
İçindekiler 15
- Kısa Cevap
- Bu Durumda mısınız?
- Dayandığı Kanun Maddeleri
- 2025’te Değişen Cümle: Başvurmak Serbest, İzin Vermek Değil
- Neden Altmış Değil Otuz Gün?
- Süre Ne Zaman Başlar? Askı İlanı
- ”ÇED Gerekli Değildir” Kararı da Otuz Güne mi Tabi?
- Kararda Süre Gösterilmemişse: Otuz Değil Altmış Gün
- Davayı Kim Açabilir? ÇED’e Özgü Ehliyet Ölçütü
- Hangi Mahkemede Dava Açılır?
- İvedi Yargılamanın Diğer Sonuçları
- İvedi Yargılamada Takvim: Yedi Gün, On Beş Gün, Bir Ay
- Kararın Geçerliliği Sonsuz Değildir
- Sık Yapılan Hatalar
- Özet
Kısa Cevap
Çevresel etki değerlendirmesi sonucu alınan kararlara karşı iptal davası ivedi yargılama usulüne tabidir ve dava açma süresi altmış değil otuz gündür. Aynı usulde üst makama başvuru süreyi durdurmaz.
Uygulamadaki asıl hak kaybı buradan doğar: idari yargıdaki genel süreye güvenip altmış gün beklemek, ÇED kararlarında dosyayı süre aşımından kapatır.
Bu Durumda mısınız?
- Yaşadığınız yörede bir proje için “ÇED Olumlu” veya “ÇED Gerekli Değildir” kararı verildi.
- Kararı muhtarlık ya da kaymakamlık ilan panosundan veya il müdürlüğünün internet sitesinden öğrendiniz.
- Askı ilanının bittiğini fark ettiniz ve sürenin dolup dolmadığını bilmiyorsunuz.
- Önce idareye dilekçe verdiniz, cevap bekliyorsunuz.
- Ruhsat sahibi olarak, sahanızın içinde başka bir proje için ÇED kararı verildiğini öğrendiniz. Bu durumda maden ruhsatının iptali süreci de gündeme gelebilir.
Süre çok kısadır; kararı öğrendiğiniz anda bir avukatla değerlendirmeniz gerekir.
Dayandığı Kanun Maddeleri
Çevresel etki değerlendirmesi yükümlülüğünün kaynağı 2872 sayılı Çevre Kanununun 10. maddesidir. Maddenin birinci fıkrası kimin ÇED belgesi hazırlamakla yükümlü olduğunu belirler:
“Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler.”
(2872 sayılı Çevre Kanunu m.10/1)
İkinci fıkra dosyanın asıl kaldıracıdır; ÇED Olumlu kararı bulunmadan idarenin ne yapamayacağını sayar:
“Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı (…) [12] alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. (Ek cümle:19/7/2025-7554/1 md.) Ancak, bu durum söz konusu teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel teşkil etmez.”
(2872 sayılı Çevre Kanunu m.10/2)
Maddenin üçüncü fıkrası yürürlükte değildir. Anayasa Mahkemesi bu fıkrayı 15.01.2009 tarihli, E. 2006/99, K. 2009/9 sayılı kararıyla iptal etmiştir; birinci ve ikinci fıkralar yürürlüktedir.
Usul tarafındaki dayanak ise 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A maddesidir ve bu yazıdaki süre, takvim ile kanun yolu başlıklarının tamamı o maddeye dayanır. İptal davasının genel rejimi için iptal davası nedir yazısına bakabilirsiniz.
2025’te Değişen Cümle: Başvurmak Serbest, İzin Vermek Değil
Yukarıdaki ikinci fıkraya 19.07.2025 tarihinde 7554 sayılı Kanunla bir cümle eklenmiştir. Eklenen cümle, ÇED kararı beklenirken teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasının yasağın kapsamı dışında olduğunu açıkça belirtir.
Ayrım incedir ama dilekçeyi doğrudan etkiler: proje sahibi izin süreçlerini başlatabilir, buna karşılık ÇED Olumlu kararı olmadan izin verilemez. Bu nedenle hukuka aykırılık iddiasının konusu başvurunun yapılmış olması değil, ÇED kararı yokken verilmiş bir onay, izin, ruhsat veya ihale işlemi olmalıdır. Cümle 2025 yazında eklendiği için 2025 öncesine ait kaynaklarda yer almaz.
Neden Altmış Değil Otuz Gün?
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.20/A hükmü, bazı işlemleri ivedi yargılama usulüne sokar. ÇED kararları bu listede açıkça sayılmıştır:
“e) 9/8/1983 tarihli ve 2872 sayılı Çevre Kanunu uyarınca, idari yaptırım kararları hariç çevresel etki değerlendirmesi sonucu alınan kararlar.”
Bentteki “idari yaptırım kararları hariç” ibaresi önemlidir: çevre idari para cezaları bu usule girmez, onlar Çevre Kanununun kendi yolundadır (bkz. çevre cezasına itiraz. İki başlık da otuz gün öngörür ama dayanakları farklıdır).
Aynı maddede usulün iki temel kuralı düzenlenir:
“a) Dava açma süresi otuz gündür. b) Bu Kanunun 11 inci maddesi hükümleri uygulanmaz.”
İkinci cümle en az birincisi kadar kritiktir. Genel usulde idareye başvurmak dava açma süresini durdurur; ivedi yargılamada durdurmaz. Uygulamada “önce idareye yazalım” refleksi tam da bu nedenle hak kaybına yol açar.
Süre Ne Zaman Başlar? Askı İlanı
ÇED kararları kişilere tek tek tebliğ edilmez; ilan yoluyla duyurulur. Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği (CEDY m.17) ilan usulünü düzenler:
“Bakanlık inceleme değerlendirme süreci tamamlanarak karar aşamasına geçilen proje hakkında 5 iş günü içinde “ÇED Gereklidir” veya “ÇED Gerekli Değildir” kararını verir. Verilen karar il müdürlüğüne, görüş alınan kurum/kuruluşlara, proje sahibine ve Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara bildirilir. Bu karar il müdürlüğü tarafından internet sitesinde süresiz ve askıda 30 takvim günü ilan edilerek halka duyurulur.”
Uygulamada dava açma süresi askı ilanının son gününden itibaren hesaplanmaktadır. Bu nedenle askı ilanının başlangıç ve bitiş tarihleri, dosyanın en kritik bilgisidir; ilan tutanağı temin edilmelidir.
”ÇED Gerekli Değildir” Kararı da Otuz Güne mi Tabi?
Bu, uygulamada en çok tereddüt edilen noktadır. Kanun metni ivedi usulü çevresel etki değerlendirmesi sonucu alınan kararlara bağladığı için, eleme niteliğindeki “ÇED Gerekli Değildir” kararının bu kapsama girip girmediği ilk bakışta tartışılabilir görünmektedir.
Uygulamada bu kararlar 20/A kapsamında görülmekte, yani ilke olarak otuz günlük süreye tabi kabul edilmektedir. Ancak sürenin fiilen işleyebilmesi ayrı bir şarta bağlıdır ve asıl belirleyici nokta burasıdır.
Kararda Süre Gösterilmemişse: Otuz Değil Altmış Gün
Anayasa m.40, devletin işlemlerinde hangi kanun yollarına ve mercilere başvurulacağını ve sürelerini belirtmesini zorunlu kılar. Danıştay bu ilkeyi ilan yoluyla duyurulan işlemlere de teşmil etmiştir:
“Her ne kadar, söz konusu Kurul kararında “ilanı gereken işlemler” açısından açık bir hüküm kurulmamış olsa da, Anayasa’nın 40. maddesinin 2. fıkrası ve gerekçesi ile anılan Kurul kararının gerekçesi bir bütün olarak değerlendirildiğinde, ilan edilen işlemler yönünden de anılan Anayasa hükümünün uygulanması gerekmektedir.”
(Danıştay 4. Dairesi, E. 2025/2323, K. 2025/4275, T. 07.07.2025)
Karardaki atıf, Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun dava açma süresinin gösterilmediği hallere ilişkin kararınadır. Daire bu ilkeyi somut bir “ÇED Gerekli Değildir” kararına uygulayarak şu sonuca varmıştır:
“dava konusu Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Gerekli Değildir kararının duyurulmasına ilişkin ilan metinlerinde Anayasa’nın 40. maddesi uyarınca özel dava açma süresinin gösterilmediği dikkate alındığında, söz konusu işleme ilişkin askı ilan süresinin sona erdiği tarihi izleyen günden itibaren 2577 sayılı Kanun’un 20/A maddesi uyarınca özel dava açma süresinin değil, 2577 sayılı Kanun’un 7. maddesinde belirtilen 60 günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerekmekte”
(Danıştay 4. Dairesi, E. 2025/2323, K. 2025/4275, T. 07.07.2025)
Bu, otuz günlük sürenin otomatik işlemediğini gösterir. İlk derece mahkemesi otuz günü uygulayıp davayı süre aşımından reddetmiş; Daire ise gerekçeyi değiştirerek, altmış günlük sürenin uygulanması gerektiğini belirtmiş, ancak dava bu süre içinde de açılmadığı için kararı sonucu itibarıyla onamıştır.
Pratik sonuç iki yönlüdür:
- Dava açarken otuz güne göre hareket edin. İlan metninde süre gösterilmiş olabilir; altmış güne güvenmek gereksiz risk alır.
- Otuz gün geçmişse dosyayı kapatmayın. İlan metninde dava açma süresi ve mercii gösterilmemişse altmış günlük genel süre gündeme gelir. Bu nedenle ilan metninin kendisi delil olarak temin edilmelidir.
Davayı Kim Açabilir? ÇED’e Özgü Ehliyet Ölçütü
Süre doğru hesaplanmış olsa bile dava, esasa hiç girilmeden ehliyet yönünden reddedilebilir. Ehliyet, dava dilekçesinin ilk incelemesinde sırasıyla bakılan başlıklardan biridir (İYUK m.14/3-c); karşı taraf itiraz etmese de mahkeme bu noktayı kendiliğinden denetler. İptal davasının genel kuralı ise, dava konusu işlemle davacı arasında kişisel, meşru ve güncel bir menfaat ilişkisi aranmasıdır. Danıştay çevresel projelerde bu kuralı ayrı bir dengeye oturtur:
“Bununla birlikte, çevreyi ilgilendiren projelerle ilgili verilen ÇED kararlarının iptali istemiyle açılan davalarda dava açma ehliyeti belirlenirken, adil yargılanma hakkı kapsamında davacıların mahkeme erişim hakkı ile idari istikrar ilkesi arasında adil bir dengenin kurulması gerekmektedir.”
(Danıştay 6. Dairesi, E. 2022/8054, K. 2023/187, T. 17.01.2023 — davanın ehliyet yönünden reddine)
Aynı karar dengenin nasıl kurulacağını da somutlaştırır:
“Bu nedenle, projelerin yapımının planlandığı yörede ikamet eden ya da o yörede taşınmazları bulunanların, dava açma ehliyetlerinin varlığının kabulü, idari istikrarın sağlanması amacıyla yatırım planlayanların sürekli olarak dava tehdidi ile karşı karşıya kalmamaları bakımından temel ölçüt olmakla birlikte, mahkemeye erişim hakkının ihlal edilmemesi adına davacıların öznel koşullarının da dikkate alınmasının, adil bir yargılama için gerekli olduğu sonucuna varılmıştır.”
(Danıştay 6. Dairesi, E. 2022/8054, K. 2023/187, T. 17.01.2023 — davanın ehliyet yönünden reddine)
İki cümle birlikte okunur ve iki kademeli bir ölçüt verir:
- Temel ölçüt yer ölçütüdür: projenin planlandığı yörede ikamet etmek ya da o yörede taşınmazı bulunmak.
- İkinci kademe öznel koşullardır: yer ölçütünü karşılamayan davacı da somut olayın niteliğine göre ehliyetli sayılabilir; bunun takdiri mahkemededir.
Kararın verildiği olay, ölçütün ne kadar sıkı uygulandığını gösterir. Kanal İstanbul projesine ilişkin ÇED Olumlu kararının iptali istenmiş, davacının dava sürerken yurt dışına yerleştiği ve gerek dava tarihinde gerek karar tarihinde proje alanında veya proje etki alanında taşınmazı bulunmadığı tespit edilerek dava ehliyet yönünden reddedilmiştir.
Dosya hazırlığına etkisi doğrudandır: ikametgâh belgesi ya da tapu kaydı gibi yer bağını gösteren belgeler dilekçeye baştan eklenmelidir. Menfaatin dava sonuna kadar sürmesi de ayrıca arandığı için, yargılama sırasındaki adres değişikliği dosyada sonuç doğurabilir.
Hangi Mahkemede Dava Açılır?
ÇED kararları Bakanlık merkez teşkilatınca verildiği için dava dilekçesinin Ankara’ya verilmesi gerektiği sanılır. Uygulama bu yönde değildir. ÇED kararının iptali istemi, taşınmaz mallara ilişkin davalarda yetkiyi düzenleyen kurala (İYUK m.34/1) tabi tutulur:
“İmar, kamulaştırma, yıkım, işgal, tahsis, ruhsat ve iskan gibi taşınmaz mallarla ilgili mevzuatın uygulanmasında veya bunlara bağlı her türlü haklara veya kamu mallarına ilişkin idari davalarda yetkili mahkeme taşınmaz malların bulunduğu yer idare mahkemesidir.”
(2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.34/1)
Asıl tereddüt, projenin birden çok ilin sınırlarına yayıldığı hâllerde doğar. Bu durumda birden çok idare mahkemesinin yetki alanına giren işler bakımından Danıştay’ın ilk derece mahkemesi olarak görevli olup olmadığı tartışılır ve dosya mahkemeler arasında gidip gelebilir. Danıştay ölçütü projenin fiziki merkezine bağlamıştır:
“görevli ve yetkili mahkemenin belirlenmesinde; projenin ana üniteleri olan hidroelektrik santrali, cebri boru ve derivasyon tünelinin yapılacağı yerin dikkate alınması gerekmekte olup”
(Danıştay 4. Dairesi, E. 2024/200, K. 2024/392, T. 18.01.2024 — davanın görev yönünden reddine)
Somut olayda proje iki ilin sınırlarına yayılıyordu ve idare mahkemesi dosyayı bu gerekçeyle Danıştay’a göndermişti. Daire, projenin ana ünitelerinin tek il sınırı içinde kaldığını saptayarak Danıştay’ın görevli olmadığına ve dosyanın o ilin idare mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.
Pratik sonucu şudur: dilekçe yazılmadan önce ÇED raporundan projenin ana ünitelerinin (santral, baraj gövdesi, ocak sahası, tesis) hangi il sınırında kaldığı tespit edilmelidir. Yanlış mahkemeye açılan dava görev veya yetki yönünden reddedilir ve dosya görevli mahkemeye gönderilir (İYUK m.15/1-a). Dava düşmez, ancak ivedi yargılamanın sıkı takviminde bu doğrudan zaman kaybıdır.
İvedi Yargılamanın Diğer Sonuçları
Usul yalnızca süreyi kısaltmaz; yargılamanın tamamını değiştirir:
| Konu | Genel usul | İvedi yargılama | Dayanak |
|---|---|---|---|
| Dava açma süresi | 60 gün | 30 gün | m.20/A-2-(a) |
| İdareye başvuru (m.11) | Süreyi durdurur | Uygulanmaz | m.20/A-2-(b) |
| İlk inceleme | Süre öngörülmemiş | 7 gün | m.20/A-2-(c) |
| Savunma süresi | 30 gün | 15 gün (bir kez 15 gün uzatılabilir) | m.20/A-2-(d) |
| Yürütmenin durdurulması kararına itiraz | Mümkün | Edilemez | m.20/A-2-(e) |
| Karara bağlama | Süre öngörülmemiş | Tekemmülden itibaren en geç 1 ay | m.20/A-2-(f) |
| Temyiz süresi | Genel hükümler | 15 gün | m.20/A-2-(g) |
| Temyiz üzerine verilen karar | Genel hükümler | Kesin | m.20/A-2-(i) |
Tablodaki sürelerin dayandığı bent metinleri aşağıdaki bölümde birebir aktarılmıştır.
İvedi Yargılamada Takvim: Yedi Gün, On Beş Gün, Bir Ay
Takvimin tamamı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A maddesinin ikinci fıkrasında bent bent sayılmıştır. Dosyanın açılışını düzenleyen iki bent şöyledir:
“c) Yedi gün içinde ilk inceleme yapılır ve dava dilekçesi ile ekleri tebliğe çıkarılır. d) Savunma süresi dava dilekçesinin tebliğinden itibaren on beş gün olup, bu süre bir defaya mahsus olmak üzere en fazla on beş gün uzatılabilir. Savunmanın verilmesi veya savunma verme süresinin geçmesiyle dosya tekemmül etmiş sayılır.”
(2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.20/A-2)
Dosya tekemmül ettikten sonra karar için de süre vardır ve keşif ile bilirkişi incelemesi bu sürenin içine sığdırılır:
“f) Bu davalar dosyanın tekemmülünden itibaren en geç bir ay içinde karara bağlanır. Ara kararı verilmesi, keşif, bilirkişi incelemesi ya da duruşma yapılması gibi işlemler ivedilikle sonuçlandırılır.”
(2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.20/A-2)
Çevre davalarında en çok hissedilen kısıt budur. ÇED uyuşmazlıklarının esası çoğu zaman bilirkişi incelemesiyle çözülür; ivedi usulde bu incelemeye tanınan alan dardır. Teknik itirazların, bilirkişiden beklenen soruların ve varsa özel uzman görüşünün dava dilekçesiyle birlikte dosyaya girmesi bu nedenle belirleyicidir.
Kanun yolu da aynı biçimde sıkıştırılmıştır:
“g) Verilen nihai kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir.”
(2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.20/A-2)
Aynı fıkranın (i) bendi uyarınca temyiz üzerine verilen kararlar kesindir; kanun yolu bu noktada kapanır. Nitekim Kanal İstanbul dosyasında Danıştay, ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararın 20/A kapsamında kaldığını belirterek temyiz yolunu Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna ve on beş günlük süreye açmıştır.
Kararın Geçerliliği Sonsuz Değildir
“ÇED Gerekli Değildir” kararı süresiz bir kazanılmış hak yaratmaz. Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği (CEDY m.17) şunu düzenler:
““ÇED Gerekli Değildir” kararı verilen proje için 5 yıl içinde mücbir sebep bulunmaksızın yatırıma başlanmaması durumunda “ÇED Gerekli Değildir” kararı geçersiz sayılır.”
Süre aşımı nedeniyle dava yolu kapanmış olsa bile, projenin fiilen başlamaması hâlinde bu hüküm ayrı bir değerlendirme imkânı verebilir.
Sık Yapılan Hatalar
- Altmış gün sayarak beklemek. ÇED kararlarında ilke otuz gündür; altmış gün ancak ilan metninde süre gösterilmemişse gündeme gelir ve bu bir savunma argümanıdır, dava planı değildir.
- Önce idareye başvurmak. İvedi yargılamada İYUK m.11 uygulanmaz; süre durmaz.
- Askı tarihlerini belgelememek. Sürenin başlangıcı askı ilanına bağlı olduğundan ilan tutanağı belirleyicidir.
- Eleme kararını hafife almak. “ÇED Gerekli Değildir” kararı da iptal davasına konudur ve aynı kısa süreye tabidir.
- Yürütmenin durdurulmasını zayıf gerekçelendirmek. Bu usulde talebe ilişkin karara itiraz edilemediğinden ilk dilekçe belirleyicidir.
- Ehliyeti belgelendirmeden dava açmak. Yörede ikamet ya da taşınmaz mülkiyeti gösteren belge dilekçeye eklenmezse dosya esasa hiç girilmeden ehliyet yönünden reddedilebilir.
- Dilekçeyi yanlış yer mahkemesine vermek. Kararı Bakanlık verse de yetkili mahkeme, projenin ana ünitelerinin bulunduğu yer idare mahkemesidir; dosyanın gönderilmesi ivedi takvimde zaman kaybettirir.
- Teknik itirazı sonraya bırakmak. Bilirkişi incelemesi de dahil olmak üzere yargılama tekemmülden itibaren bir aylık süreye bağlı olduğundan, teknik iddialar dava dilekçesiyle birlikte sunulmalıdır.
Özet
- ÇED kararlarına karşı iptal davası ivedi yargılama usulüne tabidir (İYUK m.20/A).
- Dava açma süresi otuz gündür; altmış günlük genel süre uygulanmaz.
- İYUK m.11 uygulanmaz — idareye başvuru süreyi durdurmaz.
- Kararlar ilan yoluyla duyurulur; askıda 30 takvim günü ilan edilir (ÇED Yönetmeliği m.17).
- “ÇED Gerekli Değildir” kararı da ivedi yargılama kapsamında görülmektedir.
- Ancak ilan metninde süre gösterilmemişse Danıştay otuz değil altmış günlük genel süreyi uygulamıştır (Anayasa m.40).
- Bu nedenle ilan metninin kendisi delil olarak temin edilmelidir.
- Ehliyette temel ölçüt yörede ikamet etmek ya da yörede taşınmazı bulunmaktır; öznel koşullar somut olaya göre ayrıca değerlendirilir.
- Yetkili mahkeme, projenin ana ünitelerinin bulunduğu yer idare mahkemesidir (İYUK m.34/1).
- Savunma süresi 15 gün, karara bağlama süresi tekemmülden itibaren en geç 1 ay, temyiz süresi 15 gündür; temyiz üzerine verilen karar kesindir.
- ÇED Olumlu kararı olmadan izin verilemez; ancak 19.07.2025’ten itibaren izin süreçlerine başvurulması yasağın dışındadır (ÇevreK m.10/2).
- Yürütmenin durdurulması talebine ilişkin kararlara itiraz edilemez.
- “ÇED Gerekli Değildir” kararı, beş yıl içinde yatırıma başlanmazsa geçersiz sayılır.
Sıkça Sorulan Sorular
ÇED kararına karşı dava açma süresi kaç gündür?
Otuz gündür. Çevresel etki değerlendirmesi sonucu alınan kararlar ivedi yargılama usulüne tabidir (İYUK m.20/A-1-e) ve bu usulde dava açma süresi otuz gün olarak düzenlenmiştir (İYUK m.20/A-2-a). İdari yargıdaki altmış günlük genel süre bu kararlar bakımından uygulanmaz.
ÇED Gerekli Değildir kararı da otuz günlük süreye mi tabidir?
İlke olarak evet, bu kararlar da ivedi yargılama kapsamında görülmektedir. Ancak Danıştay, ilan metninde dava açma süresi gösterilmemişse otuz günlük özel sürenin değil altmış günlük genel sürenin uygulanacağını belirtmiştir. Güvenli tercih otuz güne göre hareket etmektir.
Süre ne zaman işlemeye başlar?
ÇED kararları il müdürlüğünce internet sitesinde ve askıda otuz takvim günü ilan edilir. Uygulamada dava açma süresi askı ilanının son gününden itibaren hesaplanmaktadır. Bu nedenle askı ilanının başlangıç ve bitiş tarihleri dosyanın en kritik bilgisidir.
Üst makama başvurarak süreyi durdurabilir miyim?
Hayır. İvedi yargılama usulünde İdari Yargılama Usulü Kanununun 11. maddesi hükümleri uygulanmaz (İYUK m.20/A-2-b). Yani üst makama veya işlemi yapan makama başvurmak dava açma süresini durdurmaz; bu yola gitmek doğrudan hak kaybına yol açabilir.
İlan metninde dava açma süresi yazmıyorsa ne olur?
Danıştay, ilan metinlerinde Anayasanın 40. maddesi uyarınca özel dava açma süresi gösterilmediğinde, askı ilan süresinin sona erdiği tarihi izleyen günden itibaren otuz günlük özel sürenin değil altmış günlük genel sürenin uygulanacağı sonucuna varmıştır. Bu nedenle ilan metninin kendisi delil olarak temin edilmelidir.
Ehliyetimi nasıl belgelerim?
Yörede ikamet ettiğinizi gösteren yerleşim yeri belgesi ya da o yörede taşınmazınız bulunduğunu gösteren tapu kaydı dilekçeye baştan eklenmelidir. Menfaatin dava sonuna kadar sürmesi arandığından, yargılama devam ederken yapılan adres değişikliği de dosyada sonuç doğurabilir. Ehliyet, karşı taraf ileri sürmese de ilk incelemede denetlenir (İYUK m.14/3-c).
ÇED Olumlu kararıyla ÇED Gerekli Değildir kararı arasındaki fark nedir?
ÇED Gerekli Değildir kararı, projenin tam ÇED sürecine girmesine gerek olmadığını belirleyen eleme kararıdır. ÇED Olumlu kararı ise tam ÇED süreci sonunda verilir. İkisi de idari işlemdir ve iptal davasına konu olabilir.
ÇED Gerekli Değildir kararı süresiz midir?
Hayır. Yönetmelik, karar verilen proje için beş yıl içinde mücbir sebep bulunmaksızın yatırıma başlanmaması durumunda kararın geçersiz sayılacağını düzenler. Ayrıca proje sahibinin talebi ve Bakanlığın uygun görmesi hâlinde de geçersiz sayılabilir.
İvedi yargılamada temyiz hangi mercie yapılır?
Temyiz mercii, ilk derece kararını hangi yargı yerinin verdiğine göre belirlenir. Danıştay'ın ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararlar Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz edilir; Kanal İstanbul dosyasında temyiz yolu bu kurula ve on beş günlük süreye açılmıştır. Temyiz üzerine verilen kararlar kesindir (İYUK m.20/A-2-i).
Yürütmenin durdurulması kararına itiraz edebilir miyim?
İvedi yargılama usulünde yürütmenin durdurulması talebine ilişkin verilecek kararlara itiraz edilemez (İYUK m.20/A-2-e). Bu, genel usulden ayrılan önemli bir noktadır ve talebin ilk dilekçede güçlü biçimde gerekçelendirilmesini gerektirir.
ÇED davasını kim açabilir, yörede oturmak şart mı?
Danıştay çevresel projelerde temel ölçüt olarak projenin planlandığı yörede ikamet etmeyi veya o yörede taşınmazı bulunmayı arar. Bu ölçütü karşılamayan davacılar bakımından öznel koşullar somut olayın niteliğine göre mahkemece takdir edilir; dilekçeler ehliyet yönünden ilk incelemede denetlenir (İYUK m.14/3-c). Kanal İstanbul projesine ilişkin bir davada, yurt dışına yerleşen ve proje etki alanında taşınmazı bulunmayan davacının davası ehliyet yönünden reddedilmiştir.
ÇED kararına karşı dava hangi mahkemede açılır?
Kararı Bakanlık vermiş olsa da dava, taşınmaz mallara ilişkin yetki kuralı uyarınca projenin bulunduğu yer idare mahkemesinde açılır (İYUK m.34/1). Proje birden çok ile yayılıyorsa Danıştay, görevli ve yetkili mahkemenin belirlenmesinde projenin ana ünitelerinin bulunduğu yeri ölçüt almıştır.
İvedi yargılamada temyiz süresi kaç gündür?
On beş gündür. Nihai kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir (İYUK m.20/A-2-g). Aynı fıkranın (i) bendi uyarınca temyiz üzerine verilen kararlar kesindir.
ÇED kararı çıkmadan proje için izin başvurusu yapılabilir mi?
2872 sayılı Çevre Kanunu m.10/2 hükmüne 19 Temmuz 2025 tarihinde eklenen cümle uyarınca ÇED Olumlu kararının bulunmaması, teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel değildir. Ancak bu karar alınmadıkça izin, onay veya ruhsat verilemez, yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez.
Bilirkişi incelemesi ivedi yargılamada nasıl yapılır?
Kanun, bu davaların dosyanın tekemmülünden itibaren en geç bir ay içinde karara bağlanmasını ve keşif ile bilirkişi incelemesi gibi işlemlerin ivedilikle sonuçlandırılmasını öngörür (İYUK m.20/A-2-f). Teknik itirazların ve bilirkişiden beklenen soruların dava dilekçesiyle birlikte sunulması bu nedenle belirleyicidir.