
İçindekiler 12
- Kısa Cevap
- Bu Durumda mısınız?
- Cari Hesap Sözleşmesi Nedir?
- Yazılı Şekil: İspat Değil Geçerlilik Şartı
- Bütünlük İlkesi: Hesap Kesilmeden Kimse Alacaklı Değildir
- Cari Hesaba Yazılan Çek ve Senetler: Tahsil Edilemezse Ne Olur? (TTK m.91)
- Hesap Devresi ve Bakiyeye İtiraz: Sekiz Gün Değil, Bir Ay
- Faiz ve Bileşik Faiz Yasağı
- Sözleşmenin Sona Ermesi ve İflas
- Zamanaşımı: Beş Yıl, Ama Hangi Tarihten?
- Sık Yapılan Hatalar
- Özet
Kısa Cevap
Cari hesap sözleşmesi, tarafların alacaklarını tek tek istemekten vazgeçip yalnızca net bakiyeyi isteyebilecekleri bir tasfiye usulü sözleşmesidir. Üç noktası uygulamada belirleyicidir: sözleşme yazılı yapılmadıkça geçerli olmaz (TTK m.89/2), hesap kesilmeden önce taraflardan hiçbiri alacaklı veya borçlu sayılamaz (TTK m.97) ve zamanaşımı devre sonundan değil sözleşmenin sona ermesinden itibaren beş yıl işler (TTK m.101).
Karışıklık da buradan doğar: ticari hayatta “cari hesap” denilen bazı ilişkiler aslında yazılı sözleşmeye dayanmayan açık hesap ilişkisidir ve cari hesap hükümlerine tabi değildir.
Bu Durumda mısınız?
- Müşterinizle yıllardır “cari hesaptan” çalışıyorsunuz ama imzalanmış bir cari hesap sözleşmesi yok.
- İcra takibinde borcun sebebini “cari hesap” olarak gösterdiniz ve karşı taraf sözleşmenin varlığına itiraz ediyor.
- Cari hesap ekstresi gönderdiniz, karşı taraf hiç cevap vermedi ve bunun bakiyeyi kabul anlamına gelip gelmediğini bilmiyorsunuz.
- Tek bir faturanın tahsili için dava açmayı düşünüyorsunuz, ancak ilişki cari hesap olarak yürütülmüş.
- Bakiyeye işletilen faizin bileşik faiz sayılıp sayılmayacağını netleştirmek istiyorsunuz.
- Alacağınızın zamanaşımına uğradığı savunmasıyla karşılaştınız ve sürenin ne zaman başladığını çözmeniz gerekiyor.
Cari hesap ile açık hesap ayrımı davanın kaderini belirleyebildiğinden, tartışmalı bir bakiyede avukata danışmanız yerinde olur.
Cari Hesap Sözleşmesi Nedir?
Kanun sözleşmeyi tanımıyla birlikte düzenler.
6102 sayılı Kanun m.89/1 — Tanım ve şekil
“İki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesidir.”
Tanımın çekirdeği karşılıklı vazgeçmedir: taraflar tek tek alacak istemekten vazgeçer, kalemleri bir hesaba geçirir ve yalnız hesabın kesilmesinden sonra çıkan artan tutarı isteyebilir. Bu yönüyle cari hesap bir alacak kaynağı değil, mevcut alacakların tasfiye usulüdür.
Her alacak da bu hesaba girmez.
6102 sayılı Kanun m.93 — Hesap dışında kalan alacaklar
“Takas edilemeyen alacaklarla, belirli bir amaca harcanmak veya ayrıca emre hazır tutulmak üzere teslim olunan para ve mallardan doğan alacaklar cari hesaba geçirilemez.”
Yazılı Şekil: İspat Değil Geçerlilik Şartı
Maddenin ikinci fıkrası kısa ama sonuçları ağırdır.
6102 sayılı Kanun m.89/2 — Şekil
“Bu sözleşme yazılı yapılmadıkça geçerli olmaz.”
Bu bir geçerlilik şartıdır, ispat şartı değil. Yazılı sözleşme yoksa cari hesap sözleşmesi hiç doğmamıştır; taraflar arasında ne kadar uzun süreli bir ticari ilişki bulunduğu, defterlerde “cari hesap” adıyla kart açılmış olması, ekstre gönderilmiş olması veya mutabakat yazışması yapılmış olması bu eksikliği gidermez.
Uygulamadaki asıl ayrım burada kurulur:
- Cari hesap: yazılı sözleşmeye dayanır, TTK m.89-101 rejimine tabidir, tek tek kalemler istenemez, zamanaşımı beş yıldır.
- Açık hesap: yazılı cari hesap sözleşmesi yoktur; taraflar fiilen hesap tutar. Bu ilişki genel hükümlere tabidir ve alacaklar kaynağına göre (satış, hizmet, eser vb.) ayrı ayrı değerlendirilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, borcun sebebi olarak cari hesap ilişkisi gösterilen bir itirazın iptali davasında, yerel mahkemenin bu ayrıma dayanan ret kararını yerinde bulmuştur. Yerel mahkeme, takip talebinde cari hesap ilişkisinin borcun sebebi olarak gösterildiğini, ancak geçerli bir cari hesap sözleşmesinin yapıldığının ispat edilemediğini gerekçe göstererek davayı reddetmiş; Genel Kurul bu gerekçeyi denetlemiş ve şu sonuca varmıştır:
“Hâl böyle olunca; yerel mahkemece yukarıda açıklanan gerekçeler kapsamında verilen direnme kararı usul ve yasaya uygun olup, yerindedir.”
(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2019/718, K. 2022/274, T. 08.03.2022)
Kararın pratik dersi ikilidir. Birincisi, “cari hesap” ifadesini takip talebine yazmak tek başına yeterli değildir; sözleşmenin varlığı ispatlanmalıdır. İkincisi, itirazın iptali davası takip talebine sıkı sıkıya bağlı olduğundan, takipte gösterilen borç sebebi yargılama sırasında değiştirilemez. Cari hesaba dayanıp sonra başka bir sebebe geçmek mümkün değildir.
Bütünlük İlkesi: Hesap Kesilmeden Kimse Alacaklı Değildir
Cari hesabın en çok gözden kaçan sonucu budur.
6102 sayılı Kanun m.97 — Bütünlük ilkesi
“Cari hesaba geçirilen alacak ve borç kalemleri ayrılmaz bir bütün oluşturur. Cari hesabın kesilmesinden önce taraflardan hiçbiri, alacaklı veya borçlu sayılamaz. Tarafların hukuki durumunu ancak sözleşmenin sonundaki hesabın kesilmesi belirler.”
Geçerli bir cari hesap sözleşmesi varsa, hesaba geçirilmiş tek bir faturanın veya kalemin ayrıca dava edilmesi kural olarak mümkün değildir. Dava edilebilecek olan, hesabın kesilmesiyle ortaya çıkan bakiyedir. Bu nedenle cari hesap ilişkisinde alacaklının atacağı ilk adım tek bir faturayı takibe koymak değil, hesabı usulünce kesip bakiyeyi saptamaktır.
Bu ilke aynı zamanda savunma tarafı için bir imkândır: geçerli bir cari hesap sözleşmesi bulunduğu hâlde hesap kesilmeden tek kalem üzerinden talep yürütülüyorsa, bütünlük ilkesi ileri sürülebilir.
Cari Hesaba Yazılan Çek ve Senetler: Tahsil Edilemezse Ne Olur? (TTK m.91)
Uygulamada cari hesaba yalnız fatura değil, çek ve bono gibi ticari senetler de geçirilir. Bu senetlerin hesaba yazılması, bedellerinin tahsil edildiği anlamına gelmez; kanun tahsil edilememe ihtimalini ayrıca düzenler:
6102 sayılı TTK m.91 — Ticari senetler
90 ıncı maddede öngörüldüğü şekilde cari hesaba yazılan ancak bedeli alınamayan ticari senet sahibine geri verilerek, cari hesaptan kaydı silinir.
Yani senedin hesaba geçirilmesi kesin bir alacak kaydı değil, tahsil şartına bağlı bir kayıttır: bedel alınamazsa kayıt silinir ve senet, hesaba veren tarafa iade edilir. Bunun pratik sonucu, hesabın kesilmesiyle bulunan bakiyenin karşılıksız çıkan senetleri içermemesidir. Bakiye üzerinden takip başlatılmadan önce, hesaba geçirilmiş senetlerin gerçekten tahsil edilip edilmediğinin kontrol edilmesi bu nedenle önemlidir.
Hesap Devresi ve Bakiyeye İtiraz: Sekiz Gün Değil, Bir Ay
Bakiyenin belirlenmesi ve bakiyeye itiraz aynı maddede düzenlenmiştir.
6102 sayılı Kanun m.94 — Bakiyenin belirlenmesi
“(1) Sözleşme veya ticari teamül uyarınca, belirli hesap devreleri sonunda devre hesabı kapatılır ve alacak ile borç kalemleri arasındaki fark belirlenir. (2) Hesap devresi hakkında sözleşme veya ticari teamül yoksa, her takvim yılının son günü taraflarca hesabın kapatılması günü olarak kabul edilmiş sayılır. Saptanan artan tutarı gösteren cetveli alan taraf, aldığı tarihten itibaren bir ay içinde, noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza içeren bir yazıyla itirazda bulunmamışsa, bakiyeyi kabul etmiş sayılır.”
Buradan üç sonuç çıkar:
- Devre belirlenmemişse takvim yılının son günü hesabın kapatılma günüdür. Yani sözleşmede devre yazmamış olması boşluk doğurmaz.
- İtiraz süresi bir aydır. Bu süre, faturaya itiraz için TTK m.21/2’de öngörülen sekiz günlük süreyle karıştırılmamalıdır. İki hüküm farklı belgeleri, farklı süreleri ve farklı şekil şartlarını düzenler.
- Şekil sayılıdır. Faturaya itirazda kanun şekil öngörmezken, bakiyeye itirazda noter, taahhütlü mektup, telgraf veya güvenli elektronik imza içeren yazı sayılmıştır. Sıradan e-posta ile yapılan bir bakiye itirazı bu nedenle tartışmaya açıktır.
Bakiye cetvelini gönderen taraf açısından bunun anlamı şudur: cetvelin tebliğ edildiği tarih belgelenmelidir, çünkü bir aylık süre o tarihten işler.
Faiz ve Bileşik Faiz Yasağı
6102 sayılı Kanun m.95 — Faiz
“8 inci maddedeki şartların varlığı hâlinde, alacak ile borç kalemlerinin birbirinden çıkarılması sonucunda bulunan bakiyeye, belirlenip hesaba kaydedildiği tarihten itibaren faiz işler; bileşik faize yol açabilecek uygulama yapılamaz; bu hükme aykırı sözleşme öngörülemez.”
Faiz, tek tek kalemlere değil bakiyeye ve bakiyenin hesaba kaydedildiği tarihten itibaren işler. Bileşik faiz yasağı ise emredicidir: hükme aykırı sözleşme öngörülemez.
Bu yasağın sınırlı bir istisnası vardır.
6102 sayılı Kanun m.96/1 — Bileşik faiz ve sözleşme ile belirlenebilecek hükümler
“Taraflar, üç aydan aşağı olmamak şartıyla, diledikleri andan başlamak üzere faizlerin ana paraya eklenmesini kararlaştırabilecekleri gibi hesap devreleri ile faiz ve komisyon miktarlarını da sözleşme ile belirleyebilirler.”
Yani faizin anaparaya eklenmesi mutlak biçimde yasak değildir; ancak üç aydan aşağı olmamak şartına bağlıdır ve sözleşmeyle kararlaştırılmış olması gerekir.
Sözleşmenin Sona Ermesi ve İflas
6102 sayılı Kanun m.98/1 — Sona erme sebepleri
“Cari hesap sözleşmesi; a) Kararlaştırılan sürenin sona ermesi, b) Bir süre kararlaştırılmadığı takdirde taraflardan birinin fesih ihbarında bulunması, c) Taraflardan birinin iflas etmesi, hâllerinde sona erer.”
Süresiz sözleşmelerde sona erme fesih ihbarına bağlıdır; kendiliğinden sona erme söz konusu değildir. Bu, zamanaşımı bakımından doğrudan sonuç doğurur (aşağı bkz.). Taraflardan birinin iflası ise sözleşmeyi kendiliğinden sona erdirir.
Ayrıca TTK m.100, taraflardan birinin alacaklısının bakiyeyi haczettirmesi hâlinde hesabın haciz günü kapatılarak artan tutarın saptanacağını düzenler ve haczin kaldırılmaması hâlinde diğer tarafa fesih imkânı tanır. Bu hüküm, üçüncü kişi alacaklıların cari hesap ilişkisine müdahale ettiği hâller bakımından işletilir.
Zamanaşımı: Beş Yıl, Ama Hangi Tarihten?
6102 sayılı Kanun m.101 — Zamanaşımı
“Cari hesabın tasfiyesine, kabul edilen veya mahkeme kararıyla saptanan artan tutara ya da faiz alacaklarına, hesap hata ve yanılmalarına, cari hesabın dışında tutulması gereken veya haksız olarak cari hesaba geçirilmiş olan kalemlere veya tekrarlanan kayıtlara ilişkin bulunan davalar, cari hesap sözleşmesinin sona ermesinden itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrarlar.”
Kritik nokta sürenin uzunluğu değil başlangıcıdır: beş yıl, hesabın kesildiği devre sonundan değil, cari hesap sözleşmesinin sona ermesinden itibaren işler. Sözleşme yürürlükte kaldığı sürece süre başlamaz.
Bunun iki pratik sonucu vardır. Alacaklı bakımından, yıllar önceki devrelere ilişkin kalemler sözleşme henüz sona ermediği için zamanaşımı savunmasıyla karşılaşmayabilir. Borçlu bakımından ise zamanaşımı savunması kurulacaksa önce sözleşmenin sona erdiği tarihin ortaya konulması gerekir. Süresiz sözleşmelerde bu, kural olarak bir fesih ihbarını gerektirir.
İlişki geçerli bir cari hesap sözleşmesine dayanmıyorsa bu beş yıllık özel süre uygulanmaz; alacak kendi kaynağının zamanaşımına tabi olur. Cari hesap ile açık hesap ayrımı bu nedenle yalnız usul değil, zamanaşımı bakımından da belirleyicidir.
Sık Yapılan Hatalar
- Defterdeki cari hesap kartını sözleşme sanmak. TTK m.89/2 yazılı şekli geçerlilik şartı yapar; kayıt, ekstre veya mutabakat yazısı bu şartı karşılamaz.
- Tek faturayı dava etmek. Geçerli cari hesap varsa bütünlük ilkesi gereği talep edilebilecek olan bakiyedir (TTK m.97).
- Bakiyeye itiraz süresini sekiz gün sanmak. Faturada sekiz gün, bakiyede bir ay ve sayılı şekiller geçerlidir (TTK m.21/2 ↔ m.94/2).
- Bakiye cetvelinin tebliğ tarihini belgelemeden göndermek. Bir aylık süre cetvelin alındığı tarihten işler.
- Zamanaşımını devre sonundan başlatmak. Süre sözleşmenin sona ermesinden itibaren işler (TTK m.101).
- Süresiz sözleşmede fesih ihbarı yapmadan sona erdiğini varsaymak. TTK m.98/1-b uyarınca sona erme fesih ihbarına bağlıdır.
- İcra takibinde borç sebebini sonradan değiştirmeye çalışmak. İtirazın iptali davası takip talebine sıkı sıkıya bağlıdır.
Özet
- Cari hesap sözleşmesi, tek tek alacak istemekten karşılıklı vazgeçip net bakiyeyi isteme esasına dayanan bir tasfiye usulü sözleşmesidir (TTK m.89/1).
- Yazılı şekil geçerlilik şartıdır; yazılı sözleşme yoksa ilişki cari hesap değil açık hesap olarak değerlendirilir (TTK m.89/2).
- Hesap kesilmeden önce taraflardan hiçbiri alacaklı veya borçlu sayılmaz; dava edilebilecek olan bakiyedir (TTK m.97).
- Hesap devresi kararlaştırılmamışsa takvim yılının son günü esas alınır; bakiyeye itiraz süresi bir ay ve şekli sayılıdır (TTK m.94).
- Bakiyeye faiz kaydedildiği tarihten işler; bileşik faiz yasağı emredicidir, istisnası üç aydan aşağı olmamak şartıyla sözleşmeyle kararlaştırılan anaparaya ekleme imkânıdır (TTK m.95, m.96/1).
- Sözleşme sürenin sona ermesi, fesih ihbarı veya taraflardan birinin iflasıyla sona erer (TTK m.98/1).
- Zamanaşımı beş yıldır ve sözleşmenin sona ermesinden itibaren işler (TTK m.101).
Sıkça Sorulan Sorular
Cari hesap sözleşmesi nedir?
TTK m.89/1 uyarınca, iki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek, hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşmedir. Yani tek tek alacak istemekten vazgeçip yalnızca net bakiyeyi istemeye yönelik bir tasfiye usulü sözleşmesidir.
Cari hesap sözleşmesinin yazılı olması zorunlu mu?
Evet, üstelik bu bir ispat şartı değil geçerlilik şartıdır. TTK m.89/2 açıkça "Bu sözleşme yazılı yapılmadıkça geçerli olmaz" der. Yazılı sözleşme yoksa cari hesap sözleşmesi hiç doğmamış sayılır ve tarafların ilişkisi cari hesap hükümlerine göre değerlendirilemez.
Muhasebedeki cari hesap kaydı cari hesap sözleşmesi yerine geçer mi?
Hayır. Defterde "cari hesap" adıyla bir kart açılmış olması, ekstre düzenlenmesi veya mutabakat yazışması yapılması yazılı sözleşme yerine geçmez. Uygulamada bu ilişkiler çoğu zaman cari hesap değil "açık hesap" niteliğindedir ve genel hükümlere tabidir.
Cari hesapta tek bir faturayı dava edebilir miyim?
Kural olarak hayır. TTK m.97 uyarınca cari hesaba geçirilen alacak ve borç kalemleri ayrılmaz bir bütün oluşturur ve cari hesabın kesilmesinden önce taraflardan hiçbiri alacaklı veya borçlu sayılamaz. Talep edilebilecek olan tek tek kalemler değil, hesabın kesilmesiyle çıkan bakiyedir.
Hesap devresi belirlenmemişse ne olur?
TTK m.94/2 uyarınca hesap devresi hakkında sözleşme veya ticari teamül yoksa, her takvim yılının son günü tarafların hesabı kapatma günü olarak kabul edilmiş sayılır.
Bakiyeye itiraz süresi kaç gündür?
Bir aydır. TTK m.94/2 uyarınca saptanan artan tutarı gösteren cetveli alan taraf, aldığı tarihten itibaren bir ay içinde noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza içeren bir yazıyla itirazda bulunmazsa bakiyeyi kabul etmiş sayılır.
Bakiyeye itiraz süresi faturaya itiraz süresiyle aynı mı?
Hayır, karıştırılmamalıdır. Faturaya itiraz süresi TTK m.21/2 uyarınca sekiz gündür ve şekil şartı yoktur. Cari hesap bakiyesine itiraz süresi ise TTK m.94/2 uyarınca bir aydır ve kanun burada sayılı şekilleri (noter, taahhütlü mektup, telgraf, güvenli elektronik imzalı yazı) öngörmüştür.
Cari hesap bakiyesine faiz işler mi?
TTK m.95 uyarınca kanuni şartların varlığı hâlinde bakiyeye, belirlenip hesaba kaydedildiği tarihten itibaren faiz işler. Aynı hüküm bileşik faize yol açabilecek uygulamayı yasaklar ve bu yasağa aykırı sözleşme öngörülemeyeceğini belirtir.
Faizin anaparaya eklenmesi hiç kararlaştırılamaz mı?
TTK m.96/1 taraflara, üç aydan aşağı olmamak şartıyla diledikleri andan başlamak üzere faizlerin anaparaya eklenmesini kararlaştırma imkânı tanır. Aynı hüküm hesap devreleri ile faiz ve komisyon miktarlarının sözleşmeyle belirlenebileceğini de öngörür.
Cari hesap sözleşmesi nasıl sona erer?
TTK m.98/1 üç hâl sayar — kararlaştırılan sürenin sona ermesi, bir süre kararlaştırılmadığı takdirde taraflardan birinin fesih ihbarında bulunması ve taraflardan birinin iflas etmesi.
Cari hesapta zamanaşımı kaç yıldır?
Beş yıldır. TTK m.101 uyarınca cari hesabın tasfiyesine, bakiyeye, faiz alacaklarına, hesap hata ve yanılmalarına, hesap dışında tutulması gereken veya haksız geçirilmiş kalemlere ya da tekrarlanan kayıtlara ilişkin davalar, cari hesap sözleşmesinin sona ermesinden itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.
Zamanaşımı hangi tarihten başlar?
Hesabın kesildiği devre sonundan değil, cari hesap sözleşmesinin sona ermesinden itibaren işler. Sözleşme devam ettiği sürece beş yıllık süre başlamaz; bu nedenle sona erme tarihinin belgelenmesi önemlidir.
Her alacak cari hesaba geçirilebilir mi?
Hayır. TTK m.93 uyarınca takas edilemeyen alacaklarla, belirli bir amaca harcanmak veya ayrıca emre hazır tutulmak üzere teslim olunan para ve mallardan doğan alacaklar cari hesaba geçirilemez.
Cari hesaba yazılan çek veya senedin bedeli alınamazsa ne olur?
TTK m.91 uyarınca cari hesaba yazılan ancak bedeli alınamayan ticari senet sahibine geri verilerek cari hesaptan kaydı silinir.
İlgili çalışma alanı: Ticaret Hukuku
← Tüm makaleler