
Çalışma Alanı
Anayasa Mahkemesi ve AİHM’e Bireysel Başvuru
Anayasa Mahkemesine ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine bireysel başvurunun hazırlanması, süre ve kabul edilebilirlik değerlendirmesi ile ihlal kararından sonraki yeniden yargılama sürecinde danışmanlık ve temsil.
Bireysel başvuru hangi hakları korur
Anayasa m.148, herkesin Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabileceğini düzenler. 6216 sayılı Kanun m.45/1 aynı hakkı, Sözleşmeye ek ve Türkiye’nin taraf olduğu protokolleri de anarak tekrarlar. Lafız iki şartı birlikte arar: hak Anayasada güvence altında olmalı ve Sözleşme ya da ek protokollerin kapsamına da girmelidir. İhlalin kaynağı da kamu gücüdür.
Kimler başvurabilir
6216 sayılı Kanun m.46, bireysel başvurunun ancak ihlale yol açtığı ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan etkilenenler tarafından yapılabileceğini düzenler. Aynı madde üç sınır daha koyar:
- kamu tüzel kişileri bireysel başvuru yapamaz
- özel hukuk tüzel kişileri yalnız tüzel kişiliğe ait haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle başvurabilir
- yalnızca Türk vatandaşlarına tanınan haklarla ilgili olarak yabancılar bireysel başvuru yapamaz
Önce iç yollar tüketilir
Bireysel başvuru olağan bir kanun yolu değildir. Anayasa m.148, başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olmasını şart koşar; 6216 sayılı Kanun m.45/2 de ihlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının önceden tüketilmesini arar. Aynı maddenin üçüncü fıkrası, yasama işlemleri ile düzenleyici idari işlemler aleyhine doğrudan bireysel başvuru yapılamayacağını, Anayasa Mahkemesi kararları ile Anayasanın yargı denetimi dışında bıraktığı işlemlerin de başvurunun konusu olamayacağını belirtir.
Bu konudaki yazılarımız
Süre ve başvuru dilekçesi
6216 sayılı Kanun m.47/5, başvurunun başvuru yollarının tüketildiği tarihten, başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılmasını gerektirir. Haklı bir mazereti nedeniyle süresi içinde başvuramayanlar, mazeretin kalktığı tarihten itibaren onbeş gün içinde ve mazeretlerini belgeleyen delillerle birlikte başvurabilir. Aynı maddenin üçüncü fıkrası dilekçede belirtilmesi gerekenleri sayar:
- başvurucunun ve varsa temsilcisinin kimlik ve adres bilgileri
- ihlal edildiği ileri sürülen hak ve özgürlük ile dayanılan Anayasa hükümleri
- ihlal gerekçeleri
- başvuru yollarının tüketilmesine ilişkin aşamalar
- başvuru yollarının tüketildiği, başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarih
- varsa uğranılan zarar
Dilekçeye dayanılan deliller, ihlale neden olduğu ileri sürülen işlem veya kararların aslı ya da örneği ve harcın ödendiğine dair belge eklenir; başvurucu bir avukat tarafından temsil ediliyorsa vekâletname de sunulur. Evrakta eksiklik bulunursa m.47/6 uyarınca eksikliğin giderilmesi için onbeş günü geçmemek üzere bir süre verilir ve geçerli bir mazeret olmaksızın bu sürede tamamlanmayan başvurunun reddine karar verileceği bildirilir.
Bu konudaki yazılarımız
Kabul edilebilirlik incelemesi
6216 sayılı Kanun m.48, kabul edilebilirlik kararı verilebilmesi için m.45 ila m.47’deki şartların taşınmasını arar. Mahkeme, Anayasanın uygulanması ve yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi açısından önem taşımayan ve başvurucunun önemli bir zarara uğramadığı başvurular ile açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir. İnceleme komisyonlarca yapılır; kabul edilemezlik kararları kesindir ve ilgililere tebliğ edilir. Bu yüzden dilekçenin ilk hâli, başvurunun esas incelemeye geçip geçmeyeceğini belirleyen metindir.
Bu konudaki yazılarımız
Esas inceleme ve ihlal kararının sonucu
Kabul edilebilir bulunan başvurunun esas incelemesi bölümlerce yapılır. 6216 sayılı Kanun m.49/6, bir mahkeme kararına karşı yapılan başvurularda incelemenin bir temel hakkın ihlal edilip edilmediği ve bu ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesiyle sınırlı olduğunu, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamayacağını düzenler. Bölümler esas inceleme aşamasında, başvurucunun temel haklarının korunması için zorunlu gördükleri tedbirlere resen veya başvurucunun talebi üzerine karar verebilir.
İhlal kararının sonucu m.50’de düzenlenir. Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa dosya, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvuru
Sözleşmenin Türkçe gayriresmî tercümesine göre AİHS m.34, Sözleşme veya protokollerinde tanınan haklarının Yüksek Sözleşmeci Taraflardan biri tarafından ihlal edilmesinden dolayı mağdur olduğunu öne süren her gerçek kişinin, hükümet dışı kuruluşun veya kişi grubunun Mahkemeye başvurabileceğini düzenler. AİHS m.35, başvuruyu iç hukuk yollarının tüketilmesine ve iç hukuktaki kesin karar tarihinden itibaren işleyen bir süreye bağlar.
Aynı madde başvurunun ele alınmayacağı ya da kabul edilemez bulunacağı hâlleri de sayar:
- başvurunun isimsiz olması
- Mahkemece daha önce incelenmiş ya da başka bir uluslararası mercie sunulmuş bir başvuruyla esasen aynı olup yeni olgu içermemesi
- Sözleşme veya protokollerinin hükümleriyle bağdaşmaması, dayanaktan açıkça yoksun olması ya da başvuru hakkının kötüye kullanılması niteliğinde olması
- başvurucunun önemli bir zarar görmemiş olması (insan haklarına saygı ilkesi esastan incelemeyi gerektirmedikçe)
Bu konudaki yazılarımız
Hangi aşamada ne yapıyoruz
Süreci iç hukuk yollarının son aşamasından itibaren ele alıyoruz: kesin kararın ve sürenin başlangıç tarihinin belirlenmesi, ihlal iddiasının hangi hak altında ve hangi Anayasa hükmüne dayanılarak ileri sürüleceğinin kurulması, başvuru formu ile eklerin hazırlanması, eksiklik yazılarına cevap ve ihlal kararından sonraki yeniden yargılama aşaması. Anayasa Mahkemesine ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurunun şartları ve süreleri farklı olduğundan iki yol ayrı ayrı değerlendirilir.
Bu alanda ele aldığımız işler
Anayasa Mahkemesine başvuru
- Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru formunun ve eklerinin hazırlanması
- Başvuru süresinin ve iç hukuk yollarının tüketilmesinin değerlendirilmesi
- Haklı mazeret nedeniyle süre sonrası başvuru
- Eksiklik yazısına cevap ve evrakın tamamlanması
- Esas inceleme aşamasında tedbir talebi
- İhlal kararından sonra yeniden yargılama süreci
Hak ihlali iddiaları
- Adil yargılanma ve makul sürede yargılanma hakkının ihlali iddiaları
- Kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkına ilişkin başvurular
- Mülkiyet hakkının ihlali iddiaları
- İfade özgürlüğü ile özel hayata ve aile hayatına saygı hakkına ilişkin başvurular
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvuru
- Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine bireysel başvuru formunun hazırlanması
- AİHM başvurusunda kabul edilebilirlik koşullarının değerlendirilmesi
Sık sorulan sorular
- Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruyu kimler yapabilir?
- 6216 sayılı Kanun m.46, başvurunun ancak ihlale yol açtığı ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan etkilenenler tarafından yapılabileceğini düzenler. Kamu tüzel kişileri başvuru yapamaz; özel hukuk tüzel kişileri yalnız tüzel kişiliğe ait haklarının ihlali gerekçesiyle başvurabilir. Yalnızca Türk vatandaşlarına tanınan haklarla ilgili olarak yabancılar başvuru yapamaz.
- Başvuru süresi ne zaman başlar?
- 6216 sayılı Kanun m.47/5 uyarınca başvuru, başvuru yollarının tüketildiği tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılır. Haklı bir mazeret nedeniyle süresinde başvuramayanlar, mazeretin kalktığı tarihten itibaren onbeş gün içinde, mazereti belgeleyen delillerle birlikte başvurabilir.
- Anayasa Mahkemesi davayı yeniden mi inceler?
- İncelemez. Anayasa m.148, bireysel başvuruda kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamayacağını düzenler. 6216 sayılı Kanun m.49/6 da mahkeme kararlarına karşı yapılan başvurularda incelemeyi bir temel hakkın ihlal edilip edilmediği ve bu ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesiyle sınırlar.
- Kabul edilemezlik kararına itiraz edilebilir mi?
- 6216 sayılı Kanun m.48/4, kabul edilemezlik kararlarının kesin olduğunu ve ilgililere tebliğ edileceğini düzenler. Bu yüzden başvurunun kabul edilebilirlik şartlarını taşıdığı, dilekçenin ilk hâlinde gösterilmelidir.
- Anayasa Mahkemesi ihlal kararı verirse ne olur?
- 6216 sayılı Kanun m.50, ihlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedileceğini düzenler. İhlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa dosya yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemeye gönderilir; yeniden yargılamada hukuki yarar yoksa başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.