
İçindekiler 16
- Kısa Cevap
- Bu Durumda mısınız?
- İtirazın İptali Davası Nedir, Şartları Nelerdir?
- Dayandığı Kanun Maddeleri
- Bir Yıllık Süre Ne Zaman Başlar?
- İtirazın İptali ile İtirazın Kaldırılması Farkı
- İcra İnkar Tazminatı: Şartları, Oranı ve Reddedildiği Hâller
- Alacağın Likit Olması Şartı
- Borçlu Lehine Kötü Niyet Tazminatı
- İtirazın İptali ile Menfi Tespit Davası Farkı
- Görevli ve Yetkili Mahkeme, Arabuluculuk Dava Şartı
- Görev Kuralının Kaynağı: HMK m.1 ilâ 4
- Hangi Tarihteki Kanun Uygulanır?
- Adım Adım Ne Yapmalısınız?
- Sık Yapılan Hatalar
- Özet
Kısa Cevap
İtirazın iptali davası, ilamsız icra takibine borçlunun itiraz etmesi üzerine duran takibin devamını sağlamak için alacaklının genel mahkemede açtığı davadır. İİK m.67/1 uyarınca itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren bir sene içinde açılmalıdır. Şartları varsa borçlu, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkûm edilir.
Bu Durumda mısınız?
- Faturaya dayalı alacağınız için ilamsız takip başlattınız, borçlu borcun tamamına itiraz etti ve takip durdu.
- Elinizde imzası noterce onaylanmış bir senet yok; bu nedenle icra mahkemesine gidemiyorsunuz.
- Borçlunun itirazı size hiç tebliğ edilmedi ve bir yıllık sürenin işleyip işlemediğinden emin değilsiniz.
- Aleyhinize haksız bir takip yapıldı; itiraz ettiniz ve alacaklının açacağı davada kötü niyet tazminatı istemeyi düşünüyorsunuz.
- Davanız kabul edildi ancak mahkeme icra inkar tazminatı talebinizi “alacak likit değil” gerekçesiyle reddetti.
Bu durumların her biri farklı bir usul yolu gerektirir; somut dosyanız için bir avukata danışmanız yerinde olur.
İtirazın İptali Davası Nedir, Şartları Nelerdir?
İtirazın iptali davası, konusu takibe konu edilen alacak olan ve itirazla duran takibin devamını amaçlayan bir davadır. Genel mahkemede, genel hükümlere göre görülür. Hukuk Genel Kurulu davanın açılabilmesi için gereken özel dava şartlarını şöyle sıralamıştır:
“Buna göre itirazın iptali davasının açılabilmesi için; ilâmsız takip yapılmış olması, borçlunun yasal süresi içerisinde yapılmış geçerli bir itirazının bulunması, itirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gereklidir.”
(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2024/628, K. 2025/82, T. 26.02.2025 — bozma)
Buradaki ilk şart pratikte gözden kaçar: geçerli bir icra takibi yoksa dava dinlenemez. Takibe nasıl itiraz edildiği ve sürelerin nasıl işlediği için ilamsız icra takibi ve ödeme emrine itiraz yazımıza bakabilirsiniz.
Davanın taraf yapısına ilişkin önemli bir kural, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu tarafından belirlenmiştir. Borçlu takibe vekili aracılığıyla itiraz etmiş olsa bile:
“İcra takibine maruz kalan borçlu, vekil marifetiyle takibe itiraz ettiğinde, itiraz üzerine duran icra takibinin devamını sağlamak için alacaklının açacağı itirazın iptali davasında dava dilekçesinin asıla tebliğ edilmesi gerektiğine dair, 03.06.2022 tarihinde oy çokluğu ile karar verilmiştir.”
(Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, E. 2021/1, K. 2022/3, T. 03.06.2022)
Bu kararın ağırlığı özeldir, çünkü içtihadı birleştirme kararının bağlayıcılığı kanunla düzenlenmiştir:
2797 sayılı Yargıtay Kanunu m.45/5 — İçtihadların birleştirilmesini istemek yetkisi ve bağlayıcılığı
İçtihadı birleştirme kararları benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurullarını, dairelerini ve adliye mahkemelerini bağlar.
Dolayısıyla dava dilekçesinin borçlunun icra dosyasındaki vekiline tebliğ ettirilmesi, bağlayıcı bir içtihada aykırıdır.
Dayandığı Kanun Maddeleri
İcra ve İflas Kanunu m.67’nin ilk iki fıkrası, davanın ve tazminatın çerçevesini çizer:
İİK m.67/1: “Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.”
İİK m.67/2: “Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.”
İİK m.67/3: “İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.”
İİK m.67/son (6352 sayılı Kanun ile eklenmiştir): “Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.”
Maddenin dördüncü fıkrası 4949 sayılı Kanun’la mülga edilmiştir; beşinci fıkra ise süreyi kaçıran alacaklının genel hükümlere göre dava hakkını saklı tutar.
Bir Yıllık Süre Ne Zaman Başlar?
Bir yıllık süre, borçlunun itiraz tarihinden değil, itirazın alacaklıya tebliği tarihinden itibaren işler. Hukuk Genel Kurulu bu noktayı açıkça ortaya koymuştur:
“Ödeme emrine itiraz, 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine uygun olarak takip alacaklısına tebliğ edilmez ise dava açma süresi başlamayacaktır.”
(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1651, K. 2019/707, T. 18.06.2019 — bozma)
Aynı kararda, alacaklının tebliği beklemek zorunda olmadığı da belirtilmiştir:
“Alacaklı, itirazın kendisine tebliğinden önce de, itirazın iptali davası açabilir.”
(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1651, K. 2019/707, T. 18.06.2019 — bozma)
Sürenin kaçırılmasının sonucu ağırdır ve iki ayrı kaybı birlikte doğurur:
“Alacaklı bir yıl içinde itirazın iptali davası açmazsa, yaptığı ilamsız takip düşer. Fakat bir yıllık süreyi geçiren alacaklının, genel hükümlere göre alacağını dava etmek hakkı saklıdır. Yani alacaklı, alacağı zamanaşımına uğramadığı sürece, genel mahkemelerde bir alacak (tahsil) davası açabilir. Ancak, alacaklı böyle bir dava sonucunda alacağı ilam ile eski (düşmüş olan) ilamsız icra takibine devam edilmesini isteyemez; yalnız ilamlı icra takibi yapabilir.”
(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1651, K. 2019/707, T. 18.06.2019 — bozma)
Aynı kararda icra inkar tazminatı bakımından da şu sınır çizilmiştir: “İcra inkâr tazminatına da, yalnız bir yıl içinde açılmış olan itirazın iptali davasında hükmedilebilir.” Yani süre kaçırıldığında yalnız takip değil, tazminat imkânı da kaybedilir.
İtirazın İptali ile İtirazın Kaldırılması Farkı
İki yol da itirazla duran takibi işletmeye yarar, ancak ayrı mercilerde ve ayrı şartlarla işler. İtirazın iptali genel mahkemede açılan bir davadır; itirazın kaldırılması ise icra mahkemesinden istenen, belgeye bağlı bir taleptir (İİK m.68/1). İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu ayrımı şöyle kurar:
“İtirazın kaldırılması borçlunun itirazı ile duran ilamsız icra takibine (ilamsız icra prosedürü içinde) devam edilmesini sağlayan bir yoldur. İtirazın iptali gibi bir dava olmadığından, itirazın kaldırılması istemini içeren dilekçe asıla değil borçlunun vekiline tebliğ edilir ve itirazın kaldırılması istemi İİK hükümlerine göre incelenir.”
(Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, E. 2021/1, K. 2022/3, T. 03.06.2022)
Kararların bağlayıcılık gücü de aynı değildir:
“İcra mahkemesinin takip hukukuna ilişkin kararları sadece yürütülen takip konusu bakımından tarafları bağlar ve sadece takip hukuku anlamında kesin hüküm teşkil eder.”
(Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, E. 2021/1, K. 2022/3, T. 03.06.2022)
Buna karşılık aynı kararda itirazın iptali davasında verilen kararların maddi anlamda kesin hüküm teşkil ettiği belirtilmiştir.
| İtirazın iptali (m.67) | İtirazın kaldırılması (m.68) | |
|---|---|---|
| Mercii | Genel mahkeme | İcra mahkemesi |
| Süre | 1 sene (itirazın tebliğinden) | 6 ay (itirazın tebliğinden) |
| Belge şartı | Yok — genel hükümlere göre ispat | İmza ikrarlı/noter onaylı senet veya resmî belge |
| İnceleme | HMK’ya göre yargılama; alacağın esası da değerlendirilir | İİK hükümlerine göre; iddia ve savunmalar bekletici mesele yapılamaz (m.68/4) |
| Kararın gücü | Maddi anlamda kesin hüküm | Takip hukuku bakımından kesin hüküm |
| Tazminat tabanı | %20 (m.67/2) | %20 (m.68/son) |
İİK m.68/1, altı aylık sürenin kaçırılmasına ayrı bir yaptırım bağlar: “Bu süre içerisinde itirazın kaldırılması istenilmediği takdirde yeniden ilâmsız takip yapılamaz.” Senet altındaki imzanın borçlu tarafından reddedildiği hâllerde ise İİK m.68/a’daki itirazın geçici kaldırılması yoluna, yine altı ay içinde başvurulur.
İcra İnkar Tazminatı: Şartları, Oranı ve Reddedildiği Hâller
İcra inkar tazminatı, haksız yere ödeme emrine itiraz ederek takibi durduran borçluya karşı öngörülmüş bir yaptırımdır. İİK m.67/2’ye dayanır ve kendiliğinden değil, talep üzerine hükmedilir. Yargıtay’ın yerleşik uygulaması şartları şöyle sıralar:
“Yargıtay Daireleri ve Hukuk Genel Kurulu’nun kararlılık kazanmış uygulamasına göre; itirazın iptali davalarında İİK’nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada, borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmamaktadır.”
(Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2014/19724, K. 2015/6111, T. 17.03.2015 — onama)
Son cümle sık karıştırılan iki noktayı kapatır: borçlunun kötü niyeti aranmaz ve alacağın bir belgeye bağlı olması da şart değildir.
Oran. Kanun sabit bir oran değil, bir taban koyar: yukarıda verilen İİK m.67/2 metnine göre tazminat, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz. Mahkeme bu tabanın üstünde, iki tarafın durumuna ve davanın tahammülüne göre uygun bir tazminata hükmeder. Hesap tabanı bakımından da bir sınır vardır:
“İcra inkar tazminatı, asıl alacak bakımından söz konusu olur. İşlemiş faiz isteği yönünden icra inkar tazminatına hükmedilmesi mümkün değildir.”
(Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2014/19724, K. 2015/6111, T. 17.03.2015 — onama)
Alacağın Likit Olması Şartı
Bu şart kanun metninde yazmaz; Yargıtay içtihadıyla getirilmiş ve yerleşmiştir. Hukuk Genel Kurulu ölçütü şöyle tanımlar:
“Buna göre likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir.”
(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2014/444, K. 2016/120, T. 29.01.2016 — bozma)
Ölçüt, alacaklının değil borçlunun bilgi durumudur. Pratikte en sık kullanılan gösterge bilirkişi ihtiyacıdır:
“İtirazın iptali davasına konu olan alacağın gerçek miktarının hesaplanması bilirkişi incelemesini gerektiriyorsa, takibe konu olan alacağın miktarı belli olmaktan çıkmıştır.”
(Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2014/19724, K. 2015/6111, T. 17.03.2015 — onama)
Ancak bu otomatik bir eleme değildir; aynı kararda her somut olayda çözümün gerçekten bilirkişi incelemesine bağlı olup olmadığının ayrıca gözetilmesi gerektiği belirtilmiştir. Alacağın miktarı yargılama sonunda azalmışsa da tazminat tümüyle düşmez:
“Alacağın likit olması şartıyla, itirazın iptali davası sonunda borçlunun itirazının kısmen kabulü halinde dahi, kabul edilen kısım bakımından icra inkar tazminatına hükmedilmelidir.”
(Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2014/19724, K. 2015/6111, T. 17.03.2015 — onama)
Borçlu açısından buradaki savunma refleksi kritiktir: aynı kararda, borcun bir kısmına itiraz eden borçlunun “itiraz ettiği kısmı açıkça göstermek zorunda” olduğu belirtilmiştir. Tamamına itiraz eden borçlu, gerçekte borçlu olduğu miktar bakımından tazminat riskini üstlenir.
Talep şartı. İİK m.67/2 tazminata “diğer tarafın talebi üzerine” hükmedileceğini söyler. Talep yoksa mahkeme kendiliğinden tazminata karar veremez; HMK m.26/1’e göre “Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez.” Talebin dava dilekçesinde yer alması en güvenli yoldur.
Borçlu Lehine Kötü Niyet Tazminatı
İİK m.67/2 tek yönlü değildir: takibinde haksız ve kötü niyetli görülen alacaklı da borçlunun talebi üzerine aynı taban oranla tazminata mahkûm edilir. Buradaki eşik, borçlu aleyhine olan tazminattan belirgin biçimde yüksektir:
“Burada takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötü niyetli olması da gerekmekte olup, ispat yükü; takibin kötü niyetli olduğunu iddia eden davalı (borçlu)’nun üzerindedir.”
(Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/7564, K. 2023/379, T. 19.01.2023 — bozma)
Aynı kararda kötü niyet ölçütü şöyle somutlaştırılmıştır: “Öğretide ve Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarına göre alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu hâlde icra takibine girişen alacaklının kötü niyetli olduğu kabul edilmektedir.” Alacağının varlığına inanarak takip başlatan, ancak bunu usulünce ispatlayamayan alacaklı haksız sayılsa da kötü niyetli kabul edilmez.
İİK m.67/3 ayrı bir kural getirir: itiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu aleyhine tazminata hükmedilmesi de kötü niyetin sübutuna bağlıdır.
İtirazın İptali ile Menfi Tespit Davası Farkı
İki dava zıt yönlerden açılır: itirazın iptalini alacaklı, menfi tespit davasını ise borcu bulunmadığını ispat için borçlu açar (İİK m.72/1). Uygulanacak tazminat hükmü de farklıdır ve bu ayrım karıştırıldığında bozma sebebi olur:
“Dava; menfi tespit davası olmakla uygulanması gereken hüküm, İİK’nın itirazın iptali davasına ilişkin 67. maddesi değil yukarıda açıklandığı üzere 72. maddesidir.”
(Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2021/5549, K. 2021/9456, T. 04.10.2021 — düzeltilerek onama)
O dosyada bölge adliye mahkemesi menfi tespit davasında m.67’ye dayanarak tazminata hükmetmiş, karar bu yönden düzeltilmiştir. Menfi tespit davasının şartları, teminat oranları ve ihtiyati tedbir rejimi için menfi tespit davası yazımıza bakınız.
Görevli ve Yetkili Mahkeme, Arabuluculuk Dava Şartı
İtirazın iptali davası genel mahkemelerde görülür; icra mahkemesi görevli değildir. Hukuk Genel Kurulu görevi şu şekilde belirler:
“İtirazın iptali davasının konusu icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, gerek maddi hukuk gerekse de yargılama usulü bakımından genel hükümlere yani 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na (6100 sayılı Kanun) tâbidir. İtirazın iptali davasında görevli mahkeme 6100 sayılı Kanun’un 1 ilâ 4. maddelerine göre belirlenir.”
(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2024/628, K. 2025/82, T. 26.02.2025 — bozma)
Uygulamada bu, görevin takibe konu asıl alacağın niteliğine göre değişmesi anlamına gelir. Kural HMK m.2’dedir: “Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir.” Alacak ticari nitelikteyse asliye ticaret mahkemesi görevli olur; dayanak TTK m.5/1’dir: “Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.” Tüketici işlemi ve işçilik alacaklarında ise ilgili özel kanunların görev hükümleri uygulanır.
Yetki. İtirazın iptali davası normal bir hukuk davası olduğundan yetki de HMK’ya göre belirlenir. Genel kural HMK m.6/1’dedir: “Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir.” Alacak bir sözleşmeden doğuyorsa HMK m.10 ek bir seçenek tanır: “Sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir.”
Burada sık karıştırılan nokta şudur: İİK m.50 takibin yetkisini düzenler ve takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesini de yetkili sayar. Bu kural icra dairesine ilişkindir; takibin şu ya da bu icra dairesinde yürümesi, davanın o yer mahkemesinde açılacağı anlamına gelmez. Buna karşılık menfi tespit ve istirdat davaları için İİK m.72’de özel bir yetki kuralı vardır. Bu davalar “takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi, davalının yerleşim yeri mahkemesinde de” açılabilir. İtirazın iptali davası için böyle özel bir hüküm bulunmaz.
Arabuluculuk dava şartı da görevle aynı ayrıma bağlıdır ve üç ayrı kanunda düzenlenmiştir:
- Ticari davalar — TTK m.5/A: “konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.”
- Tüketici uyuşmazlıkları — TKHK m.73/A: tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda arabuluculuk dava şartıdır; madde beş istisna sayar. Tüketici hakem heyetinin görev kapsamındaki uyuşmazlıklar, heyet kararlarına yapılan itirazlar, m.73/6’daki davalar, m.74’teki davalar ve tüketici işlemi mahiyetinde olup taşınmazın aynından doğan uyuşmazlıklar.
- İşçi-işveren alacakları — İş Mahkemeleri Kanunu m.3: 7445 sayılı Kanun’la eklenen cümleyle, işçi veya işveren alacak ve tazminatına ilişkin “itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları” da dava şartı arabuluculuk kapsamına alınmıştır.
Genel nitelikli (ticari, tüketici veya işçilik sayılmayan) alacaklarda böyle bir zorunluluk bulunmaz.
Görev Kuralının Kaynağı: HMK m.1 ilâ 4
İtirazın iptali davası bir genel mahkeme davasıdır; icra mahkemesinin görev alanına girmez. Görevin hangi mahkemede olduğu ise takibe konu asıl alacağın niteliğine göre HMK’nın genel görev hükümlerinden çıkar. Bu hükümlerin ilki, görev kurallarının niteliğini belirler:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.1 — Görevin belirlenmesi ve niteliği
Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir.
İki sonuç doğurur. Birincisi, görev sözleşmeyle değiştirilemez — taraflar itirazın iptali davası için başka bir mahkemeyi kararlaştıramaz. İkincisi, görev kamu düzeninden olduğu için mahkeme bunu resen gözetir; davalı görev itirazında bulunmasa, hatta davaya cevap vermese bile mahkeme görevsizse görevsizlik kararı verir ve bu husus kanun yolunda da incelenir.
Somut görev ise asıl alacağın niteliğine bağlıdır: aksine bir düzenleme yoksa asliye hukuk mahkemesi, alacak ticari nitelikteyse asliye ticaret mahkemesi, kira ilişkisinden doğuyorsa sulh hukuk mahkemesi görevlidir. Yanlış mahkemede açılan dava reddedilmez; görevsizlik kararı verilir ve süresinde başvurulursa dosya görevli mahkemeye gönderilir.
Hangi Tarihteki Kanun Uygulanır?
İİK m.67 birden fazla kez değişmiştir ve tazminat oranı bu değişikliklerin merkezindedir. Oran, takibin başlatıldığı tarihe göre belirlenir:
“Gerek bu değişiklik, gerek 6352 sayılı Kanun ile İİK’na eklenen geçici 10. uncu madde uyarınca icra inkar tazminatı; Kanun’un yürürlüğe girmesinden önce yapılmış olan icra takipleri üzerine açılan veya açılacak olan itirazın iptali davalarında (asıl alacak üzerinden) asgari %40, Kanun’un yürürlük tarihinden sonra yapılan icra takipleri üzerine açılacak itirazın iptali davalarında ise (takip halinde hükmolunan meblağ üzerinden) asgari %20 oranında uygulanacaktır.”
(Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2021/7414, K. 2022/2873, T. 29.03.2022 — düzeltilerek onama)
Dayanak, İİK geçici m.10’dur: “Bu Kanunun ilgili hükümlerinin yürürlüğe girdiği tarihten önce başlatılan takip işlemleri hakkında, değişiklikten önceki hükümlerin uygulanmasına devam edilir.” Bu nedenle eski tarihli Yargıtay kararlarında geçen “%40” ifadesi güncel oranın yanlış olduğunu göstermez. O kararlar 05.07.2012 öncesi takiplere ilişkindir.
Arabuluculuk dava şartı da kademeli olarak gelmiştir: ticari davalarda 7155 sayılı Kanun’la (2018), tüketici uyuşmazlıklarında 7251 sayılı Kanun’la (2020), işçilik alacaklarına ilişkin itirazın iptali davalarında ise 7445 sayılı Kanun’la (2023). Dava tarihinden önce yürürlükte olmayan bir dava şartı o dosyaya uygulanmaz.
Adım Adım Ne Yapmalısınız?
- İtirazın size tebliğ edilip edilmediğini icra dosyasından tespit edin. Bir yıllık süre tebliğle başlar; tebliğ yoksa süre başlamamıştır. Yine de beklemeden dava açabilirsiniz.
- Elinizdeki belgeyi değerlendirin. İİK m.68/1’deki nitelikte bir senet veya resmî belge varsa altı ay içinde icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını isteyebilirsiniz; böyle bir belge yoksa itirazın iptali davası açın.
- Görevli mahkemeyi asıl alacağın niteliğine göre belirleyin ve gerekiyorsa dava açmadan önce arabulucuya başvurun.
- Dava dilekçesinde icra inkar tazminatını açıkça talep edin ve talebi asıl alacak üzerinden kurun.
- Dava dilekçesinin borçlu asile tebliğ edilmesini sağlayın (İBK 2021/1, K. 2022/3).
- Alacağın likit olduğunu gösteren delilleri baştan sunun — borçlunun miktarı kendi başına belirleyebilecek durumda olduğunu ortaya koyan sözleşme, fatura, cari hesap ekstresi gibi belgeler.
Sık Yapılan Hatalar
- Süreyi borçlunun itiraz tarihinden saymak. Süre itirazın alacaklıya tebliğiyle başlar; buna güvenip erken vazgeçmek de, tebliğ olmadığı hâlde süreyi dolmuş saymak da hatalıdır.
- Dava dilekçesini borçlunun icra dosyasındaki vekiline tebliğ ettirmek. İçtihadı birleştirme kararı asıla tebliği zorunlu kılar.
- İcra inkar tazminatını talep etmeyi unutmak. Mahkeme kendiliğinden hükmedemez.
- Tazminatı işlemiş faiz dahil toplam üzerinden istemek. Tazminat asıl alacak bakımından söz konusu olur.
- Belgesi olduğu hâlde altı aylık itirazın kaldırılması süresini kaçırmak. Bu durumda yeniden ilamsız takip yapılamaz.
- Menfi tespit davasında m.67’ye dayanarak tazminat istemek. Orada uygulanacak hüküm m.72’dir.
- Borcun tamamına itiraz etmek. Borçlu, itiraz ettiği kısmı açıkça göstermezse gerçekte borçlu olduğu miktar üzerinden tazminat riskini üstlenir.
Özet
- İtirazın iptali davası, itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren bir sene içinde genel mahkemede açılır (İİK m.67/1); süre hak düşürücüdür.
- Süre kaçırılırsa ilamsız takip düşer; alacak davası açılabilir ama eski takibe devam edilemez, yalnız ilamlı icra yapılabilir.
- İcra inkar tazminatı talep üzerine, borçlunun itirazının haksızlığı ve alacağın likit olması hâlinde, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere hükmedilir. Borçlunun kötü niyeti aranmaz.
- Alacaklı aleyhine kötü niyet tazminatı için haksızlık yetmez; kötü niyetin borçlu tarafından ispatı gerekir.
- Belgeniz İİK m.68’deki nitelikteyse altı ay içinde icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını isteyebilirsiniz; itirazın iptali ise genel mahkemede görülür ve maddi anlamda kesin hüküm oluşturur.
- 05.07.2012’den önce başlatılan takiplerde asgari oran %40 olarak uygulanır (İİK geçici m.10).
- İlamsız takip başlatılırGeçerli bir ilamsız takip yoksa dava dinlenmez.İİK m.67/1
- Borçlu ödeme emrine itiraz eder, takip dururİtirazın yasal süresi içinde ve geçerli olması gerekir.İİK m.67/1
- İtiraz alacaklıya tebliğ edilir — bir yıllık süre buradan işlerTebliğ yapılmazsa süre başlamaz; alacaklı tebliği beklemeden de dava açabilir.İİK m.67/1
- Elde itirazın kaldırılmasına elverişli belge var mı?İİK m.68/1
- Var → icra mahkemesinden itirazın kaldırılması istenirİİK m.68/1
- Yok → genel mahkemede itirazın iptali davası açılırİİK m.67/1
- Görevli mahkeme asıl alacağın niteliğine göre belirlenirGörev kamu düzenindendir, mahkeme resen gözetir.HMK m.1 ilâ 4
- Gerekiyorsa dava açılmadan önce arabulucuya başvurulurTicari, tüketici ve işçilik alacaklarında dava şartıdır; genel alacaklarda zorunluluk yoktur.TTK m.5/A
- Dava bir yıl içinde açılır, dilekçe borçlu asile tebliğ ettirilirBorçlu takibe vekille itiraz etmiş olsa bile tebligat asıla yapılır.İİK m.67/1
- İcra inkar tazminatı dilekçede açıkça talep edilirTalep asıl alacak üzerinden kurulur; alacağın likit olduğunu gösteren deliller baştan sunulur.İİK m.67/2
- İtirazın iptaline karar verilirse duran takip devam ederİİK m.67/1
Sıkça Sorulan Sorular
İtirazın iptali davası ne kadar sürede açılmalıdır?
İİK m.67/1 uyarınca alacaklı, itirazın kendisine tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurmalıdır. Bu bir yıllık süre hak düşürücü nitelikte kabul edilir. Süre kaçırılırsa ilamsız takip düşer, ancak alacaklının genel hükümlere göre alacak davası açma hakkı saklı kalır.
Bir yıllık süre borçlunun itiraz ettiği tarihte mi başlar?
Hayır. Süre, borçlunun itirazının alacaklıya tebliğ edildiği tarihte başlar. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, ödeme emrine itiraz Tebligat Kanunu hükümlerine uygun biçimde alacaklıya tebliğ edilmezse dava açma süresinin başlamayacağını kabul etmiştir. Alacaklı dilerse tebliği beklemeden de dava açabilir.
İcra inkar tazminatının oranı nedir?
İİK m.67/2 uyarınca tazminat, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz. Yüzde yirmi bir taban orandır, sabit oran değildir. Mahkeme iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre uygun bir tazminata hükmeder.
İcra inkar tazminatı kendiliğinden hükmedilir mi?
Hayır. İİK m.67/2 tazminata diğer tarafın talebi üzerine hükmedileceğini açıkça belirtir. Talep edilmemişse mahkeme kendiliğinden tazminata karar veremez; aksi hâlde HMK m.26'daki taleple bağlılık ilkesi ihlal edilmiş olur. Talebin dava dilekçesinde yer alması güvenlidir.
Alacağın likit olması ne demektir?
Likit alacak, gerçek miktarı belli ve sabit olan ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurları bilinen alacaktır. Ölçüt, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilecek durumda olmasıdır. Bu şart kanun metninde yazmaz; Yargıtay içtihadıyla getirilmiştir.
İşlemiş faiz için icra inkar tazminatı istenebilir mi?
Yargıtay uygulamasına göre icra inkar tazminatı asıl alacak bakımından söz konusu olur; işlemiş faiz istemi yönünden tazminata hükmedilmesi mümkün değildir. Bu nedenle talep ve hesaplama asıl alacak üzerinden kurulmalıdır.
İtirazın iptali ile itirazın kaldırılması arasındaki fark nedir?
İtirazın iptali genel mahkemede açılan bir davadır, süresi bir yıldır ve verilen karar maddi anlamda kesin hüküm oluşturur. İtirazın kaldırılması ise icra mahkemesinde istenir, süresi altı aydır ve yalnızca İİK m.68'de sayılan belgelere dayanılabilir; kararı sadece takip hukuku bakımından kesin hüküm sayılır.
İtirazın kaldırılması hangi belgelerle istenebilir?
İİK m.68/1'e göre imzası ikrar veya noterlikçe tasdik edilen borç ikrarını içeren bir senede yahut resmî dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dahilinde ve usulüne göre verdikleri bir makbuz veya belgeye dayanılabilir. Bu belgelerden biri yoksa itirazın iptali davası açılmalıdır.
İtirazın iptali davasında görevli mahkeme hangisidir?
İtirazın iptali davası genel mahkemelerde görülür; icra mahkemesi görevli değildir. Hukuk Genel Kurulu, bu davada görevli mahkemenin HMK m.1 ilâ 4 hükümlerine göre belirleneceğini belirtmiştir. Görev, takibe konu asıl alacağın niteliğine göre değişir. Aksine düzenleme yoksa asliye hukuk, ticari alacakta asliye ticaret mahkemesi görevlidir.
İtirazın iptali davası açmadan önce arabulucuya başvurmak zorunlu mudur?
Alacağın niteliğine bağlıdır. Ticari davalarda TTK m.5/A, tüketici mahkemesi uyuşmazlıklarında TKHK m.73/A, işçi-işveren alacaklarında ise İş Mahkemeleri Kanunu m.3 uyarınca itirazın iptali davası için arabuluculuk dava şartıdır. Genel nitelikli alacaklarda böyle bir zorunluluk bulunmaz.
Borçlu lehine tazminata hükmedilebilir mi?
Evet. İİK m.67/2 uyarınca takibinde haksız ve kötü niyetli görülen alacaklı da tazminata mahkûm edilebilir. Ancak Yargıtay, takibin haksız olmasının tek başına yetmediğini, ayrıca kötü niyetin de ispatlanması gerektiğini ve ispat yükünün bunu iddia eden borçluda olduğunu kabul etmektedir.
Davanın kısmen kabulü hâlinde tazminata hükmedilir mi?
Yargıtay uygulamasına göre alacağın likit olması şartıyla, borçlunun itirazının kısmen kabulü hâlinde dahi kabul edilen kısım bakımından icra inkar tazminatına hükmedilmelidir. Ayrıca borçlu, borcun bir kısmına itiraz ediyorsa itiraz ettiği kısmı açıkça göstermek zorundadır.
2012 öncesi başlatılan takiplerde oran farklı mıdır?
Evet. İİK m.67/2'deki 'yüzde kırkından' ibaresi 6352 sayılı Kanun'un 11. maddesiyle 'yüzde yirmisinden' olarak değiştirilmiştir. İİK geçici m.10 uyarınca değişikliğin yürürlüğe girdiği 05.07.2012 tarihinden önce başlatılan takiplerde asgari oran yüzde kırk olarak uygulanır.
İtirazın iptali kararıyla doğrudan tahsil yapılabilir mi?
İtirazın iptali davası, itirazla duran takibin devamını sağlamaya yöneliktir. Alacaklı bu kararla itiraz üzerine durmuş olan ilamsız takibe devam edilmesini isteyebilir. İİK m.67/1'deki bir yıllık süreyi kaçırıp genel hükümlere göre alacak davası açan alacaklı ise eski takibe devam edemez, yalnız ilamlı icra takibi yapabilir.