İş Hukuku

Hizmet Tespit Davası: Şartları, Süresi ve İspatı

Sigortasız çalıştırılan işçi hizmet tespit davasını nasıl açar? Beş yıllık hak düşürücü süre, süreyi durduran istisna ve tanık rejimi.

8 dk okumaYayımlanma:Son güncelleme:Yazan Av. Halit Süha Bahçeci
Sıralanmış puantaj saatleri
İçindekiler 14

Kısa Cevap

Hizmet tespit davası, sigortasız veya eksik bildirilerek çalıştırılan kişinin geçmiş çalışmalarını mahkeme kararıyla tespit ettirdiği davadır. Dava, hizmetlerin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içinde açılmalıdır. Ancak işverence herhangi bir bildirim yapılmışsa ya da Kurumca tespit varsa bu süre işlemez.

Bu Durumda mısınız?

  • Yıllarca çalıştınız ama sigortanız hiç yapılmadı.
  • Sigortanız yapıldı, fakat gün sayınız veya kazancınız eksik bildirildi.
  • Emeklilik başvurunuzda prim gün sayınızın eksik olduğunu öğrendiniz.
  • İşe giriş bildirgeniz verilmiş, ancak sonraki dönemin primleri yatırılmamış.
  • İşyeri kapandı ve kayıtlara ulaşamıyorsunuz.
  • Beş yılı geçtiğini düşünüp davadan vazgeçtiniz.

Son madde özellikle önemlidir: süre dolmuş görünse de istisna uygulanabilir. Somut durumunuz için bir avukata danışmanız yerinde olur.

Dayandığı Kanun Maddeleri

5510 sayılı Kanun m.86, dokuzuncu fıkra — Hak düşürücü süre

“Aylık prim ve hizmet belgesi veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesi işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içerisinde iş mahkemesine başvurarak, alacakları ilâm ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları dikkate alınır.”

5510 sayılı Kanun m.92 — Sigortalılığın zorunlu oluşu

“Kısa ve uzun vadeli sigorta kapsamındaki kişilerin sigortalı ve genel sağlık sigortalısı olması… zorunludur. Bu Kanunda yer alan sigorta hak ve yükümlülüklerini ortadan kaldırmak, azaltmak, vazgeçmek veya başkasına devretmek için sözleşmelere konulan hükümler geçersizdir.”

Bu hüküm, “sigortasız çalışmayı kabul ettim” savunmasının neden sonuç doğurmadığını açıklar.

7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.4 — Kuruma başvuru ve ihbar

“Hizmet akdine tabi çalışmaları nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talebi ile işveren aleyhine açılan davalarda, dava Kuruma resen ihbar edilir. İhbar üzerine davaya davalı yanında ferî müdahil olarak katılan Kurum, yanında katıldığı taraf başvurmasa dahi kanun yoluna başvurabilir.”

7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.6 — Yetki

“Bu madde hükümlerine aykırı yetki sözleşmeleri geçersizdir.”

Karıştırılmaması gereken bir ayrım

Aynı maddenin sekizinci fıkrası hak düşürücü süre değildir. O fıkra, Kurum’un denetim yoluyla yaptığı tespitlerin ne kadar geriye yürüyeceğini düzenler:

5510 sayılı Kanun m.86, sekizinci fıkra — Kurum tespitinin geriye yürümesi

“kayıt ve belgelere dayanmaksızın çalıştığı belirlendiği halde, hizmetlerinin veya prime esas kazançlarının Kuruma bildirilmediği anlaşılan veya eksik bildirildiği tespit edilen sigortalıların geriye yönelik hizmetlerinin veya prime esas kazançlarının, en fazla tespitin yapıldığı tarihten geriye yönelik bir yıllık süreye ilişkin kısmı dikkate alınır.”

Görüldüğü gibi buradaki bir yıllık sınır Kurum’un kendi tespitine ilişkindir; sigortalının dava açma süresiyle ilgisi yoktur. Üçlü ayrımı korumak gerekir:

HükümNe düzenler
m.86, sekizinci fıkraKurum denetiminin 1 yıllık geriye yürüme sınırı
m.86, dokuzuncu fıkraSigortalının 5 yıllık hak düşürücü dava süresi
İçtihadî istisnaBildirim/tespit varsa sürenin hiç işlememesi (kanunda yoktur)

Eski tarihli bazı kararlarda beş yıllık hükme “86/8” diye atıf yapılır. Bu atıf bugünkü metnin sekizinci fıkrasına denk gelmez; kastedilen aynı hükümdür ve bugünkü numarası 86/9’dur.

Zamanaşımı mı, Hak Düşürücü Süre mi?

Bu dava için uygulamada sıkça “hizmet tespit davasında zamanaşımı” denir; hukuken doğru terim hak düşürücü süredir ve fark sonuç doğurur.

Zamanaşımı bir def’idir ve bu, kanunda açıkça yazılıdır:

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.161 — İleri sürülmesi

“MADDE 161- Zamanaşımı ileri sürülmedikçe, hâkim bunu kendiliğinden göz önüne alamaz.”

Hak düşürücü süre ise hakkın kendisini sona erdirir; hâkim tarafından resen gözetilir, kural olarak kesilmez ve durmaz. Kanun m.86’nın dokuzuncu fıkrası bu davayı hak düşürücü süreye bağlamıştır.

Pratik sonuç şudur: davalı işveren süreye hiç değinmese bile mahkeme sürenin dolup dolmadığını kendiliğinden inceler. Buna karşılık, aşağıda açıklanan istisna gerçekleşmişse (işverence yönetmelikte sayılan belgelerden biri verilmiş ya da Kurumca bir tespit yapılmışsa) süre zaten hiç işlemez. Bu nedenle “beş yılım doldu” sonucuna varmadan önce sürenin başlayıp başlamadığı ayrıca denetlenmelidir.

Beş Yıllık Hak Düşürücü Süre ve Başlangıcı

Süre, çalışmanın sona erdiği tarihten değil, o yılın bitiminden işler:

“Hak düşürücü sürenin başlangıcı sigortalının işten ayrıldığı yılın bitim tarihidir.”

(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2012/735, K. 2012/795, T. 14.11.2012 — bozma)

Yani Mart 2019’da sona eren bir çalışma için süre 31.12.2019’da işlemeye başlar ve 31.12.2024’te dolar.

Süreyi İşletmeyen İstisna

Bu, davanın kaderini belirleyen başlıktır ve kanun metninde yer almaz — tamamen içtihadîdir. En güncel Genel Kurul formülasyonu şöyledir:

“Sayılan bu belgelerden birisinin dâhi verilmiş olması hâlinde artık 506 sayılı Kanun’un 79 uncu maddesinin onuncu fıkrasında ve 5510 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin dokuzuncu fıkrasında düzenlenen hak düşürücü süreden söz edilemez.”

(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2023/921, K. 2024/197, T. 24.04.2024 — gönderme)

Aynı kararda istisna Kurum tespitlerine de genişletilir: “Diğer taraftan Kurum tarafından yapılan bir tespitin olması hâlinde de aynı sonuca ulaşılmaktadır.” ve “Bu durumda sigortalının Kuruma bildirilmesi hâlinde hak düşürücü süre işlemez.”

İstisnanın gerekçesi daha önceki bir Genel Kurul kararında verilmiştir:

“Beş yıllık süre, Kurumun sigortalı olarak çalışma olgusundan habersiz bulunmasına ilişkin durumlarda sözkonusudur.”

(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2012/735, K. 2012/795, T. 14.11.2012 — bozma)

Mantık açıktır: süre, Kurumun çalışmadan hiç haberi olmadığı hâller içindir. Kurum bir biçimde haberdar edilmişse sürenin koruyucu işlevi kalmaz. Aynı karar, hiç bildirim yapılmayan sigortalılarla kısmi bildirim yapılanların aynı statüye tabi tutulmasının hakkaniyete aykırı olacağını da belirtir.

Bildirge öncesi dönem için bir koşul vardır:

“işe giriş bildirgesinden önceki çalışmalar yönünden, sigortalının çalışmasının kesintisiz olarak devam etmiş olması halinde… hak düşürücü süreden sözetmek mümkün olmayacaktır. Burada önemli olan ve dikkat edilmesi gereken husus çalışmasının kesintisiz (aralıksız) devam ettiği hususunun sigortalı veya haksahibi tarafından kanıtlanmış olmasıdır.”

(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2012/735, K. 2012/795, T. 14.11.2012 — bozma)

Pratik sonuç: davanın süreden reddi çoğu olayda kaçınılmaz değildir. Kurum kayıtlarında tek bir belgenin aranıp bulunması sonucu değiştirebilir.

Kamu Düzeni ve Resen Araştırma İlkesi

Hizmet tespiti davaları olağan bir alacak davası gibi yürütülmez:

“Hizmet tespitine ilişkin talebin yasal dayanağı 5510 sayılı Kanun’un 86/9 uncu maddesi olup Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur.”

(Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/7277, K. 2023/9950, T. 18.10.2023 — ret)

Bunun usuli sonucu aynı kararda belirtilir: “tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.”

Mahkemenin resen araştıracağı hususlar arasında işverenden tüm belge ve kayıtların istenmesi, Kurum nezdindeki işyeri dosyası, ücret bordroları, puantaj kayıtları, bordrolu sigortalıların tanık olarak dinlenmesi, Kurum müfettiş incelemesinin sorulması, aynı çevrede faaliyet gösteren tarafsız işverenler ile bordrolu çalışanlarının dinlenmesi ve tanık beyanları arasındaki çelişkinin giderilmesi yer alır.

Davayı Kime Karşı Açmalısınız?

Bu başlıkta 11.09.2014 tarihli bir rejim değişikliği vardır; eski ve yeni dosyalar farklı işler.

Bugünkü rejim: dava işverene karşı açılır. Kurum zorunlu davalı değildir; mahkeme davayı resen ihbar eder ve Kurum ferî müdahil olarak katılır. Kurum, yanında katıldığı taraf başvurmasa dahi kanun yoluna başvurabilir (7036 m.4/2).

“doğrudan, sigortasız çalıştıran işveren davalı gösterilecek olup, açılan dava üzerine mahkeme resen davayı ihbar suretiyle Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirecektir.”

(Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2016/10183, K. 2018/213, T. 18.01.2018 — bozma)

Husumetin doğru kişiye yöneltilmesi zorunludur:

“hizmet tespitine yönelik davanın, anılan Kanun’un 86 ncı maddesine göre, sigortalıyı fiilen çalıştıran işverenlere yöneltmesi gerekir.”

(Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/7277, K. 2023/9950, T. 18.10.2023 — ret)

Alt işveren ilişkisi varsa dava, fiilen çalıştıran işverene yöneltilir. Yanlış husumet teorik bir risk değildir; korpusta pasif husumet nedeniyle reddedilen davalar bulunmaktadır.

Ayrıca hizmet tespiti talepleri, İş Mahkemeleri Kanunu m.4/1’deki Kuruma ön-başvuru zorunluluğundan istisna tutulmuştur.

İspat: Tanık Rejimi ve Hiyerarşisi

Tanık seçimi rastgele değildir; içtihat bir sıra kurar:

“dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir.”

(Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2012/24301, K. 2013/24641, T. 23.12.2013 — bozma)

Sıra açıktır — önce bordro tanığı, sonra komşu işyeri:

“Eğer bordro tanıklarının beyanları yeterli olmaz yada bordro tanığı bulunamazsa o taktirde komşu işyeri sahipleri yada çalışanlarının tanık olarak dinlenmesi cihetine gidilmelidir.”

(Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2012/24301, K. 2013/24641, T. 23.12.2013 — bozma)

Bunun nedeni bordro tanığının Kurum kayıtlarıyla doğrulanabilir, tarafsızlığı denetlenebilir bir tanık olmasıdır. Mahkeme bu tanıkları resen tespit edip dinler.

Tanık beyanının sınırı da bellidir:

“Mahkeme tanıkların ifadelerini serbestçe takdir eder, yani tanık beyanları ile bağlı değildir.”

(Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/6749, K. 2024/9677, T. 08.10.2024 — bozma)

Aynı kararda, tanık dışında delil bulunmayan hâllerde beyanlar arasındaki çelişkinin giderilerek uyuşmazlığın “hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde” çözümlenmesi ve delillerin birlikte değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Karşı yönü de görmek gerekir: bordro ve komşu işyeri tanıklarının çalışmayı doğrulamaması hâlinde kabul kararları bozulmakta, fiili çalışma şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlanamadığında dava reddedilmektedir.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Görev: İş mahkemesi. Dayanak hem 5510 m.86/9’un “iş mahkemesine başvurarak” ifadesi hem de İş Mahkemeleri Kanunu m.5/1-b’dir (Kurumun taraf olduğu, sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklar).

Yetki: Davalının dava tarihindeki yerleşim yeri mahkemesi ile işin veya işlemin yapıldığı yer mahkemesi. Davalı birden fazlaysa birinin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir. Aykırı yetki sözleşmeleri geçersizdir (7036 m.6).

Hangi Tarihteki Kanun Uygulanır?

Uyuşmazlığın dönemi uygulanacak kanunu belirler:

“Bu durumda 01.10.2008 tarihinden önceki döneme ilişkin hizmet tespiti uyuşmazlıklarında mülga 506 sayılı Kanun; bu tarihten sonraki dönem bakımından ise 5510 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.”

(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2023/921, K. 2024/197, T. 24.04.2024 — gönderme)

Sürenin kendisi de tarih içinde değişmiştir: 506 sayılı Kanun yürürlüğe girdiğinde beş yıl olan süre 1987’de on yıla çıkarılmış, 1994’te yeniden beş yıla indirilmiş ve 5510 m.86/9’da beş yıl olarak korunmuştur. Çok eski dönemlere ilişkin taleplerde bu tarihsel seyir gözetilmelidir.

Sık Yapılan Hatalar

  • Beş yılı geçti diye davadan vazgeçmek. Tek bir bildirim belgesi süreyi tümüyle devre dışı bırakabilir.
  • Süreyi işten ayrılma tarihinden saymak. Başlangıç, o yılın bitim tarihidir.
  • m.86/8 ile m.86/9’u karıştırmak. Sekizinci fıkradaki bir yıllık sınır Kurum denetimine ilişkindir, dava süresine değil.
  • Kurumu davalı göstermek. Bugün dava işverene açılır; Kurum ferî müdahildir.
  • Alt işveren ilişkisinde yanlış işvereni davalı yapmak. Husumet fiilen çalıştırana yöneltilir.
  • Yalnız yakın çevreden tanık göstermek. Öncelik resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıklarındadır.
  • Kurum kayıtlarını hiç talep etmemek. İstisnanın dayanağı çoğu kez Kurum dosyasındadır.
  • Ücret ve tazminat alacaklarını ayrıca istememek. Tespit kararı sigortalılığı kurar; ücret, fazla mesai ve tazminat kalemleri ayrı bir davanın konusudur (bkz. işçilik alacakları, zamanaşımı ve faiz).

Özet

  • Dava, hizmetlerin geçtiği yılın sonundan itibaren beş yıl içinde açılır (5510 m.86/9).
  • İşverence herhangi bir bildirim yapılmışsa veya Kurumca tespit varsa hak düşürücü süre işlemez — bu istisna kanunda değil, yerleşik içtihattadır.
  • Bildirge öncesi dönem için çalışmanın kesintisiz sürdüğü kanıtlanmalıdır.
  • Dava işverene açılır; Kurum resen ihbarla ferî müdahil olur (11.09.2014’ten itibaren).
  • Davalar kamu düzenindendir; mahkeme resen araştırma yapar.
  • Tanıkta sıra: bordro tanığı → komşu işyeri; ölçüt “hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek” ispattır.
  • 01.10.2008 öncesi dönemde 506 sayılı Kanun uygulanır.

Sıkça Sorulan Sorular

Hizmet tespit davası nedir?

Sigortasız veya eksik bildirilerek çalıştırılan kişinin, geçmiş çalışmalarının mahkeme kararıyla tespit edilmesini istediği davadır. Karar kesinleşince mahkemede belirtilen kazanç toplamları ve prim ödeme gün sayıları Kurumca dikkate alınır.

Hizmet tespit davası kaç yıl içinde açılmalıdır?

Hizmetlerin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içinde. Bu bir hak düşürücü süredir. Başlangıç, işten ayrılınan yılın bitim tarihidir.

Hizmet tespit davasında zamanaşımı süresi nedir?

Bu davada teknik anlamda zamanaşımı değil, beş yıllık hak düşürücü süre uygulanır. Ayrım önemlidir: zamanaşımı ancak karşı tarafça def'i olarak ileri sürülürse dikkate alınırken, hak düşürücü süre hâkim tarafından resen gözetilir ve kural olarak kesilmez, durmaz.

Süre dolduktan sonra dava açarsam ne olur?

Hak düşürücü süre dolmuşsa dava, davalı hiç ileri sürmese dahi bu nedenle reddedilir. Ancak istisnanın gerçekleştiği hâllerde süre hiç işlemeye başlamamış olacağından önce sürenin başlayıp başlamadığı incelenmelidir.

Beş yıllık süre her durumda işler mi?

Hayır. Yargıtay'a göre işverence yönetmelikte sayılan belgelerden biri dahi verilmişse ya da Kurumca bir tespit yapılmışsa hak düşürücü süreden söz edilemez. Bu istisna kanunda değil, yerleşik içtihatta yer alır.

İşe giriş bildirgem verilmiş ama primlerim yatmamış; sürem doldu mu?

Bildirim yapılmış olması hâlinde hak düşürücü süre işlemez. Bildirge öncesi dönem için ise çalışmanın kesintisiz devam ettiğinin kanıtlanması aranır.

Davayı kime karşı açmalıyım?

Sigortasız çalıştıran işverene karşı. Sosyal Güvenlik Kurumu zorunlu davalı değildir; mahkeme davayı Kuruma resen ihbar eder ve Kurum davalı yanında ferî müdahil olarak katılır.

Alt işveren varsa dava kime yöneltilir?

Sigortalıyı fiilen çalıştıran işverene. Yanlış kişiye yöneltilen dava pasif husumet nedeniyle reddedilir.

Hangi tanıklar dinlenir?

Önce aynı dönemde işyerinde çalışmış ve resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları. Bordro tanığı bulunamaz veya beyanları yeterli olmazsa komşu işyeri sahipleri ya da onların bordrolu çalışanları dinlenir.

Sadece tanık beyanı yeterli olur mu?

Tanık beyanları serbestçe takdir edilir; mahkeme bunlarla bağlı değildir. Çalışma olgusunun hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde belirlenmesi aranır ve deliller birlikte değerlendirilir.

Mahkeme sadece sunduğum delillerle mi karar verir?

Hayır. Bu davalar kamu düzeniyle ilgili olduğundan mahkeme tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinmeyip kendiliğinden araştırma yaparak delil toplayabilir.

Hangi mahkeme görevlidir?

İş mahkemesi. Yetki bakımından davalının dava tarihindeki yerleşim yeri mahkemesi ile işin veya işlemin yapıldığı yer mahkemesi yetkilidir; aykırı yetki sözleşmeleri geçersizdir.

Dava açmadan önce Kuruma başvurmam gerekir mi?

Hayır. Hizmet tespiti talepleri, İş Mahkemeleri Kanunu m.4'teki Kuruma ön-başvuru zorunluluğundan açıkça istisna tutulmuştur.

2008 öncesi çalışmalarım için hangi kanun uygulanır?

01.10.2008'den önceki dönem için mülga 506 sayılı Kanun, sonraki dönem için 5510 sayılı Kanun hükümleri uygulanır.

Yazar

Av. Halit Süha Bahçeci

Kurucu Avukat

TBB Sicil No: 196866

LinkedIn

Kıdem ve ihbar tazminatı, fazla mesai alacakları ve işe iade uyuşmazlıklarında arabuluculuk ve dava süreçlerini yürütür.

Yayın Politikası

İlgili çalışma alanı: İş Hukuku

← Tüm makaleler
AraWhatsApp