
İçindekiler 11
Kısa Cevap
Tevkifat, verginin mükelleften değil, ona ödeme yapan kişi tarafından kaynağında kesilerek vergi dairesine yatırılmasıdır; uygulamada stopaj da denir. Kesinti yapmakla yükümlü olanlar kanunla sayılmıştır ve verginin tam olarak kesilip ödenmesinden sorumludur; ödedikleri vergi için asıl mükellefe rücu edebilirler.
Bu Durumda mısınız?
- Ücret bordronuzda veya serbest meslek makbuzunuzda kesinti görüyor ve dayanağını soruyorsunuz.
- İşletmeniz adına tevkifat yapmakla yükümlü olup olmadığınızı öğrenmek istiyorsunuz.
- Kesinti yapılmadığı gerekçesiyle hakkınızda tarhiyat yapıldı.
- Tedarikçinizin vergiyi yatırmaması nedeniyle size müteselsil sorumluluk yöneltildi.
- İş yeri kirası ödüyorsunuz ve stopaj yükümlülüğünüzü netleştirmek istiyorsunuz.
- Kestiğiniz vergiyi ödediniz, asıl mükelleften isteyip isteyemeyeceğinizi araştırıyorsunuz.
Bu başlıkların bir kısmı yükümlülüğün doğumuna, bir kısmı sorumluluğun kapsamına ilişkindir; ikisinin sonucu farklı olduğundan dosyanızı bir avukatla değerlendirmeniz gerekir.
Tevkifat Nedir, Nasıl İşler?
Tevkifatta vergiyi doğuran olay yine mükellefte gerçekleşir; değişen şey tahsil yöntemidir. Devlet, vergiyi mükelleften tek tek toplamak yerine, ödemeyi yapan kişiye kesme ve yatırma ödevi yükler.
Bunun iki pratik sonucu vardır. Birincisi, kesinti yapan kişi kendi vergisini değil, başkasının vergisini öder. İkincisi, bu kişi mükellef değil vergi sorumlusudur — hukuki konumu ve sorumluluğu mükelleften farklıdır.
Gelir Vergisinde Tevkifat
Kesinti yapmakla yükümlü olanları ve kapsamı Gelir Vergisi Kanunu sayar.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu m.94:
Kamu idare ve müesseseleri, iktisadi kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadi işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya zırai işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar.
Hükmün üç kilit noktası vardır:
- Yükümlü sınırlı sayıdadır. Maddede sayılmayan bir kişi, sırf ödeme yaptığı için tevkifat yapmakla yükümlü olmaz.
- Avans dahildir. Ödemenin avans niteliği taşıması yükümlülüğü ortadan kaldırmaz.
- Hesaben ödeme yeterlidir. Kesinti, ödemenin nakden veya hesaben yapıldığı sırada doğar; kasadan para çıkması şart değildir.
Madde, kesinti yapılacak ödemeleri bentler hâlinde sayar: hizmet erbabına ödenen ücretler, serbest meslek işleri dolayısıyla yapılan ödemeler, yıllara yaygın inşaat ve onarım işlerine ilişkin istihkak bedelleri, dar mükelleflere telif ve patent satışı ödemeleri ve kira ödemeleri bunların başında gelir.
Kesintinin niteliği de maddede belirtilmiştir: tevkifat, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben yapılır. Yani kesilen tutar, mükellefin nihai vergi borcundan düşülecek bir ön ödemedir.
Katma Değer Vergisinde Tevkifat
KDV tarafında yetki, kanunla Bakanlığa verilmiştir.
3065 sayılı KDVK m.9:
Mükellefin Türkiye içinde ikametgahının, işyerinin, kanuni merkezi ve iş merkezinin bulunmaması hallerinde ve gerekli görülen diğer hallerde Maliye Bakanlığı, vergi alacağının emniyet altına alınması amacıyla, vergiye tabi işlemlere taraf olanları verginin ödenmesinden sorumlu tutabilir.
Bu hüküm, KDV tevkifatı uygulamasının dayanağıdır. İki hâl öngörülmüştür: mükellefin Türkiye’de bağlantısının bulunmaması ve gerekli görülen diğer hâller. İkinci ölçüt geniş olduğundan, hangi işlemlerde ve hangi oranda tevkifat yapılacağı idari düzenlemelerle belirlenir.
Maddedeki amaç ifadesi de dikkat çekicidir: yetki, vergi alacağının emniyet altına alınması amacına bağlanmıştır. Tevkifatın işlevi budur; tahsilat riskini azaltmak.
Kesinti Yapanın Sorumluluğu
Tevkifatın en önemli hukuki sonucu, sorumluluğun kapsamıdır.
213 sayılı VUK m.11:
Yaptıkları veya yapacakları ödemelerden vergi kesmeye mecbur olanlar, verginin tam olarak kesilip ödenmesinden ve bununla ilgili diğer ödevleri yerine getirmekten sorumludurlar.
Sorumluluk üç ayaklıdır: verginin tam olarak kesilmesi, ödenmesi ve bununla ilgili diğer ödevlerin (beyan, bildirim, defter ve belge düzeni) yerine getirilmesi. Eksik kesinti de, kesilip yatırılmama da sorumluluğu doğurur.
Buna karşılık sorumlu, ödediği vergiyi üstlenmek zorunda değildir:
213 sayılı VUK m.11:
Bu sorumluluk, bunların ödedikleri vergilerden dolayı asıl mükelleflere rücu etmek hakkını kaldırmaz.
Yani vergi sorumlusu, idareye karşı ödediği tutarı asıl mükelleften talep edebilir. Sorumluluk idareye karşı kurulmuştur; taraflar arasındaki nihai yük ilişkisini ortadan kaldırmaz.
Taraflar arasındaki anlaşma sorumluluğu değiştirmez. Uygulamada sık görülen bir yanılgı, “kesintiyi kim yapacak, kim beyan edecek” konusunun sözleşmeyle serbestçe kararlaştırılabileceğidir. Kanun bunu açıkça reddeder:
213 sayılı VUK m.8:
“Vergi kanunlariyle kabul edilen haller müstesna olmak üzere, mükellefiyete veya vergi sorumluluğuna mütaallik özel mukaveleler vergi dairelerini bağlamaz.”
Gelir İdaresi Başkanlığı bu hükmü hisseli taşınmaz kirasında uygulamış; tevkifatın yapılıp muhtasar beyannameyle beyan edilmesi ve beyannamenin ödemelere ait bildirim bölümünde tapu kayıtları doğrultusunda bütün hissedarlara yer verilmesi gerektiğini belirtmiştir (Gelir İdaresi Başkanlığı özelgesi, B.07.1.GİB.4.34.16.01-120[98-2017/573]-85872, T. 25.01.2018). Ödemenin tek bir hissedarın hesabına yapılması mümkündür; ancak bu, vergisel sonucu değiştirmez.
Müteselsil Sorumluluk
Kanun, zinciri ödemeyi yapanla sınırlı tutmaz.
213 sayılı VUK m.11:
Mal alım ve satımı ve hizmet ifası dolayısiyla vergi kesintisi yapmak ve vergi dairesine yatırmak zorunda olanların, bu yükümlülükleri yerine getirmemeleri halinde verginin ödenmesinden, alım satıma, taraf olanlar, hizmetten yararlananlar ve aralarında doğrudan veya hısımlık nedeniyle ya da sermaye, organizasyon veya yönetimine katılmak veya menfaat sağlamak suretiyle dolaylı olarak ilişkide bulunduğu tespit olunanlar müteselsilen sorumludurlar.
Bu, ticari hayatta en çok sürpriz üreten hükümlerden biridir: kesintiyi siz yapmasanız dahi, alım satıma taraf olmanız veya hizmetten yararlanmanız müteselsil sorumluluk doğurabilir. Kanun ayrıca hısımlık, sermaye, organizasyon veya yönetime katılma ya da menfaat sağlama yoluyla kurulan dolaylı ilişkileri de kapsama alır.
Kanun bu genişlemeye açık bir sınır çizer:
213 sayılı VUK m.11:
Ancak üçüncü fıkrada belirtilen müteselsilen sorumluluk mal üreten çiftçiler ile nihai tüketiciler için söz konusu değildir.
İki grup zincirin dışındadır: mal üreten çiftçiler ve nihai tüketiciler. Bu istisna, sorumluluğun ticari zincir içinde kalmasını sağlar.
Hangi Tarihteki Kanun Uygulanır?
Vergi hukukunda uygulanacak metin, vergiyi doğuran olayın gerçekleştiği tarihe göre belirlenir.
Gelir Vergisi Kanunu m.94’ün bugünkü çerçevesi 26/12/1993 tarihli 3946 sayılı Kanunla kurulmuş, bentler sonraki yıllarda tek tek değişmiştir. Katma Değer Vergisi Kanunu m.9 24/6/1994 tarihli 4008 sayılı Kanunla değiştirilmiş ve sonradan cümleler eklenmiştir. Vergi Usul Kanunu m.11’deki müteselsil sorumluluk 4/12/1985 tarihli 3239 sayılı Kanunla, zirai ürünlere ilişkin fıkra ise 24/3/1988 tarihli 3418 sayılı Kanunla eklenmiştir.
Oranı Kim Belirler, Nereye Bakılır?
Tevkifat oranları kanun metninde sabit değildir; kanun oranı belirleme yetkisini devreder. Bu yüzden oranlar maddelerden çok daha sık değişir ve iki ayrı kaynağa bakmak gerekir.
Gelir vergisi tarafında yetki Cumhurbaşkanındadır:
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu m.94 — oran yetkisi
Cumhurbaşkanı, bu maddede yer alan tevkifat nispetini, her bir ödeme ve gelir için ayrı ayrı sıfıra kadar indirmeye veya bir katına kadar artırmak suretiyle yeniden tespit etmeye yetkilidir.
Yani gelir vergisi tevkifat oranları Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenir ve sıfıra kadar indirilebilir. Katma değer vergisi tarafında ise yetki, yukarıda alıntılanan KDVK m.9 ile Bakanlığa verilmiştir; KDV tevkifatının hangi işlemlerde ve hangi oranda uygulanacağı Bakanlığın genel tebliğleriyle düzenlenir.
Pratik sonuç: bir hesaplama yapılırken ödemenin yapıldığı dönemde yürürlükte olan metin esas alınmalıdır; güncel oran geçmiş döneme uygulanmaz. Oranı ararken gelir vergisinde ilgili Cumhurbaşkanı kararına, KDV’de ise o dönemde yürürlükte olan Bakanlık genel tebliğine bakılır.
Sık Yapılan Hatalar
- Tevkifatı ayrı bir vergi sanmak. Tevkifat bir vergi türü değil, tahsil yöntemidir.
- Yalnız nakit ödemede kesinti yapmak. Kanun hesaben ödemeyi ve avansı da kapsar.
- Kesinti yapmayı unutup sorumluluğun mükellefe geçtiğini düşünmek. Sorumluluk kesinti yapmakla yükümlü olandadır.
- Rücu hakkını bilmemek. Ödenen vergi asıl mükelleften istenebilir.
- Müteselsil sorumluluğu göz ardı etmek. Alım satıma taraf olmak veya hizmetten yararlanmak sorumluluk doğurabilir.
- Güncel oranı geçmiş döneme uygulamak. Oranlar idari düzenlemelerle sık değişir.
Özet
- Tevkifat, verginin ödemeyi yapan tarafından kaynağında kesilip yatırılmasıdır.
- Gelir vergisinde yükümlüler ve kapsam GVK m.94’te sınırlı sayıda sayılmıştır.
- Kesinti nakden veya hesaben ödeme sırasında, avanslar dahil yapılır.
- KDV’de sorumluluk yükleme yetkisi KDV m.9 ile verilmiştir.
- Kesinti yapan, verginin tam kesilip ödenmesinden sorumludur; rücu hakkı saklıdır.
- Ticari zincirde müteselsil sorumluluk doğabilir; mal üreten çiftçiler ve nihai tüketiciler kapsam dışıdır.
Sıkça Sorulan Sorular
Tevkifat ne demek?
Tevkifat, verginin mükellefinden değil, ona ödeme yapan kişi tarafından kaynağında kesilerek vergi dairesine yatırılmasıdır (193 sayılı Kanun m.94, VUK m.11). Günlük dilde stopaj da denir. Vergiyi doğuran olay mükellefte kalır; tahsil yöntemi değişir.
Tevkifat yapmak zorunda olanlar kimlerdir?
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu m.94 yükümlüleri tek tek sayar: kamu idare ve müesseseleri, iktisadi kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler ile gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur ticaret ve serbest meslek erbabı gibi kişilerdir.
Hangi ödemelerde gelir vergisi tevkifatı yapılır?
193 sayılı Kanun m.94 bentler hâlinde sayar: hizmet erbabına ödenen ücretler, serbest meslek ödemeleri, yıllara yaygın inşaat ve onarım işleri istihkakları, dar mükelleflere telif ve patent satışı ödemeleri, kira ödemeleri ve diğerleri.
Tevkifat ne zaman yapılır?
193 sayılı Kanun m.94 uyarınca ödemelerin nakden veya hesaben yapıldığı sırada yapılır. Avans olarak ödenenler de kapsamdadır. Yani fiilen para çıkmasa dahi hesaben ödeme tevkifat yükümlülüğünü doğurur.
KDV tevkifatı nedir?
KDVK m.9 uyarınca Maliye Bakanlığı, vergi alacağının emniyet altına alınması amacıyla vergiye tabi işlemlere taraf olanları verginin ödenmesinden sorumlu tutabilir. Uygulamada KDV'nin bir kısmının alıcı tarafından beyan edilmesi bu yetkiye dayanır.
Vergiyi kesen kişi neyden sorumludur?
VUK m.11 uyarınca, ödemelerinden vergi kesmeye mecbur olanlar verginin tam olarak kesilip ödenmesinden ve bununla ilgili diğer ödevleri yerine getirmekten sorumludur. Sorumluluk hem kesme hem de yatırma aşamasını kapsar.
Kesinti yapan, mükellefe rücu edebilir mi?
Evet. VUK m.11, bu sorumluluğun ödenen vergilerden dolayı asıl mükelleflere rücu etme hakkını kaldırmadığını açıkça belirtir. Yani sorumlu ödediği vergiyi asıl mükelleften talep edebilir.
Müteselsil sorumluluk ne demek?
VUK m.11 uyarınca mal alım satımı ve hizmet ifası dolayısıyla kesinti yapıp yatırması gerekenler bu yükümlülüğü yerine getirmezse, verginin ödenmesinden alım satıma taraf olanlar, hizmetten yararlananlar ve kanunda sayılan ilişkili kişiler müteselsilen sorumlu tutulur.
Müteselsil sorumluluğun istisnası var mı?
Vardır. VUK m.11, müteselsil sorumluluğun mal üreten çiftçiler ile nihai tüketiciler için söz konusu olmadığını açıkça düzenler. Bu iki grup zincirin dışında bırakılmıştır.
Tevkifat yapılmazsa vergi kaybolur mu?
Hayır. Tevkifat bir tahsil yöntemidir; verginin kendisi ortadan kalkmaz. Kesinti yapılmaması hâlinde idare, VUK m.11 uyarınca sorumluya ve şartları varsa müteselsilen sorumlu olanlara yönelebilir.
Tevkifat ile stopaj arasında fark var mı?
Uygulamada aynı şeyi anlatır. 193 sayılı Kanun m.94 gibi kanun metinlerinde tevkifat ve vergi kesintisi ifadeleri kullanılır; stopaj ise yerleşmiş bir uygulama terimidir. Hukuki sonuç bakımından fark yoktur.
Kiracı olarak stopaj yapmak zorunda mıyım?
193 sayılı Kanun m.94, iş yeri kiralamalarında kira ödemeleri üzerinden tevkifat yapmakla yükümlü olanları sayar. Yükümlülük ödemeyi yapanın sıfatına bağlıdır; her kiracı için otomatik değildir. Somut durumunuzu bir avukatla veya mali müşavirle değerlendirmeniz gerekir.
Tevkifat uyuşmazlığında nereye başvurulur?
Tarh ve ceza ihbarnamelerine karşı vergi mahkemesinde dava açılır; ayrıca uzlaşma ve düzeltme yolları gündeme gelebilir. Süre kısa ve hak düşürücüdür; tevkif yoluyla alınan vergilerde sürenin başlangıcı da ayrı bir kurala bağlıdır. Süre, başlangıcı ve kanun yolları için vergi mahkemesi ve vergi davası yazımıza bakın.
İlgili çalışma alanı: Vergi Hukuku
← Tüm makaleler