Vergi Hukuku

Dubai'de Şirket Kurmanın Türkiye'deki Hukuki Sonuçları

Dubai'de şirket kuran Türkiye'de yerleşik kişinin Türk hukukundaki yükümlülükleri: sermaye ihracı bildirimi, tam mükellefiyet ve yurt dışı verginin mahsubu.

11 dk okumaYayımlanma:Son güncelleme:Yazan Av. Halit Süha Bahçeci
Dubai Marina'da su kenarına dizilmiş yatlar ve arkalarında yükselen gökdelen sırası
İçindekiler 10

Dubai’de Şirket Kurmak Türkiye’deki Vergi Yükümlülüğünü Sona Erdirir mi?

Hayır. Belirleyici olan şirketin nerede kurulduğu değil, kişinin Türkiye’de yerleşmiş sayılıp sayılmadığıdır. Türkiye’de yerleşmiş sayılan bir kişi, kazancını Dubai’de elde etse de o kazancı Türkiye’de beyan eder.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu m.3 — Mükellefler

“Aşağıda yazılı gerçek kişiler Türkiye içinde ve dışında elde ettikleri kazanç ve iratların tamamı üzerinden vergilendirilirler: 1. Türkiye’de yerleşmiş olanlar; 2. Resmi daire ve müesseselere veya merkezi Türkiye’de bulunan teşekkül ve teşebbüslere bağlı olup adı geçen daire, müessese,teşekkül ve teşebbüslerin işleri dolayısiyle yabancı memleketlerde oturan Türk vatandaşları (Bu gibilerden, bulundukları memleketlerde elde ettikleri kazanç ve iratları dolayısiyle Gelir Vergisine veya benzeri bir vergiye tabi tutulmuş bulunanlar, mezkür kazanç ve iratları üzerinden ayrıca vergilendirilmezler.)”

Madde, vergilendirmenin konusunu kişinin yerleşikliğine bağlar, kazancın coğrafyasına değil. Dubai’de kurulan şirket, sahibinin Türkiye’deki mükellefiyetini kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Türkiye’de Yerleşmiş Sayılmanın Ölçütü Nedir?

Kanun iki ölçüt sayar ve bunlar seçimlik değildir: biri gerçekleşiyorsa kişi Türkiye’de yerleşmiş sayılır.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu m.4 — Türkiye’de yerleşme

“Aşağıda yazılı kimseler Türkiye’de yerleşmiş sayılır: 1. İkametgahı Türkiye’de bulunanlar (İkametgah, Kanunu Medeninin 19 uncu ve mütaakıp maddelerinde yazılı olan yerlerdir); 2. Bir takvim yılı içinde Türkiye’de devamlı olarak altı aydan fazla oturanlar (Geçici ayrılmalar Türkiye’de oturma süresini kesmez.)”

Maddenin parantez içi cümlesi uygulamada en çok gözden kaçan kısımdır: geçici ayrılmalar Türkiye’de oturma süresini kesmez. Yurt dışında oturma izni veya yatırımcı vizesi almak, tek başına Türkiye’deki yerleşikliği sona erdiren bir işlem değildir. Yerleşiklik, ikametgâhın nerede olduğu ve fiilen nerede oturulduğu üzerinden değerlendirilir.

Vergi idaresi de aynı ölçütü uygulamaktadır. Türkiye’de ikamet eden bir kişinin Birleşik Arap Emirlikleri merkezli bir firmaya uzaktan verdiği danışmanlık hizmetinin karşılığını nasıl beyan edeceğine ilişkin bir başvuruda idare şu sonuca varmıştır:

Gelir İdaresi Başkanlığı özelgesi (idari görüş, bağlayıcı emsal değil): “BAE’nde mukim şirket tarafından adınıza yapılan ödemelerin ücret kapsamında değerlendirilerek Türkiye’de gelir vergisine tabi tutulması, ödemelerin doğrudan doğruya yurt dışından yapılması nedeniyle bu ücretlerin Gelir Vergisi Kanununun 95 inci maddesine göre yıllık beyanname ile beyan edilmesi gerekmektedir.”

(İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı, 62030549-120[61-2013/531]-723, T. 02.04.2014)

Özelge, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu m.413’e dayanılarak verilen bir idari görüştür; mahkeme kararı değildir ve yalnız muhatabı bakımından ceza ile gecikme faizi koruması sağlar. Burada bir emsal olarak değil, idarenin ölçütü nasıl uyguladığını göstermek üzere aktarılmıştır. Anılan özelgede başvuran, Türkiye’de ikamet eden yabancı uyruklu bir kişidir; ölçütün kendisi uyruktan bağımsız olmakla birlikte olayın Türk vatandaşının Dubai yatırımıyla birebir örtüşmediği gözetilmelidir.

Aynı eksendeki ikinci bir özelge, gelirin türünün de ayrıca belirlendiğini gösterir. Yurt dışındaki bir firmaya internet üzerinden hizmet veren kişinin geliri, ücret değil serbest meslek kazancı sayılmıştır. İdare somut olayda üç unsura bakmıştır: hizmetin kişinin kendi organizasyonu içinde (işyeri, telefon, internet ağı, bilgisayar) yerine getirilmesi, ödemenin tamamlanan işe bağlanması ve kişi üzerinde doğrudan kontrol ile yaptırım uygulama imkânının bulunmaması. Vardığı sonuç şudur:

Gelir İdaresi Başkanlığı özelgesi (idari görüş, bağlayıcı emsal değil): “mesleki bilgi ve ihtisasa dayanan, şahsi mesainiz ile gerçekleştirdiğiniz söz konusu danışmanlık hizmetinin serbest meslek faaliyeti olarak değerlendirilmesi elde edilen gelirin de serbest meslek kazancı olarak vergilendirilmesi gerekmektedir.”

(İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı, 4.35.16.01-176200-231, T. 10.06.2011)

İki özelge birlikte okunduğunda ortaya çıkan pratik sonuç şudur: yurt dışından elde edilen gelirin beyan edilmesi gerektiği iki olayda da kabul edilmiş, ancak gelirin hangi türden sayılacağı somut çalışma ilişkisine göre ayrıca belirlenmiştir.

Yurt Dışına Sermaye Çıkarmak Serbest midir?

Serbesttir, ancak serbestlik şarta bağlıdır. Sermayenin banka üzerinden çıkarılması kuralın parçasıdır, bir usul tercihi değildir.

Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar m.13 — Türkiye’den gidecek yerli sermaye (1. fıkra)

“Türkiye’de yerleşik kişilerin, yurt dışında yatırım yapmak veya ticari faaliyette bulunmak amacıyla şirket kurmaları, ortaklığa katılmaları ve şube açmaları için, nakdi sermayeyi bankalar aracılığıyla, ayni sermayeyi ise gümrük mevzuatı hükümleri çerçevesinde ihraç etmeleri serbesttir.”

Taşınmaz alımı ayrı bir fıkrada, aynı mantıkla düzenlenmiştir.

Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar m.16 — Gayrimenkul kıymetler (2. fıkra)

“Türkiye’de yerleşik kişilerce yurtdışında gayrimenkul ve gayrimenkule bağlı ayni hakların satın alınması amacıyla bankalar vasıtasıyla yurtdışına döviz ve Türk parası transfer ettirilmesi serbesttir.”

İki hüküm birlikte okunduğunda ortaya çıkan kural şudur: yurt dışında şirket kurmak da yurt dışında taşınmaz almak da serbesttir ve ikisinde de kanal bankadır.

Sermaye İhracından Sonra Hangi Bildirimler Yapılır?

Bu bölüm, Dubai’de yatırım yapan kişinin en sık farkında olmadığı yükümlülüğü içerir. Sermaye ihracı serbest olmakla birlikte bildirime tabidir ve bildirim yükümlülüğü yatırımcının kendisine aittir.

Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (2008-32/34) m.10 — Yurt dışına sermaye ihracı (1. fıkra)

“Türkiye’de yerleşik kişiler, yurt dışında şirket kurmak, mevcut şirketlere ortak olmak veya şube açmak için yaptıkları ilk nakdi ve/veya ayni sermaye ihracını müteakip üç ay içerisinde Ticaret Bakanlığı internet adresinde yer alan yurt dışına sermaye ihracına ilişkin bilgi formunu açıklamalar doğrultusunda doldurarak Hazine ve Maliye Bakanlığına ve Ticaret Bakanlığına gönderirler.”

Yükümlülük tek seferlik değildir. Aynı madde yıllık güncelleme ve çıkış bildirimi de öngörür.

Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (2008-32/34) m.10 (2. fıkra)

“Sermaye ihracı gerçekleştiren Türkiye’de yerleşik kişiler, her takvim yılını müteakip üç ay içerisinde Ticaret Bakanlığının internet adresinde yer alan bilgi formunu, formda istenilen bilgileri ve yapılan transferleri açıklamalar doğrultusunda güncelleyerek Ticaret Bakanlığına gönderirler.”

Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (2008-32/34) m.10 (3. fıkra)

“Türkiye’de yerleşik kişiler, tasfiye edilen veya devredilen yurt dışındaki şirket, ortaklık ve şubelerinin durumu hakkında, tasfiye sürecinin sona ermesini veya devredilmesini müteakip en geç üç ay içerisinde Hazine ve Maliye Bakanlığına ve Ticaret Bakanlığına bilgi verirler.”

Bunların yanında, işlemin geçtiği bankanın ve gümrük idaresinin kendi bildirim yükümlülüğü vardır. Bu, yatırımcının yükümlülüğünün yerine geçmez.

Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar m.13 (3. fıkra)

“Bankalar ve gümrük idareleri yurt dışında yatırım veya ticari faaliyette bulunmak üzere sermaye ihraç eden Türkiye’de yerleşik kişileri, her bir işlem tarihinden itibaren 30 gün içinde Bakanlığa ve Ticaret Bakanlığına bildirirler.”

Yürürlükteki metinlerden çıkan süre tablosu:

Bildirimi yapanNe zamanKimeDayanak
Yatırımcıİlk sermaye ihracını izleyen üç ay içindeHazine ve Maliye Bakanlığı + Ticaret Bakanlığı32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ m.10/1
YatırımcıHer takvim yılını izleyen üç ay içinde (güncelleme)Ticaret Bakanlığı32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ m.10/2
YatırımcıTasfiye veya devrin tamamlanmasını izleyen en geç üç ay içindeHazine ve Maliye Bakanlığı + Ticaret Bakanlığı32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ m.10/3
Banka ve gümrük idaresiHer işlem tarihinden itibaren 30 gün içindeBakanlık + Ticaret Bakanlığı32 Sayılı Karar m.13/3

Bildirim Yapılmazsa Ne Olur?

32 Sayılı Karar, 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun’a dayanılarak çıkarılmış düzenleyici bir işlemdir. Anılan Kanun, bu nitelikteki işlemlerdeki yükümlülüklere aykırılığı doğrudan yaptırıma bağlar.

1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun m.3 (1. fıkra)

“Cumhurbaşkanının bu Kanun hükümlerine göre yapmış bulunduğu genel ve düzenleyici işlemlerdeki yükümlülüklere aykırı hareket eden kişi, üçbin Türk Lirasından yirmibeşbin Türk Lirasına kadar idarî para cezası ile cezalandırılır.”

Maddedeki rakamlar uygulanan tutar değildir. Kanundaki maktu tutarlar 2008 tarihli değişiklikten gelir ve her yıl yeniden değerlenir:

5326 sayılı Kabahatler Kanunu m.17 (7. fıkra)

“İdarî para cezaları her takvim yılı başından geçerli olmak üzere o yıl için 4.1.1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilân edilen yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanır. Bu suretle idarî para cezasının hesabında bir Türk Lirasının küsuru dikkate alınmaz. Bu fıkra hükmü, nispi nitelikteki idarî para cezaları açısından uygulanmaz.”

Fıkranın son cümlesi pratikte belirleyicidir: yeniden değerleme yalnız maktu cezalara uygulanır, nispi cezalara uygulanmaz. 1567 sayılı Kanun m.3’ün ikinci fıkrasındaki, kıymetin rayiç bedeli üzerinden hesaplanan oransal cezalar bu artışın dışındadır.

Bu maddenin yakın dönemde değiştiğini de belirtmek gerekir. İkinci fıkra 20.07.2025 tarihli 7555 sayılı Kanunla yeniden yazılmıştır ve maddenin daha önceki bir fıkrası Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edilmiştir. Somut bir olayda uygulanacak metin fiilin tarihine göre belirlenir; güncel lafız ve yürürlük durumu ayrıca doğrulanmalıdır.

Dubai’deki Şirketin Kazancı Dağıtılmasa da Türkiye’de Vergilendirilir mi?

Kurumlar Vergisi Kanunu, yurt dışı iştirakin kazancının Türkiye’ye dağıtılmasını beklemeden vergilendirilmesine imkân veren bir düzenleme içerir. Hüküm üç şartı birlikte arar.

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu m.7 — Kontrol edilen yabancı kurum kazancı (1. fıkra)

“Tam mükellef gerçek kişi ve kurumların doğrudan veya dolaylı olarak ayrı ayrı ya da birlikte sermayesinin, kâr payının veya oy kullanma hakkının en az % 50’sine sahip olmak suretiyle kontrol ettikleri yurt dışı iştiraklerinin kurum kazançları, dağıtılsın veya dağıtılmasın aşağıdaki şartların birlikte gerçekleşmesi halinde, Türkiye’de kurumlar vergisine tâbidir: a) İştirakin toplam gayrisafî hasılatının % 25 veya fazlasının faaliyet ile orantılı sermaye, organizasyon ve eleman istihdamı suretiyle yürütülen ticarî, ziraî veya serbest meslek faaliyeti dışındaki faiz, kâr payı, kira, lisans ücreti, menkul kıymet satış geliri gibi pasif nitelikli gelirlerden oluşması. b) Yurt dışındaki iştirakin ticarî bilânço kârı üzerinden % 10’dan az oranda gelir ve kurumlar vergisi benzeri toplam vergi yükü taşıması. c) Yurt dışında kurulu iştirakin ilgili yıldaki toplam gayrisafi hasılatının 100.000 YTL karşılığı yabancı parayı geçmesi.”

Maddenin yapısı şarta bağlıdır ve şartların üçü de aynı anda gerçekleşmedikçe hüküm uygulanmaz. Kontrol oranının hangi ana göre belirleneceğini kanun ayrıca düzenler:

“Kontrol oranı olarak, ilgili hesap dönemi içinde herhangi bir tarihte sahip olunan en yüksek oran dikkate alınır.”

(5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu m.7/3)

Bir noktayı açık bırakmak gerekir: bu maddenin uygulanmasına ilişkin yerleşik bir yargı içtihadı bu çalışmada tespit edilememiştir. Bu, “içtihat yoktur” anlamına gelmez; maddenin yargı kararlarındaki karşılığının ölçülemediği anlamına gelir. Somut olayda şartların gerçekleşip gerçekleşmediği ayrı bir değerlendirme konusudur.

Aynı Kazanç İki Kez mi Vergilendirilir?

Kanun, yurt dışında ödenen verginin Türkiye’de hesaplanan vergiden düşülmesine imkân verir.

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu m.33 — Yurt dışında ödenen vergilerin mahsubu (1. fıkra)

“Yabancı ülkelerde elde edilerek Türkiye’de genel sonuç hesaplarına intikal ettirilen kazançlardan mahallinde ödenen kurumlar vergisi ve benzeri vergiler, Türkiye’de bu kazançlar üzerinden tarh olunan kurumlar vergisinden indirilebilir.”

Mahsup hakkı belgeye bağlıdır ve bu, uygulamada mahsubun fiilen kaybedildiği en yaygın noktadır.

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu m.33 (6. fıkra)

“Yabancı ülkelerde vergi ödendiği, yetkili makamlardan alınarak mahallindeki Türk elçilik veya konsoloslukları, yoksa mahallinde Türk menfaatlerini koruyan ülkenin aynı nitelikteki temsilcileri tarafından tasdik olunan belgelerle tevsik olunmadıkça, yabancı ülkede ödenen vergiler Türkiye’de tarh olunan vergiden indirilemez.”

Yani yurt dışında vergi ödenmiş olması tek başına yetmez; ödemenin yetkili makamdan alınan ve mahallindeki Türk elçilik veya konsolosluğunca tasdik edilen bir belgeyle ispatlanması gerekir. Kanun ayrıca mahsup edilebilecek tutara bir tavan koyar ve indirilemeyen kısmın izleyen üçüncü hesap dönemi sonuna kadar indirilebileceğini düzenler (m.33/4).

Türkiye ile Birleşik Arap Emirlikleri arasında bir çifte vergilendirmeyi önleme anlaşması bulunmaktadır ve vergi idaresi bu anlaşmayı uygulamaktadır. Anlaşmanın madde metni bu çalışmanın dayandığı mevzuat korpusunda doğrulanamamıştır; bu nedenle anlaşmanın hangi maddesinin ne dediği burada aktarılmamıştır. Buna karşılık anlaşmanın nasıl işletildiği, idarenin kendi cümleleriyle gösterilebilir.

Anlaşmadan yararlanmak bir belgeye bağlanmıştır:

Gelir İdaresi Başkanlığı özelgesi (idari görüş, bağlayıcı emsal değil): “BAE mukimlerinin Türkiye’den elde ettikleri kazanç veya iratların ilgili Anlaşma çerçevesinde vergiye tabi tutulabilmesi için BAE yetkili makamlarından mukimlik belgesi almaları ve bu belgenin aslı ile noter veya bu ülkedeki Türk konsolosluklarınca tasdikli Türkçe tercümesinin bir örneğini, kendilerine yapılan ödemeler üzerinden vergi tevkifatı yapacak vergi sorumlularına ibraz etmeleri gerekmektedir. Vergi sorumluları teslim aldıkları söz konusu mukimlik belgelerini gerektiğinde yetkili makamlara ibraz etmek üzere muhafaza edeceklerdir.”

(Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı, B.07.1.GİB.4.99.16.02-KVK-30-48, T. 20.02.2012)

Belge ibraz edilemezse sonuç açıktır:

Aynı özelge: “Mukimlik belgesinin ibraz edilememesi durumunda ise ilgili Anlaşma hükümleri yerine iç mevzuat hükümlerimiz uygulanacaktır.”

(Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı, B.07.1.GİB.4.99.16.02-KVK-30-48, T. 20.02.2012)

⚠ Bu özelgede olayın yönü terstir: Birleşik Arap Emirlikleri mukimi sayılan bir kişi Türkiye’den ücret almaktadır. Bu nedenle buradan bir kural değil, idarenin anlaşmayı hangi belgeye bağladığı okunmalıdır: anlaşma hükümlerinin uygulanması mukimlik belgesinin ibrazına bağlanmış, belge yoksa iç mevzuat hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. Somut bir olayda anlaşma hükümleri, yürürlükteki resmî metin üzerinden ayrıca incelenmelidir.

Yurt Dışındaki Menkul Kıymet ve Türev İşlemlerinde Kanal Kuralı

Yurt dışı yatırım yalnızca şirket kurmakla sınırlı değildir. Menkul kıymet ve türev işlemleri için ayrı bir kanal kuralı vardır ve bu hüküm yakın tarihte değiştirilmiştir.

Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (2008-32/34) m.9 — Yurt dışından menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının alım satımı (1. fıkra)

“Bedel transferlerinin bankalardan yapılması kaydıyla yurt dışındaki mali piyasalarda işlem gören menkul kıymetlerin, diğer sermaye piyasası araçlarının, vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri dahil her türlü türev araçlarının alım satımı Sermaye Piyasası Kurulu tarafından yetkilendirilmiş bankalar ve aracı kurumlar aracılığıyla yapılır. Ancak, Türkiye’deki yerleşik kişilere yönelik tanıtım, reklam ve pazarlama gibi faaliyetlerde bulunulmaması şartıyla, Türkiye’de yerleşik kişilerin tamamen kendi inisiyatifleri doğrultusunda, yurt dışında yerleşik finansal kuruluşlar ile yaptıkları türev işlemlerin bankalar ve aracı kurumlar vasıtasıyla yapılması zorunlu olmamakla birlikte, söz konusu işlemlere ilişkin bedel transferlerinin bankalar aracılığıyla yapılması zorunludur.”

Maddenin ikinci fıkrası kaldıraçlı işlemler bakımından daha katı bir kural getirir ve yetkisiz kişilerce aracılık edilmesini yasaklar.

“Türkiye’de yerleşik kişilerin, kaldıraçlı işlemler ve kaldıraçlı işlemlerle aynı hükümlere tabi olduğu belirlenen türev araçları yalnızca Sermaye Piyasası Kurulu tarafından yetkilendirilmiş kuruluşlar aracılığıyla almaları ve satmaları serbesttir. Sermaye Piyasası Kurulu tarafından yetkilendirilmiş kuruluşlar haricindeki kişilerce bu işlemlere aracılık edilemez ve bu işlemler ile ilgili olarak yurt dışına transfer yapılamaz. Bu işlemlerin önlenmesi konusunda 32 sayılı Kararın 6 ncı maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmü uyarınca gerekli tedbirler alınır. Bu fıkra hükmüne aykırı işlemlerin tespiti halinde Bakanlığa bildirimde bulunulur.”

(Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (2008-32/34) m.9/2)

Bu hüküm 28.03.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan değişiklikle bugünkü hâlini almıştır; daha eski kaynaklardaki anlatım güncel metni yansıtmayabilir.

Dubai’deki Malvarlığı Mirasta Nasıl Değerlendirilir?

Yurt dışındaki malvarlığı, sahibinin ölümüyle birlikte iki ayrı bağlama kuralının kesiştiği bir alana girer.

5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m.20 — Miras (1. fıkra)

“Miras ölenin millî hukukuna tâbidir. Türkiye’de bulunan taşınmazlar hakkında Türk hukuku uygulanır.”

5718 sayılı Kanun m.21 — Aynî haklar (1. fıkra)

“Taşınırlar ve taşınmazlar üzerindeki mülkiyet hakkı ve diğer aynî haklar, işlem anında malların bulunduğu ülke hukukuna tâbidir.”

İki kural birlikte okunduğunda şu tablo çıkar: mirasın kendisi ölenin millî hukukuna, yani Türk vatandaşı bakımından Türk hukukuna tabidir; buna karşılık yabancı ülkedeki taşınmaz üzerindeki aynî hak, malın bulunduğu ülke hukukuna tabidir. Bu ayrım, yurt dışındaki malvarlığının Türkiye’deki mirasçılar bakımından kendiliğinden ve sorunsuz biçimde intikal edeceği varsayımını geçersiz kılar. Yabancılık unsuru taşıyan mirasın hangi hukuka tabi olacağı konusunda ayrıntı için yabancılık unsurlu miras yazısına bakılabilir.

Bu Yazının Kapsamı ve Sınırı

Yukarıdaki değerlendirmelerin tamamı Türk hukukuna ilişkindir ve yürürlükteki Türk mevzuatının metnine dayanmaktadır. Birleşik Arap Emirlikleri hukuku ayrı bir hukuk düzenidir: orada şirketin hangi rejimde kurulacağı, hangi lisansa tabi olacağı ve orada doğan vergi yükümlülükleri bu yazının kapsamı dışındadır ve burada değerlendirilmemiştir. Bu konular, Birleşik Arap Emirlikleri’nde yetkili bir hukukçu tarafından, o ülkenin yürürlükteki mevzuatı üzerinden değerlendirilmelidir.

Yazıda yer alan tutar, oran ve süreler yürürlükteki metinden alınmıştır. Vergi ve kambiyo mevzuatı sık değişir; somut bir işlemden önce ilgili maddenin güncel hâli ayrıca doğrulanmalıdır.

Sıkça Sorulan Sorular

Dubai'de şirket kurmak Türkiye'deki vergi mükellefiyetini sona erdirir mi?

Hayır. 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu m.3'e göre Türkiye'de yerleşmiş olan gerçek kişiler, Türkiye içinde ve dışında elde ettikleri kazanç ve iratların tamamı üzerinden vergilendirilir. Belirleyici olan şirketin nerede kurulduğu değil, kişinin Türkiye'de yerleşmiş sayılıp sayılmadığıdır.

Türkiye'de yerleşmiş sayılmanın ölçütü nedir?

193 sayılı Kanun m.4'e göre ikametgâhı Türkiye'de bulunanlar ile bir takvim yılı içinde Türkiye'de devamlı olarak altı aydan fazla oturanlar Türkiye'de yerleşmiş sayılır. Aynı madde geçici ayrılmaların Türkiye'de oturma süresini kesmeyeceğini belirtir.

Yurt dışında şirket kurmak için sermaye çıkarmak serbest midir?

Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar m.13'e göre Türkiye'de yerleşik kişilerin yurt dışında yatırım yapmak veya ticari faaliyette bulunmak amacıyla şirket kurmaları, ortaklığa katılmaları ve şube açmaları için nakdi sermayeyi bankalar aracılığıyla ihraç etmeleri serbesttir. Serbestlik, transferin banka üzerinden yapılması şartına bağlıdır.

Yurt dışına sermaye ihraç eden kişinin bildirim yükümlülüğü var mıdır?

Vardır. 2008-32/34 sayılı Tebliğ m.10'a göre Türkiye'de yerleşik kişiler ilk sermaye ihracını izleyen üç ay içinde Ticaret Bakanlığının bilgi formunu doldurarak Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Ticaret Bakanlığına gönderir. Aynı madde her takvim yılını izleyen üç ay içinde formun güncellenmesini, tasfiye veya devir hâlinde ise üç ay içinde bilgi verilmesini öngörür.

Sermaye ihracı bildirimi yapılmazsa ne olur?

1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun m.3'ün birinci fıkrasına göre, Cumhurbaşkanının bu Kanun hükümlerine göre yaptığı genel ve düzenleyici işlemlerdeki yükümlülüklere aykırı hareket eden kişi idarî para cezası ile cezalandırılır. Kanundaki maktu tutarlar 5326 sayılı Kabahatler Kanunu m.17/7 uyarınca her takvim yılı başında yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanır; aynı fıkra bu artışın nispi cezalara uygulanmayacağını belirtir.

Dubai'deki şirketin kazancı dağıtılmasa da Türkiye'de vergilendirilir mi?

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu m.7, kontrol edilen yabancı kurum kazancını düzenler. Maddeye göre tam mükellef gerçek kişi ve kurumların en az %50 oranında kontrol ettikleri yurt dışı iştiraklerinin kazançları, maddede sayılan üç şartın birlikte gerçekleşmesi hâlinde dağıtılsın veya dağıtılmasın Türkiye'de kurumlar vergisine tabidir. Şartların somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediği ayrıca değerlendirilir.

Çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmasından yararlanmak için ne gerekir?

Gelir İdaresi Başkanlığı, anlaşma hükümlerinin uygulanmasını mukimlik belgesinin ibrazına bağlamaktadır: ilgili ülkenin yetkili makamından alınan mukimlik belgesinin aslı ile noter veya o ülkedeki Türk konsolosluğunca tasdikli Türkçe tercümesi, tevkifat yapacak vergi sorumlusuna verilir. İdarenin aynı özelgesine göre belge ibraz edilemezse anlaşma hükümleri yerine iç mevzuat hükümleri uygulanır. Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanunu m.413'e dayanan idari görüştür, bağlayıcı emsal değildir.

Dubai'de ödenen vergi Türkiye'de ödenecek vergiden düşülebilir mi?

5520 sayılı Kanun m.33'e göre yabancı ülkelerde elde edilerek Türkiye'de genel sonuç hesaplarına intikal ettirilen kazançlardan mahallinde ödenen kurumlar vergisi ve benzeri vergiler, Türkiye'de bu kazançlar üzerinden tarh olunan kurumlar vergisinden indirilebilir. Aynı madde indirimi belgeye bağlar: verginin ödendiği, yetkili makamlardan alınıp mahallindeki Türk elçilik veya konsolosluğunca tasdik edilen belgeyle ispatlanmadıkça indirim yapılamaz.

Yurt dışındaki borsada işlem yapmak için aracı kurum şart mıdır?

2008-32/34 sayılı Tebliğ m.9'a göre yurt dışındaki mali piyasalarda işlem gören menkul kıymetlerin ve türev araçların alım satımı, bedel transferlerinin bankalardan yapılması kaydıyla Sermaye Piyasası Kurulu tarafından yetkilendirilmiş bankalar ve aracı kurumlar aracılığıyla yapılır. Madde, kişinin tamamen kendi girişimiyle yaptığı türev işlemler bakımından sınırlı bir istisna öngörür.

Dubai'deki taşınmaz Türk vatandaşının mirasında nasıl değerlendirilir?

5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m.20'ye göre miras ölenin millî hukukuna tabidir. Aynı Kanun m.21'e göre ise taşınmazlar üzerindeki mülkiyet hakkı ve diğer aynî haklar, işlem anında malların bulunduğu ülke hukukuna tabidir. İki bağlama kuralı birlikte değerlendirilir ve yabancı ülkedeki taşınmaz bakımından o ülke hukuku devreye girer.

Yazar

Av. Halit Süha Bahçeci

Kurucu Avukat

TBB Sicil No: 196866

LinkedIn

Vergi incelemesi, tarhiyat ve ödeme emrine karşı uzlaşma, idari başvuru ve vergi davası süreçlerini yürütür.

Yayın Politikası

İlgili çalışma alanı: Vergi Hukuku

← Tüm makaleler
AraWhatsApp