Deniz Ticaret Hukuku

Deniz Ticareti Hukuku Nedir? Kapsam ve Temel Kavramlar

Deniz ticareti hukuku nedir, neyi kapsar? Gemi ve ticaret gemisi tanımı, Türk gemisi, gemi sicili, donatanın sorumluluğu, sözleşme türleri ve bir yıllık zamanaşımı.

10 dk okumaYayımlanma:Son güncelleme:Yazan Av. Halit Süha Bahçeci
Açık denizde seyreden konteyner gemisinin havadan görünümü
İçindekiler 16

Kısa Cevap

Deniz ticareti hukuku, gemiyle yapılan ticari faaliyetten doğan özel hukuk ilişkilerini düzenler. Türk hukukundaki temel kaynağı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun Beşinci Kitabıdır (m.931-1400); gemi adamlarının iş ilişkisi ise 854 sayılı Deniz İş Kanununa tabidir. Devletler arasındaki deniz alanlarını (karasuları gibi) düzenleyen uluslararası deniz hukuku ayrı bir kamu hukuku dalıdır ve bu yazının konusu değildir.

Bu Durumda mısınız?

  • Bir gemi, yük veya navlun uyuşmazlığının hangi kanun ve hangi sözleşme tipine göre çözüleceğini belirlemeye çalışıyorsunuz.
  • Zararı kime yönelteceğinizi bilmiyorsunuz: geminin sicildeki maliki mi, gemiyi fiilen işleten donatan mı, yoksa taşıyan mı?
  • Elinizdeki aracın (mavna, yat, römorkör) hukuken gemi sayılıp sayılmadığı ve deniz ticareti hükümlerine tabi olup olmadığı tartışmalı.
  • Gemide çalışan bir kişinin işçilik alacaklarında hangi kanunun uygulanacağını belirlemeniz gerekiyor.
  • Deniz taşımasından doğan bir alacağınız var ve sürenin dolup dolmadığını kontrol ediyorsunuz.

Bu soruların cevabı somut olaya ve sözleşme metnine göre değişir; durumunuz için bir avukata danışmanız yerinde olur.

Deniz Hukuku ile Deniz Ticareti Hukuku Aynı Şey mi?

Günlük dilde “deniz hukuku” iki ayrı alanı birden anlatır ve bu karışıklık uygulamada sık sık yanlış yere başvurmaya yol açar:

  • Uluslararası deniz hukuku, devletler arasındaki deniz alanlarına ilişkin bir kamu hukuku dalıdır. Tarafları devletlerdir; konusu karasuları, kıta sahanlığı gibi egemenlik ve yetki meseleleridir.
  • Deniz ticareti hukuku ise özel hukuk dalıdır. Tarafları donatan, taşıyan, taşıtan, yükle ilgililer ve gemi adamlarıdır; konusu gemi mülkiyeti, taşıma sözleşmeleri, deniz kazaları ve alacaklardır.

Bir gemiyle taşınan yükünüz zarar gördüğünde ya da navlun alacağınız ödenmediğinde başvurulacak alan ikincisidir. Bu yazının tamamı deniz ticareti hukukuna ilişkindir.

Gemi Nedir? Ticaret Gemisi Nedir?

Deniz ticareti hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı, önce elinizdeki aracın hukuken gemi sayılıp sayılmadığına bağlıdır. TTK m.931/1 geniş bir tanım yapar: tahsis edildiği amaç suda hareket etmesini gerektiren, yüzme özelliği bulunan ve pek küçük olmayan her araç, kendiliğinden hareket etmesi imkânı bulunmasa da gemi sayılır. Buradaki kritik nokta, motorun şart olmamasıdır. Mavna, şat gibi kendi gücüyle hareket edemeyen araçlar da gemidir.

İkinci süzgeç ticaret gemisi kavramıdır. TTK m.931/2 uyarınca suda ekonomik menfaat sağlama amacına tahsis edilen veya fiilen böyle bir amaçla kullanılan her gemi, kimin tarafından ve kimin adına ya da hesabına kullanılırsa kullanılsın ticaret gemisidir. Kanunun deniz ticaretiyle ilgili hükümleri, aksini öngören hükümler saklı kalmak kaydıyla, ticaret gemileri hakkında uygulanır (m.935/1).

Bu kural mutlak değildir. m.935/2, yat ve denizci yetiştirme gemileri gibi yalnız gezinti, spor, eğitim ve bilim amacına tahsis edilmiş gemiler ile harp gemileri ve kamu hizmetine özgülenmiş Devlet gemileri bakımından hangi bölümlerin yine de uygulanacağını tek tek sayar. Yani ticari amaç taşımayan bir yat, deniz ticareti hükümlerinin tamamına değil ama çatma, kurtarma ve donatanın sorumluluğu gibi belirli bölümlerine tabi olabilir. Gemilerin çarpışmasından doğan sorumluluğun nasıl paylaşıldığı ve tazminat yolunun nasıl işlediği için çatma ve gemi kazalarında hukuki sorumluluk başlıklı yazıya bakılabilir.

Türk Gemisi ve Bayrak Çekme Hakkı

Geminin bayrağı, hangi devletin hukukuna tabi olacağını belirlediği için sonuç doğuran bir meseledir:

Her Türk gemisi Türk Bayrağı çeker. … Yalnız Türk vatandaşının malik olduğu gemi, Türk gemisidir.

(6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.940)

Gemi birden fazla kişiye aitse ölçüt çoğunluktur: paylı mülkiyette payların, elbirliğiyle mülkiyette maliklerin çoğunluğunun Türk vatandaşı olması gerekir (m.940/3). Türk ticaret şirketlerine ait gemilerde ise şirketi yönetmeye yetkili olanların çoğunluğunun Türk vatandaşı olması ve şirket sözleşmesine göre oy çoğunluğunun Türk ortaklarda bulunması aranır; anonim şirketlerde ayrıca payların çoğunluğunun nama yazılı olması ve yabancıya devrin yönetim kurulu iznine bağlanması gerekir (m.940/4).

Gemi Sicili: Hangi Gemiler Tescil Edilir?

Gemi sicili, gemi üzerindeki mülkiyet ve rehin haklarının aleniyetini sağlayan resmî sicildir. Tescil edilebilecek gemiler kanunda belirlenmiştir:

Gemi siciline, 940 ıncı madde gereğince Türk Bayrağını çekme hakkına sahip ticaret gemileri ile 935 inci maddenin ikinci fıkrasının (a) ve (c) bentlerinde yazılı gemiler kaydolunur.

(6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.956)

Kanun tescil edilemeyecek gemileri de açıkça sayar:

Türk gemisi olmayan gemilerle, yabancı bir gemi siciline kayıtlı bulunan Türk gemileri, donanmaya bağlı harp gemileri, yardımcı gemiler ve Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişilerine ait münhasıran bir kamu hizmetinin görülmesine özgülenmiş gemiler Türk Gemi Siciline tescil olunamaz.

(6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.958)

Sicilin pratik önemi, gemi üzerinde rehin kurulmasında ortaya çıkar: gemi ipoteğinde tescil kurucu niteliktedir. Ayrıntı için gemi ipoteği yazımıza bakabilirsiniz.

Donatan Kimdir, Neden Sorumludur?

Kanun donatanı iki kademeli tanımlar ve bu kademe uygulamada sık atlanır:

Donatan, gemisini menfaat sağlamak amacıyla suda kullanan gemi malikine denir. (2) Kendisinin olmayan bir gemiyi menfaat sağlamak amacıyla suda kendi adına bizzat veya kaptan aracılığıyla kullanan kişi, üçüncü kişilerle olan ilişkilerinde donatan sayılır.

(6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.1061)

Asıl tanım malik-işletendir. Gemiyi çıplak olarak (gemi adamsız) kiralayıp kendi adına işleten kişi donatan olmaz; üçüncü kişilerle olan ilişkilerinde donatan sayılır. Bu ayrım, tazminat talebinin kime yöneltileceğini belirler.

Donatanın sorumluluğu geniştir:

Donatan, gemi adamlarının, zorunlu danışman kılavuzun veya isteğe bağlı kılavuzun görevlerini yerine getirirken işledikleri kusur sonucunda üçüncü kişilere verdiği zararlardan sorumludur. Ancak, donatan, yolculara ve yükle ilgili kişilere karşı, taşıyanın gemi adamlarının kusurundan doğan sorumluluğuna ilişkin hükümlere göre sorumlu olur.

(6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.1062)

Dikkat edilmesi gereken iki nokta vardır. Birincisi, kılavuzun kusuru da donatana yüklenir; kılavuz gemi adamı olmasa bile. İkincisi, yolculara ve yükle ilgililere karşı ayrı bir rejim işler: bu kişiler bakımından taşıyanın sorumluluğuna ilişkin hükümler uygulanır. Donatanın, milletlerarası sözleşmelerden doğan sorumluluğu sınırlandırma hakkı ise saklıdır (m.1062/2); bu tavanın nasıl işlediği donatanın sorumluluğunun sınırlandırılması yazımızın konusudur. Gemiyi kiralayanın donatan hâline gelmesi konusunda gemi kira sözleşmesi (bareboat) yazımıza bakabilirsiniz.

Deniz Ticareti Sözleşmeleri: Hangi Sözleşme Hangi Duruma?

Uygulamadaki en sık hata, farklı sözleşme tiplerini birbirine karıştırmaktır. Aşağıdaki tablo hangi ilişkide hangi rejimin işlediğini gösterir:

SözleşmeNe devredilir?TTKAyrıntı
Gemi kirası (bareboat)Geminin tam zilyetliği; teknik ve ticari yönetim kiracıya geçerm.1119-1130gemi kira sözleşmesi
Zaman çarteriYalnız ticari yönetim; teknik yönetim ve gemi adamları donatanda kalırm.1131-1137zaman çarteri sözleşmesi
Navlun sözleşmesiZilyetlik devredilmez; taşıyan yükü taşımayı üstlenirm.1138-1246navlun sözleşmesi
KonişmentoSözleşme değil; taşıyanın düzenlediği kıymetli evrakm.1228-1242konişmento

Bu sözleşmelerin çevresinde üç kurum daha sık gündeme gelir. Taşıma karşılığında ödenen ücretin hesabı, muacceliyeti ve borçlusu navlun (taşıma ücreti) başlığı altında; yükleme ve boşaltma için tanınan süre ile aşılması hâlinde doğan bekleme ücreti starya ve sürastarya (demuraj) başlığı altında; ortak tehlikeden kurtulmak için göze alınan olağanüstü fedakârlıkların gemi, yük ve navlun arasında paylaştırılması ise müşterek avarya başlığı altında incelenir.

Yolcu Taşımada Zorunlu Sigorta

Yolcu taşımacılığında kanun, sorumluluğu güvenceye bağlar ve sınırı doğrudan belirler:

Onikiden fazla yolcu taşımak için ruhsat almış bir gemi ile yolcu taşındığı takdirde, taşımanın tamamını veya bir kısmını üstlenen veya gerçekleştiren bütün taşıyanlar, yolcuların ölümünden veya yaralanmalarından doğabilecek sorumluluklarına karşı sigorta yaptırmakla yükümlüdürler. … Zorunlu sigorta bedelinin sınırı her kaza için yolcu başına, uluslararası sefer yapabilmek için ruhsat almış bir gemi ile yolcu taşındığı takdirde 250.000 Özel Çekme Hakkından, uluslararası sefer için gerekli ruhsatı olmayan bir gemi ile yolcu taşındığı takdirde 100.000 Özel Çekme Hakkından az olamaz.

(6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.1259)

Sınırı belirleyen cümle 4/7/2024 tarihli ve 7519 sayılı Kanunla yeniden yazılmıştır; bu nedenle eski kaynaklardaki tutarlara güvenilmemelidir. Yaptırım da ağırdır: şartları yerine getirmeyen geminin yola çıkmasına izin verilmez (m.1259/2).

Geminin kendisini güvence altına alan sigorta ise ayrı bir kurumdur ve Kanunda deniz sigortalarına ayrılmış bir bölüm bulunmadığı için sigorta hukukunun genel hükümlerine tabidir; ayrıntı için tekne sigortası yazımıza bakabilirsiniz.

Gemide Çalışanlar: Deniz İş Hukuku

Gemi adamlarının iş ilişkisi deniz ticareti hukukunun değil, ayrı bir kanunun konusudur. Deniz taşıma işleri 4857 sayılı İş Kanununun kapsamı dışında bırakıldığı için, kapsama giren gemi adamlarına 854 sayılı Deniz İş Kanunu uygulanır. İki kanun arasında çalışma süresi, fazla çalışma zammı, deneme süresi ve yıllık izin bakımından sayısal farklar vardır ve bu farklar alacağın miktarını doğrudan değiştirir. Ayrıntı için Deniz İş Kanunu ve gemi adamının hakları yazımıza bakabilirsiniz.

Ortak Kural: Bir Yıllık Zamanaşımı

Deniz ticaretinde süreler kısadır. Taşıma ve kullandırma sözleşmelerinin tamamı için tek bir kural geçerlidir:

1188 inci madde hükmü saklı kalmak kaydıyla, gemi kira sözleşmeleri ile zaman çarteri sözleşmeleri ve navlun sözleşmelerinden veya konişmentodan veya onun düzenlenmesinden doğan bütün alacaklar bir yılda zamanaşımına uğrar.

(6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.1246)

Süre, alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar (m.1246/2). Müşterek avarya garame payı alacakları için de bir yıllık süre öngörülmüştür (m.1285). Bu kısa süreler, deniz ticareti uyuşmazlıklarında en sık hak kaybı doğuran kurallardır.

Alacağın Tahsili: Deniz Alacağı ve Geminin İhtiyati Haczi

Deniz ticaretinde alacağın güvenceye bağlanması kendine özgü bir rejime tabidir. Kanun, m.1352’de “deniz alacağı” sayılan istemleri tek tek sayar ve yalnız bu alacaklar için geminin ihtiyati haczine karar verilebileceğini belirler; bu alacaklar bakımından ihtiyati tedbir veya geminin seferden menedilmesi istenemez (m.1353). Teminat, dava süresi ve infaz kuralları da genel icra hukukundan ayrılır. Ayrıntı için deniz alacağı ve geminin ihtiyati haczi yazımıza bakabilirsiniz.

Görevli Mahkeme

Deniz ticaretinden doğan uyuşmazlıklar Türk Ticaret Kanunundan kaynaklandığı için ticari dava niteliğindedir ve asliye ticaret mahkemesi görevlidir. Kanun ayrıca bir ihtisaslaşma imkânı tanır:

Bir yerde ticaret davalarına bakan birden çok asliye ticaret mahkemesi varsa, iş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca, asliye ticaret mahkemelerinden biri veya birkaçı münhasıran bu Kanundan ve diğer kanunlardan doğan deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmakla görevlendirilebilir.

(6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.5)

İstanbul başta olmak üzere bazı yerlerde bu yetkiyle görevlendirilmiş denizcilik ihtisas mahkemeleri bulunur. Mahkemenin genel görev alanı için asliye ticaret mahkemesi yazımıza bakabilirsiniz.

Gemi Adamının Alacağı: Ticaret Mahkemesi Değil, İş Mahkemesi

Bu, uygulamada iki mahkeme arasında gidip gelen dosyalar üreten bir ayrımdır. Kanun gemi adamlarını adıyla iş mahkemesinin görev alanına koyar:

7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.5 — Görev

İş mahkemeleri; a) 5953 sayılı Kanuna tabi gazeteciler, 854 sayılı Kanuna tabi gemiadamları, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa veya 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına,

Asıl tartışma, alacak gemi üzerindeki kanuni rehin hakkına (gemi alacaklısı hakkı) dayandırıldığında çıkar: bu kurum Türk Ticaret Kanunu’nun deniz ticareti kitabında düzenlendiği için dosya asliye ticaret mahkemesine yönlendirilebiliyor. Yargıtay, iki mahkemenin karşılıklı görevsizlik kararı verdiği bir dosyada yargı yerini belirlerken ölçütü uyuşmazlığın kaynağına bağlamıştır:

Gemi adamlarının iş sözleşmesinden doğan gemi alacakları ve buna paralel olarak gemi alacaklısı haklarından doğan uyuşmazlıklarda İş Mahkemeleri görevli olacaktır(İş Mahkemeleri Kanunun 1/II.maddesi)Gemi alacağı ve gemi alacaklısı hakkı ,TTK’nun deniz ticareti kitabı içinde düzenlense de esas itibarıyla uyuşmazlık konusu taraflar arasındaki iş sözleşmesinden kaynaklandığından bu durumda uyuşmazlığın İş Mahkemesinde görülüp, sonuçlandırılması gerekmektedir.

(Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2013/15793, K. 2013/14009, T. 22.10.2013 — yargı yeri belirleme, oy birliği)

Yani gemi alacaklısı hakkına dayanılması, uyuşmazlığı ticari dava hâline getirmez; belirleyici olan alacağın iş sözleşmesinden doğmasıdır. Karar mülga 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.1/II’ye dayanmaktadır; bugünkü karşılığı olan 7036 sayılı Kanun m.5, gemi adamlarını açıkça sayarak aynı sonucu daha da net kurmaktadır.

Sık Yapılan Hatalar

  • Uluslararası deniz hukuku ile deniz ticareti hukukunu karıştırmak. Biri devletlerarası kamu hukuku, diğeri özel hukuk dalıdır; uyuşmazlığınız yük, navlun veya gemi ile ilgiliyse ikincisi uygulanır.
  • Motoru olmayan aracı gemi saymamak. m.931 kendiliğinden hareket şartı aramaz; mavna ve şat da gemidir.
  • Sicildeki maliki otomatik olarak sorumlu tutmak. Gemiyi kendi adına işleten kişi donatandır; çıplak kirada bu, sicil maliki değil kiracıdır.
  • Yatı tümüyle kapsam dışı saymak. m.935/2, ticari amaç taşımayan gemilere hangi bölümlerin yine de uygulanacağını sayar.
  • Bir yıllık zamanaşımını kaçırmak. m.1246 gemi kirası, zaman çarteri, navlun ve konişmentodan doğan bütün alacakları kapsar ve süre muacceliyetle başlar.
  • Gemi adamına 4857 sayılı Kanunu uygulamak. Kapsam koşulları varsa 854 sayılı Deniz İş Kanunu uygulanır ve sayılar farklıdır.
  • Zorunlu sigortada eski tutarlara güvenmek. m.1259’un sınır cümlesi 2024 yılında yeniden yazılmıştır.

Özet

  • Deniz ticareti hukuku, gemiyle yapılan ticari faaliyetin özel hukuk dalıdır; kaynağı TTK Beşinci Kitap (m.931-1400) ve gemi adamları bakımından 854 sayılı Deniz İş Kanunudur.
  • Gemi, yüzme özelliği bulunan ve pek küçük olmayan her araçtır (m.931); ekonomik menfaat amacı taşıyorsa ticaret gemisidir ve deniz ticareti hükümleri kural olarak ona uygulanır (m.935).
  • Yalnız Türk vatandaşının malik olduğu gemi Türk gemisidir ve Türk Bayrağı çeker (m.940); tescil edilebilecek ve edilemeyecek gemiler m.956 ve m.958’de sayılmıştır.
  • Donatan gemiyi kendi adına işleten kişidir ve gemi adamları ile kılavuzun kusurundan sorumludur (m.1062); sicil maliki ile aynı kişi olmayabilir.
  • Sözleşme tipleri ayrışır: gemi kirasında tam zilyetlik, zaman çarterinde ticari yönetim, navlunda ise yalnız taşıma borcu devredilir.
  • Onikiden fazla yolcu taşıyan gemilerde zorunlu sigorta vardır; sınır 2024 değişikliğiyle 250.000 / 100.000 Özel Çekme Hakkı olarak belirlenmiştir (m.1259).
  • Taşıma ve kullandırma sözleşmelerinden doğan alacaklarda zamanaşımı bir yıldır (m.1246); görevli mahkeme asliye ticaret, gemi adamı alacağında ise iş mahkemesidir.

Sıkça Sorulan Sorular

Deniz ticareti hukuku nedir?

Deniz ticareti hukuku, gemiyle yapılan ticari faaliyetten doğan özel hukuk ilişkilerini düzenleyen daldır. Türk hukukunda temel kaynağı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun Beşinci Kitabıdır; m.931 ile m.1400 arasındaki hükümler gemiyi, donatanı, gemi adamlarını, taşıma sözleşmelerini, deniz kazalarını ve deniz alacaklarını kapsar.

Deniz hukuku ile deniz ticareti hukuku aynı şey midir?

Hayır. Günlük dilde deniz hukuku iki farklı alanı anlatır. Uluslararası deniz hukuku devletler arasındaki deniz alanlarıyla ilgilenir ve kamu hukuku dalıdır. Deniz ticareti hukuku ise gemi, yük, navlun ve donatan gibi özel hukuk ilişkilerini düzenler; bu yazının konusu ikincisidir.

Hukuken gemi sayılmak için ne gerekir?

TTK m.931 uyarınca tahsis edildiği amaç suda hareket etmesini gerektiren, yüzme özelliği bulunan ve pek küçük olmayan her araç gemi sayılır. Kendiliğinden hareket edebilme şartı aranmaz; bu nedenle motoru olmayan mavna ve şat gibi araçlar da gemi kabul edilir.

Ticaret gemisi ne demektir?

TTK m.931/2 uyarınca suda ekonomik menfaat sağlama amacına tahsis edilen veya fiilen böyle bir amaçla kullanılan her gemi, kimin tarafından ve kimin adına kullanılırsa kullanılsın ticaret gemisidir. Kanunun deniz ticaretine ilişkin hükümleri kural olarak ticaret gemilerine uygulanır.

Bir gemi hangi hâlde Türk gemisi sayılır?

TTK m.940 uyarınca yalnız Türk vatandaşının malik olduğu gemi Türk gemisidir ve her Türk gemisi Türk Bayrağı çeker. Gemi birden fazla kişiye aitse paylı mülkiyette payların, elbirliğiyle mülkiyette maliklerin çoğunluğunun Türk vatandaşı olması gerekir. Ticaret şirketlerine ait gemiler için ayrıca yönetim ve pay çoğunluğu şartları aranır.

Hangi gemiler gemi siciline tescil edilir?

TTK m.956 uyarınca Türk Bayrağını çekme hakkına sahip ticaret gemileri ile m.935/2'nin (a) ve (c) bentlerinde yazılı gemiler gemi siciline kaydolunur. Buna karşılık m.958 uyarınca Türk gemisi olmayan gemiler, yabancı sicile kayıtlı Türk gemileri, harp gemileri ve kamu hizmetine özgülenmiş gemiler tescil edilemez.

Donatan kimdir?

TTK m.1061 uyarınca donatan, gemisini menfaat sağlamak amacıyla suda kullanan gemi malikidir. Kendisinin olmayan bir gemiyi menfaat sağlamak amacıyla kendi adına bizzat veya kaptan aracılığıyla kullanan kişi ise donatan olmaz; üçüncü kişilerle olan ilişkilerinde donatan sayılır. Bu ayrım, sorumluluğun kime yöneltileceğini belirlediği için önemlidir.

Donatan gemi adamlarının kusurundan sorumlu mudur?

Evet. TTK m.1062 uyarınca donatan; gemi adamlarının, zorunlu danışman kılavuzun veya isteğe bağlı kılavuzun görevlerini yerine getirirken işledikleri kusur sonucunda üçüncü kişilere verdiği zararlardan sorumludur. Yolculara ve yükle ilgili kişilere karşı ise taşıyanın sorumluluğuna ilişkin hükümler uygulanır.

Deniz ticaretinde hangi sözleşme türleri vardır?

Başlıcaları gemi kira sözleşmesi, zaman çarteri sözleşmesi ve navlun sözleşmesidir. Gemi kirasında kiracı gemiye tam zilyet olur; zaman çarterinde ticari yönetim çarterere geçer, teknik yönetim donatanda kalır; navlun sözleşmesinde ise taşıyan bir yükü taşımayı üstlenir ve konişmento düzenlenebilir.

Deniz ticaretinden doğan alacaklarda zamanaşımı ne kadardır?

TTK m.1246 uyarınca gemi kira sözleşmeleri ile zaman çarteri sözleşmeleri ve navlun sözleşmelerinden veya konişmentodan doğan bütün alacaklar bir yılda zamanaşımına uğrar; süre alacağın muaccel olmasıyla başlar. Bu kısa süre uygulamada en sık hak kaybı doğuran kuraldır.

Yolcu taşıyan gemilerde zorunlu sigorta var mıdır?

Evet. TTK m.1259 uyarınca onikiden fazla yolcu taşımak için ruhsat almış bir gemiyle yolcu taşınıyorsa taşıyanlar, yolcuların ölüm ve yaralanmalarından doğabilecek sorumluluklarına karşı sigorta yaptırmak zorundadır. Bu şart yerine getirilmezse geminin yola çıkmasına izin verilmez.

Gemide çalışanlara hangi kanun uygulanır?

Gemi adamlarına 4857 sayılı İş Kanunu değil, 854 sayılı Deniz İş Kanunu uygulanır; çünkü deniz taşıma işleri İş Kanununun kapsamı dışında bırakılmıştır. Çalışma süresi, fazla çalışma zammı ve yıllık izin gibi konularda iki kanunun sayıları birbirinden farklıdır.

Gemi adamının ücret alacağı davası hangi mahkemede açılır?

İş mahkemesinde. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.5, 854 sayılı Kanuna tabi gemiadamları ile işveren arasındaki iş ilişkisinden doğan her türlü hukuk uyuşmazlığını iş mahkemesinin görev alanına açıkça dâhil eder.

Alacağımı gemi alacaklısı hakkına dayandırırsam dava ticaret mahkemesine mi gider?

Gitmez. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi, gemi alacağı ve gemi alacaklısı hakkı Türk Ticaret Kanunu'nun deniz ticareti kitabında düzenlense de uyuşmazlık taraflar arasındaki iş sözleşmesinden kaynaklandığı için iş mahkemesinin görevli olduğuna karar vermiştir (E. 2013/15793, K. 2013/14009).

Deniz ticareti uyuşmazlıklarında görevli mahkeme hangisidir?

Uyuşmazlıklar ticari dava niteliğinde olduğundan asliye ticaret mahkemesi görevlidir. TTK m.5/2 uyarınca birden çok asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde bunlardan biri veya birkaçı münhasıran deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin davalara bakmakla görevlendirilebilir.

Yazar

Av. Halit Süha Bahçeci

Kurucu Avukat

TBB Sicil No: 196866

LinkedIn

Navlun ve konişmentodan doğan taşıma uyuşmazlıkları, çarter sözleşmeleri ve gemi ipoteği işlemlerini yürütür.

Yayın Politikası

← Tüm makaleler
AraWhatsApp