
İçindekiler 16
- Kısa Cevap
- Bu Durumda mısınız?
- Ayrılık Davası Nedir?
- Dayandığı Kanun Maddeleri
- m.170’in Üç Kuralı: Hâkim Ne Zaman Ayrılığa Hükmedebilir?
- ”Barışma Olasılığı” Nasıl Değerlendirilir?
- Sebep İspatlanamazsa Ayrılığa Değil, Redde Karar Verilir
- Yetersiz Gerekçeyle Verilen Ayrılık Kararı Bozulur
- Ayrılık ile Fiili Ayrılık Nedeniyle Boşanma Aynı Şey Değildir
- Ayrılık Süresi ve Başlangıcı
- Süre Bitince Ne Olur?
- Mal Rejimi Bakımından Sonucu
- Dava Sürerken Nafaka, Velayet ve Barınma
- Görevli ve Yetkili Mahkeme
- Sık Yapılan Hatalar
- Özet
Kısa Cevap
Ayrılık davası, Türk Medeni Kanunu m.170-172’de düzenlenen ve evliliği sona erdirmeyen bir yoldur. Boşanma sebebi ispatlanmışsa hâkim, boşanma yerine bir yıldan üç yıla kadar bir süre için ayrılığa karar verebilir. Bu süre boyunca eşler hukuken evli kalır; yeniden evlenemezler. Süre bitince ayrılık kendiliğinden sona erer, ama evlilik devam eder. Ortak hayat yeniden kurulmamışsa eşlerden her biri boşanma davası açabilir.
Bu Durumda mısınız?
- Evliliğinizi hemen bitirmek istemiyor, ancak ortak hayata bir süre ara vermek istiyorsunuz.
- Boşanma davası açtınız ve mahkeme boşanma yerine ayrılığa karar verdi; bu kararın doğru olup olmadığını değerlendirmek istiyorsunuz.
- Yalnızca ayrılık talep ettiniz ve karşı taraf boşanma istiyor.
- Ayrılık süresi doldu; bundan sonra ne yapmanız gerektiğini bilmiyorsunuz.
- Dinî veya ailevî nedenlerle boşanmayı düşünmüyor, ancak fiilen ayrı yaşamanın hukuki bir çerçeveye oturmasını istiyorsunuz.
Bu durumların her biri farklı bir usul izler. Somut dosyanız için bir avukata danışmanız yerinde olur.
Ayrılık Davası Nedir?
Ayrılık, evlilik birliğini sona erdirmeyen, yalnızca ortak hayata belirli bir süre için ara veren bir mahkeme kararıdır. Boşanmadan ayrıldığı temel nokta budur: ayrılık süresince evlilik bağı hukuken devam eder. Eşler başkasıyla evlenemez, evlilikten doğan haklar kural olarak varlığını sürdürür.
Kanun ayrılığı boşanmayla aynı sebeplere bağlar. Ayrı bir “ayrılık sebebi” listesi yoktur; ayrılığa da ancak bir boşanma sebebi varsa hükmedilebilir. Ayrılığı boşanmadan ayıran şey sebep değil, sonuçtur.
Dayandığı Kanun Maddeleri
Kurumun tamamı üç maddede düzenlenmiştir.
“Boşanma sebebi ispatlanmış olursa, hâkim boşanmaya veya ayrılığa karar verir. Dava yalnız ayrılığa ilişkinse, boşanmaya karar verilemez. Dava boşanmaya ilişkinse, ancak ortak hayatın yeniden kurulması olasılığı bulunduğu takdirde ayrılığa karar verilebilir.”
(4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.170 — I. Boşanma veya ayrılık)
“Ayrılığa bir yıldan üç yıla kadar bir süre için karar verilebilir. Bu süre ayrılık kararının kesinleşmesiyle işlemeye başlar.”
(4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.171 — II. Ayrılık süresi)
“Süre bitince ayrılık durumu kendiliğinden sona erer. Ortak hayat yeniden kurulmamışsa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir. Boşanmanın sonuçları düzenlenirken ilk davada ispatlanmış olan olaylar ve ayrılık süresinde ortaya çıkan durumlar göz önünde tutulur.”
(4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.172 — III. Ayrılık süresinin bitimi)
m.170’in Üç Kuralı: Hâkim Ne Zaman Ayrılığa Hükmedebilir?
Madde 170 tek cümlelik bir yetki vermez; üç ayrı kural kurar ve bunlar birbirinden farklı sonuç doğurur.
Birinci kural — seçim yetkisi. Boşanma sebebi ispatlanmışsa hâkim boşanmaya veya ayrılığa karar verir. Yani sebep ispatlandığında hâkimin önünde iki seçenek vardır.
İkinci kural — tek yönlü sınır. Dava yalnız ayrılığa ilişkinse, boşanmaya karar verilemez. Bu kural davacıyı korur: ayrılık isteyen bir kişi, istemediği hâlde boşanmış bulunmaz.
Üçüncü kural — koşullu dönüşüm. Dava boşanmaya ilişkinse, hâkim ancak ortak hayatın yeniden kurulması olasılığı varsa ayrılığa hükmedebilir. Bu, ikinci kuralın simetriği değildir; boşanma davasının ayrılıkla sonuçlanması mümkündür, ama bir şarta bağlıdır.
Bu üçüncü kural uygulamada en çok tartışılan noktadır ve Yargıtay denetiminin de yoğunlaştığı yerdir.
”Barışma Olasılığı” Nasıl Değerlendirilir?
Üçüncü kuralın kapısı olan “ortak hayatın yeniden kurulması olasılığı”, hâkimin serbestçe kullanabileceği bir kalıp değildir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi bu takdirin nasıl kurulması gerektiğini ayrıntılı biçimde ortaya koymuştur:
“Boşanma nedeninin gerçekleşmesi halinde barışmanın mümkün görüldüğüne, ortak yaşamın yeniden başlayabileceğine ve nihayet ileride birleşme umudunun bulunduğuna ilişkin hakimin takdirinin kesin ve denetime elverişli olması gerekir. Hakimin buna ilişkin takdir hakkını Anayasa ve Yasa çerçevesinde, son derece titiz ve isabetli kullanması gerekmektedir. Eşlerin barışma ihtimalı, gerçekleşmeye yakın bir ciddiyetle görülmeli, varlığı makul surette kabul edilebilmeli, böyle bir kanaat sağlam olasılığa dayandırılmalı, hatta barışma ihtimali varlığı bir tarafın ikrarından ya da hareket tarzından anlaşılmış olmalıdır.”
(Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2010/14530, K. 2011/14869, T. 04.10.2011 — bozma)
Buradaki ölçüt dört katmanlıdır: takdir kesin ve denetime elverişli olmalı, ihtimal gerçekleşmeye yakın bir ciddiyetle görülmeli, kanaat sağlam olasılığa dayanmalı, hatta ihtimal tarafın ikrarından veya hareket tarzından anlaşılmalıdır. Dosyada bu yönde somut bir dayanak yoksa, ayrılık kararının gerekçesi ayakta durmaz.
Sebep İspatlanamazsa Ayrılığa Değil, Redde Karar Verilir
Ayrılık hakkındaki en yaygın yanlış anlama, onu zayıf kalan bir davanın orta yolu sanmaktır. Kanun ve içtihat bunun tersini söyler: ayrılık da bir boşanma sebebinin varlığını gerektirir.
“Şu halde, ayrılığa karar verilebilmesi için de boşanma sebebinin, mevcut ve sabit olması zorunludur.”
(Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2013/6031, K. 2013/17672, T. 24.06.2013 — bozma)
Aynı kararda Daire, davacının evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını gösterir bir olguyu ortaya koyamadığı olayda davanın reddi gerekirken yetersiz gerekçeyle ayrılığa karar verilmesini usul ve yasaya aykırı bulmuştur. Yani ispat başarısızlığının karşılığı ayrılık değil, rettir.
Yetersiz Gerekçeyle Verilen Ayrılık Kararı Bozulur
Ters yön de denetlenir: sebep ispatlanmış ve barışma olasılığı da yoksa, hâkim ayrılığa değil boşanmaya karar vermelidir.
Sürekli fiziksel şiddet uygulandığı anlaşılan bir olayda yerel mahkeme bir yıl süreyle ayrılığa hükmetmiş, Daire bunu bozmuştur:
“Bu durumda taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı kadın dava açmakta haklı olup, boşanmanın şartları gerçekleşmiştir. Ortak hayatın yeniden kurulması olasılığının da bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davacı kadından kaynaklanan bir kusur tespit edilememiştir. Mahkemece boşanmaya karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile ayrılığa karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.”
(Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/6839, K. 2017/12314, T. 07.11.2017 — bozma)
İki kararın birlikte verdiği tablo nettir: ayrılık, iki yönden de denetlenen bir karardır. Sebep yoksa ret, sebep varsa ve barışma umudu yoksa boşanma gerekir. Ayrılık, yalnızca ikisinin arasındaki dar alanda meşrudur.
Ayrılık ile Fiili Ayrılık Nedeniyle Boşanma Aynı Şey Değildir
İsim benzerliği nedeniyle sık karıştırılan iki ayrı kurumdur:
| Ayrılık (m.170-172) | Fiili ayrılık nedeniyle boşanma (m.166/4) | |
|---|---|---|
| Evliliğe etkisi | Sona erdirmez | Sona erdirir |
| Ne zaman gündeme gelir | Boşanma sebebi ispatlanmış, barışma umudu varken | Daha önceki boşanma davası reddedilmiş ve kesinleşmişken |
| Ön koşul | Boşanma sebebinin varlığı | Reddedilmiş bir boşanma davasının varlığı |
| Süre | Hâkim 1-3 yıl arasında belirler | Ret kararının kesinleşmesinden sonra kanunda öngörülen süre |
Ayrıntı için fiili ayrılık nedeniyle boşanma yazısına bakabilirsiniz. Sürelerin ve şartların iki kurumda tamamen farklı işlediğini not etmek gerekir.
Ayrılık Süresi ve Başlangıcı
Kanun süreyi bir aralık olarak verir: bir yıldan üç yıla kadar (m.171). Süreyi bu aralık içinde hâkim belirler.
Uygulamada gözden kaçan nokta başlangıç anıdır: süre, kararın verildiği tarihte değil, ayrılık kararının kesinleşmesiyle işlemeye başlar. Temyiz veya istinaf yoluna gidilmişse kesinleşme tarihi ileri kayar; süre hesabı buna göre yapılmalıdır.
Süre Bitince Ne Olur?
Madde 172 üç sonuç bağlar.
Ayrılık kendiliğinden sona erer. Sürenin dolması için ayrıca bir karar veya başvuru gerekmez.
Evlilik devam eder. Ayrılığın bitmesi boşanma anlamına gelmez. Ortak hayat yeniden kurulmuşsa evlilik olağan şekilde sürer.
Ortak hayat kurulmamışsa boşanma davası açılabilir. Eşlerden her biri bu davayı açabilir; ilk davanın davacısı da davalısı da. Ancak dava kendiliğinden açılmış sayılmaz; açılması gerekir.
Kanun ayrıca bu ikinci davada ispat yükünü hafifletir: boşanmanın sonuçları düzenlenirken ilk davada ispatlanmış olan olaylar ve ayrılık süresinde ortaya çıkan durumlar birlikte göz önünde tutulur. İlk davada ortaya konan deliller boşa gitmez.
Mal Rejimi Bakımından Sonucu
Ayrılık kararının mal rejimi üzerinde doğrudan ve kendiliğinden bir etkisi yoktur; ancak hâkime bir imkân tanınmıştır:
“Ayrılığa karar verilirse mahkeme, ayrılığın süresine ve eşlerin durumlarına göre aralarında sözleşmeyle kabul edilmiş olan mal rejiminin kaldırılmasına karar verebilir.”
(4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.180 — 2. Ayrılık hâlinde)
İki sınıra dikkat edilmelidir. Bu bir takdir yetkisidir (“karar verebilir”), zorunluluk değil. Ve maddenin konusu sözleşmeyle kabul edilmiş mal rejimidir.
Dava Sürerken Nafaka, Velayet ve Barınma
Ayrılık davası da boşanma davası gibi geçici önlemler rejimine tabidir:
“Boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkim, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, eşlerin mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri re’sen alır.”
(4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.169 — III. Geçici önlemler)
“Re’sen” ibaresi önemlidir: hâkim bu önlemleri talep edilmese de almakla yükümlüdür. Tedbir nafakası bu önlemlerin en sık görülenidir; ayrıntı için tedbir nafakası yazısına bakabilirsiniz.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Görevli mahkeme aile mahkemesidir. Bu, ayrılığa özgü bir kural değildir; aile mahkemelerinin görev alanı kanunla belirlenmiştir:
“Aile mahkemeleri, aşağıdaki dava ve işleri görürler: 1. 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun Üçüncü Kısım hariç olmak üzere İkinci Kitabı ile 3.12.2001 tarihli ve 4722 sayılı Türk Medenî Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanuna göre aile hukukundan doğan dava ve işler”
(4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun m.4 — Aile mahkemelerinin görevleri)
Ayrılık, Türk Medeni Kanunu’nun İkinci Kitabı (Aile Hukuku) içinde düzenlendiği ve maddenin dışarıda bıraktığı Üçüncü Kısım (vesayet) kapsamında olmadığı için bu görev kuralına girer.
Yetki ise boşanma davalarıyla ortak kurala tabidir:
“Boşanma veya ayrılık davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir.”
(4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.168 — II. Yetki)
Maddenin iki seçenek sunduğuna dikkat edilmelidir: davacı kendi yerleşim yerinde de dava açabilir. Genel usul kuralından (davalının yerleşim yeri) ayrılan bu düzenleme, ayrılık davaları için de geçerlidir. Dava açma usulü bakımından boşanma davası nasıl açılır yazısındaki adımlar ayrılık davası için de yol göstericidir.
Sık Yapılan Hatalar
- Ayrılığı “hafif boşanma” sanmak. Ayrılık, sebebi zayıf kalan davanın yumuşak sonucu değildir. Sebep ispatlanamazsa sonuç rettir (2. HD, E. 2013/6031).
- Süreyi karar tarihinden başlatmak. Süre kesinleşmeyle işlemeye başlar (m.171). Kanun yoluna gidilmişse hesap kayar.
- Sürenin sonunda otomatik boşanma beklemek. Ayrılık kendiliğinden biter, evlilik bitmez; boşanma için ayrıca dava açmak gerekir (m.172).
- Yalnız ayrılık talep edip boşanmadan korkmak. Dava yalnız ayrılığa ilişkinse boşanmaya karar verilemez (m.170).
- Ayrılık ile fiili ayrılığı (m.166/4) karıştırmak. Biri evliliği sürdürür, diğeri bitirir; ön koşulları da ayrıdır.
- Ayrılık süresince yeniden evlenilebileceğini sanmak. Evlilik bağı devam ettiği için bu mümkün değildir.
Özet
- Ayrılık, TMK m.170-172’de düzenlenir ve evliliği sona erdirmez; ortak hayata süreli ara verir.
- Ayrılığa da ancak bir boşanma sebebi ispatlanmışsa hükmedilebilir; sebep yoksa dava reddedilir.
- Dava yalnız ayrılığa ilişkinse boşanmaya karar verilemez; boşanma davasında ise ancak barışma olasılığı varsa ayrılığa hükmedilebilir.
- Süre bir yıldan üç yıla kadardır ve kesinleşmeyle başlar (m.171).
- Süre bitince ayrılık kendiliğinden sona erer; ortak hayat kurulmamışsa her iki eş de boşanma davası açabilir (m.172).
- Yargıtay, yetersiz gerekçeyle verilen ayrılık kararlarını iki yönden de bozmaktadır.
Sıkça Sorulan Sorular
Ayrılık davası nedir?
Türk Medeni Kanunu m.170-172'de düzenlenen, evliliği sona erdirmeyen bir mahkeme kararıdır. Boşanma sebebi ispatlanmışsa hâkim, boşanma yerine belirli bir süre için ayrılığa hükmedebilir. Bu süre boyunca evlilik hukuken devam eder; eşler yeniden evlenemez, miras hakları ve evlilik bağı korunur.
Ayrılık davası ile boşanma davası arasındaki fark nedir?
Boşanma evlilik birliğini sona erdirir; ayrılık ise sona erdirmez, yalnız ortak hayata belirli bir süre için ara verir. Ayrılık süresince taraflar hukuken evli kalır. Sürenin bitiminde ortak hayat yeniden kurulmamışsa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir (TMK m.172).
Ayrılık süresi kaç yıldır?
Kanun bir yıldan üç yıla kadar bir süre öngörür (TMK m.171). Süreyi bu aralık içinde hâkim belirler. Süre, ayrılık kararının verildiği tarihte değil, kararın kesinleşmesiyle işlemeye başlar.
Sadece ayrılık talep edersem mahkeme boşanmaya karar verebilir mi?
Hayır. TMK m.170 açıkça, dava yalnız ayrılığa ilişkinse boşanmaya karar verilemeyeceğini söyler. Yani ayrılık isteyen bir davacı, istemediği hâlde boşanmış bulunmaz. Tersi yönde ise sınırlı bir imkân vardır: boşanma davasında hâkim, ortak hayatın yeniden kurulması olasılığı varsa ayrılığa hükmedebilir.
Boşanma istedim, mahkeme ayrılığa karar verdi. Bu mümkün mü?
Mümkündür ama koşulludur. Hâkim bunu ancak ortak hayatın yeniden kurulması olasılığı bulunuyorsa yapabilir (TMK m.170). Yargıtay, bu olasılığa ilişkin takdirin kesin ve denetime elverişli bir gerekçeye dayanmasını arar; yetersiz gerekçeyle verilen ayrılık kararları bozulmaktadır.
Boşanma sebebi ispatlanamazsa mahkeme ayrılığa karar verebilir mi?
Hayır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, ayrılığa karar verilebilmesi için de boşanma sebebinin mevcut ve sabit olmasının zorunlu olduğunu belirtmiştir. Sebep ispatlanamamışsa davanın reddi gerekir; ayrılık, zayıf kalan bir davanın orta yolu değildir.
Ayrılık kararı verilirse mal rejimi ne olur?
Ayrılığa karar verilirse mahkeme, ayrılığın süresine ve eşlerin durumlarına göre aralarında sözleşmeyle kabul edilmiş olan mal rejiminin kaldırılmasına karar verebilir (TMK m.180). Bu bir zorunluluk değil, hâkimin takdirine bırakılmış bir imkândır.
Ayrılık süresi bitince otomatik boşanma olur mu?
Hayır. Süre bitince ayrılık durumu kendiliğinden sona erer, ama evlilik devam eder (TMK m.172). Ortak hayat yeniden kurulmamışsa eşlerden her biri boşanma davası açabilir; bu dava kendiliğinden açılmış sayılmaz, açılması gerekir.
Ayrılık davası ile fiili ayrılık nedeniyle boşanma aynı şey mi?
Hayır, iki ayrı kurumdur. Ayrılık davası TMK m.170-172'de düzenlenir ve evliliği sürdüren bir karardır. Fiili ayrılık nedeniyle boşanma ise TMK m.166/4'te düzenlenen ve evliliği bitiren bir boşanma yoludur; reddedilmiş bir boşanma davasının varlığını gerektirir.
Ayrılık davası hangi mahkemede açılır?
Görevli mahkeme aile mahkemesidir; aile mahkemeleri Türk Medeni Kanunu'nun İkinci Kitabından doğan dava ve işleri görür (4787 sayılı Kanun m.4). Yetkili mahkeme ise eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir (TMK m.168). Bu kural boşanma ve ayrılık davaları için ortaktır.
Ayrılık davası sürerken nafaka ve velayet düzenlenir mi?
Evet. Ayrılık davası açılınca hâkim, davanın devamı süresince gerekli olan geçici önlemleri kendiliğinden alır; bunlar özellikle eşlerin barınması, geçimi, malların yönetimi ve çocukların bakımı ile korunmasına ilişkindir (TMK m.169). Talep edilmese de hâkim bu önlemleri almakla yükümlüdür.
Ayrılık süresince eşler yeniden evlenebilir mi?
Hayır. Ayrılık kararı evliliği sona erdirmediği için evlilik bağı devam eder ve eşler başkasıyla evlenemez. Bu, ayrılığı boşanmadan ayıran en temel sonuçtur.
İlgili çalışma alanı: Aile Hukuku
← Tüm makaleler