İş Hukuku

Meslek Hastalığı Tazminat Davası: Şartlar ve Süreç

Meslek hastalığı nedeniyle tazminat davası nasıl açılır? Meslek hastalığının SGK tarafından tespiti, işverenin kusuru, bilirkişi raporu ve iş kazasından farkı — 5510, 6331 ve 7036 sayılı Kanun hükümleri ile Yargıtay kararları.

15 dk okumaYayımlanma:Son güncelleme:Yazan Av. Halit Süha Bahçeci
Gün batımında iskele kurulu şantiye
İçindekiler 17

Kısa Cevap

Meslek hastalığı nedeniyle tazminat davası, hastalığın işten kaynaklandığının ve işverenin kusurunun ortaya konmasına dayanır. Hastalığın meslek hastalığı olduğu kanunen Kurum Sağlık Kurulu tespitine bağlıdır; işverenin sorumluluğu ise kusurludur ve kusur oranı bilirkişi raporuyla belirlenir. İşten ayrıldıktan sonra ortaya çıkan hastalıklarda ayrıca bir yükümlülük süresi şartı işler. İşverenin her hastalıktan kendiliğinden sorumlu olduğu yönündeki yaygın kanı doğru değildir.

Bu Durumda mısınız?

  • Yıllardır aynı işi yapıyorsunuz ve işitme kaybı, solunum veya kas-iskelet rahatsızlığı gelişti.
  • Hastaneden rapor aldınız ama SGK meslek hastalığı saymadı.
  • İşten ayrıldıktan sonra hastalığınız ortaya çıktı.
  • İşveren “hastalığın işle ilgisi yok” diyerek sorumluluğu reddediyor.
  • Kuruma başvurdunuz, sürekli iş göremezlik oranı belirlendi ve tazminat istemek istiyorsunuz.
  • Yakınınız meslek hastalığı sonucu vefat etti; destekten yoksun kalma tazminatını araştırıyorsunuz.

Bu başlıkların bir kısmı Kurum işlemine, bir kısmı işverene karşı tazminata ilişkindir; iki yolun usulü ve muhatabı farklı olduğundan dosyanızı bir avukatla değerlendirmeniz gerekir.

Meslek Hastalığının Tanımı ve Tespiti

Tanım kanundadır (5510 sayılı SGK m.14):

Meslek hastalığı, sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal engellilik halleridir.

Tanımın çekirdeği nedensellik bağıdır: hastalık ya işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple ya da işin yürütüm şartları yüzünden doğmuş olmalıdır. Bu, meslek hastalığını iş kazasından ayıran temel ölçüttür. İş kazası ani ve dıştan gelen bir olaya, meslek hastalığı zamana yayılan bir maruziyete dayanır.

Tespit ise ayrı bir fıkrada, ayrı bir usule bağlanmıştır (5510 sayılı SGK m.14, ikinci fıkra):

Sigortalının çalıştığı işten dolayı meslek hastalığına tutulduğunun; a) Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmet sunucuları tarafından usûlüne uygun olarak düzenlenen sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgelerin incelenmesi, b) Kurumca gerekli görüldüğü hallerde, işyerindeki çalışma şartlarını ve buna bağlı tıbbî sonuçlarını ortaya koyan denetim raporları ve gerekli diğer belgelerin incelenmesi, sonucu Kurum Sağlık Kurulu tarafından tespit edilmesi zorunludur.

Fıkranın iki ayağı arasındaki fark önemlidir: (a) bendindeki inceleme kayıtsız yazılmışken, (b) bendindeki işyeri denetim raporu maddenin lafzında “Kurumca gerekli görüldüğü hallerde” kaydına bağlanmıştır. Denetim raporunun bulunmadığı bir dosyada bunun sonucu ne olacağını fıkra kendisi söylemez; somut olayda incelemenin gerekli olup olmadığı ayrıca tartışılabilir. Buna karşılık maddenin açık olduğu nokta şudur: tespit Kurum Sağlık Kurulu tarafından yapılır. Hastaneden alınmış bir sağlık kurulu raporu, ne kadar açık olursa olsun, kendi başına meslek hastalığı sonucunu doğurmaz.

Kurum Raporu ile Adli Tıp Raporu Çelişirse

Uygulamada dosyaların çoğu burada kilitlenir: Kurum Sağlık Kurulu ya da Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu hastalığı mesleki sayar, yargılamada alınan Adli Tıp raporu ise hastalığın mesleki olup olmadığının belirlenemediğini bildirir. Yargıtay bu çelişkinin nasıl giderileceğini ortaya koyar:

“Keşif üzerine alınan bilirkişi raporu ve dosyadaki tüm belgelerle birlikte Yüksek Sağlık Kurulu raporu ile ATK 3. İhtisas Kurulu arasındaki çelişkiyi giderecek nitelikte Adli Tıp 2. Üst Kurulundan rapor alınmalı ve sonucuna göre bir karar verilmelidir.”

(Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/5160, K. 2024/6367, T. 05.06.2024 — bozma)

Aynı kararın devamında Daire, çelişkiyi gidermek üzere alınan üst kurul raporunun da yetersiz kalabileceğini belirtip ölçütü koyar:

“Bilinememezlik ve varsayıma dayalı Adli Tıp Kurumu raporlarının kabul edilmemesi gerektiği düşünülmeli, kesin yargı içerir Adli Rapor alınmalıdır.”

(Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/5160, K. 2024/6367, T. 05.06.2024 — bozma)

Pratik sonucu şudur: hastalığın mesleki olup olmadığının belirlenemediğini bildiren bir rapor, aleyhinize hüküm kurmak için yeterli görülmemiştir. O dosyada böyle bir rapora dayanılarak kurulan karar, eksik incelemeye dayalı sayılmıştır.

Bu karar, işverenin hastalığın meslek hastalığı olmadığının tespiti istemiyle açtığı bir davada verilmiştir. Yani Kurum tespiti yalnız sigortalı tarafından değil, işveren tarafından da dava konusu yapılabilir; sigortalının lehine görünen bir Kurum kararı, karşı tarafın açacağı davayla tartışmaya açılabilir.

Tespit İçin Neyin Araştırılması Gerekir?

Nedensellik bağı varsayımla kurulamaz. Aynı karar, mahkemenin toplaması gereken maddi zemini sayar:

“Sigortalının hastalık öyküsü alınmalı, ilk defa ne zaman rahatsızlandığı, işyerinde yaptığı iş, temas ettiği maddeler, çalışma ortamı, işyerinde başka benzeri nitelikte hastalığı olan çalışanlar olup olmadığı belirlenmeli, bu şekilde hastalık ile meslek arasında illiyet tespit edilmelidir.”

(Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/5160, K. 2024/6367, T. 05.06.2024 — bozma)

Bu listedeki son kalem çoğu zaman atlanır: aynı işyerinde benzer hastalığı olan başka çalışanlar bulunup bulunmadığı. Maruziyeti bireysel bir tesadüften ayıran göstergelerden biridir ve dosyaya ancak talep edilirse girer.

İşten Ayrıldıktan Sonra Ortaya Çıkan Hastalık: Yükümlülük Süresi

Meslek hastalıklarının bir kısmı işten ayrıldıktan yıllar sonra belirti verir. Kanun bu ihtimali kabul eder, ancak kayıtsız kabul etmez — ve “işten ayrıldığınız için hakkınız düşmez” biçimindeki yaygın rahatlatma, bu kaydı görmeden okunursa yanıltıcıdır. Fıkra şudur (5510 sayılı SGK m.14, üçüncü fıkra):

Meslek hastalığı, işten ayrıldıktan sonra meydana çıkmış ve sigortalı olarak çalıştığı işten kaynaklanmış ise, sigortalının bu Kanunla sağlanan haklardan yararlanabilmesi için, eski işinden fiilen ayrılmasıyla hastalığın meydana çıkması arasında bu hastalık için Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikte belirtilen süreden daha uzun bir zamanın geçmemiş olması şarttır. Bu durumdaki kişiler, gerekli belgelerle Kuruma müracaat edebilirler. Herhangi bir meslek hastalığının klinik ve laboratuvar bulgularıyla belirlendiği ve meslek hastalığına yol açan etkenin işyerindeki inceleme sonunda tespit edildiği hallerde, meslek hastalıkları listesindeki yükümlülük süresi aşılmış olsa bile, söz konusu hastalık Kurumun veya ilgilinin başvurusu üzerine Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun onayı ile meslek hastalığı sayılabilir.

Fıkra iki kollu okunur:

Kuralİstisna
Ölçütİşten fiilen ayrılma ile hastalığın ortaya çıkması arasında geçen süreKlinik ve laboratuvar bulgularıyla belirlenme ve etkenin işyeri incelemesiyle tespiti
SüreYönetmelikte o hastalık için belirlenen yükümlülük süresi aşılmamalıdırYükümlülük süresi aşılmış olsa bile hastalık meslek hastalığı sayılabilir
Karar merciiKurumKurumun veya ilgilinin başvurusu üzerine Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun onayı

İstisnanın iki şartı birlikte aranır ve maddenin lafzına göre ikincisi, etkenin işyerindeki inceleme sonunda tespit edilmiş olmasıdır. İşyeri kapanmışsa, süreç değişmişse ya da hiç denetim yapılmamışsa bu ayağın kurulması güçleşir. Süre geçmiş olsa dahi dosyanın kapandığını varsaymayın; istisnanın kendiliğinden işleyeceğini de varsaymayın. Madde başvuru arar.

Yükümlülük süresi tek bir rakam değildir. Maddenin kendisi bir süre koymaz; Kurum tarafından çıkarılacak yönetmeliğe gönderme yapar. Somut hastalığınız için geçerli sürenin o listeden kontrol edilmesi gerekir.

Bildirim Süresi ve Uyuşmazlığın Mercii

Aynı maddenin iki fıkrası daha, tazminat davasından önceki idari aşamayı belirler. Birincisi bildirimdir (5510 sayılı SGK m.14, dördüncü fıkra):

Meslek hastalığının 4 üncü maddenin birinci fıkrasının; a) (a) bendi ile 5 inci madde kapsamında bulunan sigortalılar bakımından, sigortalının meslek hastalığına tutulduğunu öğrenen veya bu durum kendisine bildirilen işveren tarafından, b) (b) bendi kapsamındaki sigortalı bakımından ise kendisi tarafından, bu durumun öğrenildiği günden başlayarak üç işgünü içinde, iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesi ile Kuruma bildirilmesi zorunludur. Bu yükümlülüğü yerine getirmeyen veya yazılı olarak bildirilen hususları kasten eksik ya da yanlış bildiren işverene veya 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamındaki sigortalıya, Kurumca bu durum için yapılmış bulunan masraflar ile ödenmişse geçici iş göremezlik ödenekleri rücû edilir.

Sürenin başlangıcı iş kazasındakinden farklıdır: kaza tarihi değil, öğrenme tarihi. Meslek hastalığında tek bir olay anı zaten yoktur; hizmet akdiyle çalışanlar bakımından süre, işverenin durumu öğrendiği veya kendisine bildirildiği günden işler. Bildirim rejiminin ayrıntısı ve 6331 sayılı Kanundan doğan idari para cezası boyutu için iş kazası bildirimi yazımıza bakabilirsiniz.

İkincisi, hastalığın listede yer almaması hâlinde uyuşmazlığın nereye gideceğidir (aynı maddenin son fıkrası):

Hangi hallerin meslek hastalığı sayılacağı, iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesinin şekli ve içeriği, verilme usûlü ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usûl ve esaslar, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikte düzenlenir. Yönetmelikte belirlenmiş hastalıklar dışında herhangi bir hastalığın meslek hastalığı sayılıp sayılmaması hususunda çıkabilecek uyuşmazlıklar, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır.

Fıkra iki şeyi birden söyler. Meslek hastalıkları listelidir ve liste kanunla değil yönetmelikle kurulur; listede olmayan bir hastalığın meslek hastalığı sayılıp sayılmayacağı ise Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun karar alanındadır. Listede olmayan bir rahatsızlıkta izlenecek yol bu nedenle baştan farklıdır.

İşverenin Sorumluluğu Kusura Bağlıdır

Tazminat davasının belirleyici ekseni budur. Yargıtay, sorumluluğun ve tazminat miktarının nasıl belirleneceğini açıkça ortaya koyar:

İşverenin, tazminattan sorumlu tutulması giderek, tazminat miktarının belirlenmesinde; meslek hastalığının tespit tarihinde yürürlükte bulunan İş Kanunun 77. ve iş sağlığı ve güvenliği yönetmeliğinin öngördüğü önlemlerin işyerinde olup olmadığının saptanması ile mümkündür. Bu yön ise, başka bir anlatımla, işverenin kusurlu olup olmadığı, varsa kusur oranı, uzman bilirkişiler tarafından düzenlenecek kusur raporu ile tespit edileceği yönü tartışmasızdır.

(Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2014/25776, K. 2015/1638, T. 29.01.2015 — bozma)

Karardan çıkan iki kural nettir. Birincisi, işverenin sorumluluğu iş sağlığı ve güvenliği mevzuatının öngördüğü önlemlerin işyerinde bulunup bulunmadığına bağlanır. İkincisi, kusur ve oranı uzman bilirkişi raporuyla belirlenir; aynı kararın devamında Yargıtay, tarafların kaçınılmazlık yönündeki beyanlarının bilirkişi yerine geçirilmesini bozma sebebi saymıştır.

Pratik sonucu şudur: dosyanın kaderini büyük ölçüde kusur raporu belirler. Rapora itiraz hakkının zamanında ve gerekçeli kullanılması, davanın en kritik anıdır.

Kaçınılmazlık kavramının dayanağı da içtihat değil, kanunun kendisidir. Rücû ilişkisini düzenleyen hüküm, son cümlesinde bunu açıkça söyler (5510 sayılı SGK m.21, birinci fıkra):

MADDE 21- İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir. İşverenin sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır.

Bu fıkra doğrudan sizin tazminat davanızı değil, Kurumun işverene açtığı rücû davasını düzenler. Yine de iki nedenle önemlidir: kaçınılmazlık ilkesinin kanunî dayanağı burasıdır ve rücû dosyasında belirlenen kusur oranları çoğu zaman aynı olguya ilişkin tazminat dosyasıyla karşılaştırılır. Kaçınılmazlığın tazminat davasındaki genel etkisi için iş kazası tazminat davası yazımızdaki ayrı bölüme bakabilirsiniz.

Yeraltı Maden İşlerinde Kaçınılmazlık Payı: 32 Yıl Formülü

Kaçınılmazlık payı her dosyada bilirkişinin serbest takdirine bırakılmış bir yüzde değildir. Yargıtay, en azından bir çalışan grubu bakımından yerleşik bir hesap yöntemine atıf yapar:

“Kusur incelemesi yapılırken, meslek hastalığının bu özelliği dikkate alınarak ve öteden beri uygulanan şekliyle yeraltı maden işyerlerinde çalışan sigortalılar bakımından 32 yıl formülü esas alınmak suretiyle belirleme yapılmaktadır.”

(Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2018/2830, K. 2019/9362, T. 02.12.2019 — bozma)

Aynı kararda, bu yöntemi gözetmeyen kusur raporu denetime elverişsiz sayılmış ve hüküm bozulmuştur.

Bu ölçüt kararın kendi ifadesiyle yeraltı maden işyerlerinde çalışan sigortalılara ilişkindir; her meslek hastalığı dosyasında uygulanan genel bir formül olarak okunmamalıdır. Öte yandan gösterdiği şey geneldir: kusur raporunda kaçınılmazlık payı gerekçesiz bir yüzde olarak yazılmışsa, rapora itiraz için somut bir dayanağınız olabilir.

Karar bir rücû davasında verilmiştir (Kurumun işverene açtığı dava). Kusur ve kaçınılmazlık belirlemesine ilişkin bu ölçütün, aynı olaya dayanan tazminat davasında hangi ölçüde bağlayıcı olacağı ayrı bir usul sorunudur ve dosyanın kendi şartlarına göre değerlendirilir.

Hangi Tarihteki Mevzuat Uygulanır?

Yukarıdaki karar, önlem yükümlülüğünü “meslek hastalığının tespit tarihinde yürürlükte bulunan” mevzuata bağlar ve o dönemin kaynağı olan İş Kanunu’nun 77. maddesine atıf yapar. Bu madde bugün yürürlükte değildir; iş sağlığı ve güvenliği yükümlülükleri 6331 sayılı Kanun’a taşınmıştır.

Bu ayrım meslek hastalığı davalarında özellikle önemlidir: hastalık yıllara yayılan bir maruziyetle geliştiğinden, maruziyet dönemi ile tespit tarihi farklı mevzuat dönemlerine düşebilir. Bugün geçerli temel yükümlülük hükmü şudur (6331 sayılı İSGK m.4):

İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede; a) Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dâhil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar.

Somut dosyada hangi dönemin hangi mevzuata tabi olduğu ayrıca belirlenmelidir; güncel metni geçmiş maruziyete doğrudan uygulamak sık rastlanan bir hatadır.

Faiz Bakımından İkinci Bir Tarih Sorunu: 31 Temmuz 2026

Aynı sorun faiz kaleminde de karşımıza çıkar ve 31.07.2026’dan itibaren daha keskin hâle gelmiştir. O tarihte TBK m.55’e eklenen fıkra, faizi tek bir başlangıç tarihine bağlamaktan vazgeçip hesabın dönemlerine göre ikiye ayırmıştır. Hüküm meslek hastalığını doğrudan kapsar, çünkü konusu *“çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar”*dır:

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.55 — 7589 sayılı Kanun ile eklenen fıkra

“Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ile ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar nedeniyle, zarar görenin veya destekte bulunan kişinin kazancının bilindiği döneme ilişkin hesaplanan tazminat miktarının toplamına haksız fiil veya zarar doğuran olayın meydana geldiği tarihten; zarar görenin veya destekte bulunan kişinin kazancının bilinemediği döneme ilişkin hesaplanan tazminat miktarının toplamına ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz işletilir.”

(6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.55 — Ek fıkra: 7589 sayılı Kanun m.18)

Değişikliğin hangi dosyalara uygulanacağı ayrı bir geçiş hükmüne bağlanmıştır:

7589 sayılı Kanun geçici m.1 — dokuzuncu fıkra

“Bu maddeyi ihdas eden Kanunla 6098 sayılı Kanunun 55 inci maddesinde yapılan değişiklik, söz konusu değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten sonra meydana gelen haksız fiiller veya zarar doğuran olaylar hakkında uygulanır. Bu değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce meydana gelen haksız fiiller veya zarar doğuran olaylar bakımından maddenin değişiklikten önceki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.”

(7589 sayılı Kanun geçici m.1/9)

Geçiş hükmünün ölçütü zarar doğuran olayın meydana geldiği tarihtir. Meslek hastalığında bu tarihin ne olduğu (maruziyetin başladığı an mı, sona erdiği an mı, yoksa hastalığın tespit edildiği tarih mi) kendiliğinden açık değildir; yukarıda uygulanacak mevzuat bakımından anlatılan aynı belirsizlik burada da işler. Bu noktada henüz yerleşmiş bir uygulama bulunmadığından, dosyada hangi rejimin işlediği ayrıca tartışılması gereken bir konudur ve kendiliğinden yeni rejime tabi sayılmamalıdır.

İş Kazası ile Farkı

Ölçütİş kazasıMeslek hastalığı
Ortaya çıkışAni, dıştan gelen olayZamana yayılan maruziyet
NedensellikGenellikle doğrudan görünürTıbbi-teknik inceleme gerektirir
TespitOlay ve tutanaklarlaKurum Sağlık Kurulu kararıyla (5510 m.14)
İşten ayrılma sonrasıKural olarak söz konusu değilKanun ayrıca düzenler; yükümlülük süresi şartı işler (m.14/3)
Bildirim süresinin başlangıcıKaza tarihi (m.13)Öğrenme tarihi (m.14/4)
ListelilikSöz konusu değilHastalık yönetmelik listesine göre değerlendirilir (m.14/6)

Bu fark yalnız teorik değildir: meslek hastalığında ispat yükü tıbbi zemine kayar ve dosyanın ağırlık merkezi kusur raporu ile sağlık kurulu kararı olur.

Görevli Mahkeme ve Dava Açma Süresi

Meslek hastalığı dosyası çoğu zaman iki ayrı muhataba karşı yürür: işverene karşı tazminat, Kuruma karşı ise tespit ya da Kurum işlemine itiraz. İş Mahkemeleri Kanunu ikisini de aynı mahkemede toplar, ancak ayrı bentlerle (7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.5):

MADDE 5- (1) İş mahkemeleri; a) 5953 sayılı Kanuna tabi gazeteciler, 854 sayılı Kanuna tabi gemiadamları, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa veya 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına, b) İdari para cezalarına itirazlar ile 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamındaki uyuşmazlıklar hariç olmak üzere Sosyal Güvenlik Kurumu veya Türkiye İş Kurumunun taraf olduğu iş ve sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklara, c) Diğer kanunlarda iş mahkemelerinin görevli olduğu belirtilen uyuşmazlıklara, ilişkin dava ve işlere bakar.

İşverene karşı açılan tazminat davası (a) bendine, Kurumun taraf olduğu tespit ve itiraz davaları ise (b) bendine girer. Fıkranın (b) bendi iki hâli açıkça dışarıda bırakır: idari para cezalarına itirazlar ve 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamındaki uyuşmazlıklar.

Dava şartı arabuluculuk bu davada uygulanmaz ve kanun bunu meslek hastalığını adıyla anarak söyler (7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.3, üçüncü fıkra):

(3) İş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davaları hakkında birinci fıkra hükmü uygulanmaz.

Yani doğrudan dava açılabilir; arabulucuya başvurulmamış olması dava şartı eksikliği sayılmaz. Fıkranın kapsamı geniştir: yalnız tazminat değil, tespit, itiraz ve rücu davaları da istisnanın içindedir. Diğer işçilik alacaklarında arabuluculuk şartının nasıl işlediği için iş kazası tazminat davası yazımıza bakabilirsiniz.

Zamanaşımı Ne Zaman İşlemeye Başlar?

İşverenin sorumluluğu akdî nitelikte sayıldığından on yıllık genel zamanaşımı uygulanır (6098 sayılı TBK m.146); sürenin kendisi ve dayanağı için iş kazası tazminat davası yazımızdaki zamanaşımı bölümüne bakabilirsiniz. Başlangıcı belirleyen kural ise şudur (6098 sayılı TBK m.149):

MADDE 149- Zamanaşımı, alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar. Alacağın muaccel olmasının bir bildirime bağlı olduğu hâllerde, zamanaşımı bu bildirimin yapılabileceği günden işlemeye başlar.

Meslek hastalığına özgü olan soru süre değil, bu muacceliyet anıdır: ortada tek bir kaza günü yoktur ve hastalık çoğu kez ilerler. Yargıtay, zararın sonradan gelişmesi hâlinde başlangıcın nasıl belirleneceğini şöyle ortaya koyar:

“Böyle hâllerde zararın kapsamını belirleyecek husus, gelişmekte olan bu durumdur ve bu gelişme sona ermedikçe zarar henüz tamamen gerçekleşmiş olmayacağı için zamanaşımı süresi bu gelişen durumun durduğunun veya ortadan kalktığının öğrenilmesiyle birlikte işlemeye başlayacaktır.”

(Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/12022, K. 2025/1125, T. 23.01.2025 — bozma)

Bu kararın dayanakları arasında mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu m.125 ve m.128 de görünür. Bunun sebebi, Yargıtay’ın zamanaşımı bölümlerinde yürürlükteki maddeyi tarihsel karşılığıyla birlikte anmasıdır: m.125 bugünkü m.146’nın, m.128 ise bugünkü m.149’un karşılığıdır. Karar 2025 tarihlidir ve uyguladığı metin yürürlükteki 6098 sayılı Kanundur; yukarıya alınan cümle de mülga metnin değil, gelişen zarar ölçütünün ifadesidir.

Bunun meslek hastalığındaki pratik karşılığı şudur: ilerleyen bir hastalıkta zararın kapsamı, gelişme durmadan tam olarak bilinemez. Bu nedenle sürekli iş göremezlik oranının belirlendiği aşama, dosyanın zamanaşımı tartışmasında merkezî bir yer tutar. Somut dosyada hangi anın esas alınacağı olgusal bir değerlendirme gerektirir; süreyi kendiliğinden işlemeye başlamış saymak da, işlememiş saymak da doğru değildir.

Adım Adım Ne Yapmalısınız?

  1. Sağlık kuruluşuna başvurun ve şikâyetlerinizin işle ilişkisini hekime açıkça aktarın.
  2. Kuruma başvurarak meslek hastalığı tespiti sürecini başlatın (5510 m.14).
  3. İşten ayrılmışsanız yükümlülük süresini kontrol edin (m.14/3). Süre aşılmışsa maddedeki istisna için ayrıca başvuru gerekir.
  4. Maruziyet kanıtlarını toplayın: çalışma süresi, görev tanımı, ortam ölçümleri, kullanılan malzemeler; aynı işyerinde benzer hastalığı olan çalışan bulunup bulunmadığını da araştırın.
  5. Sürekli iş göremezlik oranını öğrenin — maddi tazminat hesabının çekirdeğidir.
  6. Raporlar çelişiyorsa çelişkinin giderilmesini isteyin; belirlenemedi diyen bir raporu kesin sonuç saymayın.
  7. Kusur raporuna hazırlanın: işyerinde alınmış/alınmamış önlemleri belgeleyin; kaçınılmazlık payının nasıl hesaplandığını sorun.
  8. Talep kalemlerini ayrı ayrı kurun: maddi, manevi; ölüm hâlinde destekten yoksun kalma.
  9. Kurumca bağlanan gelirin denkleştirmeye etkisini hesaba katın.

Sık Yapılan Hatalar

  • İşvereni kusursuz sorumlu sanmak. Sorumluluk kusura bağlıdır; kusur bilirkişiyle belirlenir.
  • Kurum tespiti olmadan doğrudan tazminata odaklanmak. Meslek hastalığının varlığı kanunen Kurum Sağlık Kurulu tespitine bağlanmıştır.
  • Kusur raporuna itiraz etmemek. Rapor dosyanın kaderini belirler; itiraz gerekçeli ve süresinde olmalıdır.
  • Güncel mevzuatı geçmiş maruziyete uygulamak. Yükümlülük, ilgili dönemde yürürlükteki metne göre değerlendirilir.
  • İşten ayrıldığı için hakkının düştüğünü sanmak — ya da hiçbir sürenin işlemediğini sanmak. 5510 m.14/3 bu ihtimali ayrıca düzenler, ancak yükümlülük süresi şartına bağlar; süre aşılmışsa da hastalık, maddedeki iki şart birlikte gerçekleşirse Yüksek Sağlık Kurulunun onayı ile meslek hastalığı sayılabilir. İki kolu da kontrol edin.
  • “Belirlenemedi” diyen Adli Tıp raporunu kesin sonuç saymak. Yargıtay, bilinememezliğe ve varsayıma dayalı raporun kabul edilmemesi gerektiğini belirtmiştir.
  • Kaçınılmazlık payını sorgulamamak. Kusur raporunda kaçınılmazlık gerekçesiz bir yüzde olarak yazılmışsa, itiraz için somut bir dayanağınız olabilir.
  • SGK gelirini hesaba katmamak. Bağlanan gelirin rücu edilebilir bölümü denkleştirmede dikkate alınır.

İş kazası ekseni için iş kazası tazminat davası ve iş kazası bildirimi, iş göremezlik belgesi için iş göremezlik raporu yazılarımıza bakabilirsiniz.

Özet

  • Meslek hastalığı, işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden doğan hastalıktır (5510 m.14).
  • Varlığı Kurum Sağlık Kurulu tespitine bağlanmıştır (m.14/2); iş kazasından farkı buradan doğar. Listede olmayan hastalıklarda uyuşmazlığı Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu karara bağlar (m.14/6).
  • Kurum raporu ile Adli Tıp raporu çelişirse çelişki Adli Tıp 2. Üst Kurulu ile giderilir; bilinememezliğe ve varsayıma dayalı rapor kabul edilmemelidir (10. HD, E. 2024/5160, K. 2024/6367).
  • İşten ayrıldıktan sonra çıkan hastalıkta yükümlülük süresi şartı işler; süre aşılsa bile maddedeki iki şart birlikte gerçekleşirse hastalık Yüksek Sağlık Kurulu onayı ile meslek hastalığı sayılabilir (m.14/3).
  • Bildirim süresi üç işgünüdür ve öğrenme tarihinden işler; ihlâlin yaptırımı Kurumun rücû hakkıdır (m.14/4).
  • İşverenin sorumluluğu kusurludur; kusur ve oranı uzman bilirkişi raporuyla belirlenir (21. HD, E. 2014/25776, K. 2015/1638). Kaçınılmazlık ilkesinin kanunî dayanağı 5510 m.21/1’dir; yeraltı maden işlerinde Yargıtay 32 yıl formülünü esas alır (10. HD, E. 2018/2830, K. 2019/9362).
  • Önlem yükümlülüğü hastalığın tespit tarihinde yürürlükteki mevzuata göre değerlendirilir; bugünkü kaynak 6331 m.4’tür.
  • Görev iş mahkemesindedir; işverene karşı dava 7036 m.5/1-a, Kurumun taraf olduğu uyuşmazlıklar m.5/1-b kapsamındadır. Dava şartı arabuluculuk uygulanmaz (7036 m.3/3).
  • Zamanaşımı on yıldır; meslek hastalığında tartışma süreden çok başlangıç anı üzerindedir; gelişen zararda süre, gelişmenin durduğunun öğrenilmesiyle işlemeye başlar (10. HD, E. 2024/12022, K. 2025/1125).
  • Kurumca bağlanan gelirin rücu edilebilir bölümü tazminat hesabında denkleştirilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Meslek hastalığı nedir?

5510 sayılı Kanun m.14'e göre meslek hastalığı, sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple ya da işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal engellilik hâlleridir. Belirleyici olan hastalığın işle nedensellik bağıdır.

Meslek hastalığı nasıl tespit edilir?

Tespit yetkisi Kurumdadır. 5510 sayılı Kanun m.14/2, yetkilendirilen sağlık hizmet sunucularınca düzenlenen sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbi belgelerin, gerekli görülürse işyeri çalışma şartlarına ilişkin denetim raporlarının incelenmesi sonucu Kurum Sağlık Kurulu tarafından tespit edilmesini zorunlu tutar.

Meslek hastalığı tazminat davası açmak için önce SGK tespiti şart mı?

Meslek hastalığının varlığı 5510 sayılı Kanun m.14/2 uyarınca Kurum Sağlık Kurulu tespitine bağlandığından, tazminat davasında bu tespit belirleyici bir dayanaktır. Tespit yoksa öncelikle bunun sağlanması ya da dava içinde hastalığın işle nedensellik bağının ortaya konması gerekir.

İşveren her meslek hastalığından sorumlu mudur?

Hayır. Sorumluluk kusura bağlıdır ve 5510 sayılı Kanun m.21/1, işverenin sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesinin dikkate alınacağını belirtir. Yargıtay, işverenin tazminattan sorumlu tutulmasının ve tazminat miktarının belirlenmesinin, ilgili dönemde yürürlükteki iş sağlığı ve güvenliği mevzuatının öngördüğü önlemlerin işyerinde bulunup bulunmadığının saptanmasıyla mümkün olduğunu belirtir.

Kusur oranı nasıl belirlenir?

Uzman bilirkişilerce düzenlenecek kusur raporuyla; kaçınılmazlık payı bakımından ölçüt 5510 sayılı Kanun m.21/1'dir. Yargıtay, bunun hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgiyle çözülemeyecek, özel ve teknik bilgi gerektiren bir konu olduğunu; tarafların beyanının bilirkişi yerine geçirilemeyeceğini vurgular.

İş kazası ile meslek hastalığı arasındaki fark nedir?

İş kazası 5510 sayılı Kanun m.13'te tanımlanır ve ani, dıştan gelen bir olayla ortaya çıkar; meslek hastalığı ise işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden zamana yayılarak gelişir. Bu fark, tespit yöntemini ve nedensellik bağının ispatını doğrudan etkiler.

İşten ayrıldıktan sonra ortaya çıkan hastalık meslek hastalığı sayılır mı?

5510 sayılı Kanun m.14/3 bu ihtimali ayrıca düzenler, ancak bir şarta bağlar: eski işten fiilen ayrılma ile hastalığın ortaya çıkması arasında, o hastalık için yönetmelikte belirtilen yükümlülük süresinden daha uzun bir zaman geçmemiş olmalıdır. Aynı fıkra bir de istisna taşır: hastalık klinik ve laboratuvar bulgularıyla belirlenmiş ve etken işyerindeki inceleme sonunda tespit edilmişse, yükümlülük süresi aşılmış olsa bile hastalık, Kurumun veya ilgilinin başvurusu üzerine Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun onayı ile meslek hastalığı sayılabilir.

Yükümlülük süresi nedir, kaç yıldır?

Yükümlülük süresi, sigortalının hastalığa sebep olan işten fiilen ayrıldığı tarih ile hastalığın ortaya çıktığı tarih arasında geçmesine izin verilen süredir. Tek bir rakam değildir; 5510 sayılı Kanun m.14/3 süreyi kendisi belirlemez, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmeliğe gönderme yapar. Süre her hastalık için ayrı belirlendiğinden somut hastalık bakımından listeden kontrol edilmelidir.

Kurum raporu ile Adli Tıp raporu çelişirse ne olur?

Tespit usulünü düzenleyen 5510 sayılı Kanun m.14/2 raporlar arasındaki çelişkinin nasıl giderileceğini söylemez; ölçütü içtihat koyar. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, keşif üzerine alınan bilirkişi raporu ve dosyadaki tüm belgelerle birlikte Yüksek Sağlık Kurulu raporu ile Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu arasındaki çelişkiyi giderecek nitelikte Adli Tıp 2. Üst Kurulundan rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir (E. 2024/5160, K. 2024/6367).

Adli Tıp raporu hastalığın mesleki olup olmadığı belirlenemedi diyorsa dava kaybedilir mi?

Böyle bir rapor tek başına belirleyici sayılmamıştır. 5510 sayılı Kanun m.14/2 tespiti Kurum Sağlık Kuruluna bırakır; yargılamada bu tespitin denetimi ise kesin sonuç veren rapora dayanmalıdır. Aynı kararda Yargıtay, bilinememezliğe ve varsayıma dayalı Adli Tıp Kurumu raporlarının kabul edilmemesi gerektiğini ve kesin yargı içerir adli rapor alınmasını belirtmiş, bu tür bir rapora dayanılarak kurulan hükmü eksik incelemeye dayalı bularak bozmuştur.

İşveren, meslek hastalığı kararına karşı dava açabilir mi?

Evet. Sosyal Güvenlik Kurumunun taraf olduğu bu tür uyuşmazlıklar 7036 sayılı Kanun m.5/1-b uyarınca iş mahkemesinde görülür. Yukarıda anılan karar, işverenin hastalığın meslek hastalığı olmadığının tespiti istemiyle açtığı bir davada verilmiştir. Kurum tespiti yalnız sigortalı tarafından değil, işveren tarafından da dava konusu yapılabilmektedir.

Hastalığım meslek hastalıkları listesinde yoksa ne olur?

5510 sayılı Kanun m.14/6, hangi hâllerin meslek hastalığı sayılacağının Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikte düzenleneceğini belirtir. Yönetmelikte belirlenmiş hastalıklar dışında herhangi bir hastalığın meslek hastalığı sayılıp sayılmaması hususunda çıkabilecek uyuşmazlıklar ise Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır.

Kaçınılmazlık payı nasıl belirlenir?

Kaçınılmazlık ilkesinin kanunî dayanağı 5510 sayılı Kanun m.21/1'in son cümlesidir. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, yeraltı maden işyerlerinde çalışan sigortalılar bakımından kusur incelemesinde 32 yıl formülünün esas alındığını belirtmiş ve bu yöntemi gözetmeyen kusur raporunu denetime elverişsiz bularak hükmü bozmuştur (E. 2018/2830, K. 2019/9362). Bu ölçüt kararın kendi ifadesiyle yeraltı maden işyerlerine ilişkindir.

Meslek hastalığı davasında zamanaşımı ne zaman işlemeye başlar?

Sorumluluk akdî nitelikte sayıldığından 6098 sayılı Kanun m.146'daki on yıllık genel zamanaşımı uygulanır. Başlangıç ise 6098 sayılı Kanun m.149'a göre alacağın muaccel olmasına bağlıdır. Meslek hastalığında asıl güçlük buradadır: tek bir kaza günü yoktur ve hastalık ilerleyebilir. Zararın kapsamı gelişme sürerken tam olarak bilinemeyeceğinden, sürekli iş göremezlik oranının belirlendiği aşama zamanaşımı tartışmasında merkezî yer tutar. Somut dosyada hangi anın esas alınacağı olgusal bir değerlendirme gerektirir; yazının Görevli Mahkeme ve Dava Açma Süresi bölümüne bakınız.

Hangi tazminatlar istenebilir?

Sürekli iş göremezlik nedeniyle maddi tazminat ile duyulan elem ve üzüntü nedeniyle manevi tazminat istenebilir. Ölüm hâlinde destekten yoksun kalma tazminatı gündeme gelir. Talepler ayrı kalemler olduğundan dilekçede açıkça gösterilmelidir.

SGK'nın bağladığı gelir tazminattan düşülür mü?

Kurumca bağlanan gelirin rücu edilebilir bölümü hesapta dikkate alınır; rücû ilişkisinin dayanağı 5510 sayılı Kanun m.21'dir. Bu denkleştirme, aynı zararın iki kez tazmin edilmesini önler. Hesabın nasıl yapılacağı teknik bir konudur ve bilirkişi raporuyla belirlenir.

Meslek hastalığı bildirimi ne zaman yapılır?

5510 sayılı Kanun m.14/4, bildirimin durumun öğrenildiği günden başlayarak üç işgünü içinde iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesi ile Kuruma yapılmasını zorunlu kılar. Başlangıç kaza tarihi değil öğrenme tarihidir. Hizmet akdiyle çalışanlarda bildirimi işveren, kendi adına bağımsız çalışanlarda sigortalının kendisi yapar. Yükümlülüğü yerine getirmeyen veya kasten eksik ya da yanlış bildiren kişiye, Kurumca yapılmış masraflar ile ödenmişse geçici iş göremezlik ödenekleri rücû edilir.

Meslek hastalığı davasında arabulucuya başvurmak zorunlu mu?

Hayır. 7036 sayılı Kanun m.3/3, iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davaları hakkında dava şartı arabuluculuk hükmünün uygulanmayacağını açıkça belirtir. Bu davalar doğrudan açılabilir.

Meslek hastalığı davasında görevli mahkeme hangisidir?

İş mahkemesidir. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.5/1-a, işçi ile işveren arasında iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlığını iş mahkemesine bırakır. Sosyal Güvenlik Kurumunun taraf olduğu tespit ve itiraz davaları ise aynı maddenin m.5/1-b bendine girer; bu bent, idari para cezalarına itirazları ve 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamındaki uyuşmazlıkları açıkça kapsam dışında bırakır.

İşveren hangi mevzuata göre önlem almakla yükümlüdür?

Bugün temel kaynak 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'dur. Kanun m.4, işvereni çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü kılar ve mesleki risklerin önlenmesi dâhil her türlü tedbirin alınmasını öngörür.

Yazar

Av. Halit Süha Bahçeci

Kurucu Avukat

TBB Sicil No: 196866

LinkedIn

Kıdem ve ihbar tazminatı, fazla mesai alacakları ve işe iade uyuşmazlıklarında arabuluculuk ve dava süreçlerini yürütür.

Yayın Politikası

İlgili çalışma alanı: İş Hukuku

← Tüm makaleler
AraWhatsApp