
İçindekiler 14
- Kısa Cevap
- Bu Durumda mısınız?
- Gizlilik Sözleşmesi (NDA) Nedir?
- Dayandığı Kanun Maddeleri
- Sınırı Nedir? Sınırsız Gizlilik Geçerli midir?
- Gizlilik Sözleşmesi İmzalanmasa da Sır Saklama Borcu Var mı?
- Cezai Şart: NDA’nin Asıl Gücü
- İhlali Kim İspat Eder? — Davaların Kırılma Noktası
- İhlal Hâlinde Hangi Davalar Açılır?
- Görevli Mahkeme — 2025’te Değişen Nokta
- Gizlilik Sözleşmesi ile Rekabet Yasağı Farkı
- Gizlilik Sözleşmesinde Bulunması Gereken Maddeler
- Sık Yapılan Hatalar
- Özet
Kısa Cevap
Gizlilik sözleşmesi (NDA), tarafların birbirine açıkladığı bilgilerin gizli tutulmasını ve belirlenen amaç dışında kullanılmamasını taahhüt ettikleri sözleşmedir. Türk hukukunda ayrı bir kanunda düzenlenmemiştir; sözleşme özgürlüğü kapsamında geçerli olan isimsiz (sui generis) bir sözleşmedir. Uygulamadaki asıl işlevi, ihlal hâlinde alacaklıyı zarar ispatı külfetinden kurtaran bir cezai şart bağlamaktır. Buna karşılık ihlalin kendisini ispat yükü, iddia eden taraftadır. Bu ayrım davaların kaderini belirler.
Bu Durumda mısınız?
- Bir yatırımcıya, tedarikçiye veya potansiyel iş ortağına bilgi açmadan önce imzalatmak üzere gizlilik sözleşmesi hazırlıyorsunuz.
- İşten ayrılan bir çalışanın müşteri listenizi veya teknik bilginizi rakibe taşıdığını düşünüyorsunuz.
- Size imzalatılan gizlilik sözleşmesindeki cezai şartın fahiş olduğunu düşünüyorsunuz.
- Karşı taraf gizlilik ihlali iddiasıyla size ihtarname gönderdi.
- Gizlilik sözleşmesi imzalamadınız ama yine de sır saklama borcunuz olup olmadığını soruyorsunuz.
Bu soruların cevabı sözleşmenin metnine, tarafların sıfatına ve bilginin niteliğine göre değişir; bir avukata danışın.
Gizlilik Sözleşmesi (NDA) Nedir?
Gizlilik sözleşmesi, bir tarafın (ya da karşılıklı NDA’de her iki tarafın) öğrendiği bilgileri saklamayı, üçüncü kişilere açıklamamayı ve sözleşmede belirlenen amaç dışında kullanmamayı üstlendiği bir borç doğurur. Kanunlarımızda “gizlilik sözleşmesi” başlıklı bir düzenleme yoktur; sözleşme, genel sözleşme özgürlüğü ilkesine dayanır:
6098 sayılı TBK m.26 — Sözleşme özgürlüğü
Taraflar, bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebilirler.
Bu nedenle NDA’nin içeriği taraflarca serbestçe belirlenir: hangi bilginin “gizli” sayılacağı, yükümlülüğün süresi, istisnalar ve yaptırım tamamen sözleşmeye bırakılmıştır. Serbestliğin bedeli şudur: sözleşmede yazmayan koruma, kural olarak yoktur. Gizli bilgi tanımı özensiz yapılmış bir NDA, ihlal davasında ispat edilemez hâle gelir.
Dayandığı Kanun Maddeleri
Gizlilik sözleşmesi tek bir maddeye değil, birbirini tamamlayan bir hükümler kümesine dayanır:
| Konu | Dayanak | İşlevi |
|---|---|---|
| Sözleşmenin geçerliliği | TBK m.26 | Sözleşme özgürlüğü — NDA’nin hukuki temeli |
| Geçerlilik sınırı | TBK m.27 | Kişilik haklarına aykırı sınırsız yükümlülük hükümsüz |
| İşçinin sır saklama borcu | TBK m.396 | Sözleşme olmasa da kanundan doğan borç |
| Sırrın ifşası | TTK m.55 | Haksız rekabet hâli |
| Açılabilecek davalar | TTK m.56 | Tespit, men, tazminat |
| Cezai şart | TBK m.179-182 | Zarar ispatından kurtulma |
| Tacirin durumu | TTK m.22 | Tacir indirim isteyemez |
| Cezai boyut | TCK m.239 | Şikâyete bağlı suç |
Sınırı Nedir? Sınırsız Gizlilik Geçerli midir?
Sözleşme özgürlüğü sınırsız değildir. Süre, konu ve kişi bakımından ucu tamamen açık bırakılmış bir gizlilik yükümlülüğü, kişinin çalışma ve ekonomik faaliyet özgürlüğünü fiilen ortadan kaldırıyorsa geçersizlik tartışması doğar:
6098 sayılı TBK m.27 — Kesin hükümsüzlük
Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür.
Aynı maddenin ikinci fıkrası, kısmi hükümsüzlük imkânı da tanır: sözleşmenin bir kısmının hükümsüz olması diğerlerinin geçerliliğini etkilemez; ancak bu hükümler olmaksızın sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılırsa sözleşmenin tamamı hükümsüz olur.
Pratik sonuç: gizlilik yükümlülüğünün süresini korunan menfaatle orantılı tutmak, “her türlü bilgi” gibi sınırsız tanımlardan kaçınmak ve kamuya açık bilgileri açıkça istisna etmek, sözleşmeyi hem geçerli hem de uygulanabilir kılar.
Gizlilik Sözleşmesi İmzalanmasa da Sır Saklama Borcu Var mı?
İşçi bakımından cevap açıktır: sır saklama borcu kanundan doğar.
6098 sayılı TBK m.396 — Özen ve sadakat borcu
İşçi, iş gördüğü sırada öğrendiği, özellikle üretim ve iş sırları gibi bilgileri, hizmet ilişkisinin devamı süresince kendi yararına kullanamaz veya başkalarına açıklayamaz. İşverenin haklı menfaatinin korunması için gerekli olduğu ölçüde işçi, hizmet ilişkisinin sona ermesinden sonra da sır saklamakla yükümlüdür.
Dikkat edilmesi gereken iki ayrım vardır. İlki, borcun iş ilişkisi bittikten sonra da sürmesi; ikincisi, bu sürmenin mutlak değil, “işverenin haklı menfaatinin korunması için gerekli olduğu ölçüde” olması. Yani kanun, süresiz ve sınırsız bir sır saklama borcu kurmaz; ölçülülük şartına bağlar.
İşçi-işveren ilişkisi dışında da koruma vardır. Üretim ve iş sırlarının hukuka aykırı ifşası, aralarında sözleşme bulunmayan kişiler arasında dahi haksız rekabet oluşturur:
6102 sayılı TTK m.55/1-d — Dürüstlük kuralına aykırı davranışlar
Üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek; özellikle, gizlice ve izinsiz olarak ele geçirdiği veya başkaca hukuka aykırı bir şekilde öğrendiği bilgileri ve üretenin iş sırlarını değerlendiren veya başkalarına bildiren dürüstlüğe aykırı davranmış olur.
Aynı maddede, çalışanı sır ifşasına yönelten kişi de ayrıca sorumlu tutulur:
İşçileri, vekilleri veya diğer yardımcı kişileri, işverenlerinin veya müvekkillerinin üretim ve iş sırlarını ifşa etmeye veya ele geçirmeye yöneltmek,
Bu hüküm pratikte önemlidir: bilgiyi sızdıran çalışanın yanında, onu buna yönlendiren rakip şirket de haksız rekabet sorumlusu olabilir.
O hâlde NDA neden imzalanır? Çünkü kanuni koruma “üretim ve iş sırrı” ile sınırlıdır ve her bilgi bu tanıma girmez. NDA, korunacak bilginin kapsamını sözleşmeyle genişletir ve en önemlisi cezai şart bağlayarak ispat rejimini alacaklı lehine değiştirir.
Cezai Şart: NDA’nin Asıl Gücü
Gizlilik ihlalinde zararı sayısal olarak ispat etmek çoğu zaman imkânsıza yakındır. Sızan bir müşteri listesinin yol açtığı kayıp kolay hesaplanmaz. Cezai şart tam bu boşluğu kapatır:
6098 sayılı TBK m.180 — Ceza ile zarar arasındaki ilişki
Alacaklı hiçbir zarara uğramamış olsa bile, kararlaştırılan cezanın ifası gerekir.
Buna karşılık bir denge kuralı vardır: alacaklının gerçek zararı cezayı aşıyorsa, aşan kısmı ancak borçlunun kusurunu ispat ederek isteyebilir.
Cezanın miktarı serbestçe belirlenir; ancak fahiş cezaya karşı borçluyu koruyan emredici bir kural işler:
6098 sayılı TBK m.182 — Cezanın miktarı, geçersizliği ve indirilmesi
Hâkim, aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir.
Bu korumanın kritik bir istisnası vardır. Borçlu tacirse indirim talep edemez:
6102 sayılı TTK m.22 — Ücret ve sözleşme cezasının indirilmesi
Tacir sıfatını haiz borçlu, Türk Borçlar Kanununun 121 inci maddesinin ikinci fıkrasıyla 182 nci maddesinin üçüncü fıkrasında ve 525 inci maddesinde yazılı hâllerde, aşırı ücret veya ceza kararlaştırılmış olduğu iddiasıyla ücret veya sözleşme cezasının indirilmesini mahkemeden isteyemez.
Yani şirketler arasındaki bir NDA’de yer alan yüksek cezai şart, tacir açısından indirilemez niteliktedir. Cezai şartın türleri ve indirim rejiminin ayrıntısı için cezai şart hakkındaki ayrıntılı yazımıza bakabilirsiniz.
İhlali Kim İspat Eder? — Davaların Kırılma Noktası
Sözleşmede cezai şart bulunması, ihlalin ispatlandığı anlamına gelmez. Yargıtay’ın 2026 tarihli bir kararına konu olayda bir Ar-Ge çalışanıyla gizlilik sözleşmesi imzalanmış, çalışanın ayrıldıktan sonra teknik sırları kullandığı ileri sürülmüştü. Davalı, bilginin zaten açık kaynaklardan elde edilebilir olduğunu savunmuştu. Yerel mahkeme, aldırdığı uzman raporuna dayanarak davacı şirketin söz konusu ürünün kendi ticari veya teknik sırları kullanılarak üretildiğini ispat edemediği sonucuna varmış, gizlilik sözleşmesinin ihlal edilmediğine ve dolayısıyla cezai şartın da doğmadığına karar vermiş; bu değerlendirme istinafta da yerinde bulunmuştu (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/9307, K. 2026/397, T. 19.01.2026).
Buradan iki pratik sonuç çıkar. Birincisi, kamuya açık kaynaklardan ulaşılabilen bilgi ticari sır sayılmaz; NDA’ye “her türlü bilgi gizlidir” yazmak bu gerçeği değiştirmez. İkincisi, ihlal iddiası çoğu zaman bilirkişi/uzman incelemesiyle çözülür. Bu nedenle gizli bilginin ne olduğunun sözleşmede ve kayıtlarda somut biçimde belgelenmesi, davadan çok önce yapılması gereken bir hazırlıktır.
Not: Anılan karar esasa değil, aşağıda açıklanan görev sebebiyle bozulmuştur; ispata ilişkin yukarıdaki değerlendirme yerel mahkeme ve istinaf aşamasının gerekçesidir.
İhlal Hâlinde Hangi Davalar Açılır?
Gizlilik ihlali çoğu zaman aynı anda birden fazla hukuki temele dayanır:
1. Sözleşmeye dayalı talep. Cezai şartın tahsili ve varsa cezayı aşan zararın tazmini (TBK m.179-180).
2. Haksız rekabet davaları. Sır ifşası TTK m.55 kapsamındaysa, zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek kişi şunları isteyebilir:
6102 sayılı TTK m.56 — Çeşitli davalar
a) Fiilin haksız olup olmadığının tespitini,
b) Haksız rekabetin men’ini,
c) Haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını,
d) Kusur varsa zarar ve zıyanın tazminini,
3. Genel haksız fiil sorumluluğu. Koşulları varsa TBK m.49 uygulanır: kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.
4. Ceza şikâyeti. Sır, sıfat veya görev gereği öğrenilmişse ifşa suç oluşturabilir:
5237 sayılı TCK m.239 — Ticarî sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgelerin açıklanması
Sıfat veya görevi, meslek veya sanatı gereği vakıf olduğu ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgeleri yetkisiz kişilere veren veya ifşa eden kişi, şikayet üzerine, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
Bu suç şikâyete bağlıdır; ayrıca aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca fennî keşif ve buluşlar ile sınai uygulamaya ilişkin bilgiler de kapsamdadır.
Görevli Mahkeme — 2025’te Değişen Nokta
Görev, gizlilik uyuşmazlıklarında sık atlanan ve dosyanın yıllar kaybetmesine yol açan bir konudur.
Her iki taraf da tacir ise ve uyuşmazlık ticari işletmeleriyle ilgiliyse dava ticari dava sayılır (TTK m.4) ve asliye ticaret mahkemesi görevlidir:
6102 sayılı TTK m.5 — Ticari davaların görüleceği mahkemeler
Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.
Rekabet yasağı bakımından ise tartışma 2025’te bağlayıcı biçimde sonuçlanmıştır. Yargıtay’ın 13.06.2025 tarihli içtihadı birleştirme kararı, 6098 sayılı TBK’nın 444 ilâ 447. maddeleri uyarınca rekabet yasağına aykırılık sebebiyle açılacak davalarda asliye ticaret mahkemelerinin görevli olduğunu hükme bağlamıştır. Gizlilik ve rekabet yasağı hükümleri çoğu zaman aynı iş sözleşmesinde birlikte yer aldığından bu nokta gizlilik davalarını da doğrudan ilgilendirir. Yargıtay, kararı uyguladığı bir dosyada şöyle demiştir:
Şu hâlde davacı Şirketin somut davadaki talepleri bakımından, bağlayıcı nitelikteki içtihadı birleştirme kararı gereği, asliye ticaret mahkemeleri görevli olduğundan kararın görev yönünden bozulması gerekmiştir.
(Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/9307, K. 2026/397, T. 19.01.2026 — BOZULMASINA)
Bu kararın bağlayıcılığı kanundan gelir:
2797 sayılı Yargıtay Kanunu’nun 45/3 hükmüne göre içtihadı birleştirme kararları, benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurullarını, dairelerini ve adliye mahkemelerini bağlar.
(Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/9307, K. 2026/397, T. 19.01.2026 — BOZULMASINA)
Pratik sonuç: iş sözleşmesindeki rekabet yasağı kaydına dayanan cezai şart davasını iş mahkemesinde açmak, görevden ret ve dosyanın gönderilmesiyle sonuçlanır. Nitekim yukarıdaki 2026 tarihli kararda Yargıtay, esasa hiç girmeden kararı görev yönünden bozmuştur.
Gizlilik Sözleşmesi ile Rekabet Yasağı Farkı
İki kavram uygulamada sürekli karıştırılır; oysa şartları ve sonuçları farklıdır.
| Ölçüt | Gizlilik sözleşmesi (NDA) | Rekabet yasağı |
|---|---|---|
| Neyi yasaklar | Belirli bilgilerin açıklanması/kullanılması | Rakip işte çalışma, rakip işletme kurma |
| Kanuni dayanak | TBK m.26 (isimsiz sözleşme), TBK m.396, TTK m.55 | TBK m.444-447 (özel düzenleme) |
| Şekil şartı | Kanunda öngörülmemiş (ispat için yazılı önerilir) | Yazılı şekil zorunlu |
| Ek geçerlilik şartı | Genel hükümler | İşverenin korunmaya değer menfaati + işçinin ekonomik geleceğinin tehlikeye düşürülmemesi |
| Süre sınırı | Kanunda özel sınır yok | Kural olarak iki yılı aşamaz |
| Hâkimin müdahalesi | Cezai şartı indirebilir (tacir hariç) | Yasağın kapsamını/süresini sınırlayabilir |
Kısacası rekabet yasağı, gizlilik yükümlülüğüne göre çok daha sıkı şartlara tabidir ve geçersizliği daha kolay ileri sürülür. Bu nedenle uygulamada işverenler iki kaydı birlikte kullanır: rekabet yasağı geçersiz sayılsa bile gizlilik yükümlülüğü ayakta kalabilir.
Gizlilik Sözleşmesinde Bulunması Gereken Maddeler
Aşağıdaki başlıklar, bir NDA’de ihtilaf çıktığında fiilen tartışılan noktalardır:
- Gizli bilginin tanımı. Somut ve kategorize edilmiş olmalı (müşteri listeleri, fiyat politikası, kaynak kodu, formül…). “Her türlü bilgi” ifadesi ispatı zorlaştırır.
- Gizlilik dışı hâller. Kamuya açık olan, karşı tarafça bağımsız olarak geliştirilen veya kanunen açıklanması zorunlu bilgiler istisna tutulmalıdır.
- Kullanım amacının sınırlanması. Bilginin yalnız belirtilen amaçla kullanılabileceği yazılmalıdır; NDA yalnızca “açıklamama” değil “amaç dışı kullanmama” borcu da doğurur.
- Bilgiye erişecek kişiler. Çalışanlara/danışmanlara aktarım koşulları ve onların da bağlanacağı belirtilmelidir.
- Süre. Sözleşme süresi ile gizlilik süresi ayrı düzenlenmelidir; gizlilik çoğu zaman ilişki bittikten sonra da devam eder.
- İade ve imha. İlişki sona erdiğinde belgelerin iadesi/imhası ve dijital kopyaların silinmesi.
- Cezai şart. Miktar, ihlal başına mı toplam mı olduğu ve aşan zararın saklı tutulup tutulmadığı açıkça yazılmalıdır.
- Yetkili mahkeme ve uygulanacak hukuk. Görev kuralları emredicidir; ancak yetki anlaşması yapılabilir.
Sık Yapılan Hatalar
- Gizli bilgiyi belgelememek. Sözleşme imzalanır ama hangi bilginin ne zaman paylaşıldığı kayıt altına alınmaz; dava açıldığında ihlalin konusu ispatlanamaz.
- Kamuya açık bilgiyi sır sanmak. İnternetten ulaşılabilen veriler için gizlilik korumasına dayanılamaz.
- Cezai şartı ihlal başına mı, toplam mı olduğunu yazmamak. Bu belirsizlik, talebin büyük ölçüde düşmesine yol açabilir.
- Tacir olduğunu unutmak. Şirket olarak imzaladığınız NDA’deki yüksek cezada indirim isteyemezsiniz (TTK m.22).
- Rekabet yasağı ile karıştırmak. Rakip firmada çalışmayı engellemek istiyorsanız gizlilik maddesi yetmez; ayrı ve şartlarına uygun bir rekabet yasağı kaydı gerekir.
- Görevli mahkemeyi yanlış seçmek. Rekabet yasağına dayalı cezai şart davası iş mahkemesinde açılırsa görevden reddedilir.
Özet
- Gizlilik sözleşmesi Türk hukukunda isimsiz bir sözleşmedir; geçerliliği sözleşme özgürlüğüne dayanır (TBK m.26), sınırı TBK m.27’dir.
- NDA olmasa bile işçinin sır saklama borcu kanundan doğar (TBK m.396) ve sır ifşası haksız rekabet oluşturabilir (TTK m.55); çalışan tarafındaki rejim için bkz. personel gizlilik sözleşmesi.
- NDA’nin asıl gücü cezai şarttır: zarar ispatı gerekmez (TBK m.180); ancak tacir indirim isteyemez (TTK m.22).
- İhlali ispat yükü iddia edendedir; kamuya açık bilgi ticari sır sayılmaz.
- İhlalde sözleşmesel talep, haksız rekabet davaları (TTK m.56) ve şikâyete bağlı TCK m.239 yolu birlikte gündeme gelebilir.
- Rekabet yasağına aykırılık davalarında asliye ticaret mahkemesi görevlidir; 13.06.2025 tarihli içtihadı birleştirme kararı bu konuda bağlayıcıdır (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2023/19276, K. 2025/5538, T. 30.06.2025).
Sıkça Sorulan Sorular
Gizlilik sözleşmesi (NDA) nedir?
Tarafların birbirine açıkladığı bilgilerin gizli tutulmasını ve belirlenen amaç dışında kullanılmamasını taahhüt ettiği sözleşmedir. Türk hukukunda ayrı bir kanunda düzenlenmemiştir; sözleşme özgürlüğü kapsamında geçerli olan isimsiz bir sözleşmedir (TBK m.26).
NDA ne demek?
NDA, İngilizce "Non-Disclosure Agreement" ifadesinin kısaltmasıdır; Türkçe karşılığı gizlilik sözleşmesi veya ifşa etmeme sözleşmesidir. Uygulamada "gizlilik taahhütnamesi" ve "gizlilik anlaşması" da aynı anlamda kullanılır.
Gizlilik sözleşmesi imzalamadım, yine de sır saklamak zorunda mıyım?
Büyük ölçüde evet. İşçinin sır saklama borcu, ayrı bir gizlilik sözleşmesi olmasa da kanundan doğar (TBK m.396). Ayrıca üretim ve iş sırlarının hukuka aykırı biçimde ifşası, sözleşme olmasa dahi haksız rekabet oluşturur (TTK m.55).
Gizlilik sözleşmesi süresiz olabilir mi?
Sözleşmede süresiz gizlilik kararlaştırılabilir; ancak sınırsız ve ucu açık yükümlülükler, kişilik haklarına aykırılık değerlendirmesine tabidir ve kesin hükümsüzlük yaptırımıyla karşılaşabilir (TBK m.27). Sürenin korunan menfaatle orantılı olması güvenlidir.
Gizlilik sözleşmesine cezai şart konulabilir mi?
Evet ve uygulamada neredeyse istisnasız konulur. Cezai şartın en güçlü yönü, alacaklıyı zarar ispatından kurtarmasıdır: alacaklı hiçbir zarara uğramamış olsa bile kararlaştırılan ceza ödenir (TBK m.180).
Cezai şart fahişse indirilir mi?
Hâkim, aşırı gördüğü ceza koşulunu talep olmasa bile kendiliğinden indirir (TBK m.182). Ancak borçlu tacirse bu koruma yoktur: tacir, cezanın aşırı olduğunu ileri sürerek indirim isteyemez (TTK m.22).
Gizlilik sözleşmesi ihlal edilirse ne yapılabilir?
Sözleşmedeki cezai şart talep edilebilir; ayrıca haksız rekabet hükümlerine dayanarak tespit, men, maddi durumun ortadan kaldırılması ve kusur varsa tazminat istenebilir (TTK m.56). Koşulları varsa TCK m.239 kapsamında şikâyet yolu da açıktır.
İhlali kim ispat eder?
İspat yükü, ihlal iddiasında bulunan taraftadır. Yargıtay uygulamasında, bilgilerin gerçekten ticari sır niteliği taşıdığı ve karşı tarafça kullanıldığı ispat edilemezse ihlal kabul edilmez ve buna bağlı cezai şart da doğmaz.
Ticari sır ile herkesçe bilinen bilgi arasındaki fark nedir?
Kamuya açık kaynaklardan kolaylıkla ulaşılabilen bilgi ticari sır sayılmaz. Uyuşmazlıklarda mahkemeler, bilginin gizli olup olmadığını bilirkişi incelemesiyle değerlendirir; internette serbestçe bulunabilen veriler için gizlilik korumasına dayanılamaz.
Gizlilik sözleşmesi ile rekabet yasağı aynı şey mi?
Hayır. Gizlilik sözleşmesi belirli bilgilerin açıklanmasını yasaklar; rekabet yasağı ise kişinin rakip bir işte çalışmasını veya rakip işletme kurmasını sınırlar. Rekabet yasağı TBK m.444-447'de düzenlenmiştir ve çok daha sıkı geçerlilik şartlarına tabidir.
Gizlilik sözleşmesinden doğan davada hangi mahkeme görevlidir?
Her iki taraf da tacirse ve uyuşmazlık ticari işletmeleriyle ilgiliyse asliye ticaret mahkemesi görevlidir (TTK m.4, m.5). Rekabet yasağına aykırılıktan doğan davalarda ise 2025 tarihli bağlayıcı içtihadı birleştirme kararı uyarınca asliye ticaret mahkemesi görevlidir.
Gizlilik sözleşmesinde hangi maddeler bulunmalıdır?
Gizli bilginin tanımı, istisnaları, kullanım amacı, ifşa edilebilecek kişiler, süre, iade/imha yükümlülüğü ve cezai şart temel maddelerdir. Tanımın kapsamı fazla geniş tutulduğunda ispat güçleşir; fazla dar tutulduğunda koruma boşluğu doğar.
İlgili çalışma alanı: Sözleşmeler Hukuku
← Tüm makaleler