Deniz Ticaret Hukuku

Donatanın Sorumluluğunun Sınırlandırılması Nedir?

Donatan neden sınırlı sorumludur? 1976 Londra Sözleşmesi ve 1996 Protokolü, sınırlandırılamayan alacaklar, 83.500 ÖÇH sınırı, fon kurmadan sınırlama ve garame paylaştırması.

8 dk okumaYayımlanma:Yazan Av. Halit Süha Bahçeci
Römorkör eşliğinde limana giren konteyner gemisi
İçindekiler 13

Kısa Cevap

Deniz ticaretinde donatan, kusuruyla değil sıfatıyla sorumlu tutulabilir; buna karşılık sorumluluğu belirli bir üst sınırla kapatılır. TTK m.1062 bu sınırlandırma hakkını saklı tutar; sınırlamanın nasıl yapılacağını ise TTK m.1328 belirler: 1976 tarihli Londra Sözleşmesi ve onu değiştiren 1996 tarihli Protokol. Sınırlama otomatik değildir. İleri sürülmesi gerekir ve nitelikli kusur hâlinde kaybedilir.

Bu Durumda mısınız?

  • Geminizin karıştığı bir kaza sonrası birden çok zarar gören size yöneldi ve toplam talep geminin değerini aşıyor.
  • Bir gemiden zarar gördünüz; karşı taraf sınırlı sorumluluk savunması yapıyor ve alacağınızın tamamını alamayacağınız söyleniyor.
  • Sigortacı olarak ödeme yaptınız ve donatana rücu ederken sınırlama savunmasıyla karşılaştınız.
  • Kılavuzluk hizmeti verirken doğan bir zarardan dolayı doğrudan size dava açıldı.
  • Alacağınızın sınırlandırılabilir alacaklardan olup olmadığını, yani istisna kümesine girip girmediğini belirlemeniz gerekiyor.

Bu soruların cevabı geminin tonajına, olayın niteliğine ve aynı olaydan doğan diğer alacaklara göre değişir; durumunuz için bir avukata danışmanız yerinde olur.

Donatan Kime Denir ve Neden Sorumludur?

Kanun donatanı iki kademeli tanımlar ve bu kademe uygulamada sık atlanır:

Donatan, gemisini menfaat sağlamak amacıyla suda kullanan gemi malikine denir. (2) Kendisinin olmayan bir gemiyi menfaat sağlamak amacıyla suda kendi adına bizzat veya kaptan aracılığıyla kullanan kişi, üçüncü kişilerle olan ilişkilerinde donatan sayılır.

(6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.1061)

Yani asıl tanım malik-işletendir; malik olmayan işleten ise donatan olmaz, üçüncü kişilerle olan ilişkilerinde donatan sayılır. Bu, gemiyi çıplak olarak kiralayıp kendi adına işleten kişiyi zarar görenlere karşı donatan konumuna taşır ve tazminatın kime yöneltileceğini belirler (bkz. gemi kira sözleşmesi).

Sorumluluğun kaynağı geniştir:

Donatan, gemi adamlarının, zorunlu danışman kılavuzun veya isteğe bağlı kılavuzun görevlerini yerine getirirken işledikleri kusur sonucunda üçüncü kişilere verdiği zararlardan sorumludur. Ancak, donatan, yolculara ve yükle ilgili kişilere karşı, taşıyanın gemi adamlarının kusurundan doğan sorumluluğuna ilişkin hükümlere göre sorumlu olur. Donatanın, Türkiye Cumhuriyetinin taraf olduğu sorumluluğun sınırlandırılmasına ilişkin milletlerarası sözleşmelerden doğan sorumluluğunu sınırlandırma hakkı saklıdır.

(6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.1062)

Maddenin son cümlesi bu yazının konusunu açar: donatan sorumludur, ama sınırlı olarak. Kendi kusuru olmasa bile adamlarının ve kılavuzun kusurundan sorumlu tutulan kişiye, buna karşılık öngörülebilir bir tavan tanınmıştır. Deniz ticaretinin sigortalanabilirliği bu dengeye dayanır.

Sınırlamanın Kaynağı: 1976 Sözleşmesi ve 1996 Protokolü

Türk hukuku sınırlama rejimini kendisi kurmaz; milletlerarası sözleşmeye yollama yapar:

Deniz alacaklarından doğan sorumluluk, 4/6/1980 tarihli ve 17007 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 19/11/1976 tarihli Deniz Alacaklarına Karşı Mesuliyetin Sınırlanması Hakkında Milletlerarası Sözleşme ile bu Sözleşmeyi değiştiren 2/5/1996 tarihli Protokol veya onun yerine geçmek üzere hazırlanarak Türkiye Cumhuriyeti tarafından kabul edilen milletlerarası sözleşmelere göre sınırlanabilir.

(6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.1328)

1996 Protokolünün Resmî Gazete künyesi ise ilgili Yönetmelikte verilir: 13/3/2010 tarihli ve 27520 sayılı Resmî Gazete (Deniz Alacaklarına İlişkin Gemilerin Sigortalandırılması ve Denetlenmesi Hakkında Yönetmelik m.4).

Kanun ayrıca dinamik bir bağlantı kurar: Sözleşmenin kendi değişiklik usulüne göre yapılan değişiklikler Türkiye bakımından yürürlüğe girdiği tarihten itibaren m.1328 kapsamında uygulanır (m.1328 ikinci fıkra), ve Kanunda geçen “1976 tarihli Sözleşme” ibaresi Sözleşmeyi, 1996 Protokolünü ve yürürlüğe girmiş değişiklikleri topluca ifade eder (m.1328 üçüncü fıkra).

Kapsam sınırı. Sözleşmenin kendi madde metinleri bu çalışmanın dayandığı mevzuat korpusunda bulunmadığından, aşağıda Sözleşmenin rakamsal kademeleri aktarılmamıştır. Aktarılan sayısal sınırlar yalnızca Türk Ticaret Kanununun kendi maddelerinde yer alanlardır. Somut bir olayda geçerli tonaj kademesi, yürürlükteki Protokol metninden doğrulanmalıdır.

Hangi Alacaklar Sınırlandırılamaz?

Sınırlama genel bir bağışıklık değildir. Kanun, Sözleşmenin istisna hükümlerine yollama yaparak kapsam dışı kümeyi belirler:

1976 tarihli Sözleşmenin 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) ve (e) bentleri ile 3 üncü maddesinde sayılan alacaklara karşı sorumluluk sınırlandırılamaz.

(6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.1331)

Bu hüküm pratikte savunmanın ilk kırılma noktasıdır: alacaklı, alacağının istisna kümesine girdiğini ortaya koyabilirse tavan tartışması hiç açılmaz. Ayrıca Kanun, Sözleşmenin uygulanmayacağı ve uygulama alanının genişletileceği hâlleri de ayrı maddelerde düzenler (m.1329, m.1330).

Kanunun Kendi Belirlediği İki Sayısal Sınır

Türk Ticaret Kanunu, Sözleşmenin bıraktığı takdir alanlarında iki rakam koyar.

Küçük gemiler için tavan. Kenar başlığı “Üçyüz tonilatodan küçük gemiler” olan maddede:

1976 tarihli Sözleşmenin 15 inci maddesinin ikinci paragrafının (b) bendinde sayılan gemiler için, aynı Sözleşmenin 6 ncı maddesinin birinci paragrafının (b) bendi uyarınca hesaplanacak sorumluluk sınırı 83.500 Özel Çekme Hakkıdır. Diğer hâllerde, 1976 tarihli Sözleşmenin öngördüğü sorumluluk sınırları geçerlidir.

(6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.1332)

Kılavuzlar için tavan.

1976 tarihli Sözleşmede belirlenen sorumluluk sınırları, kılavuzlara doğrudan yöneltilen bütün istemler için toplam 1.500 Özel Çekme Hakkıdır.

(6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.1341)

Maddenin üçüncü fıkrası “kılavuz” terimini geniş tanımlar: gemide veya herhangi başka bir yerden gemiye kılavuzluk hizmeti veren kişi veya kişiler ile bunların fiillerinden sorumlu olan bütün gerçek ve tüzel kişiler. Kılavuzluk kuruluşu da bu tavandan yararlanır.

Bu iki sınırın Özel Çekme Hakkı (ÖÇH/SDR) cinsinden ifade edildiğine dikkat edin: Türk lirası karşılığı ödeme günündeki kura göre değişir, sabit bir TL tutarı yoktur.

Fon Kurmadan Sınırlama İleri Sürülebilir mi?

Sınırlama rejiminin klasik yolu bir sınırlama fonu kurulmasıdır. Ancak bu, savunmanın önkoşulu değildir:

1976 tarihli Sözleşmenin 10 uncu maddesi uyarınca, fon kurulmadan da sorumluluğu sınırlama hakkı ileri sürülebilir.

(6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.1335)

Pratik sonucu şudur: donatan, aleyhine açılan tazminat davasında ayrı bir fon davası açmaksızın sınırlama savunmasını ileri sürebilir. Fon kurulması yoluna gidilirse görev ve yetki ayrıca düzenlenmiştir:

1976 ve 1992 tarihli sözleşmeler uyarınca fon kurulması konusunda görevli mahkeme, deniz ticareti işlerine bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesi, bu mahkemenin bulunmadığı yerlerde bu işle görevlendirilmiş asliye ticaret mahkemesi, o da yoksa, fonun miktarına bakılmaksızın, bu işle görevlendirilmiş asliye hukuk mahkemesidir.

(6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.1348)

Yetki bakımından Türk Gemi Siciline kayıtlı gemilerde sicilin gözetimi altında tutulduğu mahkeme, kayıtlı olmayan Türk gemilerinde malikin yerleşim yeri mahkemesi, yabancı gemilerde ise deniz ticareti işlerine bakmakla görevli İstanbul asliye ticaret mahkemesi yetkilidir (m.1348 ikinci fıkra).

Sınırlama Hakkı Ne Zaman Kaybedilir? Kimin Kusuru Sayılır?

Sınırlama, nitelikli kusur hâlinde düşer. Türk hukukunun eklediği asıl katkı, kimin kusurunun dikkate alınacağını netleştirmesidir. Tüzel kişi donatanlarda bu soru belirleyicidir:

1976 tarihli Sözleşmenin 4 üncü maddesinin ve 1992 tarihli Sorumluluk Sözleşmesinin V inci maddesinin ikinci paragrafının uygulanmasında, aşağıdaki kişilerin kusuru dikkate alınır: a) Gerçek kişilerde, her bir gerçek kişinin kusuru. b) Tüzel kişilerde, Türk Medenî Kanununun 50 nci maddesi uyarınca eylem ve işleriyle tüzel kişiyi borç altına sokan organların kusuru ve organı oluşturan kişilerin kusurları. c) Adi şirketlerde şirket ortaklarının kusuru. d) Donatma iştirakinde, paydaş donatanların ve gemi müdürünün kusuru.

(6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.1343)

Buradan iki sonuç çıkar. Birincisi, gemi adamının kusuru sınırlama hakkını düşürmez — düşüren, organın veya donatanın kendi kusurudur. Donatan adamlarının kusurundan sorumlu tutulur (m.1062) ama tam da bu yüzden sınırlama hakkını korur. İkincisi, maddenin ikinci fıkrası bir kaçış yolunu kapatır: tüzel kişinin, adi şirketin ve donatma iştirakinin sınırlama hakkının kalkmasına kusuruyla sebep olan kişiler kişisel sorumluluklarını sınırlayamaz.

Aynı Olaydan Birden Çok Alacak: Garame Paylaştırması

Sınırlama rejiminin en çok gözden kaçan yanı, tavanın alacaklı başına değil aynı olaydan doğan alacakların tümü için geçerli olmasıdır. Bunun usul hukukuna yansıması, tek bir dosyaya bakarak pay hesaplanamamasıdır: aynı kazadan on kişi zarar görmüşse hepsi aynı havuza yönelir ve paylaşım oranlı yapılır. Bu, TTK m.1332’nin sınırı olay ölçeğinde tanımlayan yollamasından ve aşağıdaki karardan çıkar.

Yargıtay, bir balıkçı barınağında çıkan ve yirmiden fazla tekneye yayılan yangın sonrası açılan rücu davasında bu noktayı bozma sebebi saymıştır. Uyuşmazlığı şöyle nitelemiştir:

Dava, yat sigorta poliçesine dayalı rücuan alacak istemine ilişkindir.

(Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2015/7292, K. 2016/4818, T. 28.04.2016 — bozma)

Bozma gerekçesinde ise, aynı yangında zarar gören tüm teknelerle ilgili zarar miktarı ve yapılan ödemeler tespit edilmeden ve gerektiğinde dosyalar birleştirilmeden, bilirkişilerin bilgi sahibi olduğu yalnızca üç dosyaya ilişkin rakamların ortalamasına dayanan farazi hesaba itibar edilerek hüküm kurulması yerinde görülmemiştir.

Uygulamadaki dersi nettir: sınırlama savunmasının sayısal sonucu, aynı olaydan doğan alacakların tümü haritalanmadan güvenilir biçimde hesaplanamaz. Alacaklı açısından bu, erken davranmanın ve dosyanın diğer alacaklıları göstermenin önemini artırır.

Ödeme Yapanın Halefiyeti

Sınırlama rejimi içinde ödeme yapan kişi boşa düşmez:

1976 tarihli Sözleşmenin 12 nci maddesinin üçüncü paragrafında ve 1992 tarihli Sorumluluk Sözleşmesinin V inci maddesinin altıncı paragrafında belirtilen ödemeleri yapan kişiler, kendisine ödeme yapılan kişinin haklarına, yapılan ödeme oranında halef olur.

(6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.1344)

Bu hüküm, zarar görenlere ödeme yapan sigortacının veya donatanın fondan pay alma sırasını korur. Sigorta tarafındaki halefiyet için tekne sigortası yazımıza bakabilirsiniz.

Sınırlama ile Deniz Alacağı Nasıl Bağlanır?

İki kurum aynı madalyonun iki yüzüdür. Alacaklı, alacağının deniz alacağı olduğunu ortaya koyup gemiye ihtiyati haciz koydurur; donatan ise aynı alacak kümesi üzerinden sorumluluğunu sınırlandırma savunmasını ileri sürer. Bu kümenin en tipik örneği iki geminin çarpışmasından doğan tazminat alacağıdır; çatma sorumluluğunun nasıl kurulduğu ve TTK m.1296’nın sınırlandırmayı nasıl sakladığı için çatma ve gemi kazalarında hukuki sorumluluk yazısına bakılabilir. Bu yüzden bir deniz uyuşmazlığında iki soru arka arkaya sorulur:

  1. Alacak, geminin ihtiyati haczine imkân veren deniz alacağı mıdır? (bkz. deniz alacağı ve geminin ihtiyati haczi)
  2. Sorumluluk, 1976 tarihli Sözleşme uyarınca sınırlandırılabilir mi, yoksa m.1331 istisnasına mı girer?

Sınırlama ayrıca zorunlu sigorta ile bağlanır: ilgili Yönetmelik uyarınca gemi başına sigorta miktarı, 1976 Sözleşmesinin 1996 Protokolünde belirlenen şekilde sorumluluğun sınırlandırılması için karşılık gelen azami miktara eşit olur. Yani zorunlu güvencenin tavanı, sınırlama rejiminin tavanına bağlanmıştır.

Sık Yapılan Hatalar

  • Sınırlamayı otomatik sanmak. Sınırlama bir savunmadır; ileri sürülmesi gerekir.
  • Fon kurmadan sınırlama yapılamayacağını düşünmek. m.1335 açıkça aksini söyler.
  • Her alacağın sınırlandırılabileceğini varsaymak. m.1331 belirli alacak kümelerini kapsam dışı bırakır.
  • Gemi adamının kusuruyla sınırlama hakkının düşeceğini sanmak. m.1343 organın ve donatanın kendi kusurunu esas alır.
  • 83.500 ÖÇH’yi her gemiye uygulamak. Bu rakam m.1332’nin işaret ettiği gemi kümesi içindir; diğer hâllerde Sözleşmenin kendi kademeleri geçerlidir.
  • ÖÇH’yi sabit TL tutarı sanmak. Özel Çekme Hakkının karşılığı kura göre değişir.
  • Tek dosyaya bakarak pay hesaplamak. Sınır olay başınadır; aynı olaydan doğan tüm alacaklar tespit edilmeden yapılan hesap farazidir.
  • Donatanı sicil maliki sanmak. Gemiyi kendi adına işleten kişi donatandır; çıplak kirada bu kiracıdır.

Özet

  • Donatan, gemi adamlarının ve kılavuzun kusurundan üçüncü kişilere karşı sorumludur; sorumluluğunu sınırlandırma hakkı saklıdır (m.1062).
  • Sınırlama, 1976 tarihli Londra Sözleşmesi (RG 4/6/1980, 17007) ve 1996 tarihli Protokol (RG 13/3/2010, 27520) çerçevesinde yapılır (m.1328).
  • Sınırlama genel bir bağışıklık değildir: Sözleşmenin belirli bentlerindeki alacaklara karşı sorumluluk sınırlandırılamaz (m.1331).
  • Kanunun kendi koyduğu iki sayısal sınır vardır: 83.500 ÖÇH (m.1332’nin işaret ettiği küçük gemiler) ve kılavuzlar için 1.500 ÖÇH (m.1341).
  • Fon kurmadan da sınırlama ileri sürülebilir (m.1335); fon kurulacaksa görevli mahkeme deniz ticareti işlerine bakan asliye ticaret mahkemesidir (m.1348).
  • Sınırlama hakkını düşüren kusur, organın ve donatanın kendi kusurudur; gemi adamının kusuru bu sonucu doğurmaz (m.1343).
  • Sınır olay başınadır; aynı olaydan doğan alacakların tümü tespit edilmeden yapılan oranlama farazi kalır ve bozma sebebidir.
  • Ödeme yapan kişiler ödeme oranında halef olur (m.1344); zorunlu sigortanın tavanı da sınırlama rejimine bağlanmıştır.

Sıkça Sorulan Sorular

Donatanın sorumluluğunun sınırlandırılması ne demektir?

Deniz alacaklarından doğan sorumluluğun, zararın gerçek tutarından bağımsız olarak kanunen belirlenmiş bir üst sınıra bağlanmasıdır. TTK m.1328 uyarınca bu sınırlama, 1976 tarihli Deniz Alacaklarına Karşı Mesuliyetin Sınırlanması Hakkında Milletlerarası Sözleşme ve onu değiştiren 1996 tarihli Protokol hükümlerine göre yapılır.

Donatan hangi hâllerde sorumludur?

TTK m.1062 uyarınca donatan, gemi adamlarının, zorunlu danışman kılavuzun veya isteğe bağlı kılavuzun görevlerini yerine getirirken işledikleri kusur sonucunda üçüncü kişilere verdiği zararlardan sorumludur. Yolculara ve yükle ilgili kişilere karşı ise taşıyanın sorumluluğuna ilişkin hükümler uygulanır.

Sınırlama hakkının dayanağı Türk Ticaret Kanunu mudur?

Dayanak esas olarak milletlerarası sözleşmedir; Kanun buna yollama yapar. TTK m.1062 donatanın sorumluluğunu sınırlandırma hakkını saklı tutar, TTK m.1328 ise sınırlamanın 1976 tarihli Sözleşme ile 1996 tarihli Protokole göre yapılacağını belirler. Sınırların rakamsal kademeleri Sözleşme metnindedir.

Üçyüz tonilatodan küçük gemilerde sınır nedir?

TTK m.1332 uyarınca, 1976 tarihli Sözleşmenin ilgili hükmünde sayılan gemiler için hesaplanacak sorumluluk sınırı 83.500 Özel Çekme Hakkıdır. Maddenin kenar başlığı Üçyüz tonilatodan küçük gemiler biçimindedir. Diğer hâllerde Sözleşmenin öngördüğü sorumluluk sınırları geçerlidir.

Her alacak sınırlandırılabilir mi?

Hayır. TTK m.1331 uyarınca 1976 tarihli Sözleşmenin 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) ve (e) bentleri ile 3 üncü maddesinde sayılan alacaklara karşı sorumluluk sınırlandırılamaz. Yani sınırlama genel bir bağışıklık değildir; kapsam dışı bırakılmış alacak kümeleri vardır.

Sınırlama hakkını kullanmak için fon kurmak zorunlu mudur?

Hayır. TTK m.1335 uyarınca 1976 tarihli Sözleşmenin 10 uncu maddesi gereğince fon kurulmadan da sorumluluğu sınırlama hakkı ileri sürülebilir. Fon kurulması ayrı bir yol ve ayrı bir usuldür; sınırlama savunmasını dava içinde ileri sürmenin önkoşulu değildir.

Sınırlama hakkı hangi hâlde kaybedilir?

Sözleşmede öngörülen nitelikli kusur hâlinde kaybedilir. TTK m.1343 bu değerlendirmede kimin kusurunun dikkate alınacağını belirler: gerçek kişilerde kendi kusuru, tüzel kişilerde organların ve organı oluşturan kişilerin kusuru, adi şirketlerde ortakların, donatma iştirakinde paydaş donatanların ve gemi müdürünün kusuru.

Şirketin sınırlama hakkı düşerse yöneticiler de sınırlama yapamaz mı?

TTK m.1343 ikinci fıkra uyarınca tüzel kişinin, adi şirketin ve donatma iştirakinin sınırlama hakkının kalkmasına kusuruyla sebep olan kişiler kişisel sorumluluklarını sınırlayamaz. Yani sınırlama hakkını düşüren kusurun sahibi, kendi şahsi sorumluluğu bakımından da bu korumadan yararlanamaz.

Kılavuzlar için ayrı bir sınır var mıdır?

Evet. TTK m.1341 uyarınca 1976 tarihli Sözleşmede belirlenen sorumluluk sınırları, kılavuzlara doğrudan yöneltilen bütün istemler için toplam 1.500 Özel Çekme Hakkıdır. Maddedeki kılavuz terimi, gemide veya başka bir yerden kılavuzluk hizmeti verenleri ve onların fiillerinden sorumlu kişileri kapsar.

Aynı kazadan birden çok kişi zarar görürse sınır nasıl paylaşılır?

Sınır olay başına belirlendiği için alacaklılar arasında oranlı biçimde paylaştırılır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, aynı yangından zarar gören teknelerin tümüne ilişkin zarar ve ödemeler tespit edilmeden, bilirkişilerin bilgi sahibi olduğu üç dosyanın ortalamasına dayanan hesabı yerinde görmemiş ve kararı bozmuştur.

Sorumluluğu ödeyen sigortacı sınırlamadan yararlanır mı?

TTK m.1344 uyarınca 1976 tarihli Sözleşmenin ve 1992 tarihli Sorumluluk Sözleşmesinin ilgili hükümlerinde belirtilen ödemeleri yapan kişiler, kendisine ödeme yapılan kişinin haklarına yapılan ödeme oranında halef olur. Halefiyet, ödeyenin devraldığı hakkın hukuki niteliğini değiştirmez.

Sınırlama fonu hangi mahkemede kurulur?

TTK m.1348 uyarınca fon kurulması konusunda görevli mahkeme, deniz ticareti işlerine bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesidir. Yetki bakımından Türk Gemi Siciline kayıtlı gemilerde sicilin gözetimi altında tutulduğu mahkeme, sicile kayıtlı olmayan Türk gemilerinde malikin yerleşim yeri mahkemesi, yabancı gemilerde ise İstanbul asliye ticaret mahkemesi yetkilidir.

Sınırlama savunması ile deniz alacağı kavramı nasıl bağlanır?

İkisi aynı listeye dayanır. Sınırlamaya tabi alacaklar 1976 tarihli Sözleşmede sayılır ve bu alacaklar aynı zamanda geminin ihtiyati haczine imkân veren deniz alacaklarıyla büyük ölçüde örtüşür. Alacaklı gemiye haciz koydurur, donatan ise sorumluluğunu sınırlandırma savunmasını ileri sürer.

Donatan olmak için geminin maliki olmak şart mıdır?

TTK m.1061 uyarınca donatan, gemisini menfaat sağlamak amacıyla suda kullanan gemi malikidir. Kendisinin olmayan bir gemiyi menfaat sağlamak amacıyla kendi adına bizzat veya kaptan aracılığıyla kullanan kişi ise donatan olmaz; üçüncü kişilerle olan ilişkilerinde donatan sayılır. Sorumluluk bu sıfat üzerinden kurulur.

Yazar

Av. Halit Süha Bahçeci

Kurucu Avukat

TBB Sicil No: 196866

LinkedIn

Navlun ve konişmentodan doğan taşıma uyuşmazlıkları, çarter sözleşmeleri ve gemi ipoteği işlemlerini yürütür.

Yayın Politikası

← Tüm makaleler
AraWhatsApp