
İçindekiler 11
- Kısa Cevap
- Bu Durumda mısınız?
- Kefalet (Kefillik) Nedir?
- Geçerlilik Şartı: Yazılı Şekil ve El Yazısı
- Eşin Yazılı Rızası Şart mı?
- Adi Kefalet mi, Müteselsil Kefalet mi?
- Müteselsil Kefilseniz de İki Sınır Sizi Korur
- ”El Yazısı Bana Ait Değil” Savunması
- Kefillikten Kurtulma ve On Yıllık Süre
- Sık Yapılan Hatalar
- Özet
Kısa Cevap
Kefalet (kefillik), kefil olan kişinin, alacaklıya karşı, asıl borçlunun borcunu ödememesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlenmesidir. Yani borçlu ödemezse, şartları varsa alacaklı kefile başvurabilir. Ancak kanun, kefili korumak için sıkı geçerlilik şartları koyar: kefalet yazılı olmalı; kefil, sorumlu olduğu azami miktarı, tarihi ve müteselsil kefil olduğunu kendi el yazısıyla yazmalı; evli ise eşinin yazılı rızası bulunmalıdır. Bu şartlardan biri eksikse kefalet geçersizdir. Ayrıca bir gerçek kişinin verdiği kefalet, kural olarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden sona erer.
Bu Durumda mısınız?
- Bir yakınınızın kredisine/borcuna kefil oldunuz ve sorumluluğunuzun sınırlarını öğrenmek istiyorsunuz.
- Kefil olduğunuz borç ödenmedi ve alacaklı size (kefile) başvurdu.
- Eşinizin rızası olmadan imzalanan bir kefaletten kurtulmak istiyorsunuz.
- Yıllar önce kefil oldunuz ve hâlâ sorumlu olup olmadığınızı (on yıllık süre) merak ediyorsunuz.
- Sözleşmede azami miktar/el yazısı eksik ve kefaletin geçerli olup olmadığını soruyorsunuz.
Bu soruların cevabı sözleşmenin içeriğine ve türüne göre değişir; bir avukata danışın.
Kefalet (Kefillik) Nedir?
Kefalet, asıl borç ilişkisinin yanında kurulan, ona bağlı (fer’i) bir güvence sözleşmesidir. Kanun bunu şöyle tanımlar:
6098 sayılı TBK m.581 — Tanımı
Kefalet sözleşmesi, kefilin alacaklıya karşı, borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşmedir.
Kefil, borcu bizzat üstlenen kişi değildir; asıl borçlu ödemezse onun yerine sorumlu olur. Bu nedenle kefaletin geçerliliği ve kapsamı, kefili korumaya yönelik kurallara sıkı sıkıya bağlanmıştır.
Geçerlilik Şartı: Yazılı Şekil ve El Yazısı
Kefalette şekil, bir ispat kolaylığı değil, doğrudan geçerlilik şartıdır:
6098 sayılı TBK m.583 — Şekil
Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.
Buna göre kefaletin geçerli olması için: (1) yazılı olması, (2) kefilin sorumlu olacağı azami miktarın ve kefalet tarihinin belirtilmesi, (3) kefilin bu unsurları (ve müteselsil kefil ise bunu) kendi el yazısıyla yazması gerekir. Bu şartlardan herhangi biri eksikse kefalet geçersizdir. Uygulamada birçok kefalet, azami miktarın el yazısıyla yazılmaması gibi nedenlerle geçersiz olabilmektedir.
Eşin Yazılı Rızası Şart mı?
Evli kişiler için ek bir koruma vardır: eşin rızası olmadan kefil olunamaz.
6098 sayılı TBK m.584 — Eşin rızası
Eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır.
Yani evli bir kişi, eşinin yazılı rızası olmadan geçerli biçimde kefil olamaz ve bu rızanın en geç sözleşme kurulurken verilmiş olması gerekir. Sonradan verilen rıza, kural olarak baştan geçersiz olan kefaleti geçerli hâle getirmez. Bu nedenle “eşimin haberi olmadan kefil oldum” diyen kişiler bakımından, eşin rızasının bulunup bulunmadığı çoğu zaman belirleyicidir. (Ayrılık kararı veya yasal ayrı yaşama hâli bu kuralın istisnasıdır.)
Adi Kefalet mi, Müteselsil Kefalet mi?
Kefilin ne zaman takip edilebileceği, kefaletin türüne bağlıdır. Adi kefalette alacaklı önce asıl borçluya gitmek zorundadır:
6098 sayılı TBK m.585 — Adi kefalet
Adi kefalette alacaklı, borçluya başvurmadıkça, kefili takip edemez
Adi kefalette alacaklı, kural olarak önce asıl borçluyu takip etmelidir; ancak borçlu hakkında kesin aciz belgesi alınması, iflas, konkordato mehli gibi hâllerde doğrudan kefile başvurabilir (TBK m.585). Müteselsil kefalette ise durum kefil aleyhine daha ağırdır:
6098 sayılı TBK m.586 — Müteselsil kefalet
Kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir.
Müteselsil kefalette alacaklı, borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması (ya da açıkça ödeme güçsüzlüğü) hâlinde, borçluyu takip etmeden doğrudan kefile başvurabilir. Uygulamada banka kredileri ve ticari borçlarda çoğunlukla müteselsil kefalet düzenlenir; bu nedenle “müteselsil kefil” ibaresinin el yazısıyla yazılmış olması, kefilin durumunu doğrudan etkiler.
Müteselsil Kefilseniz de İki Sınır Sizi Korur
“Müteselsil kefil” olmak, alacaklının her koşulda doğrudan size gelebileceği anlamına gelmez. Kanun aynı maddede iki sınır koyar.
Birinci sınır — borçlunun temerrüdü ve sonuçsuz ihtar. Alacaklı, borçluyu takip etmeden kefile gidebilmek için borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması ya da açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması koşulunu sağlamalıdır (TBK m.586/1). Yani borçluya usulüne uygun bir ihtar çekilmeden kefile başvurulması bu koşulu karşılamaz (bkz. İhtarname Nedir?)
İkinci sınır — taşınır rehni önceliği. Bu sınır uygulamada çok az bilinir:
6098 sayılı TBK m.586 — Müteselsil kefalet
Alacak, teslime bağlı taşınır rehni veya alacak rehni ile güvenceye alınmışsa, rehnin paraya çevrilmesinden önce kefile başvurulamaz. Ancak, alacağın rehnin paraya çevrilmesi yoluyla tamamen karşılanamayacağının önceden hâkim tarafından belirlenmesi veya borçlunun iflas etmesi ya da konkordato mehli verilmesi hâllerinde, rehnin paraya çevrilmesinden önce de kefile başvurulabilir.
Dikkat edilmesi gereken ayrım şudur: müteselsil kefalette alacaklı taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefile gidebilir, ama teslime bağlı taşınır rehni veya alacak rehni varsa kural tersine döner. Önce rehin paraya çevrilmelidir.
Adi kefalette ise alacaklının doğrudan kefile gidebildiği hâller kanunda sayılmıştır:
6098 sayılı TBK m.585 — Adi kefalet
Borçlu aleyhine yapılan takibin sonucunda kesin aciz belgesi alınması.
Borçlu aleyhine Türkiye’de takibatın imkânsız hâle gelmesi veya önemli ölçüde güçleşmesi.
Borçlunun iflasına karar verilmesi.
Borçluya konkordato mehli verilmiş olması.
”El Yazısı Bana Ait Değil” Savunması
Kefaletin geçerliliği azami miktarın, tarihin ve müteselsil kefil sıfatının kefilin kendi el yazısıyla yazılmasına bağlı olduğundan (TBK m.583), bu yazıların gerçekten kefile ait olup olmadığı başlı başına bir uyuşmazlık konusudur. Uygulamada matbu sözleşmelerde bu alanların başkası tarafından doldurulduğu iddiası sık görülür ve Yargıtay bu iddianın araştırılmasını zorunlu tutar:
Bu durumda, İlk Derece Mahkemesi’nce davalı …’un huzurda yazı ve imza örnekleri alınıp, 07.12.2012 sözleşme tarihine yakın tarihli (öncesi ve sonrası) samimi yazı ve imza örnekleri asılları dosyaya getirtilerek sözleşme aslı üzerinde yer alan ve yukarıya metni alınan hüküm uyarınca kefalet sözleşmesinin geçerliliğine etki eden yazıların davalıya ait olup olmadığının Yargıtay denetimine elverişli bir bilirkişi kurulu raporu ile saptanıp sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir.
(Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2021/1307, K. 2021/6992, T. 09.12.2021 — bozma; kefaletin geçerliliğine etki eden el yazılarının kefile ait olup olmadığı araştırılmadan hüküm kurulamaz)
Bunun pratik sonucu nettir: kefil, el yazısıyla yazılması gereken kayıtların kendisine ait olmadığını ileri sürerse mahkeme huzurda yazı ve imza örneği almak, sözleşme tarihine yakın samimi örnekleri getirtmek ve bilirkişi incelemesi yaptırmak zorundadır. Bu araştırma yapılmadan kurulan hüküm bozma sebebidir. Kefalet takibiyle karşılaşan kişinin ilk kontrol edeceği nokta, sözleşmedeki el yazısı kayıtlardır.
Kefillikten Kurtulma ve On Yıllık Süre
Kefalet sonsuza kadar sürmez. Her şeyden önce asıl borç sona ererse kefil de kurtulur; ayrıca gerçek kişiler için on yıllık bir üst sınır vardır:
6098 sayılı TBK m.598 — Kanun gereğince sona erme
Hangi sebeple olursa olsun, asıl borç sona erince, kefil de borcundan kurtulur.
Aynı madde, gerçek kişi kefiller için kendiliğinden bir sona erme öngörür:
Bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar.
Buna göre asıl borç ödenip sona erdiğinde kefil de kurtulur; bunun dışında bir gerçek kişinin verdiği kefalet, kurulmasından itibaren on yıl geçmekle kendiliğinden ortadan kalkar (süre, şekle uygun yazılı açıklamayla yeni bir dönem için uzatılmadıkça). Bu, uzun süre önce kefil olmuş kişiler için önemli bir çıkış yoludur.
Sık Yapılan Hatalar
- Azami miktarı/el yazısını atlamak. Azami miktar, tarih ve (müteselsil ise) sıfat kefilin el yazısıyla yazılmazsa kefalet geçersizdir (TBK m.583).
- Eşin rızasını sonraya bırakmak. Rıza en geç sözleşme kurulurken verilmelidir; sonradan verilen rıza geçersiz kefaleti kurtarmaz (TBK m.584).
- Adi ve müteselsil kefaleti karıştırmak. Müteselsil kefilseniz alacaklı doğrudan size gelebilir (TBK m.586); adi kefilde önce borçluya başvurulur (TBK m.585).
- On yıllık süreyi bilmemek. Gerçek kişi kefaleti on yılda kendiliğinden sona erer (TBK m.598).
- Ödeme sonrası rücuyu ihmal etmek. Alacaklıya ödeme yapan kefil, ödediği ölçüde asıl borçluya rücu edebilir; belgeler saklanmalıdır.
Özet
- Kefalet, kefilin, borçlunun borcunu ödememesinin sonuçlarından kişisel sorumlu olmasıdır (TBK m.581).
- Şekil: yazılı + azami miktar + tarih + (müteselsilse) sıfat, kefilin el yazısıyla; aksi hâlde geçersiz (TBK m.583).
- Eş rızası: evli kefilde eşin yazılı rızası, en geç kurulma anında; aksi hâlde geçersiz (TBK m.584).
- Tür: adi kefalette önce borçluya (m.585); müteselsilde doğrudan kefile (m.586).
- Sona erme: asıl borç biterse kefil kurtulur; gerçek kişi kefaleti on yılda kendiliğinden sona erer (TBK m.598).
İlgili yazılar: Sözleşme Nedir? Türleri, Geçerliliği ve Sona Ermesi · Cezai Şart Nedir? Şartları ve İndirilmesi · İhtarname Nedir? Ne İşe Yarar, Nasıl Çekilir? · Menfi Tespit Davası Nedir?
Sıkça Sorulan Sorular
Kefalet (kefillik) nedir?
Kefilin, alacaklıya karşı, asıl borçlunun borcunu ödememesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşmedir (TBK m.581). Yani borçlu ödemezse, alacaklı şartları varsa kefile başvurabilir.
Kefalet sözleşmesi geçerli olması için nasıl yapılmalı?
Yazılı olmalı ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmelidir. Üstelik kefil; azami miktarı, tarihi ve müteselsil kefil olduğunu kendi EL YAZISIYLA yazmak zorundadır (TBK m.583). Bu şartları taşımayan kefalet geçersizdir.
Evliysem eşimin rızası olmadan kefil olabilir miyim?
Kural olarak hayır. Evli bir kişi, ancak eşinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; bu rıza, sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmelidir (TBK m.584). Ayrılık kararı veya yasal ayrı yaşama hâli istisnadır. Eşin rızası yoksa kefalet geçersizdir.
Adi kefalet ile müteselsil kefalet arasındaki fark nedir?
Adi kefalette alacaklı, önce asıl borçluya başvurmadan kefili takip edemez (TBK m.585). Müteselsil kefalette ise borçlu temerrüde düşüp ihtar sonuçsuz kalınca alacaklı doğrudan kefile gidebilir (TBK m.586). Uygulamada çoğu sözleşme müteselsil kefalet olarak düzenlenir.
Alacaklı doğrudan bana (kefile) gelebilir mi?
Kefaletin türüne bağlıdır. Müteselsil kefilseniz, borçlunun ödemede gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması hâlinde alacaklı doğrudan size başvurabilir (TBK m.586). Adi kefilseniz, önce borçluya başvurulması gerekir (aciz belgesi, iflas gibi istisnalar hariç).
Kefillikten nasıl kurtulurum?
Her şeyden önce asıl borç sona ererse (ödenirse) kefil de kurtulur (TBK m.598). Ayrıca bir gerçek kişinin verdiği her türlü kefalet, sözleşmenin kurulmasından itibaren on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar (TBK m.598). Şekil veya eşin rızası eksikse zaten geçersizlik ileri sürülebilir.
Kefalet ne kadar süreyle geçerlidir?
Bir gerçek kişi tarafından verilen kefalet, sözleşmenin kurulmasından itibaren on yıl geçmekle kendiliğinden sona erer. On yıldan uzun süre için verilmiş olsa bile, kefil kural olarak yalnızca on yıllık süre doluncaya kadar takip edilebilir (TBK m.598); süre, şekle uygun yazılı açıklamayla yeni bir dönem için uzatılabilir.
Sözleşmede yazan miktardan fazlası için sorumlu olur muyum?
Hayır. Kefil, ancak sözleşmede el yazısıyla belirttiği azami miktar kadar sorumludur (TBK m.583). Azami miktar belirtilmemişse kefalet zaten geçerli değildir; bu, kefili sınırsız sorumluluktan koruyan temel bir güvencedir.
Eşimin rızası sonradan alınırsa kefalet geçerli olur mu?
Hayır. Eşin rızası, en geç kefalet sözleşmesinin kurulduğu anda verilmiş olmalıdır (TBK m.584). Sonradan verilen rıza, kural olarak baştan geçersiz olan kefaleti geçerli hâle getirmez; bu nedenle imza anında rızanın bulunması kritiktir.
Kefil ödeme yaparsa borçluya rücu edebilir mi?
Evet. Alacaklıya ödeme yapan kefil, ödediği ölçüde asıl borçluya rücu edebilir (kendisine ödeme yapması gerektiğini isteyebilir). Bu nedenle kefil, ödeme yaptığında elindeki belgeleri saklamalı ve borçluya karşı haklarını korumalıdır.
Müteselsil kefilim, alacaklı doğrudan bana gelebilir mi?
Ancak koşulları varsa. Alacaklının borçluyu takip etmeden kefile gidebilmesi için borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması ya da açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir (TBK m.586/1).
Rehin varsa yine de kefile başvurulabilir mi?
Ayrım önemlidir. Müteselsil kefalette taşınmaz rehni paraya çevrilmeden kefile gidilebilir; ancak teslime bağlı taşınır rehni veya alacak rehni varsa kural olarak önce rehin paraya çevrilmelidir (TBK m.586/2).
Sözleşmedeki el yazısı bana ait değilse ne yapabilirim?
Bu iddiayı ileri sürebilirsiniz. Yargıtay, kefaletin geçerliliğine etki eden yazıların kefile ait olup olmadığının huzurda alınacak yazı-imza örnekleri ve bilirkişi raporuyla saptanması gerektiğine, bu araştırma yapılmadan hüküm kurulamayacağına karar vermiştir (11. HD, E. 2021/1307, K. 2021/6992).
İlgili çalışma alanı: Sözleşmeler Hukuku
← Tüm makaleler