İş Hukuku

Personel Gizlilik Sözleşmesi ve İşçinin Sır Saklama Borcu

Çalışan gizlilik sözleşmesi ne işe yarar? Kanundan doğan sır saklama borcu, hangi bilgi gerçekten sır sayılır ve altı iş günlük fesih süresi ne zaman başlar?

9 dk okumaYayımlanma:Son güncelleme:Yazan Av. Halit Süha Bahçeci
Yan yana dizilmiş sarı baretler
İçindekiler 12

Kısa Cevap

Personel gizlilik sözleşmesi, çalışanın iş sırasında öğreneceği bilgileri gizli tutmasını sağlayan anlaşmadır. Bu sözleşme olmasa da işçinin sır saklama borcu kanundan doğar ve işverenin haklı menfaati gerektirdiği ölçüde işten ayrıldıktan sonra da sürer. Sözleşmenin asıl katkısı, korunan bilginin kapsamını netleştirmesi ve cezai şart bağlayarak ispat yükünü hafifletmesidir. Sır ifşası ayrıca haklı fesih sebebi oluşturabilir; ancak Yargıtay her bilgiyi sır saymaz: ölçüt, işçinin işyerindeki konumu ve bilginin sıradan mı yoksa özellikli mi olduğudur.

Bu Durumda mısınız?

  • Çalışanlarınıza imzalatmak üzere bir gizlilik taahhütnamesi hazırlıyorsunuz.
  • İşten ayrılan personelinizin müşteri bilgilerini rakibe taşıdığını düşünüyorsunuz.
  • Size imzalatılan gizlilik maddesinin sınırsız olmasından çekiniyorsunuz.
  • Çalışanınızın sır ifşası nedeniyle haklı fesih yapıp yapamayacağınızı soruyorsunuz.
  • Gizlilik sözleşmesi imzalamadınız ve yükümlülüğünüzün olup olmadığını merak ediyorsunuz.

Bu soruların cevabı bilginin niteliğine ve işçinin görevine göre değişir; bir avukata danışın.

İşçinin Sır Saklama Borcu Kanundan Doğar

İşveren gizlilik sözleşmesi imzalatmamış olsa dahi işçi sır saklamakla yükümlüdür:

6098 sayılı TBK m.396 — Özen ve sadakat borcu

İşçi, yüklendiği işi özenle yapmak ve işverenin haklı menfaatinin korunmasında sadakatle davranmak zorundadır.

Sadakat borcunun somut görünümlerinden biri sır saklamadır:

İşçi, iş gördüğü sırada öğrendiği, özellikle üretim ve iş sırları gibi bilgileri, hizmet ilişkisinin devamı süresince kendi yararına kullanamaz veya başkalarına açıklayamaz. İşverenin haklı menfaatinin korunması için gerekli olduğu ölçüde işçi, hizmet ilişkisinin sona ermesinden sonra da sır saklamakla yükümlüdür.

Bu tek fıkrada iki ayrı dönem düzenlenmiştir:

  1. İlişki sürerken: yasak mutlaktır — işçi öğrendiği sırları ne kendi yararına kullanabilir ne de başkasına açıklayabilir.
  2. İlişki bittikten sonra: yükümlülük sürer, ancak “işverenin haklı menfaatinin korunması için gerekli olduğu ölçüde”. Yani kanun, süresiz ve sınırsız bir sır saklama borcu kurmaz; ölçülülük şartına bağlar.

Aynı maddenin üçüncü fıkrası, ilişki sürerken rekabet yasağını da kanundan doğurur:

İşçi, hizmet ilişkisi devam ettiği sürece, sadakat borcuna aykırı olarak bir ücret karşılığında üçüncü kişiye hizmette bulunamaz ve özellikle kendi işvereni ile rekabete girişemez.

Dikkat: bu, iş sözleşmesi sona erdikten sonraki rekabet yasağından farklıdır. İkincisi ayrı ve çok daha sıkı şartlara tabidir; ayrıntısı işçinin rekabet yasağı sözleşmesi yazımızdadır.

Dayandığı Kanun Maddeleri

KonuDayanak
Özen ve sadakat borcu, sır saklamaTBK m.396
İlişki sürerken rekabet yasağıTBK m.396/3
Sır ifşasında haklı fesihİş Kanunu m.25/II-e
Sözleşmenin geçerlilik sınırıTBK m.27
Cezai şart ve indirimTBK m.180, m.182
Haksız rekabetTTK m.55, m.56
Ceza sorumluluğuTCK m.239

O Hâlde Gizlilik Sözleşmesi Neden İmzalatılır?

Kanuni koruma varken sözleşmenin üç somut katkısı vardır:

1. Kapsamı genişletir. TBK m.396 “üretim ve iş sırları” ifadesini kullanır. Oysa işveren, sır niteliği tartışmalı pek çok bilgiyi de korumak isteyebilir (fiyat listeleri, proje planları, iç yazışmalar). Sözleşme, korunacak bilgiyi tanımlayarak bu belirsizliği azaltır.

2. İspatı kolaylaştırır. Hangi bilginin gizli sayıldığı önceden yazıldığında, ihlal iddiasında tartışma daralır.

3. Cezai şart bağlar. Gizlilik ihlalinde zararı sayısal olarak ispat etmek çoğu zaman imkânsıza yakındır. Cezai şart bu boşluğu kapatır:

6098 sayılı TBK m.180 — Ceza ile zarar arasındaki ilişki

Alacaklı hiçbir zarara uğramamış olsa bile, kararlaştırılan cezanın ifası gerekir.

Buna karşılık işçi tacir olmadığından, fahiş ceza hâkim denetimine tabidir:

6098 sayılı TBK m.182 — Cezanın miktarı, geçersizliği ve indirilmesi

Hâkim, aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir.

Bu, işçi lehine emredici bir korumadır: talep edilmese bile hâkim indirimi resen yapar. (Şirketler arasındaki gizlilik sözleşmelerinde durum farklıdır; tacir indirim isteyemez; bkz. gizlilik sözleşmesi (NDA).)

Sınırı Nedir? Süresiz Gizlilik Taahhüdü

Gizlilik yükümlülüğü, rekabet yasağının aksine yazılı şekil ya da iki yıllık süre sınırı gibi özel şartlara tabi değildir. Bu, sınırsız olduğu anlamına gelmez:

6098 sayılı TBK m.27 — Kesin hükümsüzlük

Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür.

Bir gizlilik taahhüdü, işçinin mesleğini icra etmesini fiilen imkânsız kılacak genişlikteyse artık gizlilik değil örtülü bir rekabet yasağı hâline gelir. Bu durumda hem TBK m.27 hem de rekabet yasağının emredici şartları (TBK m.444-445) gündeme gelir. Uygulamada işverenler için güvenli yol, gizlilik yükümlülüğünü korunan menfaatle orantılı biçimde sınırlamaktır.

Önemli bir ayrım daha: işçinin çalışırken edindiği genel mesleki bilgi, beceri ve deneyim kendisine aittir. Gizlilik yükümlülüğü bunu kapsamaz; aksi kabul, işçinin çalışma özgürlüğünü ortadan kaldırır.

Hangi Bilgi Gerçekten “Sır” Sayılır?

Bu, uygulamada davaların kaderini belirleyen sorudur ve Yargıtay iki süzgeç kullanır. Önce korunan bilginin ne olduğunu tanımlar:

Müşteri çevresine ilişkin bilgiler genel olarak, müşterilerin ad ve soyadları, meslekleri adres ve telefon numaraları, yaptıkları alışverişin cins ve miktarları gibi bilgilerden oluşmaktadır.

(Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2015/10558, K. 2017/11600, T. 04.07.2017 — bozulmasına)

Ardından belirleyici ölçütü koyar — ve bu ölçüt, “listede adı geçen her bilgi sırdır” iddiasını doğrudan sınırlar:

Ancak burada, müşterilere ait bilgiye sahip olma imkânı tespit edilirken, işçinin işyerindeki konumuna bakılması ve müşterilere ait her tür sıradan bilgiye değil özelliği olan ve önemli bilgilere ulaşılıp ulaşılmadığının dikkate alınması gerekecektir.

(Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2015/10558, K. 2017/11600, T. 04.07.2017 — bozulmasına)

Buradan iki sonuç öne çıkar. Birincisi, işçinin işyerindeki konumu başlı başına bir ölçüttür: aynı bilgiye erişimi olan bir yöneticiyle, işin akışında o bilgiyi görebilen bir çalışan aynı kefeye konmaz. İkincisi, sıradan bilgi korunmaz; koruma “özelliği olan ve önemli” bilgiye özgüdür.

Daire, sadakat borcuna aykırılığın kurulması için ayrıca bir illiyet bağı arar:

İşçi­nin işverenin müşterilerini tanıması veya iş sırları hakkında bilgi edinmesi ile buna göre müşteri çevresini aynı faaliyet alanında başka bir firmaya yönlendirmesi işverene önemli bir zarar verme olasılığı arasında bir illiyet bağı bulunmalıdır.

(Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2015/10558, K. 2017/11600, T. 04.07.2017 — bozulmasına)

Anılan dosyada Daire, müşterilerin yönlendirildiği iddia edilen şirketin ticari defterleri incelenmediği için hükmü eksik inceleme sebebiyle bozmuştur. Yani ihlal iddiası, “bilgi ondaydı” demekle değil, bilginin nereye aktığının araştırılmasıyla kurulur.

Sır İfşası Haklı Fesih Sebebi midir?

İşveren bakımından en hızlı yaptırım, iş sözleşmesinin derhal feshidir:

4857 sayılı İş Kanunu m.25/II-e

e) İşçinin, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması.

Bu bent, “Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri” başlığı altında yer alır ve işverene bildirim süresi beklemeksizin fesih hakkı verir. Bentteki sayım kapalı bir liste değildir:

Görüldüğü üzere kanundaki haller sınırlı sayıda olmayıp, genel olarak işçinin sadakat borcuna aykırılık oluşturan söz ve davranışları işverene fesih imkanı tanımaktadır.

(Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2011/15819, K. 2012/8781, T. 04.05.2012 — bozularak ortadan kaldırılmasına)

Kapsamın bir de karşı sınırı vardır; aynı karar onu da çizer:

İşçinin eleştiri sınırları içinde kalan söz ve davranışları ise, işverene haklı fesih imkanı vermez.

(Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2011/15819, K. 2012/8781, T. 04.05.2012 — bozularak ortadan kaldırılmasına)

Feshin haklı sayılması hâlinde işçinin ihbar tazminatı hakkı doğmaz; kıdem tazminatı bakımından da bu bent ödeme yükümlülüğünü ortadan kaldıran hâller arasındadır.

Uygulamada belirleyici olan, ifşanın ispatı ve feshin süresinde yapılmasıdır. Sürenin kendisi kanunda yazılıdır:

4857 sayılı İş Kanunu m.26 — Derhal fesih hakkını kullanma süresi

24 ve 25 inci maddelerde gösterilen ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan hallere dayanarak işçi veya işveren için tanınmış olan sözleşmeyi fesih yetkisi, iki taraftan birinin bu çeşit davranışlarda bulunduğunu diğer tarafın öğrendiği günden başlayarak altı iş günü geçtikten ve her halde fiilin gerçekleşmesinden itibaren bir yıl sonra kullanılamaz. Ancak işçinin olayda maddi çıkar sağlaması halinde bir yıllık süre uygulanmaz.

Kritik soru, altı iş günlük sürenin kimin öğrenmesiyle başladığıdır. Yargıtay bunu işverenin herhangi bir çalışanına değil, karar verme yetkisine bağlar:

Diğer taraftan Dairemizin kararlılık kazanan uygulaması gereği işverenin haklı nedenlerle fesih hakkının bulunduğu durumlarda, fesih hakkının 4857 sayılı İş Kanunu’nun 26. maddesi uyarınca hak düşürücü süre içinde kullanılması gerekir. Bu hak düşürücü süre, feshe yetkili makamın önüne geldiği tarihte başlar. Kısaca hak düşürücü süre, işverenin feshe yetkili makamın öğrendiği tarihten itibaren başlatılmalıdır.

(Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2015/10558, K. 2017/11600, T. 04.07.2017 — bozulmasına)

Pratik karşılığı iki yönlüdür. İşveren bakımından: bir amirin ya da İK çalışanının olayı duyduğu tarih tek başına saati başlatmaz; süre, feshe yetkili makamın önüne geldiği anda işler. Bu da soruşturmanın makul sürede tamamlanmasına imkân tanır. İşçi bakımından: işveren “geç öğrendik” savunmasını, feshe yetkili makamın öğrenme tarihini belgeleyerek yapmak zorundadır.

Süre kaçırılırsa haklı fesih imkânı ortadan kalkar; her hâlde fiilin gerçekleşmesinden itibaren bir yıllık üst sınır da vardır (işçinin olayda maddi çıkar sağladığı hâller hariç).

İhlal Hâlinde İşveren Ne İsteyebilir?

Yaptırımlar birbirini tamamlar:

  • Sözleşmesel talep: cezai şartın tahsili ve cezayı aşan zararın tazmini (TBK m.179-180).
  • Haksız rekabet davaları: üretim ve iş sırrının hukuka aykırı ifşası TTK m.55/1-d kapsamındaysa tespit, men, maddi durumun ortadan kaldırılması ve kusur varsa tazminat istenebilir (TTK m.56). Çalışanı ifşaya yönlendiren rakip şirket de sorumlu olabilir (TTK m.55/1-b-3).
  • İş sözleşmesinin haklı feshi: İş Kanunu m.25/II-e.
  • Ceza şikâyeti: sıfat veya görevi gereği öğrenilen ticari sırrın ifşası şikâyete bağlı suçtur (TCK m.239).

Ticari sırrın tanımı, müşteri listesinin sır sayılıp sayılmadığı ve ceza boyutunun ayrıntısı için ticari sır yazımıza bakabilirsiniz.

Görevli Mahkeme

Gizlilik ve sır saklama yükümlülüğü iş sözleşmesinden doğduğundan, buna dayanan talepler iş mahkemesinde görülür.

7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.5 — Görev

İş mahkemeleri; a) 5953 sayılı Kanuna tabi gazeteciler, 854 sayılı Kanuna tabi gemiadamları, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa veya 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına, b) İdari para cezalarına itirazlar ile 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamındaki uyuşmazlıklar hariç olmak üzere Sosyal Güvenlik Kurumu veya Türkiye İş Kurumunun taraf olduğu iş ve sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklara, c) Diğer kanunlarda iş mahkemelerinin görevli olduğu belirtilen uyuşmazlıklara, ilişkin dava ve işlere bakar.

Rekabet yasağı bunun dışındadır ve karıştırılırsa dava görevden reddedilir. TBK m.444 ilâ 447 uyarınca rekabet yasağına aykırılıktan doğan davalarda asliye ticaret mahkemesi görevlidir; bu, 13.06.2025 tarihli bağlayıcı içtihadı birleştirme kararıyla belirlenmiştir ve Yargıtay 9. Hukuk Dairesi kararı uygulayarak iş mahkemesi kararını görev yönünden bozmuştur (E. 2025/5997, K. 2025/7454, T. 06.10.2025). Ayrıntısı ve kararın uygulanışı için işçinin rekabet yasağı sözleşmesi yazımıza bakınız.

Bu ayrım aynı zamanda bir tarih meselesidir: 13.06.2025 öncesine ait kaynaklar rekabet yasağı davaları için hâlâ iş mahkemesini gösteriyor olabilir. Gizlilik/sır saklama kolu bakımından ise görev değişmemiştir — iş mahkemesidir.

Sık Yapılan Hatalar

  • Gizlilik sözleşmesine güvenip kayıt tutmamak. Hangi bilginin gizli olduğu belgelenmezse ihlal ispat edilemez.
  • Sınırsız taahhüt almak. Ucu açık gizlilik, örtülü rekabet yasağına dönüşerek geçersizlik riski doğurur.
  • Genel mesleki deneyimi sır saymak. İşçinin kişisel birikimi korunmaz.
  • Haklı fesih süresini kaçırmak. İfşayı öğrendikten sonra geciken fesih haklı sayılmaz.
  • Gizliliği rekabet yasağı yerine kullanmak. Rakipte çalışmayı engellemek istiyorsanız ayrı, yazılı ve şartlarına uygun bir rekabet yasağı kaydı gerekir.
  • Cezai şartın indirilebileceğini hesaba katmamak. İşçi tacir olmadığından hâkim aşırı cezayı resen indirir.
  • Her bilgiyi sır saymak. Koruma “özelliği olan ve önemli” bilgiye özgüdür; sıradan bilgi korunmaz ve işçinin konumu ayrıca değerlendirilir (9. HD, E. 2015/10558).
  • İhlali ispatsız varsaymak. Bilginin nereye aktığı araştırılmadan sadakat borcuna aykırılık kurulamaz; illiyet bağı aranır.
  • Altı iş günlük süreyi yanlış günden başlatmak. Süre, feshe yetkili makamın öğrendiği tarihte işler (İş K. m.26).
  • Gizlilik davasını asliye ticarette, rekabet yasağı davasını iş mahkemesinde açmak. İki kol farklı mahkemeye aittir.

Özet

  • İşçinin sır saklama borcu sözleşme olmadan da kanundan doğar (TBK m.396).
  • Borç, işverenin haklı menfaati gerektirdiği ölçüde iş ilişkisi bittikten sonra da sürer. Sınırsız değildir.
  • İlişki sürerken işçi rakiple çalışamaz; bu, sözleşme sonrası rekabet yasağından farklıdır (TBK m.396/3).
  • Gizlilik sözleşmesinin katkısı: kapsamı netleştirmek, ispatı kolaylaştırmak ve cezai şart bağlamak.
  • İşçi tacir olmadığından hâkim aşırı cezayı resen indirir (TBK m.182).
  • Sır ifşası haklı fesih sebebi oluşturabilir (İş Kanunu m.25/II-e).
  • İşçinin genel mesleki bilgi ve deneyimi gizlilik yükümlülüğünün kapsamı dışındadır.
  • Korunan bilgi “her tür sıradan bilgi” değil, özelliği olan ve önemli bilgidir; işçinin işyerindeki konumu ayrıca ölçüttür (9. HD, E. 2015/10558, K. 2017/11600).
  • Sadakat borcuna aykırılık için bilgi ile zarar olasılığı arasında illiyet bağı aranır.
  • m.25/II’deki hâller sınırlı sayıda değildir; buna karşılık eleştiri sınırları içindeki söz ve davranışlar haklı fesih vermez (22. HD, E. 2011/15819, K. 2012/8781).
  • Haklı fesih süresi altı iş günüdür ve feshe yetkili makamın öğrendiği tarihte başlar (İş K. m.26).
  • Görevli mahkeme iş mahkemesidir; rekabet yasağı davaları ise asliye ticaret mahkemesine aittir (13.06.2025 tarihli bağlayıcı İBK; uygulaması: 9. HD, E. 2025/5997, K. 2025/7454).

Sıkça Sorulan Sorular

Personel gizlilik sözleşmesi nedir?

İşverenin, çalışanına iş sırasında öğreneceği bilgileri gizli tutma yükümlülüğü getiren sözleşmedir. Genellikle iş sözleşmesinin bir maddesi ya da eki olarak düzenlenir ve çoğu zaman cezai şart içerir.

Gizlilik sözleşmesi imzalamayan işçi sır saklamak zorunda mı?

Evet. Sır saklama borcu kanundan doğar; ayrı bir sözleşme gerekmez. İşçi, iş gördüğü sırada öğrendiği üretim ve iş sırlarını hizmet ilişkisi sürerken kendi yararına kullanamaz veya başkalarına açıklayamaz (TBK m.396).

Sır saklama borcu işten ayrıldıktan sonra da sürer mi?

Sürer, ancak sınırsız değildir. İşverenin haklı menfaatinin korunması için gerekli olduğu ölçüde işçi, hizmet ilişkisinin sona ermesinden sonra da sır saklamakla yükümlüdür (TBK m.396/4). Ölçülülük şartı burada belirleyicidir.

İşçi çalışırken rakip bir işte çalışabilir mi?

Kural olarak hayır. İşçi, hizmet ilişkisi devam ettiği sürece sadakat borcuna aykırı olarak bir ücret karşılığında üçüncü kişiye hizmette bulunamaz ve özellikle kendi işvereni ile rekabete girişemez (TBK m.396/3).

Sır ifşası haklı fesih sebebi midir?

Olabilir. İşçinin işverenin güvenini kötüye kullanması veya işverenin meslek sırlarını ortaya atması gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlar, işverene derhal fesih hakkı verir (İş Kanunu m.25/II-e). Bu durumda kıdem ve ihbar tazminatı gündeme gelmeyebilir.

İşçinin genel mesleki bilgisi ticari sır mıdır?

Hayır. İşçinin çalışırken edindiği genel mesleki bilgi, beceri ve deneyim kendisine aittir; sonraki işinde kullanabilir. Gizlilik koruması, işletmeye ait somut ve gizli bilgiyi kapsar, işçinin kişisel birikimini değil.

Personel gizlilik sözleşmesine cezai şart konulabilir mi?

Konulabilir ve uygulamada sıkça konulur. Cezai şart alacaklıyı zarar ispatından kurtarır (TBK m.180). Ancak işçi tacir olmadığından, hâkim aşırı gördüğü cezayı kendiliğinden indirebilir (TBK m.182).

Gizlilik yükümlülüğü ile rekabet yasağı aynı şey mi?

Hayır. Gizlilik, belirli bilgilerin açıklanmasını yasaklar ve büyük ölçüde kanundan doğar. Rekabet yasağı ise rakip işte çalışmayı sınırlar, yazılı şekil şartına tabidir ve kural olarak iki yılı aşamaz (TBK m.444-445).

İşveren her çalışana gizlilik sözleşmesi imzalatabilir mi?

İmzalatabilir; gizlilik yükümlülüğü rekabet yasağı gibi sıkı geçerlilik şartlarına tabi değildir. Ancak sınırsız ve ucu açık bir gizlilik taahhüdü, kişilik haklarına aykırılık değerlendirmesine tabi olabilir (TBK m.27).

İşçi sır ifşa ederse işveren ne isteyebilir?

Sözleşmede cezai şart varsa tahsilini; ayrıca koşulları varsa haksız rekabet hükümlerine dayanarak tespit, men ve tazminat isteyebilir (TTK m.56). İfşa suç oluşturuyorsa şikâyet yolu da açıktır (TCK m.239).

Sır ifşası davasında hangi mahkeme görevlidir?

İş sözleşmesinden doğan ve iş ilişkisine dayanan talepler kural olarak iş mahkemelerinde görülür (7036 sayılı Kanun m.5). Buna karşılık rekabet yasağına aykırılıktan doğan davalarda, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 13.06.2025 tarihli bağlayıcı kararı uyarınca asliye ticaret mahkemesi görevlidir; Yargıtay 9. Hukuk Dairesi bu kararı uygulamaktadır (E. 2025/5997, K. 2025/7454).

İşverenin elindeki her bilgi ticari sır sayılır mı?

Hayır. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'ne göre müşterilere ait bilgiye sahip olma imkânı belirlenirken işçinin işyerindeki konumuna bakılır ve müşterilere ait her tür sıradan bilgiye değil, özelliği olan ve önemli bilgilere ulaşılıp ulaşılmadığı dikkate alınır (E. 2015/10558, K. 2017/11600).

İşveren sır ifşasını nasıl ispatlar?

Bilginin işçide bulunduğunu göstermek yetmez. Yargıtay, işçinin bilgi edinmesi ile işverene önemli zarar verme olasılığı arasında illiyet bağı arar ve müşterilerin yönlendirildiği iddia edilen firmanın ticari defter ve kayıtlarının incelenmesini gerekli görür (9. HD, E. 2015/10558, K. 2017/11600).

Sır ifşasında fesih süresi ne zaman başlar?

Fesih yetkisi, öğrenildiği günden başlayarak altı iş günü ve her hâlde fiilin gerçekleşmesinden itibaren bir yıl sonra kullanılamaz (İş K. m.26). Yargıtay'a göre bu hak düşürücü süre, feshe yetkili makamın olayı öğrendiği tarihte başlar; bir amirin ya da başka bir çalışanın duyması tek başına süreyi işletmez (9. HD, E. 2015/10558, K. 2017/11600).

İşçinin işvereni eleştirmesi sır ifşası sayılır mı?

Hayır. Yargıtay, işçinin eleştiri sınırları içinde kalan söz ve davranışlarının işverene haklı fesih imkânı vermediğini belirtir (22. HD, E. 2011/15819, K. 2012/8781). Buna karşılık m.25/II'de sayılan hâller sınırlı sayıda değildir; sadakat borcuna aykırılık oluşturan davranışlar da fesih imkânı tanır.

İşten ayrılan çalışan müşteri listesini kullanabilir mi?

Emek ve masrafla oluşturulmuş, kamuya açık olmayan müşteri bilgilerinin kullanılması hem sır saklama borcuna aykırılık hem de haksız rekabet oluşturabilir. Buna karşılık sektörde herkesçe bilinen bilgiler için koruma iddia edilemez.

Yazar

Av. Halit Süha Bahçeci

Kurucu Avukat

TBB Sicil No: 196866

LinkedIn

Kıdem ve ihbar tazminatı, fazla mesai alacakları ve işe iade uyuşmazlıklarında arabuluculuk ve dava süreçlerini yürütür.

Yayın Politikası

İlgili çalışma alanı: İş Hukuku

← Tüm makaleler
AraWhatsApp