
İçindekiler 11
- Kısa Cevap
- İflas Kararını Hangi Mahkeme Verir?
- İflas Ne Zaman Açılmış Sayılır?
- İflas Kararı Müflisin Tasarruf Yetkisini Nasıl Etkiler?
- Alacaklar Bakımından Sonuç: Muacceliyet ve Faiz
- Devam Eden Takipler ve Davalar Ne Olur?
- Masa Nasıl Yönetilir: Adi ve Basit Tasfiye
- İflas Kararına Karşı Kanun Yolu ve Kesinleşme
- İflasın Kaldırılması ve Kapanması
- Hangi Tarihteki Kanun Uygulanır?
- İflas Kararı ile Haciz Arasındaki Fark
Kısa Cevap
İflas kararı, borçlunun malvarlığının tamamını tek bir tasfiyeye bağlayan ve borçlunun hukuki durumunu kökten değiştiren bir mahkeme hükmüdür. Kararı ticaret mahkemesi verir ve iflas, kararın yazıldığı an değil, hükümde gösterilen açılma anı itibarıyla doğar (İİK m.165).
Karardan sonra dört şey aynı anda olur: müflisin haczi kabil malları bir masa teşkil eder ve bu mallar üzerindeki tasarrufları alacaklılara karşı hükümsüz hâle gelir (İİK m.184, m.191); rehinli alacaklar dışındaki borçlar muaccel olur (İİK m.195); aleyhteki haciz takipleri durur ve kararın kesinleşmesiyle düşer (İİK m.193); müflisin taraf olduğu hukuk davaları tatil olur (İİK m.194).
Karara karşı tebliğden itibaren iki hafta içinde istinaf yoluna başvurulabilir (İİK m.164). Bu süre 7499 sayılı Kanunla 12.03.2024 tarihinde on günden iki haftaya çıkarılmıştır; eski tarihli kaynaklarda hâlâ on gün yazması bundandır.
İflas Kararını Hangi Mahkeme Verir?
İflas, icra dairesinin değil mahkemenin işidir. Kanun görev ve yetkiyi birlikte düzenler ve burada sözleşme serbestisine açık bir sınır koyar:
2004 sayılı İİK m.154 — İflas takiplerinde yetkili merci
İflas yoliyle takipte yetkili merci, borçlunun muamele merkezinin bulunduğu mahaldeki icra dairesidir. Merkezleri yurt dışında bulunan ticari işletmeler hakkında yetkili merci, Türkiye’deki şubenin, birden ziyade şubenin bulunması halinde merkez şubenin bulunduğu yerdeki icra dairesidir. Borçlu ile alacaklı yetkili icra dairesini yazılı anlaşma ile tayin etmişlerse, o yerin icra dairesi dahi iflas takibi için yetkili sayılır. Şu kadar ki, iflas davaları için yetki sözleşmesi yapılamaz ve iflas davası mutlaka borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yer ticaret mahkemesinde açılır.
Maddenin son cümlesi iki ayrı sonuç taşır. Birincisi, takip için yetki sözleşmesi yapılabilirken dava için yapılamaz; taraflar sözleşmeyle başka bir yer ticaret mahkemesini yetkili kılamaz. İkincisi, ölçüt yerleşim yeri değil muamele merkezidir; şirketin kayıtlı adresi ile fiilî işlem merkezi ayrışıyorsa yetki tartışması buradan çıkar.
Takipli iflasta alacaklı, ödeme emrine itiraz edilmemişse doğrudan ticaret mahkemesinden iflas kararı ister; itiraz edilmişse takip durur ve alacaklı itirazın kaldırılmasıyla birlikte iflas talebinde bulunur (İİK m.156). Sermaye şirketleri ve kooperatifler bakımından ise borca batıklık tespit edilirse önceden takibe gerek kalmaksızın iflasa karar verilir (İİK m.179). Bu kolun şirketler hukuku tarafı için sermaye kaybı ve borca batıklık yazısına bakabilirsiniz. İflas yollarının tamamı ve kimlerin iflasa tabi olduğu için iflas nedir yazısına bakabilirsiniz.
İflas Ne Zaman Açılmış Sayılır?
Tarih, bu konunun en çok karıştırılan noktasıdır. Kanun iflasın doğduğu anı kararın kendisine bırakır:
2004 sayılı İİK m.165 — İflas tarihi
İflas hükümle açılır ve bu hükümde açılma anı gösterilir. İflasa karar verilmesinden sonra iflas davasından feragat geçersizdir.
Buradaki açılma anı, sonradan yapılacak neredeyse bütün hesapların çıpasıdır: hangi malların masaya gireceği, hangi tasarrufun hükümsüz sayılacağı, faizin hangi tarihe kadar anaya ekleneceği bu ana göre belirlenir. Kararın tebliğ veya kesinleşme tarihi bu işlevi görmez.
Maddenin ikinci cümlesi ayrıca bir kapı kapatır: iflasa karar verildikten sonra davadan feragat geçersizdir. Yani alacaklı ile borçlu, karar çıktıktan sonra aralarında anlaşarak iflası ortadan kaldıramaz. İflasın kalkması için İİK m.182’deki ayrı yolun işletilmesi gerekir.
Karar verildikten sonra ilan ve bildirim zinciri işler. Karar iflas dairesine bildirilir; daire kendiliğinden ve derhal tapuya, ticaret sicil memurluğuna, gümrük ve posta idarelerine, Türkiye Bankalar Birliğine, ticaret ve sanayi odalarına, borsalara ve Sermaye Piyasası Kuruluna bildirir ve kararı ilan eder (İİK m.166).
İflas Kararı Müflisin Tasarruf Yetkisini Nasıl Etkiler?
İflasla birlikte borçlu müflis sıfatını alır ve malvarlığı üzerindeki hâkimiyetini kaybeder. Önce masanın kapsamı belirlenir:
2004 sayılı İİK m.184 — İflas masası
İflas açıldığı zamanda müflisin haczi kabil bütün malları hangi yerde bulunursa bulunsun bir masa teşkil eder ve alacakların ödenmesine tahsis olunur. İflasın kapanmasına kadar müflisin uhdesine geçen mallar masaya girer.
Kapsam ölçütü haczi kabil olmaktır; haczedilemeyen mallar masaya girmez. Masa iflas anına donmuş da değildir, kapanmaya kadar müflisin mülkiyetine geçen mallar da masaya dâhil olur. Hangi malların haczedilemeyeceği için haciz nedir yazısındaki ölçütler geçerlidir.
Masaya giren mallar üzerindeki tasarruf yetkisi ise doğrudan kısıtlanır:
2004 sayılı İİK m.191 — Müflisin tasarrufa ehliyetsizliği
Borçlunun iflas açıldıktan sonra masaya ait mallar üzerinde her türlü tasarrufu alacaklılara karşı hükümsüzdür.
Hükmün ölçüsü dikkatle okunmalıdır: tasarruf mutlak olarak değil, alacaklılara karşı hükümsüzdür. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi bu kısıtlamanın usul hukukundaki karşılığını şöyle kurmuştur:
“Müflisin masa malları üzerindeki tasarruf yetkisi iflâs ile kısıtlandığından, aynı Kanun’un 226 ncı maddesi uyarınca da masanın kanuni mümessilinin iflas idaresi olduğu hükmü kabul edilmiştir. Belirtilen hükümler gereğince; iflasın açılmasıyla taraf sıfatı ve dava takip yetkisi artık müflise değil, iflas idaresine ait olup, adi tasfiyede İİK’nın 226, 229 uncu maddeleri gereği iflas masasını temsil yetkisi iflas idare memurlarına, şayet basit tasfiye (İİK’nın m. 218) usulü benimsenmişse, bu temsil yetkisi iflas dairesine aittir.”
(Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2022/5718, K. 2023/6350, T. 18.12.2023 — bozulmasına)
Kararın pratik sonucu şudur: müflis şirkete karşı dava açacaksanız husumeti müflise değil iflas idaresine yöneltmeniz gerekir; basit tasfiye uygulanıyorsa muhatap iflas dairesidir. Aynı karar, müflisin iflasla hak ehliyetini ve dava ehliyetini kaybetmediğini de ayrıca belirtir. Kaybedilen ehliyet değil, masaya ilişkin dava takip yetkisidir.
İflastan önce yapılan ve alacaklıları zarara uğratan tasarruflar ise ayrı bir yolun konusudur; bunun için tasarrufun iptali davası yazısına bakınız.
Alacaklar Bakımından Sonuç: Muacceliyet ve Faiz
İflas, vadeleri ortadan kaldırarak bütün alacakları aynı tasfiyede buluşturur.
2004 sayılı İİK m.195 — Müflisin borçlarının muacceliyet kesbetmesi
Borçlunun gayri taşınır mallarının rehni suretiyle temin edilmiş olan alacaklar müstesna olmak üzere iflasın açılması müflisin borçlarını muaccel kılar. İflasın açıldığı güne kadar işlemiş faiz ile takip masrafları anaya zammolunur. Müflisin vadesi gelmemiş faizsiz borçlarından yıllık kanuni faiz hesabıyla iskonto yapılır.
Üç kalem ayrı ayrı sonuç doğurur. Vadesi gelmemiş alacak muaccel hâle gelir, yani alacaklı vadeyi beklemeden masaya kaydolur. İflas gününe kadar işlemiş faiz ve takip masrafları anaparaya eklenir. Vadesi gelmemiş faizsiz borçlarda ise ters yönde bir işlem yapılır ve yıllık kanuni faiz hesabıyla iskonto uygulanır.
Taşınmaz rehniyle temin edilmiş alacaklar bu kuralın dışındadır. Faizin iflastan sonraki seyri ise ayrı bir maddede düzenlenmiştir:
2004 sayılı İİK m.196 — Faiz
İflasın açılması ile birlikte, iflas masasına giren alacaklarda faiz işlemeye devam eder. Rehinle temin edilmemiş alacaklarda ticari olmayan işlerdeki faiz oranı uygulanır. Ancak, bu maddeye göre alacaklılara tahakkuk edecek faiz ödemeleri, 195 inci maddeye göre hesaplanan ana paralar ödendikten sonra bakiyesi üzerinden yapılır.
Buradaki sıralama alacaklı açısından belirleyicidir: iflastan sonra işleyen faiz anaparalardan sonra ve yalnız kalan bakiyeden ödenir. Ticari bir alacağınız olsa dahi, rehinle temin edilmemişse iflastan sonraki döneme ticari olmayan işlerdeki faiz oranı uygulanır.
Alacağın masaya nasıl kaydedileceği, süreleri ve reddi hâlindeki dava yolu için iflas masasına alacak kaydı, ödeme sırası için sıra cetveli ve sıra cetveline itiraz yazılarına bakabilirsiniz.
Devam Eden Takipler ve Davalar Ne Olur?
Bu bölüm, iflas kararının üçüncü kişileri en doğrudan etkileyen kısmıdır.
2004 sayılı İİK m.193 — Takibin durması ve düşmesi
İflasın açılması, borçlu aleyhinde haciz yoluyla yapılan takiplerle teminat gösterilmesine ilişkin takipleri durdurur. İflas kararının kesinleşmesi ile bu takipler düşer. İflasın tasfiyesi müddetince müflise karşı birinci fıkradaki takiplerden hiçbiri yapılamaz.
Madde iki aşamalı çalışır: karar durdurur, kesinleşme düşürür. Tasfiye sürdüğü müddetçe müflise karşı yeni bir haciz takibi de yapılamaz. Buna karşılık rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takipler istisnadır ve iflastan sonra da masaya karşı devam eder; satış bedeli rehinli alacaklılara paylaştırılır, artan kısım masaya intikal eder.
Hukuk davaları bakımından ise ayrı bir rejim vardır:
2004 sayılı İİK m.194 — Hukuk davalarının tatili
Acele haller müstesna olmak üzere müflisin davacı ve davalı olduğu hukuk davaları durur ve ancak alacaklıların ikinci toplanmasından on gün sonra devam olunabilir.
Maddenin kendisi istisnaları da sayar: şeref ve haysiyete tecavüzden ve vücut üzerinde ika olunan zararlardan doğan tazminat davaları, evlenme, ahvali şahsiye ve nafaka işlerine ilişkin ihtilaflar ile rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takiplerle ilgili açılmış hukuk davaları durmaz. Dava durduğu müddetçe zamanaşımı ve hak düşürücü süreler işlemez.
Durmanın nasıl gerçekleştiği uygulamada tartışılmıştır. Hukuk Genel Kurulu bunu bir talebe bağlamamıştır:
“iflas hukukuna ilişkin düzenlemeler kural olarak kamu düzenini ilgilendirmekte olup İİK’nın 194. maddesindeki davanın durması da kendiliğinden gerçekleşir. Bir diğer ifade ile tarafın iflas ettiği mahkemece bilinmese veya somut olayda olduğu gibi mahkemece uyuşmazlık ile ilgili nihai karar tesis edilmek suretiyle dava dosyasından el çekilmiş olsa bile dava durur.”
(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1779, K. 2021/738, T. 10.06.2021 — bozulmasına; oy çokluğu)
Bu tespitin sonucu ağırdır: mahkeme iflastan haberdar olmasa bile dava durmuş sayılır ve bu aşamada kurulan hüküm usule aykırı hâle gelir.
Durmanın amacı ise iflas idaresine bir değerlendirme imkânı tanımaktır. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi gerekçeyi şöyle kurar:
“Bu hükmün amacı, iflasın açılması ile tasarruf yetkisi kısıtlanıp yerini iflas idaresi alan alacaklının açtığı davaları devam ettirmekte fayda olup olmadığını tespit bakımından iflas idaresine imkan sağlamaktır. İflas idaresinin bu dava takip yetkisini kullanıp kullanmayacağını tespit edebilmek için, ilk önce iflas organlarının teşekkül etmesi ve her dava hakkında esaslı bilgi sahibi olunması gerekir.”
(Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2025/5638, K. 2025/8309, T. 17.12.2025 — bozulmasına; oy birliği)
Aynı kararda daire, iflas idaresinin usulüne uygun tebligatla davadan haberdar edilip taraf teşkili sağlanmadan davaya devam edilmesini bozma sebebi saymıştır. Devam eden bir davanız varken karşı taraf iflas ederse, izlenecek yol davayı sürdürmek değil, durmayı ve iflas idaresinin taraf teşkilini sağlamaktır.
Masa Nasıl Yönetilir: Adi ve Basit Tasfiye
İflas kararının kendisi bir tasfiye usulü belirlemez; usul, masanın büyüklüğüne göre sonradan seçilir. İflas dairesi, kararın tebliğiyle birlikte müflisin mallarının defterini tutmaya başlar ve muhafazası için gereken tedbirleri alır (İİK m.208).
Ayrım şuradadır: defteri tutulan malların bedeli tasfiye masraflarını karşılayamayacaksa basit tasfiye usulü uygulanır ve alacaklılar yirmi günden az, iki aydan çok olmamak üzere belirlenecek süre içinde alacaklarını bildirmeye ilanla davet edilir (İİK m.218). Basit tasfiyede masayı temsil yetkisi iflas dairesindedir.
Bedel masrafları karşılıyorsa adi tasfiye yürür. Bu usulde iflas dairesi, kararından itibaren en geç on gün içinde keyfiyeti ilan eder; alacaklılar ve istihkak iddiasında bulunanlar alacaklarını ilandan bir ay içinde kaydettirir ve delillerinin asıl veya onaylı suretlerini tevdi eder (İİK m.219). Sürelerin hesabında son ilan tarihi esas alınır. Adi tasfiyede masanın kanuni mümessili iflas idaresidir ve idare masanın menfaatlerini gözetmek ve tasfiyeyi yapmakla yükümlüdür (İİK m.226).
İflas Kararına Karşı Kanun Yolu ve Kesinleşme
2004 sayılı İİK m.164 — Kanun yollarına başvurma
Bu kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi kararına karşı da tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir. İstinaf ve temyiz incelemeleri, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerine göre yapılır. İflâs kararına karşı kanun yoluna başvurulması, iflâsın ilânına ve masanın teşkiline mâni değildir. Yalnız ikinci alacaklılar toplantısı, iflâs kararı kesinleşmedikçe yapılamaz.
Üç nokta pratikte belirleyicidir. Birincisi süre iki haftadır ve tebliğden işler; kararlar mahkemece resen taraflara tebliğ olunur. İkincisi, kanun yoluna başvurmak tasfiyeyi askıya almaz: iflas ilan edilir, masa teşekkül eder, defter tutulur. Başvurunun engellediği tek işlem ikinci alacaklılar toplantısıdır; bu toplantı karar kesinleşmedikçe yapılamaz. Üçüncüsü, bölge adliye mahkemesi iflas kararını kaldırırsa borçlunun malları üzerindeki tedbirler kendiliğinden kalkmaz, devam eder; ticaret mahkemesi davanın seyrine göre bunları değiştirmeye veya kaldırmaya yetkilidir.
İkinci alacaklılar toplantısının kesinleşmeye bağlı olması, İİK m.194’teki davaların tatili süresini de fiilen uzatır: davaların devam edebileceği an bu toplantıdan on gün sonrasına bağlandığı için, iflas kararı kesinleşmedikçe o an da gelmez.
İflasın Kaldırılması ve Kapanması
İflasın sona ermesinin iki ayrı yolu vardır ve sonuçları birbirinden farklıdır.
Kaldırılma, borçlunun malvarlığını geri almasıyla sonuçlanır:
2004 sayılı İİK m.182 — İflasın kaldırılması
Borçlu bütün alacaklılarının taleplerinin geri aldıklarına dair bir beyanname veya tekmil alacakların itfa olunduğu hakkında bir vesika gösterir veya akdolunun konkordato tasdik edilirse mahkeme, iflasın kalkmasına ve borçlunun serbestçe tasarrufu için mallarının kendisine iadesine karar verir. İflâsın kaldırılmasına, alacak hakkındaki taleplerin kaydı için muayyen müddetin bitmesinden iflâsın kapanmasına kadar karar verilir.
Üç sebep sayılmıştır: bütün alacaklıların taleplerini geri alması, bütün alacakların itfası veya konkordatonun tasdiki. Kararın verilebileceği zaman aralığı da sınırlıdır ve alacak kaydı süresinin bitmesiyle başlayıp kapanmayla sona erer. Konkordato yolunun kendisi için konkordato nedir yazısına bakabilirsiniz.
Kapanma ise tasfiyenin tamamlanmasıyla gerçekleşir. Paralar dağıtıldıktan sonra iflas idaresi iflasa hükmeden mahkemeye son bir rapor verir; mahkeme tasfiyenin bittiğini anladıktan sonra kapanma kararı verir ve iflas dairesi kapanmayı ilan eder (İİK m.254). Tasfiye sonunda alacağını tamamen alamayan alacaklıya verilen belge ve bu belgenin sonuçları için aciz vesikası yazısına bakınız.
Her iki karara karşı da tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde istinaf, bölge adliye mahkemesi kararına karşı yine iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir.
Hangi Tarihteki Kanun Uygulanır?
İflas kararına bağlı kanun yolu süreleri yakın tarihte değişmiştir ve eski kaynaklarla güncel mevzuat bu noktada ayrışır.
7499 sayılı Kanun, 12.03.2024 tarihinde yürürlüğe girecek şekilde İİK m.164, m.182 ve m.254’teki “on gün” ibarelerini “iki hafta” olarak değiştirmiştir. Yani iflas kararına, iflasın kaldırılması kararına ve iflasın kapanması kararına karşı istinaf ve temyiz süresi bugün on gün değil iki haftadır.
Uygulamada dikkat edilmesi gereken nokta, sürenin tebliğ tarihine bağlı olmasıdır: kararın tebliği 12.03.2024 tarihinden önceyse o tarihteki süre, sonraysa iki haftalık süre esas alınır. Bu tarihten önce yayımlanmış makale ve şablonlarda hâlâ on günlük süre yer alabildiği için, süre hesabını doğrudan güncel madde metni üzerinden yapmak gerekir.
Buna karşılık iflasın maddi sonuçlarını düzenleyen çekirdek hükümler (m.184, m.191, m.193, m.194, m.195, m.196) bu değişiklikten etkilenmemiştir ve metinleri korunmuştur.
İflas Kararı ile Haciz Arasındaki Fark
İki kurum da cebri icranın parçasıdır ancak kapsamları farklıdır. Haciz bireysel takiptir: alacaklı kendi alacağı için belirli malları hedefler ve öncelik kural olarak takip sırasına göre belirlenir. İflas ise külli tasfiyedir: müflisin haczi kabil bütün malları tek bir masada toplanır (İİK m.184) ve ödeme, bireysel takip sırasına göre değil sıra cetveline göre yapılır.
Bu yüzden iflas kararı, devam eden bireysel takipleri sürdürmez, durdurur ve kesinleşmeyle düşürür (İİK m.193). Alacaklının yapması gereken, takibi sürdürmeye çalışmak değil, alacağını süresinde masaya kaydettirmektir. Cebri icranın üç yolunun karşılaştırması için cebri icra nedir yazısına bakabilirsiniz.
- Ticaret mahkemesi iflasa karar verir ve hükümde açılma anını gösterirİflas, kararın verildiği an değil, hükümde gösterilen açılma anı itibarıyla doğar.İİK m.165
- Karar iflas dairesine bildirilir, daire sicillere bildirir ve ilan ederİİK m.166
- Müflisin haczi kabil malları masayı teşkil eder, tasarruf yetkisi kısıtlanırMasanın kanuni mümessili iflas idaresidir; taraf sıfatı müfliste değildir.İİK m.184
- Devam eden haciz takipleri durur, hukuk davaları tatil olurİİK m.193
- Tasfiye hangi usulde yürüyecek?İİK m.219
- Mal bedeli masrafları karşılamıyorsa → basit tasfiye, temsil iflas dairesindeİİK m.218
- Karşılıyorsa → adi tasfiye, ilan ve bir aylık alacak kaydı süresiİİK m.219
- İflas kararına karşı iki hafta içinde istinaf yoluna başvurulabilirBaşvuru ilana ve masanın teşkiline engel değildir; yalnız ikinci alacaklılar toplantısı kesinleşmeden yapılamaz.İİK m.164
- Borçlu bütün borçları öderse veya alacaklılar taleplerini geri alırsa → iflasın kaldırılmasıİİK m.182
- Tasfiye tamamlanırsa → kapanma kararıİİK m.254
- Mahkeme tasfiyenin bittiğini anlayınca kapanma kararı verir, daire kapanmayı ilan ederİİK m.254
Sıkça Sorulan Sorular
İflas kararını hangi mahkeme verir?
Ticaret mahkemesi verir. İcra ve İflas Kanunu m.154 uyarınca iflas davaları için yetki sözleşmesi yapılamaz ve iflas davası mutlaka borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yer ticaret mahkemesinde açılır. İflas yoluyla takipte yetkili merci ise borçlunun muamele merkezinin bulunduğu mahaldeki icra dairesidir.
İflas ne zaman açılmış sayılır?
Kararın verildiği an değil, hükümde gösterilen açılma anı esastır. İİK m.165'e göre iflas hükümle açılır ve bu hükümde açılma anı gösterilir. Aynı madde, iflasa karar verilmesinden sonra iflas davasından feragatin geçersiz olduğunu belirtir.
Müflis mallarını satabilir mi?
Satışı alacaklılara karşı hüküm doğurmaz. İİK m.191 uyarınca borçlunun iflas açıldıktan sonra masaya ait mallar üzerinde her türlü tasarrufu alacaklılara karşı hükümsüzdür. Masanın kanuni mümessili iflas idaresidir (m.226).
İflas kararı alacakları muaccel kılar mı?
Kural olarak evet. İİK m.195'e göre borçlunun gayrimenkul mallarının rehni suretiyle temin edilmiş alacaklar dışında, iflasın açılması müflisin borçlarını muaccel kılar. İflasın açıldığı güne kadar işlemiş faiz ile takip masrafları anaya eklenir.
İflastan sonra faiz işlemeye devam eder mi?
Eder. İİK m.196 uyarınca iflasın açılması ile birlikte iflas masasına giren alacaklarda faiz işlemeye devam eder. Rehinle temin edilmemiş alacaklarda ticari olmayan işlerdeki faiz oranı uygulanır ve bu faiz ödemeleri ana paralar ödendikten sonra bakiyeden yapılır.
Müflise karşı yürüyen icra takibi ne olur?
Durur, kesinleşmeyle düşer. İİK m.193'e göre iflasın açılması borçlu aleyhinde haciz yoluyla yapılan takiplerle teminat gösterilmesine ilişkin takipleri durdurur; iflas kararının kesinleşmesi ile bu takipler düşer. Rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takiplere ise iflastan sonra da masaya karşı devam edilir.
Müflisin taraf olduğu davalar durur mu?
Acele hâller dışında durur. İİK m.194 uyarınca müflisin davacı ve davalı olduğu hukuk davaları durur ve ancak alacaklıların ikinci toplanmasından on gün sonra devam olunabilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bu durmanın kendiliğinden gerçekleştiğini kabul etmiştir (E. 2017/1779, K. 2021/738, T. 10.06.2021).
Mahkeme iflası bilmiyorsa dava yine durur mu?
Durur. Hukuk Genel Kuruluna göre iflas hukukuna ilişkin düzenlemeler kural olarak kamu düzenini ilgilendirir ve İİK m.194'teki durma kendiliğinden gerçekleşir; tarafın iflas ettiği mahkemece bilinmese dahi dava durur (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1779, K. 2021/738, T. 10.06.2021).
İflas kararına itiraz süresi kaç gündür?
Süre iki haftadır. İİK m.164 uyarınca ticaret mahkemesince verilen nihai kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde istinaf, bölge adliye mahkemesi kararına karşı yine iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir. Bu süre 7499 sayılı Kanunla 12.03.2024 tarihinde on günden iki haftaya çıkarılmıştır.
İflas kararına başvuru yapılması tasfiyeyi durdurur mu?
Durdurmaz. İİK m.164, iflas kararına karşı kanun yoluna başvurulmasının iflasın ilanına ve masanın teşkiline engel olmadığını belirtir. Engellenen tek işlem ikinci alacaklılar toplantısıdır; bu toplantı iflas kararı kesinleşmedikçe yapılamaz.
İflas kararı geri alınabilir mi?
İflasın kaldırılması mümkündür. İİK m.182 uyarınca borçlu bütün alacaklılarının taleplerini geri aldıklarına dair beyanname veya alacakların tamamının itfa olunduğuna dair vesika gösterirse ya da konkordato tasdik edilirse mahkeme iflasın kalkmasına ve malların kendisine iadesine karar verir. Karar, alacak kaydı süresinin bitmesinden iflasın kapanmasına kadar verilebilir.
İflas ne zaman kapanır?
Paralar dağıtıldıktan sonra iflas idaresi mahkemeye son bir rapor verir; mahkeme tasfiyenin bittiğini anladıktan sonra kapanma kararı verir ve iflas dairesi kapanmayı ilan eder (İİK m.254). Bu karara karşı da tebliğden itibaren iki hafta içinde istinaf yoluna başvurulabilir.