
İçindekiler 19
- Kısa Cevap
- Bu Durumda mısınız?
- Sigorta Zorunluluğunun Kaynağı
- Sigortayı Kim Yaptırır, Primi Kim Öder?
- Teminat Kapsamı: Neyi Karşılar?
- Aynı Olay İçin İki Poliçe Varsa İki Limit Birden Alınabilir mi?
- Teminat Tutarı ve İdari Para Cezası
- Rücu ve Mesleki Sorumluluk Kurulu
- Mesleki Sorumluluk Kurulu Rejimi Anayasa Mahkemesi Denetiminden Nasıl Geçti?
- 2023 — Devlet üniversiteleri yönünden kısmi iptal
- 2024 — kanun koyucunun cevabı
- 2026 — yeni itiraz reddedildi
- Devam Eden Rücu Davaları ve Geçici m.13
- Hangi Tarihteki Kanun Uygulanır?
- Sigorta ile Ceza Sorumluluğu Karıştırılmamalıdır
- Görevli Mahkeme ve Başvuru Yolu
- Adım Adım Ne Yapmalısınız?
- Sık Yapılan Hatalar
- Özet
Kısa Cevap
Malpraktis sigortası, tam adıyla tıbbi kötü uygulamaya ilişkin zorunlu mali sorumluluk sigortası, hekimin mesleki faaliyeti sebebiyle doğan tazminat taleplerini poliçe limitleri içinde karşılayan bir sigortadır. Kamuda ve özel sektörde çalışan tabipler, diş tabipleri ve uzmanlar için kanunen zorunludur; yaptırmayana idari para cezası uygulanır.
Bu Durumda mısınız?
- Hekim veya diş hekimisiniz ve sigortanın sizin için zorunlu olup olmadığını öğrenmek istiyorsunuz.
- Özel hastanede çalışıyorsunuz ve primin işveren payının maaşınızdan kesildiğini fark ettiniz.
- Hakkınızda tıbbi kötü uygulama iddiasıyla tazminat talebi yöneltildi.
- Sigorta şirketi teminat dışı olduğu gerekçesiyle ödemeyi reddetti.
- Kamu hastanesinde görev yapıyorsunuz ve rücu ihtimalini araştırıyorsunuz.
- Yıllar içinde poliçeniz farklı şirketlerde düzenlendi, hangisine başvuracağınızı bilmiyorsunuz.
Bu başlıkların bir kısmı sigorta hukukuna, bir kısmı idare hukukuna aittir; ikisinin usulü farklı yürüdüğünden dosyanızı bir avukatla değerlendirmeniz gerekir.
Sigorta Zorunluluğunun Kaynağı
Zorunluluk tek bir maddeden doğar ve kamu ile özel sektörü ayrı ayrı düzenler.
1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun ek m.12:
Kamu sağlık kurum ve kuruluşlarında çalışan tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar, tıbbi kötü uygulama nedeniyle kendilerinden talep edilebilecek zararlar ile kurumlarınca kendilerine yapılacak rüculara karşı sigorta yaptırmak zorundadır. Bu sigorta priminin yarısı kendileri tarafından, diğer yarısı döner sermayesi bulunan kurumlarda döner sermayeden, döner sermayesi bulunmayan kurumlarda kurum bütçelerinden ödenir.
Kamu tarafında iki nokta dikkat çeker. Birincisi, sigorta yalnız hastanın talebine değil, kurumun hekime yapacağı rücuya karşı da teminat sağlar. İkincisi, primin yarısı kamu tarafından karşılanır.
Özel sektör ve serbest çalışma bakımından hüküm ayrıdır:
1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun ek m.12:
Özel sağlık kurum ve kuruluşlarında çalışan veya mesleklerini serbest olarak icra eden tabip, diş tabibi ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar, tıbbi kötü uygulama sebebi ile kişilere verebilecekleri zararlar ile bu sebeple kendilerine yapılacak rücuları karşılamak üzere mesleki malî sorumluluk sigortası yaptırmak zorundadır.
Buradaki kapsam tabip, diş tabibi ve uzmanlarla sınırlıdır. Madde metni hemşire, ebe veya diğer sağlık meslek mensuplarını bu zorunluluk kapsamında saymamaktadır; bu meslek grupları bakımından sigorta isteğe bağlı olarak gündeme gelir.
Sigortayı Kim Yaptırır, Primi Kim Öder?
Yükümlülüğün kime ait olduğu ayrı bir fıkrada düzenlenmiştir.
1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun ek m.12:
Zorunlu mesleki malî sorumluluk sigortası, mesleklerini serbest olarak icra edenlerin kendileri, özel sağlık kurum ve kuruluşlarında çalışanlar için ilgili özel sağlık kurum ve kuruluşları tarafından yaptırılır.
Yani özel hastanede çalışan bir hekimin poliçesini kurum yaptırmakla yükümlüdür. Poliçenin bulunmaması hâlinde sorumluluk öncelikle kuruma yönelir.
Prim paylaşımı ve bununla bağlantılı bir yasak ise şöyledir:
1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun ek m.12:
Özel sağlık kurum ve kuruluşlarında çalışanların sigorta primlerinin yarısı kendileri tarafından, yarısı istihdam edenlerce ödenir. İstihdam edenlerce ilgili sağlık çalışanı için ödenen sigorta primi, hiçbir isim altında ve hiçbir şekilde çalışanın maaş ve sair malî haklarından kesilemez, buna ilişkin hüküm ihtiva eden sözleşme yapılamaz.
Bu, uygulamada en çok ihlal edilen kurallardan biridir. Kanun iki katmanlı bir yasak getirir: işveren payı kesilemez ve kesintiye imkân veren sözleşme dahi yapılamaz. Sözleşmenizde böyle bir madde varsa, kanuna aykırılığı ileri sürülebilir.
Teminat Kapsamı: Neyi Karşılar?
Teminatın sınırlarını Genel Şartlar belirler. Mahkeme kararları bu kapsamı şöyle özetlemektedir:
Dava, tıbbi kötü uygulamaya ilişkin zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesine dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.20.07.2010 yürürlük tarihli Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında; bu sigorta poliçesinin 1219 sayılı Kanunun Ek 12. maddesi çerçevesinde, serbest ya da kamu veya özel sağlık kurum ve kuruluşlarında çalışan tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanların poliçe kapsamındaki mesleki faaliyeti ifa ederken, sözleşme tarihinden önceki on yıllık dönemdeki veya sözleşme süresi içinde mesleki faaliyeti nedeniyle verdiği zararlara bağlı olarak, sözleşme süresi içinde kendisine yapılan tazminat taleplerine, bu taleple bağlantılı yargılama giderleri ile hükmolunacak faize ve sigortalı aleyhine ileri sürülen tazminat talebine ilişkin makul giderlere karşı poliçede belirlenen limitler dahilinde teminat sağlayacağı düzenlenmiştir.
(İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2020/1497, K. 2023/922, T. 28.09.2023 — kabul)
Karardan üç sonuç çıkar:
- Geriye dönük kapsam vardır — sözleşme tarihinden önceki on yıllık dönemdeki mesleki faaliyet de kapsanır.
- Tetikleyici olay, talebin yapıldığı andır — teminat, sözleşme süresi içinde kendisine yapılan tazminat taleplerine ilişkindir.
- Yargılama giderleri ve faiz de teminattadır — poliçe limitleri dahilinde.
Aynı karar, hekimin sorumluluğunun hukuki temelini de ortaya koyar:
Hekim ile hasta arasındaki ilişki vekalet sözleşmesine dayalı olup, uyuşmazlığın temelini teşhis ve tedavi hizmetini üstlenen doktorun bu kapsamda mevcut sorumluluğu ve özen borcu oluşturmaktadır. Buna göre vekil, vekalet görevini yerine getirirken yöneldiği sonucun elde edilememesinden sorumlu değil ise de, bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın, yaptığı işlemlerin, eylemlerin ve davranışlarının özenli olmayışından doğan zararlardan sorumludur.
(İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2020/1497, K. 2023/922, T. 28.09.2023 — kabul)
Bu ayrım sigorta bakımından belirleyicidir: sorumluluk sonuçtan değil, özensizlikten doğar. Bu sınırın nerede çizildiği komplikasyon ile malpraktis arasındaki fark yazımızda ele alınmaktadır.
Aynı Olay İçin İki Poliçe Varsa İki Limit Birden Alınabilir mi?
Hayır; poliçelerin dönemlerinin örtüşmesi, iki teminat limitinin otomatik olarak toplanacağı anlamına gelmez. Bununla birlikte ikinci poliçe de yalnız örtüşme nedeniyle kendiliğinden geçersiz sayılamaz. Önce her poliçenin kapsamı, sonra sigortalının gerçek zararı ve her sigortacının kendi limiti ayrı ayrı belirlenmelidir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin önüne gelen dosyada aynı hekim için dönemleri kısmen örtüşen iki zorunlu malpraktis poliçesi bulunuyordu. İlk derece mahkemesi, mal sigortalarına ilişkin çifte sigorta yaklaşımıyla ikinci poliçeyi geçersiz saymıştı. Daire bu gerekçeyi sorumluluk sigortasına uygulanamayacağı için kabul etmedi:
Dava, Tıbbi Kötü Uygulamaya ilişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Poliçesinden doğan tazminatın rücuen tahsili istemine ilişkindir. Olay tarihinde yürürlükte buluna 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1453 üncü maddesi mal sigortalarına ilişkin olup sorumluluk sigortalarını kapsamamaktadır. Bu nedenle ilk derece mahkemesinin yukarıda yazılı gerekçelerle ikinci sigorta sözleşmesinin geçersiz olduğuna ilişkin kararı yerinde değildir.
(Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/902, K. 2024/4334, T. 27.05.2024 — BOZULMASINA, oybirliği)
Ancak Yargıtay, ikinci poliçenin daha yüksek limiti ile ilk sigortacının ödediği tutar arasındaki farkın doğrudan ödenmesini de yeterli görmedi. Belirleyici sınırı şu şekilde kurdu:
Bölge Adliye Mahkemesince, dava dışı ilk sigortacının sigorta poliçesinde teminat altına aldığı miktar olay başına 300.000,00 TL iken, davalı … şirketinin teminat altına aldığı miktarın olay başına 400.000,00 TL olduğu ve ayrıca 10.000,00 TL hukuksal koruma teminatı verildiği, bu nedenle davalı … şirketi ilk poliçede verilen ve dava dışı ilk sigorta şirketi tarafından hak sahiplerine ödemesi yapılan 300.000,00 TL’lik kısım yönünden sorumlu olmasa bile, olay başına 300.000,00 TL üstünde kalan 100.000,00 TL ile 10.000,00 TL hukuksal koruma teminatı yönünden davacı tarafa karşı sorumlu olduğu gerekçesi yerinde ise de sigortacının sorumluluk sigortasından sorumluluğu limit kapsamında ve gerçek zararla sınırlıdır. Bu nedenle, mahkemece, davacı tarafından yapılan ödemenin, iki ameliyat nedeniyle gerçekleşen zarar miktarı olup olmadığı hususunun, alanında uzman tıbbi medikal, eczacı ve doktordan oluşan üç kişilik heyetten rapor alınarak belirlenmesi gerekirken, davalının 300.000,00 TL’yi aşan miktarından sorumlu olduğu kabul edilerek ne miktar gerçek zarardan sorumlu olduğu saptanmadan karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
(Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/902, K. 2024/4334, T. 27.05.2024 — BOZULMASINA, oybirliği)
Bu kararın sınırı önemlidir: Daire, gerçek zarar saptanmadan limit farkına hükmedilemeyeceğine karar vermiş; hangi poliçenin talep tarihi bakımından teminat sağlayacağına ilişkin diğer temyiz itirazlarını bozma nedeniyle incelememiştir. Dolayısıyla karar, talep esaslı teminat kuralını değiştiren bir içtihat olarak okunmamalıdır.
Teminat Tutarı ve İdari Para Cezası
Kanun, tutarların belirlenmesini ve yaptırımı ayrıca düzenler.
1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun ek m.12:
Zorunlu sigortalara ilişkin teminat tutarları ile uygulama usul ve esasları Sağlık Bakanlığının görüşü alınarak Hazine Müsteşarlığınca belirlenir.
1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun ek m.12:
Bu maddedeki zorunlu sigortaları yaptırmayanlara, mülki idare amirince sigortası yaptırılmayan her kişi için beşbin Türk Lirası idari para cezası verilir.
İki noktaya dikkat edilmelidir. Birincisi, ceza kişi başına uygulanır. Birden çok hekim çalıştıran bir kuruluşta ceza katlanır. İkincisi, kanunda yazılı beşbin Türk lirası tutarı 2010 yılına ait olup idari para cezaları her yıl yeniden değerleme oranında güncellenir; güncel tutar için ilgili yılın tebliğine bakılmalıdır.
Rücu ve Mesleki Sorumluluk Kurulu
Kamuda çalışan hekim bakımından asıl risk hastanın doğrudan talebi değil, idarenin ödediği tazminatı rücu etmesidir. 2022 yılında bu alanda ayrı bir usul kurulmuştur.
3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu ek m.18:
Kamu kurum ve kuruluşları ve Devlet üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlık meslek mensuplarının sağlık mesleğinin icrası kapsamında yaptıkları muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle idare tarafından ödenen tazminattan dolayı ilgilisine rücu edilip edilmeyeceğine ve rücu miktarına, ilgilinin görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullanıp kullanmadığı ve kusur durumu gözetilerek Mesleki Sorumluluk Kurulu tarafından bir yıl içinde karar verilir. (Ek cümle:21/2/2024-7496/21 md.) Devlet üniversitelerinde görev yapanlar bakımından, ilgili üniversite tarafından Mesleki Sorumluluk Kurulu kararı ve varsa ilgili hakkında görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullandığına dair kesinleşmiş ceza mahkemesi kararı dikkate alınarak altı ay içinde nihai karar verilir.
Mahkemeler bu düzenlemeyi soruşturma izni yönüyle birlikte değerlendirmektedir:
Öncelikle 3359 sayılı kanuna 27/05/2022 tarihinde yürürlüğe giren 7406 sayılı kanun ile eklenen ek 18 ve geçici 13. maddelerinde; Yükseköğretim Kanununun 53. maddesindeki soruşturma usulüne tabi olanlar hariç olmak üzere, kamu veya özel sağlık kurum ve kuruluşları ve vakıf üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlık meslek mensuplarının sağlık mesleğinin icrası kapsamında yaptıkları muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle yapılan soruşturmalar hakkında, 4483 sayılı kanun hükümlerinin uygulanacağı, soruşturma izninin, Sağlık Bakanlığı bünyesinde kurulan Mesleki Sorumluluk Kurulu tarafından verileceği
(İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, E. 2022/1935, K. 2023/837, T. 25.05.2023)
Rücu bakımından pratik sonuç şudur: idare tazminatı ödese bile hekime otomatik olarak rücu edilmez; rücu edilip edilmeyeceğine ve miktarına Kurul, görevi kötüye kullanma ve kusur durumu gözetilerek karar verir.
Mesleki Sorumluluk Kurulu Rejimi Anayasa Mahkemesi Denetiminden Nasıl Geçti?
Kurul rejimi yürürlüktedir, ancak bugünkü hâline üç aşamada gelmiştir: 2022’de kurulmuş, 2023’te Devlet üniversiteleri yönünden kısmen iptal edilmiş, 2024’te kanun koyucu tarafından yeniden düzenlenmiş ve 2026’da yeni bir itiraz reddedilmiştir. Hekim bakımından pratik fark, kararı kimin verdiğidir.
2023 — Devlet üniversiteleri yönünden kısmi iptal
Anayasa Mahkemesi 2023 yılında maddenin üçüncü fıkrasını (yani Kurulun oluşumunu, başkanını ve bazı üyelerinin görev süresini düzenleyen kuralı) denetlemiştir. Kural, kamu kurumları yönünden Anayasa’ya uygun bulunmuş; Devlet üniversiteleri yönünden ise iptal edilmiştir:
12/5/2022 tarihli ve 7406 sayılı Türk Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 14. maddesiyle 7/5/1987 tarihli ve 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’na eklenen ek 18. maddenin üçüncü fıkrasının anılan maddenin; A. “Birinci fıkrası” yönünden Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNE, B. İkinci fıkrasında yer alan; 1. “Kamu kurum ve kuruluşları…” ibaresi yönünden Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNE, 2. “…Devlet üniversitelerinde…” ibaresi yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, 30/11/2023 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
(Anayasa Mahkemesi, E. 2022/90, K. 2023/201, T. 30.11.2023 — kısmen iptal, kısmen ret)
İptalin gerekçesi üniversite özerkliğidir (Anayasa m.130): merkezî idare bünyesindeki bir kurulun, üniversite personeli hakkındaki rücu kararını belirlemesi kabul edilmemiştir. Dikkat edilmesi gereken nokta, iptal edilenin Kurulun rücu yetkisi değil, o yetkiyi kullanan Kurulun oluşum kuralı olmasıdır.
2024 — kanun koyucunun cevabı
İptalden sonra 21/2/2024 tarihli ve 7496 sayılı Kanun’la ikinci fıkraya yukarıda alıntılanan cümle eklenmiştir: Devlet üniversitelerinde görev yapanlar bakımından nihai kararı üniversite verir, Kurul kararı ve varsa kesinleşmiş ceza mahkemesi kararı yalnızca dikkate alınır.
2026 — yeni itiraz reddedildi
Yeni düzenleme de Anayasa Mahkemesi önüne gelmiş ve 2026 yılında reddedilmiştir. Mahkeme, ret gerekçesinde Kurul kararının üniversite bakımından bağlayıcı olmadığını açıkça belirtmiştir:
Bu itibarla kurallarda üniversitenin Kurul kararını dikkate alacağı belirtilmekle birlikte rücu konusundaki nihai değerlendirmenin ve icrai karar alma yetkisinin üniversiteye ait olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla ilgili üniversitenin rücu konusunda vereceği karar yönünden Kurul kararının herhangi bir bağlayıcılığı bulunmamaktadır.
(Anayasa Mahkemesi, E. 2024/236, K. 2026/52, T. 26.02.2026 — ret, oyçokluğu)
Aynı kanunun ek 12. maddesi, sağlık çalışanının mağdur olduğu şiddet olaylarını düzenler; onun işleyişi beyaz kod yazımızdadır.
Devlet üniversitesinde çalışan hekim bakımından sonuç şudur: Kurul rücu edilmesi yönünde karar verse dahi bu karar üniversiteyi bağlamaz; nihai kararı altı ay içinde üniversite verir. Karar oyçokluğuyla alınmış, üç üye karşı oy kullanmıştır.
Devam Eden Rücu Davaları ve Geçici m.13
2022’de yürürlüğe giren düzenleme, o tarihte görülmekte olan rücu davaları için ayrı bir geçiş kuralı getirmiştir:
3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu geçici m.13:
Kamu kurum ve kuruluşları ve Devlet üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlık meslek mensuplarının sağlık mesleğinin icrası kapsamında yapmış oldukları muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle idare tarafından ödenen tazminattan dolayı açılan rücu davalarından, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla yargılaması devam edenler bakımından ek 18 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca karar verilmek üzere Mesleki Sorumluluk Kuruluna başvurması için davacıya iki aylık süre verilir. Başvuru yapılmaması hâlinde dava usulden reddedilir.
Bu fıkranın üçüncü cümlesi artık yürürlükte değildir. Anayasa Mahkemesi 2024 yılında o cümleyi iptal etmiştir:
7/5/1987 tarihli ve 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’na 12/5/2022 tarihli ve 7406 sayılı Kanun’un 15. maddesiyle eklenen geçici 13. maddenin ikinci fıkrasının üçüncü cümlesinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE 30/5/2024 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
(Anayasa Mahkemesi, E. 2023/29, K. 2024/112, T. 30.05.2024 — iptal)
İptal edilen cümle, dava usulden reddedildiğinde yargılama giderinin taraflar üzerinde bırakılmasını ve davacı idare aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmemesini öngörüyordu. Mahkeme bunu haklı çıkma ölçütüne aykırı bulmuştur:
Kamuya mali külfet yüklenmemesi düşüncesi, kamu kurumunun dava şartını yerine getirmemesi nedeniyle usulden reddedilen davada yargılama gideri yapmasına sebebiyet verdiği kişinin katlandığı mali külfeti telafi etme yükümlülüğünün ortadan kaldırılmasını meşru kılamaz.
(Anayasa Mahkemesi, E. 2023/29, K. 2024/112, T. 30.05.2024 — iptal)
Hakkında rücu davası açılmış hekim bakımından pratik sonuç açıktır: davanın usulden reddi kuralı ayakta, ancak idare iki aylık başvuruyu yapmadığı için dava reddedilirse hekim artık yargılama giderini ve vekâlet ücretini isteyebilir. İptalden önce bu iki kalem hekimin üzerinde kalıyordu.
Bu sonuç derdest dosyalar bakımından geçerlidir. İptal kararları kural olarak geriye yürümez; iptalden önce kesinleşmiş bir kararla kapanmış dosya, iptal nedeniyle yeniden açılmaz.
Hangi Tarihteki Kanun Uygulanır?
Sigorta hukukunda iki ayrı tarih sorusu vardır. Hangi poliçenin devreye gireceği değerlendirilirken tazminat talebinin yapıldığı tarih, geriye dönük kapsam ve somut poliçe hükümleri birlikte incelenir; müdahale tarihi tek başına yeterli değildir. Uygulanacak limit ise teminat sağlayan poliçenin düzenlendiği dönemde geçerli tarife ve poliçe hükümlerine göre belirlenir.
Rücu usulünde ise dört tarih eşiktir: Mesleki Sorumluluk Kurulu 12/5/2022’de kurulmuş, 30/11/2023’te Kurulun oluşum kuralı Devlet üniversiteleri yönünden iptal edilmiş, 21/2/2024’te kanun koyucu nihai kararı üniversiteye bırakan cümleyi eklemiş, 30/5/2024’te de geçici 13. maddenin ikinci fıkrasının üçüncü cümlesi iptal edilmiştir. Dosyanızın hangi rejime tabi olduğu, davanın açıldığı ve Kurul kararının verildiği tarihe göre değişir.
Sigorta ile Ceza Sorumluluğu Karıştırılmamalıdır
Poliçe yalnız mali sorumluluğu karşılar. Tıbbi kötü uygulamadan doğan taksirle yaralama veya taksirle öldürme soruşturması sigortadan tamamen bağımsız yürür; sigorta şirketi ceza sorumluluğunu üstlenmez, adli para cezasını ödemez. Ceza yolunun kendine özgü bir izin usulü vardır; bu usul malpraktis nedir, doktor hatası tazminat davası yazımızda anlatılmaktadır.
Bu ayrım, poliçe satın alırken sıklıkla gözden kaçar: sigorta, hekimi ceza yargılamasından korumaz; yalnız tazminat yükünü poliçe limitleri içinde devralır.
Görevli Mahkeme ve Başvuru Yolu
Poliçeye dayalı tazminat uyuşmazlıkları ticari dava niteliğindedir ve asliye ticaret mahkemelerinde görülür. Sigorta şirketinin üye olması hâlinde Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuru da gündeme gelebilir.
Buna karşılık kamu hastanesinde görev yapan hekimin işleminden doğan zararlarda tazminat davası kural olarak idari yargıda, idareye karşı açılır. Rücu aşaması ise Kurul kararına bağlanmıştır.
Üç ayrı yargı kolunun devreye girebildiği bu alanda süre ve husumet hataları hak kaybına yol açtığından, başvurudan önce bir avukata danışmanız gerekir.
Adım Adım Ne Yapmalısınız?
- Poliçenizin varlığını ve dönemini doğrulayın. Özel kurumda çalışıyorsanız poliçeyi kurumun yaptırması gerekir.
- Prim kesintinizi kontrol edin. İşveren payının maaştan kesilmesi kanuna aykırıdır.
- Talep gelir gelmez sigortacıya bildirin. Genel Şartlar bildirim süreleri öngörür; gecikme teminatı tartışmalı hâle getirir.
- Geçmiş poliçeler ile talep ve ihbar tarihlerini birlikte saklayın. Müdahale tarihi tek başına hangi sigortacının sorumlu olduğunu göstermez.
- Ceza ve tazminat süreçlerini ayrı yürütün. Sigorta yalnız ikincisini kapsar.
- Kamu görevlisiyseniz rücu aşamasını bekleyin. Kurul kararı olmadan rücu işlemi kurulmaz.
Sık Yapılan Hatalar
- Sigortayı ceza koruması sanmak. Poliçe yalnız mali sorumluluğu karşılar.
- Kurumun yaptırdığını varsaymak. Özel kurumda yükümlülük kurumdadır, ancak poliçenin varlığını doğrulamak sizin yararınızadır.
- İşveren payının maaştan kesilmesine ses çıkarmamak. Kanun bu kesintiyi ve buna ilişkin sözleşme hükmünü yasaklar.
- Kanundaki beşbin TL’yi güncel tutar sanmak. İdari para cezaları yeniden değerlemeyle güncellenir.
- Hemşire ve ebeleri zorunluluk kapsamında saymak. Madde metni tabip, diş tabibi ve uzmanları sayar.
- Yalnız müdahale tarihine bakmak. Teminat değerlendirmesinde tazminat talebinin tarihi, geriye dönük kapsam ve poliçe hükümleri birlikte incelenir.
- Örtüşen poliçe limitlerini toplamak. İkinci poliçe sırf örtüşme nedeniyle geçersiz sayılmaz; ancak toplam ödeme gerçek zararı aşamaz ve her sigortacının sorumluluğu kendi limitiyle sınırlıdır.
Özet
- Malpraktis sigortası, tıbbi kötü uygulamaya ilişkin zorunlu mali sorumluluk sigortasıdır.
- Tabip, diş tabibi ve uzmanlar için kamuda da özelde de zorunludur.
- Serbest çalışanlar poliçeyi kendisi, özel kuruluş çalışanları için kurum yaptırır.
- Prim yarı yarıya paylaşılır; işveren payı maaştan kesilemez.
- Teminat, önceki on yıllık dönemi de kapsar ve yargılama gideri ile faizi içerir.
- Örtüşen poliçeler ikinci sözleşmeyi kendiliğinden geçersiz kılmaz; ödeme gerçek zarar ve poliçe limitiyle sınırlıdır.
- Sigorta ceza sorumluluğunu kapsamaz; kamuda rücu kararını Mesleki Sorumluluk Kurulu verir.
Sıkça Sorulan Sorular
Malpraktis sigortası nedir?
Tam adı tıbbi kötü uygulamaya ilişkin zorunlu mali sorumluluk sigortasıdır. Hekimin mesleki faaliyeti sebebiyle verdiği zararlar nedeniyle kendisine yöneltilen tazminat taleplerini, poliçede belirlenen limitler dahilinde karşılayan bir mesleki sorumluluk sigortasıdır.
Malpraktis sigortası kimler için zorunludur?
Kanun iki grup sayar. Kamu sağlık kurum ve kuruluşlarında çalışan tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar ile özel sağlık kuruluşlarında çalışan veya mesleğini serbest icra eden aynı meslek mensupları sigorta yaptırmak zorundadır.
Sigortayı kim yaptırır?
Mesleğini serbest icra edenler sigortayı kendileri yaptırır. Özel sağlık kurum ve kuruluşlarında çalışanlar için ise sigortayı ilgili özel sağlık kurum ve kuruluşu yaptırır. Yükümlülük burada kuruma aittir.
Primi kim öder?
Kamuda primin yarısı hekim tarafından, diğer yarısı döner sermayesi bulunan kurumlarda döner sermayeden, bulunmayanlarda kurum bütçesinden ödenir. Özel sektörde primin yarısı çalışan, yarısı istihdam eden tarafından ödenir.
İşveren kendi payını maaşımdan kesebilir mi?
Hayır. Kanun açıktır: istihdam edenlerce ilgili sağlık çalışanı için ödenen sigorta primi, hiçbir isim altında ve hiçbir şekilde çalışanın maaş ve sair mali haklarından kesilemez; buna ilişkin hüküm içeren sözleşme de yapılamaz.
Sigorta yaptırmayana ne olur?
Mülki idare amirince, sigortası yaptırılmayan her kişi için idari para cezası verilir. Kanunda öngörülen tutar beşbin Türk lirası olup bu tutar yeniden değerleme kapsamında güncellenir.
Teminat neyi kapsar?
Genel Şartlar uyarınca teminat, poliçe kapsamındaki mesleki faaliyet sırasında verilen zararlara bağlı olarak sözleşme süresi içinde yapılan tazminat taleplerini, bağlantılı yargılama giderlerini, hükmolunacak faizi ve makul giderleri poliçe limitleri dahilinde karşılar.
Sözleşmeden önceki olaylar kapsamda mı?
Genel Şartlar, sözleşme tarihinden önceki on yıllık dönemdeki mesleki faaliyet nedeniyle verilen zararları da kapsama alır. Belirleyici olan zararın doğduğu an değil, tazminat talebinin sözleşme süresi içinde yapılmış olmasıdır.
Sigorta hekimin cezai sorumluluğunu kaldırır mı?
Hayır. Sigorta yalnız mali sorumluluğa ilişkindir. Tıbbi kötü uygulamadan doğan ceza soruşturması ve kovuşturması sigortadan bağımsız yürür; poliçe ceza sorumluluğunu üstlenmez.
Kamu hastanesinde çalışıyorum, hasta doğrudan bana dava açabilir mi?
Kamu görevlisi hekimin mesleki işlemlerinden doğan zararlarda tazminat davası kural olarak idareye karşı açılır. İdarenin ödediği tazminat için hekime rücu edilip edilmeyeceği ayrı bir usule tabidir.
Rücu kararını kim verir?
Kamu kurumlarında görev yapanlar bakımından rücu edilip edilmeyeceğine ve miktarına Sağlık Bakanlığı bünyesindeki Mesleki Sorumluluk Kurulu karar verir. Devlet üniversitelerinde görev yapanlar bakımından ise nihai kararı, Kurul kararını dikkate alarak ilgili üniversite altı ay içinde verir.
Mesleki Sorumluluk Kurulu kararı üniversiteyi bağlar mı?
Hayır. Anayasa Mahkemesi 2026 tarihli kararında, rücu konusundaki nihai değerlendirme ve icrai karar alma yetkisinin üniversiteye ait olduğunu, Kurul kararının üniversite bakımından herhangi bir bağlayıcılığı bulunmadığını belirtmiştir. Üniversite Kurul kararını yalnızca dikkate alır.
Devam eden rücu davasında idare Kurula başvurmazsa ne olur?
Geçici 13. madde uyarınca davacı idareye iki aylık süre verilir ve başvuru yapılmazsa dava usulden reddedilir. Bu kural yürürlüktedir. Fıkranın üçüncü cümlesi ise iptal edildiğinden, derdest dosyalarda hekim yargılama gideri ve vekâlet ücreti talep edebilir.
Teminat tutarını kim belirler, poliçem değişmişse hangi şirkete başvurulur?
Kanun, teminat tutarları ile usul ve esasların Sağlık Bakanlığının görüşü alınarak belirleneceğini düzenler. Hangi poliçenin devreye gireceği yalnız müdahale tarihine göre belirlenmez; tazminat talebinin yapıldığı tarih, poliçenin geriye dönük kapsamı ve somut poliçe hükümleri birlikte incelenir.
Aynı olay için iki malpraktis poliçesi varsa iki limit de alınabilir mi?
İki poliçenin sürelerinin örtüşmesi ikinci sözleşmeyi kendiliğinden geçersiz kılmaz; ancak sigortacının sorumluluğu poliçe limitiyle ve gerçek zararla sınırlıdır. Yargıtay, gerçek zarar uzman bir tıbbi heyetçe belirlenmeden yalnız poliçe limitleri arasındaki fark üzerinden ödeme hesabı yapılamayacağına karar vermiştir.
Sigorta uyuşmazlığında nereye başvurulur?
Poliçeye dayalı tazminat uyuşmazlıkları ticari nitelikte olup asliye ticaret mahkemelerinde görülür. Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuru da mümkün olabilir. Süreler ve husumet yönü değiştiğinden bir avukata danışmanız gerekir.
İlgili çalışma alanı: Sağlık Hukuku
← Tüm makaleler