Yabancılar Hukuku

Yabancılık Unsurlu Miras: Hangi Hukuk Uygulanır?

Yabancı vatandaş öldüğünde mirasa hangi ülkenin hukuku uygulanır? MÖHUK m.20'nin ikili ayrımı, Türkiye'deki taşınmazın ayrı rejimi ve mirasçılık belgesi.

19 dk okumaYayımlanma:Son güncelleme:Yazan Av. Halit Süha Bahçeci
Ahşap bir yüzeyde duran eski, paslanmış anahtar
İçindekiler 20

Kısa Cevap

Yabancılık unsuru taşıyan mirasta tek bir hukuk uygulanmaz. 5718 sayılı Kanun m.20/1 mirası kural olarak ölenin millî hukukuna bağlar, ancak Türkiye’de bulunan taşınmazlar hakkında Türk hukukunun uygulanacağını söyler. Sonuç, tek bir terekede iki hukukun birlikte işlemesidir: Türkiye’deki daire Türk hukukuna, terekenin bunun dışında kalan kısmı ise kural olarak ölenin millî hukukuna tabidir.

Bu Durumda mısınız?

  • Yabancı vatandaş bir yakınınız öldü ve Türkiye’de taşınmazı var.
  • Türk vatandaşısınız, mirasbırakanınız yurt dışında öldü ve orada da malvarlığı bulunuyor.
  • Yurt dışında düzenlenmiş bir vasiyetname elinizde ve Türkiye’de geçerli olup olmadığını bilmiyorsunuz.
  • Sulh hukuk mahkemesi mirasçılık belgesi talebinizi “mirasbırakan yabancı” gerekçesiyle reddetti.
  • Miras yoluyla Türkiye’de taşınmaz edindiniz ve tapu müdürlüğünde sınırlamalarla karşılaştınız.

Dayandığı Kanun Maddeleri

5718 sayılı MÖHUK m.20 — Miras

“MADDE 20 – (1) Miras ölenin millî hukukuna tâbidir. Türkiye’de bulunan taşınmazlar hakkında Türk hukuku uygulanır. (2) Mirasın açılması sebeplerine, iktisabına ve taksimine ilişkin hükümler terekenin bulunduğu ülke hukukuna tâbidir. (3) Türkiye’de bulunan mirasçısız tereke Devlete kalır. (4) Ölüme bağlı tasarrufun şekline 7 nci madde hükmü uygulanır. Ölenin millî hukukuna uygun şekilde yapılan ölüme bağlı tasarruflar da geçerlidir. (5) Ölüme bağlı tasarruf ehliyeti, tasarrufta bulunanın, tasarrufun yapıldığı andaki millî hukukuna tâbidir.”

2644 sayılı Tapu Kanunu m.35 — Yabancı gerçek kişinin taşınmaz edinimi

“Madde 35 – (Yeniden Düzenleme: 29/12/2005-5444/1 md.; Değişik: 3/5/2012-6302/1 md.) Kanuni sınırlamalara uyulmak kaydıyla, uluslararası ikili ilişkiler yönünden ve ülke menfaatlerinin gerektirdiği hallerde Cumhurbaşkanı tarafından belirlenen ülkelerin vatandaşı olan yabancı uyruklu gerçek kişiler Türkiye’de taşınmaz ve sınırlı ayni hak edinebilirler. Yabancı uyruklu gerçek kişilerin edindikleri taşınmazlar ile bağımsız ve sürekli nitelikteki sınırlı ayni hakların toplam alanı, özel mülkiyete konu ilçe yüz ölçümünün yüzde onunu ve kişi başına ülke genelinde otuz hektarı geçemez. Cumhurbaşkanı kişi başına ülke genelinde edinilebilecek miktarı iki katına kadar artırmaya yetkilidir.”

2644 sayılı Tapu Kanunu m.35 — Sınır dışı edinimin tasfiyesi

“Bu madde hükümlerine aykırı olarak edinilen, edinim amacına aykırı kullanıldığı ilgili Bakanlık ve idarelerce tespit edilen, süresi içinde ilgili Bakanlığa başvurulmayan veya süresi içinde projeleri gerçekleştirilmeyenler ile bu maddenin birinci fıkrası kapsamındaki sınırlamalar dışında miras yoluyla edinilen taşınmazlar ve sınırlı ayni haklar, Maliye Bakanlığınca verilecek bir yılı geçmeyen süre içinde maliki tarafından tasfiye edilmediği takdirde tasfiye edilerek bedele çevrilir ve bedeli hak sahibine ödenir.”

Türkiye’deki Taşınmaz Neden Ayrı Bir Rejime Tabi?

Maddenin birinci fıkrası tek bir cümlede iki kural taşır ve ikinci cümle birinciyi sınırlar. Kural mirası ölenin millî hukukuna bağlar; istisna, Türkiye’de bulunan taşınmazları bu bağlamanın dışına çıkarıp Türk hukukuna tabi kılar.

Bu ayrımın pratik sonucu şudur: Türkiye’de dairesi olan yabancı bir mirasbırakanın terekesi bakımından mirasçıların kim olduğu ve payları, o daire yönünden Türk hukukuna göre belirlenir. Terekenin geri kalanı (taşınırlar ve Türkiye dışındaki taşınmazlar) bu istisnanın kapsamında değildir ve kural olarak ölenin millî hukukuna tabidir.

İstisnanın ölçütü malın türü değil, bulunduğu yerdir. Fıkra “taşınmazlar” demez, “Türkiye’de bulunan taşınmazlar” der; yurt dışındaki bir taşınmaz bu cümlenin kapsamına girmez.

Yargıtay bu üç kuralı bir arada, aynı cümlede ifade eder:

“4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 598. maddesi hükmünde başvurusu üzerine yasal mirasçı oldukları belirlenenlere Sulh Mahkemesi’nce mirasçılık sıfatlarını gösteren bir belge verileceği, 5718 sayılı Yasa’nın 20. maddesinde mirasın ölenin milli hukukuna tabi olduğu, Türkiye’deki taşınmaz mallar hakkında Türk hukukunun uygulanacağı, mirasın açılmasına, iktisabına ve taksimine ilişkin hükümlerin ise terekenin bulunduğu yer hukukuna tabi olduğu hükme bağlanmıştır.”

(Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2013/8074, K. 2013/18753, T. 10.12.2013 — BOZULMASINA, oy birliği)

Mirasın Açılması, İktisabı ve Taksimi Ayrı Bağlanır

İkinci fıkra sık atlanır ve atlandığında hesap yanlış kurulur. Mirasın esasına uygulanacak hukuk ile mirasın açılması, iktisabı ve taksimine uygulanacak hukuk aynı olmak zorunda değildir: ikincisi terekenin bulunduğu ülke hukukuna bağlanmıştır.

Yani “hangi hukuk uygulanır” sorusunun tek bir cevabı yoktur; soru en az üç kez sorulur. Mirasçılık ve paylar için, taşınmazlar için, açılma ve taksim için.

Türk Hukuku Uygulanınca Mirasçılar Kim Olur? Zümre ve Paylar

Türkiye’deki taşınmaz Türk hukukuna tabi olduğuna göre, o taşınmaz bakımından mirasçıların kim olduğu ve payların nasıl dağıldığı da Türk Medenî Kanunu’na göre belirlenir. Bu, yurt dışındaki yakınların en çok yanıldığı noktadır; kendi ülkelerinin paylaşım oranını Türkiye’deki daireye uyguladıklarını sanırlar.

Kanun mirasçıları zümre sistemiyle sıralar. Birinci zümre altsoydur:

4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m.495 — Altsoy

“Madde 495- Mirasbırakanın birinci derece mirasçıları, onun altsoyudur. Çocuklar eşit olarak mirasçıdırlar. Mirasbırakandan önce ölmüş olan çocukların yerini, her derecede halefiyet yoluyla kendi altsoyları alır.”

Altsoy yoksa sıra ikinci zümreye geçer:

4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m.496 — Ana ve baba

“Madde 496- Altsoyu bulunmayan mirasbırakanın mirasçıları, ana ve babasıdır. Bunlar eşit olarak mirasçıdırlar. Mirasbırakandan önce ölmüş olan ana ve babanın yerlerini, her derecede halefiyet yoluyla kendi altsoyları alır. Bir tarafta hiç mirasçı bulunmadığı takdirde, bütün miras diğer taraftaki mirasçılara kalır.”

Sağ kalan eş hiçbir zümrenin içinde değildir; her zümreyle birlikte ve değişen oranda mirasçı olur:

4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m.499 — Sağ kalan eş

“Madde 499- Sağ kalan eş, birlikte bulunduğu zümreye göre mirasbırakana aşağıdaki oranlarda mirasçı olur: 1. Mirasbırakanın altsoyu ile birlikte mirasçı olursa, mirasın dörtte biri, 2. Mirasbırakanın ana ve baba zümresi ile birlikte mirasçı olursa, mirasın yarısı, 3. Mirasbırakanın büyük ana ve büyük babaları ve onların çocukları ile birlikte mirasçı olursa, mirasın dörtte üçü, bunlar da yoksa mirasın tamamı eşe kalır.”

Buradan çıkan sonuç yabancı mirasçı için çoğu zaman şaşırtıcıdır. Çocuk varsa eşin payı dörtte birdir, yarısı değil; kalan dörtte üç çocuklar arasında eşit bölünür. Eşin payı ancak altsoy da ana-baba zümresi de yoksa büyür. Taşınmazın “otomatik olarak eşe kalacağı” yolundaki yaygın kabul, Türk hukukuna tabi bir taşınmaz bakımından doğru değildir.

Saklı Pay ve Tenkis: Vasiyetname Her Şeyi Belirlemez

Vasiyetnamenin şekil bakımından geçerli olması, içeriğinin sınırsız uygulanacağı anlamına gelmez. Kanun, belirli mirasçılara dokunulamayan bir asgari pay tanır:

4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m.506 — Saklı pay

“Madde 506- Saklı pay aşağıdaki oranlardan ibarettir: 1. Altsoy için yasal miras payının yarısı, 2. Ana ve babadan her biri için yasal miras payının dörtte biri, 3. (Mülga: 4/5/2007-5650/2 md.) 4. Sağ kalan eş için, altsoy veya ana ve baba zümresiyle birlikte mirasçı olması hâlinde yasal miras payının tamamı, diğer hâllerde yasal miras payının dörtte üçü.”

⚠ Üçüncü bendin mülga olduğu maddenin kendi metninde yazılıdır: kardeşlerin saklı payı 2007’de kaldırılmıştır. 2007 öncesi kaynaklarda kardeş saklı payı görülmesi bundandır.

Saklı payı zedelenen mirasçının elindeki araç tenkis davasıdır:

4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m.560 — Tenkis davası

“Madde 560- Saklı paylarının karşılığını alamayan mirasçılar, mirasbırakanın tasarruf edebileceği kısmı aşan tasarruflarının tenkisini dava edebilirler. Yasal mirasçıların paylarına ilişkin olarak tasarrufta yer alan kurallar, mirasbırakanın arzusunun başka türlü olduğu tasarruftan anlaşılmadıkça, sadece paylaştırma kuralları sayılır.”

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, tenkisin niteliğini, sırasını ve hesabının hangi büyüklük üzerinden yapılacağını tek bir bölümde toplamıştır:

“Tenkis, saklı pay tamamlanıncaya kadar, önce ölüme bağlı tasarruflardan, bu yetmezse, en yeni tarihlisinden en eskisine doğru geriye gidilmek üzere sağlararası kazandırmalardan yapılır (TMK.md.570).”

(Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2024/4725, K. 2025/2611, T. 14.05.2025 — BOZULMASINA)

Hesabın dayanağı terekenin tamamıdır, yalnız dava konusu mal değil:

“Mirasbırakanın, saklı payı zedeleyip zedelemediği “net tereke” üzerinden hesaplanır. Net tereke ise, terekenin aktifinden terekenin pasifinin indirilmesi ile bulunur.”

(Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2024/4725, K. 2025/2611, T. 14.05.2025 — BOZULMASINA)

Pratik sonuç yurt dışındaki mirasçı için şudur: Türkiye’deki taşınmazın tek başına değeri, saklı payın zedelenip zedelenmediğini göstermez. Terekenin aktifi ve pasifi bir bütün olarak belirlenmeden tenkis hesabı kurulamaz.

Yurt Dışında Yapılmış Vasiyetname Türkiye’de Geçerli mi?

Dördüncü fıkra şekil bakımından birden çok seçenek tanır ve bunu bilerek yapar. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi kuralı ve amacını şöyle adlandırır:

“Bu kapsamda 5718 sayılı MÖHUK’un 20 nci maddesine göre, ölüme bağlı tasarrufun şekli, tasarrufun yapıldığı yer hukukuna veya işlemin esasına uygulanan hukuka veya ölenin milli hukukuna tabidir. Bu üç seçimli şekil kuralından amaç, ölenin son arzularının sonucu olan işlemin geçerliliğini sağlamaktır.”

(Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2020/398, K. 2020/8049, T. 22.12.2020 — BOZULMASINA)

Bu, geçerliliği kolaylaştıran bir kuraldır: üç seçenekten birine uygunluk yeterlidir. Bu nedenle vasiyetnamenin Türk hukukundaki şekil şartlarını taşımadığı yönündeki bir itiraz tek başına sonuç doğurmaz; önce diğer iki seçeneğin tüketilmesi gerekir.

Ehliyet şekilden ayrıdır. Beşinci fıkra, ölüme bağlı tasarruf ehliyetini tasarrufun yapıldığı andaki millî hukuka bağlar. Vasiyetnamenin şekli geçerli olsa da ehliyet ayrı bir hukuka göre değerlendirilebilir.

Vasiyetname Nasıl Açılır? Yurt Dışındaki Mirasçıya Tebliğ

Şekil geçerliliği ayrı, vasiyetnamenin hüküm doğurması için izlenen usul ayrıdır. Kanun açılmayı bir süreye ve bir mercie bağlar:

4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m.596 — Vasiyetnamenin açılması

“Madde 596- Vasiyetname, geçerli olup olmadığına bakılmaksızın tesliminden başlayarak bir ay içinde mirasbırakanın yerleşim yeri sulh hâkimi tarafından açılır ve ilgililere okunur. Bilinen mirasçılar ve diğer ilgililer vasiyetnamenin açılması sırasında diledikleri takdirde hazır bulunmak üzere çağrılır. Mirasbırakanın sonradan ortaya çıkan vasiyetnameleri için de aynı işlemler yapılır.”

Yurt dışındaki mirasçı bakımından kritik hüküm bir sonraki maddededir:

4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m.597 — İlgililere tebliğ

“Madde 597- Mirasta hak sahibi olanların her birine gideri terekeye ait olmak üzere, vasiyetnamenin kendilerine ilişkin kısımlarının onaylı bir örneği hâkim tarafından tebliğ edilir. Nerede olduğu bilinmeyenlere vasiyetnamenin kendilerine ilişkin kısımları ilân yolu ile tebliğ olunur.”

Adresi bilinmeyen mirasçıya ilânen tebliğ yapılır. Yurt dışında yaşayan ve adresini Türk makamlarına bildirmemiş bir mirasçı, kendisine ulaşılamadığı için ilânla tebliğ edilmiş sayılabilir; bu da sürelerin haberi olmadan işlemeye başlaması anlamına gelir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi tebliğ koşulunu vasiyetnamenin açılmasının ön koşulu saymıştır:

“Bu hâlde; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 27. maddesinde hükme bağlanan “Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince mirasçılara tebliğ işleminin yapılması suretiyle vasiyetnamenin açılmasında ön koşulun sağlanması (TMK 596, 597, 598) ve TMK’nın 596/2. maddesi uyarınca vasiyetnamenin murisin bilinen tüm mirasçılarına okunması gerekir.”

(Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/3957, K. 2025/4101, T. 06.10.2025 — BOZULMASINA)

Aynı kararda sulh hâkiminin görevinin sınırı da çizilmiştir: vasiyetnameyi açmak, ilgililere tebliğ etmek, istek hâlinde mirasçılık belgesi vermek ve terekeyi geçici olarak teslim etmek ya da resmî yönetimi emretmek. Hâkim bu aşamada vasiyetnamenin geçerliliğini incelemez.

Vasiyetnameye İtiraz Süresi Ne Zaman Başlar?

Vasiyetnamenin iptali istenecekse süre ölümden değil, açılma kararının kesinleşmesinden işler. Daire bunu bir hak düşürücü süre uyuşmazlığında açıkça belirlemiştir:

“O hâlde, Mahkemece; vasiyetnamenin iptali için bir yıllık hak düşürücü sürenin “vasiyetnamenin açılıp okunması” kararının kesinleşmesinden itibaren işlemeye başlayacağı gözönünde bulundurulup işin esasına girilerek, yapılacak inceleme neticesinde oluşacak sonuca göre bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde hak düşürücü süre yönünden davanın usulden reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.”

(Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2024/3670, K. 2025/1885, T. 10.04.2025 — BOZULMASINA)

Pratik sonuç: ölümün üzerinden yıllar geçmiş olması tek başına iptal hakkını düşürmez; ölçüt açılma kararının kesinleşme tarihidir. Vasiyetnamenin hazırlanması ve iptal sebepleri için vasiyetname nasıl yazılır sayfasına bakınız.

Yabancı Mirasçı Türkiye’de Mirasçılık Belgesi Alabilir mi?

Uygulamada karşılaşılan en sert engel, talebin hiç incelenmeden reddedilmesidir. Yargıtay bunu bozma sebebi saymıştır. Somut olayda yerel mahkeme, mirasbırakanın Yunanistan vatandaşı olduğu ve millî hukukunun Türk hukuku olmadığı gerekçesiyle davayı dava şartı yokluğundan usulden reddetmişti:

“Mahkemece dava şartı yokluğu nedeni ile davanın usulden reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç davanın niteliğine ve yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.”

(Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2013/8074, K. 2013/18753, T. 10.12.2013 — BOZULMASINA, oy birliği)

Yapılması gereken, davayı reddetmek değil yabancı hukukun içeriğini dosyaya getirmektir. Aynı kararda Daire, ölenin millî hukuku olan yabancı medeni kanun gereğince taleplerin milletlerarası özel hukuk konusunda uzman bilirkişiden rapor alınarak değerlendirilmesini aramıştır.

Mirasçılık belgesinin Türkiye’deki genel usulü ve noter kanalının sınırları için veraset ilamı (mirasçılık belgesi) nasıl alınır sayfasına bakınız.

Belgeyi Kim Verir? Noter Kanalı Yabancıya Kapalıdır

Mirasçılık belgesini kural olarak iki merci verebilir:

4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m.598 — Mirasçılık belgesi

“Madde 598- Başvurusu üzerine yasal mirasçı oldukları belirlenenlere, sulh mahkemesince veya noterlikçe mirasçılık sıfatlarını gösteren bir belge verilir.”

Ancak Noterlik Kanunu bu iki kanaldan birini yabancılar bakımından kapatır:

1512 sayılı Noterlik Kanunu m.71/B — Uygulanacak usul

“Mirasçılık belgesi verilmesinin yargılamayı gerektirmesi, nüfus kayıtlarının mirasçılık belgesi verilmesi konusunda yeterli olmaması veya mirasçılık belgesinin yabancılar tarafından talep edilmesi durumunda, mirasçılık belgesi noterler tarafından verilemez.”

Hüküm açıktır ve üç ayrı hâli sayar; bunlardan biri talebin yabancı tarafından yapılmasıdır. Pratik sonuç şudur: Türkiye’de yaşayan bir Türk vatandaşı mirasçılık belgesini notere başvurarak aynı gün alabilirken, yabancı mirasçının sulh hukuk mahkemesine başvurması zorunludur. Bu, gecikme değil kanalın kendisidir ve baştan buna göre planlanmalıdır.

Mahkeme kanalında görevli merci de tartışmasızdır. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, mirasçılık belgesi verilmesinin çekişmesiz yargı işi olduğunu ve sulh hukuk mahkemesinin görevine girdiğini belirtmiştir:

“Öte yandan genel hüküm niteliğinde bulunan TMK’nun 598/1. fıkrasında da, mirasçılık belgesinin sulh hukuk mahkemesince verilmesi öngörülmüştür. 6100 sayılı Kanunun çekişmesiz yargı işleri başlığını taşıyan 382/1-c kısmının 6. bendine göre, mirasçılık belgesi verilmesinin sulh hukuk mahkemesinin görev alanına girdiği ve çekişmesiz yargı kapsamına alındığı belirlenmiştir.”

(Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2016/18909, K. 2017/3212, T. 19.04.2017 — BOZULMASINA)

Yurt Dışından Alınmış Veraset Belgesi Türkiye’de İşe Yarar mı?

Bu, yurt dışındaki mirasçının en sık sorduğu ve en sık yanlış cevaplanan sorudur. Elde bir İngiliz grant of probate ya da bir Alman Erbschein varsa, onunla Türkiye’deki tapuya gidilebileceği sanılır. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi bunun mümkün olmadığını, sebebini de göstererek söylemiştir:

“Bu nedenle Türkiye’de bulunan taşınmazların intikali için yabancı ülke mahkemelerince verilmiş mirasçılık belgelerinin, Türk mahkemesi münhasıran yetkili olduğundan; Türk mahkemelerince tanınması mümkün değildir”

(Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2013/23629, K. 2014/18556, T. 17.10.2014 — BOZULMASINA)

Gerekçe, MÖHUK m.20/1’in kendisidir: Türkiye’deki taşınmaz hakkında Türk hukuku uygulandığı için Türk mahkemeleri bu uyuşmazlıkta münhasır yetkilidir ve münhasır yetki alanında verilmiş yabancı ilamlar tanınamaz. Yani sorun belgenin kalitesi değil, yetkidir.

Bununla birlikte belge tamamen değersiz değildir. Aynı karar, tanınması reddedilse bile yabancı belgenin Türkiye’de açılacak yeni davada kullanılabileceğini belirtir:

“Ancak bu şekildeki yabancı mirasçılık belgesinin tanınması istemi reddedilmiş olsa bile;Türkiye’de yeniden açılacak bir mirasçılık belgesi verilmesi davasında “takdiri delil” olarak kullanılmasına yasal bir engel bulunmamaktadır”

(Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2013/23629, K. 2014/18556, T. 17.10.2014 — BOZULMASINA)

Doğru sıra şudur: yabancı belgeyle tapuya gitmek yerine, Türkiye’de yeni bir mirasçılık belgesi davası açılır ve yabancı belge o dosyaya delil olarak sunulur.

Aynı karar, yabancılık unsurlu bir miras davasında mahkemenin izleyeceği yolu da baştan kurar:

“Türk mahkemelerinde açılan ve yabancılık unsuru taşıyan miras davasında, mahkeme, doğrudan Türk Medeni Kanunu (TMK)‘ndaki miras hükümlerini uygulayamaz.”

(Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2013/23629, K. 2014/18556, T. 17.10.2014 — BOZULMASINA)

⚠ Bu cümle, uygulamada sık rastlanan bir kısayolu açıkça reddeder: Türkiye’deki mala nasılsa Türk hukuku uygulanır, gerisi önemli değil. Mahkeme önce MÖHUK’un kanunlar ihtilafı kuralını uygular, sonra o kuralın gösterdiği hukuku. Sonuç aynı yere çıksa bile yol atlanamaz; atlanırsa karar bozulur.

Yabancı Mirasçı Taşınmazı Elinde Tutabilir mi?

Hangi hukukun uygulanacağı ile taşınmazın fiilen elde tutulup tutulamayacağı ayrı sorulardır. İkincisini Tapu Kanunu m.35 düzenler ve iki sınır getirir: edinilen taşınmazların toplam alanı özel mülkiyete konu ilçe yüz ölçümünün yüzde onunu ve kişi başına ülke genelinde otuz hektarı geçemez.

Ülke listesi kanunda değildir. Madde, edinebilecek ülkeleri Cumhurbaşkanının belirleyeceğini söyler; yani hangi ülke vatandaşının edinebileceği kanunun kendi metninden okunamaz, idari bir kararda yer alır. Somut bir vatandaşlık bakımından durum, taşınmazın bulunduğu yer tapu müdürlüğünden teyit edilmelidir. Bu sayfa o listeyi bildirmez.

Maddenin son fıkrası, sınırlamalar dışında miras yoluyla edinilen taşınmazlar için ayrı bir sonuç öngörür: bunlar Maliye Bakanlığınca verilecek bir yılı geçmeyen süre içinde malik tarafından tasfiye edilmezse tasfiye edilerek bedele çevrilir ve bedel hak sahibine ödenir.

Buradaki kayıt dikkatle okunmalıdır: hüküm, mirasla edinilen her taşınmazı değil, “birinci fıkrası kapsamındaki sınırlamalar dışında” edinilenleri anmaktadır. Fıkranın hangi somut edinimleri kapsadığı, lafzın ötesinde bir yorum gerektirir ve bu sayfada o yorum kurulmamıştır; tereddüt hâlinde tapu müdürlüğünün işlemi ve süre yazısı esas alınmalıdır.

Yabancıların taşınmaz edinmesinin genel çerçevesi için yabancıların taşınmaz edinimi sayfasına bakınız.

Mirasın Reddi Hangi Hukuka Tabi? Üç Aylık Süre

Yukarıda birebir verilen m.20/2, yalnız taksimi değil mirasın iktisabını da terekenin bulunduğu ülke hukukuna bağlar. Tereke Türkiye’de ise, mirasbırakan yabancı olsa dahi reddin usulü ve süresi Türk hukukuna göre işler. Bu, millî hukuk kuralının pratikte en çok gözden kaçan yüzüdür: uygulanacak hukuk sorusu terekenin tamamı için tek seferde cevaplanmaz.

4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m.605 — Mirasın reddi

“Madde 605- Yasal ve atanmış mirasçılar mirası reddedebilirler. Ölümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır.”

4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m.606 — Ret süresi

“Madde 606- Miras, üç ay içinde reddolunabilir. Bu süre, yasal mirasçılar için mirasçı olduklarını daha sonra öğrendikleri ispat edilmedikçe mirasbırakanın ölümünü öğrendikleri; vasiyetname ile atanmış mirasçılar için mirasbırakanın tasarrufunun kendilerine resmen bildirildiği tarihten işlemeye başlar.”

Süre üç aydır ve yasal mirasçı bakımından mirasbırakanın ölümünü öğrenme tarihinden işlemeye başlar. Yurt dışındaki mirasçı için belirleyici olan, maddenin ara cümlesidir: sürenin daha geç başlaması, mirasçı olduğunu sonradan öğrendiğinin ispatına bağlıdır. Yani yurt dışında bulunmak süreyi kendiliğinden uzatmaz, uzatan şey ispattır. Tebligatın yurt dışına yapılması gereken hâllerde bu ayrım, dosyanın kaderini belirleyecek kadar önemlidir.

m.605’in ikinci fıkrası ayrı bir yol açar. Mirasbırakanın ödemeden aczi ölüm tarihinde açıkça belli veya resmen tespit edilmişse miras reddedilmiş sayılır; bu sonuç için ayrıca ret beyanında bulunulması aranmaz. Terekesi borca batık bir mirasbırakanın yurt dışındaki mirasçısı, üç aylık süreyi kaçırmış olsa bile bu hükmü ayrıca değerlendirmelidir.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, ikinci fıkranın bu yolunu ve neye bağlı olmadığını açıkça belirtmiştir:

“Türk Medeni Kanunu’nun 605/2 hükmü gereğince mirasın hükmen reddine (terekenin borca batık olduğunun tespitine) ilişkin talepler, süreye tâbi olmayıp mirasçıların iyiniyetli ya da kötüniyetli olmalarının bir önemi bulunmamaktadır.”

(Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/314, K. 2025/3943, T. 30.09.2025 — BOZULMASINA)

Bu, yurt dışındaki mirasçı için üç aylık sürenin kaçırıldığı hâllerde kalan tek kapıdır. Aynı kararda ödemeden aczin nasıl belirleneceği de gösterilmiştir:

“Murisin ödemeden aczi ölüm tarihine göre belirlenir. Ölüm tarihi itibarıyla, murisin tüm malvarlığı terekenin aktifini, tüm borçları ise terekenin pasifini oluşturur. Terekenin pasifinin aktifinden fazla olması terekenin ödemeden aczini ve dolayısıyla da terekenin borca batık olduğunu gösterir (TMK m. 605/2).”

(Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/314, K. 2025/3943, T. 30.09.2025 — BOZULMASINA)

⚠ Ölçüt ölüm tarihidir, dava tarihi değil. Ölümden sonra ortaya çıkan değer değişimleri bu tespiti etkilemez.

Mirasçının kendi mirasçılarına geçen ret hakkı ve o hâlde sürenin nasıl işlediği ise m.608’de düzenlenmiştir. Murisin borçlarının mirasçıya etkisi ve vergi borcunun ayrı rejimi için mirasçıların vergi borcu ve cezası sayfasına bakınız.

Mirasçılar Birlikte Hareket Etmek Zorundadır

Mirasçılık belgesi alındıktan sonra sıra taşınmaza gelir ve burada yurt dışındaki mirasçıyı en çok zorlayan kural devreye girer. Birden çok mirasçı varsa tereke üzerinde elbirliğiyle mülkiyet doğar:

4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m.640 — Miras ortaklığı

“Madde 640- Birden çok mirasçı bulunması hâlinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir. Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olurlar ve sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler. Mirasçılardan birinin istemi üzerine sulh mahkemesi, miras ortaklığına paylaşmaya kadar bir temsilci atayabilir.”

Bunun dava bakımından sonucu serttir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, mirasçılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğunu ve bir kısım mirasçının davayı tek başına yürütemeyeceğini belirtmiştir:

“Elbirliği mülkiyeti gereği miras yoluyla terekeye dahil olan varlıklar ile ilgili mirasçıların bir kısmı tarafından dava açılması halinde, mirasçılar kendi açtıkları bu davayı yalnız başına yürütemeyeceğinden davanın bütün mirasçılar ile birlikte yürütülmesi gerekir.”

(Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/2695, K. 2026/287, T. 21.01.2026 — BOZULMASINA)

Kararın gösterdiği çıkış yolu ikilidir: ya diğer mirasçılar davaya katılır veya yazılı muvafakat verir, ya da terekeye temsilci atanır. Aynı kararda bu sıra açıkça kurulmuştur:

“Eğer diğer mirasçılar davaya katılmaz ve yazılı muvafakat da vermezler ise bu durumda davayı açan mirasçıların terekeye bir temsilci tayin ettirmesi gerekir.”

(Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/2695, K. 2026/287, T. 21.01.2026 — BOZULMASINA)

Mirasçıların farklı ülkelerde yaşadığı dosyalarda muvafakat toplamak çoğu zaman pratik değildir; bu yüzden temsilci yolu kural dışı bir çare değil, olağan çözümdür. Temsilcinin hukuki niteliği ve atanma usulü de belirlenmiştir:

“Miras ortaklığı temsilcisi (TMK m. 640) özel kayyım niteliğindedir.”

(Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2022/6830, K. 2023/971, T. 20.02.2023 — REDDİNE)

Temsilci atanması isteminde görevli merci sulh hukuk mahkemesidir; temsilcinin şahsına yönelik itirazlar ise vesayet makamı ve denetim makamı sırası içinde incelenir. Miras ortaklığının paylaşmayla sona ermesi ve elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete çevrilmesi için elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete çevrilmesi sayfasına bakınız.

Veraset ve İntikal Vergisi Yabancı Mirasçıyı Nasıl Bağlar?

Uygulanacak hukuk sorusu çözüldükten sonra sıra vergiye gelir ve buradaki ölçüt millî hukuk değil, malın bulunduğu yerdir.

7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu m.1 — Verginin mevzuu

“Madde 1 – Türkiye Cumhuriyeti tabiyetinde bulunan şahıslara ait mallar ile Türkiye’de bulunan malların veraset tarikiyle veya her hangi bir suretle olursa olsun ivazsız bir tarzda bir şahıstan diğer şahsa intikali Veraset ve İntikal Vergisine tabidir. Bu vergi, Türk tabiiyetinde bulunan şahısların ecnebi memleketlerde aynı yollardan iktisabedecekleri mallara da şamildir. Türkiye Cumhuriyeti tabiiyetindeki bir şahsın Türkiye hudutları dışında bulunan malını veraset tarikıyle veya sair suretle ivazsız bir tarzda iktisabeden ve Türkiye’de ikametgahı olmıyan ecnebi şahıs bu vergi ile mükellef tutulmaz.”

Madde iki yönlü okunur. Bir yandan Türkiye’de bulunan mal, mirasbırakanın da mirasçının da tabiiyetinden bağımsız olarak verginin konusuna girer; yabancı mirasçının Türkiye’deki daireyi miras yoluyla iktisabı bu kapsamdadır. Öte yandan son fıkra dar bir sınır çizer: Türkiye’de ikametgâhı olmayan yabancı şahıs, Türk vatandaşının Türkiye sınırları dışındaki malını ivazsız iktisap ettiğinde bu vergiyle mükellef tutulmaz.

Bu ikisi birlikte okunduğunda ortaya çıkan sonuç, MÖHUK m.20’nin taşınmaz ayrımına benzer bir mantık taşır: bağlanma noktası kişinin değil, malın bulunduğu ülkedir. Beyan, matrah ve uyuşmazlık yolları için veraset ve intikal vergisi uyuşmazlıkları sayfasına bakınız.

Hangi Tarihteki Kural Uygulanır?

Bu başlık, eski kararları okurken düşülen bir hatayı kapatır. Tapu Kanunu m.35, yukarıda birebir verildiği üzere 3/5/2012 tarihli ve 6302 sayılı Kanunla değiştirilmiştir ve maddenin bugünkü metninde karşılıklılık ölçütü yer almamaktadır.

Buna karşılık 2012 öncesine ilişkin dosyalarda karşılıklılık hâlâ gündeme gelir. Yukarıda anılan 8. Hukuk Dairesi kararında mirasbırakan 15.04.2011’de, yani değişiklikten önce ölmüştür; Daire de karşılıklılığın ölüm tarihi itibarıyla araştırılmasını istemiştir. Yani karar, yürürlükteki bir ölçütü değil, o tarihte yürürlükte olan ölçütü uygulamaktadır.

Pratik sonuç: 2012 öncesi tarihli bir karar veya makalede “karşılıklılık” gördüğünüzde, bunu bugünkü edinimler için geçerli bir şart sanmayın; önce ölüm tarihine bakın.

Sık Yapılan Hatalar

  • Tek bir hukuk aramak. Miras ölenin millî hukukuna tabidir ama Türkiye’deki taşınmazlar Türk hukukuna tabidir; tek terekede iki hukuk birlikte işler.
  • Açılma ve taksimi esasla karıştırmak. m.20/2 bunları ayrıca terekenin bulunduğu ülke hukukuna bağlar.
  • Yabancı vatandaşlığı görünce görevsizlik sanmak. Yargıtay, mirasbırakanın yabancı olması nedeniyle davanın usulden reddini bozmuştur.
  • Yabancı hukuku araştırmadan sonuç kurmak. İçerik, milletlerarası özel hukuk bilirkişisi raporuyla dosyaya getirilir.
  • Vasiyetnameyi tek şekil kuralına vurmak. Şekilde üç seçimli kural vardır; birine uygunluk yeterlidir.
  • Şekil ile ehliyeti aynı saymak. Ehliyet, tasarrufun yapıldığı andaki millî hukuka tabidir.
  • Karşılıklılığı güncel şart sanmak. Ölçüt 6302 sayılı Kanunla metinden çıkmıştır; eski kararlarda görülmesi ölüm tarihiyle ilgilidir.
  • Ülke listesini kanunda aramak. Listeyi Cumhurbaşkanı belirler; kanun metninden okunamaz.
  • Yabancı veraset belgesiyle tapuya gitmek. Türk mahkemeleri taşınmaz mirasında münhasır yetkili olduğundan yabancı mirasçılık belgesi tanınamaz; belge yeni açılacak davada takdiri delildir (8. HD E. 2013/23629, K. 2014/18556).
  • Notere gitmek. Mirasçılık belgesi yabancı tarafından talep edildiğinde noter veremez; kanal sulh hukuk mahkemesidir (Noterlik K. m.71/B).
  • Eşin payını yarım sanmak. Altsoyla birlikte eşin payı dörtte birdir (m.499).
  • Kardeşin saklı payı olduğunu sanmak. Üçüncü bent 2007’de mülga olmuştur (m.506).
  • Saklı payı tek maldan hesaplamak. Hesap net tereke üzerinden kurulur (7. HD E. 2024/4725, K. 2025/2611).
  • Üç ay geçti diye vazgeçmek. Tereke borca batıksa hükmen ret süreye tabi değildir (7. HD E. 2025/314, K. 2025/3943).
  • Tek başına dava açmak. Mirasçılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı vardır; muvafakat yoksa terekeye temsilci atanır (3. HD E. 2025/2695, K. 2026/287).

Özet

Yabancılık unsurlu mirasta soru “hangi hukuk” değil, **“hangi mesele için hangi hukuk”**dur. 5718 sayılı Kanun m.20 mirası kural olarak ölenin millî hukukuna bağlar, Türkiye’deki taşınmazları Türk hukukuna ayırır, açılma-iktisap-taksimi terekenin bulunduğu ülke hukukuna bırakır. Vasiyetnamenin şekli üç seçimli bir kurala tabidir ve seçeneklerden birine uygunluk yeterlidir; ehliyet ise tasarrufun yapıldığı andaki millî hukuka göre değerlendirilir. Mirasbırakanın yabancı olması Türk mahkemesinde mirasçılık belgesi alınmasına engel değildir — Yargıtay davanın bu gerekçeyle usulden reddini bozmuş, yabancı hukukun uzman bilirkişi aracılığıyla belirlenmesini aramıştır. Taşınmazın fiilen elde tutulması ise ayrı bir konudur ve Tapu Kanunu m.35’in alan sınırlarına ve Cumhurbaşkanınca belirlenen ülke listesine bağlıdır; sınırlar dışında miras yoluyla edinilenler bir yılı geçmeyen süre içinde tasfiye edilmezse bedele çevrilir.

Uygulanacak hukuk çözüldükten sonra sıra Türk hukukunun kendi kurallarına gelir ve yurt dışındaki mirasçıyı asıl orada sürprizler bekler. Eşin payı altsoyla birlikte dörtte birdir (m.499); saklı pay oranları m.506’da sayılıdır ve kardeşlerin saklı payı 2007’de kaldırılmıştır; saklı payın zedelenip zedelenmediği tek bir mal üzerinden değil net tereke üzerinden hesaplanır (7. HD E. 2024/4725, K. 2025/2611).

Usul tarafında üç nokta belirleyicidir. Mirasçılık belgesini yabancı talep ettiğinde noter veremez, kanal sulh hukuk mahkemesidir (Noterlik K. m.71/B; 14. HD E. 2016/18909, K. 2017/3212). Yurt dışından alınmış veraset belgesi Türkiye’deki taşınmaz için tanınamaz, çünkü Türk mahkemeleri münhasır yetkilidir; belge ancak Türkiye’de açılacak yeni davada takdiri delil olur (8. HD E. 2013/23629, K. 2014/18556). Mirasçılar birlikte hareket etmek zorundadır; muvafakat toplanamıyorsa terekeye temsilci atanır (m.640; 3. HD E. 2025/2695, K. 2026/287).

Son olarak üç aylık ret süresi kaçırılmışsa dosya bitmiş sayılmaz: tereke ölüm tarihi itibarıyla borca batıksa hükmen ret yolu süreye tabi değildir (7. HD E. 2025/314, K. 2025/3943).

İlgili yazılar: Veraset İlamı (Mirasçılık Belgesi) Nasıl Alınır? · Tenkis Davası ve Saklı Pay · Reddi Miras Nasıl Yapılır? · Yabancıların Türkiye’de Taşınmaz Edinimi · Turkish Inheritance Law for Foreigners (English)

Sıkça Sorulan Sorular

Yabancı bir kişi öldüğünde mirasına hangi ülkenin hukuku uygulanır?

Kural olarak ölenin millî hukuku, yani vatandaşı olduğu ülkenin hukuku uygulanır. 5718 sayılı Kanun m.20/1 bunu açıkça düzenler. Ancak aynı fıkra bir istisna getirir ve Türkiye'de bulunan taşınmazlar hakkında Türk hukukunun uygulanacağını söyler.

Türkiye'deki daireme hangi ülkenin miras hukuku uygulanır?

Türk hukuku. 5718 sayılı Kanun m.20/1'in ikinci cümlesi, Türkiye'de bulunan taşınmazlar hakkında Türk hukukunun uygulanacağını düzenler. Bu, ölenin vatandaşlığından bağımsız bir kuraldır; yabancı bir mirasbırakanın Türkiye'deki taşınmazı bakımından mirasçılar ve paylar Türk Medeni Kanununa göre belirlenir.

Taşınır mallar ile taşınmazlar farklı hukuka mı tabi olur?

Evet ve bu ayrım maddenin kendi lafzından çıkar. Miras kural olarak ölenin millî hukukuna tabidir; Türkiye'de bulunan taşınmazlar bu kuralın dışında tutulmuş ve Türk hukukuna bağlanmıştır. Uygulamada bu, tek bir tereke için iki ayrı hukukun birlikte işlemesi anlamına gelir.

Mirasın açılması ve taksimi hangi hukuka tabidir?

5718 sayılı Kanun m.20/2, mirasın açılması sebeplerine, iktisabına ve taksimine ilişkin hükümlerin terekenin bulunduğu ülke hukukuna tabi olduğunu düzenler. Bu, mirasın esasına uygulanacak hukuktan ayrı bir bağlama kuralıdır.

Mirasçısı olmayan tereke ne olur?

5718 sayılı Kanun m.20/3 uyarınca Türkiye'de bulunan mirasçısız tereke Devlete kalır.

Yurt dışında yapılmış vasiyetname Türkiye'de geçerli midir?

Şekil bakımından geçerli olmasının birden çok yolu vardır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi bunu üç seçimli şekil kuralı olarak adlandırır; ölüme bağlı tasarrufun şekli tasarrufun yapıldığı yer hukukuna, işlemin esasına uygulanan hukuka veya ölenin millî hukukuna tabidir. Amaç, ölenin son arzularının geçerliliğini sağlamaktır.

Vasiyetname yapma ehliyeti hangi hukuka göre belirlenir?

5718 sayılı Kanun m.20/5 uyarınca ölüme bağlı tasarruf ehliyeti, tasarrufta bulunanın tasarrufun yapıldığı andaki millî hukukuna tabidir. Ehliyet, tasarrufun yapıldığı ana bakılarak değerlendirilir; ölüm anına değil.

Yabancı mirasçı Türkiye'de mirasçılık belgesi alabilir mi?

Alabilir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, mirasbırakanın yabancı vatandaş olması gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddedilmesini bozma sebebi saymıştır. Mahkemenin yapması gereken, ölenin millî hukukunu bir milletlerarası özel hukuk bilirkişisi aracılığıyla belirleyip değerlendirmektir.

Yabancı hukuku mahkeme kendisi mi araştırır?

Somut olayda Yargıtay, ölenin millî hukuku olan yabancı medeni kanun gereğince taleplerin milletlerarası özel hukuk konusunda uzman bilirkişiden rapor alınarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Yabancı hukukun içeriği dosyaya bu yolla getirilir.

Yabancı miras yoluyla Türkiye'de taşınmaz edinebilir mi?

Tapu Kanunu m.35 yabancı gerçek kişilerin taşınmaz edinimini iki sınıra bağlar. Edinilen taşınmazların toplam alanı özel mülkiyete konu ilçe yüz ölçümünün yüzde onunu ve kişi başına ülke genelinde otuz hektarı geçemez. Ayrıca edinim, Cumhurbaşkanı tarafından belirlenen ülkelerin vatandaşları bakımından mümkündür.

Sınırı aşan miras taşınmazına ne olur?

Tapu Kanunu m.35'in son fıkrası, birinci fıkra kapsamındaki sınırlamalar dışında miras yoluyla edinilen taşınmazların ve sınırlı ayni hakların Maliye Bakanlığınca verilecek bir yılı geçmeyen süre içinde maliki tarafından tasfiye edilmemesi hâlinde tasfiye edilerek bedele çevrileceğini ve bedelin hak sahibine ödeneceğini düzenler.

Hangi ülkelerin vatandaşları Türkiye'de taşınmaz edinebilir?

Kanun bu listeyi kendisi saymaz. Tapu Kanunu m.35, edinebilecek ülkeleri Cumhurbaşkanının belirleyeceğini düzenler; yani liste kanunda değil, idari bir kararda yer alır. Somut bir ülke bakımından durumun taşınmazın bulunduğu yer tapu müdürlüğünden teyit edilmesi gerekir.

Karşılıklılık şartı hâlâ aranıyor mu?

Aranmıyor. Tapu Kanunu m.35, 3/5/2012 tarihli ve 6302 sayılı Kanunla değiştirilmiştir ve maddenin bugünkü metninde karşılıklılık ölçütü yer almamaktadır. Bu nedenle 2012 öncesine ilişkin kararlarda geçen karşılıklılık araştırması bugünkü edinimler bakımından ölçüt değildir.

Eski tarihli bir ölümde hangi kural uygulanır?

Uygulanacak kural ölüm tarihine göre belirlenir. Yargıtay, 2011 yılında gerçekleşen bir ölüme ilişkin dosyada karşılıklılığın ölüm tarihi itibarıyla araştırılmasını istemiştir. Bu nedenle eski tarihli terekelerde o tarihte yürürlükte olan metin esas alınır.

Miras davası Türkiye'de mi yoksa yurt dışında mı açılır?

Bu ayrı bir sorudur ve uygulanacak hukuk sorusuyla karıştırılmamalıdır. Uygulanacak hukukun yabancı hukuk olması Türk mahkemesinin görevsiz olduğu anlamına gelmez; nitekim Yargıtay, yabancı mirasbırakan bakımından davanın usulden reddini bozmuştur.

Yazar

Av. Halit Süha Bahçeci

Kurucu Avukat

TBB Sicil No: 196866

LinkedIn

İkamet ve çalışma izni, sınır dışı etme ve tahdit kaydı ile Türk vatandaşlığına geçiş başvurularını yürütür.

Yayın Politikası

İlgili çalışma alanı: Yabancılar Hukuku

← Tüm makaleler
AraWhatsApp