).

İİK m.128/a, şikâyete bağlı otomatik bir durdurma öngörmez. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, şikâyetin satış isteme süresi üzerindeki etkisini de olumsuz belirler:

“icra mahkemesinde kıymet takdirine itiraz edilmesi iki yıllık satış isteme süresinin işlemesini durdurmaz”

(Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2015/16000, K. 2015/22647, T. 01.10.2015 — bozma)

Güncellik uyarısı: Bu kararın kurduğu ilke (şikâyetin süreyi durdurmaması) geçerlidir; ancak kararda anılan sürenin rakamı bugün için doğru değildir. İİK m.106, başlığıyla birlikte 7343 sayılı Kanun’la (24/11/2021) yeniden yazılmıştır ve satış isteme süresi artık taşınır–taşınmaz ayrımı olmaksızın “hacizden itibaren bir yıl”dır. Aynı madde, satış talebiyle birlikte kıymet takdiri ve satış giderlerinin tamamının peşin yatırılmasını zorunlu kılar; yatırılmazsa satış talebi vaki olmamış sayılır. Bu nedenle satış isteme süresini eski iki yıllık ölçüye göre hesaplamak bugün ciddi bir hata kaynağıdır.

Satış isteme süresini iki yıl saymak. İİK m.106, 7343 sayılı Kanun’la yeniden yazılmıştır; süre hacizden itibaren bir yıldır ve giderlerin peşin yatırılması zorunludur.

9. Kıymet Takdirinin Ömrü: İki Yıl Kuralı

Kesinleşen kıymet takdirinden iki yıl geçmedikçe yeniden takdir istenemez; satışın bu tarihten iki yıl sonra yapılması başlı başına ve kamu düzeninden ihalenin feshi sebebidir.

Kıymet takdirinin süresiz bir geçerliliği yoktur, ancak yenilenmesi de serbest değildir. Yukarıda aktarılan ikinci fıkra iki yıllık bir bekleme kurar; doğal afetler ve imar durumunda çok önemli değişiklik yaratan benzer hâllerde bu süre beklenmez.

Bu kuralın ikinci yüzü, borçlu bakımından güçlü bir savunmadır. Hukuk Genel Kurulu iki yılı aşan gecikmeyi bağımsız bir fesih sebebi sayar ve resen gözetilmesi gereken bir konu olarak niteler:

“Satışın kıymet takdirinin esas alındığı tarihten 2 yıl sonra yapılması başlı başına ihalenin feshi sebebidir. Bu husus kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece resen nazara alınmalıdır.”

(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/2258, K. 2021/94, T. 16.02.2021 — bozma)

Kamu düzenine ilişkin olması iki sonuç doğurur: ilgilinin ayrıca kişisel zararını ispat etmesi beklenmez ve mahkeme bu aykırılığı taraflar ileri sürmese de dikkate alır.

9.1. İki yıl hangi tarihten başlar?

İki yıllık süre, icra mahkemesinin raporundan değil, icra dairesince yaptırılan kıymet takdirinin tarihinden başlar.

Bu, uygulamada en çok karıştırılan noktadır. Şikâyet kabul edilir ve icra mahkemesi yeni bir bilirkişi raporu alırsa, sürenin o rapordan başladığı düşünülebilir. Kurul bunu açıkça reddeder:

“Bu nedenle İİK’nın 128/a-2 maddesinde öngörülen 2 yıllık süre de icra dairesince yaptırılan kıymet takdir tarihinden itibaren başlar.”

(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/2258, K. 2021/94, T. 16.02.2021 — bozma)

Gerekçe tutarlıdır: mahkeme zaten icra dairesinin takdir tarihi itibarıyla değeri belirlediğinden, aksinin kabulü o tarihteki değerin gerçeğe uygunluğunun denetlenmesini imkânsız kılardı. Süre hesabında esas alınacak tarih, icra dairesince fiilen yapılan kıymet takdirinin tarihidir.

İki yıllık sürenin mahkeme raporundan başladığını sanmak. Süre, icra dairesince yaptırılan kıymet takdirinin tarihinden başlar.

10. Süreyi Kaçırırsanız: İhalenin Feshini İsteyemezsiniz

Süresinde şikâyet edilmemişse kıymet takdiri ihalenin feshinde ileri sürülemez; süresinde edilmişse kesin karar dahi fesih aşamasında incelenebilir.

Bu maddedeki sürelerin gerçek ağırlığı, satış sonrasında ortaya çıkar. Hukuk Genel Kurulu kuralı ve istisnasını birlikte kurar:

“İcra dairesinin kıymet takdiri işlemine (raporuna) karşı, icra mahkemesinde süresinde (yedi gün içinde) şikâyet yoluna başvurmayan ilgili (meselâ borçlu), kıymet takdirinin usulsüz olduğundan bahisle ihalenin feshini isteyemez.”

(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/349, K. 2020/1031, T. 15.12.2020 — bozma)

Buna karşılık süresinde şikâyet yoluna başvurulmuşsa, icra mahkemesinin kesin olan kararı dahi ihalenin feshi istemi sırasında incelenebilir. Kurul, feshin sonucunu bağladığı ölçütü de gösterir: keşif sonucu belirlenen değer ihalede esas alınan muhammen bedelin üzerindeyse düşük değer üzerinden satışa başlandığı anlaşılacağından fesih gerekir; altındaysa zarar unsuru oluşmayacağından istem reddedilir.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi aynı çizgiyi satış ilanı bakımından da somutlaştırır:

“O halde, mahkemece, satış ilanının, itiraz edilmeden kesinleşen kıymet takdirine uygun olarak hazırlandığı ve borçlunun, kesinleşen kıymet takdiri işleminin hatalı olduğu iddiasıyla ihalenin feshini talep edemeyeceği dikkate alınarak şikayetin reddi yerine, yazılı gerekçeyle kabulü ile ihalenin feshine karar verilmesi isabetsizdir.”

(Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2013/4947, K. 2013/12580, T. 02.04.2013 — bozma)

Bu yüzden kıymet takdiri, ihalenin feshi aşamasına saklanabilecek bir konu değildir. İhalenin feshi davasında kıymet takdirinin ancak süresinde şikâyet koşuluyla tartışılabilmesi, bu iki aşamayı birbirine kilitler.

Kıymet takdirini ihalenin feshine saklamak. Süresinde şikâyet edilmemiş bir kıymet takdiri, kural olarak fesih aşamasında yeniden tartışılamaz.

11. Karar Kesindir, Yetkisizlik Hâlinde Dosya Resen Gönderilir

Yukarıda aktarılan son cümle gereğince kıymet takdirine ilişkin şikâyet üzerine icra mahkemesinin verdiği karar kesindir; temyiz edilemez. Bu kesinlik, yukarıda görüldüğü gibi kararın ihalenin feshi aşamasında incelenmesine engel değildir.

Yetki yönünden 2021 değişikliği bir kolaylık getirmiştir. Şikâyet yetkisiz icra mahkemesine yapılırsa, mahkeme evrak üzerinde inceleme yaparak başvuru tarihinden itibaren en geç on gün içinde yetkisizlik kararı verir ve masrafını gider avansından karşılamak suretiyle dosyayı kendiliğinden yetkili icra mahkemesine gönderir. Bu, yanlış adrese yapılan başvurunun sürenin kaybı anlamına gelmesini önleyen bir düzenlemedir.

12. Ortaklığın Giderilmesi Satışlarında Hangi Mahkeme?

Satış her zaman icra dairesi eliyle yapılmaz. Ortaklığın giderilmesi davası sonucunda satışa karar verildiğinde işlemleri satış memuru yürütür ve başvuru mercii değişir:

“Satış memurunun karar ve işlemlerine karşı itiraz ve şikâyetler ile satışın kanuna aykırılığı iddiasıyla açılan ihalenin feshi istemlerinin icra (hukuk) mahkemelerinde değil, ortaklığın giderilmesi kararını veren sulh hukuk mahkemesinde İİK hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir.”

(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/349, K. 2020/1031, T. 15.12.2020 — bozma)

Uygulanacak hükümler yine İİK’dır; değişen yalnızca görevli mahkemedir. Bu ayrımı gözden kaçırıp icra mahkemesine başvurmak, yedi günlük süre içinde düzeltilmesi gereken bir yetki sorunu yaratır.

İzale-i şuyu satışında icra mahkemesine başvurmak. Satış memurluğu işlemlerine karşı şikâyet, ortaklığın giderilmesi kararını veren sulh hukuk mahkemesine yapılır.

13. Adım Adım Ne Yapmalısınız?

  1. Raporun size hangi tarihte tebliğ edildiğini tespit edin; yedi günlük süre bu tarihten işler. Tebliğ hiç yapılmamışsa satış ilanının tebliğ tarihini esas alın.
  2. Başvuruyu, raporu düzenleten icra dairesinin bulunduğu yerdeki icra mahkemesine yapın. Satış memurluğu eliyle yürüyen bir satış varsa ortaklığın giderilmesine karar veren sulh hukuk mahkemesine yöneltin.
  3. Dilekçede değerin neden gerçeği yansıtmadığını, kıymet takdirinin yapıldığı tarih itibarıyla emsallerle ortaya koyun.
  4. Gider avansını takip edin. Mahkemenin belirlediği miktarı, belirlendiği andan itibaren yedi gün içinde vezneye yatırın; miktar belirlenmediyse dosyayı izleyip tensip tutanağının tebliğini bekletmeden hareket edin.
  5. Satış takvimini izleyin. Şikâyet satışı kendiliğinden durdurmaz; satış isteme süresinin bir yıl olduğunu hesaba katın.
  6. Kıymet takdirinin tarihini not edin. Satış bu tarihten iki yıl sonrasına sarkarsa bu, başlı başına bir fesih sebebi olarak değerlendirilebilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Kıymet takdirine itiraz süresi kaç gündür?

Kıymet takdiri raporunun tebliğinden itibaren yedi gündür (İİK m.128/a). Başvuru, raporu düzenleten icra dairesinin bulunduğu yerdeki icra mahkemesine yapılır. Bu süre hak düşürücüdür; kaçırıldığında kıymet takdiri kural olarak bir daha tartışılamaz.

Kıymet takdirine itiraz mı, şikâyet mi denir?

Kanundaki teknik adı şikâyettir; İİK m.128/a'nın başlığı 'Kıymet takdirine ilişkin şikâyet'tir. Uygulamada ve Yargıtay kararlarında 'kıymet takdirine itiraz' ifadesi de yerleşmiştir. İkisi aynı yolu anlatır: icra memurunun değer tespiti işlemine karşı icra mahkemesine şikâyet.

Kıymet takdirine itirazda gider avansı ne zaman yatırılır?

Şikâyet tarihinden itibaren yedi gün içinde gerekli masraf ve ücretin mahkeme veznesine yatırılması gerekir; yatırılmazsa şikâyet başka bir işleme gerek olmaksızın kesin olarak reddedilir (İİK m.128/a). Ancak Hukuk Genel Kurulu'na göre yatırılacak miktarın önce mahkemece belirlenmiş olması şarttır.

Kıymet takdirine itiraz satışı durdurur mu?

Kanun otomatik bir durdurma öngörmez. Yargıtay, kıymet takdirine itiraz edilmesinin satış isteme süresinin işlemesini durdurmadığını belirtmiştir. Satış isteme süresi bugün hacizden itibaren bir yıldır (İİK m.106, 7343 sayılı Kanun ile değişik).

Kıymet takdiri kaç yıl geçerlidir?

Kesinleşen kıymet takdirinin yapıldığı tarihten itibaren iki yıl geçmedikçe yeniden kıymet takdiri istenemez (İİK m.128/a). Doğal afetler ve imar durumunda çok önemli değişiklik yaratan benzer hâllerde bu süre beklenmez.

Satış kıymet takdirinden iki yıl sonra yapılırsa ne olur?

Hukuk Genel Kurulu'na göre satışın kıymet takdirinin esas alındığı tarihten iki yıl sonra yapılması başlı başına ihalenin feshi sebebidir ve bu husus kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemece kendiliğinden dikkate alınır.

İki yıllık süre hangi tarihten başlar?

İcra dairesince yaptırılan kıymet takdirinin tarihinden başlar. Şikâyet kabul edilip icra mahkemesi yeni bir bilirkişi raporu alsa bile, sürenin başlangıcı mahkemenin keşif veya rapor tarihi değildir; icra dairesinin kıymet takdiri tarihidir.

Kıymet takdiri raporu kimlere tebliğ edilir?

Borçluya, haciz koydurmuş alacaklılara ve diğer ipotekli alacaklılara tebliğ edilir; tebligatta kural olarak tapudaki mevcut adresler esas alınır (İİK m.128). Ayrıca bildirilmiş bir adres varsa o esas alınır.

Kıymet takdiri bana tebliğ edilmediyse ne yapabilirim?

Yargıtay'a göre kendisine kıymet takdiri tebliğ edilmeyen ilgililer, satış ilanının tebliğinden itibaren yedi günlük sürede kıymet takdirine itiraz edebilir. Bu imkânı da kullanmazlarsa konuyu ihalenin feshi sebebi olarak ileri süremezler.

Süresinde itiraz etmezsem ihalenin feshini isteyebilir miyim?

Kural olarak hayır. Hukuk Genel Kurulu, icra mahkemesinde süresinde şikâyet yoluna başvurmayan ilgilinin kıymet takdirinin usulsüz olduğundan bahisle ihalenin feshini isteyemeyeceğini benimsemiştir. Süresinde başvurulmuşsa fesih aşamasında inceleme mümkündür.

Kıymet takdirine itiraz kararı temyiz edilebilir mi?

Edilemez. İİK m.128/a uyarınca bu madde gereğince icra mahkemesinin verdiği kararlar kesindir. Kesinliğe rağmen, süresinde şikâyet hakkı kullanılmışsa bu karar ihalenin feshi istemi sırasında incelenebilir.

İtirazı yetkisiz mahkemeye yaparsam ne olur?

İcra mahkemesi evrak üzerinde inceleme yaparak başvuru tarihinden itibaren en geç on gün içinde yetkisizlik kararı verir ve masrafını gider avansından karşılamak suretiyle dosyayı kendiliğinden yetkili icra mahkemesine gönderir (İİK m.128/a).

Ortaklığın giderilmesi satışında kıymet takdirine nereye itiraz edilir?

Hukuk Genel Kurulu'na göre satış memurunun karar ve işlemlerine karşı itiraz ve şikâyetler ile ihalenin feshi istemleri icra mahkemesinde değil, ortaklığın giderilmesi kararını veren sulh hukuk mahkemesinde İİK hükümlerine göre çözümlenir.

İcra mahkemesi kıymeti hangi tarihe göre belirler?

İcra müdürünün kıymet takdiri yaptırdığı tarih itibarıyla belirler. Mahkeme, memur işleminin doğru olup olmadığını denetler; bugünkü piyasa değerini değil, o tarihteki gerçek değeri tespit eder.

Yazar

Av. Halit Süha Bahçeci

Avukat

LinkedIn

Bahçeci Hukuk Bürosu bünyesinde ceza, gayrimenkul, iş, aile, idare, ticaret ve yabancılar hukuku alanlarında hukuki danışmanlık ve dava takibi yürütür. Çalışmaları sözleşmelerin hazırlanmasını, idari başvuruların yapılmasını ve uyuşmazlıklarda hukuki temsili de kapsar.

Yayın Politikası

← Tüm makaleler
AraWhatsApp