Ceza Hukuku

Karşılıksız Çek Cezası — Çek Kanunu m.5

Karşılıksız çekin cezası: adli para cezası nasıl hesaplanır, şikâyet süresi kaç ay, çek bedelini ödersem dava düşer mi, hapse çevrilir mi?

15 dk okumaYayımlanma:Son güncelleme:Yazan Av. Halit Süha Bahçeci
Üst üste yığılmış dosya klasörleri
İçindekiler 21

Kısa Cevap

Karşılıksız çek, kanuni ibraz süresi içinde bankaya ibraz edildiğinde karşılığı bulunmayan çektir. Suçun cezası hapis değil, adli para cezasıdır — her bir çek için 1.500 güne kadar. Ancak kanun bir alt sınır koyar: hükmedilecek adli para cezası, çekin karşılıksız kalan miktarından az olamaz. Ayrıca mahkeme çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına hükmeder. Adli para cezası ödenmezse doğrudan hapis cezasına çevrilir — üstelik diğer adli para cezalarından farklı olarak, kamuya yararlı işte çalıştırma seçeneği uygulanmaz. Suç şikâyete tabidir ve şikâyet süresi üç aydır.

Bu Durumda mısınız?

  • Düzenlediğiniz çek karşılıksız çıktı ve hakkınızda şikâyette bulunulacağını öğrendiniz.
  • Elinizdeki çek karşılıksız çıktı; ne kadar sürede şikâyet etmeniz gerektiğini bilmiyorsunuz.
  • Hakkınızda çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verildi.
  • Adli para cezasına mahkûm oldunuz ve hapse çevrilip çevrilmeyeceğini merak ediyorsunuz.
  • Çek bedelini ödemeyi düşünüyorsunuz ve davanın düşüp düşmeyeceğini soruyorsunuz.
  • Bir şirket adına çek düzenlendi; kimin sorumlu olacağını araştırıyorsunuz.

Her dosya kendi koşulları içinde değerlendirilir; kendi durumunuz için bir avukata danışın.

Karşılıksız Çek Suçu Nedir?

Suç, 5941 sayılı Çek Kanunu’nun 5. maddesinde düzenlenmiştir. Üç temel özelliği vardır:

  • Şikâyete tabidir. Savcılık kendiliğinden soruşturma başlatmaz; hamilin şikâyeti gerekir.
  • Cezası adli para cezasıdır — doğrudan hapis cezası öngörülmemiştir. (Ancak ödenmezse hapse çevrilir; aşağıya bakınız.)
  • Fail, çek karşılığını bankada bulundurmakla yükümlü kişidir. Kanun bunu ayrıca tanımlar: çek hesabı sahibi; tüzel kişilerde ise mali işleri yürütmekle görevlendirilen yönetim organı üyesi, böyle bir belirleme yoksa yönetim organını oluşturan gerçek kişilerdir.

Dayandığı Kanun Maddesi

CekK m.5/1 — Ceza sorumluluğu (5941 sayılı Çek Kanunu, yürürlükteki metin):

“Üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanuni ibraz süresi içinde ibrazında, çekle ilgili olarak “karşılıksızdır” işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi hakkında, hamilin şikâyeti üzerine, her bir çekle ilgili olarak, binbeşyüz güne kadar adli para cezasına hükmolunur. Ancak, hükmedilecek adli para cezası; çek bedelinin karşılıksız kalan miktarı, (…) az olamaz. Mahkeme ayrıca, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına; bu yasağın bulunması hâlinde, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının devamına hükmeder.”

Metindeki (…) boşluğu bir dizgi hatası değildir. Orada duran ibare Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir — ayrıntısı aşağıdaki bölümde.

Ceza Ne Kadar? — Tavan Değil, TABAN

Bu, karşılıksız çekte en çok yanlış anlatılan konudur. Kanun iki ayrı sınır kurar ve bunlar karıştırılmamalıdır:

1. Gün sayısı (üst sınır): m.5/1 uyarınca ceza her bir çek için 1.500 güne kadar adli para cezasıdır.

2. Bir gün karşılığı miktar: Adli para cezası gün esaslıdır ve gün karşılığı miktar Türk Ceza Kanunu’nda belirlenir.

TCK m.52/2 — yürürlükteki metin:

“En az yüz ve en fazla beşyüz Türk Lirası olan bir gün karşılığı adlî para cezasının miktarı, kişinin ekonomik ve diğer şahsi halleri göz önünde bulundurularak takdir edilir.”

Bu rakamlar 2 Mart 2024’te değişti. 7499 sayılı Kanun’un 9. maddesiyle, bir gün karşılığı miktar “en az yirmi, en fazla yüz Türk Lirası” iken “en az yüz, en fazla beşyüz Türk Lirası” hâline getirildi. İnternette hâlâ eski rakamlarla (20–100 TL) hesap yapan ve buradan “ceza en fazla şu kadar olur” sonucuna varan kaynaklar vardır — bu hesaplar bugün geçerli değildir.

3. ALT SINIR (taban): Ve işte kritik nokta — m.5/1’in ikinci cümlesi, hükmedilecek adli para cezasının çekin karşılıksız kalan miktarından AZ OLAMAYACAĞINI söyler.

Sık yapılan hata: bunu “fazla olamaz” (tavan) sanmak. Kanunun lafzı “az olamaz” — yani bu bir taban, tavan değil. İkisi birbirinin tersidir: taban, cezanın en az ne kadar olacağını belirler. Karşılıksız çek bedeli büyüdükçe ceza da büyür.

Pratikte bu şu anlama gelir: adli para cezası, gün sayısı ve gün karşılığı miktar üzerinden hesaplanır; ancak çıkan rakam, çekin karşılıksız kalan miktarının altında kalamaz.

Taban, gün hesabından bağımsızdır — hâkim alt sınırdan ceza verse bile

Yargıtay, mahkeme gün sayısını kanuni alt sınırda (5 gün) belirlemiş olsa dahi cezayı doğrudan çek bedeline yükseltmiştir:

“Sanığa verilen gün para cezasının 5237 sayılı TCK’nun 52/2. maddesi uyarınca sanığın ekonomik ve diğer şahsi halleri göz önüne alınarak takdiren 20 TL den hesaplanarak sanığın (5x20=) 100 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına, ancak 5941 sayılı Kanun’un 5/1. maddesi gereği takdir edilen adli para cezası; çek bedelinin karşılıksız kalan miktarından az olamayacağından ve dosyada mevcut çek sureti üzerinde yapılan incelemede, muhatap bankanın çek yaprağı için ödemekle yükümlü olduğu miktar düşüldükten sonra karşılıksız kalan miktar 46.210,00 TL olduğundan sanığın, neticeten 46.210,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına,”

(Yargıtay 19. Ceza Dairesi, E. 2018/3202, K. 2019/7170, T. 15.04.2019)

Gün hesabı 100 TL veriyordu; taban devreye girip cezayı 46.210 TL’ye çıkardı.

Taban, gün hesabının ulaşabileceği en yüksek rakamı bile AŞABİLİR

Bu, “cezanın bir tavanı vardır” beklentisini kesin biçimde yıkan noktadır. Yargıtay, mahkeme hem gün sayısını azami sınırda (1.500 gün) hem gün karşılığını o dönemin azami oranında belirlemiş olmasına rağmen, cezayı yine çek bedeline yükseltmiştir:

“5941 sayılı Kanun’un 5/1 maddesi gereği, verilecek ceza miktarı, suça konu çekin karşılıksız kalan miktarından az olamayacağından, bankanın ödemekle yükümlü olduğu miktar da düşülmek suretiyle neticeten 288.900 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına,”

(Yargıtay 19. Ceza Dairesi, E. 2019/28154, K. 2021/480, T. 25.01.2021)

O dosyada gün hesabının ulaşabildiği en yüksek rakam ile taban arasındaki fark yaklaşık iki katıydı — ve taban kazandı.

Ama taban cezayı AŞAĞI da çekmez

Bunun tersi de doğrudur: gün hesabı zaten tabanın üzerindeyse, ceza tabana indirilmez. Yargıtay, “fazla ceza verildi, çek bedeline indirilsin” yolundaki kanun yararına bozma istemini reddetmiştir:

“Mahkemece temel cezanın alt ve üst sınırlar arasında 800 gün adli para cezası olarak belirlenip, 5237 sayılı Kanun’un 52/2. maddesi uyarınca bir gün karşılığı 100,00 TL olarak takdir edilerek, netice olarak sanığın 80.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.”

(Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2023/7216, K. 2025/4053, T. 17.03.2025)

O dosyada çekin karşılıksız kalan kısmı 77.330 TL’ydi; gün hesabı 80.000 TL verdiği için ceza 80.000 TL olarak kaldı — tabana çekilmedi.

Kuralın özeti

DurumSonuç
Gün hesabı, çek bedelinin altında kalıyorsaCeza çek bedeline yükseltilir (taban devreye girer)
Gün hesabı, çek bedelinin üstünde çıkıyorsaCeza gün hesabında kalır (tabana indirilmez)

Yani ceza, bu iki rakamdan hangisi büyükse odur. Ve taban, gün hesabının ulaşabileceği en yüksek rakamı bile aşabildiği için, karşılıksız çekte cezanın pratikte bir üst sınırı yoktur. “Karşılıksız çekin cezası en fazla şu kadardır” biçimindeki hesaplar (özellikle yüksek bedelli çeklerde) yanıltıcıdır.

(Yukarıdaki kararlarda geçen günlük tutarlar, suç tarihinde yürürlükte olan TCK m.52/2 rakamlarıdır; adli para cezasında gün karşılığı, suçun işlendiği tarihteki metne göre belirlenir. Kararlar buraya mekanizmayı göstermek için alınmıştır, güncel rakam için değil; bugünkü band yukarıda verilmiştir.)

Anayasa Mahkemesi Alt Sınırdan Faiz ve Masrafı Çıkardı

2016 yılında 6728 sayılı Kanun’la konulan alt sınır, yalnızca çek bedelinden ibaret değildi. Kanun, adli para cezasının çek bedeli + ticari temerrüt faizi + takip ve yargılama gideri toplamından az olamayacağını söylüyordu.

Anayasa Mahkemesi bu eklentiyi — faizi ve masrafları — iptal etti.

Mahkemenin gerekçesi, cezanın önceden hesaplanabilir olmaması üzerine kuruludur:

“31. Bu itibarla, çek bedelinin karşılıksız kalan miktarına çekin üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanuni ibraz tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanun’a göre ticari işlerde temerrüt faizi oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile takip ve yargılama giderinin, sanık hakkında hükmedilecek adli para cezasının hesabında göz önünde bulundurulması, cezanın miktarı bakımından öngörülemezliğe sebebiyet verdiğinden itiraz konusu kuralın “…çekin üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanuni ibraz tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanuna göre ticari işlerde temerrüt faizi oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile takip ve yargılama gideri toplamından…” bölümü suç ve cezaların kanuniliği ilkesine aykırı bulunmaktadır.”

(Anayasa Mahkemesi, E. 2016/191, K. 2017/131, T. 26.07.2017)

Ve iptal sonucu:

“32. Açıklanan nedenlerle kuralın “…çekin üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanuni ibraz tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanuna göre ticari işlerde temerrüt faizi oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile takip ve yargılama gideri toplamından…” bölümü Anayasa’nın 38. maddesine aykırıdır. İptali gerekir.”

(Anayasa Mahkemesi, E. 2016/191, K. 2017/131, T. 26.07.2017)

Bugünkü durum: adli para cezasının alt sınırı yalnızca çekin karşılıksız kalan miktarıdır. Faiz ve takip/yargılama giderleri bu hesaba katılmaz.

Dikkat — faiz tümüyle ortadan kalkmış değildir. Faiz, cezanın alt sınırı hesabından çıkmıştır; ama çek bedelini ödeyerek kurtulmak istediğinizde ödemeniz gereken tutarda faiz hâlâ vardır. İkisi farklı hesaplardır; ayrıntısı Etkin Pişmanlık bölümünde.

Çekten Hapis Yatılır mı?

Karşılıksız çekin cezası doğrudan hapis değildir — ama adli para cezası ödenmezse hapse çevrilir. Ve çekte bu çevirme, diğer adli para cezalarına göre daha ağır işler.

Genel kural (5275 sayılı İnfaz Kanunu m.106/3): ödenmeyen adli para cezası hapse çevrilir, ancak hükümlü önce kamuya yararlı bir işte çalıştırılır:

“Hükümlü, tebliğ olunan ödeme emri üzerine belli süre içinde adli para cezasını ödemezse, Cumhuriyet savcısının kararı ile ödenmeyen kısma karşılık gelen gün miktarı hapis cezasına çevrilerek, hükümlünün iki saat çalışması karşılığı bir gün olmak üzere kamuya yararlı bir işte çalıştırılmasına karar verilir.”

Çekte ise bu seçenek YOKTUR. Çek Kanunu açıkça devre dışı bırakır:

CekK m.5/11 (5941 sayılı Çek Kanunu):

“Birinci fıkra uyarınca verilen adli para cezalarının ödenmemesi durumunda, bu ceza, 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan kamuya yararlı bir işte çalıştırma kararı verilmeksizin doğrudan hapis cezasına çevrilir.”

Sonuç: karşılıksız çekte adli para cezasını ödemezseniz, kamuya yararlı işte çalışma imkânı olmadan doğrudan hapse çevrilir. “Çekten hapis yatılmaz” sözü bu yüzden yanıltıcıdır.

”Borç İçin Hapis Yasağı” Buna Engel Değil mi?

Bu, konunun en çok tartışılan noktasıdır — ve haklı bir sorudur. Anayasa açıkça şöyle der:

Anayasa m.38 (sekizinci fıkra):

“Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı özgürlüğünden alıkonulamaz.”

Aynı kural Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne ek 4 No’lu Protokol’ün 1. maddesinde de yer alır. O hâlde, çek borcunu ödeyemeyen kişinin hapse girmesi bu yasağı çiğnemiyor mu?

Anayasa Mahkemesi bu itirazı görüşmüş ve OYBİRLİĞİYLE reddetmiştir. Gerekçesi, çek borcunun sözleşme borcu olmadığı noktasına dayanır:

“Çeki elinde bulunduran hamil, sözleşmeden kaynaklanan bir alacağı değil, doğrudan doğruya çekten doğan bir hakkı iktisap etmektedir. Çekin temelinde her zaman bir sözleşme bulunması zorunlu olmadığı gibi temelde bir sözleşme ilişkisinin bulunduğu durumlarda da bu ilişkiden bağımsız bir kambiyo taahhüdü söz konusudur. Borçlu, temel ilişki ne olursa olsun borcunu ödemek için çek kullandığında, asıl borç ilişkisi dışında kambiyo ilişkisi doğmaktadır. Bu nedenle, çekle ilgili olarak “karşılıksızdır” işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişinin cezalandırılmasında Anayasa’nın 38. maddesine aykırı bir yön bulunmamaktadır.”

(Anayasa Mahkemesi, E. 2016/191, K. 2017/131, T. 26.07.2017)

Özetle: çeki imzalayan kişi, altındaki sözleşmeden bağımsız bir kambiyo taahhüdü altına girer. Cezalandırılan şey “borcunu ödeyememek” değil, çekin karşılıksız çıkmasına sebebiyet vermektir. Anayasa Mahkemesi bu ayrım nedeniyle borç için hapis yasağının ihlal edilmediği sonucuna varmıştır. Ve Çek Kanunu m.5/1’in suç tanımlayan birinci cümlesini iptal etmemiş, yalnızca cezanın alt sınırındaki faiz ve masraf eklentisini iptal etmiştir.

Şikâyet Süresi 6 Ay Değil — 3 Ay

Ceza hukukunda genel şikâyet süresi altı aydır. Karşılıksız çekte bu süre uygulanmaz.

Çünkü Çek Kanunu, bu suçun yargılamasını icra mahkemesine ve İcra ve İflas Kanunu usulüne bağlamıştır (m.5/1). İcra ve İflas Kanunu ise kendi şikâyet süresini koyar:

İİK m.347:

“Bu Bapta yer alan fiillerden dolayı şikâyet hakkı, fiilin öğrenildiği tarihten itibaren üç ay ve her halde fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl geçmekle düşer.”

İki süre birlikte işler:

SüreBaşlangıcıSonucu
3 ayFiilin öğrenildiği tarihŞikâyet hakkı düşer
1 yılFiilin işlendiği tarih (her hâlde)Şikâyet hakkı düşer

Yani öğrenmeden çok sonra fark etseniz bile, fiilin üzerinden bir yıl geçmişse şikâyet edemezsiniz.

Bu süre çek dosyalarında fiilen uygulanmaktadır. Yargıtay, şikâyeti süresinde görmeyerek reddeden bir icra ceza mahkemesi kararını, aşağıdaki gerekçeyi yerinde görerek bozmuştur:

“yargılamaya konu suç açısından şikâyet süresi 3 ay olup, bu sürenin öğrenme ile başlayacağı”

(Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2022/3917, K. 2022/15710, T. 07.11.2022 — kanun yararına bozma)

Aynı kararda sürenin başlangıcı, çekin bankaya ibraz edildiği tarih olarak kabul edilmiştir:

“ibraz ile beraber şikayet süresinin başladığı”

(Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2022/3917, K. 2022/15710, T. 07.11.2022 — kanun yararına bozma)

Pratik sonuç: çeki bankaya ibraz edip “karşılıksızdır” işlemini gördüğünüz an, üç aylık süreniz işlemeye başlar.

Karşılıksız Çekte Zamanaşımı: Karıştırılan Üç Ayrı Süre

“Karşılıksız çek zamanaşımı” ifadesi üç ayrı süreyi anlatmak için kullanılıyor. Üçü farklı kanunda, farklı başlangıçla ve farklı sonuçla düzenlenmiştir; birini diğerinin yerine koymak dosyayı kaybettirir.

Ne düşerSüreBaşlangıçDayanak
Şikâyet süresiŞikâyet hakkı3 ay / her hâlde 1 yılÖğrenme / fiil tarihiİİK m.347
Dava zamanaşımıKamu davası8 yılSuçun işlendiği günTCK m.66/1-e
Hukuki zamanaşımıÇekten doğan alacak talebi3 yılİbraz süresinin bitimiTTK m.814

Şikâyet süresi yukarıda ele alınmıştır: üç ay öğrenmeden, her hâlde bir yıl fiilden itibaren işler ve hak düşürücü niteliktedir. Pratikte dosyaları düşüren süre neredeyse her zaman budur.

Dava zamanaşımı ise ceza hukukunun genel rejiminden gelir. Karşılıksız çek suçunun yaptırımı adlî para cezasıdır; bu nedenle uygulanacak bent şudur:

“e) Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıl,”

(5237 sayılı Kanun m.66/1)

Aynı maddenin ilk cümlesi “Kanunda başka türlü yazılmış olan haller dışında” kaydını taşır; Çek Kanunu ve İcra ve İflas Kanunu bu suç için özel bir dava zamanaşımı süresi öngörmediğinden genel rejim işler. Dolayısıyla şikâyet süresinde başvurulmuş bir dosyada dahi kamu davası, suçun işlendiği günden itibaren sekiz yıl geçmekle düşer.

Hukuki zamanaşımı ise ceza kolundan tamamen bağımsızdır. Çekten doğan alacağın takibi bakımından süre, ibraz süresinin bitiminden itibaren üç yıldır; ayrıntısı için çek ibraz süresi ve zamanaşımı yazısına bakınız. Bu süre dolmuşsa alacak yönünden kambiyo takibi yapılamaz, ama ceza şikâyeti süresinde yapılmışsa ceza yargılaması ayrı yürür.

Şikâyetten feragat ve borcun itfası davayı düşürür

Zamanaşımından bağımsız iki düşme sebebi daha vardır ve bunlar süre beklemeden sonuç doğurur:

2004 sayılı Kanun m.354 — davanın ve cezanın düşmesi:

“Kanunun bu babında yazılı suçlardan takibi şikayete bağlı olanların müştekisi feragat eder veya borcun itfa edildiği sabit olursa dava ve bütün neticeleriyle beraber ceza düşer.”

Yani müştekinin feragati veya borcun itfası hâlinde dava ve ceza bütün neticeleriyle düşer. Bu, aşağıdaki etkin pişmanlık başlığıyla birlikte okunmalıdır.

Görevli Mahkeme, Uzlaşma ve HAGB

Görevli mahkeme: icra (ceza) mahkemesi. Asliye ceza mahkemesi değildir. Kanun bunu açıkça söyler:

CekK m.5/1 (devamı — görev ve yetki):

“Bu suçtan dolayı açılan davalar icra mahkemesinde görülür ve İcra ve İflas Kanununun 347, 349, 350, 351, 352 ve 353 üncü maddelerinde düzenlenen yargılama usulüne ilişkin hükümler uygulanır. Bu davalar çekin tahsil için bankaya ibraz edildiği veya çek hesabının açıldığı banka şubesinin bulunduğu yer ya da hesap sahibinin yahut şikâyetçinin yerleşim yeri mahkemesinde görülür.”

Ön ödeme, uzlaşma ve HAGB uygulanmaz. Bu, çekin en sert özelliklerinden biridir:

CekK m.5/10 (5941 sayılı Çek Kanunu):

“Birinci fıkrada tanımlanan suç nedeniyle, ön ödeme, uzlaşma ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümler uygulanmaz.”

Yani birçok suçta işleyen “hükmün açıklanması geri bırakılsın” yolu karşılıksız çekte kapalıdır.

Çek Bedelini Ödersem Ne Olur? (Etkin Pişmanlık)

Ödeme, bu suçtan kurtulmanın asıl yoludur — ve hüküm kesinleştikten sonra bile işler.

CekK m.6/1 — Etkin pişmanlık (5941 sayılı Çek Kanunu):

“Karşılıksız kalan çek bedelinin, çekin üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanunî ibraz tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanuna göre ticarî işlerde temerrüt faiz oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte tamamen ödeyen kişi hakkında, a) Yargılama aşamasında mahkeme tarafından davanın düşmesine, b) Mahkûmiyet hükmünün kesinleşmesinden sonra mahkeme tarafından hükmün bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasına, karar verilir.”

Üç şey dikkat çeker:

  1. Ödeme “faizi ile birlikte” ve “tamamen” olmalıdır. Kısmi ödeme bu sonucu doğurmaz.
  2. Faiz burada VARDIR — Anayasa Mahkemesi faizi cezanın alt sınırı hesabından çıkardı, ama kurtulmak için ödenecek tutardan çıkarmadı. Ceza hesaplanırken faiz yok; kurtulmak için ödenirken faiz var. Bu iki hesabı karıştırmayın.
  3. Hüküm kesinleşse bile geç değildir. Kesinleşmeden sonra ödeme, hükmün bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasını sağlar.

“Karar kesinleşti, artık bir şey yapılamaz” savunması geçersizdir. Yerel mahkeme, kesinleşmiş bir hükümde ödeme sonrası talebi “kararın kesinleştiği ve uyarlama yapılamayacağından” gerekçesiyle reddettiğinde, Yargıtay bu reddi usul ve yasaya aykırı bularak bozmuştur:

“kararın kesinleştiği ve uyarlama yapılamayacağından”

(reddin gerekçesi — Yargıtay 19. Ceza Dairesi, E. 2017/5712, K. 2018/6011, T. 21.05.2018 kararıyla bozulmuştur)

Yani mahkûmiyetin kesinleşmiş olması, m.6/1-b talebine engel değildir.

Ödeme nedeniyle düşme kararı verilirse yargılama gideri size yüklenmez. Yargıtay bu konudaki daire uyuşmazlığını çözmüştür:

“sanığın ödeme yapması nedeniyle düşme kararı verilmesi halinde vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin sanığa yüklenemeyeceğine”

(Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2022/3532, K. 2022/17383, T. 01.12.2022)

Ayrıca, yargılama beraat/düşme gibi bir sonuçla biterse çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı da aynı kararla kaldırılır (m.5/9).

Hangi Tarihteki Kanun Uygulanır?

Karşılıksız çekin ceza rejimi birkaç kez kökten değişti. Bu yüzden internette bulacağınız birçok kaynak (tarihi yeni olsa bile) artık yürürlükte olmayan bir hukuku anlatıyor olabilir.

TarihNe oldu
5941 sayılı Çek Kanunu (2009)Çek Kanunu yürürlüğe girdi
6273 sayılı Kanun (31.01.2012)m.5’in bazı fıkraları mülga edildi — cezai sorumluluk büyük ölçüde kaldırıldı
6728 sayılı Kanun (15.07.2016)Cezai sorumluluk geri getirildi: adli para cezası + doğrudan hapse çevirme + çek düzenleme yasağı
AYM E. 2016/191, K. 2017/131 (26.07.2017)Alt sınırdan faiz ve masraflar iptal edildi
7499 sayılı Kanun (02.03.2024)Adli para cezasının bir gün karşılığı miktarı 20–100 TL’den 100–500 TL’ye çıkarıldı (TCK m.52/2)

Ceza hukukunda kural, failin lehine olan kanunun uygulanmasıdır (lex mitior):

TCK m.7/2:

“Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.”

Geçici Madde 5 — süreleri dolmuş bir yol

2020’de, pandemi döneminde, çek mahkûmlarına özel bir ödeme/infaz kolaylığı getirildi. Bugün bu yol kapalıdır ve bunu açıkça söylemek gerekir; çünkü hâlâ canlıymış gibi anlatan kaynaklar var.

CekK geçici m.5 (5941 sayılı Çek Kanunu; 7226 sK ile eklendi, 7333 sK ile değiştirildi):

“5 inci maddede tanımlanan ve 30/4/2021 tarihine kadar işlenen suçtan dolayı mahkûm olanların cezalarının infazı durdurulur. Hükümlü 30/6/2022 tarihine kadar çek bedelinin bu fıkrada değişiklik yapan Kanunun yayımı tarihi itibarıyla ödenmeyen kısmının onda birini alacaklıya ödemek zorundadır. Kalan kısmını 30/6/2022 tarihinden itibaren ikişer ay arayla on beş eşit taksitle ödemesi durumunda mahkemece, ceza mahkûmiyetinin bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasına karar verilir.”

Kapsamı ve süresi: yalnızca 30.04.2021 tarihine kadar işlenen suçlar; peşin ödeme için 30.06.2022 son tarihti; taksitler bunu izleyen dönemde tamamlandı. Bu tarihlerden sonra işlenen bir çek suçu için geçici m.5’ten yararlanmak mümkün değildir. Ayrıca hüküm, her bir suç için ancak bir kez uygulanabilirdi.

Sık Yapılan Hatalar

  1. Alt sınırı “üst sınır” sanmak. Kanun “az olamaz” der (taban), “fazla olamaz” (tavan) demez. Çek bedeli büyükse ceza da büyür.
  2. “Cezanın bir tavanı var” sanmak. Yargıtay, gün hesabının ulaşabildiği en yüksek rakamı bile aşarak cezayı çek bedeline yükseltmiştir (19. CD, E. 2019/28154, K. 2021/480).
  3. Şikâyet süresini 6 ay sanmak. Çekte süre 3 ay (öğrenmeden itibaren) ve her hâlde 1 yıldır (İİK m.347).
  4. “Çekten hapis yatılmaz” demek. Ödenmeyen adli para cezası, kamuya yararlı iş seçeneği olmadan doğrudan hapse çevrilir.
  5. HAGB beklemek. Karşılıksız çekte HAGB, uzlaşma ve ön ödeme uygulanmaz (m.5/10).
  6. Alt sınıra faiz ve masraf eklemek. Anayasa Mahkemesi bunları 2017’de iptal etti.
  7. Kurtulmak için ödenecek tutardan faizi düşmek. Orada faiz hâlâ vardır (m.6/1). Cezanın alt sınırıyla karıştırmayın.
  8. Hüküm kesinleşti diye ödemekten vazgeçmek. Kesinleşmeden sonra bile ödeme, hükmü bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırır.
  9. Geçici m.5’i canlı sanmak. Kapsamı 30.04.2021’e kadar işlenen suçlarla sınırlıydı ve süreleri doldu.

Özet

  • Karşılıksız çekin cezası 1.500 güne kadar adli para cezası + çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağıdır.
  • Kanun bir ALT SINIR koyar: ceza, çekin karşılıksız kalan miktarından az olamaz. Bu bir taban, tavan değildir; ve Yargıtay bu tabanın gün hesabının ulaşabildiği en yüksek rakamı bile aştığını kabul etmiştir (19. CD, E. 2019/28154, K. 2021/480). Pratikte cezanın üst sınırı yoktur.
  • Anayasa Mahkemesi (E. 2016/191, K. 2017/131) bu alt sınırdan faiz ve takip/yargılama giderlerini iptal etti — ceza “öngörülemez” hâle geldiği için.
  • Ödenmeyen adli para cezası, kamuya yararlı iş seçeneği olmadan DOĞRUDAN hapse çevrilir (m.5/11).
  • Şikâyet süresi 3 ay (her hâlde 1 yıl) — genel 6 aylık süre değil. Görevli mahkeme icra mahkemesidir.
  • HAGB, uzlaşma ve ön ödeme uygulanmaz (m.5/10).
  • Çek bedelini faiziyle birlikte tamamen ödemek, yargılamada davayı düşürür; hüküm kesinleşmişse bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırır (m.6/1).
  • “Borç için hapis yasağı” bu suça engel değildir: AYM, çek borcunun sözleşme borcu değil kambiyo taahhüdü olduğu gerekçesiyle itirazı oybirliğiyle reddetti.

İlgili yazılar: Dolandırıcılık Suçu ve Cezası — TCK 157-159 · Güveni Kötüye Kullanma Suçu ve Cezası — TCK 155 · TCK 53 — Belli Hakları Kullanmaktan Yoksun Bırakılma (Hak Yoksunluğu)

Sıkça Sorulan Sorular

Karşılıksız çekin cezası nedir?

Her bir çek için 1.500 güne kadar adli para cezası ve çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı. Hapis cezası doğrudan öngörülmemiştir; ancak adli para cezası ödenmezse hapse çevrilir.

Karşılıksız çekten hapis yatılır mı?

Doğrudan hapis cezası verilmez. Ancak adli para cezası ödenmezse, Çek Kanunu m.5/11 uyarınca kamuya yararlı bir işte çalıştırma kararı verilmeksizin doğrudan hapis cezasına çevrilir. Bu, diğer adli para cezalarına göre daha ağır bir rejimdir.

Adli para cezası en az ne kadar olur?

Hükmedilecek adli para cezası, çekin karşılıksız kalan miktarından az olamaz (m.5/1). Bu bir alt sınırdır; üst sınır değildir. Anayasa Mahkemesi'nin 2017 tarihli kararından sonra bu hesaba faiz ve takip/yargılama giderleri katılmaz.

Çek borcu yüzünden hapse girmek "borç için hapis yasağına" aykırı değil mi?

Anayasa Mahkemesi bu itirazı oybirliğiyle reddetmiştir. Gerekçesi: çeki elinde bulunduran hamil sözleşmeden kaynaklanan bir alacağı değil, doğrudan doğruya çekten doğan bir hakkı kazanır; çek, altındaki sözleşmeden bağımsız bir kambiyo taahhüdüdür. Cezalandırılan şey borcu ödeyememek değil, çekin karşılıksız çıkmasına sebebiyet vermektir.

Cezanın bir üst sınırı var mı?

Pratikte yoktur. Ceza, gün hesabı ile çek bedelinden hangisi büyükse odur. Yargıtay, gün hesabının ulaşabildiği en yüksek rakamı bile aşarak cezayı çek bedeline yükseltmiştir (19. CD, E. 2019/28154, K. 2021/480). Buna karşılık gün hesabı çek bedelinin üzerindeyse ceza tabana indirilmez (7. CD, E. 2023/7216, K. 2025/4053).

Karşılıksız çekte şikâyet süresi kaç aydır?

Üç aydır. Şikâyet hakkı, fiilin öğrenildiği tarihten itibaren üç ay ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl geçmekle düşer (İİK m.347). Genel altı aylık süre uygulanmaz.

Karşılıksız çek davasına hangi mahkeme bakar?

İcra mahkemesi. Asliye ceza mahkemesi değildir. Dava, çekin ibraz edildiği veya hesabın açıldığı banka şubesinin bulunduğu yer ya da hesap sahibinin veya şikâyetçinin yerleşim yeri mahkemesinde görülür.

Karşılıksız çekte HAGB verilir mi?

Hayır. Çek Kanunu m.5/10 uyarınca ön ödeme, uzlaşma ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümleri uygulanmaz.

Çek bedelini ödersem dava düşer mi?

Evet. Karşılıksız kalan çek bedelini faiziyle birlikte tamamen öderseniz, yargılama aşamasında davanın düşmesine karar verilir (m.6/1-a). Kısmi ödeme yeterli değildir.

Mahkûmiyet kesinleşti, artık geç mi?

Hayır. Kesinleşmeden sonra da çek bedelini faiziyle birlikte tamamen öderseniz, mahkeme hükmün bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasına karar verir (m.6/1-b).

Ceza hesabından faiz çıktıysa, ödemede neden faiz var?

Bunlar iki ayrı hesaptır. Anayasa Mahkemesi faizi cezanın alt sınırı hesabından çıkardı; ancak etkin pişmanlıkla kurtulmak için ödenecek tutar, kanun gereği faiziyle birlikte hesaplanır (m.6/1).

Çek düzenleme yasağı ne zaman kalkar?

Yargılama beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, düşme veya ret ile sonuçlanırsa, aynı kararla çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının kaldırılmasına karar verilir (m.5/9). Çek bedelinin ödenmesi hâlinde de yasak kaldırılır.

Şirket adına düzenlenen çekte kim sorumlu olur?

Çek karşılığını bankada bulundurmakla yükümlü kişi sorumludur. Tüzel kişilerde bu, mali işleri yürütmekle görevlendirilen yönetim organı üyesi; böyle bir belirleme yapılmamışsa yönetim organını oluşturan gerçek kişilerdir (m.5/2).

Yazar

Av. Halit Süha Bahçeci

Kurucu Avukat

TBB Sicil No: 196866

LinkedIn

Soruşturma ve kovuşturma aşamalarında şüpheli, sanık ve katılan vekilliğini üstlenir; tutukluluk ve kanun yolu başvurularını takip eder.

Yayın Politikası

İlgili çalışma alanı: Ceza Hukuku

← Tüm makaleler
AraWhatsApp